İBNİ SİNA

Tıp  Hakimi   

( 23.8.980 Özbekistan

 / 22.6.1037 Hamadan

Hamedan  –İran )

—————————–

Asıl adı Hüseyin ‘dir.

Asya’nın kandillerindendir.

Türk ulusunun yetiştirdiği en önemli bilim insanlarındandır.

İNSAN  HAYATI  EBEDİ  DEĞİLDİR ….

HEKİMİN VAZİFESİ ;  İNSAN HAYATINI  MÜMKÜN  OLDUĞU  KADAR  /

OLABİLDİĞİNCE    UZATMAKTIR ….

1000  yıl önce şöyle  yazmış !

 ‘’ Baş ağrısından cinselliğe kadar hepsinin çaresi vardır.’’

————

” Tıp , hem bilim hemde sanattır. Bu nedenle iyi bir hekim hem bilgin hemde sanatkar olmalıdır.

Ve Tıp , öyle bir bilimdir ki ;

İnsan bedeninin sağlığı ve hastalığı onunla bilinebilir. Tıp , sağlam olanların sağlığını korur. Hasta

olanların ise sağlığını geri verir. ” ( EL KANUN TIP ‘ TAN )

————
 İbn-i Sina ; ÖZBEKİSTAN / Buhara yakınlarındaki Afşana köyünde 23.8.980 yılında

dünyaya gelmiş ve Hamedan şehrinde 22.6. 1037 tarihinde ölmüştür.

( Aynı gün doğmuşuz . İ.Kulaçoğlu )

—- 

Aslen Belhli olan babası Abdullah ailesiyle, Samani Hükümdarı Nuh b. Mansur

döneminde başkent Buhara’ya yerleşti (986) ve devlet büyükleri arasına girdi.

İyi bir öğrenim görmüş olan babası aynı zamanda İbn Sina’nın ilk hocasıdır.

İbni Sina , matematik, hukuk, mantık / doğru düşünme , felsefe / düşünce üretme

  ve tıbbı çok küçük yaşlarda özel dersler alarak  yetiştirilmiştir.

16 yaşında tıp ilmini öğrenmek için kitaplar okumaya başlar.

Kısa zamanda tıbbi bilgileri öğrenmek bir yana, yeni tedavi yöntemleri de geliştirir.

19 yaşına geldiğinde ise artık o bir tıp doktorudur.

Küçük ve büyük kan dolaşımını birbirinden ayıran alim olarak bilinen İbni Sina,

yasak olmasına rağmen kadavralar / ölüler üzerinde de çalıştı.

—-

İbn Sina ’nın Tıp hocaları olarak  herkesten önce, Ebu Abdullah en-Natili  ve

Ebu  Mansur el-Kumri ‘yi zikretmek / anmak  gerekir.

İbni Sina kısa bir süre devrin filozofu / bilgini  Natili’den  özel dersler almıştır.

( Mantık / doğru düşünme , Geometri , Astronomi / gök bilimi ve Felsefenin / düşünmenin  ilkeleri gibi )

—-

İbni Sina, 18 yaşındayken Samani Hükümdarı Nuh bin Mansur’un hastalığını tedavi etmiştir.

Bu olayın  ardından kendisine saray kitaplığında okumasına izin verilmiştir.

İbni Sina bu kitaplıktan yararlanarak bilgisini çok  genişletmiştir.

—-

21 yaşında iken  babası ve Samani hükümdarı ölünce Gazneli Mahmut’un teklifini

/ önerisini  kabul etmeyerek batıya Harezm  –  Ürgenç kentine gitti. Sonra

Merv’den Nişabur’a ve Horasan sınırlarına kadar bölgeyi adım adım dolaştı.

Bu esnada şiddetli bir hastalığa yakalandı  ve sonunda Hazar Denizi kıyısındaki

Gorgan’da eski bir arkadaşına rastlayarak onun yanına yerleşti . Mantık ve

astronomi dersleri vererek geçimini  sağladı. Tıbbın Kanunu adlı kitabını  burada

yazmaya başladı.

57 yıl süren yaşamı  boyunca tıp ve daha çok felsefe ağırlıklı yaklaşık 200 kitap ve 450 makale yazmış.

Batılılarca, Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu, hekimlerin önderi olarak bilinir ve

“Büyük Üstad, Avicenna” olarak tanınıyor. “Tıbbın Kanunu ve İyileşme” adlı

kitapları  Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar tıp biliminde temel

eser olarak okutulmuştur.

—-

İbni Sina’nın ‘’ Kanun ‘’ adlı eserlerinin ölümünden 100 yıl sonra Latince’ye çevrildiğini  ifade eden Prof. Keskinbora ;

—-

“ Bu çeviriler Batı dünyasında adeta patlama etkisi yarattı.

Eserleri başta Fransa’nın en ünlü tıp fakülteleri olan Montpellier ve Louvain

Üniversiteleri olmak üzere Avrupa’daki tıp fakültelerinde temel kitap olarak okutuldu.

Bir bakıma İbni Sina 700 yıl Avrupa’nın da tıp hocası oldu. ” dedi.

—-

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise ;

—-

“ İbni Sina bin yıl önce Hidrosefali adı verilen hastalığın beyin ve omurilik sıvısının

 bir dolaşım bozukluğu olduğunu düşünmüş ve beyin sıvısının boşaltılmasının

 gerekli olduğunu kanunda bildirmiştir.

İbni Sina’nın bin yıl önce gördüğü bu gerçek bu alandaki güncel tedavinin esasını

oluşturan temel ilkedir. ’’ diye konuştu.

—-

980-1037 yılları arasında yaşayan İbni Sina Kulunç hastalığı nedeniyle öldü.

————–

BAŞ AĞRISI

————–
* Baş ağrısından kurtulmak için kan verin, yumurta yiyin.


Baş ağrısına hacamat .

( Hacamat : Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya

şişe oturtarak kan alma. )

—-
“ Ateşli baş ağrısı kandan olur.

İşareti  ise yüz kızarması, damarların  göze çarpması – belirginleşmesi , nabız

atılımının büyümesidir.

İlacı  ; Kan vermek ve hacamat (vücuttaki pis kanın atılması) yaptırmaktır. Alınması

gereken gıda yumurta sarısı, hindiba ve sirkedir.’’

——————————————-
ACI ÇEKENİ HAMAMA GÖTÜRÜN

——————————————
“ Aşktan hüzün / sıkıntı , uykusuzluk, sayıklama meydana gelirse akli dengesini

kaybetmesinden korkulur.

Bu durumda çorba türü sıvı yiyeceklerle beden nemlendirilmelidir.

Her gün hamama götürülür.

Menekşe yağı koklatılır. Bu bedenin ilacıdır.

Ruhun aşkına gelince bu bir psikolojik hastalık türüdür.

Bu kişiye nasihat / ÖĞÜT  verilmelidir.

Ta ki duyguları olabildiğince hafiflesin. Ya da daha başka işleri düşünmesi

sağlanmalıdır. ‘’  

—————————
ASTIMA BAL-BADEM

—————————
Hekimlerin piri / ustası ,  astım hakkında da şu şifalı bitkileri öneriyor:

“ Bir kimse yürürken hareketlerinde nefes darlığı ile birlikte sert sallantı ve

göğsünde ağırlık varsa pişirilmiş kuru ZUFA OTU  / ÇÖRDÜK   yedirilir, ada soğanı

sıyrığı / YALAMTIK  , Geven / Keven çalı bitkisi  , sarı İncir, kabuksuz Badem ve bal

ile birlikte yedirilerek içirilir.

—-

Ceviz yağı ile birlikte nohut suyu, dereotu, yedirilir  ve  SICAK  SU  içirilir. ’’

( Geven / Keven :  Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk

çıkarılan, dikenli ve bir karış kadar boyunda  çalı / bitki. )

——————————-
BÖBREK TAŞI FORMÜLÜ

——————————-
“ Böbreklerde şiddetli ağrı meydana gelir ve hastanın idrar kabında kum kalırsa

 böbreklerde oluşmuş taşlardan dolayıdır.

Hastaya şu ilaçlardan biri verilir:

—-

Kabuksuz KARPUZ  ÇEKİRDEĞİ  veya çekilmiş ÜZÜM  ÇEKİRDEĞİ  veya KEREVİZ  

ve ANASON  ÇEKİRDEĞİ   verilir.

Diken  çekirdiği, gül çekirdeği, gül, hatmi tohumu, molehiya tohumu birer dirhem

ağırlığında öğütülür, taze, mayhoş meşrubatla / içecek ile ezilerek içilir.

Ağır yemekler ve süt ürünleri  yasaklanır, acı badem yağı ile siyah nohut yedirilir.’’

———————————-
UÇUK VE MANTARA SİRKE

———————————
“ Uçuk ve mantar tedavisine bölgeye uygulanacak olan ilaç, sarı  Terminalia tohum

özü, Meyan kökü yaprağı karışımının ezilmesi bölgeye sirke , yağ ve petekle

sürülmesidir. Gıda hafifletilir.’’

—————————
CİNSEL İSTEKSİZLİKTE

YAPILACAKLAR

—————————
“ Hastaya yağlı acı yayık, şekerli süt ve zencefil içirilir.

Beline menekşe yağı sürmüşse tatlı içeceklerden alıkonulur, balık eti yedirilir.

 Şayet soğuk tabiatlı /  karakterli  bir kimse ise terbiyelenmiş zencefil, rafadan

yumurta ve uzun biber yedirilir.

Keza bal ile soğangiller, şişman piliç , kuş eti yedirilip bayat içecekler içirilir.

Beli yoğurt ve yasemin yağı ile yağlanır.’’

—–
Sportif hareketlerin en dengelisi yavaş yürümektir .

 
* Özel olarak yüksek sesle okumak, başı ve baştaki organların hareketini sağlar.

Onları ısıtır, temizler ve yeniden güçlendirir.


* Hızlı yürüyüş kalçaları, uylukları, bacakları ve ayakları hareket ettirir. Bunları ısıtır

ve güçlendirir. Sportif hareketlerin en dengelisi yavaş yürümektir.

——————————-
YEMEKTEN ÖNCE

BİR MİKTAR SPOR YAPIN

——————————-
* Hareket doğal ısıyı harekete geçirir , geliştirir.

Hareketsizlik doğal sıcaklığı dondurur ve söndürür.

—–
* Yemekten önce bir miktar spor yapın.

Öncesinde ve sonrasında dinlenin. Yemekten sonra hareket etmeyin.

—–
* Tek cins yemek ile yetinilmemeli, farklı yemekler yenmeli.

Çünkü bu , önlem  bakımından önemlidir.

—–
* Yemeklerin farklı renklerde olması da önemlidir.

Ancak her zaman olması gerekmez.

—–
* Yemek yağlı ise bunun yanında tuzlu veya acı yerse ,

yine  tuzlu ve acı yerken yağlı bir şey yemesi iyidir.

Yemek ekşi ise yanında tatlı yemesi zorunludur.

Tatlının yanında ekşi de böyledir.

——————————————
Hamurlu tatlılar damarları tıkar !

——————————————
* İbni Sina, tatlılar hakkında bin yıl önce şu çarpıcı değerlendirmeyi yapmış :

“ Tatlılar iki türlüdür.

Ballı ve hamurlu.

Ballı olanlar ağızda eriyip mideye giderse sindirime yardımcı olur.

Hamurlu olanlara gelince, bunlar katıdır, sindirimi ağırdır.

Damar ve eklem tıkanıklarına sebep olur.

Tatlılar kan yapıcıdır, cinsel iktidara yardımcıdır.

————————————————
Aşırı seks akla ve gözlere zarar verir !

————————————————
“ Cinsel iktidarın / kuvvetin  varlığının göstergesi yaş ne kadar ilerlerse ilerlesin cinsel ilişkiye şehvet / aşırı istek duymaktır.

Çocuk denecek kadar küçük yaştaki arzuya cinsel iktidar denilemez.

Bu haldeki bir cinsel arzunun terk edilmesi kişiyi bunaltır, yemeğe olan isteği yok eder.

Bu konuda aşırı gitmek bedeni bitkin düşürür, görmeyi zayıflatır ve akıl dengesini bozar. ’’

——————————————
Yemekten sonra ılık su içmeyin !

——————————————
Yemekte hoş olmayan çeşide gelince ;

* Kızartma ile haşlama,

* Kırmızı et ile balık,

* Kurutma ile taze,

*  Et ile süt ,

*  Yumurta ile et,

*  Baklagiller ile balık bir arada yemek doğru olmayan karışımlardır.

——

Su içmek yemek üzerine susuzluğu giderir.

Bunun yemekten çok olmaması gerekir ki söndürücü olsun.

Yemek ile midenin kütlesi arasına girsin.

Soğukluk derecesi ise insana çok açık biçimde kendisini göstermeyecek kadar olmalıdır.

Ilık suda bir hayır yoktur.

———————————————
İbni Sina’ya göre eğitim yaşı 7 mi ?

———————————————
“ Çocuk yedi yaşına girmeden önce yorucu ve rahatsız edici işlerin altına

itilmemeli, bu şekilde bir eğitim ve terbiye etme yoluna gidilmemelidir.

Çünkü bu çocuğun dinamizmini  / canlılığını ve hareketliliğini kırar, güzel

yetişmesine engel olur. ’’

—————————————-
Aşırı uyku kişiyi aptallaştırıyor !

—————————————-
“ Uyku organları dinlendirir ve yemekleri sindirir. Kişiyi ve nefsi korur.

Bedendeki doğal hareketler uyku ile olgunlaşır.

Aşırı uyku bedeni soğutur, kişiyi aptallaştırır, yüzü kurutur.

Uykusuzluk ise cesedi kurutur, nemini temizler, güçleri çözer, iradeyi engeller,

karakteri  bozar.

Aşırı uykusuzluk hali akli dengesizliğe sebep olur. ’’

——————————————–
7-14 yaşta meyve suyu içirmeyin !

——————————————–
“ Anne bebeğini sütten kestiği zaman yemeğe dönmelidir.

Yemeklerin en hafif ve yumuşağı ile başlanmalı, ağırlarına doğru yavaş yavaş

ilerlemelidir.

Yedi yaşından sonra , 14 yaşına erişinceye kadar çocuğa meyve suyu

içirilmemelidir. Çünkü bu beyin ve sinir sistemini zayıflatır.’’

—————————

ESERLERİ ve SÖZLERİ

—————————

ŞİFA / Kitabü-ş şifa / İyileşme kitabı  adındaki 18 ciltlik ansiklopedisi, ismine

rağmen tıptan çok matematik, fizik, metafizik, teoloji, ekonomi, siyaset ve musiki

konularını içine alır.
——————–
Onun tıp şaheseri, kısaca KANUN diye bilinen EL KANUN Fİ’T – TIP adlı büyük kitabıdır.
——————-
Eser, fizyoloji / Organların görevlerini inceleyen bilim  , hıfzıssıhha / sağlık bilgisi ,

tedavi ve farmakoloji / ilaç bilimi konularına  ayrılmıştır.

Konular dikkatle incelendiğinde İbn-i Sina’nın bugünkü tıp için bile geçerli olan pek

çok ileri görüşleri bulunduğunu;

örneğin ;

Mikroskop olmadığı halde, hastalıkların ‘’ MİKROP ’’ oluşumuna benzer

yaratıklarca meydana getirildiğini sezebildiğini görürüz.

İbn-i Sina’nın EL KANUN Fİ’T TIP adlı eseri 12. yüzyılda Latince’ye çevrildi ve Batı tıp aleminde bir patlama tesiri /  etkisi yaptı.


Roma’nın Galen’i de ( ms 129 /  ? . Tıp  doktoru , bilim insanı ) , Er Razi’de ( 854 /

 925  Fars’lı Kimyager , doktor , Bilgin ) ilimde eriştikleri tahtlarından indirildiler ve

çağın  Fransa’sının en meşhur / ünlü tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain

Üniversiteleri’nin temel kitabı TIP KANUNU oldu.


Durum 17. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam etti ve İbn-i Sina, 700 yıl

Avrupa’nın tıp hocası oldu. Altı yüzyıl önce Paris Tıp Fakültesi’nin kütüphanesinde

 bulunan 9 ana kitabın en başında İbn-i Sina’nın Kanun’u yer almıştır.

Bugün hala Paris Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri St. Germain Bulvarı

yanındaki büyük konferans salonunda toplandıklarında iki kişinin duvara asılı

 büyük boy portresiyle karşılaşırlar. Bu iki portre, İbn-i Sina ve er-Razi’ye aittir.

—————————–

EL – KANUN  Fİ’T  – TIB

—————————–

İbn-i Sina’nın 14 ciltlik tıp ansiklopedisidir.

Arapça yazılmış olan eser 1025 yılında tamamlanmıştır.

Eserin içeriği İbn-i Sina’nın kendi hekimlik deneyimlerine, Orta Çağ İslam tıbbına,

 antik Yunanlı hekim Galen’in yazılarına, antik Hint tıp geleneğinin hekimlerinden

Suşruta ve Çaraka’ya, ve antik Arap ve Pers tıp geleneklerine dayanmaktadır.

Eser , tıp tarihindeki en ünlü eserlerden birisi olarak adlandırılır.

Eserin en eski bilinen nüshası / baskısı 1052 tarihlidir ve Ağa Han koleksiyonunda yer almaktadır.

Sadece Kanun olarak da anılan eser, 18. yüzyıla ve 19. yüzyılın başlarına kadar tıbbi otoritesini korumuştur.

Gerek Avrupa gerekse İslam topraklarında tıbbi standardı belirlediği gibi, eser İbn-i Sina’nın en tanınmış eseri konumuna gelmiştir.

Nitekim eser Fransa’daki Montpellier Üniversitesi gibi birçok farklı tıp okulunda, 1650 senesine kadar kullanılmıştır.

Kitapta sözü edilen tıbbi prensipler bugün hala çeşitli tıp fakültelerinde tıp tarihi kapsamında öğretilmektedir.

Eserin ayrıca ilk farmakope / ilaçların bileşenleri kitabı   olduğu da düşünülmektedir.

Diğer birçok şeyin yanı sıra kitap özellikle, sistematik deney ve ölçümün fizyoloji /

doku bilimi  çalışmalarında kullanımını başlatışı, enfeksiyöz / bulaşıcı hastalıkların

bulaşıcı doğasının keşfi / bulunuşu , bulaşıcı hastalıkların yayılımını kontrol altında

 tutmak için karantina uygulamasını ortaya atması, ve kanıt bazlı tıbbı, deneysel

tıbbı , klinik deneyleri,  randomize / raslantısal kontrollü çalışmaları, efikasite /

etkinlik testlerini , klinik farmakolojiyi / ilaç bilimini ,  nöropsikiyatriyi / sinir

sistemi bozukluklarını , fizyolojik psikolojiyi , risk faktörü analizini / çözümlemesini

, ve belirli hastalıkların  diyagnozunda / tanısında  sendrom fikrini / belirtiler 

düşüncesini ortaya atması ve başlatması açısından önemlidir.

Eserde sağlığın ve hastalıkların sebepleri açıklanmıştır;

İbn-i Sina’ya göre hem sağlığın hem de hastalığın sebepleri belirlenmeden,

bilinmeden sağlığın eski haline döndürülmesi, iyileştirilmesi mümkün / olası

değildir.

Eserdeki materia medica / tıbbi malzemeler  yaklaşık 760 ilaç içerirken bunların

 uygulamasına ve etkilerine dair yorumlara da yer verilmiştir.

Ayrıca eserde İbn-i Sina, cerrahlara kanseri henüz ilk aşamalardayken tedavi

yoluna gitmelerini ve tüm hastalıklı dokuları aldıklarından emin olmalarını nasihat

eder / öğütler.

Bunların dışında eserde iklim ve çevrenin kişinin sağlığına etkisinden, diyetin /

beslenme şekli öneminden ve cerrahi müdahalelerde / işlemlerde oral anesteziklerin / ağız uyuşturucularının  kullanımını anlatılır.

Kanun, 12. yüzyılda Canon medicinae adıyla Latinceye çevrilmiş, 1279 yılında ise

İbranice çevirisi yapılmıştır. O dönemden başlayarak özellikle Batı’daki tıp biliminin

gelişiminde önemli rol oynayan kitap, yıllarca tıp okullarında ders kitabı olarak

okutulmuştur.

Dr. William Osler eserin “diğer tüm eserlerden uzunca bir süre boyunca tıbbın

incili olarak kaldığını” belirtmiştir.

Eserin Latince  ilk üç kitabı 1472’de basılırken, tamamını içeren nüshalar / tıpkı

basımlar 1473’te ortaya çıkmıştır.

———————

 KİTABÜ’Ş   ŞİFA

( İyileşme Kitabı )

———————

Kitabü’ş-Şifa, İbn-i Sina’nın yazmış olduğu İyileşme Kitabı anlamına gelen bir

eserdir.

Başta mantık, matematik, fizik ve metafizik / doğa ötesi  olmak üzere tüm bilim

dalları hakkında yazılmıştır

ve 11 cilttir.

Bu eser, doğu İslam dünyasında, Kindi ( ve Farabi ( 872 / 950  Türk bilim insanı )

gibi büyük filozofların / bilginlerin eserlerini gölgelemiş ve sonraki üst düzey

bilimsel ve felsefi çalışmalara kaynaklık etmiştir.

Bu yüzden İbn Sina felsefi / düşünce üreten  ilimlerin gerçek kurucusu ve

sistemleştiricisi anlamında ‘’  Şeyhu’r-Reis / Liderlerin kurucusu – başı  ‘’unvanıyla anıla gelmiştir.

Ayrıca antik / eski felsefe mirası / kalıtı filozofun / bilginin kaleminde özgün

genişliğine ulaştırılarak Batı dünyasına aktarılmıştır.

12. yüzyıldan itibaren / başlayarak Ortaçağ Latin dünyasına tercüme edilmeye /

çeviri yapılmaya  başlanan bu külliyat / bütün Sufficientia olarak tanınmış ve

yüzyıllar boyunca batı dünyasının felsefe ve düşünce hayatını etkilemiştir…

————————-

İbni  Sina’nın sözleri

————————-

* Tıp, insan vücudunun, hangi araçIarIa iyileştiğine ve hangi müteharrikin / hareket halinde olanın  insan vücudunu sağIıktan uzakIaştırdığını araştırır.

* Şifasız / tedavi edilemeyen  hastalık yoktur, irade / bilinç eksikliğinden başka.

Değersiz bitki yoktur, tanınmamasından başka.

* AIetIerin en faydaIısı kaIemdir. Bir şişe mürekkep bir küIçe aItından hayırIıdır /

daha iyidir.

* Avam / halk  gördüğüne duyduğuna, havas / kendini üstün sanan  her şeye

inanır.

HassüI havas / kendini özel sanan   ise inandıkIarını yaşar.

* Ben öküzden korkarım, çünkü onun siIahı var ama akIı yok.

*  BiIdim ve anIadım ki hiçbir şey biIinmemiş ve hiçbir şey anIaşıImamıştır.

*  BiIim ve sanat uyuşamadığı üIkeyi terk eder.

* CahiI / bilgisiz bir hekim , öIüm kampının yardımcısıdır.

* Dünya bir eğIence ve oyun yeri değiIdir. Dünya harcını / bağlayıcılığını kendisi

aIan / sanan padişah benden daha mutIu ve hiçbir bey de benden bahtiyar / mutlu  

değiIdir fakat  siz bu zevki biIemezsiniz.

* Dünya hırsı peşinde oIanIarın  gözIeri  bunIarı seçemez, onIar tek gözIüdür.

Dünya, akIı oIup, dini oImayan adamIarIa ve dini oIup, akIı oImayan insanIar oIarak

ayrıImıştır.

* Her kaIbi kuvvetIi oIan çok sevinen oImadığı gibi, her çok sevinçIinin de kaIbi

kuvvetIi değiIdir.

İhtiyarIığın rengi benim sakaIIarımın yanında bir ihtar nişanıdır ki / uyarı işaretidir

ki  bana yoIsuz davranışIar, kötü işIer yapmaya meydan / alan kaImadığını biIdirir.

* Bana bu akIarı boya diyenIer oIdu. Ben de onIara şöyIe dedim:

‘’ Ben bu ihtiyarIığı, bu ak saç ve sakaIı diri oIarak üzerimde taşımak istemiyorum.

Bir de onIarı siyah  boyaIarın aItına gömüp öIü oIarak nasıI taşıyayım.

* Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değiIdir.

* İnsanın ruhu kandiI / ışık yayan , biIim onun aydınIığı ve TanrısaI biIgeIik de

kandiIin yağı  gibidir. Bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana “ diri ” deniIir.

* Kendinin ne oIduğunu biIen insan, bazı kendini biImezIerin, onun hakkında

söyIedikIerinden etkiIenmez.

—————

İbni Sina’nın Küçük Tıp Kanunu adlı eseri Bahçeşehir Üniversitesi tarafından

Türkçe’ye çevrildi.

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora tarafından yayına hazırlanan kitapta İbni Sina’nın

1000 yıl önce hazırladığı reçeteler yer alıyor.

—–
Batılı kaynakların “ Hakim-i Tıb ”, diğer bir deyişle “ Hekimlerin Piri ve Hükümdarı ”

olarak nitelendirdikleri İbni Sina’nın bin yıl önce kaleme aldığı Küçük Tıp Kanunu /

El Kanun El-Sağir fi’t Tıbb ,  Bahçeşehir Üniversitesi yayınları tarafından Türkçe’ye

kazandırıldı.

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, aynı zamanda Tıp Tarihi ve

Etiği uzmanı Prof. Dr. Kadircan Keskinbora tarafından yayına hazırlanan kitap, 10

makale / köşe yazısı  ve 110 sayfadan oluşuyor.

—–

Prof. Dr. Keskinbora, Küçük Tıp Kanunu’nun kendisinin aralarında bulunduğu 4

 kişilik bir ekip tarafından tercüme edildiğini / çevrildiği söyledi:

“ İbni Sina’nın yazdığı kitapların sayısı 200’ü geçiyor. Küçük Tıp Kanunu ise ‘İlimler

Alimi  İbni Sina’nın 1013 yılında yazdığı  ‘’ El Kanun fi’t Tıbb / Tıbbın kanunu ‘’ adlı

5 ciltlik tıp ansiklopedisinin bir özeti.

Bu özeti hem öğrencileri için bir el kitabı olsun, hem de daha yaygın okunabilsin

diye yazmış.’’

———

Kaynak

———

http://www.biyografya.com

http://www.hurriyet.com.tr

evrimagaci.org

islamansiklopedisi.org.tr

—-

İbni Sina’nın hocaları konusunu detaylı öğrenmek isteyenler

‘’ http://busbed.bingol.edu.tr/tr/download/article-file/299712 ‘’ e adresine bakmalıdır.

———-

Prof. Dr. Kadircan  Keskinbora ve ekibine teşekkürlerimi sunuyorum .

Uzun yıllar öncesi yapılması – değerlendirilmesi gereken bu kitabı Türkçe’mize çevirmişler .

Bu  ve benzeri eserlerin Türkçe’mize çevirilerinin yapılması şarttır.

Esasta bu işlem TDK ‘ ya ve Kültür bakanlığımıza aittir.

İdris Kulaçoğlu . 17.9.2016  Tekirdağ  ve  15.4.2019  04:40  çalışma odam .