ETİ / HİTİT ve HATTİler

( mö 1650 / mö 1200  )

( mö.2500 / mö. 1700 )

—————————–  

Öncelikle  Hattiler hakkında bilgi verilmeli ;

HATTİLER

(mö. 2500 / mö 1700 )

—————————-

M.Ö. 3. bin yılın sonlarında bu halkla ilgili Akad dönemi Mezopotamya yazılı belgeleri “ Hatti Ülkesi / Hatti krallığı  ” olarak bilgi vermektedir.

Onların ülkesi, Hititler ve komşu ülkeler tarafından hep Hatti ülkesi olarak anıldı.

Anadolu’da varlığını bildiğimiz bu halkla ilgili Alacahöyük  Horoztepe, Boğazköy ve Kültepe gibi kazılarda eserler bulunmuştur.

—–

Göçler sonrasında Anadolu’ya geldikleri  düşünülen  Hattiler  mö. 2500 ile mö. 1700 yılları arasında bölgede varlık göstermiş bir uygarlıktır. Asya kökenli bir toplum  oldukları düşünülmektedir.

Anadolu’nun değişik yerlerinde bunlara ait kalıntıların ortaya çıkması bu medeniyetin gelişmişliği hakkında bilgi vermektedir, özellikle Alacahöyük yöresinde bulunan güneş kursları, altın kupalar gibi malzemeler  Hattilere aittir.

—–

Hattiler, Hititler ile kaynaşarak kültürlerini devam ettirmişler ve Hitit kültürünün oluşmasında etkili olmuşlardır.

Bir başka buluntu yeri de Tokat Horoztepe’dir.

Burada da  Ana  Tanrıçaya ait idoller /  çok Tanrılı dinlerde örnek alınan – tapınacak nesneler – putlar ve tören zilleri bulunmuştur. Ancak buluntuların büyük bölümü yurt dışına kaçırılmıştır.

Hattiler’e ait süsleme ve bezeme / süsleme  şekillerinin Anadolu’nun bir çok yerinde görülmesi bu uygarlığın ne kadar yayılmış olduğunu ve önemini göstermektedir.

Hatti halkı, hayvan biçimli  Tanrıların kültünü geliştirmiş, özellikle de BOĞA  en önemli simge olmuştur. Boğa ile gök /güneş kurslarının birlikteliği boğa /gök ilişkisini düşündürmektedir.

Buna göre boğa en büyük gök tanrıyı temsil etmektedir.

———

Kaynak

———

Huzursayfası.com

Bilgikapsulu.com

———————-

Mısır metinlerinde geçen “ Kheta ” nın, Asur metinlerinde geçen “ Hatti ” nin HİTİT  olduğu açıkça belli oluyor.

Hititlerin , Anadolu’ya kuzey Karadeniz üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar üzerinden geldikleri ve Kızılırmak kavisinin kuzey kesimine yerleşmiş oldukları bu gün bilinmektedir.

Başkentler : Hattuşa ve Tarhuntaşşa .  

—-

Eti / Hitit tarihi ;

1 – mö. 1650-1450 Eski Krallık

2 – mö. 1450-1200 Hitit İmparatorluk  devri olmak üzere iki safhada incelenir.

—–

Hititler Anadolu’da  egemenliği  kurduktan sonra Suriye’ye seferler yapmışlardır.

M.Ö. 1274’ de Mısır’la yaptıkları Kadeş Savaşı sonrası, M.Ö. 1269 yılında tarihteki ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması’nı gerçekleştirmişlerdir.

Hitit Devleti’nin kuruluşundan  başlayarak , sanattaki Mezopotamyalı unsurlar kaybolarak, Anadolu’nun yerli sanatıyla birleşmiştir.

Sanatta, boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır.

Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla  /  bina cephelerinde alt sırada yer alan kabartmalı taşlarla  önceki sanattan ayrılır.

Hitit Devleti M.Ö. 1200 yıllarında deniz  toplumları  göçü ve kuzeyden  Kaşka  toplumu  saldırılarıyla yıkılmıştır.

————————

ETİ / HİTİT  TARİHİ

————————

M.Ö. 1800 yılları, Anadolu tarihinin başlangıcı yerli  Aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve Türk Hititler hakkında ilk bilgilerin edinildiği dönemdir.

Bu çağ, Hitit kültürünün başlangıç ve gelişme aşamalarının kaynağıdır.

M.Ö 2500-2000 yılları arasında Kuzey Kapadokya ve Orta Karadeniz bölgesinde gelişmiş kültürün temsilcisi Hattiler’di.

Şehir devletleri tarafından yönetilen bu bölgenin belirlenmiş – samlamlaştırılmış  şehirleri,kral mezarları,hazineleri, Hatti kültürünün simgeleridir.

M.Ö 2000 yılları sonlarında büyük savaşlar sonucunda çıkan yangınlarla sona eren bu çağı, Asur Ticaret Kolonileri dönemi izler.

Yazılı kaynaklardan Hititlerin, Anadolu’ya M.Ö. 3. binin son yıllarında, 2. binin başında küçük gruplar halinde girmeye başladıkları olasılığı  çıkmaktadır. Hititlerin Anadolu’ya kuzey Karadeniz üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar üzerinden geldikleri ve Kızılırmak kavisinin kuzey kesimine yerleşmiş oldukları değerlendirilmektedir.

Birbirini izleyen akınlarla Orta Anadolu içlerine yayılan Hititler, zamanla etki alanlarını genişletmişler, Hattili Prenslerin arazilerine egemen  olmuşlardır.

—–

Asur Ticaret Kolonilerinin geç evresinde (mö. 1800-1730) Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu Anitta tarih sahnesine çıktılar.

Onlar Hitit diline NAŞİLİ  adını veren Kaniş / Neşa’yi zaptedip krallığın ilk merkezi yaptılar.

—–

M.Ö. 1700’lerde Kuşşara kralı  Anitta, Hattuş Krali Pijusti’yi yenip şehrini yakıp yıktığını  anlatmaktadır.

—-

“Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş’u yeniden iskan ederse / yerleşm alanı yaparsa gökyüzünün Fırtına Tanrısı’nın laneti üzerinde olsun.”

—-

Hattuşa , mö. 17. yy.’ ın ikinci yarısında, Hitit Kralı 1. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir.

Eski Hitit Devleti’nin kurucusu 1. HATTUŞİLİ  Kızılırmak kavisi içindeki çekirdek ülkede birliği sağladıktan sonra, Kuzey Suriye ve Yukarı Fırat Bölgesi’nde Hurri ülkesine karşı yönettiği akınlarla, kendisini izleyecek Hitit Krallarına bir Dünya devleti olma amacının işaretini veriyordu.

MURŞİLİ , istilalara güneyde devam ederek ve Suriye’deki şehir devletlerini devreden çıkartarak, Mezopotamya ticaret yollarını kontrol altına aldı. Halep ele geçirildi ve ordu Babil’e kadar ilerleyerek Hammurabi  hanedanlığına son verdi.

Murşili’nin HANTİLİ  tarafından öldürülmesi bir karışıklık dönemi getirir.

Hantili idareyi ele aldıysa da o da öldürüldü.

Hantili’den sonra tahta geçen ZİDANTA  ve 1. HUZZİYA  Hantili ile aynı kaderi paylaşarak öldürüldüler.

Bu dönemde Hitit devleti, Torosların  güneyindeki ülkeleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki diğer bölgeleri yeniden Mitanni Krallığı’na kaptırdı.

—–

TELİPİNU , tahta geçince, saraydaki kan davalarını durdurmayı başardı. Önceki kralların uzak bölgelere yaptıkları seferleri durdurarak, Anadolu’yu kendi içinde tutarlı bir idari oluşum  altına almaya çalıştı.

Bu amaçla EYALET  SİSTEMİNİ  kurdu.

TELİPİNU  FERMANI  olarak bilinen fermanı yayınlayarak, taht  verasetini belli kurallara bağladı.

Geleneksel Hitit tarihi çağ ayrımına göre, Telipinu devrini “ ORTA  KRALLIK ‘’  adı verilen dönem izler. Bu dönem krallarından 1 .TUTHALİYA  ve  1. ARNUVANDA, dikkatleri zaman zaman Hitit etki alanının Batı Anadolu’ya uzanması yolunda yoğunlaşmışsa da Hititler 1. Hattuşili ve 1. Murşili’nin başarılarından sonra, yeniden Kuzey Suriye’de etkili olma isteğinden vazgeçmemişlerdir.

—–

Tuthaliya’nın Ege Kıyılarında Aşşuva’ya dek uzanan başarılı bir askeri harekatının anlatıldığı, savaş ganimeti olup Çorum Müzesi’nde sergilenen tunç kılıç üzerindeki yazıt, bu anlamda yorumlanmaktadır..

—–

Aynı zamanda 1. Tuthaliya , Hititlerin amansız düşmanı Kaşkalar’ la da başetmek zorunda kalmıştır.

Metinlerde Tuthaliya zamanında, Fırat’ın yukarı yatağında kalan bölgelere ve Kuzey Mezopotamya’da Hurrilere karşı yapılan askeri harekatlardan söz edilmektedir.

Bu başarılarla 1. Tuthaliya’nın Hatti ülkesinde krallığın gücünü yeniden sağladığı anlaşılmaktadır. Ancak 1. Tuthaliya’nın hükümdarlık alanı genelde Anadolu ile sınırlı kalmıştır.

1 inci  ŞUPPİLULİUMA  tahta geçince , öncelikle Anadolu’ daki  egemenliğini sağlamlaştırmıştır. Daha sonra Suriye ve Kuzey Mezopotamya’ nin bazı bölgelerini Hitit Krallığı’na katmıştır. Kaşka’larla savaşmış, Ugarit Kralı II. Nigmedu ile bir anlaşma yapmıştır. Şuppiluliuma Mısır’da Tutankhamon’un ölümünden sonra çıkan çatışmaları fırsat bilmiş, Kargamış’ı alarak Mitanni Krallığı’na son vermiştir.

—–

2 inci  MURŞİLİ ‘nin , Anadolu’nun kuzeyindeki ve batısındaki seferleri, Hitit çekirdek ülkesinde veba hastalığı  ve giderek artan Asur etkisiyle Suriye’de huzursuzlukların yaşandığı bir döneme rastlamıştır.

Bu arada Asur, yukarı Mezopotamya’nın batısında  yukarı Belih  bölgesi’ne ve onu sınırlayan Kargamış’a kadar etki alanını genişletmişti.

Büyük Kralın 9. hükümdarlık yılında Kargamış’ı yöneten Piyaşşili, Kizzuvatna ülkesinde, birlikte bir kült törenine (dini tören) katıldıkları sırada öldü.

Suriye’de huzursuzluklar tekrar başladı, Kral’ın ordusunun başına geçerek Kargamış’a gelmesi ve Piyaşşili ’nin oğlunu tahta geçirmesiyle Kargamış Ülkesi’ni düzene sokmuş ve Kuzey Suriye yeniden Büyük Hitit Kralı’nın sıkı denetimi altına girmiştir.

—–

Babası Murşili’nin ardından fazla zorluk çekmeden tahta geçen

MUVATTALLİ , yirmi yıldan fazla ’’ Büyük Kral ’’ olarak hüküm sürmüştür.

O’ nun küçük kardeşi HATTUŞİLİ , askeri birliklerin başı, saray memuru, kuzey sınırının sürekli huzursuz bölgelerinde ve Hattuşa’da Vali olarak hükümdara birçok alanda hizmet vermiştir.

Bu dönemde Muvattalli sarayını, Tanrı ve  Atalarının heykelleri ile birlikte Hattuşa’dan Tarhuntaşşa’ya taşımıştır.

Muvattalli zamanında Orta Suriye’deki Amurru bölgesi nedeniyle, Hititler’in anlaşmazlığa düştüğü ülke Mısır’dı. Bu anlaşmazlık Kadeş Savaşı’ na yol açtı. (M.Ö. 1274)

—–

Günümüzde Mısır’daki Abydos,Luksor,Abu Simbel’in duvarları ve Ramsesseum’un pylonlarının üzerindeki kabartmalarda, yakındoğu’nun geçmişindeki en ünlü savaşlardan biri olan Kadeş Savaşı’nın tasviri / betimlemeleri görülmektedir.

Kabartmalara II.Ramses’in Hitit Kralı  2. İnci MUVATTALLİ ’yi yenerek elde ettiği zaferin kutlandığı hiyeroglif metinler eşlik etmektedir. Firavun çok iyi hazırlanarak savaş alanında bizzat bulunmasına rağmen, savaşın asıl galibi Hititler olmuştur. Amurru yeniden Hitit yönetimi altına girmiş, ayrılıkçı yerel kral Benteşina ise Anadolu’ya sürülmüş, Kadeş Kalesi Hitit denetiminde kalmıştır.

—–

Büyük Kral  2. İnci  Muvattalli öldüğünde, eski bir kurala uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı olan kardeşi Hattuşili yerine, oğlu 3.üncü MURŞİLİ / URHİ – TEŞUP  tahta geçmiştir. O, başkenti Tarhuntaşşa’dan, yeni-den Hattuşa’ya taşımıştır.

—–

Büyük Kral ile imparatorluğun ikinci adamı Hattuşili arasındaki uzlaşmacı tutum, zamanla bozulmuş ve Büyük Kral’ın, amcası Hattuşili tarafından tahttan uzaklaştırılmasına neden olmuştur.

3.üncü  Hattuşili bu durumu Tanrıların karar verdiği bir “ Hak Sorunu ” olarak göstermiştir. Yasal bir biçimde tahta geçmediğinin bilincinde olduğu için 3. Hattuşili, dini ve diplomatik görevlerine çok sıkı bir şekilde bağlıydı. Kült (tapınma, ibadet) görevlerinde Büyük Kraliçe Puduhepa kendisine yardımcı olmaktaydı.

—–

Bölgede 2. Muvattalli döneminden ve Kadeş Savaşı’ndan bu yana 2. Ramses hüküm sürmekteydi. Hattuşili Asur ve Babil Hükümdarları ile olduğu gibi, 2. Ramses ile de hükümdarlar arasındaki olağan ilişkilerini sürdürmüştür. 1. Şuppiluliuma’dan beri süregelen savaş durumunu sona erdirmiş ve Mısır ile barış antlaşmasını imzalamıştır.

Antlaşma Hattuşa’ da ortaya çıkarılan ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi’ nde bulunan Akatça yazılı  kil tabletten anlaşılmaktadır.

Mısır-Karnak Ramesseum’da da Mısır hiyeroglifi ile kaleme alınmış kopyaları görülmektedir. 2. Ramses ile yapılan barış antlaşması, Hattuşili’nin hükümdarlık döneminde ulaştığı bir zirvedir. Bu başarı kendisinin rakipleri Asur ve Babil ile Ege’deki rakibi Ahhiyava karşısındaki konumunu güçlendirmiştir.

—–

 Kurallara uygun olmaksızın tahta çıkmış olmasına rağmen, 3.Hattuşili önemli politik başarılar ve uluslararası takdir kazanmıştır ancak Hattuşa’da tahtına çıkacak kişi ile ilgili düzenlemeyi yapmak da kendisi için önemliydi. Önceden seçilen varisten vazgeçilmiş ve yerine Prens IV. Tuthaliya seçilmişti.

TUTHALİYA  tahta çıktıktan sonra, Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile antlaşma yapmış ve Tarhuntaşşa ülkesinin sınırları yeniden çizilmiştir. 2. Muvattali’nin oğlu olarak hanedandan gelen krala, imparatorluk hiyerarşisi içinde Karkamış Kralı ile aynı düzeyde yer verilmiştir.

Hitit İmparatorluğu’nun bilinen SON HÜKÜMDARI   4. Tuthaliya’nın oğlu 2.ŞUPPİLULİUMA , baş gösteren yiyecek sıkıntısıyla daha da gerginleşen duruma rağmen bazı askeri başarılar elde etmiştir.

Hattuşa’da bugün Güneykale olarak adlandırılan kesimdeki bir yazıtta, 2. Şuppiluliuma’nın askeri birliklerinin Orta ve Güneybatı Anadolu’da başarıyla savaştığından, Tarhuntaşşa’da da hükümdarın yeniden otorite kurduğundan söz edilir.

Çivi yazılı belgelerde, Kargamış Kralı ve doğrudan Büyük Kral tarafından denetlenen Alaşiya (Kıbrıs) ülkesiyle antlaşma yapıldığı belirtilir.

———

YIKILIŞI

———

Hitit İmparatorluğu’nun mö. 1200’den kısa bir süre sonra yıkılma nedeni halen tam olarak anlaşılamamıştır.

İmparatorluğun yıkılmasına çeşitli etkenlerin neden olduğu düşünülüyor.

Son büyük kralın hüküm sürdüğü dönemde, halk içinde huzursuzluklar ve Hitit aristokrasisinde  giderek artan çatışmalar baş göstermiştir.

Hitit Devleti’nin ayakta olduğu son yıllara tarihlenen yazılı kaynaklar, yoksulluk  içinde olduğu belirtilen Anadolu’ya Suriye ve Mısır’dan büyük miktarlarda tahıl gönderildiğini kanıtlamaktadır.

Anadolu’daki huzursuzluklar ve Suriye üzerindeki Hitit etkisinin azalması da Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasında neden ya da sonuç olarak değerlendirilmektedir.

Arkeolojik araştırmalarda Hitit yerleşimlerinde bulunan yazılı belgeler, Anadolu’da aynı dönemde (M.Ö. 1800’ lü yıllarda) Asya dillerinin en eskisi  Hititçe’den başka, yine aynı dil grubuna ait Luvi ve Pala dillerinin, ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadca’ nın yazı dili olarak kullanıldığını göstermektedir.

—–

( SÜMER  tarihi , uygarlığı  ve dili hakkında tek satır yok ! İ.Kulaçoğlu )

—–

Çivi yazısı ile yazılan bu dillerde her işaret bir heceyi simgeler.

( Türk damgaları gibi . )

Hititlerin kullandığı bir başka yazı türü de Luvi dilinde yazılan ve hiyeroglif denen resim yazısıdır.

Hititlerin kullandığı ve Mısır hiyeroglifinden / şekil – resim yazı  tamamen farklı olan bu hiyeroglifte, heceler hatta kelimeler tek bir işaretle temsil edilebiliyordu.

Hiyeroglif daha çok mühürlerde ve kaya anıtları gibi büyük yazıtlarda tercih edilmekteydi.

——-

Hititlerde okur yazarlık yalnızca çok küçük bir gruba ait bir beceri olarak kabul edilirdi. Çivi yazısını kralların da (LUGAL.GAL) okuyamadıkları, aldıkları mektupların sonunda yer alan ve yazıcıya hitap ettiği anlaşılan “sesli oku” ibaresinden anlaşılır.

Çivi yazısıyla yazılmış metinler arasında yıllıklar, törensel metinler, tarihi olaylara ilişkin belgeler, antlaşmalar, bağış belgeleri ve mektuplar vardır.

Bu yazı kil tablet üzerine, kalem yerine kullanılan sivri uçlu bir araçla, kil henüz ıslakken kazılarak yazılıyordu. Kil tabletlerin, özellikle yangın geçirip sertleşmiş olanları, günümüze kadar iyi durumda gelmiştir.

Ahşap ve maden tabletlerin varlığı yine metinlerden bilinmektedir.

Hattuşa’da 1986 yılında bulunan ilk madeni tabletin üzerinde “Hitit Kralı ile Tarhuntaşşa Kralı arasındaki bir antlaşmanın” metni vardır.

—————————–

ETİ / HİTİT İMP. YAPISI

—————————–

Siyasal yapısı itibariyle Hitit Devleti, Kral ve üyeleri kraliyet ailesinden gelen kişilerden oluşan politik bir kurumdu. Yönetimin politik organı PANKU ’dur (İmparatorluk Meclisi). Herhangi bir politik sorun olduğunda Panku Kral tarafından toplantıya çağırılmaktaydı.

——

Hitit Kraliyet ailesi, dışarıya karşı kapalı bir topluluk değildi. Krallık kalıtsaldı, ancak, Kral olabilecek birinci ve ikinci dereceden erkek olmaması durumunda, birinci dereceden bir prensesin eşi de Kral olabilirdi.

Kral tarafından belirtilen veliahdın Panku’nun onayını aldıktan sonra bağlılık yemini etmesi gerekiyordu.

Krallık yanında, kurumsallaşmış bir Kraliçelik de vardı.

Kraliçenin politik hayatta önemli görevler üstlendiği 3. Hattuşili’nin eşi Puduhepa’nın icraatlarından anlaşılmaktadır.

Ancak Hitit devlet yapısında Kral, mutlak güçtü.

( Türk töre ve kültürüne uygun kuralları var . )

——————-

ETİ / HİTİT  DİLİ

——————-

Arkeolojik çalışmalarda Hitit yerleşmelerinde bulunan yazılı belgeler Anadolu’da aynı dönemde mö. 2.bin yılda Hint-Avrupa dillerinin en eskisi Hititçe’den başka, yine aynı dil grubuna ait Luvi ve Pala dillerinin, ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadca’nın yazı dili olarak kullanıldığını gösterir.

Hepsi de ÇİVİ YAZISI  ile yazılan bu dillerde her işaret bir heceyi simgeler. Hititlerin kullandığı bir başka yazı da Luvi dilinde yazılan ve hiyeroglif denen resim yazısıdır.

Hititlerin kullandığı ve Mısır hiyeroglifinden tamamen farklı olan bu hiyeroglifte, heceler hatta kelimeler tek bir işaretle temsil edilebiliyordu. Hiyeroglif daha çok mühürlerde ve kaya anıtları gibi büyük yazıtlarda tercih edilmekteydi / seçilmekteydi.

——————-

ETİ / HİTİT DİNİ

——————-

Kültürlerin bir parçası olan din, tarihin her döneminde, insanoğlu için önemli bir yere sahip olmuştur.

Hitit dini incelendiğinde, farklı etnik kökenlere ait birçok öğenin bir araya gelmesi ile oluşmuş bir kültür mozaiğiyle karşılaşılır.

Hitit kültürünün bir parçası olan inanç sistemi de pek çok değişik öğenin birleşmesinden oluşmuştur.

Asya  kökenli bir toplum olan Hititler kendilerine ait kültür öğelerinin yanı sıra tanıştıkları yeni kültürlerden, bünyelerine uygun gördükleri pek çok unsuru kabul etmişlerdir. Böylece dinsel görüşleri de ilkelden başlayarak gittikçe karmaşıklaşmış, Eski Hitit Dönemi’ne ait metinlerde geçen birkaç Tanrıdan oluşan Tanrılar topluluğu, İmparatorluk Dönemi’nde sayı olarak artmış ve bunun sonucu olarak Tanrılar topluluğu oldukça kalabalık olan bir dine sahip olmuşlardır.

—–

Çok Tanrılı dinlerde sular, gökyüzü, toprak, ay, güneş gibi daha birçok unsur ilahlaştırılmıştır.

Hitit inanç sisteminde de bunun gibi doğa unsurları ayrı ayrı Tanrılar ile temsil edilmiştir;

Güneş Tanrıçası, Gökyüzü /Fırtına Tanrısı, Kırların Koruyucu Tanrısı gibi.

Bu noktada “Hitit dininin, başlangıçta bir doğa dini mi” olduğu sorusu akla gelmektedir.

——

Hitit Tanrılarının isimleri Hattice, Hurrice, Sümerce ( hayret  SÜMER  sözcüğü geçiyor ) olmasına karşın söz konusu Tanrının işlevi ve niteliği değişmemektedir. Örnek vermek gerekirse ;

Hitit pantheonunun / büyük tapınağının baş Tanrısı olan Fırtına Tanrısı’nın Hattice adı Taru, Hurrice adı ise Tesup’tur.

Hititler , Tanrıları ile nasıl bağlantı kuruyorlardı?

Onların neler istediklerini nasıl bilebiliyorlardı ve kendilerini Tanrılara nasıl ifade ediyorlardı?

—–

Semavi dinlere ve hatta Hinduizm’e baktığımızda, insanlara gönderilen bir Kutsal  Kitap ve Tanrı ile insan arasında bir köprü oluşturan peygamberlik kavramlarını görürüz.

Hitit dininde ve hatta pek çok Anadolu ve Mezopotamya dinlerinde, böyle bir aracının olmadığı, ancak rahip ve rahibeler gibi din görevlileri dışında Tanrılara yakınlığı ile bilinen kişiler olduğu, okunan çivi yazılı metinlerden anlaşılmaktadır. Bu noktadan hareketle, Tanrıları ile yakınlaşacakları, onlara hizmet edecekleri, onlardan kendileri ve ülkeleri için isteklerde bulunacakları bir uygulamaya ihtiyaçları olduğunu düşünebiliriz. Herhalde, büyük bir itina ile düzenledikleri bayram törenleri, Tanrılar ile iletişim konusunda önemli rol oynamaktaydı.

—–

Hitit inancına göre, Tanrılar tıpkı insanlar gibi yaşamakta, yiyip içmekte, aralarında kavga etmekte, birbirleri ile evlenmekte ve çocuk sahibi olmaktadırlar.

Hititlerin Tanrılarını kendileri gibi düşündüklerini en iyi biçimde Boğazköy (Hattuşa)’de yer alan Yazılıkaya açık hava tapınağında görmek olasıdır. Boğazkale’nin yaklaşık 2 km. kuzeydoğusunda kalker kaya sivrileri arasında yer alan iki doğal kaya odasını Hititler, kült törenlerini yerine getirmek için kullanmışlardı.

Bu kutsal alanın kaya yüzeylerine usta bir işçilikle yapılmış sahnelerde yer alan Tanrılardan , erkek Tanrıların çoğu ucu sivri , konik biçimde ve boynuzlarla donatılmış bir KÜLAH  giydikleri görülür.

Külahlarında yer alan boynuz sayısının çokluğu Tanrının rütbesinin yüksekliğini gösterir.

Üzerlerinde beli kemerli  KISA  ETEK  ve ayaklarında uçları yukarı doğru kıvrık ayakkabılar vardır.

Tanrıçalar ise, başlarında şehir surunu andıran  SİLİNDİRİK BAŞLIK  ve üzerlerinde yerlere kadar uzanan beli kemerli ve PİLİLİ   ETEK , bluz ve pelerin ile betimlenmişlerdir.

—–

Tanrıları, beraberlerinde yer alan kutsal hayvanları, atribüleri /  ayrıntıları ve hiyeroglif  / resim yazıtlar aracılığıyla tanıyabilmekteyiz.

Anadolu’da Boğazköy dışında, imparatorluğun egemenlik alanını işaret eden bazı yerlere dönemin Hitit kralı tarafından yaptırılan kaya kabartmaları bulunmaktadır.

Örneğin;

Adana’da Sirkeli anıtı, Kayseri’de Fraktin kabartması ve Konya’da Hatip anıtı gibi.

Bunların üzerinde yer alan kral, kraliçe ya da Tanrı betimleri ile beraber görülen hiyeroglif yazıtlar, kaya anıtının kesin tarihini ve dolayısıyla kabartmada betimlenen kral ya da kraliçenin kimliklerinin belirlenebilmesi açısından son derece önemlidir.

—–

Hitit inancına göre insan gibi düşünülen Tanrıların bir de yaşadıkları evleri olmalıydı.

Hitit metinlerinde Ekarimmi-/  Ekarimna ve Sümerce’den alınan E. DINGIR,

“ tapınak ” kelimesi için kullanılmaktaydı.

Halka açık bir tapınma yeri olmayan tapınak yapılarının özel bir odasında, Tanrıyı simgeleyen bir de heykel bulunmaktaydı. Bu heykel her gün belirli bir törenle temizlenmekte ve Tanrıya sunulmak üzere, onu temsil eden heykelinin önüne, kurbanlar konulmaktaydı.

—–

İlk Hitit belgelerinden biri olan Anitta metninde “ bizim Tanrımız” olarak bahsedilen Tanrı Šiu, daha sonra Hititçe metinlerde genel olarak “ Tanrı ” anlamına gelen bir sözcük  olarak kullanılmıştır.

Işık Tanrısı: Siu

Tahıl ve Hububat Tanrısı: Halki

At üzerindeki Tanrı: Pirwa

Tanrılaştırılmış Gün:  Siwat

Tanrılaştırılmış Gece: İspant.

——————

Hattili Tanrılar

——————

Fırtına Tanrısı  /  Güneş Tanrıçası / Arinna’nın Güneş Tanrıçası : Taru / Wuruşema (Hitit pantheonun baş Tanrı çifti)

Oğulları : Telipinu (tarımla uğraşan, tahılların büyümesini sağlayan ve bereketliliği temsil eden Tanrı) ve karısı Hatepinu, Nerik kentinin Fırtına Tanrısı ve Zippalanda kentinin Fırtına Tanrısı

Kızları : Mezulla

Torunları : Zintuhi

Yeraltı Tanrıları: Lelwani, İşduştaya, Papaya

Savaş ve Salgın Hastalıklar ile Veba Tanrısı: Şulinkatte

Savaş Tanrısı: Wurunkatte

Büyü ile ilgili Tanrıça: Katahzipuri’dir.

—————–

KADEŞ SAVAŞI

ANTLAŞMASI

—————–

M.Ö. 1274 tarihinde II. Ramses ile Muvattalli arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı yapılmış ve Kadeş Barış Antlaşması ile sonuçlanmıştır.

Bu antlaşmaya bağlı olarak 2. Ramses savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş  şehri Hititlere kalmıştır.

—–

Kadeş Barış Antlaşması sırasında orduda çıkan bir isyanda, Muvattalli öldürülmüştür. Antlaşma, onun yerine geçen 3. Hattuşili tarafından imzalanmıştır. (M.Ö.1269)

Bu antlaşma dünya tarihinde  EŞİTLİK  İLKESİNE  dayanan en eski antlaşmadır. Antlaşma çivi yazısıyla gümüş plakalar üzerine Akadca olarak yazılmıştır. Ayrıca Kralın mührünün yanında Kraliçenin mührü de vardır.

( Türk töresi uygulanmış )

Bu antlaşmanın gümüş levhalara kazınmış olan asıl metinleri kayıptır. Mısır’da tapınakların duvarlarına kazınan antlaşmanın bir tıplı basımı  da, Boğazköy (Boğazkale) kazılarında kil tablet olarak bulunmuş olup Istanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

—–

Kadeş antlaşmasının Hattuşa’da bulunan çivi yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası New York’ta Birleşmiş Milletler Binasında asılıdır.

———————–

Kadeş Antlaşması 

metni

———————–

Mısır Memleketi Kralı, Büyük Kral, Kahraman Ra-maşe-şa mai  Amana’nın Hatti memleketlerinin büyük Kralı Hattuşili ile iyi dostluklarının , kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları antlaşmadır.

Bunlar, Mısır memleketi Büyük Kralı, bütün memleketlerin kahramanı, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Minmua-rea’nın oğlu, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Min-pahirita’rea’nın torunu, Rea-Maşeşta-Mai Amana’nın, Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral, Murşili’nin oğlu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Şuppiluliuma’nın torunu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Hattuşili’ye söylediği sözlerdir.

Aramızda daima olarak iyi kardeşlik ve iyi sulh / barış  kurdum.

Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasındaki ilişkilerde iyi kardeşliğin ve iyi sulhun  oluşması için şunları söylüyorum:

İşte, Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasındaki  iletişime gelince, ezelden beri tanrı onlar arasında düşmanlığa  izin vermediğinden  antlaşma ebedidir. Büyük Kral, Mısır memleketi Kralı, Rea-Maşeşa Mai Amana, güneş ve fırtına tanrılarının  iletişimi  gibi öyle edebi bir temas oluşturdu  ki, o aralarında daima düşmanlık yapmağa  engel olur.

Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana gümüş bir tablet üzerine kardeşlik Hatti memleketi Kralı, büyük Kral Hattuşili ile bugünden itibaren aramızda iyi sulh ve iyi bir kardeşlik oluşumu  için bir anlaşma yaptı.

 O benim kardeşimdir, ben de onun kardeşiyim ve onunla daima sulh halindeyiz. Bize gelince: Bizim kardeşliğimiz ve sulhumuz evvelce Mısır memleketi arasındaki sulh ve kardeşlikten daha iyi olacaktır.

Bak, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili ile sulh ve kardeşlik halindedir.

Bak, Mısır memleketi Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana’nın oğulları Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili’nin oğulları ile ve kardeşleri ile sulh ve dostluk daimidir. Onlar da bizim gibi kardeş ve sulh halindedir.

Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki iletişime gelince: Onlarda bizim gibi daima kardeşlik ve sulh / barış halindedirler.Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana gelecekte her hangi bir şey almak için Hatti memleketine girmeyecektir.

Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili de gelecekte herhangi bir şey almak için Mısır memleketine girmeyecektir.

Bak Güneş ve Fırtına tanrılarının Mısır memleketi ile Hatti memleketi için getirmiş oldukları ilahi  düzen , onlar arasındaki sulh ve kardeşliktir, düşmanlık değildir.

Bak Mısır memleketi Kralı; Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana bugünden başlayarak   iyi durumu korumada  kararlı olacaktır. İşte Mısır memleketi Hatti memleketi ile daimi sulh ve kardeşlik halindedir.

Eğer yabancı bir memlekette bir düşman Hatti memleketine gelirse ve Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili bana ;

“ Ona karşı koymak için bana yardıma gel ”

diye bir haber gönderirse Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadesini süvarisini gönderecek onu öldürecek, Hatti memleketi için ondan intikam alacak.

Eğer Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili tâbi beylerine kızarsa, onlar ona karşı bir kusurda bulunursa Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya haber gönderirse Mısır memleketi Kralı piyadesini ve süvarisini ona gönderir. O kimlere kızmışsa onları  yok eder.

Eğer dış memleketlerden yabancı bir düşman Mısır Kralı kardeşin Rea-Maşeşa Mai Amana’ya ve Mısır memleketine karşı gelirse ve onun kardeşi Hatti memleketi Kralı Hattuşili’ye ;

“ Ona karşı koymak için bana yardıma gel ”

diye bir haber gönderirse Hatti memleketi Kralı Hattuşili piyadesini, süvarisini gönderecek ve benim düşmanımı öldürecek.

Eğer Mısır Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana bağlı  beylerden birine kızarsa, onlar ona karşı birleşirlerse ve ben Hatti Kralı kardeşim Hattuşili’ye “Haydi” dersem Hatti memleketi Büyük Kralı Hattuşili piyadelerini ve harb arabalarını gönderecek, o kimlere kızmışsa onların hepsini yok edecek .

Bak, Hatti memleketi Kralı Hattuşili’nin oğlu babası Hattuşili’nin bir çok senelerinden sonra Hattuşili’nin yerine Hatti memleketi Kralı olacak.

Eğer Hatti memleketinin asilzadeleri ona karşı birleşirlerse Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadelerini ve harp arabalarını Hatti memleketinin hatırı için onlardan intikam almak üzere gönderecek. Hatti memleketinin Kralının ülkesinde asayişi  oluşturduktan sonra memleketleri Mısır’a dönecekler.

Eğer bir asilzade Hatti memleketinden kaçarsa böyle bir adam Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea Maşeşa Mai Amana’ya  sığınırsa , vazifesini yerine getirmek için, ister Hatti memleketi Kralı Hattuşili’ye ait olsun, ister ayrı bir şehre ait olsun, onu yakalayacak ve onu Hatti Kralı, Büyük Kral Hattuşili’ye iade edecektir.

Eğer bir asilzade Mısır memleketi Büyük Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana’dan kaçarsa ve böyle birisi Hatti memleketine, Hatti memleketi Kralı Büyük Kral Hattuşili’ye gelirse onu yakalayacak, kardeşi Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya iade edecektir.

Eğer bir adam veya iki üç adam Hatti memleketinden kaçarsa, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya gelirse Mısır memleketi Kralı Büyük Kral onları yakalayacak ve kardeşi Hattuşili’ye iade edecek.

Mısır Kralı ve Hatti Kralı kardeştirler, bu sebepten onları bu kusurları  için şiddetle cezalandırmasınlar, onların gözlerinden yaş akmasın, bu şahıslardan karıları ve çocuklarından intikam alınmasın.

——–

Kanak

——–

T.C  Kültür bakanlığı / Çorum  il kültür ve turizm müdürlüğü.

Güncelkaynak.com

bilgicik.com

—————

Eti / Hitit – Hatti  dönemlerini  detaylı olarak hazırlamaya çalıştım .

İdris Kulaçoğlu . 17.4.2019  23:20  çalışma odam .