MAĞCAN CUMABAY / KAZAK

( 25.6.1893 / 1938 )

Kazak  şair .Öğretmen.

Yazar.

Türk milliyetçisi.

————————–

Kazakların   Abay’dan sonraki en büyük şairi kabul edilir.

( Abay  Kunanbayoğlu : 10.8.1845 /  6.7.1904 Şair, Besteci , Bilgin ve Reformcu /

Yenileştirici – iyileştirici . Kazak edebiyatının kurucusu.)

—-

25.6.1893 de  Kuzey Kazakistan’ın Kızılyar şehri yakınlarında Bulaev

kasabasında /  Akmola  bölgesinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya

geldi.

Babasının ismi :  Beken / Ceken Bey.

Annesinin ismi : Gülsüm / Gülsim .

Mağcan, soyadını dedesi  Cumabay Hacı’nın adından almıştır. 

—-

Eğitimine 4 yaşında başta babası ve köyündeki bilgelerden almaya  

başlamıştır.

1905 de 12 yaşındayken  Çala Kazak Medresesi’ne devam ederek Çala

Medresesini bitirecektir. Şair, ilk şiir denemelerini Çala Medresesinde    

öğrenci iken yazmıştır.

1910  da İstanbul Üniversitesi’nde almış olan Tatar aydını  Muhamedcan

Begişev’in kurduğu, Kızılcar’daki / Petropavl  yenilikçi  medresesinde okudu.

 Medresede :  

* Arapça, Farsça ve Çağatay Türkçesini öğrenir.

* Doğu halklarının tarihi, Kazak, Tatar edebiyatı.

* Firdevsi ( ölüm 1020  İran’lı şair ).

* Sağdi  / Sadi-i Şirazi ( 1210 / 1292 Salgur Atabeyliği zamanı  Şiraz’lı  şair ve

İslam bilgini ).

—-

( Salgurlular, 1148-1286 tarihleri arasında İran’ın Fars bölgesinde hüküm

süren Türk hanedanıdır. Hanedan adını yirmi dört Oğuz boyundan biri olan

Salgur’dan alır.)

—-

* Hafız / Hafız-ı Şirazi / Hace Şemseddin Muhammed ( 1315 / 1390 şair. )

* Ömer Hayyam ( 18.5.1048 / 4.12.1131 şair, filozof / bilgin , matematikçi ve

astronom.)

* Nizami  Gencevi ( 1141 / 1209 şair , Felsefe, edebiyat, astronomi, tıp,

geometri )

* Ali  Şir Nevai ( 9.2.1441 / 3.1.1501 Türkçeyi yüksek bir sanat dili halinde

işlemeye çalışan, bu görüşü savunan ve Türk diline değer kazandıran üstün

bir  bilgin ve devlet adamıdır.)  

gibi  doğu şairlerinin eserleriyle tanıştı.

—-

İsmail  Gaspıralı’nın,( 1851 / 1914 Kırım Tatar Türkü . Eğitimci , düşünce

adamı )

 “ dilde, fikirde, iş’te birlik ” sloganı ile birlikte

Ceditçilik / yenilikçilik , Panslavizm karşıtı ve Türk dünyasını ortak noktalarda

birleştirmeyi  amaçlayan bir akım haline dönüşmüştür.

Gaspıralı öncülüğünde gelişen Ceditçiliğin Kazaklar üzerinde de çok etkili

olmuş bu düşüncelerle yetişen  Magcan Cumabayev de Kazakların en önemli

Ceditçi / yenilikçi şairlerinden birisi olmuştur.

Genç yaştan başlayarak  Rusya’da farklı bölgelerde redaktörlük / yayıma

hazırlama , öğretmenlik, gazetecilik yapmış ,  şiirler ve eğitim-öğretim

konularında yazılar yayımlayarak halkı eğitmeye ve milli şuuru canlı tutmaya

gayret etmiştir.

Bu nedenle pek çok kez tutuklanmış ve sürgün edilmiştir.

—-

1909 da yayımlanan  ” Altın sözlü ünlüşair hakim Abay’a ” eserini yazdı.

1910  yılında Ufa’da “ Galiya / Aliye ” medresesinin öğrencisi oldu.

Orada, tanınmış şair Salimgerey Canturin ve gelecekte ünlü yazar olan

Beyimbet Maylin’le tanıştı.

Ufa’da sadece 1,5 sene kalan Mağcan memleketine dönünce Mırcakıp

Dulatulı’dan Rusça öğrenmeye başladı. Onun vasıtasıyla Kazak aydınları

Ahmet Baytursınulı ve Alihan Bökeyhanulı gibi Alaş hareketinin temsilcileri

ile  tanıştı.

( Ufa : Başkurtistan cumhuriyetinin başkentidir. )

—-

1912 de , ” ŞOLPAN ” adındaki ilk şiir kitabı, Tatar yazar Galimcan

İbragimov’un desteği ile  Kazan’da yayımlandı. 

Kitabın yayınlanmasıyla birlikte, Mağcan Kazak ve Tatar milliyetçisi gençler

arasında bir sembol isim haline gelir.

1913 yılında Mağcan , Omsk şehrinde başladığı ÖĞRETMENLİK  eğitimini

1917 de başarıyla tamamladı.

Eğitimini tamamladıktan sonra Akmola’ya  dönen  şair,  Şubat Devrimi’nden

sonra siyasi kamusal hayata aktif olarak katıldı. Alaş hareketinin Akmola

Bölgesi Komitesi’ne üye olarak seçildi.

—-

( ALAŞ  ORDA  HAREKETİ :  Alaş Orda, 1917 Sovyet Rus Devrimi’ni takip eden

günlerde çekirdeğini Kazak gazetesi etrafında toplanan Kazak aydınlarının

oluşturduğu milli bir hareket ve bu hareketin kurduğu milli muhtar bir

hükümettir.

Alaş hareketi, Alihan Bökeyhanov, Ahmet  Baytursunov, Mirjakıp – Mircakıp  

Dulatov, Muhammetcan Seydalin, Esfendiyar Köpeyoğlu, Sultan Mahmut

Toraygıroğlu  , H. Dosmuhamedov , J. Dosmuhamedov, İ. Jaynakov,

B. Alibekov, A. Turlubayev, vd. isimler öncülüğünde Şubat 1917 Rus

Devrimi’nin ardından  Kazakların yaşadıkları bölgelerde teşkilatlanarak /

örgütlenerek  1. Genel Kazak Kurultayı’nı toplamış ve burada alınan kararla

Alaş Partisi kurulmuştur.

Bundan kısa bir süre sonra Alaş Partisi’nin organize ettiği 2. Genel Kazak

Kurultayı’nda ise Alaş Orda Muhtar Hükümeti ilan edilmiştir.)

—-

Ne korsem de Alaş üçin korgenim 

Magan atak ultım uşın olgenim

Ne görsem de Alaş için görürüm

Bana armağandır yüce halkım için ölürüm.”

—–

Ne görsem de  Alaş için göreyim.

Bana şereftir, millet için öleyim,

Ne  görsem  de Alaş için görürüm,

Bana armağandır yüce halkım için ölürüm.

dizeleri işte bu yıllarda yazılmıştır.

—-

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün

‘’ Gençlik benim ümidimdir. ‘’  Atatürk ile aynı yıllarda yaşayan ve  aynı yıl

Yaşama gözlerini yuman  Mağcan Cumabay ‘ın ‘’  Men jastarğa senemin ‘’  

diyerek  gençlere aynı ruhla seslenmeleri ve onlara bağımsız geleceğin

sorumluluğunu yüklemeleri tesadüf / raslantı değildir

—-

1917  yılında üyesi olduğu Alaş hareketinin kurultayı ile Kazakistan

bağımsızlığını ilan etti.

1918  Mart ayında ,Sovyetler Birliği ile uzun süre devam eden şiddetli

çatışmaların neticesinde Alaş Orda hükümeti dağıtıldı ve Cumabay

hapsedildi.

—-

Mağcan Cumabay serbest kaldıktan sonra Omsk’ta Kazak öğretmenler için

eğitim kursu açtı ve ” BOSTANDIK  TUI / Hürriyet Bayrağı ‘’ adında ilk Kazak

gazetesinin editörlüğünü yaptı. 

1918 / 1919 kışında Turancı şair Mağcan Cumabay, Kazakistan’da Türkiye’nin

Kurtuluş Savaşına atfen ” Alıstagı bauırıma / UZAKTAKİ  KARDEŞİME  şiirini

yazdı

—-

1922 yılında Hazer Törekuloğlu’nun daveti üzerine Taşkent’e Kazak-Kırgız

Eğitim Enstitüsü’ne davet edildi.

Mağcan aynı  zamanda  Akmola’da çıkan Bostandık Tuvı gazetesinde , “

Şolpan ”, “ Sana ” dergilerinin, “ Аkcol / Akyol  gazetesinde çalıştı – yazarlık

yaptı.

Bu yıllarda destan formunda yazdığı “ Batır Bayan ” adlı şiiri yayımlandı.

1924 yılının Kasımında, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde eğitim

alan  Kazak gençlerinin toplantısında, Mağcan’ın 1922 ve 1923 yılında

yayımlanan şiir  kitapları yoğun eleştiriler aldı ve Mağcan Cumabay’ın

hayatının  talihsiz / şanssız dönemi başladı. 

1929 yılında Mağcan ,Sovyet karşıtı  gizli ” ALKA  ” ittifakını / bağlaşmasını

kurdu iddiasıyla tutuklandı ve 10 yıl hapis cezasına mahkum edildi.

1936 da Rus yazarı Maksim Gorki ve onun hukukçu eşi  Ekaterina

Peşkova’nın  uğraşları ile serbest bırakıldı.

Kazakistan’a dönen şair, Petropavlovsk şehrindeki okulda Rus dili ve

edebiyatı öğretmeni olarak çalışmaya başlasa da, kısa bir süre sonra siyasi

nedenlerden dolayı öğretmenlik görevinden alındı. 

Hayatının son yıllarını Almatı’da geçiren Mağcan Cumabay, 18.3.1937 de

tutuklandı ve 1938’de  Sovyet hükümetine boyun eğmediği için kurşuna

dizilerek öldürüldü.

Mağcan Cumabay’ın Çanakkale Savaşı esnasında Türkiye için kaleme aldığı

şiir:

ALISTAGI  BAUIRIMA

(  Alıstağı Bavrıma )

Uzaktaki kardeşime 

————————–

Uzakta ağır azap çeken kardeşim            

Solmuş laleler gibi kuruyan kardeşim

Etrafını sarmış düşman ortasında

Göl gibi gözyaşı döken kardeşim.

Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim

Ömrünce  yaddan cefa görmüş kardeşim ( sıkıntı – çile )

Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman

Diri diri derini soymuş kardeşim.

Ey Pirim ! Değil miydi Altın Altay

Anamız bizim? Bizlerse birer tay

Bağrında yürümedik mi serazat ( özgür – destsiz – tasasız )

Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?

Alaca altın aşık atışmadık mı?

Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?

Anamız olan  Altayın ak sütünden

Beraber emip, beraber tadışmadık mı?

Akmadı mı bizim için dupduru bulak ( pınar )

Şarıldayıp, gürül-gürül dağdan inerek

Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi

Dilesek bir bir atlar, tıpkı Burak. ( Miraç inancındaki at )

Altay’ın altın günü nazlanarak

Gelende sen pars gibi bir er olarak

Akdeniz, Karadeniz ötelerine

Kardeşim, gittin beni bırakarak.

Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam (İri vücutlu, gürbüz cüsseli kimse)

Uçsam diye davransam bir türlü uçamam

Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı

Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan.

Kurşunlar genç yüreğime saplandı

Günahsız temiz kanım su gibi aktı

Kansız kalıp kuruyup bayıldım

Karanlık hapse sıkıca kapattı.

Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı

Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı

Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp

Bizi büyüten altın anam Altay’ı.

Ey Pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?

Dağılıp yılmayan yağan oklardan

Türk’ün pars gibi yüreği varken

Korka kul mu olduk düşmandan sinen.

Kudrete hamle eden Türk’ün canı ( yapabilme gücüne atılan )

Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?

Ateşi söndü mü yürekteki, kurudu mu

Kaynayan damarındaki atalar kanı.

Kardeşim sen o yanda, ben bu yanda

Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza

Layık mı kul olup durmak? Gel gidelim

Altay’a, ata mirası altın tahta.

————

ESERLERİ

————

Cumabayev modern Kazak edebiyatının kurucusu sayılan Abay

Kunanbayev’in (10.8.1845 /  6.7.1904  ) en önemli takipçisi olmuş, Kazak

edebiyatına içerik ve üslup / anlatış – deyiş bakımından pek çok yenilik

getirmiştir.

Birçok şairin takip ettiği güçlü bir sanatkar kabul edilmiş, Kazak şiirini müziğe

dönüştürdüğü, sesten resim çıkardığı, söze can kattığı belirtilmiştir.

Siyasal görüşleri ve etkinlikleriyle de öne çıkan Cumabayev’in birçok şiirinde

TÜRK  sözcüğünü özellikle vurgulayarak Türk tarihi ve kültürüne yer vermesi

onu Türk milliyetçiliğinin temsilcileri arasına katmıştır.

Duygu ve düşüncelerini cesur ve emin ifadelerle ortaya koyarken lirik /

coşkulu ve gizemli bir dil kullanmış, eserlerinde toplumsal sorunların

yanında aşk ve duygusallığa da yer vermiştir.

Şiirlerinde çokça değindiği sorunlar arasında halkı okumaya ve eğitim

almaya teşvik etmesi / isteklendirmesi dikkat çeker.

—-

Başta şiirleri, eğitim ile ilgili olan Pedagogika / eğitim bilimi araştırması ve

milli  birlik üzerine makaleleri / köşe yazıları onun milli ruh ve hislerini –

duygularını  açıkça göstermektedir.  

Bu eserlerinde aşk, tabiat gibi lirik konuları da işlemekle beraber en çok

Vatan , Kurtuluş , Birlik, Türk medeniyetinin eski güçlü zamanları ve bugünkü

durumu  gibi konularla dil bilinci, zenginliği ve dilin korunmasının önemi

üzerinde  durmuştur.

Türk milliyetçisi olan şairin :

* Şığarmalar Jinağı 3 cilt (2008)

( Kitaplarının yanı sıra dergi ve gazetelerde çıkmış yazılarının bir araya

getirildiği kapsamlı bir külliyattır / bütünüdür.)

* Batır Bayan / Kahraman Bayan. ( Destan )

* Koylıbaydın Kobızı / Koylıbay’ın kopuzu.  ( Destan ) 

* Korkıt. ( Destan )

* Şolpannın künasii – künesi  / Şolpan’ın günahı.(1923)

(Kazak edebiyatına psikolojik tahlil / inceleme  metodunu getirmiştir.)

* Alıstagı bauırıma / alıstağı bavrıma  / Uzaktaki kardeşime.

* Oral tauı / Oral dağları.

* Tugan jerim Sasıkköl / Atayurdum Sasıkgöl.  

* Okjetpestin kıyasında / Okjetpes’in kıyısında.

* Şın erteği / Gerçek masal.

* Ölender / şiirleri.

* Akboz at . Çeviri.

* Pedagogika / eğitim bilimi (1922-1923)

* Bastavış Mektepte Ana Tilin Okıtuv Jöni / eğitim bilimi (1925)

* Türkistan.

* Kün men Tün  / Gece ile Gündüz .

* Aksak Temir Sözü  / Aksak Timur Sözü.

* Künşıgıs / Doğu.

* Ot  / Ateş  gibi şiirleri bulunmaktadır.

1960 yılında Mağcan Cumabay’ın aklanmasından sonra halka  tanıtılmıştır. 

Cumabayev’in Taşkent’te 1923 de basılan şiir kitabı Ferhat Tamir tarafından

Türkiye Türkçesi’ne aktarılmıştır.

———————–

Kazakların Albay’dan sonraki en büyük şairi kabul edilen Magcan Cumabay’ın

” UZAKTAKİ  KARDEŞİME ” adlı şiiri, Kazakların o dönemde yaşadığı büyük

sıkıntılara  rağmen, soydaş-kardeş Türkiye’nin Çanakkale Savaşı ve sonrasında

içinde  bulunduğu zor durumu yüreğinde hissederek yazılmış tarihi bir edebi

eserdir.

Bugünkü kuşaklar, KARDEŞLİK  BAĞININ   ne kadar önemli olduğunu Magcan’ın

bu şiirinde  görmektedir.

Magcan’ın Türkiye’de çok sevildiğinin bir göstergesi ise, Atayurtta onun eserleri

50 yıl boyunca / Sovyetler  döneminde  yasaklanırken Anadolu topraklarında

bayraklaştırılmıştır.

—-

Bağımsızlıktan sonra Mağcan’ın Kazakistan dışındaki ilk heykeli de Ankara

Keçiören’de dikilmiştir.

Türkiye Türklerinin  Mağcan’a  göstermiş olduğu bu saygı tüm kazakları

gururlandırmaktadır.

—-

Mağcan’ın  Atayurdumuz  Türkistan hakkında yazmış olduğu şiiri de Türk

Dünyasında  büyük  yankı bulmuştur.

Bugüne kadar Mağcan’ın şiirleri birkaç defa Türkiye Türkçesine aktarıldı.

Ancak, şiirsel olarak titiz bir şekilde ilk kez değerli şair Ali Akbaş tarafından 26

şiiri çevrildi.

Doğumunun 125. Yılı etkinlikleri kapsamında yayınlanan bu eserle Uzaktaki

Kardeşlerinin  gönlündeki  Mağcan’a olan sevgi daha da artacaktır.

Ruhu ŞAD olsun / Sevinçle dolsun .

——————                                                

ŞİİRLERİNDEN

ÖRNEKLER

——————

SÜR ATINI SERSEMBAY

Sür atını  Sersembay

Daha horoz ötmeden

Altın şafak sökmeden

Yaylalara çıkalım

Deh deh deh

Olmaz olsun bu mektep

Çektiğim bu yüzden hep

Sür atını Sersembay.

Geri dönüp bak hele

Gözleri alev  alev

Gördüğün o devler ev

Atmosferi toz duman

Burada geçmez zaman

Şehir yedi başlı dev

Sür atını Sersembay.

Uğul  uğul  uğuldar

Yayılır pis kokular

Şaşırdım vay anam vay

Geri dönüp  nidelim ( ne yapalım )

Köyümüze gidelim

Sür atını  Sersembay.

Uçarı mı uçarı ( ele avuca sığmaz )

Utanmaz kadınları

Kırıtarak gerinir

Yüzlerinin nuru yok

Gözlerinin feri yok ( canlılık ışığı )

Erkekleri cin, peri

Sür atını  Sersembay.

Ateşli bir yürek yok

Yemekten gayrı erek yok ( başka amaç )

Homurdanan domuzlar

Bunları gece kuzlar

Sefillerin cenneti ( yoksulların )

Pis kokulu dehlizler (Üstü kapalı, dar ve uzun geçitler)

Sür atını  Sersembay.

Gökyüzü yıldız kaynar

Göğü görmez kör onlar

Bakıp gülümsüyor ay

Bunaldım bu şehirde

Sonsuz kırlarım nerde

Sür atını Sersembay.

Sersembay, hey Sersembay

Uyku sırası mı ay!

Somurtup durma öyle

Hadi bir türkü söyle

Köyden duyulsun ünün

Artık çilem doldu say

Sür atını Sersembay.

Sarı Arka yaylağı

Yeşil cennet otağı

Bir uzanıp yatayım

Onun ipek yelini ( rüzgarını )

Abı  kevser gölünü

Ben nasıl unutayım.

Şehir benim neyime

Hasret kaldım köyüme ( özlem )

Söylesene  Ağatay

Geri dönüp nidelim

Obamıza gidelim

Sür atını Sersembay.

—————

DOLUNAYA

—————

Güneş battı karanlık örtü yaydı

Gökteki yıldızlar alay alaydı

Oturduğum evin penceresinden

Seyrettiğim o üzgün  dolunaydı.

Kaygılıydı yüzü solmuş, sararmış

Üzüntülü  yeryüzüne nurunu salmış

Yavaş yürüyordu korkmuş can gibi

Şaşırmış, yolunu bulutlar sarmış.

Hain bir el söndürecek mi seni

Karartacak mı o parlak  ateşini

Artık bu devirde senin işin yok

Anıp kaygılanma olup biteni.

Bir zamanlar güneş gibi parlaktın

Nerde altın çağın ve tacın tahtın

Sana  bağlı  olan binlerce yıldız

Ardınca yürüyen zavallı  halkın.

O devirde hiç engel yoktu yolda

Kulaç atıp gezerdin sağda solda

Elindeydi hilal olmak, dolunmak . ( saf olmak – yeni ay )

Artık iktidarın kalmamış elde.( yönetme kuvvetin )

Kaygılı ay, gökteki dert ortağım

Nerde kaldı benim o altın çağım

Gençliğim, dinçliğim, huzurum nerde

Nerede talih kuşum, tahtım, otağım.

Sonsuz yaylalara bak kana  kana

Yeşil otlar dönmüş ipek yorgana

Pınarların baldan tatlı suyu var

Bu dağlardır beni doğuran ana.

Ben onun koynunda gamsız yaşardım. ( Kaygısız – üzüntüsüz )

Yabani  tay gibi oynar koşardım

Ne düşman kaygısı, ne geçim derdi

Atlayıp atıma dağlar aşardım.

Eyvah zalim felek beni aldattı

Bahtımın parlayan güneşi battı

Göz nuru anamı aldı elimden

Öksüz koydu, gece gündüz ağlattı.

Şimdi zindandayım, bu dar delikte

Ölmeden mezara girdim gençlikte

Şefkatli ay beni de al yanına ( sevecen )

Ağlaşalım, dertleşelim birlikte.

Ant  içelim mihnet bize yol olsun ( yemin edelim sıkıntı bize )

Çıkalım aç susuz kısmet bol olsun

Sığınalım Rahmeti bol Allah’a

Kanlı  göz yaşımız aksın sel olsun.

Dileğimiz kabul olmaz mı dersin

Bu yolda çilemiz dolmaz mı dersin

Dün bizi avutan talih kuşumuz

Tekrar başımıza konmaz mı dersin.

—————

TÜRKİSTAN

—————

Türkistan, iki dünya eşiğidir,

Türkistan, yiğit Türkün beşiğidir.

Türkistan gibi güzel yerde doğmuş,

Türk’e, Tanrı’nın verdiği nasibidir. ( kazancıdır. Tanrının kısmetidir. )

Turan’ın göğe yükselen dağları vardır,

Yüksek başını bembeyaz saçlar örter.

Bağrında nazlı pınar, koşup oynuyor,

Dağın serin damlalarıyla dolup coşuyor.

Rüzgar esmeyen sapsarı kumlu çölleri var,

Mezar gibi, hiçbir ses yok, ıssız.

Uçsuz bucaksız çölde canlı mı olur?

Geniş kumda cinlerle periler oyun oynarlar.

Turan’ın deniz denecek gölleri vardır,

Aral, dalgalanan uçsuz bucaksız bir deniz.

Bir uçtaki mukaddes Isık Göl’ün, ( kutsal )

Bağrında gök yeleli Türk dünyaya gelmiş.

Turan ülkesi de halkı da başka,

Başından fırtına gibi geçen günleri de başka.

Turan’ı  tamamıyla idare eden,

Geçmişteki efsanevi han, Afrasiyap’tır. ( Alp Er Tunga / Saka Kağanı )

O, ezelden beri sıradan bir ülke değildir,( geçmişten )

Turan’ın durumunu bilirsen, tarihini anlarsın.

Geçmişte güzel Turan’a heveslenenler,( isteklenenler )

Keyhüsrev  ile  Zülkarneyn’dir. ( Selçuklu sultanı ve Kehf suresindeki kişidir.)

Yeryüzünde Turan’a denk yer var mı? ( eşit )

Beşeriyette Türk’e denk millet var mı?

Üstün zeka, ateşli gayret- çaba , keskin hayal – canlandırma

Turan’ın yiğitlerine denk olan er var mı?

Turan’ın deniz denecek gölleri vardır,

Aral, dalgalanan uçsuz bucaksız bir deniz.

Bir uçtaki mukaddes Isık Göl’ün,

Bağrında gök yeleli Türk dünyaya gelmiş.

Cengiz’den Çağatay, Ögedey, Cuci, Töle,

Babalarına çekmişler, hepsi kurt…

Cengiz’in orduyu idare eden iki gözü,

Kaplan Subıtay ile gök yeleli Cebe’dir.

Doğmuyor beşeriyette Cengiz gibi er,

Deha sahibi, derin düşünceli, çelik ciğerli.

Cengiz gibi bir arslanın bir tek adı,

İnsanın  yüreğine cesaret verir.

Turan’ı boşu boşuna övmüyorum,

Turan, bunlarsız da birçok yabancıya tanıştır.

Evde oturup gökyüzüyle sırdaş olmuş,

Bilgili  Uluğ Bey’e yetişen alim azdır. (1394 / 1449. Matematik ve gökyüzü alimi )

Şerefli Türk’ün kanı, asil kandır,

Ebu Ali İbn-i  Sina  o kandandır.( 980 / 1037. Tıbbın babası )

Onun ilminin çokluğu sihir sayılmıştır,

Dünyaya  hala  onun gibi bir alim gelmiş midir?

Geçmişteki Oks ve Yart, Ceyhun’la Seyhun’dur,

Türkler bu ikisine derya derler.

O iki  kutsal  suyun kıyısında,

Öyleyse, gitsene dedenin kabrini aramaya! ( mezarını )

————

(  M.Cumabay’ın ‘’ Türkistan ‘’  ve  Yavuz Bülent Bakiler’in ‘’ Büyük Destan ‘’ şiiri

Türkçülük  düşüncesini  öne çıkardıklarını görürüz.

Onların hedefinde şiirleri ile tarih şuurunu uyandırmak vardır.

Her iki şiirde de Türk’ün geçmişteki başarılarına özlem, Türk tarihindeki

başarılardan  dolayı haklı bir gurur hakimdir.

—-

Burada 3  Türk değerimizi de anmak istedim .

1 – Alaş  aydınlarından Mustafa Şokay’ın ;

‘’ Milli  dil, milli ruhun temelidir.’’

2 – Türk Edebiyatının Cumhuriyet Dönemi şairlerinden Yahya Kemal’in ;

‘’ Türkçe ağzımda anamın ak sütü gibidir. ‘’

3 – Kazak Cumhuriyeti ilk cumhurbaşkanı  Nursultan  Nazarbayev’de aynı ruhla

ve benzer bir sözle vücuda gelir.

‘’ Ana  tilimiz barimizdi ömirge akelgen ardaktı anamızdın ak sütimen boyımızğa singen.

“Ana dilimiz hepimizi dünyaya getiren anamızın ak sütüyle içimize sinmiştir.”

————

AGCAN  CUMABAYEV

ULUSLAR  ARASI 

SEMPOZYUMU

PROGRAMI

—————-

Doğumunun  125 . yıldönümü nedeniyle  Türk – Kazak  kardeşliğini ve dostluğunu şiirleştiren ALAŞ  Ulusal  Hareketinden olan  Rahmetli Marcan Cumabayev  ve eserleri  uluslar arası sempozyumu / bilgi  şöleni ;

Mimar Sinan Güzel sanatlar üniversitesi , Hoca Ahmet Yesevi  uluslar arası Türk – Kazak  üniversitesi Avrasya  araştırma enstitüsü , Lev   Nikolayeviç  Gumilev  Avrasya üniversitesi  Otrar kütüphanesi araştırma  merkezi  tarafından  13 / 14 . Aralık .2018  oluşturulmuştur .

Katılımcılara Gök Börü’lü gümüş para armağan edilmiş .

Lev  Nikolayeviç  Gumilev  Avrasya Devlet Üniversitesinden Prof.dr. Danagül  Makhat  ‘’ Kazakların Tarihi ‘’ isimli bir kitabı Prof.dr . Abdulvahab  Kara ‘ya armağan etmiş .

( Kitap , Çin’li tarihçi SU BEYHAY’e göre , genel Türk tarihidir . )

Ayrıca  Alaş  ulusal  hareketi ile ilgili ‘’ ALAŞ BAYRAĞI ALTINDA ‘’ belgesel film , 20.12.2018 günü Ankara  ulusal kütüphanesinde  gösterilmiştir .

Böylesi güzellikteki  bilgi şölenlerinin oluşmasında emeği geçen herkesi  Türk milleti adına kutluyorum

Ve teşekkürlerimi   sunuyorum .

İdris Kulaçoğlu …. 19.1.2019  04:55  çalışma odam .

—————-

Kaynakça

————

https://www.turktoyu.com/magcan-cumabayuli-kimdir

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/cumabayuli-magcan

https://edebiyatvesanatakademisi.com

Baymirza Hayit, (1971). Türkistan’da Öldürülen Türk Şairleri. Ankara: Kardeş Matbaası.  

https://dergipark.org.tr

Yavuz Bülent Bakiler (2008). Türkistan Türkistan. İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı

Yayınları.

Yavuz Bülent Bakiler (2010). Harman. İstanbul: Size Dergisi Yayınları.

Enver Kapağan,  (2015). Kazak Şiirinde Tematik Değişimler (Mağcan Cumabaev’in Şiirleri Örneğinde), Türklük Bilimi Araştırmaları, 37, 189-218.

Aşur  Özdemir, (1996). Büyük Kazak Şairi Mağjan Jumabay, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları, 4, 199-213.

Ferhat Tamir (1993). Mağcan Cumabayef Şiirleri, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları.

Ferhat Tamir (1998). “Kazak Türkleri Edebiyatı”. Türk Dünyası El Kitabı, Cilt 4, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları.

https://islamansiklopedisi.org.tr/cumabayev-magcan

Resim : ansiklopedia.az

———

Türk  Birliği  çalışmaları ile bütün Türk  değerlerimizin , çocuklarımız tarafından 

bilinecek  ve  değerlendirilecek olması beni sevindiriyor.

Bu  bilinmeye bir katkı olma amacımla Türk Değerlerimizi tanıyalım başlığını

hazırlamaya  çabalıyorum .

Saygımı , gururumu  ve Rahmet dileklerimi sunuyorum .

—-

Öneriyorum .

‘’ Mağcan Cumabayoğlu’nun Ölenderi / şiirleri ‘’ Dr. Ferhat Tamir .Ötüken Kitap.

Bu kitap, büyük Türk şairi Mağcan Cumabayoğlu’nun 1923 de Taşkent’te Arap

harfleriyle  yayınlanan  ve o zamana kadar yazdığı şiirlerin tamamına yakınını

içeren Mağcan Cumabayef Ölenderi adlı kitabının düzeni  değiştirilmeden Latin

harflerine ve mensur / düz yazı olarak olarak Türkiye Türkçesine aktarılmış

şiirlerinden oluşmaktadır. 159 şiirin yer aldığı eser, büyük Türkçü şairin kendisi

hayattayken neşredilen / yayınlanan  son kitabıdır.

İdris Kulaçoğlu .  20.3.2019  çalışma odam. 22: 08