BULGAR / OGUR TÜRKLERİ

BULGARLAR

Bulgar adı;

Bulamak, kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, can sıkmak anlamlarına gelen “bulgamak” (bulamak) sözünden gelir.

Eski Türk dilinde bu kökten türeyen “bulgak” ve “bulgaş” sözleri de, ‘düşman gelmesi yüzünden halk arasına düşen karışıklık’ anlamına gelir.

Bu açıdan Bulgar adı;

Bulandıran, öfkelendiren, karışıklık yaratan gibi anlamlar içerir. Bulgar adı etnik bir ad değil, kendilerine verdikleri bir sandır.

Bulgar Türkleri’nin adına tarihte ilk defa milattan sonra 482’de rastlanmaktadır. Attila’nın 453’te ölümünden sonra Hun birliği çözülmüş, bunun üzerine Kafkaslar’dan Tuna’ya kadar Karadeniz’in kuzeyinde uzanan bölgelerde Bulgar Türkleri siyasi birliklerini kurmuşlardır.

Bulgar toplumlarından  ;

Utigurlar doğuda Kuban ırmağı yörelerinde,

Kutrigurlar da batıda Tuna’nın kolları ile Besarabya yörelerinde hakimiyet / egemenlik kurdular.

Bulgar Kağanlığı 632 yılında Beş Oğurları, Altı Oğurları ve Suvarları birleştirerek bir bayrak altında toplayan Kubrat tarafından Karadeniz’in kuzeyinde kuruldu. Kubrat ya da Kubarat ;

Türk dilinde kaba, kubat/kobut, ve şişkin/kabarık anlamlarına gelen “kuba” sözünden gelir ve iri yarı demektir.

Bulgarlar 6. yüzyılda Orta Asya’dan batıya göç eden Avarlar’ın idaresine girdiler (559).

Bulgar Hanı Kuvrat Han zamanında (584-642) Avar idaresinden kurtuldularsa da 7. yüzyılda Don ve Kuban ırmakları arasındaki yurtlarına baskılarını arttıran Hazarlar’ın hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldılar.

Bugün yanlış olarak Bulgarlara “ Dulo Boyu ” gibi adlar takılıyor.

Dulo, tuğluk  / tuğlu  sözünden Mandarin dili içinde bozulmuştur.

Her Türk boyu gibi, Bulgar birliğini oluşturan boylar da tuğluydu.

 Tuğ, eski Türk dilinde bayrak, sancak anlamlarına gelir.

Kubrat Han’ın 665 yılında ölmesinden sonra, 628 yılında yine aynı bölgede kurulmuş olan Hazar Kağanlığı’nın baskısı sonucunda Bulgar Kağanlığı 668 yılında yıkıldı ve ardından Bulgarlar bölündü.

Kubrat’ın büyük oğlu Batbayan / Batu Bayan  Ata yurdunda kaldı.

Batu Bayan, kendine bağlı olan Beş Oğurlar ile Suvarların bir bölümüyle birlikte, Hazar Kağanlığı’nın egemenliğini kabul ederek kuzeye göç etti ve İdil bölgesine, Kazan çevresine yerleşti.

İdil Bugarları, Hazar Kağanlığı’nın zayıfladığı sırada, 965 yılında bağımsızlığını kazanarak bir Han’lık kurdu.

1236 yılında Cengiz Han’ın Tatar istilasına kadar İdil ve Kama ırmaklarının birleştiği bölgede devlet kurmuş olan İdil Bulgarları, 922’de İslamiyet’i resmen kabul etti. Günümüzün Kazan Tatarları, Beş Oğurlarla Eski Tatarların karışımından ortaya çıkmıştır.

Suvarlar da / gelecekteki Çuvaşlar bu Han’lık içindeydi.

Günümüzün Çuvaş Türkleri, Batbayan’la birlikte İdil çevresine yerleşmiş olan Suvarların ardıllarıdır.

Çuvaş adı, Suvar sözünden ş-r ses dönüşümüyle evrilmiştir;

Suvar > Suvaş > Çuvaş.

Suvarlar, antik çağdaki Subarların ardıllarıdır.

Sümerce “subar ”, gövde demektir.

Bu halk daha sonra kuzeye göçererek Batı Sibirya’ya yayıldı. Sibirya adı, Subar adından gelir.

Başgırtlar, İdil Bulgarlarının doğu koludur.

Başgırt adı, Beş Oğur adından bozulmuştur.

Beşogur olarak söylenen bu ad, Eski Türk dilindeki -t çoğul ekiyle Beşogurt biçimini almış, buradan da ses uyumuyla, Başgırt biçimine dönüşmüştür.

Başgırtlar, Suvarlarla karışmamış olan Beş Oğurlardır.

Kazan Tatarları gibi günümüzün Başgırtları da, Beş Oğurlarla Eski Tatarların karışımından ortaya çıkmıştır.

Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugat it-Türk adlı eserinde sözünü ettiği Bulgarlar, Başgırtlar ve Suvarlar bunlardır.

Suvarlar daha sonraki yüzyıllarda Rusların baskısıyla Beş Oğurların bir kısmıyla birlikte Hristiyanlığı kabul etti. Bunlar günümüzdeki Çuvaşlar ve Hristiyan Tatarlardır.

——————–

Tuna Bulgarları.

——————–

Hazarlar’ın baskıları üzerine Kutrigur Bulgarları Kuvrat Han’ın küçük oğlu Esperih idaresinde Dobruca taraflarına göç ettiler.

Müslümanların İstanbul’u kuşatmalarından (674-678) faydalanarak Bizanslılar’ı mağlup ettiler / yendiler ve Bizans’ı anlaşmaya mecbur / zorunlu bıraktılar (681).

Böylece Tuna Bulgarları Balkanlar’da ve Orta Avrupa’da önemli bir siyasi varlık haline geldi.

Özellikle  KURUM  HAN  (803-814) ve OMURTAG  HAN (814-831) zamanında Bulgarlar en parlak devirlerini yaşadılar.

Sofya, Niş Belgrad, Üsküp gibi önemli merkezler arasındaki ticaret yollarını ellerine geçirdiler ve ekonomik bakımdan geliştiler.

MALAMİR HAN  zamanında (831-836) Bulgarlar arasında Bizans’ın tesiriyle Hıristiyanlık yayılmaya başladı ve PERSİYAN  HAN  döneminde (836-852) devam etti.

Sonunda  BORİS  HAN ’ın (859-890) Hıristiyanlığı kabul etmesiyle (864) Tuna Bulgarları bütünüyle hıristiyan oldular ve zamanla Slavlaşarak kendi öz dillerini unuttular.

—————————-

İdil  / Volga Bulgarları.

—————————-

7. yüzyılın ikinci yarısında Kutrigur Bulgarları’nın Tuna boyuna göçü sırasında Utrigur Bulgarları da kuzeye doğru çekilerek Orta İdil boyuna gittiler ve bugünkü Tatarlar’ın ve Çuvaşlar’ın yaşadıkları topraklarda yerleştiler.

Bu bölgeler önemli su yolları ile ticarete, verimli toprakları ile ziraata, ormanları ile avcılığa ve arıcılığa çok uygun olduğundan Bulgarlar buralarda zamanla ekonomik bakımdan geliştiler ve bu sayede kültür seviyeleri de yükseldi. Bulgar, Biler, Suvar, Oşal, Tetiş gibi önemli kültür ve ticaret merkezleri kuruldu.

İdil Bulgarları bir yandan İskandinav, Rus ve Baltık ülkeleriyle, öte yandan Türkistan, İran, Arap ve Bizans ülkeleriyle karşılıklı ticaret yapıyorlardı.

İslam ülkelerinden gelen tüccarlar vasıtasıyla Bulgarlar arasında kısa zamanda İslam dini ve kültürü yayıldı.

Bulgar Han’ ı YALTAVAR  oğlu ALMIŞ  HAN  müslüman oldu ve 920’de Bağdat’a halifeye elçi göndererek Bulgar halkına İslam dinini öğretecek din bilginleri ile cami ve kale yapacak mimarlar istedi.

Halife Muktedir-Billah da 922’de Bulgar ülkesine bir elçilik heyeti yolladı. Bu heyette bulunan İbn Fadlan, yolda ve Bulgar ülkesinde görüp duyduklarını daha sonra kaleme aldığı seyahatnamesinde anlatmıştır.

İdil Bulgarları 13. yüzyılın ikinci yarısına kadar yerleşik bir halde refah / gelişmişlik  içinde yaşadılar.

Fakat Bulgarlar’ın 1223’te Don bölgesinde Kumanlar’la yaptıkları bir savaştan Aral bölgesine dönen Moğol ordusuna saldırmaları ve onları yenmeleri kendi felaketlerini / yıkımlarını  hazırladı.

Batu Han’ın emriyle Moğollar uzun bir hazırlıktan sonra 1236’da Bulgarlar’a saldırdılar ve bütün şehirlerini yakıp yıktılar, halkı da kılıçtan geçirdiler.

Bulgarlar Altın Orda devrinde (1283-1452) biraz toparlanıp varlıklarını sürdürdülerse de 1361’de Altın Orda Han’ı Pulat Timur’un saldırısına uğradılar ve belli başlı şehirleri yıkıldı.

1391’de ise Timurlenk’in Altın Orda Han’ı Toktamış’a karşı yaptığı sefer sırasında Altın Orda şehirleriyle birlikte İdil Bulgarları’nın şehirleri de tahrip edildi / bozuldu . Bulgarlar bundan sonra Kazan Hanlığı’na tabi / bağlı  olarak yaşadılar. Soylarını ve dillerini bugün torunları olan Çuvaşlar’la devam ettirmektedirler.

Kubrat Han’ın küçük oğlu Asparuh / Aşbarık :

Beslenmiş, semiz, kendine bağlı olan Altı Oğurlar ile Suvarların bir bölümüyle birlikte Dinyeper’i ve Dinyester’i geçerek Tuna Havzası’na yerleşti.

Bulgar Hanlığı, bölgede kendilerinden daha kalabalık olan Doğu Gut “Ostrogot” Türklerini de egemenliği altına aldı.

Gut Türklerinin kendi boy beylerini desteklemelerine izin veren Han’ lık, karşılığında onlardan vergi ve orduya askerler aldı.

Bulgar Han’ı Boris / Bars  önce 865’te, daha sonra ise kesin olarak 870’te Hıristiyanlığı kabul etti.

Türklerin 870’te Hristiyanlığı benimsemeye başlamasından sonraki yüzyıllar içinde, Kiril ve Methodyos kardeşlerin Türkçe ile Doğu Roma dili olan Romeyka karışımından oluşturduğu kilise dili Slavca, giderek Bulgar Hanlığı’nın resmi dili haline geldi.

Böylece Tuna Bulgarları, zamanla Slavca konuşan bir Türk halkı haline geldi.

———————

Bulgarlar’ın Dili

———————

Tuna Bulgarları’ndan kalan dil örnekleri çok azdır.

Bunlar bazı kaynaklarda geçen kişi adları, unvanlar ile çeşitli eşya ve kırk kadar kitabede geçen bazı kelimelerden ibarettir.

Yapılan incelemelerden anlaşıldığına göre Bulgarlar’ın dili, Türk dilinden daha Ön-Türkçe devrinde ayrılarak farklı bir dil halini almıştır.

İdil Bulgarları’nın dili hakkındaki bilgiler ise daha fazla ve daha açıklanabilecek durumdadır.

İdil Bulgarları’na ait 13- 14. yüzyıldan kalmış bazı mezar taşlarındaki kısa cümleler ve bunlardaki kelimeler kalıplaşmış şekillerin tekrarı olan ifadelerdir.

Kaynak

———

Turan Tarihine Giriş / Resmi Tarihin Eleştirisi

https://islamansiklopedisi.org.tr/bulgar