ÇUVAŞ / ÇAVAŞ TÜRKLERİ

Çuvaşlar, kendilerine ” ÇAVAŞ ” derler.

Çuvaşistan, Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyettir.

Bayraktaki  üçyıldız  geçmişi, bugünü  ve geleceği.

Sarı güneşi ve güzelliği,

Kırmızı da hayatı simgeliyor.
—–

Rusya Federasyonu’nun / Birliğinin Avrupa kısmının merkezinde, Volga nehrinin orta bölgesinde çok önemli su ve kara yolları üzerinde , İdil ırmağı kenarında yer almaktadır.

18.300 km²’lik küçük bir alana sahip olan Çuvaşistan;

Doğuda Tataristan, batıda Gorki Özerk Cumhuriyeti, kuzeyde Mari ve güneyde Ulyanovsk bölgeleriyle çevrilidir.
Çuvaşistan’ın 1996 yılı nüfusu, 1.360.800 olarak verilmiştir. Çuvaşistan’da 21 büyük yerleşim merkezi bulunmaktadır.

Başta İdil Irmağı kenarında kurulmuş başkenti Şupaşkar olmak üzere diğer şehirleriyle birlikte Türk coğrafyasının en nadide / ender bulunan topraklarından biridir.

Cumhuriyet’in başlıca şehirleri; Şupaşkar, Yeni Şupaşkar, Kanaş, Ulatır, Şimirle, Kuslavkka, Şirpü ve Yedirne’dir.
—–

Başkenti ŞUBAŞKAR .

Rusça: Çeboksarı, Türkçe: Çubuksaray  olup, nüfusunun % 68’ini Çuvaş Türkleri, % 27’sini Ruslar oluşturmaktadır. Yaklaşık 2 milyon nüfusu var .

2 milyonun üzerindeki Çuvaş Türkü de ;

Kırgızistan , Moldova , Ukrayna , Azerbaycan , Gürcüstan , Türkmenistan , Estonya , Letonya , Tataristan  gibi Türk coğrafyasında yaşamaktalar .

Biz Türkler 9 milyon metre karelik alana yayılmış durumdayız .

Gagavuz Türk’leri gibi Ortodoks  Hıristiyandırlar .

Dillerini ve kültürlerini korumuşlardır .

Türkiye Türkçe’sine en yakın lehçeler Azerbaycan ve Gagavuz Türkçesidir .

Çuvaşlar anlama bakımından Türkiye Türkçe’sine en uzak konumdadır .

Kiril alfabesini kullanıyorlar .

Merkezde Rusça egemen .

Köylerinde  çoğunlukla Çuvaşça konuşuluyor .

Yaşam açısından gelenekler , görenekler ve toplumsal yaşamda  Türk yapısı görülür .

Halı ve kilimlerindeki motifler , özel günlerdeki kutlamalar ,iletişimlerinde , hediye alış verişlerinde yansır .

Bulgar Türkleri Çuvaşların Atalarıdır.

Bulgar  Han’ı  Almış Han 920 lerde Abbasi halifesine elçi göndermiş ve elçinin gidip gelişi 2 yıl sürmüş .

Ve İslamiyeti kabul etmişler.

Çuvaşlar genel olarak dağlık bölgelerde yaşadıkları için İslamiyet ile tanışmamışlar .

———————-

Çuvaş Türklerinin

Tarihi

———————-

Pek çok araştırmacı tarafından Bulgar dili, bugünkü Çuvaşçanın eski şekli olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla da bugünkü Çuvaş Türklerinin Ataları olarak eski Bulgar Türkleri gösterilmektedir.

Araştırmacılardan ;

* Barthold, Çuvaş halkının Bulgar ve İslavların karışımından meydana geldiğini söylerken,

* Kovalevskiy, Çuvaşların kökenini Suvarlara dayandırır.

* Rasonyi’ye göre ise Çuvaşların kanında Türk’ten başka bir karışım varsa bu ancak Fin kanı olabilir. (Finlilerin de kökü Türk’tür ) İ.Kulaçoğlu.

—–   
Bugünkü Çuvaşların Ataları diye bilinen İdil Bulgar Türkleri, 920 yılında Şelkey oğlu Yıltavar Almış Han zamanında resmi din olarak Müslümanlığı seçmişlerdir. Halife Muktedir Billah Cafer tarafından gönderilen heyet içinde katip / yazıcı sıfatıyla yer alan ve bölgeye giden İbn Fadlan da yazdığı seyahatnamesinde bu yıllardaki Bulgar toplumunu  geniş olarak anlatmaktadır.

Bulgarlar, Hazar Hanlığı 965 senesinde yıkılana kadar bu devlete tabi / bağlı olmuşlar ve Hazar Hakanı’na vergi ödemişlerdir.

1236’da Moğollar, Bulgarlara saldırmışlar, köyleri ve şehirleri yıkmışlardır.

1391 yılında, Timur’un Altın Ordu Han’ı Toktamış’a karşı yaptığı sefer sırasında Bulgar ülkesi bir kez daha tahrip edilmiştir / yıkım yapılmıştır.

9-13. yüzyıllar arasında Doğu Avrupa’nın en önemli ticaret merkezi olan Bulgar şehri, 1399 senesinde de Ruslar tarafından tahrip edilmiştir/ yıkım yapılmıştır.

(Erdoğan Merçil 1997: 14,15).
—–
Sırasıyla Altın-Ordu ve Kazan Hanlığı içinde yer alan Çuvaşistan ;

1552 yılında Kazan Hanlığı idaresinde iken Rus işgaline uğrayan Çuvaşistan, Başkurt Türkleri gibi ardı arkası kesilmeyen isyanlara katılmışlar, bunlardan da 1572-1584, Stafin-Razin Köylü Savaşları ve 1774-1776 ayaklanmaları en kanlıları olmuştur. Ama Rus egemenliğine geçmiştir.

1650’de Moskova hükümeti ile birleşmiş görülmektedir. (Kruger 1961: 9) Çuvaşlar, Rus hakimiyeti / egemenliği altında zorla Hıristiyanlaştırılmak ve Ruslaştırılmak politikalarıyla / siyasetiyle karşılaşmışlardır. Bu doğrultuda çeşitli misyoner faaliyetler / yayıcı  etkinlikler görülmüş , örnek olarak  İncil Çuvaşçaya çevrilmiştir (Nuri Yüce 1993: 389).

1917 Komünist İhtilali / devrimi sonucu ;

1920 yılında Çuvaş Muhtar bölgesi .

20.4.1925 yılında da Çuvaş Muhtar Cumhuriyeti olan Çuvaşistan, SSCB’nin dağılması üzerine ,

24. 10.1990 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, ancak Rusya Federasyonu’nun / birliğinin baskısı üzerine 1991 yılında Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyet olmuştur.

Çuvaşistan’da ilk serbest başkanlık seçimleri 1993 yılında yapılmıştır.

—–

 En önemli tarihçileri prof.Yegorov Nikolay İvanoviç .

Çuvaşça’yı şekillendiren Altayların güney batısında yaşayan Oğuzlardı . Oğur Türkleri olarak isimlendiriliyorlardı .

Ogurlar , On- Ok / Hunlarında Atalarıdır .

Avrupa Hunları , Sabirler ve Ogur Türk’lerinin karışması sonucu Bulgar ismi ile anılan Türk topluluğudur .

( Saadettin Gömeç 1999: 239).

—-

Kendisine has / özel meclisi, anayasası, bayrağı ve milli marşı bulunan Çuvaşistan’da Devlet Başkanı aynı zamanda meclis başkanı olarak da vazife yapmaktadır.

Devlet Başkanı Nikolay Vasiyeviç Fyodorov aynı zamanda Rus Devlet Başkanlığı hukuk bürosu üyesidir.

Mecliste üstün durumda bulunan Çuvaş Türkleri, Rusya’dan birçok taviz / ödün koparttıkları için aktif direniş halinde değillerdir.
—–
Bağımsızlık yanlısı birçok kişi ve kuruluş daha çok Türk şuuru ve kültürünü korumak ve geliştirmek amacıyla teşkilatlanmışlardır / örgütlenmişlerdir. Bunların en önemlileri

“ÇUVAŞ TÜRK  HALKI  MİLLİ HAREKETİ  ” ile Çuvaş Milli Akademisi’nin kurucusu olan Mihail Yuhma’nın yaptığı ” Nasyonel Grup “tur.

——————-

Çuvaş Türkçesi

ve  Edebiyatı

——————–

Konuştukları lisan / dil , diğer hiçbir Türk diline benzemiyor ama onlar Türkçe’nin en eski lehçesini konuşan tek halktır. Türklerin batıya göç sürecinde kaybettiği kelimeleri, hatta çoğul eklerini koruyorlar.

—–

Slav, Fin-Ogur kültürü etkisiyle sözcükler hayli değişmiş ama köklerini yaşatıyorlar.

Gerek ses, gerekse gramer / dilbilgisi  özellikleri bakımından Türk lehçeleri arasında özel bir yere sahip olan Çuvaşça, Türkologların üzerinde önemle durdukları bir saha / alan olmuştur.

Türkologlar, Çuvaşça’nın Türk lehçeleri arasındaki yerini belirlemeye çalışırlarken farklı görüşler ortaya sürmüşlerdir.

* W. Radloff, Çuvaşça’nın Türkçeleşmiş bir Fin-Ugor dili olabileceği ihtimali / olasılığı üzerinde dururken.

* J.G. Ramstedt ve N. Poppe, Çuvaşça’nın Türkçe ile Moğolca arasında köprü vazifesi yapan üçüncü bir dil olduğu görüşünü savunmuşlardır.

(Nuri Yüce 1993: 389)

* Doç. Dr. Ali  Fehmi  Karamanlıoğlu ve R. R. Arat ise Çuvaşça’nın Ana Türkçe döneminde Yakutça ile birlikte ayrıldığını kabul etmektedirler.

—–

Çuvaşça, Anatri  / Aşağı  ve Viryal  / Yukarı  olmak üzere iki ana diyalekte / lehçesine ayrılmaktadır.

Çuvaş edebi dili, Anatri / aşağı diyalektine lehçesine  dayanır.

Bu iki diyalekt / lehçe arasındaki en önemli fark ise ;

Eski Türkçe “ o ” sesinin Tatarcanın tesiriyle Aşağı diyalektte / lehçede  “ u ”

ya dönüşmesidir.

(Mehmet Yılmaz 1997: 1545).
—–
İvan Yakovleviç Yakovlev, Rus alfabesine dayalı, Çuvaşça’nın ses özelliklerine uyan yeni bir yazı sistemi getirmiştir.

Bugünkü Çuvaş alfabesi, Yakovlev’in 1872’de meydana getirdiği alfabenin biraz değiştirilmiş şeklinden oluşmuş , 34 harf ve 2 yardımcı işaretten oluşmaktadır

( Nuri Yüce 1993: 389)

Çuvaşça’daki  seslerin 9’u ünlü / sesli , 25’ i ünsüzdür.
—–
Çuvaşça ile diğer Türk Lehçeleri ve Eski Türkçe arasında özellikle temel fiiller, şahıs zamirleri, sayılar ve organ isimleri dikkate alındığında, belli başlı ses değişmeleri dışında çok büyük bir farklılık yoktur.

Nikolay  İvanoviç  Aşmarin 1928 ile 1950 yılları arasında 17 ciltlik Slovar Çuvaskogo Yazıka  / Çuvaş Dilinin Sözlüğü  hazırlayarak Çuvaş tarihi, lisanı ve kültürü için çok   önemli  bir eser ortaya koymuştur.

—–

1.9.1967’de Çeboksarı’da  / Şupaşkar  Çuvaş Devlet Üniversitesi açılmıştır.
———–

Ekonomi

———–
Çuvaşların, en eski sanatlarından birisi de tahta oymacılığıdır.

Köylerde kadınlar hala eski kılık-kıyafetlerini / giysilerini kısmen muhafaza etmektedirler/ korumaktadırlar.

Çuvaş folkloru sanatta, musikide ve halk danslarında yaşamaktadır.

Halk sanatı, tahta oymacılığı ile örgüde kendini gösterir.

Örgülerinde kullandıkları ana renk koyu kırmızı olup, örgülerin arasında yeşil, koyu mavi, sarı renkler ve kenarlarında siyah bordürler hakimdir/ egemendir.

—–
Tarım ve hayvancılık yapmaktalar.

Buğday, çavdar, patates, şeker pancarı, baklagiller, şerbetçiotu yetiştirilir.

Şehirlerde et kombinaları /  birleşik et işletmeleri , sütlü gıda imalathaneleri / üretim yerleri , makina , elektronik, kimya ve tekstil endüstrileri bulunmaktadır.
—–
Evlenirken kızlar evin bütün eşyalarını getiriyor, erkek tarafı ise ev alıyor.

Köy düğünlerinde kızlar biraraya gelip şarkı söyleyip eğlenirken, şehirde ise evlilik merasimi / töreni Türkiye’de olduğu gibi geleneksel adetleri yitirmiş durumda…

—–

Din

—–
Bu günkü Çuvaş halkının büyük bir bölümü Ortodoks Hıristiyan’dır.

Başkent Şupaşkar’da pek çok kilise bulunmaktadır. Bu kiliselerden bazıları 17. yüzyıldan kalma yapılardır. Çuvaşistan’da az sayıda Müslüman nüfus da vardır.

Çuvaşlar dil ve din özellikleri yönünden genel Türklükten uzak gibi gözükmekle birlikte, İdil-Ural’daki diğer Türk boyları (Tatar-Başkurt) ile kardeşliklerinin şuurundadırlar ve bu şuur tahsil / eğitim derecesinin ve milli kültüre verilen ehemmiyetin / önemin  fazlalaştığı derecede artmaktadır.

1990’dan itibaren / başlayarak Çuvaşistan ile Türkiye arasında kültürel ilişkiler başlamış olup, bir miktar Çuvaş öğrenci Türkiye’de tahsil / eğitim görmektedir.

—————–

Dil ve etnik / köken ilişkilerin yoğun olduğu İdil-Ural bölgesinin Türk ve Fin-Ugor halklarına, bunlar arasında da özellikle Çuvaşlara ayrı bir önem veren bilim adamları arasında, Gyula  Meszaros en dikkat çekenlerden biridir.

Meszaros, İdil-Ural bölgesinde derlediği malzemelerle bölgedeki halkların dili, etnografyası / kökenleri , folkloru, dini  inançları konusunda yapılan çalışmalar için zengin bir hazineyi araştırmacıların hizmetine sunmuştur.

———-

Ek bilgi :

———-

Türkoloji  tarihinde Macar bilim adamlarının katkıları  amaç, yöntem, elde edilen sonuçlar bakımından oldukça önemlidir. Macarların Türk tarihi, dili, edebiyatı ve folkloruna gösterdikleri ilginin sadece oryantalist / doğu bilimci  bakış açısının sonucu olmaması bu çalışmaların daha farklı bir değer görmesine  neden olmuştur.

—–                                          

Macarların köklerini araştıran Macar bilim adamları için Türklerin tarihi, dili, edebiyatı, folkloru özel bir yer alır. Ural-Altay  teorisi çerçevesinde Türkler ile dil akrabalığı söz konusu edilen Macarlar, Türk ve Macar toplulukları arasındaki çalışmaları sağlam bir zemine oturtabilmek için özellikle dil ve tarih alanında çok sayıda araştırma yapmışlar, çalışmalarında  Çuvaşlara da özel bir önem vermişlerdir.

————

Kaynakça

————

 TRT  AVAZ .

( Doç.dr. Feyzi Ersoy anlatısı . Türk lehçeleri ve edebiyatı uzmanı )

Saadettin Yağmur Gömeç ( Türk Hun tarihi )

Doç. Dr. Ali  Fehmi  Karamanlıoğlu ( Türk dili nereden geliyor , nereye gidiyor)

Erdoğan Merçil ( İlk Türk-İslam Devletleri, TTK Basımevi, İstanbul, 1985)

Tarihvearkeoloji.com

İdris Kulaçoğlu . çalışma odam