TÜRKLERDE MİSAFİRPERVERLİK

( Konukseverlik  )

————————-

Türk Milletinin misafirperverliği / konukseverliği dünyaca bilinir.

İnsancıl ve sevecen bir yaklaşım ile hareket eden Türk  toplumu , eve gelen misafire / konuğa  kim olursa olsun kendi ailesinden biri gibi davranır ve en iyi , en güzel ne varsa misafirine sunar.

Konukseverlik Türklerin en önemli özelliklerinden biridir.

Misafirperverlik Türkleri diğer toplumlardan ayıran değerlerinden biridir.

Konuk Türk toplumunda çok  önemlidir.

Türklere göre zorlu hayat şartları karşısında insanların konukseverlikleri sayesinde hayatları kolaylaşır, ilişkileri gelişir ve kendilerini güvende hissederler.

Türkler misafirlerine çok değer verdiğinden evlerinde misafirlerin kullanacağı eşyalara da özen gösterirler.

Günlük olarak kullanılmayan bu eşyaları (yemek takımları, servis eşyaları, havlular vb.) genelde farklı bir yerde tutar ve sadece misafir geldiğinde kullanırlar.

Özel bir gün, bayram, kutlama  olmasına gerek yoktur.

Bu nedenle bir Türkün evine misafir olursanız kendinizi çok özel hissedebilirsiniz.

Türkler misafir ağırlarken her şeyin eksiksiz olmasını ister. Hizmette kusur asla affedilmez.

Aksi bir durumda mahcup olacaklarını / utanacaklarını düşünürler. Her evin mutlaka bir misafir / konuk odası veya salonu vardır. Temiz , her şey yerli yerinde , özenle hazırlanmış ve  sürekli olarak hizmete hazırdır.

Misafir her zaman el üstünde tutulur.Odaya girdiği zaman büyük küçük herkes ayağa kalkar.

Evin büyüğü, misafire oturması  önerisinde  bulunur, o da karşısındaki büyük olduğu için ona oturmasını teklif eder / önerir  ama bu teklif bölümünü ev sahibi kazanır.

Misafir oturmadan kimse oturmaz. Misafirin geleceği önceden biliniyorsa, evdeki havlular değiştirilir.

Misafire özel saklanan terlik kapının girişinde hazır bekletilir.

Yemekte günlük kullanılan çatal kaşığın yerine özenle saklanan sofra takımları kullanılır.

( Son zamanlara kadar  evlerimizde misafir / konuk odaları  bulunur , bu oda veya salon sadece misafir geldiğinde açılır ve kullanılırdı ! Gün içinde kimse kullanmazdı. Günümüzde ise bu oda veya salonu ev halkı kullanır oldu. İ.Kulaçoğlu.)

Türkler eve ayakkabı ile girmezler.

Misafirlerin de eve girerken ayakkabılarını çıkarmalarını beklerler.

Bu konuda oldukça tutuculardır. Ayakkabılarını çıkardıkları zaman da terlik giyerler. Bu bir alışkanlıktır.

Eve gelen misafirlere de terlik verirler. O yüzden Türklerin evinde birçok terlik bulunur.

Geleneksel Türk evlerinde misafirlere önce kolonya verilir, kolonyadan hemen sonra ve şeker ya da çikolata ikram edilir / sunulur.

İkramlar / sunumlar  diğer yiyecek içeceklerle devam eder.

İkramların olmazsa olmazı “ ÇAY ”dır.

Türkler çay içmeyi çok sevdiklerinden misafirlerine de (genelde sormadan) çay ikram ederler ancak çayla birlikte mutlaka börek, kek, kurabiye gibi yiyecekler de getirirler.

İkramlar misafir oturduğu sürece devam eder. 

Örneğin; 

Çay servisinden sonra meyve ya da kuruyemiş sunumu başlayabilir.

Eğer misafir sunulanları  yemezse ya da az yerse ısrar ederler  ya da beğenilmediğini düşünüp  başka seçenekler de sunabilirler.

Kısacası misafirin / konuğun  bir şeyler yiyip içmemesi Türkleri mutsuz eder.

O yüzden bir Türkün evine aç gidilmesi daha uygundur.

———————————–

Orta Asya Türklerinde

Misafir Karşılama Adetleri  

———————————–

Orta Asya’da misafirin iyisi ya da kötüsü, zengini yada fakiri, genci yada yaşlısı, kadını yada erkeği, tanıdık yada tanımadık olmasının hiç bir önemi yoktur.

Misafir / konuk  , her zaman Tanrı’nın bir elçisidir.

Orta Asya Türkleri gelen her misafire yemez yedirir, içmez içirir.

Kazak atasözünde olduğu gibi ;

“ Misafirle hiçbir yiyecek olmazsa bile sıcak ve samimi / içten sohbet yeter” derler.

Orta Asya’da kapısı çalınan her ev gelen misafiri evine alır, güzel bir sofra hazırlar, gerekirse gece de kalmasını sağlar ve uğurlarlar.

Bu gelenek , Orta Asya’da çok eski dönemlerden beri süre gelmektedir.

Kimine göre bu gelenek Cengiz Han’ın askerlerini doyurmak için geçtiği bölgelerdeki  hanelere / evlere dağıtmasıyla başladığını, kimilerine göre de İpek Yolu’nun başlamasıyla bu yol üzerinde yaşayan halklarla tüccarların arasında gelişen konaklama ihtiyacından / gereksiniminden doğduğunu belirtirler.

Önemli olan bu güzel geleneğin bizlere kadar ulaşmasıdır.

İhtiyacı olan herkesin güvenle kalabileceği ve rahat edebileceği ortamın sağlanmasıdır.

Karşılıksız, sorgusuz yardımlaşma ve destektir.

Bunun en güzel örneklerinden biri de İkinci Dünya Savaşı sırasında Orta Asya Türklerinin ırkı ve dinine bakmadan savaştan olumsuz nasibini / payını alan herkese evlerinin kapılarını açmaları ve birlikte hayata devam etmeleridir.

Orta Asya Türklerine göre bu gelenekleri yerine getirirken bazı kurallara da dikkat edilmesi gerekir.

Örneğin ;

———–

Gelen misafirin herkesle elini göğsüne getirip eğilerek selamlayıp hal hatır sormaları.

En ufak yaş farkına rağmen herkese “ siz ” diyerek saygıyla hitap etmesi / konuşması şarttır. Bu geleneğin en önemli manevi özelliği ise herkesle saygıyla iletişim kurmayı gelenek haline getirmesidir.

Orta Asya’da gelen misafiri eli boş göndermezler.

Aileler durumlarına göre hediye, yiyecek vererek uğurlarlar.

Özbek Türklerinde ;

 “ Misafir / konuk  , babadan daha önemlidir. ” diye atasözü bile vardır.

Bu, onların misafire saygı ve sevgi  göstermelerinin en önemli kanıtıdır.

Ani gelen misafir karşılamanın yanısıra düğün, ölüm ve eğlence durumlarımda özel olarak davet edilen misafirler için uygulanan adetler de vardır.

* Misafirler ev sahipleri için özel hazırlıklarla gelirler.

* Hanımlar tüm mutfak hünerlerini / becerilerini gösterirler.

* Büyük ağaç dallarından örülen sepetlere elde yapılmış tatlı ve tuzlu hamur işleri, ekmek gibi yiyecekler hazırlayıp sofraya sararak getirirler.

* Ev sahibi de sepeti çeşitli yiyeceklerle doldurup geri gönderir.

* Misafir akil / bilge ya da yetenekli biri ise onun içtiği ve yediği yemeğinin kalanını ev sahibinin çocuğuna yedirirler. Bu adet çocuğun o kişiye çekeceği anlamına gelmektedir.

* Eğer gelen misafire ortaya büyük tabakla yemek sunulursa ona aileyle eş değer  davranış  gösterdiklerini ve ayrı tutmadıkları anlamına gelir.

Özbek Türkleri buna “ HOM  TOBAK  ” yada “ İNOK  TOBAK ”, kardeşliğin ve dostluğun tabağı derler.

Orta Asya tarihine önemli izler bırakan ünlü alimler;

Abu Reyhan BİRUNİ , Abu Abdullah HAREZMİ ,  Abu Ali İbni SİNA ‘larda hayat felsefelerinde dostluk, kardeşlik, saygı ve paylaşım gibi güzel kişilik nitelikleri her zaman öne sürmüşlerdir.

Bu gelenekler bizlere babalarımızdan ve geçmişimizden kalan kutsal, altın diğerindeki manevi zenginliklerimizdir.

Orta Asya Türklerinin misafirperverlikleri her şeyden önce iyiliğin, hoşgörünün ve saygının simgesidir.

Bu özellikleriyle de hep ayrı bir yere sahip olmuşlardır ve kendilerinden söz ettirmişlerdir.

———

Kaynak

———

Turksam.org

Dr. SHURUBU KAYHAN

( Türkolog Dr. Shurubu Kayhan, Türk dünyası kültürü ile ilgili ciddi çalışmalarda bulunmaktadır.

“Beşikten Mezara Türk Dünyası Gelenekleri” adlı kitabı yayınlanmıştır.

Türkçe, Rusça ve İngilizce olarak hazırlanan eser, Türk dünyası ile ilgili önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

http://sdl.meb.k12.tr

soturkish.com

konuanlatım.net

İdris Kulaçoğlu.