TÜRK TARİHİ ve KÜLTÜRÜNE giriş 5

TÜRK  UYGARLIĞININ  

KÜLTÜRÜNÜN  TEMELLERİ

———————————-

ÖN – TÜRK  bulgu , belge ve bilgileri ….

Mağara – taş yazıtlar ….

Kurganlar ve  höyükler ….

—-

2500 YIL ÖNCEKİ TÜRK TANSIĞI UYGUR KARIZLARI

 Karız: Eşsiz bir yeraltı su ark dizgesidir.                    

 2500 Yıl önce Uygur Türkleri ,  yer çekiminden başka bir kuvvet kullanmadan ve yerin altından suyu , Tanrı Dağlarının doruklarından başlayıp Turfan bölgesine kadar uzanan ve  Taklamakan Çölü’nün 60 km. boyunca 110 m. altından geçiren ve toplamı 5100 km. uzunluğundaki  KARIZLARI /  su kanallarını yapmışlardır. Bu koca yapıt, bugün için bile çok güzel bir ölçmenliktir.

 Bir başka deyişle:

Şimdiye dek, kendilerinde ” Kent Eli Olgusu ” bile bulunmayan batılılarca  Türklerin, karakıl çadırlarda yaşayan ilkel göçebe topluluklar olduğu sanılıyordu.

—-

Oysa ;

2500 yıl öncesi oluşturulan Uygur Karızları Türklerin, o tarihlerde yerleşik kent ekininden oldukça ileri gittiklerini ortaya çıkarmaktadır.

 BİZ; 2500 yıl önce bile, çöl ortasında ” TURFAN’da SEBZE VE MEYVE ‘’ yetiştirebilen bir toplumun üyesiyiz.

 Atalarım ile  gurur duyuyorum…

Her Türk , Ataları ile gurur duymalıdır…

Kaynak

———

Uygur Karızlarına Yolculuk-Araştırmacı Dursun Özden- Kaynak Yayınları

———————-

İnsanlık tarihinin başından beri varız ….

Orta Asya’daki tarihi belgelere dayanan ilk Türk devleti Büyük Hun imparatorluğudur.

Bu devletin kuruluşu Roma İmparatorluğu ile aynı döneme rastlar.

Tarihi vesikalara dayanan ilk Türk devleti Büyük Hun İmparatorluğundan sonra Türkler Türkiye Cumhuriyeti  forsunda / saygınlılık bayrağında da yer aldığı üzere 16 büyük İmparatorluk kurdular.

Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız, tarihteki 16 büyük Türk imparatorluğunu, ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeler.

Büyük Hun İmparatorluğu

Batı Hun İmparatorluğu

Avrupa Hun İmparatorluğu

Ak Hun İmparatorluğu

Göktürk İmparatorluğu

Avar İmparatorluğu

Hazar İmparatorluğu

Uygur Devleti

Karahanlılar

Gazneliler

Büyük Selçuk İmparatorluğu

Harzemşahlar

Altınordu Devleti

Büyük Timur İmparatorluğu

Babür İmparatorluğu

Osmanlı İmparatorluğu

Bu imparatorluklar yanında Türkler birçok Devlet ve beylikler kurmuşlar ve kendi milletlerini ve bu topraklarda yaşayan diğer halkları baskı kurmadan adalet ve hoşgörü ile davranarak, huzur ve bolluk –  verimlilik sağlayarak yönetmişlerdir.

Bazı tarihçiler diğer milletlerde görülmeyen Türklerin bu iki bin yıl süren imparatorluklar kurma niteliklerini üstünlüğünü  at’a egemen olmalarına ve demiri işlemelerine bağlamışlardır.

Halbuki o dönemde bütün önemli milletlerde benzer olanaklar vardı.

Örneğin ;

Moğollar, Türklerle yan yana yaşıyorlardı. Ama Moğol tarihi boyunca sadece Cengiz  / Tingiz Han ile imparatorluk kurdular. Sonrasında önemli milletler sahnesinden çekildiler. Halbuki Türklerin imparatorluk kurmaları ve üstün kültürleri kısa aralara rağmen iki bin yıl sürdü.

Türkler  İran, Ortadoğu ve Anadolu’ya geldiklerinde at üstünlüklerini kaybetmişlerdi. Bu zayıflıkları yetmezmiş gibi, önce batıdan gelen Haçlı seferleri sonra doğudan gelen Moğol fırtınası ile boğuştular. Ama herşeyin üstesinden geldiler. Yine de dünyanın en görkemli imparatorluklarından olan Osmanlı Devletini kurdular. Sadece at üstünlüklerine dayansalardı Türkler böyle bir başarıyı nasıl sağlayabilirlerdi?

—-

Türklerin üstünlüklerinin sebeplerini göremeyen bazı tarihçiler Türklerin acımasızlıkları sayesinde egemen  olduklarını ileri sürerler. En acımasız Türk olarak da Avrupa Hun Türk Devletinin  Hakanı Atilla’yı (öl.453) gösterirler.

Atilla’ya “ Tanrının kırbacı ” derler.

Wess Roberts’in belirttiği gibi, Türk  Hakanı Atilla kendi döneminin Avrupalılarından daha az acımasızdı. Bu konuda Wess Roberts şöyle diyor:

—-

“ Atilla sırf eğlence olsun diye binlerce Hıristiyanı vahşi hayvanlara parçalatan ve onları zevkle seyreden Romalılar kadar vahşi değildi. ‘’

—-

Korkunç İvan (IV.İvan), Cortez ya da Pizarro’dan daha az acımasızdı. Elinde  olanağı  varken Roma’yı almaktan vazgeçmesi, aynı kenti hiçbir şeye aldırmadan yerle bir eden Vizigotlar (402), Vandallar (455), Süevler (472), Almanlar (476 ve 24 Mart 1944), Belisarius (547), Normandlar (1084), Bourbonlar’dan (1527, ki bunların yaptıkları vahşet aylarca sürmüştür) Atilla’nın daha insancıl olduğunu gösterir.

TÜRK DEVLETLERİNİN

VE LİDERLERİNİN ANLAYIŞLARI

—————————————

Türk hakanı Atilla şöyle der :

—-

“ Bir Hun için iyi olan herşey aynı zamanda toplum ve ulus için de iyi olmalıdır. Benzer şekilde toplum  ve ulus için iyi olan herşey bir Hun için de iyi olmalıdır.”

Türk liderin bir başka sözü :

” Hunların / On Türklerinin  bütün  karşıtları düşmanları değildir.”

—-

Orta Asya’nın tamamına egemen olan II. Göktürk Devletinin hakanı Bilge Han Orhun Anıtlarında (732) şöyle diyor :

—-

“ Zamanı Tanrı yapar Tanrı yaşar. İnsanoğlu ölümlüdür. Türk Milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiye bitesiye çalıştım. Milletimi ateşe, suya düşürmedim. İlimde  / ülkemde  huzursuzluk kalmadı. ”

—–

Son Türk İmparatorluğu olan Osmanlı Devletinin padişahlarının insanlara, Gayri Müslim’lere / İslam dışındakilere  davranışlarındaki güzelliklerin üzerinden çok zaman geçmediğinden halâ hatırlanıyor. Bu konuda sadece Rumen popescu Ciocanel’in “ Revue du Monde Musulman  ‘’  dergisinin Aralık 1906 sayısındaki yazısından bir bölüm aktarmak yeterli olacaktır kanısındayım.

—-

“ Fatih bir millet olan Türkler, idareleri altındaki çeşitli milletleri  Türk’ leştirmeye çalışmamış, onların din ve geleneklerine saygı göstermiştir.

Romanya için Rus veya Avusturya yönetimi yerine Türk idaresi altında yaşamak bir şans olmuştur. Aksi taktirde bugün Rumen milleti diye bir millet olmayacaktı.

——————————

TÜRKLERDE HOŞGÖRÜ

VE İNSAN HAKLARI

——————————

* Türkler, imparatorluklarındaki halklara hoşgörülü davrandılar. Onların kendi kültürlerini ve liderlerini korumalarına izin verdiler.

Roma İmparatorluğunda ise, halk “ plebler ” denilen hakları sınırlı insanlar ile “ particiler ” denilen soylular olmak üzere iki farklı guruptan oluşuyordu.

M.Ö. 91-89 yıllarındaki sosyal / toplumsal  savaşlarına kadar sadece Roma şehrinde oturanlar vatandaş sayılıyordu. Bu savaştan sonra yine sadece İtalya sınırı içerisindekiler vatandaş sayıldı.

—-

* Türklerin Romalılarda görülmeyen bu hoşgörülü davranışlarının temellerini anlayamayan bazı tarihçiler, bu durumu farklı yorumladılar. Hun İmparatorluğunun bir Türk devleti olmadığını iddia ettiler. Halbuki, Çinlilerin Hunlarla ilgili yıllıklarında geçen “ kul ”, “ il ”, “ ordu ”, “ tuğ ”, “ kılıç ”,

“  Tanrı ” gibi devleti  ilgilendiren önemli sözcükler Türkçe’dir.

Ayrıca Hunların kullandıkları ve 26 harften oluşan Runik alfabesi ile Göktürk Devletinin 38 harflik Göktürk alfabesi aynı köktendir. Dolayısıyla Hun Devleti bir Türk İmparatorluğudur.

Hun İmparatorluğunun zayıflamasıyla dağılan Türkler aynı dönemde üç ayrı imparatorluk kurmuşlardır.

1 – Çin’e inen bir gurup orada TABGAÇ  /  ulu, saygıdeğer anlamında  Devletini kurdular.   

2 – Güneybatıya inenler  AKHUN  Devletini kurdular.

3 – Batıya yönelenler Avrupa’nın içlerine kadar ilerlediler. AVRUPA  HUN Devletini  kurdular.

 Sonuç olarak ;                                   

Türkler, 4-6. yüzyıllar arasında Çin’in başkentinden (Lo-Yang) Macaristan’a kadar geniş bir alanda ve aynı dönemde hüküm sürdüler.

—-

Balkan Bulgar Türk Devletini kuran halk da eski Türk dinine inanıyordu.

Bulgar Türklerinin  Hanı Krum Han 810 yılında şöyle diyor :

—-

“ Doğru insanı ve yalancıyı , Tanrı bilir. Bulgarlar (Türkler), Hıristiyanların (Bizanslılar) iyiliği için çok çalıştılar. Ancak onlar bunu çabuk unuttu. Fakat Tanrı biliyor.”

—-

Karadenizin kuzeyi  4-18. yüzyıllar arası sürekli Türk yurdu oldu.

Bölgede  egemenlik  süren Türk boyları şunlardır :

Hunlar / On – Ok , Hazarlar, Peçenekler, Kumanlar, Bulgarlar (İdil Bulgarları adıyla), Kıpçaklar, Tatarlar, Nogaylar.

—-

Bölgedeki Türk devletlerinden İdil Bulgarları döneminde komşuları Rus Suzdal ülkesinde şiddetli bir kıtlık olur (1024). Rus vakayinameleri / olayların yazılımları  İdil Bulgar Türk Devletinin Ruslara çok miktarda hububat  / tahıl  yardımı yaptığını yazarlar.

Oysaki  bu dönemler, fakir Rusların zenginliğe kolay ulaşmak için zengin Türk bölgelerine sert saldırılar yaptıkları günlerdi.

—-

Sosyolog tarihçi Jean Paul Roux Türklerin iki bin yıllık tarihini anlatır.

Türkleri anlatmadan dünya tarihinin  anlatılamayacağını  vurgular. Roux kısaca şöyle anlatır :

—-

* Türkler, egemenliklerindeki halklar arasında ayrım yapmadılar.

* Herkese aynı hukuku uyguladılar.

* Diğer halkların kimliklerini korudular.

* Onları sömürmediler.

* Aksine doyurmaya çalıştılar.

* Dost bildiklerine iyilikle yaklaştılar.

* Türklerin hoşgörülü davranışları, dünya uygarlığına yaptıkları en önemli hizmettendir. ”

Türklerde devlet eliyle köle kullanımı da olmamıştır.

Romalılardaki Spartacus isyanı (M.Ö. 73-71),

Araplardaki Zenc isyanı (883) gibi köle ayaklanmaları,

ABD deki yoğunlukta köle ticareti Türklerde görülmemiştir.

Aksine köle olmuş ama kölelikten yükselerek devlet kurmuş Türk liderler vardır. (Mısır’daki Ed-devlet-it Türkiye yani Memlûk Türk Sultanlığı ile Delhi Türk Sultanlığı bunların en büyükleridir.)

—-

Kendisinden olmayan insanlara köle  işlemi – davranışı  yapan Romalılar ve Araplar tarihlerinde sadece bir defa imparatorluk kurmuşlardır.

Türkler ise,İNSANCA  DAVRANIŞLARI  sayesinde sürekli  büyük devletler kurmuşlar ve çağdaş medeniyet seviyesi civarında yaşamışlardır.

Fakat dünyada dengeleri bozan mucize olay 1492’dir.

Eğer dünyada Amerika kıtası ve Afrika’nın bilinmeyen büyük kısmı olmasaydı keşiflerin bir önemi olmazdı.

Türklerin üstünlüğünün sürmesi  olasılığı  çok kuvvetliydi.

Çünkü Batı Roma İmparatorluğunun yıkılmasından 1492 ye kadar yaklaşık bin yıl Avrupalılar karanlıkta kaldılar.

Böylesine bir mucize olmasaydı aydınlığa çıkmaları çok zordu.

Dünya üzerinde vahşetin  egemen  olduğu bu dönemlerde Türkler ve liderleri böylesine hoşgörülü ve uzak görüşlüydüler.

Türkler sadece güç kullanarak ve sertlikle egemen olmadılar.

Eğer öyle olsaydı,  egemenlikleri kısa sürerdi.

Demek ki, tarihte bilinen ilk Türk topluluklarından  başlayan  ciddi bir Türk kültürü oluşmuştu.

Bir kültürün oluşması ve kültürde devamlılığın sağlanması için sadece maddi  olanak  ve ekonomik güç yeterli değildir.

Kültürün oluşmasında ;

o toplumu meydana getiren bireylerin özellikleri, toplumsal dayanışma anlayışları, yöneticilerin tutumları, ülkenin ekonomik kaynakları ve bütün bunların birbirleriyle ilişkileri çok önemlidir.

—————————-

İLK  TÜRK DEVLETLERİ

—————————-

1 – ON – OYUL FEDERASYONU  m.ö 9000 ler. ( Buhara – Taşkent’teki devlet )

( Varlığını mö 5000 tarihli ON NOTASIndan biliyoruz .)

2 – BİR OY BİL FEDERASYONU m.ö  8000 – m.ö  1517

3 – AT OY BİL FEDERASYONU  m.ö 1517 – m.ö 879

4 – TÜRÜK BİL FEDERASYONU m.ö 879 – m.s 575  dir .

On = Orta Asya’daki isimdir . Orta doğuda HUN denilmiştir.

Bir = Evren , bir olmak , birlik .

Oy = İnanç , Bir olma inancı .Düşünce ,istemek , düşünmeyi ifade etme aracı ,

Sistem , devlet. 

At = atılmış , fırlatılmış , Tanrı ruhuna sahip olmak .

Bil = Egemenlik , ülke .

———————-

Bu bilgilerin kaynağı : Haluk Tarcan’ın ‘’ Saymalı taş evrensel uygarlıkların çatısı ‘’ kitabının 19 uncu sayfasından alıntıdır .

———————-

2 – BİR  OY  BİL  FEDERASYONU ( Birlik inancına sahip egemenlik , ülke )

m.ö  8000 – m.ö  1517

———————-

Karadenizin kuzeyi , İran , Ön Asya , Doğu Anadolu ve orta Asya’ya egemen olmuşlar .

Bağlı devletler :

1 – On Oyul devleti ( Buhara – Taşkent  bölgesi )

2 – Ok Onim Oğ ( Çin sınırında )

3 – Isub – Ura  Bil devleti ( Doğu Anadolu , Kafkaslar )

4 – Ötigin – İriş ( Moğolistan )

5 – Uşuntung  İriş ( Afganistan , Doğu İran )

İlk başkenti bilinmiyor . 2 inci başkenti SUB – OĞ .

——————–

3 – AT  OY  BİL  FEDERASYONU .

( Tanrı ruhuna sahip  inanç  egemenliği , ülkesi )

m.ö 1517 – m.ö 879

Başkenti  AT – OĞI  BOLIQ .

Bir  oy bil federasyonuna  İskit = Saka ‘ların katılımı ile oluşmuş .

Balkanlar , Karadenizin kuzeyi , Ön Asya ve Orta Asya ‘ da egemen olmuşlar .

Temelini ANAV halkları ve Oğuz Türk’leri oluşturmuş .

Bunlara Saka’lar , Moğol’lar , Kırgız’lar , Ön- Hun’lar gibi Türk halklar katılmış .

Bağlı devletler :

1 – Isub – Ura  Bil devleti ( Doğu Anadolu , Kafkaslar )

2 – Ög – Ödüs ( Kırım )

3 – Ökügimin  Yiş ( Urallar )

4 – Tatar – Ok  ( Tataristan , Harzem )

5 – Ok – Uyuş ( Kuzey Karadeniz , Altaylar )

YİŞ = Anayasa ,yapı , kanun , yeşil orman .

————–

4 – TÜRÜK BİL FEDERASYONU .

(m.ö 879 – m.s 575   )

Balkanlar ve Çin arasında egemen olmuşlar .

Belgeleri :

Yoluğ Tigin’lerin / Olayları yazanların Hoytı  Tamır  günlükleri .

Bilge Atun Uquq  ( Türük bil komutanı  m.ö 572 – m.ö 535 )

Önre  Binabaşı ( Türük bil komutanı  m.ö 530 – m.ö 493 )

Alp  Erin ( m.ö 332 )

Bağlı  devletler :

1 – Altun  yiş ( Altaylar )

2 – Ökügimin  Yiş ( Urallar )

3 – Tatar – Ok / Birile  ( Tataristan , Harzem )

4 – Ok Udurkan ( Kore , Mançurya )

Hazırlayan ; İdris Kulaçoğlu .

——————————-

TÜRKLERİN ÖZELLİKLERİ

——————————-

Türkler  farklı boylar olarak ve çok geniş alana yayılmalarına rağmen ortak özelliklere sahiptirler.

Jean paul Roux Türklerin ortak özellikleri ve karakterlerini şöyle sıralar :

—-

Yüksek onur

Sözünün eri olma

Irkçılık yokluğu

Yakınındakilere hizmet arzusu

Maddi ve manevi sağlamlık

Bağımsızlık isteği

Gözü peklik

Üste kesin itaat

Mağdurlara / haksızlığa uğramış – kıygın olana  karşı merhamet / acıma duygusu.

Gerektiğinde kendisinin ve düşmanının canını hiçe sayma

İhanet edenlere karşı acımasızlık

Yukarıdaki özellikler genel anlamıyla gerçekten de Türklerde vardır.

Bu özelliklerin bazılarını başka milletler beğenmeyebilir.

Başka milletlerde daha farklı özellikler vardır. Ama bu durum Türklerin yapılarını değiştirmez.

————————-

TÜRKLERDE DENGE

————————-

Türkler sahip oldukları bu yapıları sayesinde uç  ve sapıklık içeren düşüncelere kapılmamışlardır. İnsanlığa acılar çektiren vahşi kapitalizm ve komünizm anlayışları Türklerde tutunamamıştır.

Aynı nedenle Türkler sonradan katıldıkları İslamiyet’e güzel denilebilecek yorumlar getirdiler.

Sapıklık içeren hiçbir İslâmi mezhep Türkler arasında barınamadı.

Türklerin Hıristiyanılığı kabul etmemelerinde bile Hıristiyanların Allah’ın üçlü kişiliğine inanmaları etkili oldu.

Hazar Türklerini Hıristiyanlığa davet için Bizanslıların 862 de gönderdiği St. Constantin Cyrill (Aziz Kyrillos) ile görüşmesinde eski Türk dinine inanan Türk Hakanı şöyle karşılık verir :

—-

“ Hıristiyanlar Tanrı’nın üçlü kişiliğine (trinity) inanıyorsunuz. Ama biz tek Tanrı’ya inanıyoruz.”

—-

Yazımızın Türklerde hoşgörü bölümünde verdiğimiz Atilla’nın sözleri de Türklerin her konuda dengeli davranmaya çalıştıklarını gösterir.

Müslümanlığı yorumlayan Semerkant doğumlu Türk kelâm / kavram – söz   filozofu  / düşünce adamı Maturidi  (852?-944) Arapların anlayışları olan Mutezile  ile Eşarilik arasında ılımlı bir yol göstermiştir. Ne Mutezileciler gibi aklı çok yüceltmiş, ne de Eşariler gibi imanı aklın önüne geçirmiştir. Maturidi, akla ve nakle layık oldukları değeri vermiştir. Maturidi, Allah’ın insanlara taşıyamayacakları bir yük yüklemeyeceğine inanır.

—-

MUTEZİLE : Aklına güvenerek ve ” Kul, fiilinin / yapıp ettiklerinin yaratıcısıdır . ” deyişini kabul edenler.

EŞARİLİK :  Asıl adı Eb-ul Hasan-ül-Eş’ari olan İmam-ı  Eş’ari, Ehl-i Sünnet itikadını / inancını ayetlere, hadislere göre  açıklamış   ve yorumlamıştır.  Ehl-i Sünnet Mezhebi itikadına tercümanlık ederek İslamiyet’e büyük hizmet etmiştir. (Hi. 260-324) İtikada dair meydana koyduğu hakikatları kabul edenlere Eş’ari  ve Mezhebine de Eş’ariye denir.

—-

Türklerin özellikleri ve hayatlarındaki uygulamaları ile Müslüman’ın tanımı arasında benzerlik çoktur. Allah  Kur’anı Kerim’inde  Müslümanı  en geniş anlatımla

Bakara Suresi ( geliş no 92 / resmi no 2 )  177. ayetinde tanımlar :

—-

“ Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmemiz  iyilik ve güzelliğe –  zafer ve mutluluğa ermek değildir. Asıl olan iyilik ve güzelliğe – zafer ve mutluluğa ermek , o kişinin hakkıdır  ki ;

Allah’a , ahiret gününe, meleklere, Kitaplara  ve peygamberlere inanır , sevdiği malını yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere, zorluk ve çaresizlik  altında bulunanlara  gönül rahatlığı ile verir , Salat-ı / yüceltme ve duayı – Yaratanı ile bütünleşmeyi  dosdoğru yerine getirir , zekâtı verir . Antlaşma yaptıkları zaman antlaşmalarını / verdikleri sözlerini yerine getirenler , bolluk – verimlilik zamanı kadar  , sıkıntı, hastalık ve savaş – zorluk  zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar – özü – sözü bir olanlar.   korunanlar da bu korunup – sakınan / Takva sahipleridir  ” 

İdris Kulaçoğlu . 12.4.2019 15:30 çalışma odam .