MEHMET EMİN YURDAKUL

MEHMET  EMİN  YURDAKUL 

( Milli Şair, Türk Şairi )

———————————— 

( 13.5.1869 İst. / 14.1.1944 İst. ) 75 yaş .

—-                                            

‘’ Ben bir Türk’üm ; dinim, cinsim uludur

     Sinem , özüm ateş ile doludur    “                                                

Cenge Giderken  / Anadolu’dan bir ses. şiirinden (1886)   

( Sine : Göğüs , Yürek , Gönül )İ.K

Yurdakul’un Cenge Giderken şiirini lise yıllarında okuyan Mustafa Kemal Atatürk;

 ‘’ Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur  / Sinem, özüm ateş ile doludur. ‘’

 mısralarının  kendisini çok etkilediğini 1931 yılında bir sohbet sırasında ;

‘’  Bu sözlerde milli benliğimi buldum . ‘’

diyerek  duygularını belirtmiştir.

Mehmet Emin’in bütün şiirlerinin ortak paydası halkı içinde bulunduğu karamsar ruh halinden, gerilikten, bilinçsizlikten kurtarmaktır.

Kimliğini ve tarihini hatırlatarak kendine güven duygusunu aşılamak maddi ve manevi   açılardan  kalkınmasını sağlamaktır.

—-

İstanbul Beşiktaş’ta doğan Yurdakul’un babası balıkçı Salih bey, annesi ise   Edirne taraflarından İstanbul’a gelmiş Kömürcü Mehmet Ağa’nın kızı Emine   hanımdır .

—-

” Saray Mektebi ” adlı  sübyan / çocuk  okulundan sonra,

Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’ni / Orta  okulunu  bitirdikten sonra bir süre Mülkiye Mektebi’nin idadisinde / devlet memuru  lisesinde   okudu.

1887 de Babıali Sadaret / Sadrazamlık / Başbakanlık  Dairesi Evrak Odasına  katip / yazıcı olarak atandı.

1899 da Hukuk Mektebi’ne başladı. Öğrenimini ABD’de tamamlamak üzere okuldan ayrıldı. Ancak bu isteği gerçekleşemedi. Memurluk yaşamına döndü. İttihat ve Terakki / Birlik ve Gelişme  Cemiyeti’ne girdi.

Şiirlerinde dile getirdiği düşünceler, yansıttığı gerçekler saray tarafından kuşkuyla karşılandığı için 1907  de  Erzurum rüsumat / gümrük  bakanlığına gönderildi.

2. Meşrutiyet sonrası 1909 da Bahriye müsteşarlığına / deniz danışmanlığına , bu  görevi istemeyince de Hicaz valiliğine atandı. Bir yıl sonra Sivas valiliğine getirildi. Ancak çalışması engellenince, üç ay sonra bu görevinden de ayrılarak İstanbul’a döndü.

—-

Tıbbiyeli  öğrencilerin isteğiyle  TÜRK  OCAĞININ   ( 3.7.1911 ) , kurucuları  Halide Edip Adıvar , Ziya Gökalp , Hamdullah Suphi Tanrıöver , Fuat Köprülü ile Hars / kültür ve ilim heyeti üyeleri arasında yer aldı .

( Halide Edip Adıvar : 1884 / 9.1.1964  yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen.

Ziya Gökalp : 23.3.1876 / 25.10.1924  Türk Milliyetçisi ,toplum bilimci, şair , yazar ve siyasetçi.

Hamdullah Suphi Tanrıöver : 1.1.1885 / 10.6.1966 edebiyatçı, yazar, öğretmen, milletvekili, siyasetçi.

Fuat  Köprülü : 4.12.1890 / 28.6.1966 edebiyatçı, Türkolog, ordinaryüs profesör tarihçi, dışişleri bakanlığı da yapmış siyasetçi. ) İ.K

—-

Türk  Ocağının  ilk Genel başkanlığı  şerefini de taşıyan Mehmet Emin Yurdakul, ölünceye kadar, Türk Milliyetçiliği ülküsünü sarsılmaz bir imanla yaşamaya ve yaymaya devam etmiştir.

—-

Türk Ocaklarının  1 numaralı resmi kurucusu ve üyesi olan Mehmet Emin Yurdakul 1943 yılında  İstanbul’da yapılan 75. Yaş  gününde  ;

—-

“Ben HALK ÇOCUĞUYUM .  Halk evladı bir ana ile babanın kucağında büyüdüm. Atalardan kalma HALK  ÖĞÜTLERİ yle , HALK  NİNİLERİ yle çocukluğumu geçirdim. Biraz yetişkin çağa geldiğim vakit bu halkı çok acıklı bir halde gördüm.

Kalemimi elime aldığım zaman, nasıl bir  yazı  yazmak  gerektiğini  kendi benliğimden sordum. İçimden bir sesin bana ; 

“ Kendi  kanını  taşıyan  ve kendi diliyle konuşan bir halkı uyandırmak için ne yolda yazmak lazım gelirse / gerekirse  işte öyle ”, diye  duydum.

Halkın ruh ve hayatından kuvvet ve ilham / esin  alarak, kalbine ateş ve alnına alev koymak, hür ve mesut  mukadderatını / mutlu yazgısını  kahraman ve fatihi / ele geçireni  yapmak gayesini / amacını güttüm.”

—-

Adnan Adıvar , Yusuf Akçura ile Milli Türk Fırkasının / partisinin  kurucuları arasındadır .

Ünlü Sultanahmet mitinginde işgalcileri / zorla ele geçirenleri  lanetleyen konuşmacılardandır .

( Adnan Adıvar : 1882 / 1.7.1955 Doktor ,siyasetçi, yazar, tarihçi, akademisyen. Cumhuriyet tarihinin ilk bilim tarihçisi, 1. Meclis döneminin ilk sağlık bakanıdır. 1. TBMM’de milletvekili olarak görev yapmış ve meclis ikinci başkanı olmuştur.

Yusuf  Akçura : 2.12.1876 / 11.3.1935 Tatar Türkü yazar ve siyasetçi. Türkçülük akımının  önde gelen temsilcilerinden. Türk Tarih Kurumu’nun kurucu üyelerindendir. ) İ.K

—-

Ahmet  Hikmet  Müftüoğlu ,Ahmet Ağaoğlu , Yusuf Akçura gibi dönemin ünlü Türk’çüleri  ile 18.8.1911 de TÜRK YURDU dergisini kurdu .

( Ahmet Hikmet Müftüoğlu : 3.6.1870 / 19.5.1927 Türkçülük akımını benimsemiş bir yazar, diplomat.

Ahmet  Ağayev  / Ağaoğlu : 12.1869 / 19.5.1939  Azerbaycan  Türkü . Hukukçu, yazar ve gazeteci. 1930 yılında Türkiye’nin ilk çok partili hayata geçiş denemesinde Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın teorisyeni olarak üstlendiği rol ile Türk siyasetine damgasını vurmuş liberal / serbest ekonomi yanlısı  ve Türkçü bir siyasetçidir. ) İ.K

—-

İngilizlerin Türk Ocağını  işgalinin / ele geçirmesinin hemen ardından yaptığı bir konuşmada Türk Gençlerini yeniden bir büyük mücadeleye çağırarak şunları söylüyor:

“Ey genç, bak senin ocağın, bugün de seni çağıroyor, onun milli ruhu sana bugün de başka bir mücadele yolu gösteriyor.

Yakılmış , yıkılmış , harap fakir vatanımızın hasretini / özlemini çekiyoruz. Burada gençler baş başa vermiştir. Siyasi sınırlarıyla , dağlarıyla, dereleriyle değil, feyzi / ilmi  ile ümrani / uygarlığı – gelişmesi ile, kalemi ile , sanatı ile, yeni bir vatan çizip ortaya çıkaracağız. Biz ocağımızın  mihrabı / sunağı  önünde bunun için toplandık, bunun için and  içtik / yemin ettik. Ocağın içinde gözlerin görmediği, fakat ruhların sezdiği bir fikir mihrabı / düşünce sunağı  vardır.”

—-

Milli / ulusal edebiyat akımının öncülerinden olup , Milli edebiyat anlayışının gereği olarak  şiirlerinde HECE  ÖLÇÜSÜNÜ  kullandı .

—-

Amacı sanat değil vatan ve kurtuluş / toplumsal ve ulusal yarar sağlamaktı .

—-

Bu nedenle didaktik /  öğretici şiirler ile ulusal değerlerimize dönerek tüm zorluklardan kurtulacağımızı   düşündü .

20 inci yy lın başlarında Türk şiiri , Mehmet Emin Yurdakul’un başlattığı hareketi zenginleştirerek sürecek ve  milli edebiyatın ortaya çıkmasına zemin / alt yapı hazırlayacaktır . Şiirimizin milli sorunlara yönelişinde  etkili  olmuştur .

—-

1921 yılında yurdun belirli bölgelerini gezerek halkın ve ordunun gücünü artırıcı manevi konuşmalar yaptı, Milli Mücadeleyi destekleyici tavırları üzerine beğeni topladı. TBMM’de Şebinkarahisar, Urfa ve İstanbul vekili olarak toplamda beş yıl   görev  yaptı.

Ölümüne  kadar vekillik görevine devam eden Yurdakul, 14. Ocak. 1944 yılında hayata veda ederek Zincirlikuyu mezarlığına defnedildi.

———–

* Türkçülük düşüncesini benimsemiştir. Ona halkçı bir nitelik kazandırmıştır.

* “ Cenge Giderken ” adlı şiiriyle tanınmış ve “ Milli Şair ” unvanını almıştır.

* Edebiyatı düşüncelerini aktarmada bir araç olarak görmüştür.

* Onun şiirleri  güzelliği değil faydalıyı aramaktadır.

* Şiirleri, teknik açıdan mükemmellik endişesinden uzaktır.

* Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.

* “ Toplum için sanat ” anlayışını benimsemiş ve kişisel duygularına şiirlerinde yer vermemiştir.

* Şiirlerinde kolay anlaşılabilen bir dil kullanmıştır.

* Hece ölçüsünün uzun kalıplarını kullanmıştır. Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır.

Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak üçer, altışar, sekizer dizeden kurulu şiirler yazmıştır.

* Batıdan alınan nazım biçimlerini de kullanmıştır.

* Didaktik / Öğretici  bir söyleyişi benimsemiştir.

* Düşüncelerinin şekillenmesinde büyük oranda Cemaleddin Efgani etkisi vardır. Efgani için ;

—-

‘’ Beni o  yoğurmuştur . ‘’  ifadesini kullanmıştır .

( Cemaleddin  Efgani : 1838 / 9.3.1897 Düşünür , siyasetçi. )İ.K

 ———

Eserleri

———

Mehmet Emin Yurdakul’un eserleri genel olarak Türkçülük, milliyetçilik, memleketçilik, halkçılık ve inkılapçılık fikirleriyle / devrimcilik  düşünceleri ile yoğrulmuştur.

Bunun  sonucu olarak Yurdakul, Türk edebiyatı tarihinde  Milli Edebiyat olarak adlandırılan hareketin başlatıcısı kabul edilmiştir.

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde etkili olan Memleketçi Edebiyat’ın kökleri de yine Yurdakul’a uzanmaktadır.

Yurdakul’un etkisi eser verdiği dönemlerde sadece Türkiye sınırları içinde kalmamış, Azerbaycan’a da uzanmıştır.

Özellikle Ahmed Cevad ve Hüseyin Cavid gibi Azerbaycan edebiyatının önemli isimlerinin eserlerinde Yurdakul’un şiir anlayışının yansımalarını görmek mümkündür / olasıdır.

Onun eserlerinin üslubunu / söyleyiş  biçimini, içeriğini ve fikri / düşüncesel zeminini şekillendiren unsurlardan biri ve belki de en önemlisi, doğduğu aile ortamı ve yetiştiği çevredir. Tam anlamıyla bir halk çocuğu olan Yurdakul’un edebi zevkinin oluşmasında çocukluk çağında babasından dinlediği halk hikayelerinin  de etkisi olmuştur.

—-

“Ben bir Türk’üm, dinim cinsim uludur” dizesiyle başlayan “Anadolu’dan Bir Ses yahut Cenge Giderken” adlı şiiri, 1897 de Selanik’teki ‘’ Asır ‘’ gazetesinde yayımlandıktan sonra  Yurdakul bütün memleketin tanıdığı bir isim olmuştur.

—-

Maarif  Vekaletinin / Egitim Bakanlığının  izniyle dokuz manzumesinin / şiirinin

yer aldığı ‘’Türkçe Şiirler ‘’ (1898- 99 ) adlı eseri yayımlanmış ve ardından memleketin sınırlarını aşan bir şöhrete kavuşmuştur.

Bu eser, Milli Edebiyat’ın hangi unsurlara sahip olması gerektiği fikrinin / düşüncesinin  belirlenmesini sağlamakla kalmamış uyanışın ve kendi kimliğini arama arzusunun da sembolü olmuştur.

Osmanlıcılık siyasetinin ülkenin yöneticileri ve önde gelen birçok aydını tarafından uygulandığı dönemde Yurdakul’un yazdığı bu şiirler oldukça kayda değerdir.

 Bu eserin ön tarafında Recaizade Mahmud Ekrem, Şemşeddin Sami, Abdülhak Hamit, Rıza Tevfik ve Fazlı Necip gibi isimlerin eserde yer alan şiirler ve Yurdakul’un sanat anlayışı hakkındaki görüşleri yer almaktadır.

Türkçe Şiirler, Türk dünyasında da yankı bulmuş ve İsmail Gaspıralı da bir mektup yazarak Yurdakul’u tebrik etmiştir / kutlamıştır.

Ayrıca yabancı araştırmacıların da ilgisini çeken bu eser hakkında Vambery, Gibb, Horn ve Minorsky’nin de övgü dolu ifadeleri vardır.

—-

Yurdakul’un Selanik’te çıkan Çocuk Bahçesi dergisinde yayımlanan “Ölü Kafası” adlı şiirine bağlı olarak Rıza Tevfik ve dönemin Servet-i Fünun mensuplarından / bağlılarından  Ömer Naci arasında büyük bir tartışma yaşanmıştır. Bu tartışma Yurdakul’un şiirlerinin daha çok tanınmasına da vesile olmuştur.

—-

Yurdakul’un eser bakımından en verimli dönemi ise Balkan Savaşları ile başlayıp Kurtuluş Savaşı’ndaki zaferle sona eren uzun savaş yıllarıdır.

Bu dönemin ilk ürünü Türk Sazı (1914) adlı manzum eserdir. Balkan Savaşlarının izlenimlerini taşıyan bu eserinde Yurdakul, üzgün ve ümitsiz Türk halkına iman ve irade telkininde / aşılamasında bulunmuştur.

—-

Türk edebiyatında Mustafa Kemal adının ilk kez geçtiği mısralar Yurdakul’un  1915 de  yazdığı ‘’ Ordunun Destanı ‘’ adlı eserde yer almaktadır.

—-

Namık Kemal ile başlayan ve vatan kavramı etrafında şekillenen fikir / düşünce hareketi, Yurdakul’un şiirinde daha somut bir karakter kazanıp halkı derinden etkilemiştir. Soyut bir vatanseverlik, yerini toprağa ve üstünde yaşayanlara adanmış bir vatanseverliğe bırakmaya başlamıştır.

—-

Yurdakul’un temel amacı tanınmış bir şair olmaktan çok içinde yetiştiği halkın acılarına ve sıkıntılarına derman / çare  bulmaktır.

Yurdakul’dan önce de sade Türkçe ve hece veznini kullananlar olsa da, bunlar halkın hislerini / duygularını , fikirlerini / düşüncelerini  ve hayallerini yansıtmaktan uzaktı.

Yurdakul’un bu isimlerden farkı hem vezin / ölçü , hem dil, hem de fikir ve konu bakımından Türklüğü yansıtan milli şiir örneklerini ortaya koymuş olmasıdır.

—-

Cenge Giderken (1886) 
Türkçe şiirler (1898 – 99)
Türk Sazı (1914)
Ey Türk Uyan (1914)
Tan Sesleri (1915)

Ordunun Destanı (1915)
Dicle Önünde (1916)
Zafer Yolunda (1918)

İsyan ve Dua (1918)
Turan’a Doğru (1918)
Aydın Kızları (1919)

Mustafa Kemal (1928)
Ankara (1939)
———–
DÜZYAZI

———–

Fazilet ve Asalet (1890 – 91)

Türkün Hukuku (1919)

Dante’ye (1920)

Kral Corc’a (1928)

 ———————-

CENGE GİDERKEN

———————–

Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur;
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan vatanının kuludur.
Türk evladı evde durmaz giderim.


Muhammed’in kitabını kaldırtmam;
Osmancık’ın bayrağını aldırtmam;
Düşmanımı vatanıma saldırtmam.
Tanrı evi viran olmaz, giderim. ( yıkık olmaz)


Bu topraklar ecdadımın ocağı; ( Atalarımın )
Evim, köyüm hep bu yerin bucağı; ( köşesi )
İşte vatan, işte Tanrı kucağı.
Ata yurdun, evlat bozmaz, giderim.


Tanrım şahit, duracağım sözümde; ( tanık )
Milletimin sevgileri özümde;
Vatanımdan başka şey yok gözümde.
Yar yatağın düşman almaz, giderim.( sevgili – arkadaş )


Ak gömlekle gözyaşımı silerim;
Kara taşla bıçağımı bilerim;
Vatanım için yücelikler dilerim.
Bu dünyada kimse kalmaz, giderim.

Mehmet Emin Yurdakul

————————–

YA GAZİ OL YA ŞEHİT

————————–

Hadi yavrum ben seni bugün için doğurdum
Hamurumu yiğitlik duygusuyla yoğurdum
Türk evladı   odur ki  yurdu olan toprağı
Ana ırzı bilerek yad ayağı bastırtmaz (namusu bilerek  yabancı ayağa )
Bir yabancı bayrağı ezan sesi duyulan
Hiçbir yere astırtmaz.

Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım
Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım
Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit.

Hadi yavrum köyüne, nişanlına veda et
Sabanını , tarlanı  herşeyini feda et
O silaha sarıl ki böyle günde bir erkek
Bir dualı demirden başka bir şey kullanmaz
Bunu tutan bir bilek köleliğin
Uğursuz zincirine uzanmaz.

Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım
Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım
Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit.

Hadi yavrum kendine sende yiğit er dedir
Büyüdüğün  gaziler ocağına can getir
O cenkleri kazan ki senin büyük Türk adın ( savaşları )
Yedi iklim dört bucak içersine ün salsın
Beş yüz yıllık ecdadın kabirlerde titreyen ( mezarlarda )
Kemikleri öç alsın.

Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım
Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım
Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit.

Hadi yavrum bugünde dertli ninen ağlasın
Ayrılığın oduyla yüreğini dağlasın ( ateşiyle )
O yaşları saçsın ki senin aslan göğsünde
Benim kanlı gözyaşım düşman için kin olsun
Kara yerin yüzünde ayağının bastığı
Dağlar beller leş olsun . ( beldeler – yerler )

Mehmet Emin Yurdakul

————

Kaynakça

————

https://www.turkedebiyati.org/yazarlar/mehmet_emin_yurdakul.html

https://www.turkocaklari.org.tr/kurucu/mehmet-emin-yurdakul

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/yurdakul-mehmet-emin

A . Ferhan  Oğuzkan,  (1961). Mehmet Emin Yurdakul (Hayatı – Sanatı – Eserleri). İkinci Baskı. İstanbul: Varlık Yayınları.

Yüksel  Yazıcı,  (1974). Mehmet Emin Yurdakul. İstanbul: Toker Yayınları.

Nihat  Sami  Banarlı, (1983). Resimli Türk Edebiyatı Tarihi – 2. Cilt. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

Fethi  Tevetoğlu,(1988). Mehmed Emin Yurdakul – Hayatı ve Eserleri. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Fevziye Abdullah  Tansel,  (1989). Mehmed Emin Yurdakul’un Eserleri I – Şiirler. İkinci Baskı. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Yavuz  Akpınar,  (1994). Azeri Edebiyatı Araştırmaları. İstanbul: Dergah Yayınları.

Hülya  Argunşah, (2004). “Millî Edebiyat”, Yeni Türk Edebiyatı – El Kitabı (1839-2000). ed. Ramazan Korkmaz. Ankara: Grafiker. 165-214.

Enginün, İnci (2006). Yeni Türk Edebiyatı – Tanzimat’tan Cumhuriyet’e (1839-1923). İstanbul: Dergah Yayınları.

Abdullah  Uçman,  (2013). “Yurdakul, Mehmet Emin”. TDV İslâm Ansiklopedisi. C. 43. Ankara: TDV Yayınları. 613-614.

———–

Türk milletinin yetiştirdiği  değerlerimizden .

Bilgileri bir araya  getirdim . Ekler bilgiler koydum.

Sadeleştirmeleri yaptım.

Türk çocuklarına mutlaka anlatılmalı.

Ruhu ŞAD olsun / Sevinçle dolsun.

Sevgi  ve saygılarımı sunuyorum .

İdris Kulaçoğlu . 29.12.2018 19:40 çalışma odam .