HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER

‘’ ULUSAL  KONUŞMACI ‘’

‘’ CUMHURİYET KONUŞMACISI ‘’

( 1.1.1885 / 10.6.1966 )

——————————-

Edebiyatçı, yazar, öğretmen, milletvekili, siyasetçi.

Hamdullah Suphi ’ye “ Tanrıöver ” soyadını Mustafa Kemal Atatürk verdi.

1885 yılında İstanbul’da Aksaray’da, Horhor’daki  Abdüllatif Suphi Paşa Konağı’nda dünyaya geldi.

Babası Maarif  Nazırlarından / eğitim bakanlarından Kocameminoğlu Abdüllatif Suphi Paşa,

Annesi ise Kafkasya’dan esir olarak İstanbul’a getirilmiş bir Çerkez kızı olan

Ülfet Hanım’dır.

—-

Çocukluk yılları dedesinin Çamlıca’daki köşkü ile babasının Horhor’daki meşhur Suphi Paşa Konağı’nda, devrin ilim ve siyaset adamları arasında geçti.

İlk tahsilini / öğrenimini  Kısıklı, Altunizade ve Numune-i Terakki / Gelişme – yükselme  örneği mekteplerinde yapan Tanrıöver, 2. Abdülhamit’in iradesiyle parasız ve yatılı olarak orta tahsilini / öğrenimini  Galatasaray Lisesi’nde tamamlar.

1905 yılında  tercüme / çeviri  servisinde ilk görevine başlar. Daha sonra muhtelif / çeşitli okullarda ve Edebiyat Fakültesinde öğretmenlik yapar. Profesör olur.

1907 de , Defter-i Hakani  Mektubi  Kalemi mülazımı / Hükümdara bağlı  aday görevlisi oldu .

1908 de , Ayasofya Rüştiyesinde / orta okulunda kitabet / kompozisyon , malumat-ı medeniye / uygarlık bilgileri ve Fransızca dersleri verdi.

1908 den sonra kurulan Türk Derneği, Türk Yurdu Cemiyeti, Türk Ocağı ve Türk Bilgi Derneği gibi kuruluşların faaliyetlerine / etkinliklerine katıldı.

1910 da , Darülmuallimin’de / öğretmen okulunda  terbiye ve Osmanlıca dersleri verdi.

Darülfünun’a / İstanbul üniversitesine  geçerek Türk edebiyatı ve terbiye okuttu.

1913 de , Türk ve İslam Sanayi-i Nefise / Güzel sanatlar okulunda Tarihi Kürsüsü’nü kurdu . Bahriye / Deniz Mektebi – okulunda ve Konservatuarda öğretmenlik yaptı.

1913 de ,  Edirne’deki Bulgar zulmünü / eziyetini dünyaya anlatmak için seçilen heyetin içindedir.

Fecri Ati grubu içinde şair ve eleştirmen olarak Türk edebiyatına giren Tanrıöver, gerçek yerini ve kişiliğini milli edebiyat cereyanı ve Türk Ocağı kadrosunda bulmuştur.

( Fecri ati / Geleceğin aydınlığı – şafağı : 1909 da kurulur.  

Sanat, sanat içindir ” düşüncesi semboldür.

Servet-i Fünun dergisinde 1910’da bir bildiri yayımlayarak kendilerini kamuoyuna duyuran bir edebiyat topluluğudur. Daha sonra ;

YEDİ MEŞALECİLER  ( Sabri Esat Siyavuşgil  1907 / 1968 – Yaşar Nabi Nayır  1908 / 1981 – Vasfi Mahir Kocatürk 1907 / 1961 – Ziya Osman  Saba 1910 / 1957 – Cevdet Kudret Solak 1907 / 1997 – Kenan Hulisi Koray 1906 / 1944 – Muhammer Lütfi Bahşi 1903 / 1947.   

ve GARİPÇİLER  ( Orhan Veli Kanık – Melih Cevdat Anday – Oktay Rıfat ) de bildiri yayımlamışlardır.

Kurucuları  arasında  Yakup Kadri, Fuat Köprülü, Ahmet Haşim, Aka Gündüz, Ali Canip, Celal Sahir, Refik Halit, Şahabettin Süleyman, Tahsin Nahit gibi isimler vardır. Böylece milli edebiyat hareketi başlamıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver ‘de aralarına katılmıştır. )

—-

Servet-i Fünun ( ilim zengini ) / edebiyatı cedide – yeni edebiyat Dergisi’nin

22.3.1928 tarihli sayısında Yedi Meşale isminde bir kitap çıkaracaklarını ilan ederler. Kitap Nisan ayında piyasaya çıkar ve büyük ilgi görür. Kitaba yazılan önsözde edebi alanda neler yapacaklarını anlatılır. Kitapta her ismin bir bölümü bulunmaktadır.

Sabri Esat Siyavuşgil: Kukla Oyunu

Yaşar Nabi Nayır: Şairin Bahçesi

Vasfi Mahir Kocatürk: Dağların Derdi

Ziya Osman Saba: Sebil ve Güvercinler

Cevdet Kudret Solok: Cenaze İlahisi

Kenan Hulusi Koray : Denizin Zaferi (grubun tek hikâye yazarı)

Muammer Lütfü Bahşi: Dante’nin Ruhuna

—-

Ayrıca Hamdullah Suphi Tanrıöver, Ömer Naci Soykan’dan ( 1878 / 1916 ) sonra Türk dünyasında büyük ün kazanan yeni bir milli hatiptir / konuşmacıdır.

—-

Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Saruhan mebusu / vekili olarak bulundu.

İstanbul’un işgali sonrasında Ankara’ya gitti . 

35 yaşında Milli Mücadeleye / ulusal uğraşa Antalya Milletvekili olarak katılan Tanrıöver’e milletvekilliği uhdesinde / içinde  kalmak üzere Matbuat / basım işleri ve İstihbarat / bilgi edinme Umum / genel Müdürlüğü görevi verilir.

Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na getirilen H. Suphi Tanrıöver, bu görevini  iki defa sürdürmüş, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı Istiklal Marşımızın Millet Meclisinde kabulü onun büyük çabaları sonucu gerçekleşmiştir.

1920 de , Antalya mebusu / vekili  olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi , aynı yıl maarif vekilliğine / eğitim bakanlığına getirildi. Hakimiyet-i Milliye / Milli egemenlik gazetesinde İstanbul matbuatına / basınına karşı Milli Mücadele’yi savunan yazılar yazdı.

—-

Tanrıöver daha sonra Bükreş büyükelçiligine  atanmış , bu görevi 1944’te sonra ermiştir.

1946’da İstanbul’dan milletvekili olmuş, bu görevi de 1960’a kadar devam etmiştir.

Hamdullah Suphi Tanriöver, 10.6.1966 yılında İstanbul’da ölmüş, Edirne Kapı Merkez Efendi Mezarlığına gömülmüştür.

“Türk Ocağı ve Hamdullah ikiz kardeş gibidir. Gerçekten Türk Ocağı dendiği zaman mutlaka H. S. Tanrıöver akla gelir.

1912 yılında 766 sıra numarasıyla Türk Ocağına üye olmuş, yıllarca başkanlık yapmış, çok heyecanlı, çok ateşli hitabeleriyle / konuşmaları ile , bu mukaddes / kutsal ocakta geliştirilmiş Türk milliyetçiliğinin gür ve temiz sesi, tipik bir sembolü olmuştur.

—-

Türk Ocağına büyük emeği geçen kuruculardan Yusuf Akçura şunları söyler:

‘’ Ocağın çarpan kalbi “

Ocağın tarihinde fasıla / ara yoktur. Türk Ocağı bu fasılasız hayatını en fazla  Hamdullah Suphi Beye borçludur. Kendi hayat ve istikbalini / geleceğini Ocağa katmış  olan Hamdullah Suphi Bey, enerjisi, düşünceleri  ve tertipleyiciliği sayesinde Türk Ocağını, Milli Türk Devletinin kuruluşuna kadar getirebildi.”

—-

Muhtelif / çeşitli  aralıklarla otuz dört yıl gibi uzun bir süre genel başkanlık yaparak kırılması  çok zor bir rekorun da sahibidir. Genel başkanlık yaptığı dönemler (1912), (1949-1959) ile (1961-1966) yılları arasındadır.

—-

Tanrıöver’in en büyük hizmetlerinden / çalışmalarından biri de Türk Ocağı binasının yaptırılmasıdır. Tamamen Türk Ocaklıların fedakar  katkıları ve gayretleri ile meydana getirilen bu bina, daha sonra Ocaklılardan alınmış, iadesi için çesitli girişimler müspet / olumlu bir sonuç vermemiştir.

Bugün Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı uhdesinde / içinde hizmet vermekte olan Tarihi Türk Ocağı binası, asli sahiplerine iade edileceği günleri beklemektedir.

————

ESERLERİ

————

İlk şiirleri “ Namık Kemal Mağosada ”, “ Mithad Paşa ”, “ Çırağan Sarayı ”, “Askerin Şarkısı” ve “ İstanbul ‘ da bir akşam  ”dır (Murat Demir, 2010: 62-63).

Hamdullah Suphi’nin hayatında Namık Kemal’in özel bir yeri vardır. Hatta Namık Kemal’i manevi babası olarak gördü. Namık Kemal’e olan sevgisi manzumelerine de yansıdı.

Bilinen yaklaşık yirmi kadar şiiri vardır:

“ Kaç Defa ”, “ Ona Dair ”, “ Beyaz ve Siyah ”, “ Gecelerim  Dizisi ”,

“ Hiss-i İntikam / İntikam duygusu ”, “ Bir Ümid ”, “ Vatan, Annemin Derdi ”,

“ Bayram ”) vardır. (F.A.Tansel, 1988: 514).

“ Annemin Derdi ” adlı şiiri, şairlik yolunda orta bir seviyeye eriştiğini gösterdi. Yazarlığının kuvveti ise ‘’  Dağ Yolu ‘’  ve benzeri eserleriyle ölçüye vurulunca çok iyi bir not aldı.

Şair, bir süre sonra edebiyat ortamına hakim / egemen olan Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’le kendini mukayese ederek / karşılaştırarak onların daha iyi şair oldukları hükmüne / kararına vardı. Böylelikle şiir yazmayı bıraktı.

Mizaha / gülmeceye merak salan yazar, birçoğu ‘’ Davul ‘’ mecmuasında – dergisinde yayımlanan manzumeler / şiirseller ve yazılar kaleme aldı.

“ Vur Abalıya” sütununda Toplu İğne, Yutmaz, Hasad, Keçiboynuzu, İstanbulin ve Münekkid / Eleştirici gibi takma adlarla manzume ve yazılar yayımladı.

1911’de Celal Sahir’le birlikte ‘’ Genç Kalemler ‘’ dergisinin yazar kadrosuna  katıldı. Bu tarihten sonra Milli edebiyatın zevk ve anlayışını benimsedi.

( Abdullah Uçman, 2010: 575).

Hamdullah Suphi Tanriöver’in bir çok yazı  ve şiirlerinin yanında,

“Dağ Yolu” ve “Günebakan” adlı  iki de eseri vardır.

İlk kitap 1928’de yayımlanan ve içinde 20 adet söylev bulunan ‘’ Dağ Yolu ‘’ adlı eserdir.

1931 de , yayımlanan ‘’ Dağ Yolu 2 ‘’ eseri Dağ Yolu 1 kitabının devamı niteliğindedir. Bu kitapta on dört adet  söylev  yer almaktadır.

İkinci kitabı 1929 da , basılan ‘’ Günebakan ‘’adlı eserdir. Kitapta Tanrıöver’in yirmi tane makalesi / köşe yazısı  bulunmaktadır.

1946 da , Tanrıöver’in çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalar, bazı araştırmacı ve gazeteciler tarafından yayımlandı. ‘’ Anadolu Milli Mücadelesi ‘’ isimli kitap, bu tarzda hazırlandı.

Bir diğer çalışma, Dağ Yolu ve Günebakan’dan Seçmeler ismiyle 1971’de Mustafa Sepetçioğlu tarafından hazırlandı. Eserde, her iki kitapta yer alan makaleler / köşe yazıları  ve nutuklar / söylevler yer almaktadır.

Yazıları kuvvetli telkinler / duygu ve düşünceyi aşılama ve örneklerle süslü olup sağlam bir tarih şuuruna / bilincine ve derin müşahedelere / gözlemlere dayanırdı. Çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan birçok yazısı buna delil / kanıt olarak gösterilebilir

(“ İslam Birliğinin Geçirdiği Safhalar ”, ” Sanat ve İstiklâlimiz ”, “ Bugünkü Tehlikeler ”, “ Halk Önderleri ”, vb.).

Bunlar dışında makalelerinde / köşe yazılarında Türk köylüsünün sosyal meseleleri  / toplumsal  sorunları  üzerinde durdu.

Ona göre, Türk köylüsüne yaklaşmak için yapılacak çalışmalar teorik / kuramsal değil, pratik / uygulamalı  çözümlere dayandırılmalıdır. Köylü ile aydın sınıfının yakınlaşması gerektiğini savundu .  ( Şerif Aktaş, 1991: 281-281).

————

Kaynakça

————

http://www.turkocaklari.org.tr

www.edebiyatogretmeni.org

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/tanriover-hamdullah-suphi

“Tanrıöver, Hamdullah Suphi”, TDEA, Cilt: VIII, İstanbul: Dergâh Yayınları, 232-234.

Aktaş, Şerif, (1991), “Hamdullah Suphi Tanrıöver”, Büyük Türk Klasikleri, Cilt: VII, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 281-285.

Demir, Murat, (2010), Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Eğitim Ve Kültür Anlayışı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Gazi Üniversitesi.

İdris Kulaçoğlu. 15.3.2021 Çalışma odam . 15:30