CENGİZ / MOĞOL İMPARATORLUĞU ve Cengizname

Öncelikle  Cengiz Han’ın kimliği ve Moğol isminin  irdelemesini yapmamız gerekiyor.

“Cengiz Han”, “Atatürk”, “Aksakal”  gibi  ünvandır.

Gerçek ismi – TERMİRŞİN / Demircin.

Bazı kaynaklara göre Temirşi / Demirci.

Çin ve avrupa tarihçilerinin arşiv ve kronikalarında / kurgusal  karakterlerinde TEMUÇİN /TIMUÇİN olarak yazılı geçiyor.

Sebebi de Çin dilinde “Rr” sesinin harfiyen yok olmasından kaynaklanıyor.

—-

CENGİZ kelimesinin etimolojisine / köken incelemesine  bakılırsa eski Köktürk ve Türk dilinin Kıpçak şivelerinde ‘’ ZAFER ‘’  anlamını veren söz ‘’ CENİS ” / yeniş – yenmek  anlamını veren  öz Türkçe  sözdür.

Örneğin, Kazak ve Kırgız, Tatar ve Başkurt dillerinde:

” Cenis küni quttı bolsın ” / Zafer günü kutlu olsun.

” Biz olardı cendik”  / Biz onları yendik.

Örnekte  gördüğümüz gibi  ZAFER KAĞANI anlamındaki unvan CENİS KAĞAN / HAN.

Kazak, Türkmen, Kırgız ve Tatar dillerinde var olan ‘’  Nn ‘’ sesi avrupa dillerinde NG/ng transkripsiyonu / çevirisi – kopyalama  ile veriliyor, dolayısıyla “Ge(ng)is Khan” olarak veriliyor ve tüm dünya insanlarının da ağızları alıştı.

————

MOĞOL kelimesi de ;

Eski Köktürk ve Kıpçak şivelerinde MIN QOL  /  BİN KOL anlamını taşıyan terimdir.

Cengiz Han unvanını alarak Han ilan edildiğinde bu imparatorluğu MINKOL / MINQOL , binlerce kolu (askeri / ordusu) olan devlet anlamını veren isimdir.

O andan itibaren / başlayarak el ağzında MINKOL olarak adlanmaya başlar.

Çin ve Avrupa tarih zaman biliminde / dizininde  değişik sesle yazılarak yani

‘’ Ng ‘’ yazılımı  ile MO{GN}OL (Mo{ng}olia) kayıt olmuştur.

Moğol diye ne IRK ne de HALK  yoktur.

Bugün kendilerini Moğol olarak tanıtan halkın özgün  isimleri ise ;

HALHA , OYRAT veya daha eski adı MÜNGÜ’dür.

“HAN” / “KAĞAN” kelimesi de Türk lere aittir.

Moğolların en yüksek devlet statüleri / konumları – değergeleri ise TAYÇİ ‘dir. 

HAN sadece Türk devletlerinde kullanıldı. Hatta Osmanlı Sultanlarının isimlerine de ek olarak kullanılıyordu.

Cengiz Hanın yönettiği binlerce kolu (askeri/ordusu) olan imparatorluğun resmi dili ise  Türk dilinin KIPÇAK şivesi idi, çünkü devlet nüfusunun %70 Türk kökenli Kıpçak kabileleri, %10 Karluk ve % 10 Oğuz kabilelerinden oluşuyordu.

Oğuzların oranının  az olması  , Oğuzların en büyük kısmı Anadolu, Güney Kafkas ve İran coğrafyasındaydılar.

Bu iki isimlendirmenin öz açıklaması böyledir.

İdris Kulaçoğlu . 22.1.2019 14:00 çalışma odam .

———————————–

 CENGİZ İMPARATORLUĞU

MOĞOLLAR  / MİNKOL ‘lar

( Binlerce kolu / askeri olan devlet )

Esasta  HALHA’ lar  / OYRAT ‘ lardır.

Daha eski adı MÜNGÜ ‘lerdir.

———————————-

 Kurucusu :

CENGİZ HAN

TERMİRŞİN (Demircin).

Temirşi / Demirci.

TEMUÇİN

TİMUÇİN ( Çin’de Mükemmel savaşçı )

Zafer Kağanı .

( 1162 / 1227 )

————————–

Cengiz İmp. Han’ları

————————–

Cengiz (1205-1227)

Ögeday (1229-1241)

Güyük (1246-1248)

Möngke (1251-1259)

Arık Böke (1259-1264)

Kubilay (1260-1294)

—————–

CENGİZ  HAN

—————–

Söylentiye göre Timuçin, bir eli yumruk şeklinde doğdu ve avucu açıldığında içinin kan pıhtısıyla dolu olduğu görüldü.

Babası Yesügey Bahadır bunu öğrenince oğlunun büyük bir savaşçı olacağını ve yeryüzünde çok kan dökülmesine yol açacağını söyledi.

Yesügüy Bahadır, 12. ve 13. yüzyılda Moğolistan’da büyük ün ve güç kazanmış KIYAT   TATAR boyunun önderiydi.

Annesi aynı boydan gelen Ulun Hatun, Timuçin’i ve diğer çocuklarını eski Türk geleneklerine göre yetiştirmeye çalışan fedakar / özverili  bir kadındı.

Yesügüy Bahadır, büyük bir savaşçı olacağını söyediği oğlu Timuçin henüz on yaşındayken öldü. Yönetimi altındaki halkın birliği dağıldı .

O zamanlar küçük olduğu için kendi toplumundan  dışlanmış, lider olarak kabul görmemiştir. Daha sonraları da eski toplumuna  esir olarak düşmüştür.

Daha sonra  ordusunun generallerinden olacak olan Çilayu’nun yardımı ile kurtulmuştur.

Ulun Hatun ve çocukları kimsesiz, yardıma gereksinim duyar konuma geldiler.

Bu zorlu yaşam koşullarında büyüyen Timuçin, uzun boylu güçlü kuvvetli atılgan bir genç adam olmuştu. Bütün gün at üstünde kalabiliyor, okunu ustalıkla kullanabiliyordu. Timuçin ve kardeşleri babalarının ulusunu kendi çevrelerinde toplamaya ve bütün haklı bir araya getirmeye çalıştılar .

Bu çağda birçok derebeyliğe bölünmüş olan Moğolistan’da üç güçlü Han vardı;

1 – Kereyit Han’ı, Tuğrul .

2 – Nayman Han’ı, Buyruk.

3 – Merkitler ( Bunlar Yesügüy Bahadır soyunun en eski düşmanıydı.)

Yesügüy’ün oğullarının güçlenmesi karşısında telaşa / şaşkınlığa – karışıklığa kapılan Merkitler, bir gece Timuçin ve kardeşlerinin karargahına bir baskın düzenlediler. Timuçin’in annesini ve karısını kaçırdılar.

Ayrıca bütün malı mülkü yağmalanan Timuçin canını zor kurtararak Haldun Dağı’na sığındı.

Merkitlere karşı koyabilmek ve ailesini kurtarabilmek için babası Yesügüy Bahadır’ın dostu Kereyit Hanı Tuğrul’dan yardım istedi. Tuğrul Han, Timuçin’in emrine büyük bir ordu gönderdi. Timuçin böylece ailesini Merkitlerin elinden kurtarabildi.

Timuçin’in giderek güçlenmesiyle diğer boylarda ayaklanmalar da başladı. Savaş sırasında dostu Tuğrul Han da ölünce Kereyit boyu Timuçin’in toplumuna katıldı.

Birçok beyliği kendi koruması altında toplayan Timuçin’in, Moğolistan’ın tek hükümdarı olabilmesi için en güçlü düşmanı Nayman Hanlığını da ele geçirmesi gerekiyordu.

1204’te başlayan zorlu savaş bir yıl sürdü. Timuçin bu savaşı da kazanmış, artık gücünü kabul ettirmişti.

—-

1206 yılına kadar Cengiz Han birçok zorluk yaşamıştır.

Tüm Moğol kabilelerini bir araya toplamaya çalışmıştır.

Bunu yapmak tüm Moğolistan’ın hükümdarı olmak demektir ki Cengiz Han bunu başarmıştır.

Artık Cengiz  İmparatorluğu kurulmuş bütün kabileler bir araya toplanmıştı.

Fakat dış dünyada daha birçok düşman vardı.

1206 yılında Onon nehri kıyısında toplanan büyük kurultayca ” CENGİZ ” ünvanı ile Hakan ilan edildi. Bu törende geleneklere göre dokuz sancak dikildi.

1211 yılında Pekin‘i kuşattı, uzun süren kanlı çarpışmalardan sonra Çin hükümdarıyla bir antlaşma imzalandı ve bir Çin prensesiyle evlendi.

Ancak savaş birkaç ay sonra yine başladı ve 1215’e, Pekin’in alınmasına kadar sürdü. Bu tarihte Çin hükümdarı Cengiz Han’ın kesin egemenliğini kabul etti ve haraç vermeye razı oldu.

Batıdaki en güçlü İslam devleti Harzemşah’lardı. Hükümdarları Sultan Mahmut, kısa süre önce Karahıtay devletini yenilgiye uğratmıştı ve Çin’e saldırıya hazırlanmaktaydı.

Cengiz’in başarısından sonra telaşa / şaşkınlığa – karışıklığa kapıldı ve ona Seyyid Bahaiddin Razi başkanlığında bir elçiler kurulu gönderdi.

Cengiz Han da Harzemşah’larla dostluğun ve ticaretin yararlı olacağını düşündüğünden, bu harekete karşılık olarak, Harzeme ( Bilgin El Harezmi ‘nin doğduğu yer . ) Mahmut Yalavaç başkanlığında bir kurul gönderdi. Böylece Moğollar ile Harzemşahlar arasında dostluk başlamış ve bir ticaret antlaşması yapılmış oluyordu.

Bu antlaşma üzerine, 1218’de , 450 kişilik Moğol ticaret kervanı, o çağın en pahalı mallarını islam ülkelerine götürmek üzere yola çıktı. Ne var ki, Harzem ülkesindeki Otrar şehrinde, Otrar valisi Kayır Han Inaçık bu kervanı durdurttu. Mallarını yağmalattı, bütün adamlarını öldürttü. Kurtulabilen tek kişi, durumu Cengiz Han’a bildirdi.

Bunun üzerine Cengiz, Sultan Mahmut’tan Kayır Han’ın kendisine teslimini istedi. Ama, Cengiz’in bu isteğini belirtmek için gelen elçileri de öldürüldü.

Tarihe ” OTRAR FACİASİ / ACIKLI OLAYI ” adıyla geçen bu olay, islam ülkelerine Moğol akınlarının başlamasının sebebi oldu.

Cengiz Han, Harzem Devletinden öc almaya karar vererek büyük bir sefer düzenledi. Yolu üzerindeki Karahıtay ve Nayman beyliklerini ele geçirdi.

Kervanının yağmalandığı ve adamlarının öldürüldüğü Otrar şehrine geldiğinde 70 bin askerle karşı koyan Otrar valisi Kayır Han’la bir süre çarpıştıktan sonra, oğulları Çağatay ile Ogedey‘i orada bırakıp yoluna devam etti.

Yolu üzerindeki kendiliğinden teslim olan Zernuk kalesinin bulunduğu şehre

” Kutlu Şehir ” adını verdi.

Bağdat kütüphanelerini yakıp, yıktı. İnsanlık tarihini ve gelişimini etkileyen önemli bir olaydır.

Maverahünnehir denilen islam bölgesi de Cengiz Han’ın ordularınca kıskaca alındı.

( Orta Asya’da, Ceyhun / Amuderya ve Seyhun / Siriderya nehirleri arasında kalan tarihi bölge. Bugün bu bölge Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında bölünmüştür . )

( Ceyhun , Divan-ı Lügati’t-Türk’de tanınmış ırmağın adı diye tanımlanır.

Ceyhun, cenk edilen yer anlamına da gelmektedir.  

Seyhun nehrine Oğuzlar ‘’  Yincü Ügüz / İnci nehri ‘’ derlerdi . )

Ardından Semerkant‘ı geçen Cengiz Han, Buhara‘yı kuşattı. Üç gün üç gece süren saldırılar sonunda Buhara’yı savunan 50 bin kişilik ordu, kana bulanan şehri Cengiz Han’a teslim etti.

Semerkant’ı kuşattığında da yine halkı kılıçtan geçirdi.

Horasan‘ı da ele geçiren Cengiz Han oğullarına Harzem’in merkezi Ülgenç şehrini kuşatma emrini verdi. Altı ay süren kuşatma sonunda Ülgenç ‘de yerle bir edildi. Sert İntikam alışı ,  Cengiz Han’ın tarih sayfalarına kanlı hükümdar olarak geçmesine neden olmuştur .

Bütün bu savaşlar, doğudaki İslam devletlerinin hemen hepsinin Moğol egemenliğine geçmesini sağladı.

1225’de Moğolistan’a döndü.

Dönüşte imparatorluğunu 4 oğlu / CUCİ , ÇAĞATAY , ÖGEDAY ve TULUY arasında paylaştırdı.

1227 nin Ağustos ayında çıktığı Tangut seferinde hastalanarak öldü.

Cenaze töreni eski Türk Hakanlarınınki gibi yapıldığından , mezarının nerede olduğu bilinmemektedir.

Bu büyük savaşçı yalnız askeri başarılarla yetinmemiş, Cengiz / Moğol İmparatorluğu’nun hukuk ve askeri işlerini düzenleyen bir kanun da yapmıştı.

CENGİZ YASASI diye bilinen bu yasa eski Türk’lerden gelen sözlü geleneğin / törenin otuz üç  ( 33 ) defterde toplanmasıydı.

Cengiz Han’ın askeri becerisi ve uyguladığı izlem – tasarımlar tarihe büyük bir kumandan olarak geçmesini sağladı.

1279 .Cengiz Han ve çocukları kara sınırı olarak gelmiş geçmiş en büyük 2. Türk devletini oluşturdular .

Cengiz Han, gerek zeka , gerek devlet yönetimi konusunda tarihi bir kişiliktir .

—————————

Tarihte Bıraktığı İzler

—————————

* Yaşamış en büyük Hükümdarlardandır.

* Son 1000 yıla ismini yazdırmış kişilerdendir.

* Kurduğu imparatorluk en büyük 2. Kara sınırlarına sahiptir.

* En fazla ırkı devam eden kişide Cengiz Handır.(16 milyon kişi )

* Asya’yı ve Avrupa’yı kısa süreliğine de olsa birleştirmeyi başarmıştır ve ticaret artmıştır.

* Avrupa’nın askeri sistemini değiştirmiştir.

* Gittiği yerler de pusula ve abaküsün /  sayı boncuğu – ÇÖRKÜ kullanımını yaygınlaştırmıştır.

——————

CENGİZNAME

——————

Cengizname , Cengiz imparatorluğunu kuran ve Türk birliğini sağlayan Cengiz Hanın hayatı, kişiliği ve fetihleri etrafında söylenmiş destan.

Bu destan Orta Asya’da Cengiz ve çocukları tarafından idare edilen Türk toplumları  arasında 13. yüzyılda doğmuştur.

Yazılı edebiyata 15. yüzyıl sonlarında geçmiş olan bu destanın, Orta Asya Türkleri arasında yaygın ve devamlı bir ömrü olmuştur.

Türk’ lerin İslamiyetten uzak kalan Başkurt, Kırgız-Kazakları, Yakutlar-Tonguzlar gibi boyları arasında yaşatılmıştır.

Eserde olaylar , Cengiz / Moğol İmparatoru Cengiz’in ve çocuklarının tarihi hikayelerini içine alan

Cengizname, Cengiz’den başlayarak çocukları ve torunlarının destani bir tarihi olarak kabul edilmiştir.

Destan, Cengiz’in Ata’ ları ve doğuşu ile başlar.

Evlenişi, bazı Orta Asya kabilelerinin başına geçişi, yaptığı savaşlar ve fetihleri anlatıldıktan sonra kurduğu imparatorluğu çocukları arasında paylaştırarak ölmesiyle biter.

Cengizname’nin Paris Milli Kütüphanesinde, Berlin Devlet Kütüphanesinde, British Museumda yazma tıpkı basımları vardır.

Türk dünyasında ki ilk tıpkı basımı İbrahim Halfin tarafından 1822’de Kazan’da yapılmıştır.

——————-

Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı’nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-name, Moğol Hanlarının destanı tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir.

17. yüzyılda Orta Asya Türkçe’sinin büyük yazarı Ebü’l Gazi Bahadır Han ,

“ Şecere-i Türk / Türk’ün soyu ” adlı eserinde “Cengiz-Name”nin 17 değişgenini saptadığını söylemektedir.

Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya’daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir.

“ Cengiz-Name ” nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da

” Destan-ı Nesl-i Cengiz Han “dır.

** Destanlarımız başlığı altında paylaştım. İ.Kulaçoğlu .

—————-

2 – ÖGEDAY  

(1229-1241)

—————-

Doğumu :7. 11.1186

Ölümü : 11. 12.1241

Babası : Cengiz Han .

Annesi : Börte Hatun / Borta-Koçin.

Kardeşi : Çağatay.

Çocukları : Güyük, Kadan, Godan Han, Khashi / Haşi Han, Melig Khan, Sürkhakhan, Khochu / Hoçu, Horaçar.

Hüküm süresi : 1229-1241

—-

Batı kaynaklarında Occoday, Hacotha, Etheracan, Ectais, Ocuai, Türkçe’de ise Oktay olarak tanınmıştır.

Cengiz Han’ın üçüncü oğludur.

Moğol geleneklerine göre Ögeday av ve binicilik eğitimi gördü. Cengiz Han’ın en yetkin subaylarından Borohul, kendisine eğitici atanmıştı.Ögeday ve kardeşleri, gençlik yıllarında Cengiz’in en yakın danışmanları oldular.

“ ORLÜK / Prens-kartal ‘’ sanı aldılar.

* Cuci av başkanlığı,

* Çağatay yasa başkanlığı,

* Ögeday başdanışman,

* Toluy ordunun simgesel komutanlığı gibi görevleri yüklendiler.

1203 de Kereyitler’le yapılan Halahalcit Savaşı’ nda Ögeday ağır yaralandı.

1204 de Merkitler, Cengiz / Moğol egemenliğine girdikten sonra Merkit Han’ının kızı Töregene ile evlendi.

1206’da deneyimli subaylardan Iluge ve Degoi yanına verildi.

1211-1216 arasındaki Çin seferine katıldı.

Kuzey Çin’in istilasından sonra Cengiz Han, öteki oğullarının da görüşlerini alarak Ögeday’ı, yasaları, protokolü / kuralları öğrenmesi ve yetişmesi için karargahta bıraktı.

( İstila : Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme. Yayılma . Sarma . Kaplama . ) İ.K

1219 yılında veliaht / aday  olan Ögeday, ağabeyleri Cuci ve Çağatay’la birlikte Harezm seferlerine katıldı. Otrar seferinde başarılı bir komutan olduğunu kanıtladı. Cengiz Han’ın 1227 yılında ölümünün ardından Ögeday yeni hükümdar seçildi.

Ortaya çıkan çözülmeleri durdurmak, genişlemeyi sürdürmek için önlemler aldı. Yeni yasalar hazırladı.

Kardeşi Çağatay’a Uygur ülkesinden Horasan’a dek olan yerleri yurt olarak bıraktı.

Cengiz / Moğol İmparatorluğu’na bağlı ülkelerden gelen yıllık vergileri düzenledi. 15 yaşından büyük  nüfusu saydırdı. Bu sayede çıkarabileceği azami / en yüksek asker sayısını belirlemek için bir veri elde etti.

1229 yılında Carmagon Noyan’ı Harezmşahlar’ın üzerine gönderdi. Yenilgiye uğrayan Celaleddin Harezmşah’ın 1231 yılında ölümünün ardından Cengiz / Moğol ordusu İran’ın batısına doğru ilerledi.

Ögeday Çin seferine hazırlanırken Subitay Noyan’ın birçok Moğol prensi ile birlikte Kıpçak iline gönderdi. Bir başka Moğol ordusu da Keşmir ve Afganistan’a girdi. Ögedey de kardeşi Çağatay’ı yanına alarak Çin seferine çıktı.

1234 de Bu seferde Çin orduları büyük bir bozguna uğratıldı. 60’tan fazla kale ve şehir ele geçirildi. Kuzey Çin’in tamamını hakimiyeti / egemenliği altına alan Ögeday Karakurum’a döndü.

Ögeday ile Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubad arasında yoğun diplomatik ilişkiler oldu.

Ögeday, Keykubad’ı kendisine bağlılık bildirmesi için Karakurum’a çağırdı. Keykubad buna yanaşmayarak oyalama siyaseti güttü. Bunun üzerine Ögeday, Carmagon Noyan’ı Anadolu’ya gönderdi. Cengiz / Moğol ordusu kısa zamanda Azerbaycan’ı ele geçirdi.

1236 da oğlu Kutan’ı Sung Krallığı (Güney Çin) üzerine gönderen Ögedey, yeni seferlerin planlanması için kurultayı topladı.

Toplam sayıları bir milyona yaklaşan Cengiz / Moğol askerlerinin geçimi için sürekli akın ve talan gerekmekteydi.

Toluy’un oğlu Mengü, Çağatay’ın oğlu Baydar, Ögeday’ın oğlu Güyük ve Suday Bahadır, Batu’nun komutasında Batı seferinde gönderildiler.

Bu yeni açılma siyaseti sessizliğin egemen olduğu Doğu ve Batı’da büyük çalkantılara yol açtı.

Gürcistan’da başlatılan saldırılar Batu ve akıncı kuvvetleri komutanı Bela tarafından Batı’ya kaydırılarak Başkır, Kazak, Bulgar ülkelerine ve Rusya’ya yöneltildi.

1236  da  Rusya Moğollar’a bağımlı bir devlet durumuna geldi.

1239’da Kiev’i alan Batu, Galiçya’yı ele geçirerek Macaristan’a yöneldi.

Bela ise Polonya, Silezya ve Moravya’da yağmalarda bulundu. Moğol orduları Vistül Irmağı’na kadar birçok bölgeyi yakıp yıktılar.

1241 de Bela Krakövi’ye girdi. Avrupa devletlerinin oluşturduğu ordular büyük bozguna uğratıldı. Batu ciddi bir direnişle karşılaşmadan Budapeşte önüne geldi.

1240 yılında Tataristan’da geleneksel olarak düzenlenen av partisinde fazla içkiden hastalandı. Uzunca bir süre yönetimde etkisiz kaldı. 1241 yılında ölümünün ardından zehirlendiği şüphesiyle bazı cariyeleri ve devlet adamları öldürüldü.

Ögeday’ın ölümünün ardından ülkeyi beş yıl boyunca eşi Töregene yönetti.

Oğlu Güyük Han 1246 yılında Kağan seçildi.

1249’da Güyük ölünce iki yıllık bir aradan sonra Moğol tahtına Toluy’un oğlu Mengü oturdu.

Ögeday, Kaman / Şaman inancı taşımasına karşın İslamiyet’e de saygı duymuştur.

Her dinden insana yeteneklerine göre vazife / görev verirdi.

Çinli vezir İli Çütesay’dan bilim ve teknoloji alanlarında bilgiler edinmiştir. Adaleti içtenlikle arzulamasına karşın uzak ülkelerdeki ordularının zulümlerde bulunmasını önleyememiştir.

Bunda gevşek politikasının ve olaylardan habersiz kalışının da etkisi vardır.

13 yıllık hükümdarlığında o dönem bilinen dünyanın yarısına hakim / egemen  olmuştur.

————————————

3 – GÜYÜK / GÖYÜK KAĞAN

KÜYÜK  Han

Cengiz / Moğol imparatoru

————————————

Doğumu : 19.3.1206

Ölümü : 20.4.1248

Babası : Ögeday Han.

Annesi : Töregene Hatun.
Büyük babası : Cengiz Han.

Kardeşleri : Kadan, Godan Han.

Eşi : Oghul Qaimish Hatun.

Çocukları : Yelimishi, Naqu Khan, Khoja Khan, Khokhoo Khan, Babahaer, Khokhoo, Naqu, Khoja.

Hüküm süresi : 1246-1248 .

Göyük : Kovuk . Oyuk . İçi boş ceviz anlamlarındadır.( TDK )

Annesi Töregene`nin siyasi manevraları / oyunları  sayesinde 1246`da toplanan kurultayda büyük Kağan seçildi.

Batı Hıristiyanlığınca heretiklik olarak kabul edilen Nasturilikten büyük ölçüde etkilendi ve çevresine Hıristiyan danışmanlar topladı.

( Nasturi : Hristiyan Mezhebi. Adını kurucusu olan İstanbul patriği “Nestorius”dan almıştır.) İ.Kulaçoğlu.

Kağanlığa seçilişi Cengiz`in öteki torunu, Rusya fatihi ve Altın Orda Devleti`nin kurucusu Batu`nun tepkisini çektiyse de, erken ölümü Moğol İmparatorluğu`nun tümüyle parçalanmasını önledi.


Vatikan’ın açtığı 1000 yıllık gizli belgelerden birine göre, Güyük  Han, 1246’da Papa Dördüncü Innocentius’a yazdığı mektupta,

“ Doğrudan kendiniz   gelip saygı sunmazsanız, düşmanımız olacaksınız” diyor.1206-1248 (43 Yaş)

————————

4 – MÖNGKE  HAN

/ MENGÜ

(1251-1259)

————————

Doğumu : 10.1.1209

Ölümü : 11.8.1259

Babası : Tuluy.

Annesi : Sorgaktani  Baki / Beki Hatun.      

Büyük babası : Cengiz Han.

Kardeşleri : Hülagü, Arık Böke, Kubilay Han.

Eşi : Chubei Hatun.

Çocukları : Baltu Han, Shiregi, Urüng Tash, Asutai, Bayalun,

Bichike , Shirin .

1251-59 arasında Moğol hükümdarı. Cengiz Han’ın torunuydu.

Yıllarca Moğol İmparatorluğu’na hizmet veren başkent Karakurum’da hüküm süren son han oldu. Mengü’nün yönetimi sırasında başkent ve imparatorluk büyük bir gelişme göstermiştir.

Mengü batıda, Moğol ordularına komuta etmesi için kardeşi Hülagü’yü komutan olarak atadı. Hülagü sık ve güçlü saldırılarla İran’a saldırıp 1256 yılının sonlarına doğru son İran direnişini de kırdı. Ardından Hülagü komutasında, Irak ve Suriye topraklarında ilerleyen  batı Cengiz / Moğol ordusu  1258 yılında Bağdat’ı, 1259 yılında Şam ve Halep’i yağmalayıp Akdeniz kıyılarına ulaşmayı başardı.

Mengü doğuda ise orduların başına diğer kardeşi Kubilay’ı komutan olarak atadı.

Doğuda ki politika;

Güneyden Çin’in içlerine doğru ilerleyip tüm Çin’e hüküm sürmekti.

Kubilay Han’ın öncülüğünde ki doğu Cengiz / Moğol ordusu, bugün Çin’in Yunnan yönetim bölgesine bağlı olan Nanzhao’daki Tay Krallığı’nı ele geçirdi. Moğollar bugünkü Vietnam’ın büyük çoğunluğuna egemen oldu.

Mengü, Cengiz / Moğol ordusu Çin içlerinde ilerlerken doğu ordusunun başına geçti ve hareketlerini arttırdı.

Bu sırada Çin’de büyük bir salgın hastalık ortaya çıkmış ve Moğol ordusu bundan büyük bir zarar görmüştü. Lakin bu hastalıktan en büyük zararı Mengü görecek ve savaş alanında ölmesine neden olacaktı.

Mengü’nün yerine Kubilay tekrar ordunun başına geçti ve Mengü’nün hayalini gerçekleştirerek tüm Çin’i ele geçirdi.

Mengü her zaman katı ama bir o kadar da cömert ve merhametli bir hükümdar olmuştur. Daima Cengiz / Moğol yaşam tarzını sürdürmüş ve Cengiz / Moğol değerlerinin korunması için elinden geleni yapmıştır.

————————–

5 – ARIK  BÖKE  HAN

( ARIK BUKA )

(1259-1264)

————————–

Doğumu : 1219

Ölümü : 1266

Babası : Tuluy Han.

Annesi : Sorgaktani Baki / Beki Hatun.

Kardeşleri : Möngke, Hülagü, Kubilay Han.

Büyük babası : Cengiz Han.

Çocukları : Alitiemuer, Yobuqur.

Möngke  Han’ın  ölümünün ardından kardeşleri Kubilay ve Hülagü seferde oldukları için kısa bir süre tahta çıkmıştır.

Ögeday Han öldüğünde ortaya çıkan taht kavgası sonunda iktidara / yönetime Ögeday’ın oğlu Güyük geçse de iki yıl sonra 1248 yılında ölünce yeni bir taht kavgası başlar.

İktidarı / yönetimi Toluy’un oğlu olan Möngke alır.

Kubilay ile birlikte Güney Çin bölgesini ele geçirmeye ve Song Hanedanına boyun eğdirmeye çalışır.

Diğer kardeş olan Hülagü ise batıya doğru sefere çıkmış, Bağdat’ı ele geçirerek Suriye ve Filistin’e doğru ilerlemiştir.

Bu dönemde merkezdeki işlerden Arık Böke sorumlu olmuş, Möngke 1259 yılında ölünce de kardeşlerinin olmadığı bir ortamda Büyük Han olmuştur. İmparatoluğun başkenti olan Karakurum’daki güçlü ailelerin, Altın Orda prenslerinin, Torgut imparatorluk muhafızlarının / korumalarının , Ak Orda asillerinin ve Oyrat toplumunun desteğine sahipti.

Kubilay ve Hülagü, Möngke’nin ölüm haberini alır almaz askeri seferleri durdurarak başkente yetişmek üzere yola çıkarlar.

1260 yılı Nisan ayında Kubilay kendi destekçileri tarafından Büyük Han ilan edilir.

Bunun üzerine iki kardeş arasında iç savaş başlar.

İkili iktidar / yönetim dönemi tüm Moğol seferlerini ve bağlı devletlerini derinden etkileyecektir.

Çağatay Hanlığına lider olarak Kubilay kendisine sadık olan Abishqa’yı atarsa da Arık Böke onu yakalatıp öldürterek yerine  kendi müttefiki / anlaşmalısı olan Algu’yu geçirir.

Arık Böke  , Algu’dan bölgeyi diğer kardeşi Hülagü’den ve Altın Orda lideri Berke’den korumasını ister. Ancak Algu saf değiştirerek Arık Böke’yi desteklemekten vazgeçer. Kaydu Han bölgede Arık Böke’ye sadık kalmış, ordusuyla bölgeye gelen Arık Böke, Algu ile önce yenişemese de sonunda batıya doğru geri çekilmesini sağlamıştır.

Arık Böke ile Kubilay arasında savaş sürerken Arık Böke kuvvetleri giderek zayıflamaya başlar. Kubilay ordusunda Cengiz / Moğol süvarileri, Alan ve çeşitli Türk boylarından savaşçılar ve çok sayıda Çinli ve Goryeo piyadesi / yaya askeri bulunuyordu.

Kubilay’ı destekleyen ve Ögeday’ın oğlu olan, aynı zamanda da başarılı Avrupa seferleriyle bilinen Kadan  Alandar komutasındaki Arık Böke kuvvetlerini yenerek başkenti alacak ve iç savaşı sona erdirmek için önemli bir adım atacaktır.

Geri çekilen Arık Böke 21.8.1264 tarihinde yazlık sarayın bulunduğu Xanadu’da teslim olur. Kubilay kardeşinin hayatını bağışlasa da tüm komutanlarını ve destekçilerini idam eder.

Tarihçi David Morgan ;

Arık Böke’nin Moğollar arasında önemli fikirlerin / düşüncelerin  sahibi olarak önemli bir yeri olduğunu belirtir.

Bu fikirler / düşünceler , Kubilay iktidarında reddedilmiş ve tersine icraatlarda/ uygulamalarda  bulunulmuştur.

Cengiz / Moğol asilleri, gelişkin Çin kültürüne tabi / bağlı olarak yerleşik uygarlığın benimsenmesi olarak değerlendirilen Kubilay iktidarına / yönetimine karşı Cengiz / Moğol İmparatorluğunun merkezinin Moğolistan’da olması gereği, Moğol konar – göçer  hayatının devam ettirilmesi ve Çin’in de diğer ülkeler gibi sadece sömürge olarak sömürülmesini savunmuşlardır. Arık Böke bu gelenekçi düşünüş tarzının fikir / düşünce  babalarından olarak kabul edilir.

 Muhalif fikirleri / karşıt düşünceler Kubilay’a karşı uzun yıllar başkaldıran Kaydu Han tarafından devam ettirilmiştir. Arık Böke iktidardan tasfiye edilse de / ayıklansa – temizlense de  İlhanlı sarayında ve Yuan Hanedanının kuzey bölgelerinde etkisi hissedilmiştir.

1206-1635 yılları arasında varolmuş olan Börçigin hanedanına mensuptur/ bağlıdır.

———————–

6 – KUBİLAY  HAN

(1260-1294)

———————–

Doğumu : 23. 9.1215

Ölümü : 18.2.1294

Babası : Tuluy.

Annesi : Sorgaktani  Baki / Beki Hatun.

Büyük babası : Cengiz Han .

Kardeşleri : Hülâgû, Möngke, Arık Böke.

Eşleri : Tegulen, Çabi, Nambuy Hatun.

Çocukları : Jingim, Khutugh beki Han, Toghon, Qughchu Han,Ayachi ,Hutulu Temür , Dorji Han , Khulan Temür Han , ….. .

Toluy ve Sorghaghtani Baki / Beki’nin ikinci oğlu , Cengiz Han’ın torunudur. Mengü Han’ın  kardeşi ,  İran’daki  İlhanlılar devletinin kurucusu Hülagü’nün ağabeyidir.

Moğolların Çin’i yenmesini sağlayan Kubilay Han, büyükbabasının tarihin en büyük imparatorluklarından birini kurma tutkusunu yerine getirdi.

Çin’deki Yuan Hanedanlığı’nın kurucusu ve ilk imparatorudur.

Cengiz  geleneğine göre büyütülmesi için önce Nayman ve ardından Tangut toplumundan kadın bakıcılara verildi.

Çocukluğunda iyi bir eğitim aldı.

1225’te başarılı geçen ilk avından sonra Cengiz / Moğol adetince büyük babası Cengiz Han tarafından parmaklarına et ve yağ sürüldü.

Ağabeyi Mengü Kağan zamanında Şan-si ve Honan eyaletlerinin idaresiyle Sung hanedanı hakimiyetindeki / egemenliğindeki Çin’in alınması  görevlendirildi. 1253’te Nan-çan Devleti’ne son verdi.

1259’da , 4. üncü Cengiz imparatoru Mengü Kağan’ın ölümü  üzerine Sung Devleti ile barış yaparak Moğolistan’a döndü ve en küçük kardeşi Arıkboğa / Arık Buka ile  taht mücadelesine / uğraşına girişti. bir an bile tereddüt / kararsızlık etmeyerek kendini hükümdarlık tahtına attı.

Möngke Moğol hakimiyetini / egemenliğini batıda Suriye’nin içlerine kadar ilerletmişti, Kubilay ise bugün güneybatı Çin ve Vietnam sınırlarında kalan toprakları fethederek askeri dehasını / zekasını  kanıtlamıştı. Kubilay’ın savaş meydanındaki cesaretinden şüphe / kuşku yoktu, ancak tahtta gözü olan çok kişi vardı.

Kardeşi Arık Böke’nin de hükümdarlık niyetinde olduğu Kubilay’ın kulağına kadar gelmişti. O sırada 45 yaşında olan Kubilay bunu duyunca, ne yapılacağına karar vermek üzere alelacele / hemen başkent Shangdu’daki sarayına yol aldı.

Kubilay Möngke’nin yerini alacak kişinin Çin’in kuzeyinden Pers diyarına oradan Rusya’ya kadar uzanan devasa toprakları bir arada tutabilmek için askeri becerilerin yanı sıra olağanüstü bir diplomatik başarıya da ihtiyaç duyacağını çok iyi biliyordu.

Arık Böke tehdidini / gözdağını ortadan kaldırmak için ona sarsılmaz bir meşruiyet getirecek / yasaya uygun  etkileyici bir yol buldu. Akıl hocalarına danıştıktan sonra, hem Konfüçyüsçülük hem de Taoizm’e dayanan bir antik Çin kehanet / falcılık – geleceği önceden bilme  sistemi olan Yi Ching’e başvurarak hükümdarlığını sağlamlaştırdı. Düzenlenen ayinde, eğer doğru yolda ilerlemeye devam ederse Kubilay’ın olağanüstü bir başarıya ulaşacağı ortaya çıkmıştı.

1260’ta Kağan ilan edildikten sonra Gobi çölü yakınlarında yapılan savaşta kardeşi  Arıkboğa’yı 1261 de yendi.

Kubilay Kağan tahta yerleştikten sonra Moğol İmparatorluğu’nun idari yapısını yeniden düzenledi.

Başşehri, Orhon vadisindeki Karakorum’dan eski Çin başşehri Yen-kin yakınlarında kurduğu Hanbalık (Çin kaynaklarında Ta-tu, bugünkü Pekin) şehrine taşıdı.

İran’ın idaresini Hülagü’nun oğlu Abaka’ya, Cuci ulusunun idaresini Batu Han’ın torunu Mengü Timur’a, Çağatay ulusunun idaresini de Kara Hülagü’nun oğlu Mübarek Şah’a verdi.

1266 da Kubilay Kağan, daha sonra Çağatay Hanedanından Barak Han’a yarlık verip ülkeyi kendi naibi sıfatıyla ve Mübarek Şah’la birlikte yönetmesini istedi. Ancak Barak Han mücadeleye girdiği Mübarek Şah’ı mağlup edip / yenip Hucend’i ele geçirdi.

( Naip : Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten / yerine geçen kimse.

Yarlık : Ferman.Buyruk / emir , Yasa, Kanun. ) İ.Kulaçoğlu .

1268 de Kubilay Kağan taht iddiasıyla ortaya çıkan Ögedey’in torunu Kaydu’yu bozguna uğrattı .

1276 da , uzun bir mücadelenin / uğraşın ardından  Sung hanedanına nihayet / son verip Çin’in yegane / tek hakimi  / egemeni durumuna geldi ve Çin tarihinin resmi  yirminci sülalesi olan Yüan / Yuan  hanedanını (1271-1368) kurdu.

Doğrudan yahut kendisine tabi / bağlı Han’lıklar vasıtasıyla doğuda Büyük Okyanus’tan batıda Akdeniz’e ve Doğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir imparatorlukta hüküm sürdü.

Tarihte Çin’in tamamına hükmeden ilk yabancı hükümdar olan Kubilay Kağan, Cengiz / Moğol İmparatorluğu’nu daha da genişletmek için pek çok sefer düzenledi.

1277-1287 yıllarında Birmanya’ya  / Myanmar ‘ a  yapılan dört sefer başarıyla neticelendi / sonuçlandı ve Pagan Krallığı yıkıldı.

Hint Okyanusu’ndaki bazı adalar hakimiyet / egemenliği altına alındı.

1274’te yaklaşık 900 gemi ve 15.000 askerle başlatılan Japonya’yı istila / zorla alım teşebbüsü / girişimi  1285’te başarısızlıkla sonuçlandı.

1280 de Çin Hindi’ne karşı ,

1292 de Cava’ya karşı  gerçekleşen askeri harekatlarda da ciddi / belirgin  bir başarı elde edilemedi.

Kubilay Kağan saltanatı boyunca ilim, kültür, sanat ve edebiyatı himaye etti / korudu – kolladı.

Hanbalık’ta iki rasathane inşa ettirdi.

Tibetli lama Passe-pa’nın icat ettiği dört köşe bir yazıyı Moğolca’ya uygulattı. Her ne kadar kendisi Budizm’i kabul ederek bu dini yaymaya çalıştıysa da diğer dinlere karşı müsamahalı / hoşgörülü davrandı  ancak İslamiyet’e şiddetle karşı çıktı.

İdari , mali ve zirai alanlarda pek çok yeni düzenlemede bulundu.

İdari teşkilatı / örgütlenmeyi yeniden tanzim ederek / düzenleyerek  ülkeyi on iki  / 12 eyalete ayırdı.

Ülkede umumi bir nüfus sayımı yaptırdı.

Yolların güvenliğini sağlayıp posta teşkilâtını / örgütünü yeniden düzenledi. Çiftçilere tohum ve tarım aletleri dağıtmak, tahıl ambarları inşa etmek ve zaman zaman vergi borçlarını affetmek suretiyle zirai  faaliyetleri teşvik etti / etkinlikleri isteklendirdi.

Bu sayede Moğol istilasının Çin’de yol açtığı tahribatın / yıkımın – bozulmanın olumsuz izlerini kısmen de olsa silmeyi başardı.

18 .2. 1294 tarihinde ölen Kubilay Kağan’ın yaptığı evliliklerden kırk yedi oğlu ve çok sayıda kızı dünyaya gelmişti.

Reşidüddin Fazlullah-ı Hemedani ‘’ Câmiʿu’t-tevariḫ, 2, 865-868 ‘’ de  , oğullarından muteber / saygın – geçerliliği olan olan on ikisinin adını zikreder / anar.

Ölümünden sonra tahta torunu Temür Olcaytu geçti.

Kubilay Kağan çağdaş kaynaklarda cesur bir savaşçı, usta bir kumandan ve bilge bir hükümdar olarak zikredilir/ anılır.

Kışları umumiyetle Hanbalık, yazları ise Kay-ping-fu’da geçirir, mart başlarından mayıs ortalarına kadar avlanır, eylül ayındaki doğum gününü de büyük bir törenle kutlardı.

Kudret ve ihtişamı / görkemi  onu bizzat gören Venedikli seyyah Marco Polo tarafından ‘’ Dünyanın Hikâye Edilişi, 1, 201 ‘’ de ;

“ insan, toprak ve hazine bakımından dünyanın en güçlüsü ” ve

“ Adem’den bugüne kadar hiç görülmedik ölçüde güçlü ” şeklinde tasvir edilmiştir / betimlenmiştir.

Kubilay Kağan, Moğol İmparatorluğu’nun son büyük hükümdarıdır. Onun ölümünün ardından İlhanlı ve Altın Orda hükümdarlarının büyük Han’a olan bağları yavaş yavaş kopmuştur. Moğol İmparatorluğu’nu Çin’den yönetme teşebbüsü / girişimi , Yüan / Yuan hanedanının son hükümdarı Togan Temür’ün Çin’i terketmek zorunda kalmasıyla 1368 yılında son bulmuştur.

——————————–

ÇELME  ve  SUBUTAY ‘IN

CENGİZ  HAN 

İLİŞKİLERİ

———————————

Çingiz’liler / Cengiz Han  tarihiyle ilgili  kaynaklara baktığımızda  Çingiz / Cengiz ve onun  torunlarının dışında çok sıkça karşılaştığımız birkaç ilgi çekici kişilik  daha vardır ki, onlar da Çelme, Subutay, Cebe, Kubilay, Bugurçu ve bir de belki Mukali’dir.

—–

Tıpkı  Çingiz’in kimliği  sorununda  olduğu gibi, bu kişilerin bağlı  bulunduğu toplumlar hakkında da araştırmacıların değişik görüşlere meylettiklerini biliyoruz. ( Bilinçli olarak  Türk olmadıkları gibi )

Yazımızın konusu  ÇELME  ve  SUBUTAY  kardeşlerdir.

—–

Bu güne kadar ne Çelme, ne de Subutay  konusunda  Türkiye ve Türkiye dışında detaylı  bir incelemeye rastlamadık.

Özellikle Çingiz / Cengiz Han’ın ölümünden sonra kaleme alınan

“ MOĞOLLARIN GİZLİ  TARİHİ  ” ve bazı Çingiznameleri / Cengiznameleri incelediğimizde;

* Çingiz’i en zor zamanlarında terk etmeyen ve sonuna kadar ona içten bağlı kalarak  hizmette bulunan insanların başında biraz evvel saydığımız;

1 – Çelme,

2 – Subutay,

3 – Kubilay

4 – Cebe Noyanlar  gelir ki,

Gizli Tarih’te onlara Çingiz’in dört /  4  köpeği  lakabı / takma adı  da verilir.

—–

Ama bunların içerisinde SUBUTAY ’ın yeri bambaşkadır.

—–

Çünkü o tarihin en büyük komutanlarından biridir.

Başlangıçta Türkistan’daki fetihlerde önemli roller üstlenen  Subutay , Çingiz Han’ın  ölümünün  ardından da özellikle BATU ’ya düşen bugünkü Macaristan ve Rusya topraklarında ön plandadır.

—-

Subutay ve Cebe’nin idaresindeki, yaklaşık iki tümenden  oluşan bir ordu 1237 ile 1241 yılları arasında, Batu Han’a bağlı olarak, çok kısa bir sürede Doğu Avrupa’yı ele geçirdi.

—-

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük fatihlerinin / zafer kazananlarının  başında yer alan ve o zamanki dünyanın yarısından fazlasına çok kısa bir sürede sahip olan / elde eden  Çingiz / Cengiz  Han’ı büyük kılan konu , emrindeki KOMUTANLARI  ve örnek seçtiği TÜRK  DEVLET  OLUŞUMUdur .

—–

Çingiz / Cengiz Han, Türk-Moğol  Kağanlığı’nın başına geçtikten sonra, ilk iş olarak  ele geçirmiş  olduğu Türkistan coğrafyasındaki bölgelerin idaresiyle ilgilendi.

O, ister  istemez kendinden önceki bir devletin kurumlarını almak zorundaydı. Çingiz’in de önünde  olağanüstü  gelişmiş  şekliyle TÜRK  DEVLET  SİSTEMİ bulunuyordu.

—-

Komutanlarından üçte  ikisi ve idare ettiği halkın % 90’ı TÜRK  olan bu gözüpek devlet adamı, ortaya koyduğu siyasi  oluşumun   yönetiminde UYGUR ve TÜRK  TATAR  kaynaklı /  köklü   danışmanlara yer vermekle beraber, çocuklarının ve torunlarının eğitimini de onlara bırakmıştı. 

Bu suretle Cengiz / Moğol  toplumuna başta TÜRK  YAZISI  ve YÜKSEK  TÜRK TÖRE  ve  KÜLTÜRÜ  egemen olmuştur.

—–

Çelme ve küçük kardeşi Subutay’la  ilgili  en eski kayıtlara elbette ki, Moğollar ve  Çingiz / Cengiz  hakkında da ilk bilgileri aktaran

“  MOĞOLLARIN  GİZLİ  TARİHİ  ” adlı eserde rastlıyoruz.

—-

* Bu  kitap, Çingiz Han’ın  Atalarını anlatmakla başlar ki ;

O’nun ceddi / Ataları  bir erkek bozkurt ile dişi alageyiğin birleşmesi suretiyle, Burhan / Haldun Dağı civarında doğan BATAÇI  HAN  isimli bir kişidir.

—-

—-

Çingiz’in  Atalarından  BODUN – ÇOR , Bolçun-Aral denilen yerde zaman zaman yiyeceğini kurtlarla paylaşmıştır.

Görüleceği üzere bu hikaye, Çince ve Farsça belgelerde geçen, Türklerin türeyişiyle ilgili efsanelerle benzerlik gösteriyor.

Bildiğimiz gibi TÜRKLER  de bir erkek çocukla, dişi kurttan  ortaya çıkmışlardır.

—–

* Çingiz / Cengiz Han’ın 1155 tarihinde  Onon Nehri kıyısındaki Delün-Boldak’ta doğduğunu öğreniyoruz.

Kaynakta yazdığı şekliyle, o dünyaya geldiğinde, Uranhay kabilesinden Yesugey’in dostu Çarçuday ve  oğlu Çelme , Temuçin’e samur derisinden bir kundak hediye eder.

Bundan sonra oğlu Çelme’yi de ona hem arkadaş, hem de hizmetkar / en yakın görevli  kıldığını bildirir.

—-

* 1167 senesinde Temuçin’in babası Yesugey öldürüldüğünde, ailenin bütün yükü onun omuzlarına bindi.

Düşmanlarının peşine düşmesi üzerine, ailesi ve yanındaki en sadık adamlarından olan Çelme ve Bugurcu ile beraber uzun süre kaçak yaşamak zorunda kaldı.

Onlara daha sonra Çelme’nin küçük kardeşleri Çakur-Han, Subutay Batur ve yine Çingiz’le kan kardeşi olan, Caciratlardan  Çamuka da katıldı.

—–

Çingiz’le Çamuka’nın arasına bir süre sonra düşmanlık girdi.

Birtakım boylar 1201’de Çamuka’nın etrafında toplanırken, yine Çingiz’in yanında Çelme, kardeşi Subutay ve Bugurçu vardılar.

Bu vefakar / sevgi bağlılığı  olan dostlarından Subutay, Moğolların Gizli Tarihi adlı eserde, Çingiz Han’a ;

—-

* Dağılan adamları toplarım, bir araya getiririm.

* Bir keçe örneği  seni örterim.

* Senin evini ve halkını korurum . ‘’ diyor.

—-

Çingiz Han da, Çelme ile Bugurçu’ya ;

* Gölgemden başka dostum yokken, bana gölge oldunuz.

* Sizi asla unutmayacağım.

* Tanrı’nın yardımıyla kuvvetim arttı.

* Beni korudunuz.

* Çamuka’yı değil beni seçtiniz.

* Benim en eski arkadaşlarım sizlersiniz.” diyordu.

—–

* Bu arada Çamuka ile olan uğraşları  sırasında birgün Çingiz / Cengiz  Han yaralandı.

Yarası  neredeyse kangren olacaktı. Ateşten yarı ölü bir şekilde yatan Çingiz’in yarasını Çelme emerek temizlemiştir.

Hatta kitapta  anıldığı  kadarıyla, Çelme’nin şaşkınlıktan doğan karışıklık – kargaşa içinde iken   Cengiz / Çingiz’in kanını yuttuğu da oldu.

Cengiz / Çingiz Han komadan çıkınca, Çelme’ye susadığını söyler.

Fakat ordugahta ne içecek, ne de yiyecek bir şey kalmamıştır.

Bunun üzerine Çelme elbiselerini soyunarak, sadece bacaklarında bir don olduğu halde, çıplak bir konumda  karşıda duran düşman denklerinin arasına gider.

Gizlice arabalarda kımız aradıysa da, bulamamıştır.

Kağnılardan birisinde rasladığı  bir yoğurt kabını  çalarak getirir.

Bunları yaparken de kimseye görünmemiştir.

Çelme, bir yerden de su bulur , yoğurtla karıştırıp AYRAN  yapar ve onu Çingiz’e içirir.

Gün ağardığında, kendine gelen Cengiz / Çingiz Han yanıbaşında kan ve çamurdan oluşan pisliği görünce Çelme’ye ;

“  Bu nedir ? Biraz uzağa tüküremez miydin .” dedi.

Çelme de ;

“ Sen hastayken uzağa gidemezdim, sana bir şey olmasında korktum.”

şeklinde bir cevap verdi.

Çingiz Han, yine ona ;

“  Çıplak bir şekilde, niye düşman içine gittiğini ” sorduğunda;

“ Eğer böyle ele geçseydim, sizin tarafınıza kaçmak isterken yakalandım.

Bu yüzden beni öldürmek için soyup, hapsettiler. Fırsatını bulup, kurtuldum diyecektim. Böylece bana inanıp, elbise verirlerdi ve yine etrafı kollayıp, geri dönerdim . ”

 Diye cevaplayınca ;

Bu akıl  Çingiz’in çok hoşuna gitti. Çingiz Han da ona şöyle dedi :

* Bir zamanlar üç Merkit kabilesi, beni Burhan-Haldun’da  kuşattıklarında , hayatımı kurtarmıştın.

* Kurumuş kanımı emerek, canıma can kattın.

* Susuzluktan ölecekken, hayatını tehlikeye atıp, bana içecek buldun.

Senin bu özverilerini  unutur muyum . ”

——

Gerçekten de bu URANHAY , Çingiz’i birçok defalar ölümden kurtararak, bir nevi onun en büyük cihan fatihi olmasını  sağladı.

Böyle bir arkadaşlık, bu şekilde bir dostluk, dünya tarihinde ender görülen yaşanmışlıklardandır.

Hele hele insanların küçük  çıkarlar  uğruna en yakınlarının bile göz yaşlarına acımadıkları bir evrende bu tür ilişkiler özlem duyulacak  durumdur.

——

* Çingiz Han, Kereyit hükümdarı Ong Han ve Çamuka ile karşılaşmadan önce, Çelme’yi artçı birliklerin başına geçirmiştir.

1205 tarihinde Çingiz Han, başkomutanı Subutay’ı Merkit reisi Tokta Han’ın oğullarını takip için vazifelendirdi.

Onlar Kıpçak yurduna sığınıp, CUCİ ’ye karşı savaştılarsa da, sonunda  ele geçirilip, Çingiz’in emriyle öldürüldüler.

* Yine Nayman beyi Tayang Han, Çingiz ile uğraşı  sırasında, ordunun en başında yürüyen dört kişiyi görünce, bunların kim olduklarını Çamuka’ya sorar.

Çamuka da ;

“  Bunlar Çingiz’in en sadık komutanlarıdır. İkisinin adı Cebe ile Kubilay / iki kardeşin ismi de Çelme ve Subutay’dır.” der.

—-

Bildiğimiz gibi hem o, hem de Çamuka Çingiz’in elinden kaçamadılar.

Belki Çingiz, Camuka’nın ölmesini istemiyordu, ama bu cesur rakip bizzat kendisi idam edilmeyi diledi.

Çünkü bağışlandığı takdirde, sürekli olarak Çingiz onun yeniden baş kaldıracağı düşüncesini taşıyacaktı.

—-

* Doğudan batıya, kuzeyden güneye doğru yapılan fetihler / ele geçirmeler  ve yeni teşkilatlanmaların / örgütlenmelerin ardından,

1206’da Onon Nehri kıyısında, Türk ve Mogol halkı toplanarak bir kurultay düzenlediler.

Burada Temuçin’e bir Türk kamı olan Kökçe tarafından, Çingiz unvanı verildi.

—–

DOKUZ  TUĞLU  SANCAK  açıldı, töre yeniden düzüldü.

—–

Çingiz Han burada yaptığı konuşmada;

—-

“  Evinde dirlik ve düzeni sağlayan, devleti de idare edebilir”, demiştir.

—-

Çünkü  AİLE  , devletin küçük bir örneği  olduğuna göre, idaresi birbirine benziyordu.

Arkasından da Çelme ve Subutay kardeşleri Binbaşı  olarak atadı.

Bu şekilde askeri işlerin yoluna koyulması sırasında Çingiz Han, Kubilay’a (bu Kubilay torunuyla aynı adı taşıdığından bazan karıştırılmaktadır) şöyle dedi:

—-

“Güçlülerin boynunu kırdınız, güreşçileri yere serdiniz. Ey Kubilay, Çelme, Cebe ve Subutay ben sizleri düşmana karşı gönderdiğimde , ilerle deyince taşları parçaladınız, saldır deyince kayaları dağıtarak, denizleri geçtiniz”.

—-

Böylece onlara övgüler yağdırarak, Çelme ile Bugurcu’yu kendine DANIŞMAN  yaptı.

Sonra Cebe’ye dönerek;

—-

“Çarçuday-Ebugen (Çelme’nin babası), bir zamanlar yanında, henüz beşikten aldığı oğlu Çelme olduğu halde Burhan-Haldun’a, doğduğum yere gelerek, bana samurdan bir kundak hediye / armağan etmişti.

Sen o zaman bana katıldın. Eşiğimde kulum, kapımda hizmetçim oldun.

Senin bana yardımların çoktur. Benimle beraber doğdun, benimle birlikte büyüdün, seni dokuz suça kadar  ÖZGÜR  tutuyorum .” buyurdu.

—-

Çingiz’in büyük bir devlet adamı olduğu hakkında pekçok kişi hemfikirdir/ aynı düşüncededir. Elbette ki yakınlarına böylesine  sevecen olan ve güvenen bir devlet adamı başarılı olur.

KÖK  TÜRK  KAĞANLIĞI   da dünyada söz sahibiyken, öyle değil miydi?

—-

Yani küçükler büyüklerin izinden yürüdüklerinde herşey çok güzeldi.

Ama tersi olduğunda da devletlerini kaybediyorlardı.

Yazıtlarda bu hususta şöyle deniyor :

—-

Bilgisiz ve kötü Kağanlar tahta oturduğundan, bakanları ve beyleri de bilgisizmiş. Halkı düzensiz, Çin milleti aldatıcı ve sahtekar / hilekar olduğundan, küçük kardeşi büyük kardeşe düşürdüğünden, Beg / Bey ve halkın arasını açtığından Türk milletinin ülkesi elinden çıkmış.

Kağanını kaybetmiş. Çin milletine Bey  olacak erkek çocuğu Kul, Hanım olacak kızı   Cariye olmuştur.

—-

** Türk milleti , TÜRK   adını bıraktığından başına bunca bela gelmiştir.**

—-

Çingiz Han’ın yanındaki danışmanlara baktığımızda, bunların önemli kısmı Türk’tür.

Çünkü onlar, Türk’ün altın çağlarının nasıl kazanıldığını ona anlatıyorlardı ve Çingiz de ona göre hareket ediyordu.

* ÇELME  NOYAN , tıpkı babasını olduğu gibi Çingiz’in küçük oğlu TULUY ’u da bir düşman elinden öldürülecekken, kurtarmıştır.

—-

* Herhalde bütün bu fedakarlıklardan / özverilerden sonra Çingiz, Çelme’nin oğlu YESUNTEK ’i dörtyüz bahadırın komutanı yaptı.

—-

Bunun ardından Kubilay Noyan, Karluk Türklerine karşı gönderildiğinde,

Karluk hükümdarı ARSLAN HAN  ona kendiliğinden bağlandı ve olası bir savaşı önlediğinden de kızlarından birisini ona sözledi.

Bu sıralarda Subutay da, Merkitlerden Tokta’nın çocuklarının peşinden yürüyerek, onları imha / yok etti.

—-

* Bu çağlarda bozkırda  egemen olan  HAREZMŞAHLAR   Hanedanlığı da önemli  bir kuvvet olarak göze batıyordu.

Bununla birlikte iki ülke arasında bir dostluk söz konusuydu.

Sır-Derya üzerinde bulunan OTRAR  şehrine 1218 yılında, Çingiz Han’a ulaştırılmak üzere bir kervan mallar getirmişti.

450 kişilik kervanın mallarını Harezm’in Otrar valisi yağma ettirdi ve tüccarların kafasını kesti.

Gelen elçilere de kötü davranılmış, hatta bir tanesi de öldürülmüştü.

Sonuçta ,  iki devlet arasında savaş çıkması kaçınılmaz oldu.

Tavşan yılında (1219), Çingiz Han Harzemşahlara karşı bir sefer başlattı.   *Karakurum’da küçük kardeşini (Otçigin) bıraktı.

* Öncü olarak Cebe’yi, arkasından Subutay’ı, peşinden de Tokaçar’ı (veya Tokuçar) yolladı.

* Onlara, Celaleddin Harzemşah’ı kuşatmalarını emretti.

SUBUTAY , söylenenleri harfiyen yerine getirdi.

TOKAÇAR , Herat hükümdarı Han Melik’in şehirlerini yağmalayarak, halkını esir aldı.

Bu da Han Melik’in, Celâleddin’in safına geçmesine neden oldu.

Her ikisi beraberce Çingiz’in ordusunu ve Şiki-Kutuku’yu yendilerse de, Subutay, Cebe ve Tokaçar yetişerek, onları mağlubiyete uğrattılar.

Sonra Subutay’ın emrindeki kuvvetler Deşt-i Kıpçak ile İdil-Ural’ın batısına gönderildi.

Ancak onun buralarda biraz zorluklarla karşılaşması üzerine, 1227’den sonra Han seçilen Cengiz oğlu ÖGEDAY , Subutay’a yardımcı olsun diye Batu (Cuci’nin oğlu), Börü (Çagatay’ın oğlu), Güyük (Ögedey’in oğlu) ve Mengü (Tuluy’un oğlu) gibi Tiginleri  . görevlendirdi.

—-

Han verdiği buyrukla / emirle , bunlara Batu’nun komuta etmesini istiyordu.

Aslında bu sefere büyük oğulların katılmasını ÇAĞATAY  önermişti.

Böylece ordunun kuvvetinin ve  bağlılığın  büyük olacağına inanılıyordu.

Bu alışılmışın üstünde kuvvetli  kitle Deşt-i Kıpçak ve Slav yurdunda önemli başarılar kazandı.

Çok az bir zamanda Avrupa’nın ortası ve doğusu ele geçirildi.

Bu ordunun komutası Batu’nun elindeymiş gibiyse de, esasında bütün askeri işleri düzenleyen SUBUTAY ’dı ve kuvvetlerin tamamına yakını da Türklerden meydana gelmişti.

—-

Bahis konusu Kıpçak topraklarındaki faaliyetler sırasında, bu kardeş çocuklarının arasının açıldığını görüyoruz.

Tiflis’in zaptı esnasında Batu yeğenleriyle beraber bir kurultay toplar.

Mecliste herkesten önce içer ve bu durum da Börü ile Güyük’ün hoşuna gitmez. Onlar toplantıyı terk ederler.

Çünkü kendilerini BATU ile eş görüyorlardı.

Ama gerçekte en yaşlıları da Batu’ydu ve büyük Han tarafından onların lideri seçilmişti.

Dolayısıyla Batu, bu olayı Ögedey’e şikayet etti / yakındı.

O da, herkesin içinde bu yaptıklarından dolayı Güyük’ü azarladı.

Başarının kendine değil, bizzat Subutay’a ait olduğunu söyledi.

Belki de Çingiz’in torunları arasındaki çekişmenin – uğraşların  ilk ciddi / elle  tutulur  tohumları bu sırada atıldı.

—-

“ MOĞOLLARIN  GİZLİ  TARİHİ  ‘’  isimli bu anonim eserde Çelme ve Subutay’ın ölüm tarihleri yoktur.

Ama dikkatlice  incelediğimiz  bu kaynakta, Çingiz’in varlığının da, devletinin genişlemesinin de esas dayanağı Çelme ve Subutay ile onların yoldaşı Cebe, Kubilay ve Bugurcu’dur.

Çingiz Han’ın babasının sağlığından başlayarak  onun yanında yer alan Uranhay toplumu  ve bu halkın önde gelen beylerinden Çelme ve Subutay, küçücük bir topluluktan koca bir cihan devletinin doğmasına aracılık yaptılar.

Çelme ve Subutay kardeşler ölene kadar Çingiz Han’a sadık kaldılar. Öyle ise bu derece önemli iki kişinin mensup / bağlı olduğuUranhay toplumu  üzerinde de biraz durmakta fayda vardır.

Kimdir bu Uranhaylar?

Kimilerine göre bir Mogol  toplumu mu , yoksa bazılarının söylediği gibi bir Türk toplumu mu ?

—-

Bugünkü Moğolistan halkları içerisinde en misafirperver topluluklardan birisi olarak gösterilen Uranhaylar, genellikle bu ülkenin kuzeyinde bulunan Tuvalılarla eş tutulmakta olup; bunlara zaman zaman birtakım araştırma eserlerinde “ Soyot ” dendiğini de görüyoruz.

Bununla birlikte bazan daha kuzeydeki Saha Türklerinin URANHAY  diye adlandırılmaları söz konusudur ki, bu görüşe daha çok Sahalı bilim adamları istiyor – beğeniyor.

—-

Tuva Türkleri hakkında Türkiye’de ilk ciddi çalışmayı yapan S.Gömeç, onların Kök Türkçe yazılı belgelerde anılan  “ ÜÇ  TUĞLU  TÜRK BODUN ”un bir parçası olduklarını ileri sürüyor.

—-

Üç Tuğlu Türk Bodun üzerinde gerçekleştirilen incelemelere göre de, bu federasyonun / birliğin bir üyesi Tuvalılardır.

—-

Kök Türk, Uygur ve Kırgız çağında genellikle  bugünkü konumlarını muhafaza eden / koruyan Tuva Türkleri, Altaylı Türkler gibi Kök Türk konfederasyonunun bugüne kadar gelen temsilcileridir.

Tuvalılara yakıştırılan URANHAY  ve SOYOT  gibi isimler de onların kendi adlandırmaları değil, komşu halkların verdikleri tanımlamalardır.

Tıpkı bugünkü Tuvalılarla aynı yerlerde yaşayan Kırgızlara, bir vakitler Çinlilerin “ HAKAS  ” dediklerini de biliyoruz.

Günümüzün Hakasları, Kırgızların anayurtta kalan parçalarıdır.

Dolayısıyla Uranhaylarla, şimdilerde Rusya Federasyonuna bağlı bir muhtar cumhuriyet halinde yaşayan Tuvalı Türkler aynı halktır.

—-

İşte bu ender  Türk boyu, Kök Türk Kağanlığının yıkılışı esnasında onlara sonuna kadar sadık kalmakla beraber, 13. asrın başlarında bir cihan devleti olarak ortaya çıkan Çingizlilerin böylesine güçlenmelerinde önemli roller yerine getirdiler.

Çingiz / Cengiz Han’ın yanında ölene değin yer alan Çelme ve Subutay gibi Uranhaylar, onun sınırsız kuvvetinin dayanağı oldular.

—-

Zaten pek çok araştırmacı ;

Çingizlileri bir Türk devleti olarak görürler ki; başta ahalisinin üçte ikisi, devlet memurlarının büyük bir kısmıyla, ileri gelen komutanların Türk oluşu da bunu ispatlıyor.

Tarihe baktığımızda bu  görkemli  siyasi  oluşum Çingiz ve oğullarının ölümünün ardından, kısa sürede kaçınılmaz bir şekilde Türk ve Müslüman olacaktır.

———–

Ek bilgi :

———–

TÜRK MEDENİYETİ

ve TOPLUM YAŞAMI

(Çin’li bilgin / rahip ÇANĞ-ÇUN ve 19 öğrencisinin tuttuğu anı defterlerinden )

Yıl : 1220

————————-

Cengiz Han , bir mektup ile Çin’li bilgin / rahip ÇANĞ-ÇUN ‘u davet etti .

Bilgin , rahip 72 yaşında idi .

18.5.1220 de başlayan yolculuk , 16.5.1222 de bitti .

İki  yıl birlikte kaldılar ve 11.4.1223 da ayrıldılar .

—-

Çanğ-Çun’un ,Cengiz Hanı Taoizm dinine / Lao-tzu öğretilerine davet etmek isteği ile başlayan ve 3 yıl süren bu yolculuk , coğrafi ve toplum yaşam keşfi / öğrenimi bilgilenmesine dönüşmüştü .

Yolculuk sırasında posta durakları , keçe çadırlar , çadır şehirler ,Çadır yerleşim şekilleri , süslü görünümlü arabalar , farklı kılık kıyafetler , erkek ve kadınlardaki örgülü saçlar , çeşitli Türk kavim ve şehirleri ,2 arabanın yan yana geçebileceği tahta köprüler , Çin’de bilmediği pek çok yenilikler ….

—-

Semerkant / Semizkent / Besili şehir’de ki izlenimleri , yy. larca göçebe olarak tanımlanan Türk milleti hakkında çok önemli bilgiler içermekte .

—-

‘’ Buranın insanları uzun boylu ve çok kuvvetlidir . Okumuş adam sayısı çoktur . Kışın tam 1 aya oruç tutarlar . Gündüzleri bir şey yemezler fakat akşam oldumu bağdaş kurup yere otururlar ve sabaha kadar yer , içerler .

Yukarısında küçük balkonu olan yüksek kuleli yapıları ( cami leri ) var.

İmamları , Allah’ın her sabahı ve akşamı oraya çıkar ve batıya doğru eğilir ve tiz ses ile okumaya başlar ( ezan ) , bunun üzerine erkek ve kadın herkes ibadet için tapınağa koşar . İmam , öteki müminler gibi giyinir yalnız başına beyaz tülbentten bir sarık takar .

Erkelerde , kadınlar gibi saçlarını örüyorlar .

Zengin erkekler , üzerinden püskül sallanan sivri kalpaklar giyiyorlar .

Fakirler ise beyaz bezden sarık takıyorlar .

Bir koca fakir düşse veya 3 ay ortada olmasa , Kadın , hakkını kullanıp başka kocaya varır .

Silahları ÇELİK’ten, mutfak kapları BAKIR’dan yapıyorlar .

PORSELEN’i biliyorlar .

Şarap kapları – şişeleri – bardakları CAM’dandır .

Paraları ALTIN’dır ama Çin’deki gibi ortası delik değil . Paranın her iki yüzünde İslam yazısı var .

Testi içinde su satıyorlar .

Hırsızlık , zina asla yok . Kapıları kilitli değil .

Yiyeceklerini paylaşırlar . Yemekli şölenler yapıyorlar . Şarap , kımız içiyorlar . Meyvaları bol .

Bilgili olanlara saygı gösteriyorlar . Semerkant’ta 100 bin aile oturmakta . Çok fazla sayıda Çin’li işçi var . ‘’

CENGİZ Han , şu soruyu sorar ;

—-

‘’ Ey uzak yoldan gelen aziz adam !

Ölmezliği sağlayacak bir ilacın var mı ? ‘’

—-

Çin’li bilgin / rahip ÇANĞ-ÇUN ;

—-

‘’ Hayatı koruyacak çareler vardır fakat hayatı sonsuz kılacak ilaç dünyada yoktur ! ‘’

—-

Fırsat buldukça sohbetler yaptılar .

( L.LİGETİ ‘nin ‘’ Bilinmeyen İç Asya ‘’ kitabını Sadrettin Karatay çevirmiş .

Okurken büyük keyif aldım . Katkısı olan herkese teşekkür ediyorum .

İsterim ki Türk araştırmacılar da böylesi eserler hazırlasınlar . )

İdris Kulaçoğlu . 15.12.2017 çalışma odam …..

————–

Kaynakça

————–

Prof. Dr. Saadettin Gömeç .

https://tarihnehri.blogspot.com

arkeofili.com

https://islamansiklopedisi.org.tr/kubilay-kagan

türkçebilgi.com

ilimvemedeniyet.com

www.haberturk.com

————-

Büyük gurur ve coşku ile Cengiz Han ve Cengiz İmparatorluğu hakkında ki bilgileri bir araya getirmeye çalıştım .

Sadeleştirmeleri yaptım .

Tüm Atalarımızı saygı ve Rahmet ile anıyorum .

İdris Kulaçoğlu. 22.1.2019 14:00 çalışma odam .