HUNZA TÜRKLERİ / HUNZAKUTLAR

Kökleri  On Oğuz / On Ok / Doğu Saka / Hun Türkleridir.

Hunzalar  kendilerine  HUNZAKUT  diyorlar.

Kut , Türk ve  Altay  Kaman ve  Toplum / halk inancında kutsal enerji, yaşam

gücü  demektir.

Yiğitler kut sayesinde ölümden  kurtulur veya yaşama döner.

Bu  güç Tanrı’dan kaynaklanır.

Tanrı bu gücü  geri  çekerse  Kağanlar tahtı ve yaşamlarını  yitirirler.

Kut’u kendilerinde ortaya çıkmış, var olmuş olarak kabul ediyorlar.

2016 yılında 87 bin nüfusa sahipler.

———-

Hunzaların  konuştukları dil olan BURUŞO yüzünden onlara Bruşolar diyenler

de var. 

Hunza , Buruşo  dilinde “ OK  ” anlamına geliyor.

Bilindiği gibi Oğuzların  özgün  adı  OK UZ .

Buruşo dili , Çuvaş dili gibi   On Oğuz / On Ok / Doğu Saka / Hun kökenlidir.

———-

Hunza  bayrağı  karlı dağları ve üstündeki ay yıldızın yanına konmuş oklu yayı

göstermektedir.           

* Karlı  dağlar :

Doğayı  ve Orhun Yazıtlarında belirtilen ” dağlara hakim / egemen olma ” yı .

*  Ay-Yıldız simgesi :  İnançlarını  gösterir. ( Gök Tanrı )

*  Oklu yay :  Savaşçı  bir halk / toplum  olduklarının  tamgasıdır.

—-

Bu 3 tamga , Avrupadaki  eski  Hun toplumu Sekel Hun Türkleri’nin tamgaları ile

aynı özellikleri taşımaktadır.     

Sekel Hun Türkleri bayrağındaki tamgalar :

1-Yıldız – Güneş

2-Ay

3-Oklu yay

———–

Hunzalar ,  Çin ve Afganistan sınırında Pakistan’ın  Keşmir bölgesinin  kuzeyinde

Tanrı Dağları, Himalayaların batı uzantısı olan Karakurum  sıradağlarının

Hindukuş dağları ile  kesiştiği  160 km uzunluğunda, 1.6 km genişliğindeki 

Hunza , Nagar ve Yasin vadilerinde  yaşıyorlar.  

Hunza Vadisinden Hunza Nehri akıyor. Dağlardaki buzullar nehrin ve insanların

su kaynağı.

—-

Büyük çöküntüler ve yüksekliklerden oluşan bu arazide Altay Dağları’nın

yüksekliği  4600 metreden fazladır.

Ötüken’in bulunduğu bölge 4000 metre civarındadır.

Cungarya ve Gobi Çölü’nün bulunduğu alan yılda 100 milimetreden az yağış alır.

Böyle bir Bozkır hayatına bağlı olarak On iki Hayvanlı Takvimi gelişmiştir.

—-

Dünyanın en yüksek 50 zirvesinden 17  sine ev sahipliği yapan bölgede, coğrafi

zorunluluklar ve iklim değişiklikleri  gibi sebeplerle Sibirya ve bugünkü

Rus  düzlüklerinden  Orta Asya bozkırlarına indiği düşünülen Türkler, orman

avcılığından  göçebe çobancılığa geçiş süreci yaşamışlar.

Türk dilinde ormancılık ve orman yaşamıyla ilgili sözcüklerin, bozkır

yaşantısındaki  sözcüklerden daha eski olması ve Pazırık Kurganında ren geyiği

görünümü verilmiş atlar çıkartılmış olması bu süreci doğrulamaktadır.

—-

Hunzalıların  çok  önemli özellikleri uzun yaşamları  ve dünyanın tıp açısından en

sağlıklı  toplumu olmalarıdır.

Dünyada kanser hastalığının olmadığı tek topluluktur.

Yaşamları  110 – 120  arasıdır.

65 – 70   yaşında doğum yapıyorlar.

Burada 65 yaş yolun yarısı sayılıyor.

Uzun yaşamalarıyla tanınan, kanser ve diğer hastalıkların uğramadığı 100

yaşında hayatını kaybedene ise ‘’ genç öldü ‘’ denildiği topluluk Hunzalar.

Okuma yazma oranının yüzde 77 olduğu bölge, Pakistan’da kız çocuklarının en

yüksek  seviyede eğitime katıldığı eyaletlerin başında geliyor.

—-

Hunza’nın erkekleri, ileri yaşlarına rağmen tarım ve hayvancılıkla ilgilenmeye

devam ederken boş zamanlarında ise buz tutan göl ve havuzlarda buz hokeyi

oynuyor. Günlük ayakkabılarıyla buz hokeyi oynayan erkeklerin yanı sıra gençler

ve çocuklar da kıran kırana maçlar yapıyor. Takımlarda kız ve erkekler karışık

olarak yer alıyor.

—–

Bilim adamlarının dikkatini çeken bu ömür süresi onları araştırma yapmaya

yöneltmiştir.

Bunun  nedenleri :

 * Neşeli, sağlıklı ve hayat dolu olmaları.

* Denizden 6 bin metre yükseklikte çok yüksek oksijeni olan bir bölgede  

bulunmaları ,

* Buz gibi temiz su içip kendi ekip biçtiklerini yemeleri.

* Sadece kendi  ürettikleri  sebze ve  meyveleri tüketmeleri.

(  Meyveleri kurutuyorlar . Et ve baharatlı yemekleri çok ünlü. )

* Bölgenin en ünlü  ürünü ise KAYISI  ve  KAYISI  YAĞI.

* Hunza’da tüm yemeklerde tereyağı ve kayısı yağı kullanılırken, kayısı

yemeklerin  ayrılmaz bir parçasını oluşturmasıdır.

—-

Dağlarda  ve  vadilerde konar – göçer  yaşıyorlar ve doğal  besleniyorlar.

Günde 2 kez yemek yiyorlar. ( sabah kahvaltı – akşam yemeği )

Yedikleri tüm sebze ve meyveleri çiğ yiyorlar. Sebzeleri bazen çok az pişiriyorlar.

Bozkır hayatında, sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı.

Sütlü darı , peynir, yoğurt ve kısrak sütünden yapılan kımız, orta asya /

TÜRKİSTAN – TÜRK  ELİ  topluluklarının başlıca besin maddeleriydi.

At ve koyun etinin saklama  gereksinimi ” ilkel konserveciliğin ” gelişmesine yol

açmıştır.

Konar – göçer  topluluklarda ” YONCA ” nın ve ” DARI “nın oldukça önemi vardır.

—-

Hunza ekmeği  tarifi :

4 bardak su, karabuğday veya darı unundan 3.5 bardak, 1.5 bardak hindistan

cevizi yağı veya kanola yağı, 1.5 bardak doğal rafine edilmemiş şeker, 450 gram

bal ya da pekmez, 1,5 bardak peynir altı suyu veya soya sütü, 1 çay kaşığı deniz

tuzu, 1 çay kaşığı tarçın,1 çay kaşığı hindistan cevizi .

—-

Hunza  toplumu / halkı kültürü , renkleri ve şekilleri binlerce yıldır değişmeden

gelen kültürün izlerini taşımaktadır.

Müslüman bir toplumdur, eski  kültür – adetlerini  devam  ettirmektedirler.

Kadın başlıklarında görülen tamgalar , Türklerin binlerce yıldır kullandıkları

tamgalardır.

—————

** TRT Belgesel’de yayımlanan ve yapımcılığını Hüseyin Kılıç’ın üstlendiği

Doğunun Kayıp Siluetleri belgeseli de uzun yaşayan Hunzalıları konu ediniyor.

** İngiliz yazar James Hilton’un 1930’larda sinemaya da uyarlanan Yitik Ufuklar

(Lost Horizon) kitabında, Çin’den kalkıp Himalayalar’a inen uçakta yer alan 4

İngiliz’in götürüldüğü hayali  Şangri-La’da  uzun yaşayan, hastalanmayan

insanlarla karşılaşıyor.

Kitabı Oscar ödüllü senarist Robert Riskin sinemaya uyarladı, filmi de 6 Oscarlı

Frank Capra yönetti.

Suyun tedavi  / iyileştirme ve terapi / hastalığın sıkıntılarını giderme 

özelliklerini anlatan ” Su terapisi hakkında neredeyse her şey ” kitabının yazarı  

Constantin Cerbu’ya göre Capra, filmde mekan / yer olarak Hunza’yı

canlandırmıştır.

————–

İDİKUTLAR

————–

Uygurlar 1209 da Cengiz Han tarafından Moğollar’a bağlandıktan sonra

1550  lere kadar çeşitli şekillerde varlıklarını devam ettirdiler.

Bunlardan biri de  Turfan’daki   İdikutlardı. 

İdikutlar 12. yüzyılda Karahıtaylara bağlıydılar.

İdikutlar 1209’da Cengiz Han’a Barçuk İdikut önderliğinde boyun eğdiler. Onun

oğulları Kesmes ve Salındı Moğollar’ın müttefiki / anlaşmalısı oldular.

1248 de , Büyük Moğol Hanı Güyük Beşbalık’ta öldü.

Buradaki Uygurlar, Çin’deki Moğol hanedanına bağlı olarak buğra damgasını

kullanıyorlardı.

1286 yılı civarında Cengiz Han’ın torunu Duva, Koçkar Tegin adlı İdikut’u

kendisine bağlamak için Beşbalık’ı kuşattı.

İdikut’un kızının Duva’ya verilmesi sonucu kuşatma kaldırıldı. İdikutlar ile

Cengizoğulları arasında birçok evlenme gerçekleşti. Çin’deki yüksek görevlere

getirilen İdikutlar ülkelerinden uzaklaşıyor ve bir daha geri dönmüyorlardı.

1353 de ,  İdikut olan Sangga  ve Budashri’nin ardından Hos – hang  devrinde

İdikut  sülalesi sona erdi.

———

Kaynak

———

Ntv .com .tr

Sözcü com.tr

Sabah com.tr

http://www.turkcenindirilisi.com

tr.wikipedia.org ( bilgi ve resim )

http://www.caytvhaber.com

http://www.hurriyet.com.tr

İdris Kulaçoğlu 27.11.2020  15:50  çalışma odam .