TARİHTE TÜRK KADINI

Türklere ait bilgiler binlerce  yıl gerilere kadar ulaşmaktadır. Bu konu bağlamında her şeyden önce Türk dili analiz edilmelidir.

Hiçbir Türk dilinde cinsiyet ayrımı yoktur.

Çünkü Türk kültüründe cinsiyetler arası ayrımcılık bulunmamaktadır.

Kamlar içinde kadın olduğuna ve bu nedenle kadın Kamların Kaman topluluklardaki en güçlü ruhsal liderler olduğuna inanılmaktadır.

Tengri kelimesinin de cinsiyeti yoktur.

Türk aileleri Ataerkil değildi.

Çünkü ana tarafından ‘’dayı ‘’, ‘’ tagay ‘’ , ‘’ kufduk ‘’  ve  ‘’ teyze ‘’ gibi akrabalık adları Türk dillerinde bulunduğu halde, baba tarafından akraba adları Türk lehçelerinde daha sonraki bir döneme aittir.

Bu bilgilerin dışında;

Devlet yönetiminde Kağan’ın kararı, Hatun bu karara katılmadıkça geçerli sayılmıyordu.

Yine tarih kaynaklarında Türklerin önem verdikleri haklara, “ ANA  HAKKI ” dedikleri ve bunu da “ TANRI  HAKKI ” ile eşit tuttuklarını göstermektedir.

——————

Marco Polo

Anlatısı

( 1254 / 1324 )

İtalyan gezgin

——————
Tarihte hiçbir toplum, kadını Türkler kadar erkekle eşit saymamış ve hak tanımamıştır.

Her iki cinsin kendilerine ait, karşı cinsin yerine getirmek zorunda olmadığı görev ve sorumlulukları vardı.

Her cins aynı eğitimden geçer , cinsler arasında ayrım, toplumun tüm kesimlerinde yadsınırdı..

Eski Türklerde, Kadının özgür ve cinsler arasındaki ayrımın az olması, Türk kadınlarının kendilerine özen göstermediği, süs ve güzelliklerine dikkat etmediği, cinselliğe önem vermediği anlamına gelmez.

Giysileri son derece renkli ve süslüdür, zerafete  / inceliğe – güzelliğe ve alımlılığa önem verirler. Beğenilmeyi severler ve güzellikleriyle ilgili övgüleri, memnuniyetle kabul ederler.

Serbestçe kullandıkları özgürlüklere sahiptirler ama son derece iffetlidirler / namusludurlar.

Ünlü İtalyan gezgini Marco Polo, bir seyahatname klasiği olan ‘’ İl Millione ‘’ adlı yapıtında, Türk kadınlarının  ahlaki temizliğini över ve onların ;

“tüm dünyanın en temiz ve ahlaklı” kadınları olduğunu söyler…

Tedirgin etme (taciz), kadına saldırganlık (tecavüz), evlilik dışı ilişki (zina) gibi cinsel suçlar eski Türk toplumunda yok denecek kadar azdır.

Kadına saldırının Türk Töresindeki , hukukundaki cezası ölümdür.

Tecavüze uğrayan kadın toplumdan dışlanmaz, ona sahip çıkılır.

Evlilik dışı çocuğu olursa kadın ulu bir kayın ağacıyla evlendirilir (kayınbaba, kaynana, sözcükleri buradan gelir), çocuk bu yolla meşrulaştırılır / yasallaştırılır.

 Günümüzde töre cinayeti adı verilen olayların, Türk töresiyle bir ilgisi yoktur. Basında sıkça kullanılan bu tanım, Türk geleneklerini yıpratma amacını taşımaktadır…

Eski Türklerde, tecavüze uğrayan kadına sahip çıkılırken , namusunu korumayan kadın hoşgörülmez.

Eski Türk inancına göre;

Doğum Tanrısı  / Ayzıt ;

 “ Ne denli yalvarırlarsa yalvarsınlar, namusunu korumamış kadınların yardımına” gelmez…

——

10.yüzyılın ünlü coğrafyacısı  al-Balhi, ‘’ Kitab al-bad va’l-tarih ‘’adlı yapıtında, Türkler’de  kadının erkeğe eşit  olduğunu, toplumsal yaşamın her alanında varlığını sürdürdüğünü  ve beğendiği erkeğe evlenme teklif edecek / önerecek  kadar  özgür olduğunu yazar.

——

12.yüzyıl tarihçilerinden İbn Cübeyr ;

‘’ Türk ülkelerinde kadına gösterilen saygıyı, başka hiçbir yerde  görmediğini söyler…

——

14.yüzyılın ünlü Arap gezgini İbn Batuda ;

 Ünlü  Seyahatnamesinde, Orta Asya kadınından övgüyle söz ederken onların peçe, çarşaf diye birşey tanımadığını ,  erkeklerle birlikte dolaştıklarını , gerektiğinde  komutan olacak kadar  iyi savaştıklarını söyler…

———
Kaynak

———

METİN AYDOĞAN “Antik Çağdan Küresellleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler”

————————

Savaşçı Türk Kızları

————————
Marko Polo, ünlü seyahatnamesinde, Türkistan Hükümdarı Kaydu Han’ın kızıyla ilgili bir olayı şöyle anlatmaktadır:

—-
Kaydu’nun bir kızı vardı, AY  YÜREK .( Tatarca’da dolunay anlamına gelir.)

—-
Ayyürek , güçlü cesur bir kızdı.

Ülkede bileğini bükecek bir erkek daha yoktu.
Cesarette , kuvvette nice erkeği pes ettirmiş , nicesini ok atmada , kılıçla vuruşmada  alt etmişti.

—-
Marko Polo, Ayyürek’in daha sonra babasıyla birlikte savaşa gittiğini, hatta bir savaşta düşman karargâhına tek başına girip, düşman komutanlarından birini esir ederek kendi saflarına getirdiğini yazmaktadır.

—-
Amazonlar,Tomris , Altuncan Hatun , Üyge Taba , Sara Hatun , Hüsniye Emin Atasoy , Kurtuluş Savaşı’nın kahraman kadınları  ve isimlerini bir kalemde sayamadığımız Türk kızları bu yetenek ve cesaretlerini bin yılar boyunca kanıtlamışlardır.

————–
(Markopolo Seyahatnamesi .  Filiz Dokuman, Tercüman 1001 Temel Eser Serisi, byy bty., II, 197, 200)

Alıntı  : Selim Sarısoy

————————

Türk Devletlerinde

Kadının Konumu

————————
Orta Asya Türk devletlerinin hepsinde (İskitler / Sakalar, On Ok ‘lar / Hunlar, Köktürkler / Göktürkler, Uygurlar , Moğollar / Mengüler )de  kadın önemli hak ve yetkilere sahip bulunmaktadır.

Örneğin Saka / İskitler’de, her kadının Saka / İskit erkekleri gibi savaşçı ve asker olarak yetiştirilmesi geleneği vardı. Bundan dolayıdır ki İskitli göçebe kadınlar her savaşta erkekleriyle birlikte çarpışıyorlardı.

Türk devletlerinde Türk kadınları bu tür faaliyetleri / etkinlikleri büyük bir vakar / ağırbaşlılık  ve haysiyetle /  onur – saygınlıkla yürütmüşlerdir. Hatta bu türlü faaliyetlerde öylesine büyük yetkilerle hareket etmişlerdir ki Büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete’nin Hatunu imzalamıştır.

———————

TOMRİS  KATUN   

MÖ 6  YY

———————

Peçenek Türklerindendir. İsmi öz Türkçedir ve günümüz Türkçesinde ”demir” anlamına gelmektedir.

Çok güçlü bir kadın!

Onun çok akıllı, çok kıvrak bir zekaya sahip  ve  savaş oyunlarında çok iyi idi.

Tomris Han…Saka Türklerinin Kadın Hakanı… Ulu Kadın…Yiğit Kadın…Alp Kadın…Bilge Kadın…

Saka Türklerinin Kadın Hakanı Tomris Han, biraz sonra atlarını ölüme sürecek olan savaşçılarının önünde durdu ve yürekleri titreten bir sesle gürledi .

‘’ Geriye yalınızca bizler kaldık. Birçoğu kadınlardan ama erkeği kadar yiğit kadınlardan oluşan bir halk ve ordu…

Karşınızdakiler acunun en vahşi, en acımasız ve en kalabalık ordusu. Ancak biliyorum ki gök kubbenin altındaki hiçbir ordu, şu dolunayın altında ateş saçan gözlerinden daha cesur değil. Ve yine biliyorum ki yeryüzündeki hiçbir ordu, yurdu ve halkı için çarpan ulu yüreklerinizden daha büyük değil…

Günümü aydınlatan güne, gecemi aydınlatan ay ve Atalarımın ruhları üzerine and olsun ki atımın çiğnediği bu topraklar kanımla kızıla boyansa da kimsenin, hele ki hain Perslerin esareti altına girmeyeceğim…”

Hanlarının ardından Saka Türk savaşçılarının hepsi aynı coşkuyla gürledi.

“And olsun / yemin olsun .”

Gök kubbenin her zerresi kahraman kadınların tiz çığlıklarıyla dolmuştu artık. Arkalarına bir kez olsun bakmadan sürdüler atlarını savaş meydanlarına. Önde Tomris Han, ardında savaşçıları…

Yeryüzü daha önce, ölüme böylesine arzulu at koşturan bir millete tanıklık etmemişti…

Tarih, mö. 15.12.528 ‘ i gösterdiğinde Asya bozkırları akıl almaz bir savaşa tanıklık ediyordu.

Bir tarafta, 9.000′ i kadın olmak üzere 13.000 kişilik Saka Türk Ordusu Diğer tarafta ise Pers İmparatoru Büyük Kiros’un kumandasında, 100.000′ in üzerinde askeri ile Pers Ordusu.

Başlarında, Türklerin İlk Kadın Hakanı Tomris Han’ın bulunduğu Saka Türkleri için bu savaş, tam anlamıyla bir varlık-yokluk mücadelesiydi ve bu mücadelede bir tek silahları vardı.

Özgürlükleri için ölümü hiçe sayan Savaşçı Ruhları…Tomris Han’ı tanıyalım!

Dünya tarihine ilk damga vuran, ilk kahraman kadın “Türk” hükümdar; Tomris Han! Türklerin ilk kadın hakanı…Tarihte bilinen, dünyanın da ilk kadın hükümdarı olarak kabul edilir.

Sonunda Kiros yenilmiş. Üstelik bunu canıyla ödemiş.

Tomris  Katun’un askerleri, Kiros’un  cansız bedenini  getirmişler.

Tomris Katun, kimsenin beklemediği bir şey yapmış, onun kafasını, kılıcı ile gövdesinden ayırmış.

Kan dolu bir fıçının içine elindeki kafayı atmış.

Bağırmış.

Onun sesi yerde, gökte çınlamış.

“Hayatında kan içmeye doymamışsın. Şimdi kana-kana iç! “

 

Tomris Katun’un savaşın sonunda haykırışları bu günlere kadar gelmiştir.

————————————–

Kadınsız Hiç Bir İş Yapılmazdı

————————————–
On – Ok ‘lar / Hunlar döneminden itibaren / başlayarak  kadın-erkek ayrımı yapılmadığı ve kadın erkeğin tamamlayıcısı olarak kabul edildiğinden kadınsız hiçbir iş yapılmazdı. Hatta öyle ki kağanın emirnameleri sadece

“Hakan buyuruyor ki ‟

ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi.

Yabancı devletlerin elçileri sadece Hakanın huzuruna çıkmazlardı.

Elçilerin kabulü esnasında Hatunun da Hakanla beraber olması gerekirdi.

Bazen de Hatunlar tek başlarına elçileri kabul ederlerdi.

Örneğin;

Avrupa On –Ok / Hun ülkesine gelen elçiler Attila’nın eşi Arıg-Hatun tarafından kabul edilerek devlet işleri görüşülebilmektedir.

Kabul törenlerinde, ziyafetlerde / yemekli toplantılarda , şölenlerde Hatun ,Hakanın solunda oturur. Siyasi ve idari konulardaki görüşmeleri dinleyerek fikrini beyan eder / düşüncesini açıklar  hatta harp / savaş meclislerine bile katılırdı.

——————————–

Türk Mitolojisinde Kadın

——————————–
Türk mitolojisinde kadın , yüksek bir mevkide tasvir edilmektedir/ betimlenmektedir.

Yaradılış Destanı’na göre kadın kainatın / evrenin yaratılışına sebep olan ilham / esin  kaynağı olarak görülmüştür.

Türk destanlarında ise kadın ilahi bir varlık konumundadır.

Erişilip dokunulması, koklanması, kısaca beş duyu ile algılanmasının imkanı 7 olanağı bulunmamaktadır.

Yaratılış Destanı’nda Ülgen’e (Tanrı) insanları ve dünyayı yaratması için fikir ve ilham / düşünce ve esini veren ” AK  ANA ” adında bir kadındır.

Oğuz Kağan’ın ilk karısı karanlığı yararak gökten inen mavi bir ışıktan, ikinci karısı ise kutsal bir ağaçtan doğmuş insanüstü varlıklardır

Türk mitolojisinde bulunan Tanrıçalardan bazıları şöyledir:


* AK ANA : Ülgen’e sonsuz sulardan gelerek “ Yaratma ” emrini veren Tanrıçadır.

* UMAY  ANA : Çocukları ve hayvanları koruyan Tanrıçadır.

* AYISIT : Güzellik Tanrıçasıdır. Çocuklara ruhlarını verir.

* KÜBEY  Hatun: Doğum  Tanrıçasıdır.

* ASENA : Yol gösterici, lider  Tanrıçadır

* ÖTÜGEN : Devleti koruyan ve hakimiyeti / egemenliği sağlayan Tanrıçadır.

————————————-

Göktürklerde ve Uygurlarda

Kadın

————————————-
Göktürklerde ve Uygurlarda  Kağanın karısı Hatun devlet işlerinde kocasıyla birlikte söz sahibidir. Emirnamelerin yalnız Kağan namına değil Kağan ve Hatun namına ortaklaşa imza edilmektedir.

Orhun Kitabelerinde / yazıtlarında devlet işlerini bilen Katunlardan / Hatunlardan  söz edilir.

Kağanın hanımı olan Hatun da tıpkı Kağan gibi töre ile bu makama oturur ve Kağan ile birlikte ülkeyi yönetmektedir.

Orhun Kitabeleri’nde yer yer ;

“ Hakan ve Hatunun Buyruğu ”

sözü ile başlayan ifadeler yer almaktadır.

Bu sözler İslam öncesi Türk devletlerinde kadının yönetimde söz sahibi olduğunu göstermektedir.

Kutluk Devleti’nin yöneticileri olan Bilge Kağan ve Kültigin adına dikilen abidelerde Hatunun halktan farklı olduğu şu şekilde ifade edilmektedir.

“Yukarıda Türk Tanrısı, Türk’ün kutlu ülkesini öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın, millet olsun diye babam İlteriş Kağan ve annem İlbilge Hatunu (Tanrı) halk içerisinden çekip yukarı çıkarmış”

Bu ifadeler Orta Asya Türklerinde kadının siyasi ve toplumsal bakımdan konumunun göstergesidir.

—————————————

Devlet Yönetiminde

ve Orduların Başında Kadınlar

—————————————-
Kadınlar arasında zaman zaman devlet siyasetine yön verenler de olmuştur. Örneğin;

Sabar / Sibir’lerin Kağanı Balak Han ölünce yerine eşi Boarık Hatun geçmiştir. Boarık Hatun 100.000 kişilik Sabar ordusunu yönetmekte ve Bizans imparatoru 1. Jüstinianus’u dize getirdiği bilinmektedir.

Konu ile ilgili bir başka örnek ise;

2. Göktürk Kağanlarından Bilge Kağan ölünce yerine tahta çıkan oğulları devleti iyi idare edemeyince Tonyukuk’un kızı olan annesi Po-Fu devlet işlerine müdahale etmeye başlamıştır / karışmıştır.

3 – Tomris Katun ( Saka / İskit ) anlattım.

——————————-

İbn-i Fadlan’ın Eserinde

Türk Kadını                   

——————————–
İslam öncesi Türk kadınlarına verilen önem / değer hakkında başka örnekler de verilebilir.

Örneğin;

Henüz İslam olmamış İtil  / Volga  Bulgarlarına seyahat eden İbn-i Fadlan kendi eserinde, Türk toplumunda kadınların yeri ve öneminin şaşırtıcı bir durumda olduğunu itiraf etmekte / saklamaktan vaz geçip söylemekte ve bu hayretini gizleyememektedir.

Fadlan, Hatun’un Hükümdarın yanında oturduğunu, bunun Türklerin adeti / töresi – geleneği olduğunu, Hatun’a hilat / kaftan giydirilince Hatun’a ait kadınların, Hatunun üzerine gümüş para saçtıklarını, Türk kadınlarının asla erkeklerden kaçmadıklarını haber vermektedir.

—————————-

Destanlarda Kadınlar

—————————-
* Dede Korkut hikayelerinden biri olan ” Deli Dumrul hikayesinde ” Dumrul canının yerine can bulma çabasına girince bunu kadınından bulmuş, kadını ona hiç çekinmeden “canını vereceğini” söylemiştir.

‘’ Bamsı Beyrek hikayesinde ‘’  yer alan “BANU  ÇİÇEK ” bunun en güzel örneklerden biridir.

—-

* Bir başka örnek ise SELCAN  HATUN’dur.

Selcen Hatun düşmanların gece kocasına baskın yapmasından korkmaktadır. Kocasını uyarır, savaş başlar. Mücadele / uğraş  esnasında kocasının atı yaralanır. Savaşa hazır bir şekilde kenarda bekleyen Selcen Hatun atını düşmanların üzerine sürer ve düşmanları kılıçtan geçirmeye başlar.

—-

* Manas Destanında ise kahraman Manas’a zehir verilerek atıldığı çukurdan kurtaran eşi KANİKEY  HATUN  ile oğlu Uruz’u kurtarmak için düşman ile savaşan Kazan Bey’in karısı BURLA  HATUN  kadın kahramanlardan bir kaçıdır.

(Aybike Serttaş’ ın yazısından kısaltılarak alıntılanmıştır.)

————————-

Yazımızı M.Kemal’in

sözleri ile bitirelim ;

————————-

Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu kadınının üzerinde kadın mesaisi / çalışmasını zikretmek / anmak  imkanı / olanağı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını ;

—-

“ Ben  Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret /  çaba – emek gösterdim”’ diyemez.

—-

Erkeklerimizin teşkil ettiği / oluşturduğu ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir.

—-

Memleketin mevcudiyet / var olma  vasıtalarını hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır.

Kimse inkar edemez ki, bu harpte / savaşta  ve ondan önceki harplerde, milletin hayat kabiliyetini / yeteneklerini tutan hep kadınlarımızdır.

—-

Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulâtı / ürünleri  pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını / silah ve gereçlerini  taşıyan, hep onlar, hep o ulvi / yüce, o fedakar / özverili , o ilahi  Anadolu kadınları olmuştur.

—-

Dolayısıyla / bunlara bağlı olarak hepimiz bu büyük ruhlu, büyük duygulu kadınlarımızı şükran / gönül borcu  ve minnetle / teşekkürle ebediyen taziz / sevgi ile analım ve takdis  edelim / kutsayalım – saygı gösterelim .

( TBMM reisi Mustafa Kemal, konya hilaliahmer / Kızılay  kadınlar şubesi

21. mart .1923)

———————

Yazının her satırı yazarken kadınlarımız ile gurur duydum .

Ve yazıyı büyük bir keyif ile yazdım.

Bir toplumun gelişmesi , ileri gitmesi , kadınlarının iyi yetişmesine bağlıdır.

Kaynakları yazıyı hazırlarken paylaştım.

‘’ MOR  CEPKEN ‘’ i ayrı bir başlık altında paylaşacağım.

İdris Kulaçoğlu . 13.2.2019  çalışma odam.