EBUL GAZİ BAHADIR HAN

(1603  Urgenç – 1663 Hive )

——————-

Ebül gazi Bahadır Han  Cengiz Han’ın torunlarındandır.

1643-1663 yılları arasında Hive Hanlığı yapan bir Han ve tarih yazarıdır. Türkmen soy ağacı ve Türk soy ağacı isimli kitapların yazarıdır.

 ( Şecerei Terakime  ve şecerei Türk )

—-

Eserinde yer alan bilgilere göre, on iki hayvanlı Türk takviminin Tavşan yılında Rebiülevvel 1012 /  Ağustos 1603 dünyaya geldi.

Hanlıklar devri Orta Asyasında Türklüğünün şuurunda – bilincinde  Türk Milleti’nin tarihini yazan  Bahadır Han ,  savaş ortamında dünyaya gözlerini açtı. Babası, kazandığı bu zaferi oğlunda yaşatmak istedi.

Oğluna “ Ebu’l  Gazi ” adını verdi. Babası ve annesi Özbek Hanlarından Yadigar Han’ın torunlarıdır. Bababsı Muhammed Han , annesi, Mihr Banu Hatun’dur.

—-

Bahadır Han 16 yaşına gelinceye kadar Urgenç’de  bulundu. Babası Muhammed Han, taht şehrini  Hive’ye  taşıyınca , Ebulgazi Bahadır Han’ı da Kat vilayeti valiliğine atadı. İşte bu görevden sonra Bahadır Han için zor günler başlıyordu.

İki kardeşi  İlbars ve Habeş , Uygur ve Nayman boylarına dayanarak   babalarına isyan etti. Bahadır Han, babasının yanında yer aldı. Ne var ki, babasının kuvvetleri yenildi. Babası öldürüldü. Bahadır Han da Buhara Han’ına sığındı.  Burada boş durmadı. Türkmenlerin de yardımıyla babasını öldüren kardeşleri üzerine harekete geçti. Sevgi ve bağlılığı olmayan yararsız  kardeşlerden babasının öcünü aldı. Onları yendi ve Harzem Hanı oldu.

Huzursuzluklar bitmek bilmiyordu , diğer kardeşi İsfendiyar, Bahadır Han’ı tahttan indirdi.

—-

Bahadır Han, önce Safevilerin yanına daha sonra da Teke ve Mangışlak Türkmenleri arasına girdi. Uzun yıllar buralarda yaşadı . O hiç yılmadı! Bir ara da Kalmukların içinde yaşadı. Burada Moğolca’yı öğrendi. Çocukken öğrendiği Arapça ve Farsça ve daha sonra öğrendiği Moğolca ile inceleme, araştırmalar yaptı. Duyduğu her şeyi kaydediyor, rastladığı her kitapla bilgisini artırıyordu.

—-

1642 yılında kardeşi  İsfendiyar ölünce, önce Urgenç’de daha sonra bütün Harezm’de egemenliğini sağladı. Böylece, Hive Hanı oldu. 21 yıl Hanlık yaptıktan sonra 1663 yılında öldü.

—-

Ebu’l  Gazi Bahadır Han, yılmaz kişiliğiyle, engin kültürüyle büyük bir devlet adamıdır.

Ebu’l   Gazi  Bahadır Han’ın en değerli  özellikleri ;

* Tarihçiliği ve tarih yazarlığı .

* Bilinçli bir Türkçe sevgisini taşıması.

* Ruslar’ ın Türk Dünyası için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu bilerek o günlerden  önlem  almaya çalışmasıdır.

—-

Türk Dünyası’na bıraktığı iki eser, hala  ilgiyle incelenmektedir.

Bahadır Han  Atamız , Babürname’nin yazarı Babür Şah gibi, hareketli bir hayat, fırtınalı günler yaşamasına rağmen, kalemini hiç bırakmadı. Onun bu yazma, araştırma sevgisi sonucu Türk Kültürü iki önemli esere sahip oldu.

—-

* Birinci eseri “ Secere-i Terakime /  Türkmen soy ağacı ”.

* İkincisi ise , “ Şecere-i Türk / Türk’ün soy ağacı ‘’ .

Şecere-i  Terakime’de  ;

Eserde Türkmenler’e  ait bilgiler bulunmakta, Oğuz Han ve neslinden, Türk damga ve onkun kuşları anlatılmakta  ve adeta bir “ Oğuzname ” metni verilmektedir.

Ebülgazi Bahadır Han Şecere-i Terakime’yi yazarken sözlü ve yazılı kaynaklardan faydalanmış, özellikle Türkmen boyları arasında dolaşan rivayetleri / söylentileri , beylerin ve hocaların ellerinde bulunan şecereleri – soy kütüklerini  değerlendirmiştir.

Oğuz Destanı  ve Oğuz Destanı hakkında halkın arasında dolaşan sözleri toplamıştır. Bahadır Han’ın  özellikle kullandığı dil bakımından da bu eser farklılık taşır.

Şecere-i Terakime, Bahadır Han’nın  akıcı, zengin ve renkli üslubu ile 17. yüzyıl Çağatayca’sının parlak bir örneğidir.

Türkçe ’yi  halkın anlayacağı sadelikte kullanan Bahadır Han, eserinde Dede Korkut Hikayeleri’nin kahramanlarına da yer verir.

Bir elinde kalem, bir elinde kılıç tutan bu büyük Atamızı gururla anıyorum.

—-

Şecere-i  Terakime ’den :

——————————–

Adem  Aleyhiselamın anılışı.

“… Yerden su çıktı, gökten yağmur yağdı, yeryüzündeki canlının hepsi gark oldu / boğuldu. Nuh Peygamber, üç oğlu ve  inanan  seksen kişi ile gemiye bindi. Bir nice aydan sonra yer, Yüce Yaratan’ın  emri ile  suyu kendisine çekti. Gemi Musul denilen şehrin çok yakınında Cudi  denilen dağdan çıktı.

Gemiden çıkan insanların hepsi hasta oldular. Nuh Peygamber, üç oğlu ve üç gelini ile iyileştiler. Onlardan başka insanların hepsi öldüler.

Ondan sonra Nuh Peygamber üç oğlunun her birini bir yere gönderdi.

* Ham adlı  oğlunu , Hindistan ülkesine gönderdi.

* Sam adlı  oğlunu ,  İran memleketine gönderdi .

* Yafes adlı  oğlunu , Kuzey kutbu tarafına gönderdi.

Ve  üçüne ;

 ‘’ İnsanoğullarından siz üçünüzden başka kimse kalmadı. Şimdi üçünüz üç yurtta durun. Ne zaman çoluk çocuğunuz çoğalırsa, o yerleri yurt kılıp oturun. ‘’ dedi.

—-

Yafes  , babasının emri ile Cudi  dağından gidip İtil ve Yayık suyunun yakasına vardı. İkiyüzelli  yıl orada durdu, sonra vefat etti. Sekiz oğlu var idi. Çocuklarının adları şunlardır: Türk, Hazar,  Saklap , Rus , Ming , Çin, Kimeri / Tarih.

Yasef öleceği sırada büyük oğlu Türk’ü yerine oturtup diğer  çocuklarına ;

 ‘’ Türk’ü kendinize padişah bilip, onun sözünden çıkmayın.’’  dedi.

Türk’e , Yasef oğlu diye lakap / takma ad taktılar. Çok edepli ve akıllı insan idi. Babasından sonra bir  çok yerleri gezdi ve gördü. Sonra bir yeri beğenip orada oturdu.

Bugün o yere  Isıg  Köl / Göl derler. Çadır evi  /  otağı  o çıkardı. Türklerin içindeki bazı adetler var, ondan kaldı.

Türk’ün dört oğlu var idi.

Birinci Tütek, ikinci Çigil  / Çekel , üçüncü Barsçak  / Serseçar , dördüncü Amlak, / Emlak .

Türk öleceği sırada Tütek’i kendi yerine padişah kılıp uzak seferlere gitti.

Türk , bu gün bile kullanılan adetleri  oluşturdu. Acem padişahlarının ilki Keyumers ile Muasır idi. Günlerden bir gün ava çıkıp geyik öldürüp kebab kılıp, yiyip oturmuştu. Elinden bir doğram et yere düştü. Onu alıp yiyince ağzına çok hoş tad geldi. Çünkü o yer tuzla idi.

Yemeğe tuz koymayı o çıkardı bu tuz adeti ondan kaldı. İkiyüz kırk yıl  yaşadıktan  sonra oğlu Amılca Han’ ı kendi yerine oturtup gidilse gelinmez şehre gitti.

AMILCA  HAN  dahi çok yıllar padişahlık kılıp, aşlarını / yemeklerini  yiyip yaşlarını yaşayıp babasının ardından gitti.

Öleceği sırada oğlu Bakuy Dip Han’ı oturttu.

—-

Dip’in manası tahtın yeri, Bakuy’un manası il büyüğü demek olur.

O dahi çok yıllar padişahlık kılıp, dostlarının güldüğünü, düşmanlarının ağladığını görüp, sevinip, ondan sonra öleceği sırada oğlu Kök Han’ ı kendi yerine oturtup öldü.

O dahi çok yıllar Padişahlık kıldı.. Babasının yolundan dışarı çıkmadı. Hasta olunca oğlu ALINCA HAN ’ ı kendi yerine oturtup uzak sefere gitti.

O dahi çok yıllar Padişahlık kıldı. Atlarının vilayetleri, il ulusları çok oldu. Onun ikiz oğlu oldu.

—————————————————–

Birinin adı TATAR  ve birinin adı MOĞOL.

——————————————————

Babası ihtiyarladıktan sonra yurdunu ikiye bölüp, iki oğluna verip , öldü.

Alınca Han öldükten sonra Tatar ve Moğol her birisi kendi yerlerinde padişahlık kıldılar.

Moğol Han’ ın dört oğlu var idi.

Büyüğünün adı Kara Han, ikinci Kürk Han, üçüncü Kır Han, dördüncü Or Han. Moğol Han büyük oğlu Kara Han’a yurdunu verip, herkesin gittiği yurda gitti.

—-

Kara Han Or dağı ve Kör dağını yayla yapmıştı. Bu zaman da onlara Uluğ Tağ / Ulu  dağ  ve Kiçik Tağ  / Küçük dağ diyorlar. Kış olunca Sir suyunun ayağı, Kara Kum ve Bursuk’ta kışlardı.

—-

“ Hep bilin ki, bizden önce Türkçe tarih söyleyenler Arapça  ve Farsça sözcükler  katmışlardır ve Türkçe’yi de seci kılmışlardır/ düz yazıda  iç uyak  yapmışlardır . Kendilerinin  becerilerini  ve üstadlıkların / yeterliliklerini  halka  bilinir  kılmak için.

Biz bunların hiçbirisini yapmadık. Onun için ki ,  bu  kitabın okuyucusu ve dinleyicisi elbette Türk olacaktır.

Doğal  olarak  Türklere Türkane – Türkçe  – Türkice  söylemek gerek.

Ki  onların HEPSİ ANLASINLAR .

—-

Bizim söylediğimiz sözü bilmeseler, ondan ne çıkar?

Eğer onların içlerindeki bir veya iki okuyan akıllı insan olsa, o bilse, bilmeyen çokluğun hangi birine söyleyip, bildirir?

O halde, öyle söylemek gerek ki, iyi ve kötü hepsi bilip, gönüllerine  uygun olsun.

Şimdi,  Adem’den  bu zamana kadar, ki tarih ( 1071 )binyetmişbirdir, Türkmenlerin ve son Türkmen adını taşıyıp Türkmen’e katılan illerin bildiğimiz kadarını bir bir söyleyelim. Bilmediğimize ne çare ? ”

—-

Oğuz Han’ın  dünyaya  gelişinin  anılışı ;

————————————————–

Kara Han’ ın büyük  Hatunundan bir oğlu oldu.

Güzelliği aydan, güneşten fazla. Üç gece-gündüz anasını emmedi.

Her gece o oğlan anasının rüyasına girip derdi ;

‘’ Ey ana ! İslam  ol; eğer olmazsan, ölürsem ölürüm, senin memeni emmem ‘’ demişti.

Anası oğluna kıyamadı ve Tanrı’nın birliğine iman getirdi. Ve ondan sonra o oğlan memesini emdi. Ve anası gördüğü rüyayı ve İslam olduğunu kimseye söylemedi ve gizli tuttu. Onun içindir ki, Türk Halkı Yafes’ten ta Alınca Han zamanına kadar İslam  idi.

( Gök Tengri inancında Tanrı Tek’dir . )

—-

Alınca Han Padişah olduktan sonra halkın nüfusu ve malı çok oldu. Servetten sarhoş oldular. Ve Tanrı’yı unuttular. Ve bütün ülke kafir / inkarcı oldu. Ve Kara Han zamanında kafirlikte öyle sağlam idiler ki , eğer babasının İslam olduğu işitse, oğlu öldürür idi ve oğlunun  İslam  olduğunu işitse babası öldürür idi.

O çağda Moğol’un  adeti öyle idi ki,  oğlan bir yaşına gelmeyince ona ad koymazlardı. Oğlan bir yaşına gelince Kara Han ülkeye davet çıkardı ve büyük toy / şölen yaptı.

Toy günü oğlanı meydanın ortasına getirip Kara Han beylerine dedi:

‘’ Bizim bu oğlumuz bir yaşına bastı, şimdi buna ne ad koyarsınız, diyip, beyler cevap vermeden önce oğlan dedi: Benim adım Oğuz’dur…”

————-

Bu eser Türklerin kökleri hakkında bir eserdir.

Çingiz / Cengiz Han sülalesinden Harezmli   Muhammed Han oğlu Ebu’l Gazi Bahadır Han tarafından H.1074 / M.1664 tarihinde yazılmıştır.

Ön sözünde  diyor ki ;

 ‘’ Hiç kimse zannetmesin ki, ben bu kitabı kendi neslimi yükseltmek için, hakikati  / gerçekleri  bozarak yazdım.

Zaten Hakk beni  üstün – seçkin  yaratmıştır, buna  gereksinmem  yoktur.

Ben bütün hakikati – gerçeği olduğu gibi yazdım. Tanrı bana özel olarak üç şey verdi:

1-Askerlik fenni / ilmi , kanun ve kuralları , orduya kumanda etmek sanatı, bir orduyu yürütmek ve  savaş kurallarına  sokmak, dostlar ve düşmanlarla söyleşmek.

2-Her türlü şiir ile Türk, Arap ve Acem dillerini bilmek.

3-Moğolistan, Turan, İran ve Arabistan’da  egemen  olan  padişahların tarihini bilmek.

İran, Irak ve Hindistan’da benim kadar şair yok dersem yalan söylemem. Gezdiğim ve olayları ve konumunu  işittiğim yerlerin hiç birisinde İslam  veya kafir / inkarcı , benim gibi asker görmedim ve duymadım . ‘’

—-

Hive Hanları arasında en ünlüsü kabul edilen Ebu’l Gazi Bahadır Han, aynı zamanda şair, alim ve tabiptir – doktordur.

* Tıp konusunda  ‘’ MENAFİÜL   İNSAN  /  İnsanın ilmi sorumluluğu  ‘’ adlı bir eser kaleme almış olan Ebu’l Gazi Bahadır Han’ın çok daha meşhur ve halen kaynak olarak önemi yadsınamaz iki eseri ise Türk tarihi ile ilgili Şecere-i Terakime ve Şecere-i Türk’tür.

—-

Bunlardan biri 1659’da yazdığı Şecere-i Terakime, diğeri 1663’te ölmesi ile yarım kalan ve vasiyeti – bırakıtı üzerine oğlu Enuşe tarafından  bitirilen  Şecere-i Türk‘tür.

İlk eserini, Reşideddin’in tarihinden aldığı Oğuzname’yi, Türkmenler arasında ele geçirdiği diğer 20 kadar Oğuzname  anlatıları  ile karşılaştırarak  oluşturmuştur.

Eser, Rus  doğu bilimci Tumansky tarafından 1892’de Aşkabad’da Rusça olarak ve 1937’de Türk Dil Kurumu tarafından Çağataycası  tıpkı basım olarak  yayınlanmıştır.

—-

 Şecere-i Türk ise, 15. asrın ikinci yarısından başlayıp Harezm’de hükümet süren Yadgaroğlu Şıban – Özbek Hanlarının tarihini ve  soyunu  saptamak amacı ile kaleme alınmış ve bu sülalenin 1663’e kadar ki tarihi için esas kaynak olmuştur.

—-

Bu eser, Türk ve Moğol  tarihine  ait bilinen ilk kaynak olduğundan, yalnız Özbek Hanları  tarihi için değil, aynı zamanda Moğol ve Türk tarihi için başlıca kaynak  olmuştur.

Eseri batıya ilk kez tanıtan ise  Poltava Savaşından sonra Ruslar tarafından Sibirya’ya sürülen İsveçli subay Tabbert’tir.

Eser Moğol Hanedanı ve  toplumlarının  tarihini belirten en iyi kaynaklardan biri olarak tanınmıştır.

Kont Estralenburg  tarafından Almanca’ya  çevirisi yapılmış , Fransızca  çevirisi de  de 1726’da Leiden’de basılmış ve yayınlanmıştır.

Tercüman 1001 temel serisinde yayınlanmıştır.

Kaynak

———

Genelturtarihi.net

Kulturbellek.com

Bilgicik.com  

İslamansiklopedisi.org.tr

Nedir.tr.com

İdefiks.com

İdris Kulaçoğlu . 22.4.2019  02:20  çalışma odam .