DEMİRCİ TÜRKLER

DEMİRİN PEŞİNDEKİ TÜRKLER

TÜRK   KÜLTÜRÜ .

————————————–

UYANMA   ZAMANI  GELDİ !

Batı  kaynaklı  tarihçilerin söylemlerine  bakma  !

SEN  barbar, göçebe  yada  çoban değilsin !

SEN  Kuyumcu, Madenci, İlk Demircisin.

Savaşçı, Simyacı, Bilge de  SENSİN !

Her yerde maden aradın, cevheri buldun, saflaştırmak için kimyayı kullandın.

SEN  onları işledin.

Altın elbiseli adamı yarattın .( İdris  Kulaçoğlu )

Hayvan heykelleri  , takılar ürettin.

Ticaretini sen yaptın.

Maden bulduğun yerlere yerleştin, Devletler / İmparatorluklar kurdun.

ÖK , OK , OZ , ON , AZ / AS  da  SENSİN !

UYANMA   ZAMANI  GELDİ !

—————-

İçinde yaşadığımız toplum ne üretiyorsa yaşamımız ona göre şekillenir.

Mitolojileri, inançları, yaşama biçimleri her şey.

Türk toplumunu inceleyen batı kaynaklı  tarihçiler gerçeklerin üstünü  bilinçli

olarak  örtmüşler , örtüyorlar.

Türk  araştırmacıların  ve aydınlarının  çoğunluğu  batı tarihçilerinin söylem ve

kayıtlarını  tam doğru   kabul  ediyorlar .  

Türk çocuklarına  doğru imiş gibi yanlışları  öğretiyoruz !

En kötü olanda Türk çocuklarının yabancılara  özenmesi !

——–

( ASLA  haklı ve doğru  değiller !

ASLA ….

KENDİ ÇIKARLARI  DOĞRULTUSUNDA  UYDURMA  ve YALAN TARİH  YAZDILAR !

Kazı bulgu ve belgeler , yalanlarını bir bir yüzlerine vurmakta !

——–

‘’ Tarih , Türklerle başlar !

Tarihten Türkleri çıkartırsanız , Tarih kalmaz ! ‘’

İdris  Kulaçoğlu.

———————————

DEMİR  HÜKÜMDARLARI

———————————

* Tomris (Tomris Hatun / Katun )
( mö. 600 )

——-

* Timuçin (Cengiz Han)
( ms. 1.162 /  ms. 1.227)

——-

* Timur

( ms. 1.336 / ms 1.405 )

——–

İki İmparator, birinin ismi Timuçin yani Demirci.

diğerinin ismi Timur yani Demir.

Ama Batılı Tarihçiler ikisinin de Moğol olduğunu savunuyor.

( Moğol ‘ da , Türk boyudur. )

Bir Kadın Hakan Tomris yani Demir.

İdris Kulaçoğlu . 8.6.2019 14:10  Tekirdağ

——————

Kadim / eski  Türk  toplumlarının  iyi demirciler olduğunu biliyoruz. Destanlarında demirden dağlar eritiyorlar, dokuz  Atası demirci olmayan Kam olamıyor.

Mitolojilerimizde / Destan ve efsanelerimizde  Demir Han’ı  var, Kömür Han’ı var.

Demirden kılıçlar, kalkanlar, zırhlar yapabiliyorlar.

Ürettikleri demir eşyaları İpek yolunda satıyorlar.

Batı tarihçileri haklı mı !?

Gerçekten öylemi !?

Demircileri incelemeden bu toplumları anlayabilir miyiz !?

ASLA  !

Çünkü demiri ve maden işlemeyi ortadan kaldırırsanız  geriye  Batılı tarihçilerin anlattığı ilkel Türk  toplumları  anlatımı kalır.

Ben tarihçi değilim. Ama bu işe gönül verdim. Kafamdaki  sorulara  batı tarihçilerinin söylediği şekilde değil, bu demirci  toplumların  yaşantısına göre cevap vermeye çalıştım.

Özellikle de demir ve mıknatıs ikilisine yoğunlaştım. Aşağıdaki anlatacaklarım daha çok bir öykü şeklinde bu sorulara yanıt olacak.

—-

Şimdi tarihte geriye gidelim demirden  aletlerin, silahların yapıldığı bizim bilebildiğimiz tarihlere, yaklaşık altı bin yıl önceye.

Bir demirciyi hayal edelim, adı DEMİRCİ  BABA  olsun.

Bu demircinin çalıştığı bir yeri olsun, kapalı bir yer. İçinde odun veya odun kömürü ile ısıttığı ocağı, basit bir demir çekiç, ilkel bir demir örs, kalın hayvan derisinden önlüğü, demiri tutabileceği basit bir demir kıskacı ve çömlek içinde suyu olsun. Buraya kadar her şeyi hayal ediyoruz. Farklıklar olabilir.

Demirci Baba sabah kalktı, az bir şey atıştırdı. Acele ediyor çünkü Obasında ki askerlere kılıç, kalkan, zırh ve atlarına üzengi yapması gerekiyor.

Ocağını yaktı, çömleğine suyunu doldurdu. Önlüğünü giydi, işe koyuldu. Buraya kadar her şey hayalimize göre normal gidiyor.

Sıra geldi alet yapacağı demir parçasını almaya.

Garip değil mi ?

İşleyeceği demir yok. Demir madenleri yok. Madenciler yok. Kütle demir üreten demir fabrikaları yok. Ortada demir yok.

Demircilerin binlerce yıl işlediği demir nereden geliyor?

Bilemediniz uzaylılar getirmiyor. Ama yaklaştınız uzaydan geliyor.

Fizikçiler ilk demir aletlerindeki demiri incelemişler.

Gök Taşı kaynaklı olarak belirlemişler.

İçinde bol miktarda demir cevheri bulunan Gök Taşı atmosferimize girip ısınıyor, eriyor ve dünyamıza neredeyse tamamı kor haline gelmiş demir olarak düşüyor ve soğuyor.

Demircimiz bu Gök Taşı kaynaklı demirleri topluyor. Büyük ihtimalle demircimiz in   Atalarından  biri kor halindeki Gök taşlarından birini gördü ve demiri ısıtınca ona şekil verebileceğini anladı.

Tekrar demircimize dönelim. İşleyeceği demiri olmayan Demirci Baba demir toplamaya gidiyor.

Ama nereden ve  nasıl  ?

Düşünün çok geniş alanlar da belki de binlerce yıl önce düşmüş taş görünümlü demir parçaları arıyorsunuz. Belki günlerce sürecek. Keşke daha önce yerlerini belirleyebilselerdi. Aslında burada görev değişimi olsa daha iyi olur. Bu konuda daha deneyimli olan babası demir taşların yani ” PEK  TAŞLARIN ” yerlerini belirleyebilir.

Nede olsa gençliğinde bunu yapmıştı. Şimdilerde demir dövemeyecek kadar güçsüz. Hadi onu da hayalimize katalım. Adı da DEMİRCİ DEDE olsun.

Gençliğinde iyi bir demirciydi. Bu mesleği öğrenirken bir gözü demirci ocağından gelen sıcak ateşle yanmıştı. O gündür bu gündür yanan gözü bembeyazdı, aynı bir güneş gibi. Demirci Dedenin yinede bir sorunu var araştıracağı alan çok büyük, çok gezmesi lazım bir de her taşı kontrol etmesi için eğilip kalkacak.

Acaba hızlı bir şekilde demir taşları nasıl bulabilir?

Yanıt Mıknatısla.

O zamanlar da mıknatıs ne arar?

Acaba öyle mi  ?

Fizikçiler bir şey söylüyor. Eğer bir demiri ısıtırsanız ve soğumaya bırakırsanız aslında devasa bir mıknatıs olan dünyanın manyetizması / mıknatıs özelliklerinin bütünü  sayesinde demir mıknatıslanır.

Bu durumda dünyaya düşmüş olan gök taşı kaynaklı demir taşlar zaten mıknatıs.

Yeterli midir ?

Diye sorduğumuzda, yaptığımız araştırmalara göre Dünyanın manyetik alan şiddetinin çok hızlı bir şekilde azaldığını saptadık  diyorlar. Yani altı bin yıl önce dünya çok daha kuvvetli bir mıknatıs imiş. Ayrıca doğal mıknatıslar dünyanın her yerinde var  ve binlerce yıldır biliniyor.

( Manyetik alan : Bir mıknatısın N ucundan dışarı çıkıp dağıldıktan sonra yine toplanıp S ucundan içine giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan. Çekim alanı. ) İ.Kulaçoğlu

Mıknatısı da bulduk.

Yinede Demirci Dede zorlu yollardan geçecek, eğilip kalkacak. Demirci Dede yardımcı olması için yanında asa taşımaya başlıyor. Asa uzun hafif bir sopa, zaten çadırını kurarken kullanmıştı.

Ona ‘’ OK ‘’ diyor ve onun ucuna mıknatısı bağlıyor.

Böylece eğilmeden mıknatısı Ok yardımı ile taşa uzatıp taşın demir olduğunu anlayacak. Eğer taş demirden ise demir mıknatısı çekecek Ok yere doğru düşecek. Gerçekten işe yaradı artık hızlı bir şekilde demir taşlarını belirliyor.

Demirci Dede çevredeki demirleri topladıkça demirler azalıyor. Artık daha uzak yerleri kontrol etmesi lazım, bunun için yanına eğitilmiş göğsü pek iki  KURT ve ailesi ile haberleşebilmek için iki  KARGA  alıyor.

Kurtları onu vahşi hayvanlardan koruyacak. İki karganın ise görevleri farklı, eğer durumu iyi ve bol demir bulmuş ise bir kargayı değilse yani kötü ise diğer kargayı gönderiyor. Son araştırdığı yeri ufak bir taşa kazıdığı şekillerle yani damgalar ile ailesine bildiriyor. Bu ufak taşı kargaların ayağına bağlıyor.

Ayrıca geçtiği her yerin haritasını çıkarıyor. Çoğunlukla gezdiği yerlere ilk o ayak basıyor. Haritasında belirtmek için karşılaştığı Göl, Orman, Nehir, Dağ, Tepe gibi yerlere isim veriyor.

Buraların isim babası oluyor. Daha sonra bunları haritasına damgalıyor. Torunlarının buralara geldiğini bilsin istiyor.

Yaptığı iş gerçekten zor ama Gök Tengri gökten o kadar çok demir yağdırmış ki zorluk umurunda olmuyor.

Gök Tengri her zaman yardım ediyor. Soğuk zamanlarda açlıktan ölecekleri zaman KUTLU  DAĞ  KEÇİ sini göndermemiş miydi?

Kılından giysi ve çadır, sütünden peynir ve yoğurt, kemiğinden ok uçları yaptığı, etini yediği kutlu dağ keçisi.

Demir ararken ara sıra başkaları ile karşılaşıyor. Çok çoban arkadaşı var. Bazen çobanlar ona ne yaptığını soruyor. Anlatıyor;

Bu Okun ucundaki taşla işime yarayacak taşı arıyorum.

Gösteriyor;  

Çobanlar taşların hareket ettiğini görünce korkuyor. Demirci Dedeyi büyücü ve yanında taşıdığı Oku ise sihirli sanıyorlar.

Sonunda bolca taş demirlerin olduğu bir yeri buldu. Okun ucu burada yere doğru düşüyor. Ailesine iyi haberi vermeli.

Yanında bulunan artı şeklindeki manyetik pusulasını çıkarıyor.

Bulunduğu yeri kesinleştiriyor. Ufak bir taşa bulunduğu yeri damgalıyor, İyi haber veren kargasına bağlayıp gönderiyor.

Biliyor ki bu haberi alır almaz Obası buraya gelecek.

Kullandığı manyetik pusula yönünü bulmasında çok faydalı. Artı şeklinde bir tahtadan yapılmış ve uçlarındaki dört mıknatıs aynı yöne ayarlı. Pusulayı suya koyunca hep DEMİR KAZIK / KUTUP YILDIZINI  gösteriyor.

Aradan zaman geçiyor. Obası ve ailesi bulunduğu yere geliyor.

Artık yalnız değil. Torunları ile vakit geçiriyor. Torunlarından birisi soruyor dede iyi bir demirci nasıl olunur.

Demirci Dede gururla cevaplıyor.

‘’ Beş farklı şeyi bir araya getirmen gerekiyor.

* Birincisi demirin olduğu TOPRAK ,

* ikincisi demiri eritmek için  ATEŞ ,

* üçüncüsü soğutmak için  SU ,

* dördüncüsü ateşi harlamak için HAVA ,

* beşincisi ise topraktan demir taşı bulmamızı sağlar.

Beşincisi şu an sır, ama ileride demirci olursan, Kam Ninen sana bu sırrı anlatacak.

Saygılarımla,
Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

Tarihte nerede, maden (demir, bakır, tunç, gümüş, altın,.v.b.) işlemeciliği varsa , orada Türk vardır, yüksek Türk uygarlığı vardır.

TARHAN  sözcüğü , Türk imparatorluklarının  merkezinde bulunan Türklerce 

‘’ Özel  haklara  sahip  devlet adamı ‘’ manasına kullanılmıştır.

Orhun yazıtlarında da bu anlamda kullanıldığı anlaşılıyor.

Tarhan , Tiyanşan Kırgızlarında ve eski Türk kültürü etkisi altında yaşayan Moğollarda ‘’ DEMİRCİ  USTASI ‘’ demektir.

Eski devirlerde , Türklerde demircilerin özel haklara sahip olduğu Kırgız , Altay , ve Yakut Türklerinin gelenekleri incelendiğinde anlaşılmaktadır .

Yakutlara göre ;

Kam – Şaman  ile Demirci , bir yuvadan çıkmışlardır .

DEMİRCİLER VE KAMLAR

——————————–
Türkler yalnızca hayvan yetiştiricisi değil, aynı zamanda nefis bozkır sanatı eserleri ortaya koyacak kadar usta maden işleyicileridirler.

Bu sanattaki ustalıkları kendilerine büyülü bir güç vermektedir.

Demirci ile Şaman, çağdaş bir Yakut  Ata sözünde de dile getirildiği gibi ;

—-

“ Aynı yuvadan ” çıkmadır.
—-

Madem aynı yuvadan çıkmadır.

Demirciler ile Kamların arasındaki bu bağ nedir?

Neden Demircilerden söz edilmemektedir?

Ustalıkları Demircilere hangi büyülü gücü vermektedir?

Tarhan , 11 . yy’da  ‘’ EMİR  ‘’ anlamında kullanılmıştır .

—-     

DÜNYANIN EN ESKİ DEMİR HANÇERİ

Dünyanın en eski demiri, Hatti prens mezarından çıkan hançerdir.

( Bilgilerime göre  ; Biz Türk’ler binlerce yıl öncesinden beridir maden işçiliği yapmaktayız . Çin kaynakları . İdris Kulaçoğlu )

(Hattiler, yaklaşık MÖ 2500-1700 yılları arasında Anadolu’da büyük bir uygarlık oluşturmuş olan toplum. Hattiler, Anadolu’nun yerli halkı olarak kabul edilirler.

En az 7 bin yıl evvelinde hem Balkanlardan  , hemde doğudan gelen Anadolu ‘da  Türkler var !  İdris Kulaçoğlu )

(M.Ö. 2500-1800). Hançerin göktaşı demirinden yapıldığı 2009 yılında belirlendi.

Altın kabzalı demir hançer (Alacahöyük M.Ö. 2.500-1.800) Anadolu Medeniyetleri Müzesi.

————

Atabeyler Dönemi Parası

12. Yüzyıl

————

Ay Kün Tamgası.

Ortada Hilal. Küçük dairelerin ikisi eller, biri ayak, biri yüz sonuncusu ise başlık olarak simgelenmiş.

—-

Amerikan yerlilerine ait boğaz zırhı takısı.

Kaufmann Island. M.S. 1.350-1.500 yılları arası.

Takıda Tengri  işaretine ve Oz Tamgasına dikkat edin.

UYANMA  ZAMANI  GELDİ !

Tarihçilerin dediğine bakma!

Sen barbar, göçebe yada çoban değilsin.

Sen Kuyumcu, Madenci, İlk Demircisin. Savaşçı, Simyacı, Bilge de sensin.

Her yerde maden aradın, cevheri buldun, saflaştırmak için kimyayı kullandın. Sen onları işleyip sattın. Ticaretini sen yaptın, Maden bulduğun yerlere yerleştin, devletler kurdun.

ÖK , OK , OZ , ON  , AZ / AS  da sensin.

Uyanma zamanı geldi !

——————————-

GÖK TAŞI DEMİRİNDEN

YAPILMIŞ BUDA HEYKELİ

——————————-

Nazi ler 1938 de Tibet’ te gök taşı demirinden yapılmış Buda heykeli bulmuşlar ve Avrupa ya getirmişler.

Heykel en iyi tahminle en az 1.000 yıllık.

Heykelin demiri yaklaşık 10.000 ile 20.000 yıllık olduğu düşünülen ve Sibirya Moğolistan sınırına düşmüş olan CHİNGA  GÖK  TAŞI  ile eşleşiyor.

Gelelim heykele, oturuşu Türk oturuşu, elinde ant / yemin kadehi, kemerinde OZ  tamgası, Bir kulağı delik ve küpeli.

Bu heykelin Buda heykeli olduğu söyleniyor. İşin içine demir girince zaten Türk hükümdar olamaz!

Peki !

Buda heykeli ise iki kulağı neden delik veya küpeli değil.

Asıl önemli olan siz hiç sakallı ve bıyıklı Buda heykeli gördünüz mü !?

—-

Eser: ANADOLU TANRILARI
Yazar: Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)

“Hephaistos Demircidir.

Olymposlu Tanrıların saraylarını, eşyalarını, silahlarını, hatta Zeus’ un şimşeklerini hep o yapar.

Kendisinin altından imal ettiği, her ne arzu ederse onlara yaptırdığı, insan biçiminde robot işçileri vardır.

Kyklops denilen işçileri, Etna yanardağının yeraltı karanlığında ona yardım ederler.

Hephaistos’ un yeri, şu veya bu yanardağın altındadır.

Yanardağların ateşleri, sözde, onun yaktığı ocaktan çıkar.

Demircilerin ve benzeri işçilerin piridir / ustasıdır. Aphrodite’ nin kocasıdır.”

—————-

ANUNNAKİ / Gökten inen 50 ler . ( Sümer bilgisi )

Demirci Bilge

—————-

Bir elinde kozalak şeklinde doğal  mıknatıs , diğer elinde çanta şeklinde külçe gök taşı demiri, bileklerinde manyetik pusula.

Başlığının tepesindeki sorguç günümüzde bile manyetik pusulalarda vardır ve kuzeyi gösterir.

———————————–

İlinois – Havana kurganları

Tepe mezarları

———————————–

Hopewell kültürü, M.Ö. 200 den M.S. 500 tarihlerine kadar Amerika nın Kuzeydoğu ve Orta Batı bölgelerinde uzun nehirler boyunca gelişti.

Bilim insanları eski Hopewell kültürüne ait göktaşı takılarının / boncuklarının kökenlerini  keşfetti / buldu.

1945 yılında Göktaşı demirinden yapılmış yirmi iki ( 22 ) boncuk, Illinois Havana da ki bir mezar höyüğünde gizli olarak keşfedildi.

Bilim adamları, Minnesota daki  Anoka göktaşı demiri ile bu takılar arasında bağlantı olduğunu söylüyor.

Ne diyelim. Kadim / eski  Demirci Türkler işbaşında.

—————————

MANYETİK PUSULA 1

—————————

Yazılı olarak İki bin ( 2000 ) yıldır doğal mıknatıs bilinmekte iken, sadece manyetik pusula yapmak Çinli denizcilerin mi aklına geldi !?

Demirci ve Kuyumcu olarak bilinen Türk toplulukları işlemek için Altın, Gümüş, Bakır, Kalay, Gök taşı Demir madenlerini ararken hiç mi doğal mıknatısa denk gelmedi !?

Devamlı hareket halinde olan bu topluluklar karada da manyetik pusulayı neden kullanmayı akıl edemedi !?

Gerçekten öyle mi !?

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 2

—————————
Türkler yön belirlemek için manyetik pusula kullandılar ise bu pusula nasıl olabilir ?
Benim varsayımım Artı şeklinde olan bir tahtanın üzerine dizilmiş dört adet mıknatıs.
Pusulanın doğru çalışabilmesi için mıknatısların güney kutupları kuzeyi gösterecek şekilde doğru dizilmiş olmalı.

Pusulayı temsil eden / yansıtan çizimler resimlerde gösterilmiştir.
Pusulanın çalışmasına gelince, pusulanın tahta kısmı alta gelecek ve yüzecek şekilde durgun suya bırakmanız yeterli.

Pusula hareket edecek ve kuzeyi gösterecektir.


Basit ve etkili bir pusula, yanınızda rahatça taşıyabilirsiniz.
Bazı kitaplarda Türklerin Artı şeklinde  DORJE   yada  VAJRA  ismi verilen nesneler taşıdığını okudum.

Bunların kutsal anlamlar taşıyan süs eşyası olduğu söyleniyor.
Ben buna katılmıyorum.

Bunların ilk örneklerinin manyetik pusula olduğuna inanıyorum ve maden aramak için yaptıkları gezilerde yön bulmak için kullandıklarını düşünüyorum.


Devam edecek olan yazılarımda bu varsayımımı kanıtlamaya çalışacağım.


Elk. Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 3

—————————
Şimdi sıra geldi pusulamız da olan mıknatısları doğru şekilde dizmeye.

Etkisini gözle göremediğimiz manyetizmayı nasıl görebileceğiz.
Cevabı basit, pusulamız üzerine düz bir nesne koyup üzerine demir tozları serpmek.

Demir tozları manyetik alan çizgilerine göre şekil alacaktır.
Bu günümüz de yapabildiğimiz gibi, geçmişte de yapılabilecek bir uygulamadır.
Resim uygulama sonucu demir tozlarının nasıl manyetik alan çizgilerini izlediğini gösteriyor.


Elk. Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 4

—————————

Artık manyetizmayı görebiliyoruz ve pusulamızın mıknatıslarını doğru şekilde dizdiğimizde oluşan şekli artık görebileceğiz.

Oluşan şekil hiçte yabancı değil, Türk dünyası ve onun hüküm sürdüğü bir çok yerde görülen bir sembole benziyor.

SONSUZ  DÜĞÜM ,  HAYAT  AĞACI , ŞİFA  DÜĞÜMÜ  diye adlandırılıyor.

Dikkatimi çeken şey ise pusulanın gösterdiği Kutup yıldızının isimlerinden biriside DEMİR  AĞAÇ  olması.

Diğer isimleri ise DEMİR  KAZIK  ve DEMİR  DİREK .

Burada güzel bir bilgi var, mıknatıs demiri çeker.

Bununda Türklerin manyetizmayı bildiğinin bir kanıtı olabilir diye düşünüyorum.

İlginç ama devamı da var.

Elk. Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 5

—————————

Yazıma devam etmeden önce bu sembol ile ilgili söylemek istediğim bir şeyler var.

Sembol dik halde iken , daha çok AĞAÇ , yatık halde ise DÜĞÜM  olarak benzetilmiş.

* Selçuklu ‘da bunu ‘’ AĞAÇ ‘’ sembolü olarak görmekteyiz.

* Orta Asya’da ” YURT ” adı verilen çadırlarda süslemelerde kullanılmış.

* Budizm’ de şans getiren SEKİZ  NESNE  arasında düğüm olarak yer almakta.

* Keltler’ de buna benzer karışık halde Ağaç ve Düğüm sembolleri var.

Bu sembol aynı zamanda BAŞAK  BURCUNU  temsil ediyor / simgeliyor.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 6

—————————
Manyetik pusulamıza geri dönelim. Pusulamızın çalışması için doğru dizilimi yaparken, başka sembollerde oluşuyor mu ?

dediğinizi  duyar gibiyim.

Yanıtım kocaman bir ‘’ EVET ‘’ .


Basitçe bir mıknatısı sadece dört farklı yöne döndürmüş olalım.

Ayrıca dört farklı mıknatıs döndürüyoruz.

Hesaplarsak, 4x4x4x4 yani 256 farklı durum elde ederiz.


Mıknatısın kutupları faklı olsa bile Kuzey ve Güney kutupları Demir tozlarına aynı davranır.

Ayrıca bir sembol, başka bir sembolün 90, 180, 270 çevrilmiş hali olarak ta karşımıza çıkacaktır.
Böylece toplamda 20 ye yakın birbirinden farklı sembol elde ediyoruz.
Bundan sonraki yazılarımda bu sembolleri göstereceğim.

—-
Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 7

—————————

Manyetik pusulamız da oluşan ikinci ( 2 ) sembolümüz.

Nerede ise Türk ile özdeşleşmiş bir sembol.

AY , YILDIZ  veya  AY  KÜN  sembolü.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 8

—————————

* İkinci ( 2 ) sembolümüz dik halde iken daha çok Ay Kün olarak benzetilmiş.

Bu halini OĞUZ  HAN  Atamızın başında ve Son Türk İmparatorluğunun  armasında görmekteyiz.

* Ayrıca Eski mısır tanrılarının da başında vardır.

* Sembol , yana çevrilince daha çok Ay yıldız olarak yorumlanmış.

Türklerin  egemen oldukları  devletlerin bayraklarında görüyoruz.

Sembol , 180 derece döndürüldüğünde yorumlama MANTAR  veya ŞEMSİYE  şeklinde oluyor.

* Kırım hanlarına verilen ( Geray / Giray ) adlandırması da sembolün bu halinden geliyor.

* Mantar benzetimi daha çok Mayalarda,

* Şemsiye benzetimi ise Budizm de görülüyor.

Şemsiye Budizm de şans getiren sekiz nesne arasındadır.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————

MANYETİK PUSULA 9

—————————

Manyetik pusulamız da oluşan üçüncü  ( 3 )sembolümüz.
Türk ile özdeşleşmiş diğer bir sembol.

Kase, Kadeh, Vazo, Kova, Bardak sembolü.

İlk gördüğümde  ince belli Çay Bardağını buldum demiştim.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 10

—————————–
Üçüncü  ( 3 ) sembolümüz dik halde iken daha çok Kase, Kadeh, Vazo, Kova, Bardak olarak benzetilmiş.
* Bu konumunu  BALBAL / BOL BOL  isimli mezar taşlarımız da  ANT / yemin kasesi olarak görmekteyiz.
Bence Kova burcunun sembolü buradan çıkmaktadır.


* Servet Vazosu Budizm de şans getiren sekiz nesne arasındadır.


* Sembol 180 derece döndürüldüğünde yorumlama ÇAN  şeklinde oluyor.
Çan kullanımı Budizm ve Hristiyanlıkta görülüyor.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 11

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan dördüncü ( 4 ) sembolümüz.

Türk ile özdeşleşmiş diğer bir sembol.

OĞUZ  SEMBOLÜ / ONGUNU ( İdris Kulaçoğlu )

Resimde Pazırık Halısından örnek verilmiştir.

( PAZIRIK HALISI ;

m.ö. 3. yüzyıla ait On Oğuz / On Ok  / Hun halısı, Altay Dağları eteklerinde, Pazırık vadisinde, beşinci kurganda bulunmuştur.

Sanat tarihinde bilinen ilk türk halısı olan bu şaheserin boyutları 1,89×2 metre olup, bir desimetre karede 3600 ilmek bulunmaktadır.

Günümüzde hala Manisa‘nın Gördes ilçesinde dokunan halılarda aynı ilmek tekniği kullanılmaktadır.

Sanat tarihinde bilinen bu İLK  TÜRK  HALISI  halen Leningrad  Ermitage Müzesi‘nde sergilenmektedir. İdris Kulaçoğlu )

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 12

—————————–

Manyetik pusulada oluşan beşinci ( 5 ) sembole geçmeden önce ikinci (Ay Kün, Şemsiye, Mantar) ve üçüncü (Kase) sembolleri ile ilgili örnekler vermek istiyorum ;

* Her şeyden önce oturuşlar aynı şekilde.

” Türk 1 ” resminde Ay Kün üstte açıkça görülüyor.

* Aynı şekilde ” Türk 2 ” nin üzerinde de Ay ve Kün var yani gökyüzü.

* Budistlerin tepesinde Şemsiye ve Maya resimlerinin tepesinde Mantar formu var.

* Türk resimlerinde elde Ant (Yemin, Antlaşma) Kase veya Kadehlerini görüyoruz.

* Budist resimlerinde en az bir elin kase şeklinde durduğuna dikkat edin.

* Benzer şekilde Maya resimlerinde de eller Kase şekline getirilmiş görülüyor.

Özellikle “Budist 1″ ve ” Maya1 “, ” Maya2 ” resimlerinde bir elin havada olduğunu görüyoruz.

Yani bir el havada ve diğer elde ise kutsal olan var.

Bu bir yemin şeklidir.

Bugün bile Hristiyanlar mahkemelerde bu şekilde yemin eder.

* Ayrıca bir eli havaya kaldırıp yemin etme İzcilerde de vardır.
.
Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 13

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan beşinci ( 5 ) sembolümüz.

Türk ile özdeşleşmiş diğer bir sembol.

Kilimlerimizdeki en önemli desen.

Bu da OĞUZ  veya KIPÇAK  sembolü.

Resimde Pazırık Halısından, Frig den ve Etrüsk sanatından örnek verilmiştir.

Bask mezar taşlarında da güzel örnekleri var.

Sakın  dördüncü sembol ile karıştırmayın. Bu farklı.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

———————————–

MANYETİK PUSULA 14

—————————-

Dördüncü ve  beşinci sembolleri karıştırmayın.

Biri dört adet  ÇİÇEK  formunda diğeri ise dört adet KOÇ BOYNUZU  veya OKU UCU   formundadır.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 15

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan altıncı ( 6 ) sembolümüz.

Türk ile özdeşleşmiş diğer bir sembol.

DOLUNAY  ve  GÜNEŞ  sembolü.

Yaşadığımız yerlerde , bayraklarımız da var.

Nazar boncuğumuz da bu sembolü simgeler.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 16

—————————–

Altıncı sembolün en belirgin gösterimi NAZAR  BONCUĞU ‘dur.

Sanıldığının aksine Nazar Boncuğu Göz değil Güneş ve Dolunayın sembolüdür.

Kısaca Kün Ay sembolünün tekil halidir.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 17

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan yedinci ( 7 )  sembolümüz.

Türk ile özdeşleşmiş diğer bir sembol.

UĞUR  BÖCEĞİ .

Diğer sembolü bir sonraki yazım da söyleyeceğim.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 18

—————————–

Yedinci sembolümüz DİK KONUMDA   iken Uğur Böceği veya Bok Böceği formundadır.

* Biz bu böceği uğurlu kabul ederiz, Kadim / eski Mısırlılar ise Bok Böceğini uğurlu kabul ederler ve kutsaldır.

* Sembol 180 derece döndürüldüğünde sihir başlıyor.

* Yorumlama KOÇ ve İNEK  şeklinde oluyor.

Türklerde bir çok Koç heykeli vardır.

Eskiden evlerimizin kapı girişlerine Koç kafatası asardık.

Bize göre uğurludur.

Hindistan da ise İnekler kutsaldır.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 19

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan sekizinci  ( 8 ) sembolümüz.

Üst üste binmiş iki göz şeklinde.

Türklerin korunmaya çalıştıkları KEM / KÖTÜ  GÖZLER  budur.

Ondan korunmak için Muska takar, kurşun dökeriz.

Bu sembol taktığımız üçgen muskanın açılmış şeklidir.

Ayrıca bu sembolün bayrak formuna  BATRAK  diyoruz.

Genel olarak iki üçgenden oluşan bayrak.

Ayrıca bu İkizler burcu ile ilgili bir sembol.

Birbiri ile el ele tutuşmuş iki insanın üstten görünümü şeklindedir.

Bu sembolü Buda’ nın Gözleri ile karıştırmayın.

Sonraki yazım bu sembolün muska formu ile ilgili olacak.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 20

—————————–

Sekizinci  ( 8 ) sembolümüz ortadan ikiye katlayınca  , İKİZ  olacak şekilde muska oluşturur.

Aynı mendil gibi katlayarak  ÜÇGEN  MUSKA  oluşturuluyor.

İkizler olarak, BURÇ   yada  iki ( 2 ) KEÇİ  olarak resmedilmiş.

Oluşmuş üçgen şekil çeşitli şekillerde yorumlanmış.

* Oğlak burcu olmuş.

* İki boynuz, iki kulak ve keçinin sakalı biçiminde Pentagram (Beş köşeli yıldız) olarak yorumlanmış.

* Her şeyi Gören Göz yani üçgen içine alınmış parlayan bir göz olmuş.

* Ay ve Güneşi yada Su ve Ateşi temsil eden iki üçgenin birleşimi olarak mühür halini almış

* Bizi kötü gözlerden koruması için, düne kadar Türkler olarak muskaları boynumuzda taşıyorduk.

Bu gözü Horus ‘ un gözü ile karştırmayın.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 21

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan dokuzuncu  ( 9 ) sembolümüz.

AVUÇ  İÇİNDE  GÖZ  sembolü.

Fatma Anamızın Eli, Hamsa Hand gibi isimleri var.

İki farklı yorumlaması daha  var sonraki yazımda göreceksiniz.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 22

—————————–

Dokuzuncu ( 9 ) sembolümüz  DİK KONUMDA   iken Avuç İçindeki Göz formundadır.

Bu birçok kültürde var. Fatma Ananın Eli, Hamsa Hand, Meryem in Eli gibi bir çok ismi var.

* Sembol 180 derece döndürüldüğünde iki türlü yorumlama oluyor.
Tente / Şemsiye halini alıyor.

Tente / Şemsiye Budizm de Sekiz Uğurlu Nesne arasındadır.

Bunu Ay Kün sembolünü açıklarken de söylemiştik. İlerideki yazılarımda farkı anlatacağım.

İkinci farklı yorum ise , üçüncü gözü olan bir insana dönüşmesi.

Bazı yorumlarda bu insan dil çıkarıyor.

Budizm ‘de Buda nın gözleri bu sembolle aynıdır.

Sembolde Göz Bebekleri olmadığı için Budanın gözleri ya kısık yada kapalıdır.

İleride bunun içinde bir yazım olacak.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 23

—————————–
Pusula da oluşan  dokuzuncu (El) ve İkinci (Ay Kün) sembolün 180 derece çevrilmiş haliyle ilgili söylemek istediklerim var.

* Bu  konumları ile  bu iki sembol , İNSAN  KAFATASI  görünümündedir.

* Dokuzuncu (El) sembolün en belirgin özelliği insanın gözlerinin olmaması.

* Ayrıca kulaklarının daire şeklinde olması.

Bunun anlamı kulakları delinmiş yada küpe takıyor olması.

Türklerde, erkek evlatlarında küpe takma geleneği vardır.

İki küpe takmak , soyunun son erkeği olduğunu gösterir.

İkinci (Ay Kün) sembolünün en belirgin özelliği ise gözler var ama göz bebekleri yok.

Buda bu insanın gözlerinin kapalı olduğunu hissettiriyor.

* Ayrıca bu insanın kaşları arasında ÜÇÜNCÜ  GÖZ  denilen yuvarlak bir gözün olması.

( Dede Korkut hikayelerindeki  ‘’  Basat’ın Tepegözü öldürmesi  ‘’ bölümü . İdris Kulaçoğlu )

Her iki insanında dudaklar yuvarlak biçimli.

Bazen dil çıkarmış hissi veriyor. Özellikle kaşlar çok belirgin.

Resimde bu özelliklerin olduğu Dünyanın dört bir yanından heykel ve maskeleri görüyorsunuz.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 24

—————————–

Pusula da oluşan İkinci (Ay Kün) sembolün 180 derece çevrilmiş haliyle ilgili söylemek  istediğim ;

* Resimde adları  ÇAPA  olan iki aletimiz var.

Üstteki tarımda kullanılıyor, alttaki ise denizcilikte.

* Altta Kırım Hanlığı bayrağında gördüğünüz işaretin terazi olabileceği söyleniyor.

Tabi Türkler denizci değil neden çapa olsun ki.

Üstelik Kırım Karadeniz’in kenarında olsa bile.

İşin ilginç yanı Han sülalesinin adı GERAY / GİRAY.

Yani bir manada çapa gibi halatı GEREN  AY.

Kısaca Çapanın bir başka adı Geray.

Bayraktaki işaret işe Geray  yani çapadır.

İkisi de demirden yapılır. Büyük olasılıkla ikisine de Demirciler aynı ismi verdi.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 25

—————————–

Manyetik pusulamız da oluşan onuncu  ( 10 ) sembol.

Kilimlerimizde gördüğümüz ANA  veya  ANALIK  sembolü.

Bir diğer yorumu ise yine kilimlerimizde bulunan GÖZ  sembolü.

Bu göz iyi olarak gördüğümüz ve sevdiğimiz gözdür.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 26

—————————–

Onuncu  ( 10 ) sembolümüz  DİK KONUMDA  iken Ana / Analık formundadır.

* Yani kadınlık organını temsil eder.

* Türk geleneğinde bu direk olarak çizilmez, daha çok sembollerle ima edilir.

* Budizm’de sekiz uğurlu nesne arasındaki  CONCH  denilen deniz kabuğu buna iyi bir örnektir.

* Aynı durum Damga alfabemizde ” em ” yada ” am ” hecelerini karşılayan ve balık şeklinde gösterilen damgamız dada vardır.

* Benzer durum Hristiyanlıkta ” Vesica Piscis ” olarak kullanılmıştır.

* Başka bir imayı da Mayaların ” CHAKANA ” adlı sembollerinde gördüm.

İleride onun içinde bir yazım olacak.

* Sembol 90 derece döndürüldüğünde yorumlama GÖZ  şeklinde oluyor.

Türkler bu gözü sever ve BOTA   / Deve Yavrusu  Göz olarak adlandırılır.

Burada aynı sembolümüz de olduğu gibi Bota gözünde de göz akının görülemediğine dikkat edin.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 27

—————————–

Pusulada oluşan on birinci  ( 11 ) sembol.

Üstte kocaman bir göz var.

Sanki iki ayaklı ve kuyruklu bir hayvan gibi.

Sizden bu sembole bakıp neye benzediğini anlamanızı istiyorum.

Bu sembolü kahve falında gördüğünüzü  yada  kurşun döktürüldüğü zaman oluşan şekil olarak varsayın.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

—————————–

MANYETİK PUSULA 28

—————————–

On birinci ( 11 ) sembolün neye benzetildiğini örneklerle vermek istiyorum. Resimde örnekleri 6 sütun olarak ayırdım.

1 – Soldaki ilk sütundaki benzetim Horus un Gözü olarak adlandırılmış.

En üstte kocaman bir göz var (Kahverengi), gözün üzerinde kaş var (Yeşil), altında solda kuş kanadı (Pembe) yanında iki kuş ayağı (Sarı) ve en sağda bir yılan (Mavi) olacak şekilde betimlenmiş.

Diğer sütunları anlatırken bu benzetim üzerinden konuşacağım.

2 – İkinci sütunda ise sembol deki göz farklı bir şekle dönüşmüş.

Artık sembolün göz bebeği insan başı olarak algılanmış ve başın iki yanından saçları lüle veya örgü olarak düşmektedir.

Bu gruptaki en belirgin örnek ŞAHMERAN ‘ dır.

Şahmeran da sembol deki kanat yoktur ama mutlaka bir çiçek veya gül vardı. Sembol deki kanat gül, veya çiçek olarak (Pembe) benzetilmiş.

Sembol deki yılan (Mavi) aynı şekilde ikinci bir canlı olarak yılan şeklinde vardır. Başta mutlaka bir taç (Yeşil) vardır veya saç taç gibi örülmüştür.

3 – Üçüncü sütun önceki sütuna benzerdir.

Tek fark artık sembol deki yılan, kuyruk (Sarı) halini almıştır.

Bu benzetim daha çok Sphinx olarak adlandırılıyor.

4 – Dördüncü sütunda ise sembol deki Göz Ok Yay halini almış,

Sembol artık yayla ok atan yarı insan, yarı hayvan halini almıştır.

Sembol deki kanat ya korunmuş yada pelerin halini almıştır.

Bu gruptaki benzetim daha çok Sagittarius / Yay Burcu olarak adlandırılıyor.

5 – Beşinci sütunda artık sembol deki göz, hayvan başı (Kahverengi) olmuştur. Sembol deki göz bebeği ise hayvanın gözü olmuştur.

En çeşitli benzetim bu gruptadır.

Sembol deki göz artık kurt başı, at başı, kartal başı, horoz başı ve diğerleri olmuştur.

Sembol deki kanat çoğunlukla kanat olarak kalmıştır.

Sembol deki iki kuş ayağı yine kuş ayağı olarak kalmış veya hayvan ayağına dönüşmüştür ve sembol deki yılan hayvan kuyruğuna dönüşmüştür.

Son olarak sembol deki kaş bu grupta hayvana uygun olarak hayvan kulağı, İbik ve taç olarak gösterilmiştir.

Bu grup yaygın olarak Grifon veya Ejderha olarak adlandırılmaktadır.

6 – Altıncı sütun aslan başlı ve kuyruğu yılan olan benzetilmiştir.

Sembol deki kanat artık hayvanın sırtında olan KEÇİ BAŞI ‘ dır .

Diğer sütunlara göre en belirgin farkı üç farklı hayvanın aynı vücutta olmasıdır. Bu grup KİMERA  olarak adlandırılmaktadır.

——–

Sonuç olarak bu sembol için bir çok benzetim yapılmıştır.

Bu size garip gelmesin.

Bu kültürümüzde var.

Aynı kahve falında kahve telvesine bakarak benzetim yaptığımız gibi.

Ya da kurşun döktürdüğümüzde sudan çıkan kurşuna bakıp benzetim yaptığımız gibi.

Elk.Müh. Ali KARAKUŞ

———

Kaynak

——— 

* Elk.Müh. Ali KARAKUŞ ( Giriş ve 28 bölüm )

* TÜRK TARİHİNİN ANA HATLARI
Sayfa: 200
Yazar: Prof. Dr. Afet İnan

* GÜNEŞ-DİL TEORİSİ ÜZERİNE DERS NOTLARI
Sayfa: 40
Okutan: Abdülkadir İnan


* ANADOLU TANRILARI

Yazar: Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)

İlgili resimler için :

———-

Başta Elk.Müh. Ali KARAKUŞ bey olmak üzere emeği geçen herkese

Teşekkürlerimi sunuyorum …

İdris Kulaçoğlu . 8.6.2019  16:04  Tekirdağ .