KAZAK AYDINLARI

Türk Dünyasının Aydınlatılmasında

Kazak Aydınlarının Üstlendiği Görev

—————————————————

Kazak  Türklerinin   , Rus egemenliği altında  milli ve bağımsız bir devlet yönetiminin olmayışı ,  bozkırlarda konar – göçer yaşam sürmeleri ve şehirleşme oranının az olması  sadece siyasi alanda değil, bilim  , ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da dünyadaki gelişmeleri takip edememesine ve böylece bu alanlarda  geri kalmasına yol açtı.

Bundan dolayı ilk Kazak aydınlanma hareketinin öncüleri halkın eğitimine öncelik   vermişlerdir.

Kazak bozkırlarında ortaya çıkan milli  uyanışa, millileşme çabalarına ve kurtuluş mücadelesine kuvvet veren aydın, yazar ve şairler arasında Magcan Cumabayev (1893-1938), Sultan Mahmut Toraygır (1893-1920), Jüsipbek Aymavıt (1889-1931) ve Şahkerim Kudayberdi  gibi kişilerin de Kazaklar nezdinde önemli bir yeri vardır.

Kazak topraklarında egemenliği  elinde tutan Çarlık Rusya’nın 1917 de yıkılması ve  ülkede devrim hareketlerinin başlamasıyla Kazak aydınlarının siyasi hareketlere  yoğunlaştığını  görmekteyiz.

Bundan dolayı 19. yüzyılda başlayan Kazak aydınlanma hareketini kategorize / gruplandırma   yaparken ;

1-  İlk döneme Eğitimci aydınlar.

2-  ikinci döneme Siyasi aydınlar olarak isim verilebilir.

3 – Sovyet dönemi.

4 – Bağımsızlık dönemi aydınları olarak sınıflayabiliriz.

————————————-

1 – Eğitimci aydınlar dönemi

(1850  / 1905)

————————————–

Bu dönem Kazak aydınlanmasında  ilk isim olan  Çokan  Velihanov’un  ilk eserlerini vermeye başladığı 1850’lili  yılları başlangıç alarak 1850’den Çarlık Rusya’da  basın , yayın ve fikir / düşünce özgürlüklerine olanak  tanıdığı 1905 Devrimi’ne kadar olan dönemi kapsar.

Bu dönem aydınlarının en büyük özelliği Çarlık Rusya rejimi altında modern / çağdaş  bilim ve eğitimden  yoksun, karanlık bir devir geçirmekte olan Kazak halkının uyanışı ve gelişmesinin tek yolunu  EĞİTİM  olduğunu düşünmesidir.

Rus eğitim kurumlarında veya kendi çabaları ile Rusça öğrenen bu aydınlar Kazak  geleneksel  hayat görüşü ile Batı’nın modern / çağdaş düşüncelerini birleştirmeye çalışmışlardır.

————————-

 Çokan  Velihanov

(1835 / 1865)

————————-

Kazak tarihinin babası .

Kazak tarihçisi, etnograf / Budun bilimci ve folklor araştırmacısı.

Bugünkü Kazakistan’ın Kostanay vilayeti  Sarıköl  ilçesine  bağlı  Küntiymes kışlağında doğdu.

Asıl adı Muhammed  Hanefiye’dir. Annesi oğlunu Çokan / Şokan  adıyla çağırdığından kendisi de bu adı benimsemiş ve bu adla tanınmıştır.

Kazak asillerinden olan babası, Orta Cüz / Jüz  Kazakları’nın son Han’ı Veli Han’ın oğlu, döneminde Amankarağay vilayetinin Ağa Sultan unvanına sahip Kazak yöneticisi Şıngıs  / Cengiz Velihanov’dur (ö. 1895).

Kazakların 18. yüzyılda hüküm sürmüş en önemli  Han’larından Abılay Han’ın (1711-1781) oğlu Veli Han’ın torunudur.

İlk eğitimini köy mektebinde alan Çokan, Omsk şehrindeki Sibirya Askeri Akademisini bitirdi. ( 1847 / 1853 )  Çok iyi Rusça biliyordu ve kültürlü, görgülü genç bir entelektüel niteliğine sahip olmuştu.

Rus ordusunda coğrafyacı  ve doğu antropoloğu / İnsan bilimci olarak görev yapan  Çokan’ın  eserleri bugün  bile  Orta Asya’sının tetkiki / incelenip , araştırılması   için önemli birer kaynaktır.

Prof. Dr. Bolat Kömekov ( Kıpçak Türk’ü . Tarih bilimleri doktoru ), Velihanov’un dünya ölçüsünde bilim alanında katkılar sağlayan ilk Kazak alimi / bilgini  olduğuna işaret ederek, onun geride bıraktığı kültür mirasının Kazakistan, Kırgızistan, Güney Sibirya ve Doğu Türkistan’ın tarihi, etnografyası / Betim – Budun bilimi , kültürü, ekonomisi ve fiziki coğrafya alanlarında  değerli bilgiler verdiğini söyler. 

Velihanov 13. yüzyılda Kaşgar’a seyahat etmiş olan Marko Polo’dan sonra Orta Asya’nın araştırılmamış bölgelerini Avrupa bilim alemine tanıtan ve geniş çaplı bilimsel eserler veren bir bilgindir.

Rus ilim adamları ve aydınlarıyla tanışmış ve bilhassa Dostoyevsky, Murov, Potanin  ve Semenyenov gibi dönemin önde gelen Rus bilim adamı ve edebiyatçıları ile yakın dostluk içinde olmuştur.

1856  da Manas destanını ilk defa kayıt alan ve Rusça’ya tercüme eden / çevirisi yapan  Velihanov  eğitim alanında Kazak bozkırlarındaki iptidai / ilkel  mekteplerin / okulların  yerine modern Rus – Kazak okullarının gerekli olduğunu düşünüyordu.

Kazakların kültürel gelişmelerde muhtemelen / umulur ki – beklenir ki  Batıya yetişebileceğini, bunun için Rusya ve Batı’nın bilim ve teknik alandaki tecrübelerinden / deneyimlerinden istifade edilmesi / yararlanılması  gerektiğini savunuyordu.

Çokan’a  göre Kazaklar ancak, bu şekilde modern / çağdaş dünyayı yakalayabileceklerdi.

———————————–

Ibıray (İbrahim) Altınsarin

( 1841 / 17. 7. 1889 )

———————————-

Eğitimci, dilbilimci, yazar. Çağdaş Kazak edebiyatının kurucusu olarak tanınır.1841 yılında Kazakistan’ın Torgay  bölgesi  Nikoloyevsk  ilçesi  Arakaragay kasabasında doğdu.

Babası köy imamıydı. Üç yaşında yetim kaldı. Dedesi Balkoja  Janbırşin tarafından büyütüldü.

Kazak tarihini, dilini, edebiyatını ve halk kültürünü araştırıp bu yönde yeni malzemeler topladı.

Eğitimci ve ilk Kazak ders kitaplarının yazarı Altınsarin Orenburg’da yaşayan ve bir Kazak gramerini / dil bilgisini derleyen Rus pedagogu / eğitimcisi  Nikolay İvanoviç İlminskiy /  İlminsky ile tanıştı ve hayatı boyunca dost kaldı. Kazaklar arasında Arap harflerinin yerine Kril harflerinin yerleştirilmesine çalışan İlminsky Altınsarin  üzerinde kuvvetli bir tesir yarattı.

İlminsky’in etkisi altında Altınsarin sözlü Kazak edebi dilinin teorik ve pratik gelişmesi üzerinde çalışmaya başladı. İlk Kazak yazılı nesrini oluşturdu ve Rus klasiklerini Kazakçaya çevirdi.

Çarlık Rusyası’ndaki Türkler arasında misyonerlik faaliyetlere desteği ile bilinen İlminski’ye yakın bir kişi olduğu halde Altınsarin Kazaklar arasında misyonerlik faaliyetleri yapılmasına karşı çıktı.

Zeki Velidi Togan’ın “ Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi ” kitabında belirttiğine göre, Altınsarin 1889 yılında İlminski’ye yazdığı mektubunda Bezsonov adlı bir Rus öğretmeni şu sözlerle şikayet ediyordu / yakınıyordu: 

“O çıldırdı. Kazak çocuklarına Hıristiyanlık öğretiyor. Böyle olursa bizim medeniyet ve kültür sahasındaki çalışmalarımız boşa gidecek. Millet okullardan kaçmaya başlayacak.”

Altınsarin misyonerlik çalışmalarına karşı olduğunu belirtmekle kalmadı, aynı zamanda ilk Kazakça ilmihali de kaleme aldı.

( İlmihal : İslam dininin kurallarını öğrenmek için yazılmış kitap. )

Kazaklara İslam’ın temel şartlarını öğretmek amacıyla yazdığı “Şeriat-ül İslam Musılmanşılıktın Tutkası ” kitabı 1883 de Kazan’da yayınlandı. İlmihali yazmadaki amacını şöyle ifade ediyordu ;

“…Tatar Türkleri  Kur’an ve hadisin gerekli  olan emirlerini kendi dillerine çevirerek halka anlayacağı kitaplar yayınlayarak din ilmini kendi halkları arasında yaydılar. Fakat bizim Kazak dilinde her okuyanın anlayacağı veya birisi okuduğunda halkın anlayacağı tek bir kitap yoktur.”

—-

1879 yılında Torgay’daki okullara müfettiş / denetleyici  oldu. Bu görev ona istediği okulları açma fırsatı verdi. Torgay ve civarına liseler açtı. Her lise için kütüphane kurdu.

1879 yılında “ Kırgızkaya Hrestomatiya ” adlı eserini yazdı. Kazak Türkçesi dil tarihinde kiril alfabesiyle yazılmış ilk eserdir. Hrestomatiya’nın birinci cildini oluşturan bu eser daha sonra biraz kısaltılıp Arap harfiyle “ Maktubat ” adıyla 1889 yılında Orenburg’da, 1899 yılında Kazak matbaalarında yayınlandı.

Eserin şiir bölümünde “ Vasiyet Ölender /  Öğütlü Şiirler ‘’  kısmında başlık verilmeden birçok şiir yayınlanmıştır. Bunlar eserin bugünkü baskılarında ayrı ayrı  şiirler olarak verilmektedir. Bu şiirler :

“Ey Jigitter / Ey Yigitler ‘’ , “ Ey Dostarım /  Dostlarım ‘’ , “Azğan Eldin Hanları / Azmış Halkın Hanları ‘’ , Araz Bol Kedey Bolsan Urlıkpenen / Yoksul İsen Dost Olma Hırsızlıkla ‘’  adlı şiirlerdir.

—-

Altınsarin’in Kazak nazmına / şiirine  getirdiği yeniliklerden birisi de tabiat / doğa  şiirleri yazmış olmasıdır. “ Jaz / Yaz ‘’ ve “Özen / Irmak ‘’ dır. Bu şiirler çağdaş  Kazak edebiyatının ilk lirik / coşkulu  şiirleridir.

Torgay’ın bütün ilçelerine yatılı kız okulları açtı. Açılan okullar için yeni türde kitaplar yazdı. Kazak çocuk edebiyatının temelini attı.

1883 yılında “ Qazaq  Gazeti ” adıyla ilk günlük Kazak gazetesini çıkardı. 17.7.1889 de yaşama gözlerini yumdu. Kendi evinden çok uzakta olmayan Tobıl ırmağının civarındaki babasının mezarının yanına gömülür.

ESERLERİ

————-

1 – Kazakça Okuma Kitabı

2- Kazaklara Rusçayı Öğretmenin Temel Kuralı.

3- Müslümanlığın Temeli – (İslam’ın Şartları)

4- Orenburg  Bölgesi Kazaklarının Ölen Adamı Gömme ve Ona Yemek Verme Geleneği Üzerine Deneme ve Orenburg Bölgesi Kazaklarının Dünür Olma, Kız Alma ve Düğün Yapma Geleneği Üzerine Deneme.

5- Kazak Gazetesi.

6- Altınsarin’in yazdığı  mektuplar.

—————————–

Abay   Kunanbayoğlu

(1845 / 1904)

—————————–

Düşünür , önder, besteci , şair , eğitimci.

İbrahim  Abay  Kunanbayev, bilge bir egemen olarak, edebiyat ve felsefe /

düşünce  tarihi  açısından, derinlemesine araştırılması gereken değerli bir

kişiliktir. 

Kazaklar’ın büyük şairi Abay İbrahim  Kunanbayuli, 22.8.1845 yılında doğu

Kazakistanda  Semey vilayeti, şimdiki Abay ilçesinin Şıngıstav yakınlarındaki    

Kaskabulak’ta  doğdu.

Kazakların  ARGUN  boyundan gelen  Abay’ın babası Kunanbay Öskenbayoğlu’dur.

Kazak aydınları arasında klasik Doğu eğitimiyle yetişen ve Rus mektebine gitmediği halde Rus dili ve düşünce hayatına vakıf olmasıyla özel bir yere sahip Abay’ın  düşünceleri kendinden sonraki tüm Kazak aydınlarını etkilemiştir.

Onun yazdığı şiirler, Rus şairlerinden yaptığı çeviriler ve nesir yazıları üç şekilde okuyucularına ulaşmıştır: Matbu / basılı eser olarak, halk arasında ağızdan ağıza yayılarak ve birbirinden kopya edilen elyazmaları.

Kazak yazılı edebiyatının ilk örneklerinden olan Abay’ın şiirleri toplu olarak ilk defa, ölümünden beş yıl sonra, 1909 da kitap olarak yayınlandı. Daha sonra bu kitap, bulunan başka şiirleri eklenerek  tekrar tekrar basılarak günümüze kadar gelmiştir.

Doğu’nun klasik düşünürleri ile liberal Rus aydınlarının fikirlerini özümseyerek bozkırda konar göçer hayat süren Kazak toplumunu ilerlemeye, düşünmeye ve çalışmaya iten orijinal fikirler üreten Abay’ın şiirleri, Bökeyhanov’un gayretleriyle ölümünden sonra 1909 yılında Petersburg’ta yayınlandı.

Abay’ın eserleri günümüzde iki cilt halinde basılmaktadır.

Birinci ciltte onun manzum / şiirsel yazılarıyla çevirileri,

İkinci ciltte ise nesir yazıları yer almaktadır.

Abay’ın 200 civarındaki şiirlerinde ve Rus şairlerinden yaptığı manzum çevirilerde, tabiat, birlik-beraberlik, dürüstlük, bilimin aydınlığı, sevgi, aşk, yardımseverlik, ölüm, yaşam, örf-adetler, tarih ve efsane gibi çeşitli konular ele alınmaktadır.

O şiirlerinde Kazak halkını geri kalmışlıktan ilerlemeye, cahillikten ilim ve bilime, tembellikten çalışmaya ve güzel huy ve ahlak sahibi olmaya öğütlemektedir.

———————————-

Şahkerim  Kudayberdioğlu

(Hüdaverdioğlu)

(1858 / 1931)

———————————-

Şair, yazar, filosof / düşünür , tarihçi ve bestecidir.

Abay’ın  hem yeğeni ve hem de öğrencisidir.

11.7.1858 tarihinde Doğu Kazakistan’ın  Abay  ilçesindeki  Şınısdağ  beldesinde doğdu.

Eğitime ağırlık verdiği, siyasete karışmadığı için eserlerini ikinci dönem aydınları döneminde vermesine rağmen kendisini ilk dönem aydınları arasında ele almayı uygun gördük.

Şahkerim, Abay gibi Rus mektebi görmemiş olmasına rağmen Rus dilini öğrenmiş ve kendi kendisini yetiştirmiştir. Mektebe gitmediğini ancak ilk eğitimini Abay’dan aldığını ve Abay’dan sonra İsmail Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin öğretmeni olduğunu yazar.

“Türk, Kırgız, Kazak ve Hanlar Şeceresi” isimli eserinde büyüyüp aklı ermeye başlayınca Kazaklar arasındaki düşünür ve büyük alim Abay’ın kendisini eğittiğini, şiirlerini okuyarak, nasihatlarını / öğütlerini dinleyerek ilme meylettiğini, Abay 1904 de vefat ettikten sonra ikinci üstadının Tercüman gazetesinin sahibi Gaspıralı olduğunu, onun gazetesini okuyarak çok istifade ettiğini / yararlandığını  söyler.

—-

Şahkerim 1905 de Hacca gittiğinde İstanbul’da kalarak kütüphanelerde çalışır ve bu çalışmalarının sonucunda :

“ Türk, Kırgız, Kazak ve Hanlar Şeceresi / soy ağacı ” isimli eserini yazar.

Bu aynı zamanda küçük bir Genel Türk tarihi kitabıdır.

Eserin sonunda eski devirlerden Kazak Hanlığının sonuna kadar Türk tarihini

“ Kazakların İlk Atası ” isimli manzum şiir halinde de yazmıştır.

Bu şiir şu dörtlükle başlıyor:

Kazakların ilk atası, Batur Türk’tür,

Arap’sın diyen sözlerin hepsi çürüktür,

Filan sahabenin ahfadısınız  diyerek  ( torunları )

Din sömürüsü yapanlarınki ahmaklıktır. ( aklını kullanmamaktır . )

Bu eserinin Kazakların Türk  Ataları hakkında araştırmalarının toplamı olduğunu söyleyen  Şahkerim  Kudayberdioğlu  Kazak aydınları arasında İstanbul kütüphanelerinde çalışan ilk aydın olarak tarihe geçti.

1911 de “ Musılmanşıldıq Şartı ” isimli ilmihal kitabı da yazan Kudayberdioğlu: Amerikalı yazar  Harriet  Beecher  Stowe’un “ Tom Amca’nın Kulübesi ”,

Tolstoy ve Puşkin gibi önemli Rus yazarların kitaplarını Kazakçaya çevirdi.

Fuzuli’nin Leyla ve Mecnun eserini Kazakça olarak şiir diliyle tekrar yazdı.

Türk Birliği’ne taraftar bir Kazak şairidir.

Şair, Stalin’in meşhur “aydın tasfiyesi / temizleme – ortadan kaldırma ” politikası sonucunda “halk düşmanı” ilan edilerek 2.10.1931 tarihinde öldürüldü.

——————————–

2. Siyasi aydınlar dönemi

(1905-1922)

——————————–

Bu dönem 1905 Devrimi’nden Bolşevik Partisi’nin tüm eski Çarlık topraklarında hakimiyet tesis ettiği / egemenlik oluşturduğu  ve Kazak Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1922 yıllar arasındaki siyasi ve kültürel faaliyetleri / etkinliklerini  kapsar.

Bu dönem aydınlarının bazılarının milliyetçi, bazılarının da sosyalist fikirler / düşünceler  taşıdığı görülmektedir.

Rusya’da 1905 İhtilalinden / devriminden sonra fikir / düşünce , basın ve siyasi toplantılar  özgürlükleri  tanındı.

1904 yılına kadar yayın imkanları / olanakları  kısıtlı olan Çarlık Rusya’daki diğer Türk toplulukları gibi Kazaklar arasında da gazete ve dergiler yayınlanmaya başladı.

1905  ihtilaliyle  parlamentonun açılması dolayısıyla siyasi faaliyetlere de izin verilmesiyle Kazak aydınları arasında siyasi akımlar da ortaya çıktı.

İsmail Gaspıralı’nın 1883 yayınlamaya başladığı ‘’ Tercüman gazetesi ‘’ ve 1884 de açtığı usul-i cedit / yeni  usul  okulları Kazaklar arasında da etkili oldu.

Bu dönemde İsmail  Gaspıralı’nın çizgisinden giden  milliyetçi aydınları, Rusya’daki sosyalist akımların etkisinde kalanlar ise sosyalist aydınları oluşturdu.

Bu aydınların bir çoğunun 19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başlarında Ekim Devrimi’ne kadar Rusya’nın Petersburg, Kazan, Orenburg ve Omsk gibi şehirlerde yüksek tahsil / eğitim  yaptıkları görüldü.

—————————

Alihan  Bökeyhanov

(1866-1937 )

—————————

1866 yılında Kazakistan’ın Karkaralı vilayetinde dünyaya gelmiştir. 19. yy. sonları ile 20. yy. başlarındaki önde gelen Kazak aydınları, toplum ve devlet adamları sırasında yer alır.

Bilinçli hayatının tümünü halkın özgürlüğü ve ülkenin bağımsızlığı için harcayan vatan evladı, son nefesi tükenene kadar amacına ulaşma yolunda çok büyük emekler sarf etmiştir.

Alihan Bökeyhanov, çok önemli toplum ve devlet adamı, milli mücadele ve Alaş Harekatı önderi, bağımsız Alaş Orda Hükümeti Başkanı, gazete yazarı, bilim adamı, tercüman, orman bilgini, iktisatçı, hayvancılık alanında bilimsel araştırma çalışmalarını düzenleyici, tarihçi, etnograf olarak Kazak halkının siyasi, sosyal, kültürel ve manevi tarihinde ebedi iz bırakan yüce kişiliktir.

Petersburg’ta Ormancılık Enstitüsü’nde eğitim aldığı dönemde Rusya’da ve Avrupa’da gelişen fikir hareketlerinden etkilenen Alihan  Bökeyhanov Fransız İhtilali / devrimi ile birlikte dünyada medeni / uygar  halklar arasında destek bulan ÖZGÜRLÜK , EŞİTLİK  ve  KARDEŞLİK  gibi değerlerin Rusya’da da olması gerektiğine inandı.

Bu değerler doğrultusunda Çarlık Rusya’dan sonra oluşacak yeni rejimde Kazaklar kendi devletlerini kurabilirdi.  20. yüzyılın başında Kazak aydınlarının lideri konumundaki  Alihan Bökeyhanov’un liderliğinde ALAŞ  ORDA   siyasi hareketi ve partisi ortaya çıktı.

Zeki  Velidi  Togan’ın belirttiği gibi, enerjik, yüksek ahlak ve yüksek ruha sahip Bökeyhanov’un sadece Kazaklar arasında değil, Rusya’nın diğer Müslümanları ve hatta demokrat Ruslar arasında da nüfuz ve itibarı / saygınlığı vardı.

Gençlere büyük değer veren Bökeyhanov , Mustafa Çokay ve Zeki Velidi Togan’ın siyasi görüşlerinin olgunlaşmasında emekler  büyüktür.

1912 de ‘’ TÜRK  ve TATAR  TARİHİ  ‘’ isimli kitabı yayınlanan genç araştırmacı Zeki Velidi’yi takdir dolu bir mektupla evine davet ederek, üç gün misafir etti.

Kitabı hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini bildirerek, eserini genişletmesi tavsiyesinde / önerisinde bulundu. Zeki Velidi, hatıralarında, Rusya Müslümanları ve özellikle Türkistan meselelerine vakıf / sorunlarını bilen – farkında olmasında en büyük desteği  Alimerdan Topçubaşı ile Alihan Bökeyhanov’tan  gördüğünü kadirşinaslıkla / değerbilirlikle belirtmektedir.

Alaş Orda’nın muhtar bir Kazak devleti kurma çalışmalarının Bolşeviklerce güç kullanılarak sona erdirilmesinden sonra, Sovyet Döneminde Bökeyhanov kültürel çalışmalara ağırlık verdi ve S.S.C.B.’nin merkezi basım hanesinin /basım evinin  Kazak bölümünde yazar olarak ilmi ve edebi çalışmalarına devam etti ve bir çok Batı klasiğinin Kazakça çevirisini yaptı.

Gazetecilik faaliyetlerine de devam eden Bökeyhanov, sadece üç sayısı çıkacak olan “ TEMİR KAZIK  ” gazetesini yayınladı.

1927 yılında merkez basım hanedeki / basım evindeki  görevine son verildi.

Pantürkist  / Türkçülük ve Panislamist / İslamcılık düşüncelere sahip olduğu iddiasıyla hapsedilen Bökeyhanov, 1927-37 yılları arasında Petersburg’da hapis yattı. 1937 yılında Sovyet yönetimi tarafından idam edildi.

—————————-

Ahmet  Baytursunov

(1872 – 73  / 1937)

—————————-

Devlet adamı, Kazak dil biliminin kurucusu, eğitimci , yazar , gazeteci , siyasetçi ve şairdir.

28 .1.1872 – 73  tarihinde Kazakistan’da Kostanay ili Cangeldin bölgesi Sarıtübek köyünde doğdu.

1891 de Turgay’da iki sınıflı Rus-Kazak okulunu bitirdi.

1895 de Orenburg’daki dört yıllık öğretmen okulundan mezun oldu.

1909 yılına kadar Aktöbe, Kostanay ve Karkaralı illerinde Rus-Kazak okullarında öğretmenlik, Karkaralı okulunda müdürlük yaptı.

1911 yılında şiirlerinden  oluşan “ MASA ” adındaki şiir kitabını yayınladı.  Kazak  halkının  bağımsızlık  yolunda  vereceği  mücadelenin  edebi  manifestosu / bildirisi  niteliğinde  olan  bu  eser, Mircakıp DULATOV’un yazdığı

“ Uyan  Kazak ” kitabından  sonra Kazakistan’da  en  çok  ses  getiren  eser  oldu.

1921-1925 yıllarında Orenburg’da, 1926-1928 yıllarında Taşkent’teki Kazak Halk Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlikte bulundu.

19. yüzyıl Kazak aydınlanmasının önemli isimlerinden biri olan Ahmet Baytursunov “ KIRK  İBRET /  Ders ” adıyla İvan Krilov’tan  çeviriler  yaptı. Krilov’un manzum hayvan masallarını çok usta bir biçimde Kazakça’ya kazandıran Baytursunov, böylelikle Kazakları çalışmaya, ilme ve bilme önem vermeye teşvik ediyordu / isteklendiriyordu.

19. yüzyılın sonlarında alfabe ile ilgili çalışmalarında Arap alfabesinin Kazakça için yetersiz olduğunu ve Kril alfabesine değiştirilmesi gerektiğini benimseyen İbrahim  Altınsarin’in aksine  Baytursunov , Arap alfabesinin ıslah edilerek / yenilenip  –  iyileştirilerek  Kazak yazı diline uyarlanabileceğini düşünmüştür. 

Gaspıralının Usul-i Savtiya  /  Ses bilgisi  usulü  kuralını uygulayarak Arap harfleri temelinde mükemmel bir Kazak alfabesi de oluşturdu.

Günümüzde Kril harflerinden Latin harflerine geçmeyi planlayan Kazakistan’da dilbilimcilerinin Kazak dilinin latin harflerini tespit / saptama konusunda Kril harflerin etkisinde kalarak yanlışlıklar yaptığını görüyoruz.

Kazak dilinin latin harfleri temelinde alfabesinin hazırlanmasında Baytursunov’un Arap harfli sistemini temel alınmasının daha sağlıklı olabilir  aksi halde Kril harflerinin Rus diline mahsus / özel kurallarının etkisinde bazı hataların yapılması ihtimal  dahilindedir / olasılığı içindedir.

Baytursunov Alaş Partisi’nin 1919 yılı Mart ayında Bolşeviklerle anlaşmasından sonra ülkesinin eğitim-öğretim işlerinde görev aldı.

Bu çalışmalarını 1929 yılına kadar devam ettirdi.

1929 yılında Sovyet rejimine karşı olduğu gerekçesi ile tutuklanarak hapse atıldı. 1934 yılında serbest bırakıldıysa da 1937 yılında tekrar tutuklandı ve öldürüldü.

——————————

Muhamedcan  Seralin

(1871 / 1929)

——————————

İsmail  Gaspıralı’nın fikirlerinden / düşüncelerinden  etkilenen Kazak ceditçileri / yenilikcileri arasında Muhammet  Seralin’in ismi oldukça önemli bir yer tutmaktadır.

1911-1915 yılları arasında Kazakların ilk gazetelerinden biri olan “ AYKAP ”ı yayınlayan  Seralin basın yoluyla o dönemdeki Kazak toplumunun Rusların toprak  gaspı / zorla alımı , eğitim, milli kültür ve sosyal eşitsizlikler gibi önemli meselelerini / sorunlarını  dile getirdi.

Kazak basın hayatında önemli yeri olan Aykap dergisinde Seralin ,Kazakların Türk neslinden  /  soyundan  geldiğini, Türk tarihinin de büyük cihangirler / dünyaya egemen olan  önderler ve büyük ilim adamları çıkardığını şu şekilde ifade etmektedir :

—–

“ Bizim neslimiz / soyumuz Türk’tür. Tarihçilerin dediklerine göre Atalarımızın hiç kimseden eksik tarafı yoktur. Onlar bir zamanlar bütün dünyayı titretmişler ve geçmişte çok büyük medeniyetler / uygarlıklar kurmuşlardır.

Cengiz Han ve Timur Han gibi büyük cihangirler, İbni- Sina ve Cevheri gibi büyük alimler çıkarmışlardır. Böylesine yüce Atanın çocuklarının Türklükten kaçmasının sebebi anlaşılmamaktadır.”

20 . asır başındaki Kazak toplumunun okuma yazma bilen, kültürlü bir millet olmasını amaçlayarak bu yolda çok çalışanlardan birisi de gazeteci, şair ve yazar Muhammetjan Seralin’dir.

Onun bizim zamanımıza kadar ulaşan eserleri çok değildir.

” Topjarğan / 1900  “, ” Gülkaşima / 1903 “, ” Rüstemzarap ” destanları, bir öykü tercümesi / çevirisi, beş altı şiiri ve Ekim istilasına / ele geçirilmesine  kadar devam eden ve yayımlanan günlük makaleleri / köşe yazıları vardır.

Kazak milletinin hayatını inceleyerek milletinin dünyanın gelişmişlik seviyesinin gerisinde, hala orta çağ karanlığında olduğunu görüp, halkının geleceği için  hareket etmiştir. Milletini çok seven şair, bütün enerjisini ve emeğini Kazak toplumunun bu karanlıktan çıkması için yayınlar yapıp, dergi çıkarmak için harcadı.

Seralin hakkında bilim adamı B. Kencebaev “Gazeteci Muhammetcan Seralin” (Jurnalist Muhammetjan Seralin) adlı makalesinde ;

“1890 yılında Muhammetcan Seralin Trotski şehrine vardı. Oradaki zengin Tatar İauşev’ten görev aldı yılları İauşev’in güvenilir temsilcisi olarak çalıştı. Köylere çıkıp İuauşev’in vergilerini topladı”. Bu son işi, Muhammetcan Seralin’in kendisi de sevdi, bu onun zihinsel gelişmesine tesir etti.

Çünkü bu sayede toplumla kaynaştı ve halkın yaşayışını gördü.

Köylünün durumu ile şehirlinin durumunu kıyaslama olanağı  buldu.

Kendi halkının tarımda, siyasette medeniyette çok geride olduğunu fark etti. Halkın tarımsal, siyasi, medeni durumuyla kavradı ve Seralin,  Kazak dilinde dergi çıkarmanın önemli olduğuna karar verdi.

Muhammetcan Seralin’in Kazak dilinde dergi çıkarma düşüncesi 1911 yılında gerçekleşti. Bu yılın Ocak ayından başlayarak  Trotski şehrinde “Aykap” dergisini yayımlamaya başladı. Derginin kurucusu da, yayın müdürü de Muhammetcan Seralin’in kendisi oldu.

Şairin kızı  ‘’ Kazakstan Eyelderi ‘’ adlı derginin 1989 yılındaki  8. sayısında

” Atadan Kalan Göz İdik ’’  hatıralarını anlatmıştır.

————————

İsmail   Gaspıralı

( 21.3.1851 /  24.9.1914 )

————————

24 .9.1914 de  ölümü  üzerine Aykap dergisinde ‘’ Yeri Dolmayacak Ölüm ’’ başlıklı bir makale / köşe yazısı  kaleme alan Seralin  bu yazısında hem Gaspıralı’nın  önemine değinmekte, hem de onun yazılarından ve kitaplarından etkilendiğini anlatmaktadır.

Köşe  yazısında  şunları yazmaktadır:

“ Bu sene 11. Eylül günü Bahçesaray şehrinde İslam alemince  tanınan

‘’ Tercüman ‘’ gazetesinin yazarı ve yayımcısı İsmail Gaspıralı 65 yaşında vefat etti. Otuz beş yıldan beri İslam dünyasına öncülük yapmış olan ilim yolunda çalışan bir büyüğümüzü kaybettik…

Gaspıralı’nın  bu denli sevilmesinin sebebi ne idi ?

—-

Gaspıralı  İsmail Bey, 23.3.1851 de Bahçesaray’a iki saat mesafedeki Avcıköy’de dünyaya geldi.

Mustafa Ağanın oğludur. Köyün ağalarından olan Mustafa Ağa’nın babası Ali Ağadır.

İsmail Bey’in çocukluğu, Kırım Türk kültürünün beşiği olan Bahçesaray’da geçmiş ve bu şehir onun ruhunda, sokakları, camileri, evleri ve özellikle Hansarayı  ile  silinmez İzler bırakmıştır.

O çok zengin bir adam değildi. Onun böylesine sevilmesinin sebebi yurduna olan sevgisi idi. Bundan 35 yıl önce o Rusya Müslümanlarının karanlık içinde oldukları dönemde Tercüman gazetesini çıkararak Rusya Müslümanlarını uyandırmıştı.

Rusya Müslümanları birbirlerini tanımayan, kendilerinden habersiz, ilimden yoksun bir halktı.

Gaspıralı, halkı uyandırarak kendine getirdi.

Onlara okuma- yazmayı öğretti.

Misyonerlerin İslam’ı kötüledikleri dönemde onun verdiği “ Medeniyet-i İslam ” adlı kitapla rahatladım. Ondan sonra üstadın “ Frangistan Mektebi ” adlı kitabını okudum. Bu kitap benim geleceğe umutlu bakmamı sağladı.

Allah rahmet eylesin.”

—-

İsmail Gaspıralı, Kırım Tatar Türkü  fikir / düşünce adamı, eğitimci ve yazar-yayıncı. Gaspıralı, Rus İmparatorluğu’nda Türk ve İslam toplumlarının eğitim, kültür reformu ve modernleşmeye ihtiyacını / gereksinimini  betimleyen Türk  aydındır.

—-

DİLDE , DÜŞÜNCEDE  , İŞ DE BİRLİK .

Türk toplumunun bir bütün olduğunu  ve birleşmesi için Türkçe eğitim sistemini şart  görmüştür !

Türk Milletinin en önemli  değerlerindendir . 

—————————

Mir Yakup Duvlatov

(1885-1935) /

( 1881 / 1930 )

—————————

Şair , yazar. Kazak edebiyatının ilk romancısı.

1881 yılında doğdu. Milliyetçi Kazak şairi. Aynı zamanda eğitimci, bağımsızlık taraftarı ateşli bir halk ozanıdır.

Kazakların millî benliklerine dönmesi gerektiğini savunur.

20 . yüzyıl başında Kazaklar arasında ilericiliğin ve siyasi şuurun oluşmasında büyük katkıları olacak eserlerden biri Mir Yakup Duvlat’ın kaleminden çıkmıştır. “UYAN  KAZAK ” adıyla 1910 da Ufa’da yayımladığı kitabında Mir Yakup Duvlat Kazakları etkilemek için eserini Abay gibi manzum / şiirsel olarak kaleme aldı. Eserinde Duvlat, Kazakları her şeyi oluruna bırakmaktan vaz geçerek uyanmaya, karanlıklardan aydınlığa çıkmaya çağırdı.

Duvlat’ın bu kitabının Kazakların uyanışına derin etkisi oldu.

Duvlat Kazak edebiyatında ilk roman yazarı olarak da özel bir yer almaktadır.

“ BAHTSIZ  CEMAL ” isimli romanında Duvlat sadece Kazak edebiyatına roman kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda o dönemde Kazak toplumunda ağır şartlar altında yaşayan kadınların sorunlarını da dile getirmiş ve kendinden sonraki Kazak yazarlarına bu konuda örnek oluşturmuştur.İlk romandır.

Kazakların modernleşmesinin / çağdaşlaşmasının  kendi içinden çıkardığı düşünürler ve edebiyatçılarla gerçekleşeceğine inanan Dulatov’a göre, Puşkin, Gogol, Lermantov, Krilov, Turgenov ve Tolsloy gibi Rus halkına yol gösteren aydınlar gibi Kazaklar arasından da Abay Kunanbayev, Ahmet Baytursunov, Akmolla, Meşhur / Ünlü  Cüsip gibi Kazak halkının geleceğini düşünen edipler / yazarlar ve  aydınlar yetişmiştir.

Uyan Kazak Şiiri

———————-

Közindi aş oyan Kazak! Köter bast

Ötkizbey Karangıda beker castı

Cer ketti, din naşarlap, hal harap bop

Kazagım endi catuv caramastı

——

Gözünü aç, uyan Kazak, kaldır başını!

Karanlıkta geçirme ömrünü

Topraklar gitti, din zayıfladı, harap oldu.

Kazağım, artık sana yatmak yaramaz.”

(Mir Jakıp Dulatulı, Türkler, cilt:19.)

—————————–

Mağcan  Cumabayev

(1893 / 1938)

—————————–

Türk milliyetçisi.

Kazakların   Abay’dan sonraki en büyük şairi kabul edilir.

25.6.1893 de  Kuzey Kazakistan’ın Kızılyar şehri yakınlarında Bulaev

kasabasında /  Akmola  bölgesinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya

geldi.

Babasının ismi :  Beken / Ceken Bey.

Annesinin ismi : Gülsüm / Gülsim .

Mağcan, soyadını dedesi  Cumabay Hacı’nın adından almıştır. 

—-

Bu dönemde Kazaklar arasında ortaya çıkan Türkçülük düşüncesinin sembol ismi  Mağcan Cumabayev’dir.

Ceditçi / yenilikçi  aydınlarla Ufa’daki  Aliye Medresesi’nde tanışan Mağcan Cumabayev, eserlerinde Kazakistan’da gelişme gösteren Türkçülük düşüncesinin Kazak anlayışına göre sınırlarını çizmeye çalıştı.

Cumabayev, bir taraftan Kazak dilinin şiirsel gücünü ustaca kullanarak Kazakların tarih şuurunu şekillendirmeye çalışırken diğer taraftan da umumi / genel  Türk dünyasıyla Kazakların bağlılık derecesini göstermek istedi.

Türkistan kavramını ve onun Türk dünyasını için önemini “ TÜRKİSTAN ” başlıklı şiirinde veciz / kısa ve özlü bir şekilde dile getirmiştir.

Türkistan iki dünya eşiğidir;

Türkistan Er Türk’ün beşiğidir.

Görkemli Türkistan da doğmak

Tanrı’nın Türk’e verdiği nasibidir.( payıdır – şansıdır)

Tarihte Türkistan’a Turan denildi

Turan da Er Türk’üm doğup büyüdü

Turan’ın kaderi çok dalgalıdır ( yazgısı )

Başından çok ilginç günler geçti.

Cumabayev bu uzun şiirini şu dörtlükle bitirmektedir:

Gecmişte  Oksus  Yaksart – Ceyhun Seyhun’dur,

Türkler bu ikisine derya derlerdi.

Kutsal  bu iki nehrin kıyısına

Olmaz mı, gidip arasan Ata kabrini.

Magcan Anadolu Türklüğü’nün 1920’ lerde yaptığı milli mücadelesine de

kayıtsız kalmadığını ‘’  UZAKTAKİ  KARDEŞİME  ‘’ şiiriyle ortaya koymaktadır.

Uzakta ağır azap çeken kardeşim! ( sıkıntı – aşırı zorluk )

Solmuş laleler gibi çöken kardeşim!

Etrafını  sarmış düşman ortasında

Göl  gibi göz yaşını döken kardeşim!

Önünü ağır kaygılar örtmüş kardeşim!

Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim! ( yabancıdan sıkıntı – acı )

Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman ( kötü )

Diri  diri derini soymuş kardeşim!

Bu şiirini Anadolu Türklüğünü vatanına, güç birliği yapmaya çağırarak bitiriyor:

Kardeşim! Sen o yanda,ben bu yanda,

Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza

Layık mı kul olup durmak, gel gidelim

Altaylara  Atadan miras altın tahta.

—————————–

Jüsipbek  Aymavıtov

(1889 / 1931)

—————————–

Romancı, tiyatro yazarı, şair, çevirmen, araştırmacı olarak çok yönlü kimliğiyle Kazak Edebiyatı’nın önemli sanatçıları arasında yer aldı.

1889 da doğdu . İlk eğitimini Avulundaki Avul Mektebinde eski usulde aldı.

1907 yılından başlayarak Bayanavıl’daki Rus mektebinde, Kerekuv’deki / Pavlodar  avul işçiliği mektebinde, Kerekuv’deki iki sınıflı Rus-Kazak mektebinde eğitim gördü. Daha sonra Semey’de Öğretmenler Semineri’ni bitirerek öğretmen oldu (1914-1919)

—-

Sovyet dönemi  öncesindeki Kazak milli şairleri içinde önemli bir yer tutan Jüsipbek  Aymavıtov  Rusya Federasyonu’nun çöktüğü, milli Kazak devletinin kurulması yönünde ümitlerin güçlü olduğu 1917 yılında yazdığı şiirinde Kazak halkının geleceğini Türk dünyası ile birlik yapmaktan geçtiğini şu dizeleriyle ortaya  koymuştu :

Argı Atam er Türik, Biz Kazak elimiz, Samal tav, şalkar köl, Sarı arka jerimiz. …At minsek jel bolıp, Davıldap şabamız, Lap desek erlenip, Davıldap janamız. …Er Türik ejelden Oq tesken etimiz. Qaymığıp eş javdan Qaytpağan betimiz. Eski Atam er Türk, Biz Kazak halkıyız, Serin dağ, büyük göl, Sarı arka topraklarımız. …Ata binersek rüzgarız, Fırtına gibi koşarız, Haydi dersek yiğitçe, Alevlenerek yanarız. …Er Türk ezelden, Ok delmiş etimiz. Korkup hiç düşmandan, Olmamışız yüz geri.      

1928 yılında ‘’ Akbilek ‘’ romanını yazdı.

1930’da Alaş Orda’nın Sovyet Hükümeti’ne karşı yürüttüğü gizli faaliyete katıldığı gerekçesiyle tutuklandı.

Kazak Sovyet edebiyatında Stalin tarafından ilk tasfiye edilen yazarlardan biri oldu.

Milliyetçi ve Sovyet Hükümeti’ne karşı olduğu gerekçesiyle 1931 yılında öldürüldü.

 ———————

Mustafa Çokay

(1890-1941)

———————

Kazak siyaset ve fikir / düşünce adamı, gazeteci.

25.12.1890  da Kazakistan’ın Akmescid  / günümüzde Kızılorda  şehrinde dünyaya geldi. Bölgede yaygın olan Şokay soyadı Çokay, Tchokaieff ve Chokaev gibi çeşitli şekillerde yazılmaktadır.

Babası Kazaklar’ın Kıpçak boyundan Şaştı aşireti beyi Şokay, annesi Bahtlı Hanım’dır.

Çocukluğunda idarecilerin haksız uygulamalarına mâruz kalan babasının ve yakınlarının çektiği sıkıntıları gördü. Kanunsuz davranışlara karşı hukuk mücadelesi verme amacıyla Petersburg Üniversitesi’nde hukuk bölümüne girdi. Zekası ve öğrenmeye olan isteğiyle ünlü dil bilgini F. W. Radloff’un dikkatini çekti.

Öğrencilik yıllarında siyasi faaliyetlere katıldı. I. Dünya Savaşı’nda Türkistanlı gençleri askere almak isteyen çar hükümetine karşı başlayan ve binlerce insanın ölümüne yol açan isyanın soruşturulması ve meselenin dumaya (parlamento) taşınmasında önemli rol oynadı.

1916 Kasımında Rusya Devlet Duması Müslüman Fraksiyonu Bürosu’na Türkistan temsilcisi seçildi.

1917 de Şubat İhtilali / devrimi  ile Çarlık Rusyasının yıkılması Orta Asya’da milli devletler kurma ümidini  . Kazak aydın ve politikacılarının önde gelen isimleri ve 1913 yılından beri ‘’ KAZAK ‘’  isimli bir gazete yayımlayarak halkı milli uyanışa sevk etmekte / göndermekte olan Alihan Bökeyhanov, Ahmet Baytursunov ve Mir Yakup Duvlatov gibi Kazak aydınları bu fırsatı değerlendirerek Çarlık Rusyası yerine kurulacak olan yeni demokratik Rusya Federasyonu’nu içinde milli muhtariyet devlet kurma çalışmalarına giriştiler.

Ve böylece Kazak Alaş Siyasi hareketi ortaya çıktı.

Bu hareket sonucunda 1917 yılı sonunda Orenburg şehrinde Kazak Muhtariyeti ilan edildi.

Alaş lideri Alihan Bökeyhanov’un Alaş Hareketi’nden temsilci olarak gönderdiği Mustafa  Çokay  ve arkadaşlarının çalışmalarıyla güneyde Hokand şehrinde Kazak – Özbek siyasi oluşumu olan Türkistan Muhtariyeti ilan edildi.

Türkistan Hükümeti’nde önce dışişleri, sonra başbakan olarak görev yapan Mustafa  Çokay  , aynı zamanda Alaş Orda Hükümeti’nde Dışişleri Bakanıydı. Çokay , iki hükümette de yer alan yegane / tek lider oldu.

Hokand Hanlığı’nın askeri komutanlarından Torgay  Datka’nın torunu olan Mustafa  Çokay Şubat İhtilali olduğunda Petersburg’ta Rusya Parlamentosu Türkistan Bürosu’nda görev yapmaktaydı.

Onun siyasi çalışmalarda en büyük destekçisi ve yol göstericisi Kazak Alaş Hareketi’nin lideri  Alihan Bökeyhanov  idi.

Ancak, Şubat İhtilali’nden sonra Ekim Devrimi ile Rusya’da yönetimi ele geçiren Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler her iki hükümeti de lağvederek / işleyişini  sonlandırak   Orta Asya’da Sovyet hakimiyetini  oluşturdu . Böylece Kazakların ve Özbeklerin olduğu kadar Orta Asya’daki diğer Türk halklarının milli devlet kurma çalışmaları sonuçsuz kalıyordu.

Bunun üzerine Bolşeviklere karşı Türkistanlıların siyasi mücadelesini sonuna kadar devam ettirmek isteyen Çokay Avrupa’ya çıktı ve Paris’e yerleşti.

Mustafa Çokay 1921 de Paris’e geçerken, ülkede kalan Alihan Bökeyhanov, Ahmet Baytursun ve Mir Yakup Duvlat gibi Kazak Alaş milli hareketinin önderleri önce 1920’li yıllarda devlet yönetiminden uzaklaştırıldılar ve sonra 1937 de ise yok edildiler.

Sovyetler Birliği’nde Kazak milli hareketinin liderleri susturulurken, Avrupa’da Çokay 1941 de Berlin’de yaşama gözlerini yumana  kadar sadece Kazakların değil, tüm Türkistan halklarının Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını savundu.

Bu konudaki görüş ve fikirlerini / düşüncelerini  Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde verdiği konferanslar ve dergilerde yayınlanan makalelerinde dile getirdi. Özellikle onun 1929-1939 yılları arasında Berlin’de 117 sayı yayınladığı

‘’ YAŞ  TÜRKİSTAN ‘’   dergisi önemli bir görev üstlendi.

Alaş Kazak Milli hareketinin son temsilcisi ve lideri olarak tarihe geçen Mustafa Çokay  , Kazak Alaş Orda Hareketinin Kazak otonomisi şeklindeki siyasi hedefini Kazak bağımsızlığına taşımıştır. Ayrıca Orta Asya bölgesinde Türk halklarının devletlerinin bağımsızlıklarını koruyabilmeleri için Türkistan Birliği’ni kurmaları gerektiğini savunmuştur.

1917 Milliyetçi aydın ve siyasetçiler grubundan Mustafa Çokay Bolşevik Devrimi esnasında Türkistan Muhtariyeti’nin başbakanı görevi yaptı. Bolşeviklerin hakimiyet  tesisinden / oluşturmasından  sonra, Avrupa’ya hür / özgür dünyaya çıkarak Sovyet baskı rejiminde ile yok edilen milliyetçi Kazak aydınlarının sesi olmuştur.

Kazak bozkırlarına başlangıçta Rus ve Tatar sosyalistleri, Kazakistan’a sürgün edilen Rus siyasi mahkumları / esirleri , 1. Dünya Savaşında cephe gerisi hizmetlerde / görevlerde  askerlik görevini yapan Kazak gençleri tarafından yayılan sosyalist fikirler 1917 Ekim devriminden sonra hız kazandı.

Dönemin Kazak aydınlarından Yusufbek Aymavıtov’un “ KART  KOCA ‘’ adlı romanında cepheye giden Kazakların sosyalizm fikrinden etkilenmesini anlatmaktadır.

Bu romanda cepheye geri hizmetlere / görevlere  giden bir Kazak gencinin Bolşevik fikirlerden / düşüncelerden etkilenerek Kazakistan’a dönüşü dile getirilir.

1917 Şubat İhtilali’nden sonra Kazak topraklarında Alihan Bökeyhanov önderliğinde Alaş gibi milliyetçi oluşumlar meydana gelirken, başka bir yelpazede, siyasi teşkilat / örgüt , Kazakların sosyalist partisi olarak “ ÜÇ CÜZ ” Partisi ortaya çıktı.

Kölbay Togısov’un liderliğindeki parti, Bolşevik görüşünü kabul ederek Kazakistan’ın toplumsal ve siyasi hayatında birçok meselelerde “Alaş” partisine muhalefet etti / karşı çalıştı.

Genel olarak baktığımızda sosyalist fikirli Kazak aydınlarının milli şuura sahip oldukları görülmektedir. Bu aydınlar 1930’lı yıllarda Sovyet rejimi tarafından tasfiye edilmiştir / ayıklanmıştır – görevlerine son verilmiştir.

——————–

Turar  Rıskulov

(1894-1938)

——————–

Kazak siyasetçi ve yazar.

1894 de bugünkü Almatı şehrinde doğdu.

1906 dan 1909 a kadar bir Rus – Kazak yatılı okulunda kaldı.

Ekim 1910 dan Eylül 1914 e kadar Bişkek’de bir ziraat okuluna devam etti.

Moskova’daki Bolşeviklerin liderleri Lenin ve Stalin Rus merkezli evrensel bir sosyalist rejim kurmak isterken, Sultan Galiyev ve Turar Rıskulov gibi komünistler bunun Türk halklarını için uygun olmadığını düşünüyordu.

Bu sebeple Rıskulov Orta Asya’da Türk Komünist Partisini ve sosyalist Türk

Cumhuriyeti’ni kurmak istedi. Fakat, Şubat 1922 de Moskova’da yapılan KP / Kominist Parti  Genel Kurulunda bu istek reddedildi. Rıskulov ve taraftarları partideki görevlerinden uzaklaştırıldı.

Kazakistan’daki Bolşevik siyasi yapılanmanın önde gelen liderlerinden Turar Rıskulov’un Türkiye’deki milli mücadeleye ve onun önderi Mustafa Kemal’a büyük hayranlık duyduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır.

‘’ Milli Komünizmin Öncüleri Rıskulov ‘’ isimli eserin yazarı Hüseyin Adıgüzel’in tespitlerine / saptamalarına  göre, Rıskulov Türkiye’yi ve Türkiye’de olan bitenleri yakından takip ediyordu.

Orada verilen savaşın, emperyalizmden / sömürü  sisteminden kurtulma savaşı olduğunu bildiği için olayların gelişimini zamanında görüyor ve gelişmeleri izliyordu. Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk’e hayranlık ve saygı duyuyordu.

Turar Rıskulov , kendisine karşı yöneltilen Türkiye için casusluk yaptığı suçlamalarına verdiği cevapta ;  

“ Bizim bazı konuşmalarımızda kastettiğimiz emperyalizmin oyuncağı olmuş Türkiye, eski Türkiye’dir. O şimdi yok.

Yerinde Doğu’nun birçok halkını arkasından sürükleyen, emperyalizme, ilk defa büyük bir darbe vuran yeni Türkiye var.

Bizim elimizde, Asya’da ve Türkistan’da toplumu Sovyet kuruluşuna çekmede yararlanabileceğimiz, önemi çok yüksek Kemalist ayaklanmanın deneyimi var. Bu deneyim bir kurtuluş hareketidir, emperyalizmin / sömürü düzeninin her türüne karşıdır ve bundan yararlanmamak büyük aptallık olur.” demektedir.

Kazakistan Komünist Partisi Bölge Başkanlığı görevinde bulunmuş ve Moskova’ya Türkistan’ın birliği yolunda Türk Komünist Partisi, Türk Sovyet Cumhuriyeti ve Türk Ordusu kurulması gibi tekliflerde / önerilerde bulunduğu için 10.2.1938  de  idam edilen Rıskulov  sorgulama esnasında Atatürk hayranlığını da  gizlemeyerek şunları söylemiştir ;

“  Mustafa Kemal, bütün köle halkların, bütün doğulu halkların gözünde büyük ve  bir ilki başaran devrimci liderdir. Ona büyük bir saygı duyuyorum.

Çok üzgünüm  ama gerçekten çok üzgünüm ki, onun gibi bir insanla ilişki kuramadım ve karşılaşamadım. Bu benim açımdan büyük bir eksikliktir. ”

———————

Saken  Seyfullin

(1894 / 1938)

———————

Kazak edebiyatı, şair ve yazar ve ulusal aktivistlerin / eylemcilerin  öncülerinden biriydi. Kazakistan Yazarlar Birliği’nin kurucusu ve ilk başkanıdır.

15.10.1894  de  Cezkazgan bölgesi, Akadır ilçesinin Karaşilik köyünde doğdu. Kazak Edebiyatının kurucularından olan Seyfullin, Kazak edebiyatının klasik yazarlarından biri ve büyük devlet adamıdır.

İlköğretimi Akmola’daki Prihod Okulunda tamamlayan Saken Seyfullin,

1913 yılında (o dönem Mağcan Cumabay’ın da okuduğu) Omsk’taki Öğretmenler Seminerinde eğitim aldı.

Ekim Devrimi’nden sonra Kazak devrimci yazarlarının öncülerinden biri yazar ve şair  Saken  Seyfullin idi.

Kazak edebiyatına ilk defa özgürlükçü ve mücadeleci kahraman karakterleri kazandıran  Seyfullin  sosyalist rejimde toplumsal gelişmeye inandı.

Siyasi şiirlerin yanı sıra tabiat tasvirleriyle de / doğa canlandırmalarıyla da ön plana çıkan şair özellikle  Kökşetav / Gökçedağ’ı anlatan şiiri halk arasında çok tutulmuş, türküye dönüştürülmüştür.

Şiirlerinin yanı sıra hikayeleriyle de başarılı eserler vermiş olan Seyfullin’in

1927 de  “ Tar Jol Taygaq Keşüv / Dar yol, kaygan geçit  adlı romanı yayınladı. Edebiyat araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Serik Kıyrabayev 1916-1919 yılları arasında Kazakistan’da tanık olduğu toplumsal ve siyasi olayları anlatan bu eserin aynı zamanda bir edebi eser olduğuna da dikkati çekmektedir.

Kazak Sovyet Sosyalist hükümetinde önemli resmi görevlerde de bulunan Seyfullin , Kazakçanın resmi dil olarak statüsünün güçlenmesi için çok çaba sarf etti. Alaş liderlerinden  Ahmet  Baytursunoğlu  büyük değer verdi.

 Yazarın ilk şiir kitabı “Ötken  Künder”  / Geçmiş Günler  Ekim 1914 de Kazan şehrinde yayınlandı.

Saken Seyfullin, Kazak halkının ulusal bağımsızlığını destekleyen şiirler yazdı ve Kazak gençlerinin Omsk şehrinde kurduğu “ Birlik ” topluluğunun liderlerinden biri oldu.

1917 yılında Buğılı’da bir okul açtı ve orada öğretmen olarak çalıştı. Daha sonra Akmola’ya taşındı ve “ Genç Kazak ” devrimci örgütünü kurdu. Aynı zamanda

“ Hayat ” gazetesinin yayınlanmasında önemli rol üstlendi.

—–

Saken Seyfullin, Kazak folkloru tarihine adanmış “ Kazak Edebiyatı ” kitabını yazdı. Ayrıca, Kazak edebiyatı ders kitaplarının yazılımında katkıda bulundu.

24.9.1937 tarihinde “ Vatan haini ” suçlamasıyla gözaltına alınan Saken Seyfullin, hapiste geçirdiği sürede çeşitili işkence gördü. 25.4.1938  de Kazak edebiyatının kartalı Saken, Almatı’daki hapishanelerin birinde kurşuna dizilerek öldürüldü.

Yazarın ağabeyi ve babası 1937 yılında ölüm cezasına çarptırıldı. Eşi Gulbaram Batırbekkızı ALJİR kadınlar kampına sürgün edilmiş ve sürgün yolunda biricik oğlu Ayan’ı kaybetmiştir.

——————————————-

3 –  Sovyet  döneminde aydınları

(1922 / 1991)

——————————————–

Bu dönem katı Sovyet rejiminin ideolojik baskısının hüküm sürdüğü şartlarda Kazak aydınlarının ifa ettiği / yerine getirdiği kültürel çalışmaları kapsar.

———————

Muhtar Avezov

(1897 / 1961)

———————

Eğitimci, yazar, çevirmen, eleştirmen, siyasetçi, düşünür.

Kazakların en verimli yazarlarından biridir. Kazak destanları ve genel Türk edebiyatı ile araştırmalar yapmış; hikaye, çeviri, deneme, roman türlerinde eserler vermiştir.

28.9.1897 de ,  Doğu Kazakistan  Semey  şehrinde Şingiz / Çıngız  Dağı’nda doğdu.

Burası büyük Kazak bilgesi İbrahim  Abay’ın da doğum yeridir.

Babası Avez, annesi Abdilda Tacibayeva’dır.

Ailesi Kocalar veya  Haşımiler  diye adlandırılır. 

1908 yılında Abay ismindeki Rus  ilkokulunu bitirdi.

1909 da  Semey’deki beş yıllık bir okula girdi.

1915 – 1919   öğretmen okulunu bitirdi.

Avezov’un bilimsel, siyasi bakış açısının oluşmasına  1928  de Leningrad ve Orta Asya üniversitelerinde  okuması ayrıca tesir etmiştir.

Onun bilimsel çalışmalarını değerlendiren Kazakistan Bilimler Akademisi, Avezov’u 1946  da  akademik olarak seçti. S. M. Kirov  adındaki Kazak Devlet Üniversitesinin profesörü,filoloji /  dil  bilimlerinin doktoru oldu.

Çağdaş Kazak edebiyatının şekillenmesinde önemli bir yeri vardır. Kazak destanları ve genel Türk edebiyatı ile ilgili ilmi çalışmalar yaptı.

Muhtar  Avezov, edebiyat ve bilim alanındaki çalışmalarından ötürü Sovyetler Birliği Yüksek Parlamentosu tarafından iki defa “Kızıl Bayrak”, “Lenin Nişanı ” ile ödüllendirilmiştir.

1960 yılı sonlarında kendisine “Kazakistan’ın Bilim Emekçisi” unvanı verilmiştir.

27.6.1961 Almatı ‘da  yaşama gözlerini yumdu.

—-

 Avezov’un   4 ciltlik  ‘’ ABAY  YOLU  ‘’ roman destanının birinci kitabı savaş yıllarında  Kazak edebiyatında  önemli  bir olay oldu.

Avezov , Abay’ın   hayatını ve fikirlerini / düşüncelerini  bir romanda olabildiğince  geniş bir şekilde tasvir etti / betimledi – canlandırdı .

Prof. Dr. Kanış  Satpayev dünyaca meşhur / ünlü olan “Abay Yolu” isimli bu roman hakkında şunları  söylemektedir ;

“ Sadece çok edebi bir eser değil, aynı zamanda çok kıymetli / değerli bir ilmi çalışmadır.

Kazak halkının geçmiş hayatını araştıran hiçbir tarihçi bu eseri okumamazlık edemez.

Filologlar /  dil bilimciler , bu eserde Kazak edebi dilinin oluşması ve gelişmesi konusunda çok zengin malzeme bulacaktır.

Etnograflar / Budun – toplum bilimciler  ise ,hayat ile günlük yaşamın şimdilerde unutulmuş olan birçok ilginç manzalarını / görünümlerini bulacaktır. Romanın , kartalla tilki avcılık, Kazakların düğün ve cenaze merasimleri / törenleri , beyler mahkemesinin işleyişi ve durumu ile ilgili tasvirlerinin / betimlemelerinin  bulunduğu bölümlerin her birisi  etnografi açısından birer ilmi araştırma  niteliğindedir.”

 Vyaçeslav Vsevolodoviç İvanov ( Rus Flolog – dil bilimci ) şunları söylemektedir ;  

“ Henüz ‘’ Abay Yolu ‘’ romanını okumadınız mı?

Demek siz hala bir şey okumamışsınız.

Bu sizin adınıza büyük kayıp.

Oysa onun eseriyle bozkır canlandı.

Bütün ihtişamıyla / görkemiyle  saf, berrak ve elvan elvan / çeşit  çeşit  renkleriyle sizi kucaklamaktadır.

Tek kelimeyle müthiş / şaşılacak kadar farklı !

Hiçbir bilimsel araştırma ve çalışmada görmediğiniz büyülü dünyayı keşfedersiniz.

O ne muhteşem / olağanüstü şiirler!

Nesir / düz yazı  tarzında yazılan bu dev eserde bir tek nesir cümlesi yoktur sanki.

Hepsi ama hepsi manzumeyi / şiirselliği  çağrıştırır.”

—-

Kazak halkının yüzlerce yıllık kültür birikimi, İbrahim  Abay’ı.

İbrahim  Abay, Muhtar Avezov’u.

Avezov da, Abay Yolu’nu meydana getirmiştir.

————-

ESERLERİ

————-

Onun için gerçek ; Halkın yaşantısı, duygu ve düşünce dünyasıdır. Ve bu gerçeği yazmış olduğu hikayeleri, tiyatroları, romanı ve tenkit / eleştiri eserlerinde göstermiştir.

Örnek olarak :

Abay  Yolu (4 ciltlik roman)

Dört cildin birinci cildi 1942, ikinci cildi 1947, üçüncü cildi 1950 yılında “Akın (şair)”, dördüncü cildi ise 1952 yılında “Abay Jolı (Yolu)” adıyla yayımlanmıştır ve bütün ciltleri 1956 yılında “Abay Yolu” adıyla çıkartılmıştır

Kökserek

Karaş-Karaş

Enlik-Kebek ( 1917 ) ilk Kazak dramıdır.

Korumasızların Günü  ( 1921)  hikaye.

20 den fazla piyes yazmıştır.

—-

Geniş bilgi için :  Ainur Zhangabayeva’nın Yüksek lisans tezi ( 2016 ) incelenmelidir. https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/33649/tez.pdf?sequence=1&isAllowed=y         

———————-

İlyas  Esenberlin 

(1915 / 1983)

———————-

10.1.1915 de Akmola bölgesinin (şimdiki Astana) Atbasar şehrinde doğdu.

Ailesi ağaç işleriyle geçimini sağlıyordu. Annesi ve babası bölgede meydana gelen kara çiçek hastalığı salgını sırasında hayatlarını kaybedince İlyas küçükkardeşi Ravnak’la birlikte çocuk yaşta öksüz ve yetim kaldı.

Esenberlin’in edebi kişiliğinin oluşmasında meşhur Kazak akını ve iyi bir söz ve saz sanatkarı, olağanüstü  bir dombıra ustası Kakbay’ın büyük tesiri oldu. Kakbay dombıra ustası olması yanı sıra Kazak sözlü edebiyatına hakimdi. Eski destan ve şiirlerin büyük kısmını ezbere biliyordu. İlyas onun icra ettiği bu eserleri dinleyerek Kazak sözlü edebiyatının büyük kişiliklerini ;

Asan Kaygı’yı, Buhar Jırav’ı, hayatları destanlaşan ve ileride romanlarının

konusu olacak olan Kazak kahramanlarını, Edige’yi, Koblandı’yı, Kenesarı’yı ve onlarınverdiği mücadeleyi uzun uzun dinledi.

Yazı hayatına daha Çocuk Barınağı’nda kaldığı sırada duvar gazetesi için yazdığı

şiirlerle başlayan İlyas Esenberlin, edebiyat çalışmalarına savaştan sonra geldiği Almatı’da ağırlık verdi.

1945 yılında “Ayşa” ve  “Sultan”  şiirlerini  yazdı.

1949 da , ‘’Adamgerşilik Turalı Jır / İnsanlık Şiiri ‘’  şiir antolojisini  yayınladı. 1957 de ,  Bolşevik Şiiri / Destanı’nı .

1959 da , Birjan sal Tragediyası Destanını  yazdı.

1960  da , Nehir Kıyısında. öyküsü

1961 de , M. Erzinkyan’la birlikte yazdığı “Kuyma” (1961) senaryosu ile yapılan film bütün Sovyetlerde, Macaristan, Polonya ve Bulgaristan televizyonlarında ekrana geldi.

1962 de , “Tavdagı Tartıs”  piyesi Almatı Çocuk Tiyatrosu’nda sahnelendi.

1965 de , Dalgalandı Esil. öyküsü yayınlandı.

1966 da , Aykas romanı 1968’de devlet ödülüne layık görüldü.

1967 de , Katerli Ötkel.

1968 de , Gaşıktar.

1969 da , Kahar .

1971 de , Almas Kılıç.

1972 de,  Altın Kuş.

1973  de , Jantalas.

1974 de ,  “Kölengenmen Korgay Jur”  romanları Kazak Sovyet Edebiyatının önemli eserleri arasına girdi.

—-

İlyas  Esenberlin tarihi gerçeklerin araştırılmasının ve yazılmasının yasak olduğu Sovyet döneminde Kazak Türkleri tarihinin en önemli devirleri hakkında kütüphane ve arşivlerde yaptığı araştırmalar  sonucunda  elde ettiği bilgileri romanlaştırarak okuyucuya sundu.

Onun üçer ciltten (trilog) iki takım halinde yayınladığı tarihi romanları Rusça, Lehçe ve Macarca başta olmak üzere birçok dillere de çevrildi.

‘’ GÖÇEBELER ‘’  adıyla yayınlanan serinin 1969 da yayınlanan ilk kitabı ve

‘’ KAHAR ‘’  adını taşıyan roman, Kazak Türklerinin Çarlık Rusyasına karşı milli kurtuluş mücadelesi veren Kenesarı Kasımoğlu’nun hayatını konu etmekteydi.

Bunun devamı niteliğinde olan ‘’ ELMAS  KILIÇ ‘’ (1971) ve  ‘’ CAN  ÇEKİŞME ‘’  (1973) romanları Kazak Hanlığının kuruluşu ile Kazak Türklerinin Cungarlara karşı başarılı savaşlar yapmış olan Abılay Hanı anlatmaktaydı.

Mangıstav Maydanı ve Amanat (1978) romanları işçilerin hayatlarını ele aldığı işçi romanlarıdır.

Yazarın ikinci üç ciltlik eseri ( 1893 ) ‘’ ALTIN  ORDU ‘’adını taşır.

Bunlar Sovyet döneminde Kazakların milli bilincinin oluşmasında önemli rol oynamıştır.

Romanlarıyla milliyetçilik yaptığı konusunda tenkitlere / eleştirilere uğrayan Esenberlin’i  kurtaran Kazakistan Komünist Partisi 1. Sekreteri Dinmuhammed Konayev oldu.

Köşpendiler romanı (Almas Kılış, Aykas, Kahar üçlemesi) Kazak Hanlığının 550. yılı anısına Göçebeler adıyla üç cilt olarak Türkiye Türkçesine aktarıldı. (Esenberlin 2015).

—-

5.10.1983 de  68 yaşında Almatı’da  kalp krizinden öldü.

————————–

Olcas  Süleymanov

(1936 / …..  )

2021 de  85 yaşında .

————————–

Dilci, şair, jeolog ve diplomat.

18.5.1936 da Almatı’da doğdu.

Babası Ömer Bey, Kızılordu’da süvari subayı olup, Olcas’ın doğumundan birkaç gün önce bir çarpışmada öldü.

Annesi Fatma Hanım, kocasının ölümünden birkaç yıl sonra ünlü Kazak gazeteci Abdül Ali Bey’le evlendi.

Abdül Ali Bey, Olcas Süleymanov’un sosyal bilimci, şair ve edip olarak yetişmesinde önemli rol oynadı.

Klasik Sovyet ilk ve ortaöğrenimini bitiren Olcas, Kazak Devlet Üniversitesinin jeoloji bölümüne girdi. Önce edebiyat ve şiire yöneldi. Moskova Edebiyat Enstitüsüne devam etti.

1975 senesinde Rusça yayınlanan Kazak Türklerinin ünlü şair ve yazarı Olcas Süleymanov’un “ AZ  İ YA ” destan inceleme kitabı Kazakların milli kültür konusundaki hassasiyetlerini  / duyarlılıklarını  gösteren en görkemli eserlerden biri oldu.

Eser, Çarlık Rusyası döneminde başlayan ve Sovyet döneminde devam eden Ruslaştırma çabalarında küçümsenmeye çalışılan Türk kültürünün izlerini Rus Edebiyatının köklerinde aramaktaydı.

Ana dili Kazak Türkçesi konuşup yazamadığı için eserlerini Rusça kaleme alan Süleymanov, kitabında Rus Edebiyatının şaheserlerinden sayılan ve 12. asırdan günümüze intikal etmiş  / gelmiş  tek Rusça edebi eser olan

“ İGOR’UN  SEFERİ ” destanını ele almaktaydı.

Onu Türk ve Rus gibi iki komşu kültürün ortak eseri olarak değerlendirmekteydi. Bu değerlendirmesini de destanda yer alan Türkçe kökenli kelimelerle ispatlamaktaydı.

—–

BAŞLICA ESERLERİ:

ŞİİR: Seherin Güzel Vakti, Paris’li Bir Kızdır Gece.

ROMAN: Maymun Yılı.

DESTAN İNCELEME: Kil Kitabı, Az i ya.

DİL FELSEFESİ: Yazı’nın Dil’i.

KAYNAK: İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas. 2009).

———————–

Şerhan   Murtaza

(1932 / 2018  )

86 yaşında .

———————–

Kazak edebiyatının  çınarı .

Jambil  vilayeti Çuvalı ilçesinde, Binbulak köyünde dünyaya geldi.

Lemonosov Moskova Devlet Üniversitesi’nde Gazetecilik bölümünü okudu.

Yazarlığın yanında redaktörlük, yayın yönetmenliği ve baş redaktörlük gibi görevlerde de bulunan yazar 1992-1994 yılları arasında Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Televizyon ve Radyo Şirketi Başkanı olan “ Egemen Kazakistan ” gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı.

Kazak  gazeteci , yazar  ve çevirmen  Şerhan Murtaza’nın Turar Rıskulov’un hayatını konu eden ‘’ KIZIL  CEBE ‘’ (1978) ve ‘’ YILDIZ  KÖPRÜ ‘’  (1984) romanları Kazak Türklerindeki milli tarih şuurunun kuvvetlenmesi yolunda önemli eserler oldu.

Yazar, bu romanlarında 1920’lerde Kazak Türklerinin Milli  Komünizm Hareketinin lideri olan Turar Rıskulov aracılığıyla Rus merkezli sosyalizm rejimi hatasını gösteriyordu.

Cengiz Aytmatov’un “ Elveda Gülsarı ” ve “ Gün Olur Asra Bedel ” eserlerini Rusçadan Kazakçaya çevirmiştir.

Bağımsızlığın ardından 1999 ‘da şeref madalyası aldı.

Gorbaçov döneminde “ Yeniden Yapılandırma ” dönemine denk geldiği sıralarda yasaklı olan Alihan Bökeyhan, Mustafa Çokay, Ahmet Baydursun ve Mir Yakup Duvlat  isimleri ile Kazak tarihinde saklı olan şeyleri halk ile tanıştırarak halkın bilgilendirilmesinde baş rol oynamıştır.

————————–

Smagul  Elüvbayev

(1947 / ………  )

————————–

Smagul  Elüvbayev, 1933 de Kazakistan’da meydana gelen, Kazak halkının yarıya yakın nüfusunun, 2,5 milyon insanın ölmesine yol açan ve Sovyet döneminde araştırılması yasak olan Stalin’in yarattığı suni açlık yıllarını bütün yönleriyle kaleme alarak  ‘’ AK  BOZ  ÜY ‘’  adı altında romanlaştırdı.

Yazar, bu roman için uzun yıllar boyu bu felaket / yıkım  ile ilgili topladığı belge ve bilgileri kullandı. Ancak eseri basılması için devlet matbaasına 1985 yılında teslim etmesine rağmen, kitap ancak 1989’da yayınlanabildi.

—————————

Nemat  Kelimbetov

(1937 / 2010)

—————————

Kazakistan’ın önde gelen bilim adamı, mütercimi / çevirmeni , filoloji / dil bilimi doktoru, Kazakistan Cumhuriyeti Beşeri Bilimler Akademisi Öğretim Üyesi, Avrupa Franz Kafka Derneği Kultegin Ödülü’nün sahibi ve yazar.

Kazak edebiyatının eski kaynakları üzerine çalıştı.

Eski Kazak Edebiyatı (1986), Eski Edebiyat (1991), Eski Türk Şiiri ve Kazak Edebiyatında Geleneğin Devamı (1998), Kazak Edebiyatının Kaynakları (1998) kitapları yayınlandı. Bilim adamının bu yöndeki çalışmaları ona Kultegin Ödülü’nü getirdi.

Kazakistan’da lise ve üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulan birçok araştırması bulunmaktadır.

Nemat Kelimbetov Sovyet döneminde Kazakların köklü bir edebiyatı olmadığı, onların sadece Sovyet döneminde edebiyata sahip oldukları şeklindeki iddiaların temelsizliğini 1986 yılında yayınladığı

‘’  Kazak Edebiyatının Eski Eserleri ‘’ kitabıyla ortaya koydu.

Eserinde Kazak edebiyatının kökenleri Sakalar ve Hunlar dönemine kadar götürdü.

Bu Sovyet döneminde ilk defa Kelimbetov tarafından dile getirildi.

Eser sadece Kazak edebiyatının kökenlerini binlerce yıl geriye götürmekle kalmadı, aynı zamanda Kazakların diğer Türk halklarıyla aynı kültürden beslendiklerini de ortaya koyuyordu.

Eser Türkiye’de ‘’ Türk Halklarının Ortak Edebi Eserleri ‘’ adıyla yayınlandı.

——————————–

4 –  Bağımsızlık dönemi

——————————–

16.12.1991 de Kazakistan’ın SSCB’den bağımsızlığını ilan ettiği günden itibaren / başlayarak ve günümüzde de devam eden dönemdir.

Bu dönemde Sovyetler Birliği’nin ideolojik baskısından kurtulan Kazak aydınları Şokan Velihanov’tan günümüze kadar tüm Kazak kültür mirasını çeşitli yönleriyle ele almaya başlamışlardır.

Bunlardan bir kaç isim vermek gerekirse, Muhtar Şahanov, Rahmankul Berdibayev, Tursınbek Kakişev, Muhtar Magavin, Mekemtas Mirzahmetov, Karjavbay Sartkojaulı, Mırzatay Joldasbekov, Kenes Nürpeyisov, Talas Omarbekov ve Mambet Koygeldiyev gibi isimleri sayabiliriz.

——————–

Sonuç  olarak :

——————–

Tüm bu dört grup aydını değerlendirdiğimizde hepsi Kazak kültürü ile modern dünyanın bilimsel gelişmelerini birleştirme çabasına girişmişlerdir.

Kazak kültürünün Türklük ve İslam gibi biri milli, diğeri manevi iki temel kökenini muhafazaya /  korumaya çalışmışlardır.

Sovyet öncesi dönemde milliyetçi ve sosyalist gibi farklı görüşlere sahip olmakla birlikte Kazak aydınlarının Türklük bilincinde birleştikleri görülmektedir.

Tarihi gerçeklerin araştırılması yasaklanan Sovyet döneminde edebiyat ön plana çıkmış ve aydınlar edebi çalışmalar ile satır aralarına yerleştirdikleri fikirler aracılığıyla bu yasakları delmeye çalışmışlardır.

Bu dönem aydınlarının özellikle İbrahim Abay, Turar Rıskulov ve Saken Seyfullin gibi Sovyet sansürüne takılmayan Kazak aydın ve siyasilerini yaşamlarını romanlaştırarak kültürel kökleri canlı tutmaya çalışmışlardır.

Özellikle İbrahim  Abay’ın Kazak aydınlanmasının her döneminde etkisini sürdüren, dünyada örneğine az rastlanan bir edebi ve felsefi bir şahsiyet / kişilik olarak ortaya çıktığını görmekteyiz.

20. yüzyılın başında ceditçi / yenilikçi ve milliyetçi Kazak aydınlarının eserlerinde somut bir şekilde koyduğu, ancak Sovyet döneminde unutturulmaya çalışılan TÜRKLÜK  BİLİNCİ   günümüzde Kazak devletinin politikasında da kendi yansımasını bulmaktadır.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri arasındaki işbirliğinde öncü rol oynaması bundan dolayı bir tesadüf / raslantı değildir.

Bu durum Kazak aydınlarının görüş ve fikirlerinin siyasette karşılığını bulmasıdır. Ayrıca Nazarbayev’in teklifleriyle / önerileriyle  ve Azerbaycan, Türkiye ve Kırgızistan’ın destekleriyle Astana’da kurulan “ TÜRK  AKADEMİSİ ‘’  sadece Kazakistan’da değil, tüm Türk dünyasında aydınlanma hareketlerine katkı sağlayacaktır.

Prof. Dr. Abdulvahap  Kara (13.12.2012)

Ve ek bilgiler İdris Kulaçoğlu. ( 19.1.2019 )

————-

Kaynakça

————-

https://www.biyografi.net

Hüseyin Arıbal’ın 2018 dönem çalışması. Ahmet Yesevi Üni . Kazak aydınları .

Danışmanı : Prof. Dr. Mehmet  Şahinöz.

https://www.altayli.net/muhtar-avezov-ve-abay-yolu.html

Uluslar arası  tarih ve  sosyal araştırmalar dergisi  Yıl: 2012, Sayı: 7 – bilig Yaz 2010 Sayı 54: yesevi.edu.tr

Şoqan Valihanov Köp Tomdıq Şığarmalar Jıynağı, 1. Cilt, Almatı, 2010, s. 6.

A. Serge Zenkovsky, Rusya’da Pantürkizm ve Müslümanlık, İstanbul, 1983, s. 53-54;

Emin Özdemir, 20. Yüzyılın Başlarında Kazakistan’da Fikir Hareketleri, Gazi Üniversitesi SBE, 2007, (Yayımlanmamış doktora tezi), s. 68.

Ibıray Altınsarin, Musılmanşılıktıñ Tutkası Şeriat-ül İslam, (Yay. A. Seydimbekov), Almatı 1991, s. 9; Özdemir.

Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi, İstanbul, 1981, s. 545.

Abdulvahap  Kara, Türkistan Ateşi Mustafa Çokay’ın Hayatı ve Mücadelesi,

İstanbul, 2002, s. 39; Qazaq Adebiyetiniñ Tariyhı, 6. Cilt, Almatı 2006, s. 14-15.

Abdulvahap Kara, “Kazak Milli Şairi Abay Kunanbayev”, Arman Kazak Türkleri Vakfı Dergisi, Aralık sayısı, 2002

Şakerim Qudayberdiulı, Türik, Qırgız-Qazaq Ham Handar Şejiresi, Almatı, 1991, s. 70.

Feride Baktıbaykızı Sahipova, “ Kazak Aydın Şekerim Kudayberdiulı:

Hayatı ve Eserleri (1858 – 1931)”, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 1 (Mart 2005), s. 158-159;

 Qazak  Adebiyeti, 6. Cilt, s. S. 396-398.

Emin Özdemir, “Kazak Kültürel Hayatında Tatarların Etkisi ve Kazak Ceditçiliğinin Gelişimi”, Bilig, 2009 Kış, Sayı 48, s.  168.

Ferhat Tamir, Mağcan Cumabayef Ölenderi (Mağcan Cumabayulı’nın Şiirleri),

Ankara 1993, s. 266-269.

Abdulvahap Kara, “Türkistan Aydınlarının Milli Mücadeleye Bakışı”, 90. Yılında Milli Mücadele, Ankara 2011, s. 275-276.

Serik Kıyrabayev, Kenes Davirindegi Qazaq Adebiyeti, Almatı, 2003, s. 9-10.

Geniş bilgi için bkz. Abdulvahap Kara, Türkistan Ateşi Mustafa Çokay’ın Hayatı ve Mücadelesi, İstanbul, 2002.

Hüseyin  Adıgüzel, Milli Komünizmin Öncüleri Rıskulov, İstanbul 2005, s. 292.

http://tarihi-tulgalar.kz/saken-seifullin.html

http://kk.wikipedia.org/wiki  

http://earsiv.odu.edu.tr:8080/

Ahmet Güngör, “Kazak Edebiyatının Ölümsüzlük Ateşi Büyük Yazar ve Filozof M. O. Awezov”,

http://www.gungorname.com/index.php?option=com_content&view=article&id=74:m-o-awezov&catid=10:kazak-edebiyat&Itemid=14

Abdulvahap  Kara, Kazakistan’ın Yeniden Doğuşu 1986 Aralık Olayları,

Nemat  Kelimbetov, Türk Halklarının Ortak Edebi Eserleri,

(Çev. Abdulvahap Kara), İstanbul, 2010.

Resim : Abdulvahap  Kara

———————————-

Yazarlar  , dönemleri  ve dönem  kişilerini bir arada toplamasıyla  çok özel bir çalışmalar  yapmışlar .

Gerçekten alkışlanacak  bir çalışma .

Türk  Milletim adına  teşekkürlerimi  sunuyorum .

İdris  Kulaçoğlu . 19.1.2019   03 : 54  /  12.5.2021  04 : 45 çalışma odam .