GAZNELİLER / YEMİNİLER

Sebük Tegini’ler.

( 963 / 1186 )

( 969 / 1187 )

———–

Gazne’li

Sultanları

———–

Alp Tigin  ( 961 / 963 )

Ebu İshak İbrahim  ( 963 / 966 )

(Alp Tigin’in oğludur. )

Bilge Tigin  ( 966 / 975 )

( Ordu komutanı / Sü başı )

Böri / Piri  Tigin  ( 975 / 977 )

( Halkla ters düştüğü için 20.4.977 de  tahtan indirildi . )   

Sebük Tigin  ( 977 / 997 )

( Ordu komutanı / Sü başı )

İsmail  ( 997 / 998 )

( Sebük Tiginin küçük oğlu )

Gazne’li  Sultan  Mahmut 

( 998 / 1030 )

( Sebük Tigin’in büyük oğlu )

Muhammet  ( 1030 / 1031 )

1. Mesut  ( 1031 / 1041 )

Muhammet   (ikinci kez 1041)

Mevdud  ( 1041 / 1049 )

2. Mesut  ( 1049 )

Ali  ( 1050 )

Abdürreşit  ( 1050 / 1052 )

Tuğrul Bozan  ( 1052 )

Ferruhzad  ( 1052 / 1059 )

İbrahim  ( 1059 / 1099 )

3. Mesut  ( 1099 / 1115 )

Şirzad  ( 1115 / 1116 )

Arslanşah  ( 1116 / 1117 )

Behramşah  ( 1117 / 1157 )

Hüsrevşah  ( 1157 / 1160 )

Hüsrev Melik  ( 1160 / 1186 )

Yıllarında devleti  idare etmişlerdir .

Gulam = Gazi

——————————————— 

Gazne Devleti’nin çekirdeğini  Kalaç Türk’leri oluşturmuştur.

Ordu ve devlet yöneticileri Türk olmakla beraber halkın çoğunluğu Hindu idi.

Gazne  Devleti’nin  kurucusu  ALP  Tigin / Tegin’dir.

Alp Tigin ,   890-891 yıllarında doğmuştur.

955  yılında  Alp  Tigin , Samanoğulları  Devleti’nin ordu komutanı  ve  sonrasında hacibü’l-hüccablığa  / bütün saray idaresinin başı olmuştur.  

Sarayda  etkisini  arttıran Alp Tegin, 10 .2.961 tarihinde Samani  emiri tarafından en yüksek askeri makam olan  ” Horasan sipehsalar’lığı / ordu komutanlığı  ” na getirildi.

Samani Baş Veziri Muhammed Belami ile işbirliği yaparak ortaklaşa belirledikleri bir Saltanat adayını Samani Tahtına geçirmeye giriştiler (961).

Belami öldürülünce  Alp Tigin hedef oldu .

Samanoğul’ları  ile arası açılınca bir grup Türk askeri  ile 12.1.963 de Gazne  şehrinin yerel  hanedanı olan Levik’leri  uzaklaştırarak , Gazne  şehrini ele geçirdi ve  Gazne  Devletinin temelini  atmıştır .

Daha çok Şehir Devleti idi .

Alp Tigin, Hindistan’a seferler düzenlemeye başladığı  sırada  13. 9.963 de ölmüştür.  

—-

Yerine oğlu İshak geçtiyse de  devletin yönetimi , komutanlarından Bilge Tigin ile Sebük Tigin’in ellerindeydi .

Bilge Tigin’in savaşta ölümü üzerine yalnız kalan Sebük  Tigin  Gazne’yi  ele geçirerek “ Yeminiler ” olarak bilinen hanedanı kurdu.

Hanedanlığın  tam anlamıyla kuruluşu  SEBÜK  Tigin  döneminde gerçekleşmiştir.

Şehrin  adından dolayı bu devlete  Gazne’li   Devleti denilmiştir.

Gazne’liler , bugünkü  Maveraünnehir , Horasan , Pakistan, Hindistan’ın kuzeyi , Afganistan yöresinde egemen olan Türk devletidir.

Gazne  Devleti’nin en büyük hükümdarı  Sebük Tigin’in  büyük  oğlu Gazne’li  Sultan Mahmud’dur. 

Gazne’liler ,  Selçuklu devleti ile yapmış olduğu Dandanakan Savaşını / 1040 da  kaybetikten sonra  Hindistan’a çekildiler. Devletin yorgun ve zayıf düşmesinin ardından    1187 yılında Tacik / Afgan  asıllı  Gur’lular tarafından yıkılmışlardır.

————

M.s. 2. yy’da  On – Ok ‘ların / Hun Devletinin tamamen yıkılması ve Türk Yurdu Ötüken’in Çin egemenliği altına girmesiyle batıya doğru yoğun göç hareketlerine girişen Hun / On- Ok Türkleri, Hazar Denizi, Afganistan, İran coğrafyalarına yayılmış, 800’lü yıllardan sonra Karahan’lılar Devleti’nin İslamiyet’i kabul etmesiyle Müslüman olmaya başlamış ve diğer Müslüman Devletlerle komşu olmuşlardı.

—-

İç ve batı Asya’da oldukça geniş bir coğrafyaya yayılan Türk boyları,

800 / 1000 yılları arasında hem büyük devletler kuruyor hem de pek çok devletin bünyesinde varlıklarını devam ettiriyorlardı.

910’lu yıllardan itibaren / başlayarak  Samani’ler bünyesinde yaşayan Türk’ler vali, komutan ve idareci olarak ön plana çıkmaya başlamışlardır.

Kültürel  yapıları gereği boy-budun örgütlenmelerine  göre yaşayan  Türk’ler, bağlı  oldukları boy sistemini terk etmemiş ve örgütlenmeleriyle kendi liderleri etrafında devam ettirmişlerdi.  

Askeri  karakterleriyle  Samani Ordusunda önemli görevler üstlenen Türk’

ler, zamanla Samani savaşlarına yön vererek devletin yönetimine doğrudan  etkilediler.
İç Asya’daki bu Türk Devletlerinden biri olan “ Gazne Devleti ” de, bugünkü  kuzey Hindistan coğrafyasında yaşayan Sasani  kökenli Samani Devleti içerisinde kalabalık kitlelerle yaşayan toplumlar tarafından kurulmuş ve varlığını 224 yıl boyunca devam ettirmiştir.

—-

Bilge Tegin, 9 yıllık egemenliği döneminde Gazne’lilerin   sınırlarını genişletmiş, hem Samani Devleti içerisinde hem de İç Asya’da yaşayan Türk boylarını kendine bağlayarak Gazne’lilerin  kalabalık bir beylik haline gelmesini sağladı.

Samanilere ekonomik bağımlılık oluşturan Samani Sikkelerinin kullanımına son vererek  Gazne Sikkesini bastırarak , Gazne’lilerin   Devletleşme sürecini  de hızlandırmış oldu.

Ama saltanatı oluşturamadı .

975 de ölümü üzerine yerine ordu tarafından seçilen Börü / Piri Tigin de  2 yıllık yönetimindeki yetersizliği sonucu Sultan’lıktan alındı ve yerine  Sebük Tigin 977 de Kağan olarak seçildi.

—-

Sebük  Tegin’in 20 yıllık  egemenliği döneminde tam anlamıyla bir Devlet oldu ve Sebük Tegin’in ailesi saltanat makamını sağladı .

—-

Çocuklar: Mahmud Gaznevi , İsmail

Torunlar: Muhammed, 1. Mesud

Torun çocukları: Mevdud, İbrahim bin Mesud, Ferruhzad

—-                                                                               

Sebük Tegin’inin  PEND – NAME / öğüt kitabına göre , kadim / eski  Türk Yurdu olan Türkistan’ın ‘’ Barsah’lılar ‘’ denilen toplumundandır . Ötüken bölgesindeki Barsçan şehrinde doğmuştur.

Ebu’l Gazi Bahadır Han ise, Sultan Gazneli Mahmud’un babası Sebük Tigin’in Oğuz’un  Kayı boyundan olduğunu belirtmiştir.

—-

Alp Tegin, Sebük Tegin’i yetiştirip manevi oğlu olarak kabul etti. Gazne Ordusu içerisinde önemli görevler vererek kendisini  ispatladığını görünce de kızı ile evlendirerek damadı yaptı.

Sebük Tegin, hem başarılı bir komutandı, hem de Alp Tegin’in damadı olarak  büyük saygı görmekteydi.

—-

Sebük Tegin,  977-978 yılındaki seferlerde Tohoristan / İslamabad , Kabil’in Doğusu, Zebülistan / Afganistan’ın güney batısı , Belucistan / Pakistan’ın doğusundaki  şehirlerini ele geçirerek egemenlik alanını neredeyse iki katına çıkarttı.

979 yılında Hindistan’ın kuzey batı bölgesine ilerleyip bölgedeki en büyük Hint hükümdarlığı olan Ceypal’ları yendi ve Hindistan’ın içine doğru ilerleyerek Kabil Nehri’ni takip eden yol üzerinden Peşaver’e kadar ulaştı. Sebük Tegin’in bu topraklara ulaşması aynı zamanda İslam’ın bu coğrafya ya ilk kez ayak basması anlamına geliyordu.

—-

Devlete bağlanan  Türk Boyları, devlet örgütlenmesi içine alındı.

Şehirler ve eyaletler belirlendi, idare makamları oluşturuldu, valiler görevlendirilerek  başıboşluk ortadan kaldırıldı ve toplum düzeni sağlandı. Genişleyen Gazne toprakları ile ticaret yolları kuruldu, şehirler arasında kervan ticaretleri ilerledi. Gazne Sikkesinin kullanımı yaygınlaştırılarak ekonomi güçlendirildi.

Siyasi, ekonomik ve toplumsal yapısı itibariyle / bakımından  özgün ve bağımsız bir devlet oldular.

Sebük Tegin’in inşa ettiği bu büyük devleti, devam eden iki asır boyunca yaşatarak Türk Tarihinde önemli bir satır başı haline getirdiler.

Sebük Tegin, 997 yılında ağır bir hastalığa yakalanarak başkent Gazne’de ölümü ile  vasiyeti / bırakıtı  üzerine yerine küçük oğlu İsmail geçti.

—-

Türk töresi gereği  saltanat varisi büyük oğul Mahmut olmalıydı.

998 ,Mahmut, babasının vasiyetine / bırakıtına rağmen kardeşi İsmail’in hükümdar olmasını kabullenmeyerek saltanat uğraşına girişerek kardeşini yendi ve hükümdarlığı ele geçirdi .

Gazne’liler  için en parlak dönem olan “ Gazneli Mahmut ” dönemi başlamış oldu.

—-

Gazne’li  Mahmud ;

Karahan’lılarla  eşzamanlı olarak giriştikleri saldırılar ile Samani’leri yıkınca, Samani egemenliği  altındaki topraklar bu iki devlet tarafından sahiplenildi. Karahan’lılar, kendileri için büyük önem taşıyan Maveraünnehir’i,   Gazne’liler ise  önemli bir ticaret kenti olan Horasan’ı sınırlarına kattılar. Böylelikle iki büyük Türk Devleti olan Karahanlılar ve Gazne’liler sınır komşusu oldular.

1001 de  , bu komşuluk ilişkileri, 2 yıl sonra yapılan barışla olumlu şekilde gelişmeye başladı. Maveraünnehir ile Horasan arasında bulunan Siriderya / Seyhun nehri sınır kabul edilerek karşılıklı barış ve iyi niyet anlaşması sağlandı.

—- 

1002 de , Hindistan’a yoğun seferlere girişti. Önce Hindistan yolu üzerindeki Sintan, Cüzcan, Caganiyan, Huttal ve Harezm’i sınırlarına kattı.

1005 de  , hazırlık seferlerinden üç yıl sonra Hindistan’ın en güçlü kenti olan Pencap’ı ele geçirerek Kuzey Hindistan Coğrafyasını tam anlamıyla  egemenliği altına almış oldu.

Gazneli Mahmut’un İslam sancaktarlığı ile giriştiği bu gaza seferlerinin  amacı ;

* Ülkesini genişletmek ve ganimet toplamak.

* Hindistan coğrafyasında İslam ile tanışmayan Budist toplumları İslam alemine kazandırmak .

* İslam’ın yayılmasına engel olan Budist Hint krallıkları saf dışı  etmekti.

—-

Gazne’li  Mahmut’un Hindistan coğrafyasına gerçekleştirdiği seferlerin izlerini bugünün Hindistan’ında açıkça görmekteyiz. Hindistan bugün, içerisinde en çok Müslüman nüfus barındıran ülke durumundadır. Bu toplumların İslam’a katılmalarına  Gazne’liler sebep olmuşlardır.

—-

1006 da , Gazne’li  Mahmut’un Hindistan seferlerinden döndüğü yıllarda, İslam aleminde bazı sapkın inançlar saygınlık görmeye başlamıştı.

Bu inançlardan biride Batınilik’di. Batınilik, Şii / Şia mezhebi içerisinde vücut bulmuş, İslam’a mistik inançları zorla sokan ,İslam ruhuna aykırı inanışlar içeriyordu.

Bu inanışlara göre Kuran, ifade ettiğinden daha derin ve gizemli anlamlar içeriyordu ve bu anlamları yalnızca Allah ile ilişki kurabilen masum / Günah yazılmayan  imamların anlayabileceğine inanılıyordu.

İslam’a açıkça  bozgunculuk sokan bu sapkın inanç, Multan Emirliğinde yoğun şekilde saygınlık görmeye başlamıştı ve Multan Emiri  Ebü’l Feth Davut’da bu inanışı devlet erkiyle desteklemekteydi.

( Allah ile kul arasına insanın girmesi , bu günlerde bile devam etmekte ! ) İ.K

—-

Gazne’li Mahmut, bu sapkın inanışla uğraşmak için güçlü bir orduyla Multan Emirliği üzerine Gaza seferine çıktı.  Davut, kaçarak Sint ırmağında bulunan bir adaya sığındı. Multan ele geçirildi ve   Batıniliği yayan Multan ve sorumlu sıfatı taşıyan herkes  öldürerek bu sapkın hareket ortadan kaldırıldı . Nevase Şah adlı önde gelen bir Multan’lıyı vali olarak atayıp Gazne’ye geri döndü.

Nevase Şah, bir yıl sonra vergi vermeyi reddedip isyan edince tekrar sefere çıkarak Nevase Şah’ı hapsedip yerine daha emin bir vali atadı.

—-

1007 de , Multan  seferinden sonra ise tekrar Hindistan seferine çıkarak önce Ganj vadisini ele geçirdi, sonra da Norayan seferine çıkarak bu bölgeyi de egemenliği altına aldı. Bu son seferleri ile Hindistan ticaret yolu tam anlamıyla Gazne’lilerin  kontrolü altına girmiş oldu.

—-

1008 de , Gazne’li  Mahmut, Kuzey Hindistan’daki egemenliğini sağlamlaştırdıktan sonra sefer dönüşünde Horasan’ın Karahan’lılar tarafından ele geçirildiği haberini aldı. Bunun üzerine  Gazne’ye dönmek yerine Horasana sefere çıktı.

—-

Karahan’lı  hükümdarı  İlek Nasr, her ne kadar Seyhun Nehrini  Gazne-Karahanlı sınırı olarak kabul etmiş olsa da, Maveraünnehir’den sonraki en büyük idealleri olan Horasan’a sahip olmak için anlaşmayı çiğneyerek Horasan’a saldırdı.

İlek Nasr’ın amacı, güçlü Gazne ordusunu sefer dönüşünde yorgun halde yakalamak ve Horasan’a yerleşerek burada savunma savaşı yapmaktı. Gazne ordusu, yorgun bile olsa Karahan’lı ordusundan daha güçlü durumdaydı.

Hindistan  seferlerinde yoğun olarak kullandığı savaşçı filler, Karahan’lıların karşı koyamayacağı bir uğraş  unsuruydu.

—-

Gazneli Mahmut, tarihe BELH savaşı olarak geçen bu savaşla Karahan’lıları ağır bir yenilgiye uğratarak Horasan’ı geri aldılar.

Karahan’lılar ise bu savaştaki yenilgileri sebebiyle büyük iç karışıklıklar yaşadılar ve Karahan’lıların bölünmesine sebep olacak süreci başlatmış oldular.

—-

10. yüzyıl, Türk dünyasının en parlak, en geniş coğrafyaya egemen olduğu dönem olarak dünya tarihine geçmiştir.

—-

Karahan’lılar ;

* Kadim  / eski  Türk Yurdu Ötüken yakınlarında ve Maveraünnehir’de  egemenlik  kurmuş.

* 3. yy dan başlayarak  batıya göç eden Türk boylarından olan Kıpçaklar, Peçenekler ve Oğuzlar Avrupa’ya ilerleyip kuzey Karadeniz ve doğu Avrupa coğrafyasını Kıpçak yurdu yapmış.

* Güney Hazar bölgesinde Büyük Selçuklu Devletinin temelleri atılmış.       

*  Gazne’liler de iç ve güney Asya’da hatırı sayılır bir egemenlik kurmuşlardı. 

* Türk dünyasının 10. yüzyıldaki en büyük Türk Devleti konumuna  gelmişti.

—-

1012 de , Gazne’li  Mahmut’un en çetin uğraşı Nadana’lılarladır.

Mahmut’un  Nadana’ya gerçekleştirdiği seferde Hint’liler, 150  bin kişilik çok güçlü bir ordu hazırlamışlardı. Mahmut Han, bu seferinde de başarılı olarak Nadana’yı  ele geçirip  Hindistan coğrafyası üzerindeki egemenliğini  pekiştirmiş oldu. Nadana’nın alınmasından sonraki hedef, Tanisar’dı.

—-

1014 de ,  Tanisar, putperest inanışın en çok saygınlık gören ve kutsal sayılan put’unu  barındırıyordu. Mahmut Han, bu putu devirmek için giriştiği seferle zorlanmadı ve şehri ele geçirerek tüm putları yıktırdı.

1017 de  , de Sultan  Mahmut, Harezmşah’la bir barış yaparak onun kendisine bağlanmasını sağladı. Harezm’de hutbenin Mahmut adına okutulması, Harezm ordusu kumandanları arasında anlaşmazlığa yol açtı ve 17 .3.1017 tarihinde taht değişikliği yaşandı.

Bu sırada Karahan’lı  tahtında da çekişmelerin  çıkması üzerine Sultan Mahmut, 3 .7.1017 tarihinde Harezm’li  isyancıları yendi ve Gürgenç’e girerek Harezm  bölgesine egemen  oldu. Karahan’lılar ise bu durumu kabul etmek zorunda kaldılar.

( Ek bilgi : El Harezmi / Cebirin babası . Asya’nın kandillerindendir .

Türk Matematik , Astronomi , Coğrafya , Tarihçisi . ms 780 / ms 850 ) İ.Kulaçoğlu.

—-

1018 de , Gucerat ele geçirilmiş, Raca adı verilen Hint şehir devletleri birer birer egemenliğin  altına girmeye başlamıştı.

1025 de , Gazneli Mahmut’un en önemli seferi, Somnat’a düzenlediği gaza / din uğruna –  kutsal savaş seferiydi.

Somnat  zaferi ile Hint coğrafyası üzerinde artık İslam sancağı dalgalanır hale gelmişti. Bu büyük zafer, tüm İslam aleminde büyük yankı uyandırdı. Somnat zaferinden sonra Gazne’li Mahmut, Ehli Sünnet  toplumlar arasında büyük İslam kahramanı olarak anılmaya başlamıştır.

—-

Gazne’li Mahmut, Somnat zaferinden sonra dikkatini doğu bölgesine doğru çevirdi.

Bu tarihlerde Horasan, yoğun şekilde Türkmen göçlerine sahne olmaktaydı. Gazne’li  Mahmut, önceleri Müslüman Türkmen’lerin egemenliği altındaki Horasan topraklarına girmesinde sorun – sıkıntı  görmedi ancak Bozkır kültürünün tesiri ile zamanla bağımsızlık ve isyan hareketlerine girişince bu durumdan rahatsız oldu.

Türkmen topluluklarının isyan ve ele geçirme  hareketlerini bastırarak huzuru sağladı. Ancak Türkmen’ ler, her ne kadar Gazne’li Mahmut döneminde bastırılmış olsalar da ilerleyen dönemlerde  büyük bir gözdağı oluşturacaklardır.

—-

Gazne’li  Mahmut, ülkesinin sınırlarını Hindistan’dan Irak’a, Umman denizinden Maveraünnehir’e kadar genişletmişti. Hindistan seferlerindeki büyük başarılarından sonra ise artık yeni hedef , ülkenin batı sınırlarındaki karşıt sınır boyu düşmanlarıydı.

Bu düşmanlardan biri, Sasani  kökenli  Büvey’lilerdi.

Büvey’liler, önce kuzey Irak coğrafyasında egemenlik kurmuş, baskılar sonucunda  Irak’ın güney sınırlarına doğru ilerlemek zorunda kalmışlardı. Bu tarihlerde,Gazne’lilerin egemenlik sınırları Irak-ı Acem boyuna kadar ilerlemişti.

Gazneli Mahmut, Büvey’liler üzerine saldırarak  hem Irak-ı Acem hattını topraklarına katmış hem de bu yeni sınır göz dağını  ortadan kaldırmış oldu.

—-

1030 de,  32 yıl Sultanlık yapan Gazne’li Mahmut öldü .

—–

Sultan Mahmud ;

* Hindistan’a 17 büyük sefer yaptı.

*  Ganj Nehri kıyılarına kadar Müslümanlığın yayılmasında rol oynadı.

*   Harezmşah ve Karahanlılar’la çarpıştı.

*  Oğuz’un Kınık boyundan  Selçuk oğlu Arslan Yabgu’yu hile ile yanına getirterek tevkif ettirip / tutuklatıp  Kalincar Kalesi’ne hapsettirdi. Böylece bir müddet / zaman  için Oğuz tehlikesini savuşturmuş oldu.

*  Zamanında  Gazne şehri  büyük bir ilim ve kültür merkezi oldu.

*  Tuslu Firdevsi , İran milli  destanı olan Şehame’yi  burada yazdı ve Sultan Mahmud’a takdim etti / sundu.        

* Tarihçi Utbi ,  “ Tarih-i Yemini / Yemini  tarihi  ” adını taşıyan Gazne tarihi ile

*  El-Biruni ’nin , “ Asar-ı Bakiyye  / Geri kalan eserler  ” adlı eserleri Arapça olarak yazılmış olup değerlidir.

—-

1030 da  , yerine büyük oğlu Muhammed Han geçmişti ancak diğer oğlu Mesut, ağabeyinin hükümdarlığını kabul etmeyerek onu tahttan indirdi ve  hükümdar oldu.

—-

Sultan Mesut,  Sultanlığa  geçince önce sınır komşuları ile ilişkilerini yeniden gözden geçirdi.

Gazne’li  Mahmut, komşuları ile iyi ilişkiler kurmak  istiyordu.

Sultan Mesut, komşularına karşı daha saldırgan bir tutum izledi.

Sultan Mesut’un bu tutumu, ilerleyen dönemlerde olumsuz sonuçlar verecektir.  

1033 de  , Sultan Mesut, yönetimi eline aldıktan 3 sene sonra, Hindistan coğrafyası üzerindeki egemenliğini sağlamlaştırmak amacıyla seferler düzenledi. Bu seferler sonucunda  Sarsuti kalesini ele geçirdi.

—-
Sultan Mesut döneminde Gazne’lilerin batı sınırlarında yükselen ve güçlenen Selçuk’lular, egemenlik alanlarını giderek genişletiyor ve Türk Dünyasının en büyük Devleti olma yolunda ilerliyordu.

Gazneli Mesut, Selçuk’lular ile ilişkilerini olumlu şekilde geliştirmek yerine gözdağı  ve katlanılmaz  bir tavır / davranış  izlemeye başladı.

Selçuk’lular, bu dönemde İran, Harezm ve uzun süredir Karahan’lıların idaresinde olan Maveraünnehir’e egemen hale gelmişlerdi.

Selçuk’luların bu hızlı ilerleyişi Gazne’liler  ile Selçuk’luları sınır komşusu haline getirmişti.

Selçuk’lular, aslında önceleri Gazne Devletine bağlı durumdaydılar ve Gazne ordusuna asker vermekteydiler.  Bölgede yaşayan Türkmen’lerle birlikte Horasan’a göç etmiş ve zamanla güçlenerek Harezm ve Maveraünnehir üzerinde egemen hale gelmişlerdi.

Selçuk’luların 1035 yılında, Sultan Mesut’dan izin almadan Horasan’a girmesi Selçuk’lular ile Gazne’liler arasındaki ilk uğraşın  fitilini ateşledi.

—-

Sultan Mesut, Selçuk’luların Horasan’a girmelerine tepki vermemişti ancak Horasan’ı geçip Merv şehrine ilerlemeleri , savaşı kaçınılmaz hale getirdi.

Tuğrul ve Çağrı bey idaresindeki Selçuk’lular, Horasan’a Sultan Mesut’dan izin almadan girdikleri için, o dönemdeki diplomatisi  gereği resmi bir mektup göndererek Gazne Devletine bağlılıkları karşılığında Horasan’da oturma ve barınma izni istediler.

Sultan Mesut, Selçuk’luların  daha büyük bir gözdağı oluşturmalarını engellemek için ordusunu Selçuk’luların üzerine sefere gönderdi. Selçuklular ile Gazne’lilerin ilk uğraşı  1035 yılında Nesa şehrinde gerçekleşti.

Sultan Mesut, Selçuk’luların sahip olduğu gücün tam olarak farkında değildi ve Gazne   ordusu, bu uğraşta  tam anlamıyla bir bozguna uğrayarak geri çekilmek zorunda kaldı.

Bunun yanında Selçuk’lular, Gazne Devletine bağlı bir toplum olmaktan çıkmış ve bağımsızlıklarını açıkça ilan etmişlerdi.

—-

Sultan Mesut, yeterince ciddiye almadığı Selçuk’lular ile uğraşını kaybedince zorunlu olarak Horasan, Fergana ve Merv şehirlerine Selçuk’luların oturmalarına izin vermek zorunda kaldı.

Selçuk’lular, artık Merv, Horasan ve Fergana şehirlerinde yaşayarak güçleniyor, çevre bölgelerdeki Türk Boylarının da kendilerine bağlanması ile  kalabalıklaşmaya başlıyorlardı.

1038 de , Selçuk’lular, Nesa galibiyetlerinden üç yıl sonra  Sultan Mesut’dan üç şehirde daha oturma  izni istediler.

Sultan Mesut, daha önce olduğu gibi Selçuk’luların bu isteğinide kabul etmeyip bu kez daha güçlü bir orduyla Selçuk’luların üzerine saldırdı. Selçuk’lular, 3 yıl öncesine göre çok daha güçlü durumdaydılar. Gazne Ordusu, bu savaşta da yenilerek  büyük bir acı – yokluk  yaşadılar.

Sultan Mahmut döneminde hiçbir savaşta  yenilmeyen  Gazne Ordusu, tam anlamıyla bir devlet bile olamamış Selçuk’lu Beyliği karşısında başarılı olamamaktaydı.

Sultan Mesut, son yenilgiden sonra  Selçuk’lular üzerinde kesin bir egemenlik sağlayabilmek için ordusunun tüm olanaklarını  kullanarak hazırlıklarına başladı ve 100 bin kişilik ordusunun başına geçerek yeni bir saldırıya  hazırlandı.

23.5. 1040  tarihinde Çağrı ve Tuğrul Beylerin komutasındaki Oğuz  / Selçuk  ordusuna  DANDANAKAN denilen yerde ağır bir yenilgiye uğradı.  

Burada  375  saray  gulam’ların / gazilerinin   Gazne ordusundan ayrılarak Selçuk’luların tarafına geçmesi ve daha önce kaçmış olanlarla birleşmesi savaşın kaderini değiştirdi.  

( Buna benzer bir geçişte 1071 de Malazgirt savaşında oldu . Bizans ordusundaki Peçenek ve Uz’lar / Oğuz’lar  , Selçuk’lu ordusuna geçtiler ! )İ.Kulaçoğlu.

Bu savaş , Selçuk’lu Beyliğinin büyük bir devlet haline gelmesine ve Gazne’li devletinin ise yıkılmasına sebep olacak sürecin başlamasına sebep olacaktır.

—-

Olay şöyle gelişti :

* Sultan Mesut, 13.1.1040’da yola çıkarak 16. Ocak’ta Nişabur şehrine ulaştı. Sultan Mesut, savaşı Nişabur üzerinden gerçekleştirmeyi düşünüyordu ancak 1038 deki Sarah savaşında ağır yıkıntıya  uğrayan Nişabur, hem temiz su hem de yiyecek  sıkıntısı içerisindeydi. Ordusunu Selçuk’luların kontrolünde bulunan Merv şehrine konuşlandırmaya karar verdi.

* Selçuk’lular, ilerleyen kalabalık Gazne Ordusunu yavaşlatmak için vur kaç saldırıları düzenliyor, böylece onları hem yavaşlatıyor hem de hırpalıyordu.

* Gazne Ordusu, sayıca üstün olmalarına rağmen susuzluk ve beraberinde getirdiği yorgunlukla uğraşmak zorunda kalarak Selçuk’luların saldırıları karşısında etkinliğini kaybetmeye başladılar.

* Sultan Mesut , hatalı  savaş planlarının  sonucu yenilince askerlerinin saygısını yitirmişti.

Bu sebeple hem Selçuk’lulardan hem de kendi ordusundan kaçmak zorunda kaldı.

* Selçuklular ise zaferden sonra Gazne Şehrine girerek Gazne Devletinin hazinesine el koydu.

* 1041de ,Savaş  meydanından kaçan Sultan Mesut, Selçuk’luların Gazne hazinesine el koyması üzerine , gizlice  saltanat  makamına gelerek Selçuk’lulardan kalan devlet Hazinesini yanına alarak Lahor’a gitmek üzere yola çıkmışken  koruyucu askerleri / Gulam’lar  tarafından yakalanarak Kurri kalesine hapsedildi. Hapiste 7 ay kaldıktan sonra , 17.1.1041 de yeğeni tarafından öldürüldü.

—-

Gazne’li  Muhammet, ikinci kez tahta geçtikten sonra hemen başkent Gazne’ye dönmemiş ve kışı Peşaver’de geçirmişti. Babasının ölüm ve amcasının tahta çıkış haberlerini alan Gazne’li Mevdud, Gazne’ye geldi ve hükümdarlığını ilan etti. Bahar geldiği zaman da, amcası Gazne’li  Muhammet’in üzerine yürüdü.

8 .4.1041’de Celalabat’ta yapılan çarpışmayı Mevdud kazandı ve Gazne’li Muhammet’le taraftarları öldürüldü.

—-

Gazne’li  Mevdud, Gazne Devleti’nde tam olarak egemenlik  kuramamıştı, çünkü kardeşi  Mecdud, Hindistan ordusuyla tahtı ele geçirmek için Gazne’ye yürümekteydi. Ancak Mecdud, 11.8.1041’de Lahor’daki çadırında ölü bulundu.

Bu sayede egemenliğini ilan  eden Mevdud, Sistan’da egemenliği  ele geçirmeye çalıştı.  Tam anlamıyla başarılı olamadı. 1043-1044 yıllarında Hint  Raca’lar bir araya gelip isyan etse de bu isyan bastırıldı ve Raca’larla devletin arasının düzeltilmesi yönünde somut adımlar atıldı.

Gazne’lilerin Selçuk’lular karşısında kaybettikleri toprakları geri almak isteyen Mevdud, Çağrı Bey’in kızıyla evli olmasına rağmen, Çağrı Bey’in hastalanmasını fırsat  bilerek Horasan’a bir ordu yolladı. Bunun üzerine Çağrı Bey’in görevlendirdiği  oğlu Alp Arslan, Ağustos-Eylül .1043 de  , Gazne ordusuna saldırdı ve bir çok ganimetle babası Çağrı Bey’in yanına döndü. Selçuk’luları tek başına yenemeyeceğini anlayan Gazne’li Mevdud, bir takım  bağlaşma – uyuşma   arayışlarına girdiyse de, hastalığı buna izin vermedi ve 18 .12.1049

da hayatını kaybetti.

—-

Gazne’li Mevdud’un ölümünden sonra yerine geçen Gazne’li 2. Mesut,

Mevdud’un Çağrı Bey’in kızıyla olan evliliğinden doğmuştu.

Onun küçük yaşından dolayı, kısa saltanatındaki devlet işleriyle annesi ilgilenmişti. Devletin ileri gelenleri 2. Mesut’u 29.12.1049’da tahttan indirerek yerine Sultan Ali’yi geçirdiler.

—-

Ali, tahta geçtikten sonra, amcası  Abdürreşit’i  hapsettirmiş ve vezirinin komuta ettiği bir orduyu  Sistan’a göndermişti.

Vezir ise hanedanın en yaşlı üyesi olan Abdürreşit bin Mahmut’u hapisten çıkarıp onu sultan ilan etti.

Ordunun, amcasının elinde olduğunu gören Sultan Ali kaçmaya çalıştı ama yakalanarak hapsedildi. 24.1.1050  de  Gazne tahtına oturan Abdürreşit, Gazne’lilerin Hindistan’daki durumunu sağlamlaştırmaya çalıştı.

—-

Abdürreşit, başkomutan olarak atadığı Tuğrul Bozan’a  Selçuk’luları durdurma görevi vermişti.

Tuğrul Bozan, 1051 de Selçuk’luları yendi ve Sistan’ı ele geçirdi. Sonra Gazne’ye yürüyen Tuğrul Bozan, Sultan Abdürreşit  ve on bir şehzadeyi öldürerek tahtı ele geçirdi.

Bu katliamdan Ferruhzad, İbrahim ve Şüca adlı şehzadeler kurtulabildi.

—-

Gazne’li Sultan Mesut’un gulâmlarından / gazilerinden birisi Tuğrul Bozan’ı hançerleyince, sağ kalan üç şehzade de kurtulmuş oldu. Bundan sonra Gazne’li komutanlar bir araya geldiler ve sultanlık için Şehzade Ferruhzad’ı seçtiler.

—-

Bir soruşturma açılarak, Sultan Abdürreşit’in öldürülmesinde rol oynayan kişiler bulundu ve öldürüldü.

Sultan Ferruhzad, saltanat değişikliğini öğrenen ve Gazne’ye yürüyen Selçuk’luları bozguna uğrattı . Çağrı Bey, Horasan’a çekildi. Büyük bir Gazne’li ordusunun Selçuk’lu ordusunu Toharistan’da yenmesi üzerine Gazne’lilere saldırmak için babasından izin alan Alp Arslan, 1053 de Gazne’lileri yenilgiye uğrattı. Sultan Ferruhzad’ın 4.4.1059’da ölünce yerine kardeşi İbrahim bin Mesut geçti.

—-

İbrahim’in sultan olmasıyla uzun bir süre devam eden Gazne’li – Selçuk’lu

uğraşı , 1059 da yapılan  barış antlaşmasıyla son verildi.

İki taraf arasındaki sınır, Afganistan’ın kuzeyindeki  Hindukuş Dağları olarak belirlendi.

İbrahim, bu sakin devreden yararlanıp ülkeyi düzene sokmaya çalıştı.

Ancak, 24 .11. 1072’de Alp Arslan’ın ölümünden sonra, yerine Melikşah geçince ilişkiler yeniden bozuldu.

—-

 Sultan İbrahim de Ataları gibi Hindistan’a seferler düzenledi.

1079 – 1080  yılları arasında bazı kaleleri alan İbrahim bin Mesut, Gur’lular ile de uğraşı vererek , onlar karşısında üstünlük sağladı.

İbrahim, Eylül – Ekim 1099 da öldü ve yerine oğullarından Gazneli 3. Mesut geçti.

—-

3. Mesut, Sultan Melikşah’ın kızıyla evliydi.

Hindistan’da  birtakım başarılar elde eden 3. Mesut, Şubat – Mart 1115 de  54 yaşında öldü ve yerine oğlu Şirzad geçti.

—-

Kısa bir süre tahtta kalan Şirzad, kardeşi  Arslanşah tarafından tahttan uzaklaştırıldı ve öldürüldü. Bu taht uğraşında  Arslanşah’ın , Şirzad dışındaki kardeşlerinden de bazıları öldürüldü, bazıları da tutuklandı. Bunlardan sadece Behramşah kurtulabilmişti.

—-

Behramşah, Selçuk Sultanı Melik Sencer’le iyi ilişkiler kurarak onu, Arslanşah’a karşı savaşmaya ikna etti. Melik Sencer, 25.2.1117’de Gazne’ye girdi ve Behramşah’ı tahta geçirdi. Daha sonra Melik Sencer’le Behramşah bir antlaşmaya vardılar.

Buna göre ;

* Behramşah hutbeyi sırasıyla önce Abbasi halifesi, Selçuklu sultanı Muhammet Tapar ve Melik Sencer adına, sonra da kendi ismine okutmayı .

* Sencer’e yıllık vergi ödemeyi kabul etti.

—-

Arslanşah, Melik Sencer’in Gazne’den ayrılmasını fırsat bilerek saldırsa da, Melik Sencer’den yardım alan Behramşah’ı yenemedi ve Eylül – Ekim 1118 de öldürüldü.

—-

Hindistan valisinin 1119 da isyan etmesi üzerine harekete geçen Behramşah, onu ve 17 oğlunu öldürerek Hindistan’da egemenliğini sağlamlaştırdı. Behramşah, Sultan Sencer’e  bağlılığından çıkınca, 1135’te Sultan Ahmet Sencer Gazne’ye geldi. Behramşah Hindistan’a kaçtı, Ahmet Sencer de, devlet hazinesine el koydu. Behramşah ancak ona tekrar bağlılığını  bildirerek tekrar tahta  oturabildi.

—-

Gur’lularda yaşanan bir taht uğraşı  sonrası, Gazne’ye sığınan Gur’lu bir hükümdarın  kuşkulu  bir şekilde ölmesi üzerine Gur’lular, Gazne’liler ile ilişkilerini bozdular ve Eylül – Ekim 1148 de Gazne’yi ele geçirdiler.

Gazne halkının şehirden uzaklaşan Behramşah’a gizli mektuplar gönderip Gazne’yi alması yönünde isteklerde bulununca harekete geçen Behramşah, tekrar yenilgiye uğradı ve Hindistan’a kaçtı. 1151 de ise Gur’lular, Gazne’de büyük bir yıkıntı  yaptılar.

24 .6. 1152 de Sultan Sencer tarafından yenilgiye uğratılan Gur’luların Gazne’den çekilince Behramşah şehre geri geldi. Behramşah 1157 yılı başlarında Gazne’de öldü.

—-

Yerine oğlu Hüsrevşah geçti. Sultan Sencer, Oğuz’lar tarafından esir edilince, Gur’lular harekete geçtiler ve 1157 de bazı Gazne şehirlerini ele geçirdiler. Bundan sonra başkentlerini Lahor’da yaşatabilen Gazne’lilerin son hükümdarı olan Hüsrevşah’ın oğlu Hüsrev Melik, Pencap çevresinde egemenliğini  sürdü. Gur’lular, 1186 da Hüsrev Melik’i ve oğullarını esir alarak, Gazne Devleti’ne son verdiler.

—-

Gazne’lilerin  halkı olan  Türk Boyları ise,  Selçuk’lular, Karahan’lılar, Oğuz’lar ve diğer Arap kökenli devletlere sığınarak diğer toplumların arasına karıştılar.

—————————–

Gazneli Devlet Teşkilatı

/ Örgütü

——————————

Gazneli devlet anlayışı, İslam halifesini veya onun adına hüküm süren hükümdarları  ” Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ” olarak gören İslami anlayışla bağdaşan, İran’i, İslam’i ve Türk’i  egemenlik  anlayışlarının bir sentezi / yapımı – bileşimi şeklinde gerçekleşmiştir.

Samaniler gibi köklü ve esaslı devlet örgütlenmesine  sahip bir İslam devletine bir süre hizmet eden ve bir süre de ona bağlı  olarak varlığını sürdüren Gazne’li Devleti, Orta Çağ İslam devletlerinin özelliklerini, devlet, hükümet ve egemenlik anlayışlarını aynen yansıtmaktadır.

Örgütlenme  olarak da, Abbasi, Samani ve eski Türk  / Eftalit, Göktürk ve Uygur  gelenekleri görülmüştür.

Daha önceki Türk – İslam devletlerinde olduğu gibi Gazne’lilerde de hükümdar adına hutbe okutmak ve para bastırmak, hükümdarlık belirtilerindendir.

Ülkede emir veya sultan, devletin tam hakimidir / egemenidir.

Gazne’li  Mahmut’tan önceki hükümdarlar,’’ EMİR ‘’ unvanını kullanırken, Gazne’li Mahmut ve sonrasındaki hükümdarlar ” SULTAN ” unvanını kullanmışlardır.

Devlet dairelerine divan  denilmektedir.

—-

Bu divanların en önemlileri, Divan-ı Vezaret, Divan-ı Arz, Divan-ı Risalet , Divan-ı İşraf  ve Divan- Vekalet idi.

1 – Divan-ı Vezaret ;

Maliye ve genel yönetim işlerine bakardı ve başkanı vezirdi.

2 – Divan-ı Arz ;

Bugünkü Savunma Bakanlığının karşılığı olup, başındakine Arız veya Sahib-i Divan-ı Arz denilirdi.

Yüksek askeri rütbeliler genellikle HACİP diye anılırken, sivil görevli olan vezirler ve  divan sahipleri  HACE-İ  BOZORG  VEHACE  olarak adlandırılmıştır.

( Selçuklu veziri Nizamülmülk ‘de Hace olarak anılır .) İ.Kulaçoğlu

Gazne’li idaresindeki sivil bir görevlinin alabileceği en yüksek unvanlardan biri de  AMİD  olup, vezirler, divan sahipleri ve bürokrasideki  birkaç kişi için kullanılmıştır.

Vilayetlere, özellikle de Irak yakınlarına  atanan görevliler , KETHÜDA’lar/eyalet vezirleri /  Amid-i Irak olarak vasıflandırılmışken, özel statü / konum  arzeden Harezm bölgesi valilerine  HAREZMŞAH  unvanı verilmiştir.

Ayrıca bir eyalette, sivil idarenin başındaki  görevliye SAHİB-İ  DİVAN  denirdi;

Sahib-i divan, vergilerin toplanması ve yönetim işlerinden sorumluydu.

3 – Divan-ı Risalet / elçilik divanı ;

Yöneticiliğini  Sahib-i Divan-ı Risalet dediğimiz başkan yapıyordu.

Vezire  eş sayılacak kadar önemli  bir görevdi. Eyaletler ve yabancı devletler gerçekleştirilen yazışmalar bu divandan yapılırdı.

4 – Divan-ı İşraf  ;

Müşrif adını verdiğimiz görevliler ülkedeki haberleşmeyi sağlayan divandır. Saray içerisindeki ya da devletler arasında ki gizli haberleşmeleri yürütürlerdi.  İstihbarat  divanı / haber alma  divanıda diyebiliriz. Müşrifler yabancıları veya gözdağı  oluşturan herkesi denetleyebilirdi.

5 – Divan- Vekalet

Divan başkanına  Vekil-i Has denilmekteydi.

Hükümdarın ve ailesinin gelir gider ve mali işleriyle ilgilenen divandı.

———————————-

 Eyalet örgütlenme Biçimi ;

———————————-

Eyalet  örgütü  sivil, askeri ve adli olarak üç  / 3 yönetimle yönetiliyordu.

1 – İlk olarak eyaletin idaresini, vergi işlerini, can güvenliğini sağlayan Sahib-i Divan bulunmaktaydı.

2 – İkinci sırada ise eyalet ordularının komutanı olan salar ve sipehsalar oldu.

Bu alandaki sorumlu kişiye sahibü’ş-şurta adı verildi.

3 – Üçüncü sırada ise Kadı’ul Kudat / kadılar kadısı ,eyaletin adli kısmıyla ilgilenirdi.

—————–

Şehir İdaresi ;

Şehirlerde bulunan kaleler dış  gözdağlarına  karşı  KUTVAL adı verilen komutanlar tarafından gerçekleştirilirdi. Emniyet ve asayiş görevleri ŞAHNE’ler tarafından yapılırdı.

Çarşı içerisindeki fiyat düzenini sağlayanlara MUHTESİP  / belediye, zabıta denirdi.

Medrese ve vakıf görevlerine bakan daireye  işraf-ı Efkaf / vakıflardan anlayan adı verildi.

——————————-

Gazne’liler  ordu örgütü

——————————-

Gazne’li Devleti, başlangıçta genişleme siyaseti takip ettiğinden ordu hazır durumda bulunurdu.

1 – Gulam’lar / Gazi – devlet askerleri .

2 – Türkmen’ler .

3 – Bölge – eyalet askerleri.

4 – Ücretli askerler.

5 – Gönüllüler.  

6 – Fillerden oluşurdu .

—-

 Ancak, ordunun temel  gücünü  gulâmlar / Gaziler / devlet askerleri  oluştururdu.

* Orduda en küçük rütbe  HAYLTAŞ  ya da SER-İ  VİSAK   olup 10 süvarinin kumandanıdır.

* 100 kişilik süvari kumandanı  KAİD .

* 500 süvarinin kumandanı  SERHENK .

* 1000 kişinin kumandanı  SALAR  ya da SİPEHSALAR .

* Ordu kumandanı da HACİB  ünvanı  verilirdi.

—–

Gulam’ların çoğunluğu Türk olup, sayıları yaklaşık 4000 – 6000 kişiydi.

Sonraları bu gulam’lara Hint’liler ve Tacik’ler de katılmıştı.

Bunların kumandanına  SALAR –I GULAMAN  denirdi.

Sultanın muhafız / koruma  kuvveti olan gulam’lar ise,  GULAMAN –I HAS

olarak adlandırılırdı.

Orduda kuzeyden gelen ücretli Türkmen / Yağma’lar, Karluk’lar ve Halaç’lar

gibi askerler de yardımcı kuvvet olarak bulunurdu.

Eyalet valileri de yörel savunmada kullanmak amacıyla her toplumdan  

asker kaydederlerdi.

Ordunun  önemli bir unsuru da Hindistan’dan haraç olarak alınan fillerdi.

Ordudaki fil sayısı 1700 civarındaydı.

Ayrıca, devletin kuruluşundan itibaren savaşlarda gönüllü gazilerden de faydalanılmıştır.

Ordunun başında Sultan bulunurdu.

Ondan sonra gelen en büyük komutan  HACİB-İ  BUZURG adıyla anılırdı.

Silahları ok, yay, gürz, kılıç, balta, mızraktı.

—————————–

 Gazne’liler Adli  örgüt

—————————–

Gazne’lilerde  adalet mekanizması, şer’i / dini ve örfi / geleneksel olmak üzere iki / 2 temal esasa oturtulmuştur.

Şer’i kanunları /evlenme, boşanma, miras, v.s  kadılar yürütür, onlara neredeyse sultan dahi  etki  edemezdi.

 Her vilayet veya eyaletin merkezinde kadiyyü’l-kudat  / Kadı’l  – Kudat / Kadıların kadısı diye adlandırılan bir baş kadı bulunurdu.

 Kadiyyü’l-kudat’ın zaman zaman yetkilerini taşıyan şahıslara da NAİB denilirdi.

Adlî  örgütte  önemli bir konuma sahip olan kadıların dürüst görev yapmalarını sağlamak amacıyla onlara yüksek ücret ödenirdi.

Gazne’ lilerde  Divan-ı Mezalime / haksızlıklar divanı bizzat hükümdar başkanlık ederdi ve burada halkın şikayetlerini / yakınmalarını dinleyip karar verirdi.

—————————

Gazne’liler Dini Yapısı

—————————

Abbasi  Devleti içinde veya dışında ortaya çıkan tüm müslüman devletlerin hükümdarları halifeye dini yönden bağlılıklarını bildirirlerdi.

Gazneli  Mahmut, tahta  oturmasından  başlayarak  Abbasi Hilafeti’ne karşı büyük bir bağlılık göstererek  Kadir Billah’tan hükümdarlık onayı aldığı gibi, bütün memleketinde de Sünni akaidini / kurallarını  yaymaya ve Şiilik’i her türlü şiddetli önlemlerle  yok etmeye  çalışmıştır.

Gazne’liler Abbasi ’lerle yapılan diplomatik / siyasi görüşmelerde Samani’lerin göreneklerini uygulayarak diğer devlet temsilcilerinden daha gösterişli karşılamalar yapmış ve daha saygılı  olmuşlardır.

Hutbeyi sultanın ve halifenin adına okutmanın yanında, Gazne’liler bastırdıkları sikkelerde de sultanın isminin yanında halifenin ismini kullanmışlardır.

————————————

Gazne’lilerde Kültür ve Sanat

————————————

* Gazne’liler sayesinde bölgede kurulan siyasi birlik, kültürel açıdan bir İran devleti değil , İran’laşmış bir Türk devleti olduğu görülür.

* Gazne’liler dönemi, kültür ve sanat bakımından da daha sonraki İslam devletlerini etkilemiştir. Mimarlık alanındaki başarıların, yeniliklerin izleri Anadolu beyliklerinde bile görülmüştür.

* Gazne’liler döneminde Nişabur yakınlarında inşa edilmiş pek çok medrese vardır.

* Gazne’liler zamanında pek çok kütüphane yapılmıştır.

Sultan Mahmud , Gazne Camiinin etrafına  içinde kütüphanesi olan geniş bir medrese / yaptırdı.

DARU ‘L  –  ULUM  adlı bir medrese / fakülte  ile birlikte, kapının yanında, içinde antika / eski  eşyalar,ender  ve eşi bulunmayan eserlerin toplandığı adeta bir müze de yapmıştır.

 * İslam ve Hint sanatının karşılaşma yeri olan Gazne, mimarisi, resmi ve süslemesi bir yandan Büyük Selçuklu, öte yandan da Babür’lü sanatını etkilemiştir.

 Gazne’li Mahmut, kendi devrinde bir kültür merkezi haline gelen Gazne’de; medreseler, kütüphaneler, hastaneler, bahçeler, saraylar, köpüler ve camiler yaptırmıştı.

Gazne’lilerden günümüze kalan en önemli sanat eseri, Afganistan’ın Büst kentindeki  LEŞGERİ  BAZAR   Sarayı’dır.

Son yıllarda, gene aynı çevrede cami kalıntıları da bulunmuştur.

* Mimarlık yanında süsleme sanatları da Gazne’lilerde önem kazanmıştı.

* Buna yazı sanatına duyulan ilgiyi de eklemek gerekir:

Kûfi / düz ve köşeli yazı en olgun biçimini Gazne’li Sultan İbrahim (1059-1099) döneminde almıştır.

Gazne’li sanatı Selçuklu ve Hint sanatlarını etkilemiştir.

——————————

Gazne’li  Dil ve Edebiyatı

——————————

* Gazne’lilerde resmi dil Farsça olmasına rağmen orduda Türkçe kullanılmaktaydı.

Buna örnek olarak, Gazne’lilere ait Farsça metinlerde bir takım memuriyet isimlerinin başına geçen Farsça ” buzurg ” kelimesi, Türk unvanlarda  geçen    ‘’ulug ” teriminin  karşılığı olması verilebilir.

* Gazne’liler, Samani’ler gibi Farsça’ya ve İran kültürüne uymuşlar ve Farsça edebiyatı desteklemişlerdi.

Gazne’lilerin sarayında ünlü Farsça yazarları büyük edebiyat eserleri yazmışlar. Bunların arasında ŞAHNAME ‘nin  yazarı FİRDEVSİ  ve Türk , İslam tarihi bilginlerinden BİRUNİ ‘ de vardır.

* Gazne’liler dönemi, Fars edebiyatının en parlak olduğu devirlerden biridir. Gazne’li hükümdarları, Farsça şiir yazan şairleri korumakta ve  düşünce alanında Samanî’lerin bıraktıkları mirasa sahip çıkıyordu.

* İran destanını yeniden canlandıran – dirilten Gazneli Mahmut, aynı zamanda Türk geleneklerine de önem vermiş ve ilk İslami  Türk şiiri onun zamanında görülmüştür.

* Fars kültürünü ve Farsça’yı yeniden canlandıran ünlü şair Firdevsi , Fars edebiyatı tarihinde bütün devirlerin şaheser yapıtı olarak kabul edilen Şahname’yi bu dönemde kaleme almıştır.

* Başkent Gazne, bir edebi merkez özelliği kazanmış ve çeşitli bölgelerden çok sayıda şair ve yazarın Gazne’li sarayına yönelmesi sağlanmıştır.

Bu dönemde şairler, kendilerinden önceki şairlerin eserlerine yansıtmış oldukları milli duygulardan, geleneklere olan bağlılıklardan uzaklaşmaya başladılar.

Dönem şairlerinin çok azının eserlerinde milli duygulardan, geleneklerden ve İran halkının adetlerini anlatan şiirlere rastlanır.

* Sultan Mahmut’un İslam’ı , Hindistan’da yayma çabaları da Gazne’li edebiyatını etkilemiştir. Yazılan mensur / düz yazı eserlerin çoğunluğunun Arapça olmasına karşın, bunlar içerisinde Farsça eserler de vardır.

* Gazne’liler, siyasi alanda oldukça güçlü bir saltanat sürmekle birlikte ilim ve edebiyat alanında da çok değerli ürünlerin ortaya konmasına vesile olmuşlardır.   Biruni, astronomi ve matematik çalışmalarının doruğuna Gazne’de geçirdiği on yıl süresinde  ulaşmıştır.

———————————-

Gazne’lilerin Tarihe Etkileri

———————————-

* Gaznelilerin tarihte oynadıkları en önemli rol, İslam dinini Hindistan’ın içlerine kadar yayabilmeleridir.

Bu yüzden bazı tarihçiler, bugünkü Hindistan-Pakistan ayrılığının temelinin Gazne’liler tarafından atıldığını savunur.

* Mehmet Fuat Köprülü’ye göre, tamamiyle askeri  bir örgütten  oluşup, milli bir esasa dayanmayan bu Türk saltanatının Türk ve İslam tarihindeki başlıca rolü, Kuzey Hint  fetihlerine yol açarak İslamiyet’e Pencap’ta kuvvetli bir dayanak noktası oluşturması ve sonraki Türk ya da müslüman devletleri için sağlam bir zemin hazırlamış olmasıdır.

———–

Kaynak:

* Merçil, Erdoğan; Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Ankara 1991, s. 412.

* Merçil, Erdoğan; Gazneliler Devleti Tarihi, Ankara 2007, s.  137.

* Merçil, Erdoğan; Gazneli Mahmud, Ankara 1987, s. 88.

* Merçil, Erdoğan ;Müslüman-Türk Devletleri Tarihi’, s. 44-51

* Raşid Al-din Fazlallah; Cami’al-Tevârih, II. Cild, 4. Cüz /Metin,

* Sultan Mahmud Ve Devrinin Tarihi, Haz., Ankara 1999, s. 30 + 242 Metin.

* Uluçay, M. Çağatay; İlk Müslüman Türk Devletleri Ahmet Ateş  , Ankara 1975, s. 336 + 2 Harita.

* Yıldız, Hakkı Dursun; İslâmiyet Ve Türkler, İstanbul 1976, s. 204.

* Mehmet Duman; 13 Temmuz 2015, ” Gazneliler Kuluşu Sulatanları Yönetim ve Uygarlık”

* Nesimi Yazıcı ; İlk Türk- İslam Devletleri Tarihi’,s. 106-124

* Martin Eden ; 2 Nisan 2015, “GAZNE DEVLETİNİN KURUCUSU KİMDİR?”

* tarihyolu.com

* Tarihi olaylar .

* Türk tarihim .

* Türkçe bilgi .

——————

Günlerdir  Gazne’lileri  çalışıyorum .

Başardığımı  umuyorum .

Ön  hazırlıklarımı bir araya getirirken ,  Biz Türk’lerin , dünya  insanlığının ve kültürünün  ne kadar önemli bir kısmını oluşturduğumuzu  daha iyi ve doğru anladım .

Bilgileri dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz .

İdris Kulaçoğlu . 1 / 8 . 2. 2019 . 18:28  çalışma odam .