GASPIRALI İSMAİL BEY

İsmail Mirza Gasprinskiy

(  21.3.1851- 24.9.1914 )

——————————–

DİLDE , DÜŞÜNCEDE  , İŞ DE BİRLİK

———————————————

Kırım Tatarı fikir – düşünce  adamı, eğitimci ve yazar-yayıncıdır.

Türk dünyasının yakın zamanlarda yetiştirdiği en büyük DÜŞÜNÜR ve EĞİTİMCİ ‘ lerindendir .

—-                                                

Türk toplumunun bir bütün olduğunu  ve birleşmesi için Türkçe eğitim sistemini şart  görmüştür !

Türk Milletinin en önemli değerlerindendir . 

—-

Rus İmparatorluğu’nda Türk ve İslam toplumlarının eğitim, kültür reformu ve modernleşmeye ihtiyacını betimleyen Müslüman aydındır. Soyadı, Kırım’daki Gaspra şehrinden gelmektedir.

—-

Gaspıralı İsmail Bey, 23.3.1851 de Bahçesaray’a iki saat mesafedeki Avcıköy’de dünyaya geldi.

Mustafa Ağanın oğludur. Köyün ağalarından olan Mustafa Ağa’nın babası Ali Ağa (İsmail Bey’in dedesi)’nin Yalta ve Alupka’da yazlığı bulunan Kafkasya genel valisi Knyaz Varantsov-Daşkof’la yakın ilişkileri olmuştur.

Bu sebeple Mustafa Ağa, Gürcü zadegânından – soylularından  Kafkasya vali-i umumisi – genel valisi Kinaz Varantsof tarafından Odesa’da “ Dük dö Rişelyö ” lisesine tahsile – öğrenime  gönderilmiş ve Kafkasya’da Kinazm tercümanlığında – çevirmenliğinde bulunarak (paruçik) birinci mülazım – teğmen rütbesini almış ve 1848 de , bu vazifeden- görevden  istifa ederek Kırım’a dönmüştür.

(Kırımer, 2015: 35)

—-

Babasının doğduğu köye nisbetle Gaspirinski (Gaspıralı) lakabını alan İsmail Bey’in çocukluğu, Kırım Türk kültürünün beşiği olan Bahçesaray’da geçmiş ve bu şehir onun ruhunda, sokakları, camileri, evleri ve özellikle Hansarayı  ile silinmez İzler bırakmıştır.

On yaşındayken Akmescit lisesine gönderilen İsmail, orada İki sene kaldıktan sonra Varonej – Voronej  şehrindeki askeri okula nakledildi.

Moskova Askeri  idadisine – lisesine gitti. (Akpınar, 1996: 392)

Gaspralı bu dönemde en çok etkisinde kaldığı olay Ruslar’ın özellikle Türk karşıtlığından – düşmanlığından beslenen Panslavizm politikalarıdır – siyasetidir.

( Panslavizm : Slav asıllı bütün halkları aynı yönetim altında toplama amacı güden politik akım ve hareket.İslavcılık. ) İ.Kulaçoğlu.

—-

İşte bu sebepten dolayı, 1867’de okulunun altıncı sınıfına geçtikleri bu yılda yaz tatilini Kırım’da geçirmektense, Girit’te asilere karşı kan döken Türk kardeşlerini yardımına koşmaya can attılar.

İdil  / Volga , Özü  / Don-Dinyester  nehirleri üzerinde kürek çekerek Tsaritsin, Rostof, Taganrok, Kerçten geçerek 45 günde Kırım’a gelip çıktılar, buradan da gizlice Odesa’ya kaçtılar ve İstanbul’a gitmek üzerine vapura binmeye çalıştıkları sırada pasaportları olmadığından jandarmalar tarafından yakalanarak Bahçesaray’a gönderilen gençlerden birisi İsmail Bey Gaspıralı iken diğeri de Mustafa Mirza Davidoviçtir. (Kırımer, 2015: 38)

Odesa’da yakalanmasının ardından İsmail Bey Moskova’daki mektebine dönmemiş, 1868’de henüz 17 yaşında iken 400 ruble maaşla Bahçesaray’da Mengili Giray Han tarafından kurulmuş ve Kırım’ın yüksek bir medresesi olan Zincirli Medresesi’nde Rusça muallimliğine – öğretmenliğine  tayin edilmiştir. (Kırımer, 2015: 39)

Bir buçuk yıl kadar süren bu görevi sırasında, bol bol okuyarak Rus edebiyatı ve fikir – düşünce  akımları hakkında esaslı bilgiler edinen İsmail Bey, bir yandan da Rus basınını takip ederek politik – siyasi gelişmeleri ve Rusya’nın içte dışta izlediği politikayı – siyaseti daha İyi kavramaya çalıştı.

İleride kafasını çok meşgul edecek olan ” sosyalizm ” hakkında da hayatının bu döneminde epeyce bilgi edinen Gaspıralı,

1869 yılında maaşı 600 rubleye çıkarılarak Yalla’da Dereköy mektebine tayin edildi – atandı.

Burada da iki yıl kaldıktan sonra, Bahçesaray’a dönerek yeniden Zincirli Medresesi’nde Rusça dersleri vermeye başladı.

Gaspıralı, o zamana kadar kafasında teşekkül eden – oluşan – gelişen  “yenilikçi” fikirleri – düşünceleri  ilk olarak Zincirli Medresesi’nde uygulamaya çalıştı. Talebelerine –  öğrencilerine  asıl görevi dışında “usul-ü cedid / yeni metod ‘’ ile Türkçe dersleri verdiği gibi, medreselerde uygulanan ” skolastik ” eğitim tarzını da eleştirmeye başladı.

—-

( Skolastik :

1 – İnanç ve bilgiyi kiliseyle , özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi – düşüncesi – anlayışı.

Aristoteles’in yapıtlarından alınıp Hıristiyan kilisesi anlayışına göre değiştirilmiş olan ve ortaçağ boyunca Batı üniversitelerinde okutulan biçimci ve gelenekçi felsefe – düşünce .

2- Bu felsefeye ilişkin. ) İ.Kulaçoğlu.

—-

Fakat bu metod ilk başlarda tepkiyle karşılandı.

Gaspralı’nın en büyük hedeflerinden biri İstanbul’a gitmekti. İstanbul’a giderek zabit – subay olmayı istiyor fakat yarıda bıraktığı eğitimin buna engel olacağını düşünüyordu.

1871 de, bu sebepten dolayı da  Paris’e giderek yarıda kalan eğitimini tamamladı.

1874 sonlarına kadar Paris’te kaldı.

İsmail Bey, Paris’ten İstanbul’a gitmiş fakat bir türlü ideali olan memuriyeti yapma fırsatı bulamamıştı.

Yazarlık hayatı da bu dönemde başladı.

1875 kışında Kırım’a dönen Gaspıralı,

1878 de , Bahçesaray belediye başkanlığına seçilinceye kadar başka hiç bir işle uğraşmadı, sadece okudu ve milletinin hayatını inceledi.

Gaspıralı İsmail Bey, 1878 yılında Bahçesaray belediye başkanlığına seçildi.

Bu görev sayesinde düşündüğü bazı yenilikleri gerçekleştirebileceğini zannediyordu-  sanıyordu , ne var ki önüne yine bazı engeller çıktı.

Belediye başkanı olarak görevlerini  bütün imkansızlıklara – olanaksızlıklara rağmen yerine getirmeye çalışırken, aslı misyonunu da hiç unutmayan Gaspıralı, 1879 yılında, bir gazete çıkarmak için Rus hükümetine müracaat ettiyse de – baş vurduysa da , bu müracaatı – başvurusu reddedildi.

—-

1881 yılında, ” GENÇ  MOLLA  ” takma  adı ile, ileride kitap olarak da yayınlanacak olan ” Russkoe Musulmanstovo / Rusya Müslümanları ‘’ başlıklı makalelerini – köşe yazılarını yazarak Akmescit’te çıkan ” TAVRİDA  ” gazetesinde yayınlandı.

—-

Gaspıralı, izin alamamasına rağmen, gazete çıkarma fikrinden asla vazgeçmemiştir. Bunun için, zemin yoklamak amacıyla,

1881 yılından başlayarak ”  TONGUÇ  “, ” AY “, ” GÜNEŞ “, ” YILDIZ  “,

” MİRATI  CEDİD  /  YENİ AYNA ” gibi çeşitli adlarla küçük risaleler –  kitapçıklar  yayınlamaya başladı.

Ne var ki, Rus sansürü, bu risalelerin yayınını, adları  başka olsa da gazete hüviyeti – kimliği  taşıdıkları gerekçesiyle çok geçmeden yasaklayacaktır.

—-

1883 de , Gaspıralı, bir gazete çıkarabilmek için tam dört yıl mücadele – uğraş verdi, defalarca Petesburg’a giderek müracaatlarda – başvurularda bulundu ve nihayet – sonunda  Türkçe kısmı aynen Rusçaya da tercüme edilmek – çevrilmek  şartıyla ” Tercüman-ı Ahval-i Zaman / Zamanın olaylarının çevirmeni – anlatan”ının  yayınlama iznini kopardı.

Adını Şinasi’nin İstanbul’da çıkardığı ” Tercüman-ı Ahval “dan alan bu gazetenin Rusça adı da ” Perevotcik ” olacaktı.

Zühre Hanım’ın ziynet eşyalarını ve annesinden kalan kıymetli elbiseleri satarak elde ettiği paraya, 300 ruble kadar abone parasını da ilave ederek – ekleyerek eski bir makine ve bir miktar hurufat – alan Gaspıralı, ilk nüshayı – sayıyı  10.4.1883 de  çıkardı.

( Hurufat :  Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü.) İ.Kulaçoğlu.

—-   

TERCÜMAN  , Rusya’da çıkan ilk Türk gazetesi değildi  ama yaygınlığı ve oynadığı rol bakımından en önemlisiydi.

1903 yılına kadar haftalık,

1903-1912 arasında haftada bazen iki, bazen üç defa,

Eylül 1912 den sonra da günlük olarak tam 33 yıl yaşadı ve 1916 yılında kapandı.

—-

Küçük boyda dört sayfa olarak çıkmaya başlayan Tercüman çok geçmeden, devrin şartlarına ve okur yazarlık oranına göre çok yüksek sayılabilecek tirajlara – satış sayısına ulaştı.

Kafkasya, Kazan, Sibirya, Türkistan, Çin, hatta İran ve Mısır’da satılan Tercüman’ın büyük başarısı, Gaspıralı’nın sadece Rusya Türklerinin değil, bütün müslümanların meseleleriyle – sorunlarıyla  yakında ilgileniyordu.

Bu aynı zamanda ‘’ DİLDE  BİRLİK  ‘’  fikrinin – düşüncesinin  hayata geçmesi aynı dilin kullanılmasında önemli bir misyon yerine getirilmesi anlamına geliyordu.

—-

1905 bunalımından sonra Kazan’da, Kafkasya’da, Türkistan’da ve Kırım ‘da yayınlanan 35 den fazla gazete ve dergide, çok sayıda hikaye ve romanda

” Gaspıralı dili ” kullanılmıştır.

—-

Türk dilini konuşan halkların  tek  bir millet halinde bütünleşmeleri gerekliydi.

Tek tek ele alındığında var olan  meselelerle – sorunlar ile  başa çıkabilmeleri olanaksız olan  Müslüman-Türk halkları, birleşip bütünleştikleri takdirde büyük bir potansiyel – güç meydana getirebilirlerdi.

Bütün bunların ön şartı ise, Rusya İmparatorluğu’nda yaşayan Türk-Müslüman toplumların geri kalmışlık ve cehalet zincirlerini kırmalarını sağlayacak ve birbirlerine yakınlaşıp bütünleşmelerini oluşturacak  tarzda çağın ihtiyaçlarına uygun bir maarif – eğitim  sistemi kurulmalıydı.

Bu sistem Türkçe eğitim vermeli ve  milli bütünleşmenin altyapısını hazırlayacak bir ortak Türk edebi dilinin teşekkülüne – oluşumuna  vasıta olmalıydı.

Oluşacak milli bir Türk basını , bu toplumların birbirlerinden haberdar olmalarında ve kaynaşmalarında hayati – yaşamsal  bir rol oynayacaktı.

—-

TÜRK  –  MÜSLÜMAN   İTTİFAKI / anlaşması Tercüman gazetesi sayesinde geçmişte hayali olan Dilde birlik fikrinin yanısıra usu-ü Cedid okulunu da oluşturan ve yaygınlaştıran Gaspıralı İsmail Bey’in 1905 İhtilali’nden – devriminden sonra Rusya Müslümanlarının ittifakı – birleşmesi gayesiyle – amacıyla toplanan üç kongrede de önemli roller oynadı.

Bu ortamda harekete geçenler arasında “ Cedidçi – yenilikçi ” Müslüman Türk aydınları da vardı.

Sibiryalı Tatar Abdürreşid İbrahim,

İdil boyu Tatarlarından Yusuf Akçura,

Azerbaycanlı Ali Merdan Bey,

Topçubaşı gibi aydınlarla işbirliği içinde, Gaspıralı, yeni ortamdan istifade ederek – yararlanarak Müslümanları gerek ayrı ayrı yaşadıkları bölgelerde, gerekse birleşik olarak teşkilatlandırmak ve taleplerini –  örgütlemek ve isteklerini ortaya koymak üzere yoğun bir çalışmaya girişti.

—-

1906  da , Eğitim meselesinin ağırlıklı olarak ele alındığı 3. Kongre’de ” DİL  BİRLİĞİ ” ile ilgili görüşlerini bütün Rusya Müslümanlarına resmen kabul ettirdi.  

“Usul-ü cedid / yeni usul – yöntem ” hareketinin başarısı ve Ekim Manifestosu ‘ndan sonra müslümanların kazandığı hürriyet, öte yandan ” Türk – Müslüman İttifakı” için yapılan kongreler Gaspıralı’nın cesaretini arttırdı.

Gerçekte, yaptığı bütün faaliyetler – etkinliklerin , onun Türk birliğinin daha ileri bir merhalesi – aşaması – basamağı olarak İslam birliğini hedeflediğini, fikri – düşünce yapısının TÜRKÇÜ olduğu kadar, İslamcı bir nitelik de taşıdığını göstermektedir.

—-

1907 de , Kahire’de bir ” İslam Kongresi ” toplayabilmek için büyük gayret – çaba sarf etti.

1910 da ise ,  Hindistan’a gitti ve Bombay’daki ” Encümen-i İslamiye “nin toplantılarına katılarak görüşlerini anlattı.

1909 da , Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a gelmiş ve büyük bir heyecanla karşılanmıştır.

( Meşrutiyet :

Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimi.

Osmanlı İmparatorluğunda 1876 Anayasasıyla başlayan ve 1918 Mondros Mütarekesine kadar süren, 1. ve 2. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre.

23.7.1908 ile 29.10.1918 arasındaki koşullu yönetim dönemi.) İ.Kulaçoğlu.

—-

1911 den itibaren – başlayarak  Tercüman’ın başlığının altında yer alan ;

 “Dilde, Fikirde – düşüncede , İşde  Birlik”  söylemi  ise

günümüze kadar Türk dünyasındaki en yaygın sloganlardan biri haline dönüşmüştür.

—-

Türkiye Türklüğüne büyük bir ilgi duyan Gaspıralı, Kırım’da da Rus basınına karşı Türkiye’yi savunmaktan, aleyhteki – karşısındaki  yazılara cevap vermekten asla çekinmemişti.

Birinci Dünya Savaşı arifesinde İstanbul’a tekrar gelerek Türkiye’yi savaşa girmemesi hususunda – konusunda uyarmaya çalışan Gaspıralı, Türk dünyasının yetiştirdiği nadir – ender zekalardan biriydi, büyük bir mücadele – uğraş adamı ve gerçekten inanmış bir idealistti – ülkücüydü.

1908 sonrasında Türkiye’de şekillenmeye başlayan “ İslamcılık ”, “ Batıcılık ” ve

“ Türkçülük ” gibi farklı fikri – düşüncesel  akımların hemen hepsi değişik açılardan da olsa Gaspıralı’da kendilerine uygun noktalar bulabiliyorlardı.

Bu dönemde Osmanlı münevver – aydın  çevreleriyle ilişkileri çok yoğunlaşan Gaspıralı, çeşitli İstanbul dergilerine de makaleler – köşe yazıları yazmaktaydı. 1908 de , kurulan “ Türk Derneği ”nin kurucu üyelerinden biri oydu.

1911’de kurulan “ Türk Yurdu Cemiyeti ” ve onun yayın organı olan

‘’  Türk Yurdu  ‘’ dergisi üzerinde de Gaspıralı’nın büyük etkisi olmuştur.

1908-1914 döneminde Rusya ve Osmanlı imparatorluklarında yaşayan Türkler arasındaki ilgi ve ilişkilerin en yüksek seviyeye ulaşmasında Gaspıralı’nın kişisel  ve dolaylı olarak fikirleriyle büyük rol sahibi olduğu bir gerçektir.

Gaspıralı İsmail Bey, 11.9.1914 Cuma günü Bahçesaray’da öldü.

Ertesi gün muhteşem – olağanüstü güzellikte  bir cenaze töreniyle, Mengligiray Han türbesi civarında toprağa verilen büyük idealistin ölümü, bütün Türk – İslam dünyasında çok büyük bir teessür- üzüntü  uyandırdı. 

————

Kaynakça

————

http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=106

http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/ismail-gaspirali

Hayatı

Rahmetler diliyorum …..

İDRİS KULAÇOĞLU …… 21.3.2019