BAHTİYAR VAHAPZADE

Azerbaycan Türk’ü.

 ( 16.8.1925, Şeki 

/ 13.2.2009, Bakü)

—————————-

Mahmud oğlu Bahtiyar Vahabzade

Azerbaycan Türk’ü , şair , yazar ve milletvekili .

—-

16.8.1925 tarihinde Azerbaycan’ın Şeki / Nuha  kentinde doğdu.

9 yaşında ailesiyle beraber Bakü’ye taşınan Vahabzade, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladı.

İlk şiiri 1944’te yayınlandı.

1945’te Azerbaycan Yazarlar Birliğine üye oldu.

1947 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji / Dil bilimi bölümü’nden mezun olarak aynı bölümde öğretim üyesi olarak ders vermeye başladı.

“Samet Vurgun’un Lirizmi” adlı tezini 1951’de hazırladı.

( Lirizm : Kişisel duyguların ilham / esin  yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.)İ.K

—-

Klasik ve yeni Azerbaycan şiirinde mevcut / var olan  bütün özellikleri şiirinde toplamış olan Bahtiyar Vahabzade şiirlerinde;

vatan, millet, aile , tabiat, dil, azadlık (hürriyet) hasreti / özlemi gibi temaları / konuları , en güçlü ve derinleme ifadelerle / söylemlerle anlatmıştır.

Zaman zaman aruz veznini kullanan ve serbest mısra denemeleri yapan şair, en fazla hece veznini kullanmıştır.

Fuzuli başta olmak üzere Azerbaycan divan ve halk şiirinin ustalarına büyük saygı ve hayranlık besleyen Vahabzade, klasik şekiller içinde de yeni meseleleri / yaşanan sorunları  ve uyarıcı konuları rahatça dile getirmiştir.

Bahtiyar Vahabzade’ye göre ;

Ona şiirlerini yazdıran kuvvet “öz tanrısı gibi daima yüreğinde fikrinde / düşüncesinde  taşıdığı  vatan ve millet sevgisidir.

Şair ve şiir vatan sevgisinin, millet aşkının kor halinde temsilcisi olmalıdır. Milli kültürü, sanat, vatan sevgisini, aile sıcaklığını, ana, kardeş, evlat muhabbetini / konuşmalarını  en güzel ve en güçlü olarak anlatmalıdır. Şair hak ve hakikat yolunda her türlü mücadeleyi / uğraşı yapmalıdır. Bir milletin maneviyat / moral ve mukaddeslerine / kutsallarına alt yapı olan değerleri, şair canı pahasına korumalı ve sevdirmelidir.

—-

“Benim Türk gençlerine, aynı zamanda Azerbaycan gençliğine sözüm şudur :

“Kökten, soydan ayrılmayın”…

Türk gençleri batıya çok meylediyorlar.

Oysa ki Türk gençlerinin batıdan bazı teknik verimlerin dışında alacakları şey yoktur…” diye cevap vermiştir.

—-

Azerbaycan şiirinin en büyük temsilcilerinden olan Bahtiyar Vahabzade şiirlerinde söylemek istediğini doğrudan söyler.

Dolaylı ve mecazlı anlatımlara önem vermez. Şiirle ilgili birçok makale ve çalışmasında bu ve diğer önemli konulara yer vermiştir.

( Mecaz : Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.) İ.K

—-

Bahtiyar Vahabzade’ye göre anlaşılabilmek herşeyden önce gelir. Günümüz şairlerinin anlaşılmamayı meziyet / nitelik – üstünlük saymaları onun en çok tenkid ettiği / eleştirdiği konular arasındadır. Çalışmalarında halk / toplum tarafından anlaşılmayı, onlara ulaşmayı düstur / genel kural – yasa olarak kabul eder.

—-

1960’larda başlayan özgürlük hareketlerinin öncülerinden biri oldu.

Bu konuda kaleme aldığı 1959 tarihli ‘’  Gülistan ‘’ isimli şiirinde, ikiye bölünen (İran ve Rusya) Azeri halkının yaşadığı felaketleri / yıkımları anlattı. Adı geçen eserinden dolayı 2 yıllığına üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı. Azerbaycan  halkının – toplumunun  sıkıntılarını konu ettiği pek çok eserini yurt dışına kaçırarak yayınlanmasını sağladı.

 1964 yılında tamamladığı ‘’ Samet Vurgunun Hayat ve Yaratıcılığı ‘’ / Sanatkarlık yolu  isimli monografisi / incelemesi  ile filoloji doktoru ünvanını aldı.

1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi üyeliğine seçilen Vahabzade,

1990 yılında emekli olana kadar üniversite de ders verdi.

Eserlerinde Azerbaycan Türkçesi’ni en temiz şekilde kullanmaya özen gösteren , özgürlük ve  yurt sevgisi konuları ile  halkının – toplumunun duygularını yansıtan  Vahabzade , Azerbaycan’da Halk Şairi adıyla anılır.

1995 yılında Azeri özgürlük mücadelesindeki / uğraşında  hizmetlerinden  dolayı İstiklal / bağımsızlık nişanı ile ödüllendirilmiştir. Vahabzade 1980-2000 yılları arasında da 5 defa milletvekili seçildi.

Vahabzade’nin ,Türkiye’de basılmış Ömürden Sayfalar (2000), Vatan, Millet, Ana Dili (2000), Soru İşareti (2002 ) gibi eserleri bulunuyordu.

Eserleri 8 den fazla dile çevrilen ünlü şairin yayınlanmış 40’ı aşkın şiir kitabı,

11 ilmi eseri, 2 monografisi, çeşitli piyesler ve yüzlerce köşe yazıları bulunuyor.

 Vahabzade’nin Türkiye’de basılmış Ömürden Sayfalar (2000), Vatan, Millet, Ana Dili (2000), Soru İşareti (2002 ) gibi eserleri bulunuyordu.

Vahabzade, eserlerinde genellikle özgürlük, yurt sevgisi, din gibi temaları işlemişti.

————————–

Eserlerine örnekler ;

————————–

Şiirler ve Manzum

Hikâyeler:

————

* Tanyeri 1973

* Menim Dostlarım 1949

* Sandıktan sesler 2002

* Bahar 1950

* Yücelikte tenhalık 1978

* Dostlug Nağmesi 1952

* Ebedi Heykel

* Çınar 1956

* Sade Adamlar

* Ceyran 1957

* Aylı Geceler

* Şairin kitaphanası

* Etiraf

* Şeb-i Hicran

* İnsan ve Zaman 1964

* Bir Ürekde Dört Fesil

* Seçilmiş Eserler

* Kökler-Buğdaylar

* Deniz-Sahil

* Bir Baharın Garangusu

* Dan Yeri

* Azerbaycan Türkiye 1996

* Bayrak 1998

* Ömürden sayfalar 2000

* Payız Düşünceler

* Şehitler

* Özümle Sohpet

* Mugam / halk musikisi

Tiyatro Eserleri

——————

* Vicdan

* İkinci Ses

* Yağıştan Sonra

* Feryat

* Darağacı

* Artık Adam

Hatıra-Seyahatname

Eserleri

———-

* Sanatkar ve Zaman

* Sadelikte Büyüklük

* Derin Katlara Işık

Diğer Dillere

Çeviriler

———–

* Türkçe (Türkiye Türkçesi) 15 kitap

* Rusca 14 kitap

* İran’da Azerbaycan Türkçesi 5 kitap

* Ermenice 3 kitap

* Özbek Türkçesi 2 kitap

* Almanca 2 kitap

* İngilizce 2 kitap

* Türkmen Türkçesi 1 kitap

——–

Türkiye’de Basılan Eserleri

——–

* Ömürden Sayfalar (Ötügen, 2000)

* Vatan, millet, ana dili (Atatürk Kültür Başkanlığı yayınları, 2000)

* Soru işareti (Kaynak yayınları, 2002 )

—————————–

Azerbaycan-Türkiye şiiri

—————————–

Bir ananın iki oğlu,

 Bir amalın iki qolu.

 O da ulu, bu da ulu

 Azərbaycan – Türkiyə.

Dinimiz bir, dilimiz bir,

 Ayımız bir, ilimiz bir,

 Eşqimiz bir, yolumuz bir

 Azərbaycan – Türkiyə.

Bir millətik, iki dövlət

 Eyni arzu, eyni niyyət.

 Hər ikisi cümhuriyyət

 Azərbaycan-Türkiyə.

Birdir bizim hər halımız

 Sevincimiz – məlalımız.

 Bayraqlarda hilalımız

 Azərbaycan – Türkiyə.

Ana yurdda – yuva qurdum,

 Ata yurda könül verdim.

 Ana yurdum, ata yurdum

 Azərbaycan – Türkiyə.

20 .3.1996

————–

 Bayrak şiiri

————–

Torpağım üstünə kölgələr salan

 Mənim varlığımın cilası bayraq.

 Zəfərdən doğulmuş

Göytürkdən qalan

 Qurdbaşlı bayrağın balası bayraq.

Üç rəngli bayrağın kölgəsində mən

 Qaraca torpağı vətən görmüşəm.

 Zəfər güllərini dövri qədimdən

 Bayraq işığında bitən görmüşəm.

 Bayraq mənliyimdir, bayraq kimliyim,

 Bayraq öz yurduma öz hakimliyim.

Harda əcdadımın ayaq izi var,

 Bu zəfər bayrağım orda dikəlsin.

 Keçdiyi yerlərdə dağlar, yamaclar

 Onun hüzuruna salama gəlsin.

 Tarixdən qədimdir, zamandan qoca

 Mənim bayrağıma sancılan hilal.

 Aləmə nur saçdı tarix boyunca

 Məbədlər başma tac olan hilal.

Daim ucalasan! Savas günündə

 Əsgər silahıyla səni tən görüm.

 Yalnız zəfər çalmış şəhid önündə

Səni alqış üçünə yilən görüm. (Aprel,1998)

———

İnsanların olduğu gibi milletlerin de hayatında derin izler bırakan, acılı günler için yas tutulan, sevinçli günler için düğün bayram yapılan günler vardır.. Milleti millet yapan şartlardan birisi fertlerin sıkıntı ve kıvançta bir olmasıdır.

Türk milleti tarih boyunca bu duyguların ikisini de yaşamış, güzel günler yanında büyük acılar da görmüştür.

Azerbaycan Türk’leri de acılı zamanlar  yaşamıştır. Azerbaycan edebiyatında ve müziğinde bu acıların izlerini görmek, bilhassa Azerbaycan müziğinde her zaman bir hüzün sezmek mümkündür. 20. Ocak.1990  faciası da bu acılardan biridir.

20 Ocak 1990 günü Kızılordu, Baltık’larda yapamadığını ne üzücü ve üzücü olduğu kadar da ne ibret vericidir ki Azerbaycan’da yapmıştır.

O korkunç gecede adalet, hak değil zulüm vardır, ölüm vardır!

O müthiş gecede şehitlerin kanı dünyayı kaplamıştır !

O cumartesi  gecesi çaresizlik içindeki insanlar yalnızca Allah’a sığınmışlar, ondan yardım ummuşlardır !

Bahtiyar Vahabzadenin dediği gibi:

——————————————

 Anladık halkların beraberliği,

Kâğız üzerinde bir kuru sözmüş.

Bu katlden sonra bildik çok şeyi,

Bizim günahımız Türklüğümüzmüş.

—-

Milletler dostluğu astar yüz imiş,

Bunun neyi varmış sözünden özge?

AtaTürk düz demiş, vallah düz demiş,

‘Yokdur Türkün dostu özünden özge.’

—-

Türk öz menliğini bilenden beri,

İblis de gelecek kasdini bildi.

Karaçay, Ahalsık, Kırım Türkleri,

Balkarlar, Mesketler sürgün edildi.

—-

İki yanağı var ama bir yüzü,

Türk öz anasından bele doğulmuş.

Anlayabilmirem niye Türk sözü,

Kiminse başına düşen taş olmuş?

—-

Anladık halkların beraberliği,

Kâğız üzerinde bir kuru sözmüş.

Bu katlden sonra bildik çok şeyi,

Bizim günahımız Türklüğümüzmüş.

—-

Milletler dostluğu astar yüz imiş,

Bunun neyi varmış sözünden özge?

AtaTürk düz demiş, vallah düz demiş,

‘Yokdur Türkün dostu özünden özge.’

—-

Türk öz menliğini bilenden beri,

İblis de gelecek kasdini bildi.

Karaçay, Ahalsık, Kırım Türkleri,

Balkarlar, Mesketler sürgün edildi.

—-

İki yanağı var ama bir yüzü,

Türk öz anasından bele doğulmuş.

Anlayabilmirem niye Türk sözü,

Kiminse başına düşen taş olmuş?

——————————————

20 Ocakta günahsız insanlar, çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, uluslararası anlaşmalarla ateş edilmesi yasaklanmış hekimler, Kızılay görevlileri şehit edildi.

—-

Bütün bu insanlar boşuna mı öldüler, gereksiz yere mi toprağa kavuştular?

Bu sorunun cevabı kesinlikle hayırdır.

Onlar boşuna ölmediler, ölümleriyle bir halkın ölmediğini gösterdiler.

Özgürlük yolunu kanlarıyla yıkadılar.

Hürriyetin bedelini kanlarıyla, canlarıyla ödediler.

Şair de öyle demiyor mu?

——————————

 Bu ölüm, bu kırgın ders olsun bize,

Demeyek boş yere candan geçdiler.

Onlar şehit olup milletimize,

Korkmamak dersini talim geçdiler.

—-

Yaman dözümlüdür oda kül atır,

Her zulme, cefaya dayanır millet.

Soyula soyula o susur, yatır

Kurban vere vere uyanır millet.

—-

Onlar sübut etti her kara zulmün,

Eli uzunsa da ömrü gödekdir.

Halkın azadlığı sabah, biri gün

Şehit yarasından göğerecekdir.

—-

Şenbe gecesinde gecikdi seher,

Zaman yitirmişdi o gün sağ solu.

Ömürden geçerek geçdi şehitler,

Bir kanlı gecede bin yıllık yolu.

—-

Adımız dolaşdı bütün dünyanı,

Çok da ki akımız kara yozuldu.

Bizim şehitlerin dökülen kanı,

Hakkın kitabında imzamız oldu.

—-

Azadlık verilmir, alınır, dayan!

Onun elçisidir ölüm, kan kada.

Ölüme, cefaya hazır olmayan,

Millet hazır değil azadlığa da. 

Bahtiyar Vahapzade ….

—-

13.2.2009  da uzun süren bir hastalık döneminin ardından hayatını kaybetti. 14.2.2009  günü  Bakü Devlet Üniversitesinde düzenlenen törenin ardından defnedildi.

————-

Kaynakça

————-

Azerbaycan Türkiye temsilciliği


http://www.turkishnews.com/tr

http://www.turkcebilgi.com/bahtiyar_vahabzade

Rehber ansiklopedisi

guneyturkistan.wordpress.com/2009/02/13/turk-dunyasinin-aci-kaybi/

———–

Bu  acının  2. yıl dönümünü anmak üzere toplandığımız şu anda sevinçle belirtmek gerekir ki, Azerbaycan artık bağımsız bir devlettir.

Hem yalnız Azerbaycan değil, bağımsızlıklarını ilan eden Gagavuzya ve Tataristan ile beraber bugün dünyada 9 bağımsız Türk devleti vardır.

Şunu da vurgulamalıyız ki, Azerbaycan’da tutuşturulan hürriyet ve istiklal / bağımsızlık  ateşi, bir gün mutlaka Kuzey Kafkasya’yı da etkileyecektir.. Biz kaçınılmaz olan bu sürecin bir an önce sona ermesini diliyoruz.

 Tüm şehitlerimizi ,

Saygı ve Rahmetle anıyorum ….

İdris Kulaçoğlu …. 13.2.2009 çalışma odam .