CENGİZ KAĞAN

TERMİRŞİN (Demircin).

Temirşi / Demirci.

TEMUÇİN

TİMUÇİN ( Çin’de Mükemmel savaşçı )

Zafer Kağanı .

( 1162 / 1227 )

——————–

“Cengiz Han”, “Atatürk”, “Aksakal”  gibi  ünvandır.

Çin ve avrupa tarihçilerinin arşiv ve kronikalarında TEMUÇİN /TIMUÇİN olarak yazılı geçiyor.

Sebebi de Çin dilinde “Rr” sesinin harfiyen yok olmasından kaynaklanıyor.

CENGİZ kelimesinin etimolojisine bakılırsa eski göktürk ve Türk dilinin Kıpçak şivelerinde ‘’ ZAFER ‘’  anlamını veren söz CENİS yani ” yeniş “, ” yenmek ” anlamını veren  öz Türkçe  sözdür.

Örneğin, kazak ve kırgız, tatar ve başkurt dillerinde:

• “Ceñis küni quttı bolsın”(zafer günü kutlu olsun).

• “Biz olardı ceñdik” (biz onları yendik).

Örnekten gördüğümüz gibi ZAFER KAĞANI anlamındaki unvan CEÑİS KAĞAN (HAN).

Kazak, Türkmen, Kırgız ve Tatar dillerinde var olan Ññ sesi avrupa dillerinde NG/ng transkripsiyonu ile veriliyor, dolayısıyla “Ge(ng)is Khan” olarak veriliyor ve tüm dünya insanlarının da ağızları alıştı.

———–

Söylentiye göre Timuçin, bir eli yumruk şeklinde doğdu ve avucu açıldığında içinin kan pıhtısıyla dolu olduğu görüldü.

Babası Yesügey Bahadır bunu öğrenince oğlunun büyük bir savaşçı olacağını ve yeryüzünde çok kan dökülmesine yol açacağını söyledi.

Babası Yesügüy Bahadır, 12. ve 13. yüzyılda Moğolistan’da büyük ün ve güç kazanmış KIYAT   TATAR boyunun önderiydi.

Annesi aynı boydan gelen Ulun Hatun, Timuçin’i ve diğer çocuklarını eski Türk geleneklerine göre yetiştirmeye çalışan fedakar bir kadındı.

Yesügüy Bahadır, büyük bir savaşçı olacağını söylediği oğlu Timuçin henüz on yaşındayken öldü. Yönetimi altındaki halkın birliği dağıldı .

O zamanlar küçük olduğu için kendi kabilesinden dışlanmış, lider olarak kabul görmemiştir. Daha sonraları da eski kabilesine esir olarak düşmüştür. Burada daha sonradan ordusunun generallerinden olacak olan Çilayu’nun yardımı ile kurtulmuştur.

Ulun Hatun ve çocukları kimsesiz, yardıma gereksinim duyar konuma geldiler.

Bu zorlu yaşam koşullarında büyüyen Timuçin, uzun boylu güçlü kuvvetli atılgan bir genç adam olmuştu. Bütün gün at üstünde kalabiliyor, okunu ustalıkla kullanabiliyordu. Timuçin ve kardeşleri babalarının ulusunu kendi çevrelerinde toplamaya ve bütün haklı bir araya getirmeye çalıştılar .

Bu çağda birçok derebeyliğe bölünmüş olan Moğolistan’da üç güçlü Han vardı;

1 – Kereyit Han’ı, Tuğrul ve

2 – Nayman Han’ı, Buyruk.

3 – Merkitler ( Bunlar Yesügüy Bahadır soyunun en eski düşmanıydı.)

Yesügüy’ün oğullarının güçlenmesi karşısında telaşa kapılan Merkitler, bir gece Timuçin ve kardeşlerinin karargahına bir baskın düzenlediler. Timuçin’in annesini ve karısını kaçırdılar.

Ayrıca bütün malı mülkü yağmalanan Timuçin canını zor kurtararak Haldun Dağı’na sığındı.

Merkitlere karşı koyabilmek ve ailesini kurtarabilmek için babası Yesügüy Bahadır’ın dostu Kereyit Hanı Tuğrul’dan yardım istedi. Tuğrul Han, Timuçin’in emrine büyük bir ordu gönderdi. Timuçin böylece ailesini Merkitlerin elinden kurtarabildi.

Timuçin’in giderek güçlenmesiyle diğer boylarda ayaklanmalar da başladı. Savaş sırasında dostu Tuğrul Han da ölünce Kereyit boyu Timuçin’in toplumuna katıldı.

Birçok beyliği kendi koruması altında toplayan Timuçin’in, Moğolistan’ın tek hükümdarı olabilmesi için en güçlü düşmanı Nayman Hanlığını da ele geçirmesi gerekiyordu.

1204’te başlayan zorlu savaş bir yıl sürdü. Timuçin bu savaşı da kazanmış, artık gücünü kabul ettirmişti.

—-

1206 yılına kadar Cengiz Han birçok zorluk yaşamıştır.

Tüm Moğol kabilelerini bir araya toplamaya çalışmıştır.

Bunu yapmak tüm Moğolistan’ın hükümdarı olmak demektir ki Cengiz Han bunu başarmıştır.

Artık Moğol İmparatorluğu kurulmuş bütün kabileler bir araya toplanmıştı.

Fakat dış dünyada daha birçok düşman vardı.

1206 yılında Onon nehri kıyısında toplanan büyük kurultayca ” CENGİZ ” ünvanı ile hakan ilan edildi. Bu törende geleneklere göre dokuz sancak dikildi.

1211 yılında Pekin‘i kuşattı, uzun süren kanlı çarpışmalardan sonra Çin hükümdarıyla bir antlaşma imzalandı ve bir Çin prensesiyle evlendi. Bu ikinci evliliğiydi. Ancak savaş birkaç ay sonra yine başladı ve 1215’e, Pekin’in alınmasına kadar sürdü. Bu tarihte Çin hükümdarı Cengiz Han’ın kesin egemenliğini kabul etti ve haraç vermeye razı oldu.

Batıdaki en güçlü İslam devleti Harzemşah’lardı. Hükümdarları Sultan Mahmut, kısa süre önce Karahıtay devletini yenilgiye uğratmıştı ve Çin’e saldırıya hazırlanmaktaydı.

Cengiz’in başarısından sonra telaşa kapıldı ve ona Seyyid Bahaiddin Razi başkanlığında bir elçiler kurulu gönderdi.

Cengiz Han da Harzemşah’larla dostluğun ve ticaretin yararlı olacağını düşündüğünden, bu harekete karşılık olarak, Harzeme ( El Harezmi ‘nin doğduğu yer . ) Mahmut Yalavaç başkanlığında bir kurul gönderdi. Böylece Moğollar ile Harzemşahlar arasında dostluk başlamış ve bir ticaret antlaşması yapılmış oluyordu.

Bu antlaşma üzerine, 1218’de 450 kişilik Moğol ticaret kervanı, o çağın en pahalı mallarını islam ülkelerine götürmek üzere yola çıktı. Ne var ki, Harzem ülkesindeki Otrar şehrinde, Otrar valisi Kayır Han Inaçık bu kervanı durdurttu; mallarını yağmalattı, bütün adamlarını öldürttü. Kurtulabilen tek kişi, durumu Cengiz Han’a bildirdi.

Bunun üzerine Cengiz, Sultan Mahmut’tan Kayır Han’ın kendisine teslimini istedi. Ama, Cengiz’in bu isteğini belirtmek için gelen elçileri de öldürüldü.

Tarihe ” OTRAR FACİASİ / ACIKLI OLAYI ” adıyla geçen bu olay, islam ülkelerine Moğol akınlarının başlamasının sebebi oldu.

Cengiz Han, Harzem Devletinden öc almaya karar vererek büyük bir sefer düzenledi. Yolu üzerindeki Karahıtay ve Nayman beyliklerini ele geçirdi.

Kervanının yağmalandığı ve adamlarının öldürüldüğü Otrar şehrine geldiğinde 70 bin askerle karşı koyan Otrar valisi Kayır Han’la bir süre çarpıştıktan sonra, oğulları Çağatay ile Ogedey‘i orada bırakıp yoluna devam etti.

Yolu üzerindeki kendiliğinden teslim olan Zernuk kalesinin bulunduğu şehre ”Kutlu Şehir” adını verdi.

Bağdat kütüphanelerini yakıp, yıkmıştır. İnsanlık tarihini ve gelişimini etkileyen önemli bir olaydır.

Maverahünnehir denilen islam bölgesi de Cengiz Han’ın ordularınca kıskaca alındı.

( Orta Asya’da, Ceyhun / Amuderya ve Seyhun / Siriderya nehirleri arasında kalan tarihi bölge. Bugün bu bölge Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında bölünmüştür . )

( Ceyhun , Divan-ı Lügati’t-Türk’de tanınmış ırmağın adı diye tanımlanır. Ceyhun, cenk edilen yer anlamına da gelmektedir. / Seyhun nehrine Oğuzlar Yincü Ügüz / İnci nehri derlerdi .

Ardından Semerkant‘ı geçen Cengiz Han, Buhara‘yı kuşattı. Üç gün üç gece süren saldırılar sonunda Buhara’yı savunan 50 bin kişilik ordu, kana bulanan şehri Cengiz Han’a teslim etti.

Semerkant’ı kuşattığında da yine halkı kılıçtan geçirdi. Horasan‘ı da ele geçiren Cengiz Han oğullarına Harzem’in merkezi Ülgenç şehrini kuşatma emrini verdi. Altı ay süren kuşatma sonunda Ülgenç ‘de yerle bir edildi. İntikamı Cengiz Han’ın tarih sayfalarına kanlı hükümdar olarak geçmesine neden olmuştur .

Bütün bu savaşlar, doğudaki İslam devletlerinin hemen hepsinin Moğol egemenliğine geçmesini sağladı.

Cengiz Han, 1225’de Moğolistan’a döndü. Dönüşte imparatorluğunu 4 oğlu / CUCİ , ÇAĞATAY , ÖGEDAY ve TULUY arasında paylaştırdı.

1227 nin Ağustos ayında çıktığı Tangut seferinde hastalanarak öldü.

Cenaze töreni eski Türk hakanlarınınki gibi yapıldığından mezarının nerede olduğu bilinmemektedir.

Bu büyük savaşçı yalnız askeri başarılarla yetinmemiş, Moğol İmparatorluğu’nun hukuk ve askeri işlerini düzenleyen bir kanun da yapmıştı.

CENGİZ YASASI diye bilinen bu yasa eski Türk’lerden gelen sözlü geleneğin / törenin otuz üç  ( otuz üç ) defterde toplanmasıydı.

Cengiz Han’ın askeri becerisi ve uyguladığı izlem – tasarımlar tarihe büyük bir kumandan olarak geçmesini sağladı.

Cengiz Han ve çocukları kara sınırı olarak gelmiş geçmiş en büyük 2. Türk devletini oluşturdular .

( 1279 )

Cengiz Han, gerek zeka , gerek devlet yönetimi konusunda tarihi bir kişiliktir .

Tarihte Bıraktığı İzler

————————–

* Yaşamış en büyük hükümdarlardandır.

* Son 1000 yıla ismini yazdırmış kişilerdendir.

* Kurduğu imparatorluk en büyük 2. Kara sınırlarına sahiptir.

* En fazla ırkı devam eden kişide Cengiz Handır.(16 milyon kişi)

* Asya’yı ve Avrupa’yı kısa süreliğine de olsa birleştirmeyi başarmıştır ve ticaret artmıştır.

* Avrupa’nın askeri sistemini değiştirmiştir.

* Gittiği yerler de pusula ve abaküsün kullanımını yaygınlaştırmıştır.

——————

CENGİZNAME

——————

Cengizname , Moğol hükümdarı Cengiz Hanın hayatı, kişiliği ve fetihleri etrafında söylenmiş destan. Bu destan Orta Asya’da Cengiz ve çocukları tarafından idare edilen bazı Türk kabileleri arasında 13. yüzyılda doğmuştur.

Yazılı edebiyata 15. yüzyıl sonlarında geçmiş olan bu destanın, Orta Asya Türkleri arasında yaygın ve devamlı bir ömrü olmuştur.

Türk’ lerin İslamiyetten uzak kalan Başkurt, Kırgız-Kazakları, Yakutlar-Tonguzlar gibi boyları arasında ısrarla yaşatılmıştır.

Eserde olaylar , Moğol İmparatoru Cengiz’in ve çocuklarının tarihi hikayelerine uygundur.

Bu sebeple Cengizname, Cengiz’den başlayarak Moğol Hanlarının destani bir tarihi olarak kabul edilmiştir.

Destan, Cengiz’in Ata’ larını ve doğuşunu hikaye ile başlar.

Evlenişi, bazı Orta Asya kabilelerinin başına geçişi, yaptığı savaşlar ve fetihleri anlatıldıktan sonra kurduğu imparatorluğu çocukları arasında paylaştırarak ölmesiyle biter.

Cengizname’nin Paris Milli Kütüphanesinde, Berlin Devlet Kütüphanesinde, British Museumda yazma tıpkı basımları vardır.

Türk dünyasında ki ilk tıpkı basımı İbrahim Halfin tarafından 1822’de Kazan’da yapılmıştır.

——————-

Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı’nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanî tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir.

XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçe’sinin büyük yazarı Ebü’l Gâzi Bahadır Han , “ şecere-i Türk / Türk’ün soyu ” adlı eserinde “Cengiz-Nâme”nin 17 değişgenini saptadığını söylemektedir.

Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya’daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir.

“ Cengiz-Nâme ” nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da ” Destan-ı Nesl-i Cengiz Han “dır.

İdris Kulaçoğlu . 22.1.2019 14:00 çalışma odam .

———————-

TÜRK MEDENİYETİ

ve TOPLUM YAŞAMI

(Çin’li bilgin / rahip ÇANĞ-ÇUN ve 19 öğrencisinin tuttuğu anı defterlerinden )

Yıl : 1220

—————

Çin’li bilgin

anlatısı

—————

Cengiz Han , bir mektup ile Çin’li bilgin / rahip ÇANĞ-ÇUN ‘u davet etti .

Bilgin , rahip 72 yaşında idi .

18.5.1220 de başlayan yolculuk , 16.5.1222 de bitti .

İki  yıl birlikte kaldılar ve 11.4.1223 da ayrıldılar .

—-

Çanğ-Çun’un ,Cengiz Hanı Taoizm dinine / Lao-tzu öğretilerine davet etmek isteği ile başlayan ve 3 yıl süren bu yolculuk , coğrafi ve toplum yaşam keşfi / öğrenimi bilgilenmesine dönüşmüştü .

Yolculuk sırasında posta durakları , keçe çadırlar , çadır şehirler ,Çadır yerleşim şekilleri , süslü görünümlü arabalar , farklı kılık kıyafetler , erkek ve kadınlardaki örgülü saçlar , çeşitli Türk kavim ve şehirleri ,2 arabanın yan yana geçebileceği tahta köprüler , Çin’de bilmediği pek çok yenilikler ….

—-

Semerkant / Semizkent / Besili şehir’de ki izlenimleri , yy. larca göçebe olarak tanımlanan Türk milleti hakkında çok önemli bilgiler içermekte .

—-

‘’ Buranın insanları uzun boylu ve çok kuvvetlidir . Okumuş adam sayısı çoktur . Kışın tam 1 aya oruç tutarlar . Gündüzleri bir şey yemezler fakat akşam oldumu bağdaş kurup yere otururlar ve sabaha kadar yer , içerler .

Yukarısında küçük balkonu olan yüksek kuleli yapıları ( cami leri ) var.

İmamları , Allah’ın her sabahı ve akşamı oraya çıkar ve batıya doğru eğilir ve tiz ses ile okumaya başlar ( ezan ) , bunun üzerine erkek ve kadın herkes ibadet için tapınağa koşar . İmam , öteki müminler gibi giyinir yalnız başına beyaz tülbentten bir sarık takar .

Erkelerde , kadınlar gibi saçlarını örüyorlar .

Zengin erkekler , üzerinden püskül sallanan sivri kalpaklar giyiyorlar .

Fakirler ise beyaz bezden sarık takıyorlar .

Bir koca fakir düşse veya 3 ay ortada olmasa , Kadın , hakkını kullanıp başka kocaya varır .

Silahları ÇELİK’ten, mutfak kapları BAKIR’dan yapıyorlar .

PORSELEN’i biliyorlar .

Şarap kapları – şişeleri – bardakları CAM’dandır .

Paraları ALTIN’dır ama Çin’deki gibi ortası delik değil . Paranın her iki yüzünde İslam yazısı var .

Testi içinde su satıyorlar .

Hırsızlık , zina asla yok . Kapıları kilitli değil .

Yiyeceklerini paylaşırlar . Yemekli şölenler yapıyorlar . Şarap , kımız içiyorlar . Meyvaları bol .

Bilgili olanlara saygı gösteriyorlar . Semerkant’ta 100 bin aile oturmakta . Çok fazla sayıda Çin’li işçi var . ‘’

CENGİZ Han , şu soruyu sorar ;

—-

‘’ Ey uzak yoldan gelen aziz adam !

Ölmezliği sağlayacak bir ilacın var mı ? ‘’

—-

Çin’li bilgin / rahip ÇANĞ-ÇUN ;

—-

‘’ Hayatı koruyacak çareler vardır fakat hayatı sonsuz kılacak ilaç dünyada yoktur ! ‘’

—-

Fırsat buldukça sohbetler yaptılar .

( L.LİGETİ ‘nin ‘’ Bilinmeyen İç Asya ‘’ kitabını Sadrettin Karatay çevirmiş .

Okurken büyük keyif aldım . Katkısı olan herkese teşekkür ediyorum .

İsterim ki Türk araştırmacılar da böylesi eserler hazırlasınlar . )

İdris Kulaçoğlu . 15.12.2017 çalışma odam …..