MİSAKI MAARİF / EĞİTİM YEMİNİ

( EĞİTİM VE ÖĞRETİM

SÖZLEŞMESİ / YEMİNİ )
——————————–

‘’ Tüm inkılapların / devrimlerin  köklenmesi, sürmesi ve yaşaması için

dayandığı  insan , “  ÖĞRETMEN  ” dir.

—————-

“ Öğretimde inkılap / devrim  her şeyden önce öğretmenin kafasında

başlar. ”

—————-

23.6.1923 de  öğretmenlere  yolladığı mesajda :

“ Bilimin milli istiklal / bağımsızlık  ile eş olduğu cihetle / yönüyle işlev

yapmakta   olduğunuz  öğretim kürsülerinde memleketin, siz bilim

adamları  dahi hiç şüphesiz aynı savaşın kahramanlarısınız. ” diyecek

kadar  bilim adamını yüceltmektedir. ‘’

—————-

Türk toplumunun geri kalmışlığının nedenlerini ararken, Türk

Kadınına eğitim ve öğretim alanında verilen hakların yokluğu veya

yetersizliğini en büyük etken olarak gören Atatürk, Tevfik Fikret’in şu

mısrasını zaman  zaman  tekrarlar :

—————–

“ ELBETTE  SEFİL / YOKSUL  OLURSA  KADIN , ALÇALIR  BEŞER /

İNSANLIK. ”

——————

Atatürk, daima Türk toplumunu Batı uygarlığına ulaştırabilmek için

yeni kuşakları yetiştirecek olan Türk kadınının da erkeklerle eşit

koşullarda yetişmiş olmasını arzulamıştır / istemiştir.

——————

“Bir sosyal toplumun bir organı faaliyette / etkinlikte  bulunurken,

diğer organı çalışmazsa o toplum felçlidir. Bugünün ihtiyaçlarından /

gereksinimlerinden  biri, kadınlarımızın her yönden yükseltilmesini

sağlamaktır.

Binaenaleyh / bundan dolayı , kadınlarımız da ilimci ve fenci olacaklar

ve  erkeklerin geçtikleri bütün öğretim kademelerinden /

aşamalarından   geçeceklerdir.

Sonra, kadınlar hayatta da erkeklerle  beraber yürüyecek, birbirinin

yardımcısı ve destekleyicisi olacaklardır. ”

——————-

diyen Atatürk, Türk kadınını haremden, peçeden, okumamışlıktan  

ve  esaretten kurtararak, böylece tarih sahifelerine geçmekte ve

bütün  dünyaya örnek olmaktadır.

——————–

Osmanlı dönemindeki eğitim sistemi Selçuklu eğitim sisteminin

devamıdır.  Asker ve yöneticilerin eğitimi / Enderun ve büyük

medreseler devlet tarafından , diğer eğitim ve öğretim vakıflar

tarafından  yürütülmüştür.

—–

18 inci yy da Avrupada ki endüstriyel / sanayi devrimi sonrasında ilk

yenileşme hareketleri ile askeri okulların açılmasıyla, birbiriyle çelişen

ikili  bir öğretim ortaya çıkmıştır.

Bu ikilik sivil okulların açılmasıyla daha da belirginleşmiştir.

—–

1838 de ,  meclisi umuru nafıa / geliştirilme – güzelleştirme işleri

meclisi.

3.12.1938 de ,Tanzimat fermanı / yönetimi iyileştirme bildirisi sonrası

meclisi maarifi muvakkat ve meclisi maarifi umumiye / Geçici öğretim

meclisi ve genel öğretim meclisi.

18.2.1856  Islahat fermanından / iyileştirme ve düzeltme bildirisinden

sonra 1866 da maarifi umumiye nezareti / Genel öğretim bakanlığı

kurulmuş , batı eğitim sistemi  örnek alınarak hazırlanarak  yürürlüğe

girmesiyle eğitim ve öğretim devletin görevi ve  kontrolü altına

girmiştir.

Bu nizamnameye / kurala – kanuna  göre ;

İlk öğretim , orta öğretim ve yüksek öğretim olarak

aşamalandırılmıştır.

23.12.1876 da , kanuni esasi / 1876  anayasası ile ilk öğretim zorunlu

duruma  getirilmiştir.

Eğitim ve öğretim kurumlarının yapılanmasında ve  akılcılığın ,

bilimselliğin , meslek eğitiminin halkın gereksinimlerine göre

yapılmasını isteyen yeni Osmanlıcıların 1865 / 1876 . ( Namık Kemal

1840 / 1888 , Ziya paşa 1825 / 1880 , Şinasi 1826 / 1871 , Agah Efendi

1832 / 1885 ,  Mustafa Fazıl Paşa 1830 / 1875 , Midhat Paşa 1822 /

1884 )  ve  1889 da kurulan , 1908 / 1918  arası etkin olan İttihat ve

terakki cemiyetinin / Birleşme ve gelişme topluluğunun  önemi –

baskısı  vardır.

(Dahiliye Nazırı / iç işleri bakanı ve Sadrazam Talat Paşa (1874–1921),

Harbiye Nazırı / savaş işleri bakanı Enver Paşa (1881–1922) ,

Bahriye Nazırı (Osmanlı donanmasından sorumlu bakan) Ahmed

Cemal Paşa’dır. 1872–1922. ) İ.K

Okullular ve medreseliler , iki farklı anlayış işlerin yürümesinde zorluk

çıkartıyorlardı.

2.meşrutiyet döneminde ( 24.7.1908 / 11.4.1920 ) medrese ve

vakıfların maarife / eğitim ve öğretime devredilmesi tevhidi tedrisat /

öğretim birliğinin ilk adımları atılmıştır.

19 uncu yy’lın ortalarında yabancı okulların açılmasıyla sorun daha da

büyümüştür.

Bu sorunlar karşısında yeni bir eğitim ve  öğretim sistemi oluşturmak

gerekmektedir .

—–

1916 yılı Kasım’ıdır. Doğu Cephesinde 16. Kolordu Komutanlığını

henüz  ele almış, çökme tehlikesi geçiren cepheyi kurtarmıştır.

Günlerce süren bir muharebeden / savaştan sonra bulabildiği birkaç

saatlik istirahat / dinlenme zamanında Kurmay Başkanı İzzettin

Çalışlar ile görüşmesini ve verdiği notu görelim:

Erkan-ı  Harbiye Reisi / Askeri ileri gelenlerin başkanı ile sohbet :

1 – Muktedir ve hayata vakıf valide / İşe gücü yeten ve yaşamın

bilincini  anlamış , kavramış ana  yetiştirmek,

2 – Kadınlara  serbestisini vermek,

3 – Kadınlarla müşareket-i umumiye / genel işbirliği , erkeklerin

ahlakiyatı / ahlak anlayışı , efkarı / düşünceleri , hissiyatı / duyguları

üzerinde müessirdir / etkilidir – iz bırakır.

Bakınız;

En ağır muharebe / savaş şartlarında dahi “ Türk kadın hakları ” ve

“ güçlü anne eğitimi ” gibi çok sonraları işlemek üzere eline aldığı en

değişik  konuları adeta planlamaktadır.

—–

23. Ağustos. ve 13. Eylül . 1921 Sakarya Savaşı, Atatürk’ü hayatta en

fazla  sarsan, şuuraltına kadar giren bir ölüm kalım savaşıdır.

Çok kuvvetli bir asker ve  stratejist  olarak  kendisi bu olayı çok

önceden bilebilmektedir.

İşte böyle, hassas / duyarlı ve kritik / ciddi – önem verilen  bir

dönemde, ülke  normal şartlar içinde imişçesine,

15-21. Temmuz. 1921 tarihlerinde Ankara’da

“ 1. Maarif   Kongresi / Öğretim ve eğitim kurultayı ”nı toplar.

—-

( Strateji : Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta

benimsenen politikalara destek vermek amacıyla politik, ekonomik,

psikolojik ve askeri güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı. İzlem.

—-

Politika : Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak

düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset. Davranış

biçimi, düşünce yapısı. ) İ.K

—–
Yurdun her bölgesinden  kadınlı , erkekli 250 den fazla Türk öğretmen

temsilcilerini / simgeleyenleri  bir araya getirir.

Cumhuriyet döneminin eğitimine esas olacak temel ilkeleri çizer.

Bu Kongre, 11 .cisini 1982 yılında yaptığımız23. Milli Eğitim

Şuralarının / danışma kurullarının ilki sayılabilir.

Yalnız yapıldığı günlerin şartları bakımından değil, içeriği

yönünden de en önemlisidir.

—–

Atatürk’ün 1. Maarif / eğitim ve öğretim Kongresinde, daha sonra

Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve çeşitli öğretmen topluluklarında

konuşmalarındaki  eğitim görüşlerinin, her zaman için tazeliğini ve

Türk toplumu için geçerliliğini muhafaza ettiği / koruduğu

görülmektedir.

İlk Kongredeki konuşmadan, bazı parçaları burada kısa da olsa ele

alarak Türk Milli Eğitim doktrininin / öğretilerinin temel taşlarını

tanımış  olacağız :

“ Asırlardan beri idaredeki büyük ihmalin / gereken önemin

verilmemesinin , devlet bünyesinde / yapısında açtığı yaraları tedavi /

onarmak  için  bundan böyle en büyük gayretlerin / çabalarının eğitim

alanında ” olması gerektiği belirtilmiştir.

Türk milletinin geleceği için düşünce ve güç birliği içinde mükemmel /

eksiksiz bir eğitim programı hazırlanmalıdır .

“ Gerçi elimizdeki tüm imkanları / olanakları henüz ülkemizi istila

eden / zorla ele geçiren düşmana karşı kullanmaya mecbur / zorunlu  

isek  de ülkenin eğitimi için elverişli koşullar ele geçirilmeden önceki

savaş  günlerinde bile, çok dikkat ve itina / özen ile işlenmiş bir MİLLİ

EĞİTİM ŞURASI vücuda getirmeye ” çalışmamızın icap ettiği / gerektiği

açıklanmıştır.

“ Şimdiye kadar izlenen talim / alıştırma ve terbiye / eğitim – görgü

usullerinin milletimizin tarihindeki gerilemede en mühim / önemli 

olduğu, bu nedenle bir milli eğitim programından söz ederken eski

devrin hurafelerinden / yanlış inançlarından  ve milli bünyemize hiç

uymayan yabancı fikirlerden / düşüncelerden , şarktan / doğudan  ve

garptan / batıdan gelen tüm tesirlerden / etkilerden  tamamen uzak,

milli  seciye / karakterimize ve tarihimizle mütenasip / uygun bir

kültüre  sahip olması zarureti / gerekliliği ” belirtilmiştir.
—–

Eğitim ve öğretim sistemimizin temeli bilgisizliği yok etmektir.
—–

“Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirirken onlara bilhassa / özellikle  

mevcudiyeti / varlığı ile, hakkı ile, birliği ile, taarruz eden / saldıran  

bilumum / bütün  yabancı anasırla mücadele lüzumu / ögelerle

uğraşma gereği  ve efkar-ı milliyeyi / milli düşünceler – kaygılar,

kemal-i istiğrak / dalınç – kendini dinleme olgunluğu  ile şiddetle ve

fedakarane müdafaa zarureti / özverili koruma gereği  telkin

edilmelidir / aşılanmalıdır” denmiştir.
—–
Yine özetle, bu Kongrede çizilmiş eski yollarda yürümek ve tartışmayı

değil, yukarıda değinilen esaslara göre yeni usuller, metotlar

yaratmağa çalışmaları lüzumunu / gerekliliğini , bu vesile / sebep –

fırsat ile de ;

 “ Gelecekteki kurtuluşumuzun, değerli öncüleri olacak öğretmenler

hakkındaki saygı duygularını belirtmekte  “  ve silah kadar kafamızla /

aklımızla  da savaşmak zorunda  olduğumuzu ifade etmektedir.

Türk çocuğunun yetişmesinde uygulanacak eğitim programlarının

“ milliliği / ulusallığı ” konusuna böylece değinen Atatürk’ün bu

konuda daima ısrarlı  olduğunu ,TBMM açış konuşmalarında eğitim

konusunun ayrıntılarına girmesiyle her  yönü ile bir uzmanın

görüşlerini görürüz.

Örnek olarak :
——————
Ortaöğretim programlarının “ PRATİK , UYGULAMALI ve YAŞAMA

YARARLI olmasını ” ister ki bugünkü eğitim uzmanlarımız da öyle

düşünmektedirler.
—–
27.10.1922 de , Bursa’da toplanan İstanbul ve Bursa öğretmenlerine

de çok ilginç tavsiye / öneri ve isteklerde bulunur.

Yukarıda biraz değindiğimiz bu konuşma, Mustafa Kemal Paşa’nın

Büyük Zaferden sonra yaptığı ilk ve önemli konuşmadır.

—–

İstanbul’dan kendisini ziyarete gelen öğretmenler ve Bursa

öğretmenleriyle Şark / Doğu Tiyatrosunda yaptığı toplantıda özet

olarak  şu  hususları / konuları işler :

* Okulun bir toplumun yaşamındaki değerini açıkladıktan sonra ,

“ OKUL , genç beyinlere insanlığa saygıyı , millet ve memleket

sevgisini , bağımsızlık onurunu ,

Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmanın doğru yolunu

öğretir . ‘’ der.

—–

Ordumuzun kazandığı zaferin ‘’ ilim ve irfan / ilmi kullanmak ilkesinin

rehber / yol gösterici olmasına dayandığını, binaenaleyh / bunun için

milleti  yetiştirecek okullarda da darülfünunları­mızda da /

üniversitelerimizde  de ilim ve irfanın / kuvvetli sezişin – kültürün ,

bilim ve tekniğin rehber / yol gösterici olacağını,

Yurdumuzda uygarlığın gelişmesi için çağdaş ilerlemelerin bir an

kaybetmeden ele alınması lüzumu / gereği , bunun bir namus borcu

olduğunu,

En önemli ve verimli ödevimizin “ MİLLİ EĞİTİM İŞLERİ ” olduğunu, bu

yoldan  başarı ile ancak kurtuluşun oluşacağını belirttikten sonra,

aynen şöyle der ;

—–

“ Bu zaferin elde edilebilmesi için hepimizin tek can ve tek düşünce

olarak  TEMEL BİR PROGRAM üzerinde çalışmamız gereklidir.

Bence bu programın en önemli yönleri ikidir :
—————–
1- TOPLUMSAL YAŞAMIMIZA  UYMASI .

2- ÇAĞIMIZIN İSTEKLERİNİ  KARŞILAMASI .
—————–

Çocuklar ne  öğrenebilir .

Yetenekleri ne seviyededir.

Bu ölçüleri sağlayacak okul programı kitabilikten çıkıp yaşamsal

olmalıdır.

Dünün programı ile yarının adamları yetiştirilemez.

Gençleri uygulamalı pratik / kullanışlı bilgi ile donatıp yaşama

hazırlamaktır.
—–

Ortaöğretimin amacının ülkenin muhtaç olduğu / gereksinim duyduğu

hizmet ve sanat elemanlarını yetiştirmek ve yüksek öğretime aday

hazırlamak  olduğunu,

Ortaöğretim eğitim – öğretim usullerinin pratik ve uygulamalı olması

icap ettiğini / gerektiğini,

Kadınlarımızın da, bütün kademelerde eşit koşullarda eğitim

görmeleri gerekliliğini söyler.’’

—–

Bu konuşmanın son bölümünde her eğitim kurumumuzun kapısına

asılması   gereken şu önemli doktrini / öğretiyi koyar:
—–
“ Efendiler!

Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin /

eğitimin hududu / sınırı ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel

Türkiye’nin kendi benliğine ve  ananat-ı  milliyesine / milli

geleneklerine düşman olan bütün anasırla / unsurlarıyla – ögeleriyle

mücadele etmek lüzumu / uğraşma gereği öğretilmelidir.

—–

Beynelmilel vaziyet-i cihana / milletlerarası dünya durumuna  göre,

böyle bir cidal / savaşın  istilzam eylediği / gerektirdiği anasır-ı ruhiye

/ ruhi unsurlar ile mücehhez olmayan / hazırlanmamış fertlere ve bu

mahiyette / nitelikte – özde – karakterde fertlerden mürekkep/

bireylerden oluşacak cemiyetlere / toplumlara hayat ve  istiklal /

bağımsızlık yoktur.”

—–

‘’ Efendiler !

İşleyen ve kapsamlı bir eğitim öğretim için vatanımızın sınırları içinde

merkezlerde çağdaş kütüphaneler , konservatuvarlar , müzeler , bitki

ve hayvanat bahçeleri, çalışma alanları , güzel sanatlar sergileri ve

matbaalarla / basım yerleri  ile  donatılması gerekmektedir.

Bütün bu güzelliklerin olabildiğince kısa zaman içinde oluşturulması

ve sonuç alınması çok önemli  isteğimizdir .

————–

Bu istekten sonra maarif vekili İsmail Safa Bey , bir genelge

yayınlayarak  yeni devletin eğitim , öğretim amaçlarını açıklamıştır.

Buna  göre ;

* Nesillerin milli varlıklarıyla çatışmayan her düşünceye saygılı olarak

yetiştirilmeleri .

* Okulların ülkeyi iktisadi / ekonomik esaret altında bırakmayacak

kafalar  yetiştirmesi.

* Her konuda güçlü ve azimkar / kararlı  nesiller yetiştirmesi.

————-

Bu genelgede / bildiride öğretimin temel amacı olarak M.Kemal’in şu

sözleri  gösterilmiştir;

‘’ Bilgiyi insan için bir süs , baskı aracı veya medeni bir zevkten ziyade 

/ fazlası  milli  hayatta başarıyı sağlayan uygulamalı ve yararlanılabilir

hale  getirmektir . ‘’

—–

15.7.1923 de toplanan 1.heyeti ilmiye kongresi , eğitim ve öğretimin

millileştirilmesi ve modernleştirilmesi yönünde atılan önemli bir adım

olmuştur.

Milli eğitim bakanı İsmail Saf Bey , bu toplantı sonrasında ‘’ Maarif

misakı ‘’ adıyla yayınladığı genelgede ;

* Milliyetçi , halkçı , inkilapçı / devrimci  , laik ve cumhuriyetçi

vatandaşlar yetiştirmek .

* İlk öğretimi yaygınlaştırmak ve herkese okuma – yazma öğretmek.

* Yeni kuşakları bütün öğrenim derecelerinden geçirmek , onları

ekonomik  hayatta başarılı kılacak bilgilerle donatmak.

—–

3.3.1924  kabul edilen Tevhidi Tedrisat / öğrenim birliği ile bütün

öğretim kurumları birleştirilerek milli eğitim bakanlığına bağlanmıştır.

Böylece okul – medrese ikilemi ortadan kaldırılmıştır.

1924 yılında medreseler kapatılmıştır.

1924 yılında İstanbul üniversitesinde İlahiyat fakültesi  açılmıştır.

—–

* Sağdan, soldan alınmayan, milli gelenek ve kökümüze dayanan bir

terbiye verilmesi,

* Her şeyden önce, milli hakimiyet ve istiklalimizin değerini bilen ve

onu kesinlikle korumaya kararlı bir gençliğin yetiştirilmesi,

* insanlığa karşı saygılı, şoven olmayan bir milliyetçilik ve iyi kalpli,

ahlaklı vatandaşlar olması,

* Tam vicdan ve fikir hürriyetine saygılı bir laiklik terbiyesi,

* Zorlama ve şiddete dayanmayan şuurlu bir disiplin,

* Kadın, erkek veya diğer ırk, din, mezhep ve sınıf farkları gözetmeden

her vatandaşa eşitlik,

* Gençlerimizi fiziksel olarak geliştirecek sporcu bir kuşak

yetiştirilmesi,

* Toplumumuzun tümüne asgari düzeyde de olsa bilgi verilmesi,

* Öğretimde deneye ve uygulamaya dayanan ve hayatta geçerli

bilgileri veren bir öğretim sistemi uygulanması,

* Bütün yeniliklere daima ve açık olan, en ileri düzeyde bilgi verecek

bir ders (müfredat) programı düzenlenmesi,

* Tüm okullarımızın ve ordumuzun da çevresine ve her yaşta

vatandaşa da açık birer ilim ve irfan pınarı olmaları gibi temel esasları

kapsayan milli bir eğitim sistemini ve programını bizlere en büyük bir

miras / bırakıt  olarak bırakmıştır.

————

Kaynakça

————

http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-03/ataturkun-egitim-konusunda-gorusleri-ve-misak-i-maarif  (Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER . Ankara 2000)

https://dergipark.org.tr/tr

http://dergiler.ankara.edu.tr

Atatürkçülük eğitimi. Türkan Uğur, Cahide Özdemir, Burhan Göksel.  



İdris Kulaçoğlu  ….. 4.4.2017 çalışma odam.