AZERBAYCAN TÜRKLERİ

Türklerin Azerbaycan’a geliş tarihlerinin milattan önceki zamanlara, Saka-İskit dönemine denk gelmektedir.

İskitler / Sakaların büyük göçleri sırasında ilk kez Kıpçak, Bulgar ve Oğuz boylarından değişik Türk oymakları bu topraklara yerleşirler. Bulgarlar, Hazarlar, Sabirler ve Uygurlar daha sonraları gelip Azerbaycan’a yerleşen Türk boylarıdır.

M.S. 395-96 yıllarında Hun Türklerinin bir kısmının Balkanlardan Trakya’ya ilerlerken, bir kısmının da Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya indiklerini, İç Anadolu bölgesine kadar geldikten sonra Azerbaycan – Bakü yoluyla kuzeye, merkezlerine döndükleri bilinmektedir.

Bu Hun akınları sırasında Hazarlar da bölgeye gelen Türk boyları arasındadır. Hun, Kuşan ve Sabirlerin akını ise MS 486’ya rastlar. 7. yüzyılda oluşan göçler Orta Asya’dan batıya doğru yönelince, Hazarları ve Sabirleri iterek Azerbaycan’a gelmelerini sağlamışlardır.

————

Azerbaycan isminin ilk ortaya çıkışı ile ilgili farklı teoriler / kuramlar , farklı fikirler / düşünceler  öne sürülmüş ve net bir kanaate varılamamıştır.

Kafkasların kalbi olan bu coğrafyada özellikle Pers etkisinin hakim / egemen olduğu dönemde Zerdüştlük / ateşperestlik  bir hayli yaygınlaşmış ve bu bölgedeki insanlar ATEŞ  MUHAFIZLARI / KORUYUCULARI olarak anılmışlardır.

Azer : Ateş.

Baygan : muhafız / koruyucu .

 Bir diğer rivayete  / söylentiye  göre , bu bölgenin Büyük İskender tarafından fethinden ve İskender’in mö. 323’te ölümünden sonra bu bölgenin yönetimini İskender’in komutanlarından birisi olan Antropates üstlenmiş, ancak bu isim Sasani söyleyişinde Azurbazagan, Arapların söyleyişinde de Azerbaycan’a dönmüştür.

—————-

LULLUBiLER

( Azerbaycan ‘da ki eski Türk boyu )

—————-

Lullubiler Azerbaycan topraklarında yaşayan en eski etno-politik / siyasal ulus   topluluklardandır. Mö. 3 bin yıllarında İran’ın Zagros Dağlarındaki bölgede yaşadığı düşünülen kavim veya o bölgede yaşayan  toplumlardan  oluşan halktır.

Lullubi Devleti ;

M. Ö. 3 bin ile mö. 2. binlerin ilk yarısında Azerbaycan’ın güneyinde Urmiye gölünden güneyde Lullubiler denilen halkın aşiretler ittifakı / birlikteliği  ile oluşturduğu yönetimlerden doğan devlettir.

M. Ö. 2300’lerde bu ittifakın / birlikteliğin  Lulubi devletine dönüştüğü tahmin edimektedir / oranlanmaktadır – kestirilmektedir.

Lulubilerin etnik / ulus kökeni ile ilgili Azerbaycanlı araştırmacı Yusif B. Yusifov Lulubiler’in Türk kökenli olduklarını iddia etmektedir.

———————-

20. OCAK. 1990

SÜRECİ NASIL YAŞANDI ?

———————-

Bu dönemin en önemli ismi Mehmet Emin Resulzadedir.

Tüm yaşamı boyunca Azerbaycan’ın bağımsızlığı için çalışmıştır.

—-

Azerbaycan kelimesini yüzyıllar içinde benimseyen Azerbaycan Türkleri, uzun yüzyıllar boyunca özellikle Pers, Sasani, Safevi gibi devletlerin idaresi altında kalmıştır.

Bir dönem Osmanlı idaresiyle de tanışan bu bölge, 18.yy’dan itibaren / başlayarak Rus  etki  alanına  girmeye başlamış ve Çarlık Rusya burada güçlü bir yönetim kurmuştur.

Bolşevik İhtilali / devrimiyle Çarlık Rusya’sının devrilmesi üzerine 1918’de bağımsızlıklarını ilan eden kandaşlarımız, 1920’de Sovyet Kızıl Ordusu’nun saldırılarıyla yeniden Rus hakimiyetine girmiştir.

Rusya, 1930’lu yıllara kadar kandaşlarımızı Türk olarak anarken, sonrasında onları farklı bir kimlik oluşturup Türk Dünyası’ndan kopartmak amacıyla sanki başka bir milletmiş gibi AZERİ olarak   nitelemeye başlamışlardır ki, Sovyetlerin bu söylemi hala  günümüzde bile yaygın bir geçerliliğe sahiptir. Hatta Rus tarihçiler, maksatlı / çıkarlarına uygun  bir şekilde Azeri olarak niteledikleri bu Türklerin Medlerin soyundan geldikleri tezini işlemişler ve bu surette onları bir anlamda Fars kökenli oldukları konusunda iknaya çalışmışlardır.

Özellikle Orta Asya’da Hazar Denizi’ne egemen olmak isteyen Rusya’nın bu politikası, bir anlamda Azerbaycanlı kandaşlarımıza kimlik bunalımı yaşatma amacını taşımıştır.

Dahası, bu bölgedeki Azerbaycan petrolleri keşfedilince işin rengi büsbütün değişmiş ve Ruslar, buradaki Müslüman Türklerin yerine Taşnak ve Troşak Ermenileri’ni destekleyerek bu bölgede onların egemen olmalarını sağlamaya çalışmışlardır.

Rusların böylesine sindirmeye çalıştığı kandaşlarımız, 1920-1924 yılları arasında bile Ruslara karşı 54 kez isyan çıkartmışlar ve bir anlamda bu bağımsızlık arzularıyla Türk olduklarını dost-düşman herkesin gözüne sokmuşlardır.

—-

20. Ocak .1990 Azerbaycan tarihinin kanlı bir o kadar da şanlı sayfalarından biridir. Sovyet Kızıl Ordu’sunun giriştiği katliamda şehitlerin kanı, Azerbaycan’da bağımsızlık ateşini ebediyete / sonsuzluğa kadar tutuşturmuş oldu.

28. Mayıs .1918’de ilk bağımsız Türk cumhuriyetini ilan eden Azerbaycan Türkleri 1920’ye kadar büyük bir direniş göstermiş ancak yoğun Sovyet baskısı karşısında yenik düşmüşlerdir.

Stalin’in, Lenin’in yerini alması ve tüm muhalif / karşıt sesleri kanlı bir biçimde susturmasından sonra tamamen Rus Şovenizmi’ne teslim olan Sovyetler Birliği 80’lerden sonra iyice çatırdamaya başlamıştır. 1985’te devletin başına gelen Mihail Gorbaçov “glasnost”  / açıklık ve “perestroika” / yeniden yapılanma politikalarıyla / siyaseti ile “Soğuk Savaş”ı bitirip SSCB’yi yeniden toparlamaya çalıştıysa da bu politikalar SSCB’nin sonunu getirmiştir.

90’lara gelirken SSCB bünyesindeki birçok devlet bağımsızlığını ilan etmeye başlamıştır. Doğu Avrupa’da büyük bir hoşgörüyle yeni devletleri birer birer tanıyan Ruslar konu Azerbaycan Türkleri olduğunda çok farklı davranmıştır.

Yıl 1990 olduğunda Azerbaycan Türkleri çok daha kararlı bir biçimde bağımsızlık için harekete geçmiştir.

19. Ocak. 1990 günü, o zamanki adıyla Lenin Meydanı’nda toplanan binlerce Azerbaycan Türkü tek yürek olup “ Azadlık  /  Özgürlük ” diye bağırmıştır.

Bu kararlılık karşısında Ruslar kaba kuvvete sarılmış ve kızıl ordu birlikleri Azerbaycan halkının üzerine tanklarıyla yürüyüp, sivilleri ezmeye çalışmıştır.

20 .Ocak sabahı Kızıl Ordu’nun, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce sivili katletmesi bağımsızlık ateşini artık söndürülmesi imkansız / olanaksız bir hale / konuma  getirmiştir.

20 .ocak şehitlerinin kahramanca direnişi 1991’de bağımsızlığa giden yolu açmıştır.

—-

Sonuçta ;

1991 yılında Sovyetler’in dağılmasıyla bağımsız olan Azerbaycanlı kardeşlerimiz, bu süreçte Yanvar Katliamı, Dağlık Karabağ Meselesi gibi çok trajik olaylarla gündeme gelmiş ve istiklal / bağımsızlık uğrunda ağır bedeller ödemişlerdir. Özellikle Azerbaycan’ın istiklalinde / bağımsızlığında kilit rol oynayan Ebulfez Elçibey’i ve Mehmet Emin Resulzade’yi bir kez daha rahmetle anıyoruz.

Batı ise bu olayı bir iç mesele olarak değerlendirmiş ve bu zulme her zamanki gibi  sessiz kalmıştır.

—————————————-

AZERBAYCAN DEVLET ARMASI

—————————————-

Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet Arması Azerbaycan devletinin bağımsızlık sembolüdür.

Devlet Arması meşe dallarından ve başaklardan oluşan arkın üzerinde bulunan doğu kalkanının tasvirinden / betimlemesinden / canlandırılmasından oluşur.

Kalkanın üstünde Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet bayrağının renkleri fonunda sekiz köşeli yıldız, yıldızın merkezinde alev tasviri vardır.

—-

* Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet armasının renkli tasvirinde yıldız beyaz, alev kırmızı, meşe dalları yeşil, başaklar sarı renktedir. Kalkanın düğmeleri ve meşe kozalakları kızıl renktedir.

* Kalkanı dünya halkları bin yıllar boyunca savunma, aynı zamanda milli sembollerin gösterilmesi maksadıyla kullanmışlar.

* Kalkanın içerisindeki dairesel mavi, kırmızı ve yeşil renk tonları Azerbaycan bayrağında belirtilen Türklüğü, çağdaşlığı ve İslam’ı bildiriyor.

* Kalkanın ortasında yerleşen sekiz köşeli yıldız güneşin sembolüdür.

Güneş dünya heraldic (arma, bayrak, mühür, özel işaret ve unvanları inceleyen bilim dalı) sanatında “ ebedi, sürekli, sonsuz hayat ” manasını verir.

Güneş sembolünün beyaz renkle verilmesi ise “ güven, barışseverlik ” manalarını ifade ediyor.

Güneşin merkezinde alev tasviri / betimlemesi “ Odlar / Ateşler Yurdu ”nu – Azerbaycan’ı temsil ediyor.

——————–

AZERBAYCAN 

ULUSAL MARŞI

——————–                     

27.5.1992 de bağımsızlığını ilan etti .

Türkiye Türkçesi                                  

Azerbaycan! Azerbaycan! 

Ey kahraman evladın, şanlı vatanı! 

Senin için can vermeye hepimiz hazırız! 

Senin için hepimiz kan dökebiliriz! 

Üç renkli bayrağınla mutlu yaşa

Üç renkli bayrağınla mutlu yaşa

Binlerce can kurban oldu! 

Göğsün bir savaş meydanı oldu

Kendilerinden geçen askerlerin,

Her biri kahraman oldu.

Sen olasın güllü bir bahçe,

Sana her an can kurban.!

Sana bin bir muhabbet,

Göğsümde tutmuş mekan!

Namusunu korumaya,

Bayrağını yükseltmeye,

Namusunu korumaya,

Bütün gençler hazırdır!

Şanlı vatan! Şanlı Vatan!

Azerbaycan! Azerbaycan!

Azerbaycan! Azerbaycan!

———-

Azerbaycan Türkçesi Latin .

Azərbaycan! Azərbaycan!

Ey qəhrəman övladın şanlı Vətəni!

Səndən ötrü can verməyə cümlə hazırız!

Səndən ötrü qan tökməyə cümlə qadiriz!

Üç rəngli bayrağınla məsud yaşa!

Üç rəngli bayrağınla məsud yaşa!

Minlərlə can qurban oldu,

Sinən hərbə meydan oldu!

Hüququndan keçən əsgər!

Hərə bir qəhrəman oldu!

Sən olasan gülüstan,

Sənə hər an can qurban!

Sənə min bir məhəbbət,

Sinəmdə tutmuş məkan!

Namusunu hifz etməyə,

Bayrağını yüksəltməyə,

Namusunu hifz etməyə,

Cümlə gənclər müştaqdır!

Şanlı Vətən! Şanlı Vətən!

Azərbaycan! Azərbaycan!

Azərbaycan! Azərbaycan!

İdris Kulaçoğlu .

———————-

Azerbaycan  Dili

———————-

Kelimeler, ağız farkı ile gayet anlaşılır seviyede Türkiye Türkçesidir.

İngilizce kelimeler bolca dile dahil edilmiş / katılmış.

Teknik terimler ingilizceden geçtiği ve ağız farkı ile ;

Televizya, televizyon gibi…

—-

 ‘’ x ‘’ / H sesi / ‘’ Gg ‘’ x sesi

Çok az bir dikkatle anlaşılıyor zaten anlaşılamayacak olan ” X ” (h) sesinin gırtlaktan söylenemesidir. Bu Türkiye Türkçesinde bir eksiktir. (Gg) yazıp, “X” sesi ile okuyoruz.

Misal (örnek) :

Gazi yazıp, Xazi okuyoruz ya da Gazete yazıp, Xazate olarak yine gariban yazıp, Xariban sesi ile seslendiriyoruz.

—-

Arapça etkisinden kurtulmak isterken Arapça okuma şeklinden kurtulamamışız. “Ka” ile ,”Ke” sesini üstün, esre, ötüre mantığıyla “Ka” ile “Ke” sesini Ka ve “a” şapkalı “^a” şeklinde yazmış ama ses için bir harf atayamamışız.

Kasım ile K^azım şapkalı a ile ses değişimi geçirilerek yazılabilmiş.

—-

El : Bikeğin ön kısmı ve parmaklar bütünü.

El:  yabancı olma durumu.

Aynı yazılıp, (Ee) sesi hiç bir işaret kullanılmadan zihinsel ses değişimine uğratılmış.

—-

(Jj) sesi Türk dilinde bulunmamakta ve ne başta ve ne de arada kullanılmamaktadır.

Ama alfabemizde yer almıştır.

Jilet, Jet, Jumbo, Jop, Jandarma, Jimnastik, Türkçeye yabancı kelimeler olarak girmiştir.

Bu sesi biz Caponya (Japonya) , Cimnastik (Jimnastik) , Cilet (Jilet) olarak son 40- 45 yıllık Tv’ler le hızlanmıştır.

Radyolarda, “Cimnastikçiler” terimi hala kulaklarımızdadır.

Jimnastik (spor eksersizi) terimi “Antrenman” anlamında da kullanılmıştır.

—-

Antrenman kelimesi ve Eksersiz (exsercises) yerine bir kelime nedense üretilip, kullanım kabulü sağlanamamıştır. Sonra bir aralar uçuk ve uydurma kelimeler tanımlamalara  gidilsede halkın kullanım kabulü sağlanamamıştır.

Kelimelerin anlamı yanında hissettirdikleri duygusal etkilerde kullanım sıklığını ve ya hiç kullanılmamayı sağlamıştır.

Örnek ;

Kalp, aşk,sevgi, sevda ile yürek ise kahramanlık, cesaret hissi anlamı ile kullanılmıştır.

Kalpsiz: sevgisiz anlamında kullanılırken.

Yüreksiz: korkaklık, cesaretsizlik anlamında kullanılmıştır.

—-

Deli: aklını kullanamayan,

Deli-kanlı, delikanlı: cesur kişi anlamında kullanılmış ve zamanla cevan, toy, genç anlamlarına da kullanıldığı olmuştur.

Aksakal: sakal beyazlaşmışlığı değil, bilgelik, tecrübelilik / deneyim anlamına sahipken manadan maddeye anlam kaydırarak, kullanımı kelime anlamıyla sakalın beyazlığı ile renk tanımlamasına kaymaktadır.

Şahin Yazar ‘dan alıntıdır.

( Azerbaycan kültür temsilciliği Türkiye gurubu )

————————————–

AZERBAYCAN EDEBİYATININ

12 YY – 20 YY ÖZETİ                

————————————–

* Batı Türkçe’si adı verilen Oğuzca’nın bir kolu Anadolu / Türkiye Türkçe’si, diğer kolu Azerbaycan Türkçe’sidir.

* 16. yy ‘ la kadar bu iki kol ortak geçmişi olan edebiyattır.

Ancak, çeşitli tarihi nedenlerle bu iki edebiyat birbirinden ayrıldı.

Yine de bu iki kol  arasında ortak birçok yönün bulunması, giderek ortaya çıkmış ayrılıklara rağmen  bilinen bir gerçektir.

* 12. ve 13. yy ‘ larda Azerbaycan edebiyatında Farsça yazan önemli kişilikler yetişmiştir.

* 14.  yy ‘dan sonra bölgeye yönelen Türk akınları, Farsça’nın etkisini kırmıştır.

* 15. yy ‘ da gerek saz şiirinin, gerek klasik şiirin güçlü simgeleri yetişmiştir.

(Kadı Burhaneddin, Nesimi gibi.)

* Hem Osmanlı hem Azerbaycan edebiyatı içinde sayılan Fuzuli, 16. yüzyılda dünya çapında büyük lirik / coşkulu şair olmuştur. Bu dönemde önemli aşıklar ve tasavvuf / İslam gizemciliği  şairleri de yetişmiştir.

—-

( Tasavvuf : Tanrı’nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi / düşüncesel akım.) İ.Kulaçoğlu.

—-

* 18. yüzyılda Osmanlı edebiyatındakine benzer tarzda klasik şiirle , halk şiirinde birbirine yaklaşma, dilde sadeleşme görülür.

* 19. yy ‘ılda Kuzey Azerbaycan Rus işgaline girmiş  / ele geçirilmesine uğramış , güney kısım İran egemenliğine sokulmuştur.

Bu yüzyılda özgürlük, ulus, vatan, ulusallık kavramlarını  öğrenen aydınlar, ülkeye bu düşünceleri sokmaya, edebiyatta yenilikler getirmeye çalışmışlardır. Osmanlıdaki Tanzimat dönemini hatırlatmaktadır. Çağdaşlaşma ve ulusçuluk dönemidir.

—-

( Tanzimat : 1.Sultan Abdülmecit zamanında, 1839’da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem. )İ.Kulaçoğlu.

—-

* 1875’te Azerbaycan Türkçesi’yle ilk gazete ( EKİNCİ  ) çıkarılmıştır.

Mirze Feteli / Fethali , Ahundov, Hasanbey Zerdabi, Mirze Kâzım Bey gibi toplumsal konuları işleyen edebiyatçılar yetişmiştir.

* 20. yy ‘ lın başlarında Rusya’da başlayan değişimler, Azerbaycan’da ulusal benliğe dönüş eğilimini güçlendirmiştir. Türk’çülük, İslam’cılık, Batı’cılık akımları gündeme gelmiş; özellikle Türk’çülük hareketi çevresinde dergiler, gazeteler yayımlanmıştır.

Tiyatro dalı da gelişmiştir.

* Günümüz Azerbaycan edebiyatında Üzeyir Hacıbeyli, Samed Vurgun, Bahtiyar Vahapzade, Nebi Hazri, Ahmet İsmail, Mehmet Ardan, Şehriyar, Sehend, Ali Tebrizi gibi önemli sanatçılar vardır.

www.sendeazerbaycanigor.com
#Azerbaycan #Kültür #Tarih #Sanat #Turizm #Sendeazerbaycanıgör #AzerbaycanEdebiyatı

————————————

İ.Kulaçoğlu ….

—————————-

AZERBAYCAN

MİSAFİRPERVERLİĞİ

(QONAQPERVERLİĞİ)

—————————-

Dünyada misafirlerini Azerbaycanlılar kadar özel ağırlayan ve karşılayan ikinci bir millet bulmak zordur.

Sadece çay-kahve ikramı değil, bizler için tarih boyunca bir sanata ve ayrılmaz geleneğe dönüşmüştür desek yalan olmaz.

—-

Misafir 5 dakikalık gelse bile, mutlaka tok gitmelidir.

—-

İtiraz etse / karşı çıksa  bile çayın yanına bir çok tatlılar, inanılmaz çeşitte reçeller, şekerleme, hamur işleri, leblebi, çerez verilecektir.

Ev sahiplerinin böyle özel beklenmeyen durumlar için hazırlıkları her zaman vardır ve bu gelenek ailenin maddi durumuna bağlı değildir. Her misafir her zaman, saygıyla ve layıkınce karşılanır.

—-

Eskiden misafirperverlik daha çok anane halini taşıyordu ve maksadı, toplumundan  ayrılıp gelen kişiyi korumak sahip çıkmaktı.

Azerbaycanlıların bu güzel özelliği hakkında ilk yazılı örneği

‘‘ Kitabı Dede-Korkut  ‘’ salnamesinde / boy kitabında  bulabiliriz ki burada ;

—-

‘’ misafir olmayan evler yıkılsın  ‘’  diye yazmaktadır.

—-

Ayrıca misafirperverliğimiz hakkında ünlü  Azerbaycan şairi Nizami’nin

‘’  İskendername  ‘’’ eserinde Nüşabe’nin Berde’deki sarayında Büyük İskender’in şerefine verilen özel davet,

‘’ Xosrov ve Şirin  ‘’ eserinde ise evin hizmetçisinin, eve gelen misafir için yola götürecek, içi yiyecek – içecekle dolu olan bir çanta hazırlamasıdır ki, halihazırda aynı gelenek günümüzde de uygulanmakta evimize gelen misafire herhangi bir sebepten ötürü onunla gelemeyenlere de ikram edilebilmesi için misafirler çanta dolusu hediyelerle uğurlanmaktadır.

—-

Azerbaycan  misafirperverliği  hakkında sadece yerli kaynaklar değil, ülkemize ziyarete gelenlerin çoğu da misafirlere gösterilen dikkat ve saygıdan etkileniyordu.

Örnek  olarak ;  

16.ıncı yüzyılda ülkemize ticaret maksadıyla gelen ingiliz misyonerleri Cekinson ve Olkok’un şerefine Şamaxı beylerbeyi Abdulla xan tarafından verilen daveti gösterebiliriz.

Bu davet için A.Cekinson şöyle yazıyordu :

“ Öğlen yemeği vakti gelince, yerlere sofralar kurulmuş ve çeşitli yemekler ki benim hesabımca 140 farklı yemek servis ediliyordu.

Bunları kaldırınca ise ardından 150’ye yakın meyve ve bayram yemekleri de getiriliyordu . ‘’

—-

Diğer etnografik /  İnsan ırklarının tanınması ve incelenmesi  kaynaklara göre

ise ;  

Misafirleri kabul edip yedirmenin de kuralları vardı.

Örnek ;

Azerbaycan’da gelen misafire mutlaka en iyi yemekleri ; 

Tike-kebap, Lüle-kebap, çok çeşitte pilavlar ikram edilirdi.

Kaynaklara göre bunlar farklı baharatlarla ve alkollü içecek olmadan sunulurdu.

Her yiyecek bir sırayla sunulur, hepsini aynı anda sofraya getirmek yanlış anlaşılabilirdi. Misafir yemeğe başlamadan ise yemeklere dokunulmazdı.

—-

Azerbaycan’ımızın tarihi ve modern güzelliklerinin yanı sıra ünlü  misafirperverleğine de  tanık  olmak istiyorsanız siz de Azerbaycan’ı  ziyaret  edin diyoruz!!!

Sendeazerbaycanigor.com

———————————-

AZERBAYCAN FOLKLORU :

DESTANLAR

———————————–

Destan Azerbaycan Türklerinin sanatsal düşüncesinin en büyük ve en eski örneklerinden biridir.

Destan aslında ozan – aşık yaratıcılığının mahsulü / ürünü olup, Türk halklarının epik / destansı düşüncesinin tezahürüdür / ortaya çıkışı – görünür olmasıdır ve aşık yaratıcılığını sözlü halk edebiyatı ile bağlayan temel etkendir.

Destanlarda epik / destansı anlatımla lirik / coşkulu sunum, nesirle / düz yazı ve nazım / şiir birlik oluşturur. İşte bundan dolayı destan sadece epik değil, epik-lirik /  destansı ve coşkulu tür olarak kabul edilir.

—–

Genel konularına göre destanlar ikiye ayrılır:

1.KAHRAMANLIK (ALPLIK) DESTANLARI

Kahramanlık destanlarında vatanın ve halkın özgürlüğü uğrunda savaşan kahramanlardan bahsedilir.

“Dede Korkut”, “Köroğlu”, “Kaçak Nebi”, “Kaçak Kerem”, “Settar Han” vs. kahramanlık destanlarıdır.

2.AŞK DESTANLARI

Aşk destanları kahramanların aşk macerası üzerine kurulur.

“Kerem ve Aslı”, Tahir ve Zühre, Abbas ve Gülgez, Şah İsmail vs. gibi destanlar aşk destanlarımızın en güzel örnekleridir.

Bir tip destanda diğer bir tip destanın motiflerine yer verilebileceğini de belirtmek gerekir.

Örneğin ;

“Şah İsmail” destanı aşk destanı olmasının yanı sıra, yeteri kadar kahramanlık motifleri de ihtiva eder / içerir.

“ Köroğlu ” destanında yeterli ölçüde aşk motifi görülebilmektedir.

Azerbaycan destan geleneğinde her iki destan tipi de kendine özgü kompozisyon temelinde kurulmaktadır.

Öyle ki, kahramanlık destanlarından farklı biçimde, aşk destanları, bir kural olarak üç “ üstatname ” ile başlayıp “ duvakkapma ” ile bitmektedir.

Mutsuz nihayete / sona eren aşk destanının sonu “ duvakkapma ” ile değil

“ cihanname ”  ile biter.

Masalların başında olduğu gibi, destanların girişinde de “ karavelli  / peşrev ” den yararlanılır.

http://www.sendeazerbaycanigor.com

#Azerbaycan #Kültür #Sanat #Destanlar #AzerbaycanKültürTemsilciliği

———————————

AZERBAYCAN FOLKLORU        

MASALLAR

———————————

Masallar, Azerbaycan halk nesrinin  / düz yazısının zengin şiirsel kalıp ve ölçülerini, sözlü konuşmanın ifade güzelliklerini yansıtan, geniş yaşam olgusu ve olaylarını kapsayan örneklerindendir.

Dolayısıyla, masal büyük bir dönemin geniş zaman dilimini veya her hangi bir bireyin hayatının belli bir anını veya hayatının geniş bir dönemini yansıtmaya olanak veren nakletme / iletme işidir.

Masallar epik / destansı türün diğer türlerinden (örneğin, fıkralardan) bariz  / belirgin  biçimde farklıdır.

Bu farklılıklardan biri, masalların bazen karaveli (buna pişrov da denir – kısa hikaye) denen ve nazım şeklinde söylenerek dinleyicilerin dikkatini çeken özel mukaddime (giriş, önsöz) ile başlamasıdır:

—-

Hamam, hamam içinde,

Helbir saman içinde,

Deve tellallık eder

Köhne hamam içinde.

—-

Azerbaycan masallarının toplanıp bir araya getirilmesi 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayıp, bugüne kadar devam etmektedir.

En yoğun toplanma ve yayım aşaması 1923 – 1939 yılları arasında meydana gelmiştir.

Bu dönemde Azerbaycan Tetkik / inceleme ve Tetöbbe Cemiyeti, bireysel toplama yoluyla birçok masalı yazılı dile geçirip neşretmiştir.

AZERBAYCAN MASALLARI

SINIFLANDIRILMA

———————————-

1.Hayvanlar hakkında masallar

(Tilki ve kurt, Sinsi Keçi, Çil kısrak, İhtiyar aslan, Avcı Pirim vb).

2.Sihirli masallar

(Melik Mehmet, Şems ve Kamer, Beyaz Atlı Adam, Sihirli Yüzük vb).

3. Aile geçindirme masalları

(Yedi Kardeş, Bir Abla, Usta Abdullah, Yetim İbrahim, Taş Demirin Masalı vb).

4. Tarihi masallar

(İskender’in Boynuzu Var, Kuş Dili Bilen İskender, Baftaçı Şah Abbas, Salih ve Valeh vb).

www.sendeazerbaycanigor.com

#Azerbaycan #Kültür #Folklor #Masallar #AzerbaycanKültürTemsilciliği

——————————

AZERBAYCAN

HALI VE KİLİMLERİ

————————-

Azerbaycan halı ve kilimleri, olağanüstü  tasarımları , çeşitli süsleyici ögelerle donatılmış bir tablo  görünümleri ve  zengin renkleriyle  tüm dünyada ün yapmış birer sanat eserleridir.

—-
Azerbaycan kültürel yaşamının öne çıkan unsurlarından biri olan halı ve kilim dokumacılığının kökleri Bronz çağına kadar uzanıyor.

İpek, altın ve gümüş ipler ya da inci ve mücevherle dokunanlara paha biçilemiyor. Çiçek, insan, hayvan, geometrik desen, minyatür gibi öğeler, lirik /  coşkun ve romantik deyiş  içeriyor.

—-

Yetenekli halı ustalarının elde dokudukları, dünyada benzeri olmayan halı ve kilimler ,  Hermitage müzesi, Louvre ve Topkapı müzeleri yanı sıra Washington’daki tekstil / dokuma müzelerini de süslüyor.

—-

Halılardaki dikkat çekici süslemeleri ve ince ince işlenmiş motifleri / simgeleri , ünlü Avrupalı sanatçıların tablolarında, minyatürlerde ve diğer eserlerde de görmek mümkün.

Gala Devlet Tarih Etnografya Koruğunun müdürü Melahet Ferecova interaktif turların çömlekçilik, demircilik, halı dokuma, nalbant ve mutfakta yufka açmak üzerine şekillendiğini belirtti.

—-                                              

İnteraktif turların daha önceden istenildiğini  vurgulayan Ferecova, tur zamanı koruğu ziyaret eden turistlere zanaatkarlar tarafından Azerbaycan’ın eski zanaat sırlarının öğretildiğini söyledi:

“Çömlekçinin yanına giden turist saksıdan kap yapıyor, mutfağa giden turist orada yardımla yufka açıyor, demircinin yanına giden turist ustasından demirin nasıl dövüldüğünü öğreniyor.”

———————————-

AZERBAYCAN TÜRKÜLERİ

———————————-

* MESLEKLERLE İLGİLİ TÜRKÜLER
* TÖREN TÜRKÜLERi
* DOĞUMLA İLGİLİ TÜRKÜLER
* DÜĞÜN TÜRKÜLERİ
* YAS TÜRKÜLERİ (AĞITLAR)

—————————————-

MESLEKLERLE İLGİLİ TÜRKÜLER

—————————————-

Mesleklerle ilgili türküler çalışma sürecini yansıtan sanat metinleridir.

Bu metinlerin bir çoğu  geleneksel  davranışlar , inanç, tören ve günlük yaşama ilişkin detaylarla süslenir.

Çalışma türkülerine aşağıdaki türler aittir:

1 – Çiftçi Türküleri

———————–

Halk şiirinin en eski örneklerinden olan çiftçi  türkülerinde ekin / ürün  kaldıranların, çiftçilerin hayatı anlatılır.

Bu türküler ekin işiyle uğraşanların, doğrudan çalışma sürecinde yaratıp söze döktükleri türkülerdir.

Çok eskiden bir heceli, bir mısralı olan çiftçi türküleri gelişerek sonraları 2-3 heceli, 2-3-4 mısralı türküler haline dönüşmüştür.

Sözlü şiirin en yaygın türü olan çiftçi türküleri “ HOLAVAR  ” dırlar.

Son dönemlerin ürünü olan ve her bendi / bağlamı  4 mısradan oluşan holavarlar, bayatı  / yedilik  şeklindedir.

2 –  Sayacı Türküleri

————————–

Sözlü  şiirimize , konar – göçer aşiretlerin  ilk çalışma türküleri olarak giren sayacı türkülerinde  koyunculuk hayatı anlatılmıştır.

Bu türkülerin ilk ortaya çıkışı koyunların evcilleştirme  döneme rastlar.

Bu türküler koyun kırkımı, çiftleşme vakti, yaylaya göçerken vb. törenler sırasında söylendiği için tören türküsü olarak da kabul edilmektedir.

3. Sağma (Sağım) Türküleri

———————————–

Halkımızın eski / kadim  devirlerdeki hayvancılık hayatı ile ilgili türküleri içerisinde sağım türküleri de belirli bir yer tutmaktadır.

Saya türkülerinden farklı olarak sağım türküleri  konar  göçer  aşiretler içerisinde oluşmuş olsa da, yerleşik hayata geçmiş aşiretler tarafından da kolaylıkla kabul edilmiştir.

4. Avcı Türküleri

———————

Daha eski dönemlere ait olan avcı türküleri bu meslek ile ilgili oluşan nidalı / çağırma – seslenmeli , nağmeli / güzel ve uyumlu ses – ezgili  ifadelerle sözlü şiirimize katılmıştır.

Avcı türküleri bazı durumlarda Tuluk / Tulum , Kaval, Düdük ile çalınan havalara eşlik eder.

5. Balıkçı Türküleri

————————

Çalışma türküleri içerisinde balıkçı türküleri de özel bir yere sahiptir.

Dünya halklarının sözlü şiirinde bu türkülerin deniz ve nehir çevresinde yaşayan halkların şiirsel düşüncesinde olduğu gibi, erken gelişim evrelerinde ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Balıkçı türkülerinin hepsinde ‘’ Yahu ‘’  Hey – baksana  nakaratı / tekrarlanan söz korunur..

6. İpekçi Türküleri

———————–

İpekçi türküleri  halk içerisinde bazen  Kümçü  / Kümzar türküleri olarak da bilinir. Bu türkülerde koza, onun önemi, kozanın kem / kötü  gözden korunması vb. konular anlatılır:

7. Hana (Halı Dokuma Tezgâhı) Türküleri

—————————————————–

Çalışma türküleri içerisinde dokumacılık ve halıcılıkla ilgili türküler önemli yer tutmaktadır.

Hana türküleri esasen ilmek atılırken, ilmek vurulurken vs. söylenen türkülerdir.

————————–

TÖREN  TÜRKÜLERi

————————–

Tören türküleri adı altında bilinen bu türküler ikiye ayrılırlar.

1 – Mevsim Töreni Türküleri

Bu türküler içerisinde yağmurun yağması, güneşin çıkması, rüzgarın esmesi , ateşe, suya, rüzgara, toprağa inançla ilgili türküler ve “ Nevruz öncesi türküleri ”, “ Çille türküleri ”, “ Yılın son çarşambası denilen Nevruz öncesi Salı akşamı türküleri ” vs. özel bir yer tutar.

—-

2 – Günlük yaşam ile ilgili tören Türküleri

Yaşam töreni türküleri sözlü şiirimizde halkın günlük yaşamı ile ilgili türkülerdir.

Bu türküler insan hayatında yaşanan en önemli olaylarla ilgilidir.

————————————-

DOĞUMLA İLGİLİ TÜRKÜLER

————————————-

Halk şiirinde evlatsızlıkla ilgili geleneksel konu doğumu kutsallaştırmıştır.

Halk, doğumla  alakalı  / ilgili  çeşitli  türküler oluşturmuştur.

————————-

DÜĞÜN TÜRKÜLERİ

————————-

Yaşam töreni türkülerinin çoğunluğunu düğün türküleri oluşturmaktadır.

Düğün, kız istemeden düğüne kadar çeşitli aşamalardan oluştuğundan, her aşamanın kendini özgü türküleri vardır.

Bu türkülerde çeşitli tören unsurları ve inançlar yansımıştır.

———————

YAS TÜRKÜLERİ

(AĞITLAR)

———————

Yaşam töreni türkülerinin halk arasında yaygın olan örneklerinden biri de yas türküleridir.

Halk arasında yuğ / gömü , yuğlama ve ağı isimleri ile tanınan, halkın kederi, hüznü – üzüntü  ile ilgili meydana getirilen eserlerdir.

——————

AŞIK  SANATI

Azerbaycan

——————

Aşık Sanatı , müzikal ve şiirsel yaratıcılığı ile, Azerbaycan müziğinin sözlü geleneklerine katkıda bulunur.

2009 yılında Azerbaycan’ın Aşık Sanatı, UNESCO tarafından İnsanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine alındı.

Aşık Sanatının ve Aşık şiirinin kökenleri milli folklorun köklerinden gelmekte olup çok eski bir geçmişe sahiptir.

—–

Aşık, farklı zamanlarda Ozan gibi farklı adlara da sahipti.

‘’ Aşık ‘’  kelimesi, 11 – 12 yy ‘ dan beri kullanılan unvan oldu.

Dil bilimcileri Aşık’ı ‘’ EŞG ‘’  / aşk veya “ İŞİG ” / ışık kelimesi ile açıklar.

—–

Bir Aşığın verim gücü , her zaman bir tür kazanç sağlamak amaçlı sanat olarak kabul edildi ve bilgiler Aşık Sanatının Üstatları tarafından öğrencilerine sözlü olarak aktarıldı.

Azerbaycan’ın ünlü Aşıkları ;

16. yy ‘da , KURBANİ , DİRİLİ  GÜRBAN. SARI  AŞIK , ABBAS TUFARGANLI

17. yy ‘da ,  XESTE GASİM  / HESTE  KAZIM , Aşık VALEH  

18.19  yy ‘larda ,  MOLLA  CUMA  ,Aşık ALİ , Şemkirli Aşık HÜSEYİN , Aşık MUSA ,

Molla CÜME , Varhiyanh Aşık MEHEMMED , Aşık EHMED , Aşık ELESGER /

ALASGAR , Aşık HÜSEYİN  BOZALGANLI , Aşık PERİ , Aşık BEŞTİ , Haltanlı TAĞI ,Aşık

 AH  gibi simge olmuş isimler yetişmiştir.

Bu  kazanç sağlama amaçlılar  tarafından sunulan Aşık Sanatının örnekleri hala çağdaş  Aşıklar tarafından korunmaktadır.

AŞIK SANATININ

TÜRLERİ

———————-

Aşık Sanatı bir çeşit benzetme  sanatıdır. Aşık’ın sözleri yazıp müziği bestelediği ve aynı zamanda saz çalıp dans ederken şarkı söylediği anlamına gelir.

Bu nedenle, Aşık Sanatı tam kapsamlı ve tamamlayıcı beceriler gerektiren bir meslektir.

Ancak, müzik, şiir, dans ve tiyatro gibi tüm becerileri birleştiren bir Aşık bulmak çok  enderdir.

Birçok sanatçı “ verimli  Aşık ” adını kazanmıştır ve Aşık Sanatının korunmasında ve geliştirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

Aşık Sanatının şiirlerini yazan Üstat besteciler “ Halk Şairleri ” veya “ Saz şairi ” olarak tanınır.

——

Bilgi

——

Uluslararası  Aşık Festivali, 2010 yılından beri Haydar Aliyev Vakfı ve Kültür Bakanlığı ile Azerbaycan Aşıkları Birliği tarafından her iki yılda bir kez Ekim ayında düzenlenmektedir.

Birçok Aşık, bu Uluslararası Festivalde yer almak için farklı ülkeden gelirler ve düzenlenen etkinliklerin bir parçası olarak Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerinde konserler vermektedirler.

———-

TAR

ÇALGISI

———-

Tar, Azerbaycan’ın en eski yaylı çalgılarından biridir ve bir muğam / Azerbaycan Halk musikisinin temel bir bileşenidir.

Çalgının  ilk yapısında  beş tel vardır.

19. yüzyılın ikinci yarısında ünlü Azerbaycan’lı tar sanatçısı  Mirza Sadig tarafından geliştirildi, tarın yapısı değişti, tel sayısı 11’e çıkarıldı ve daha sonra tar diz yerine göğüste çalındı.

20. yy ‘ lın ünlü tar sanatçıları arasında  Faraj Rzayev, Gurban Primov, Mansur Mansurov, Bahram Mansurov, Hacı Xanmemmedov, Ahsan Dadaşov, Ramiz Guliyev vardır.

Tar, aralık 2012’de UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesine alındı .

——–

YAPISI

——–

Yukarıdan bakıldığında, Tar ’ın gövdesi sekiz rakamına benzer.

İki parça halindedir – biri büyük diğeri küçük bir kase.

Uzun boynu 22 perdeye sahiptir.

Tar ‘ ın gövdesi dut ağacından, boynu ve başı cevizden yapılır.

850 mm uzunluğundadır.

Gövdesi bir ineğin kalp zarı ile kaplıdır.

Tar, kemik veya ebonitten / sert kauçuktan yapılmış küçük bir mızrap ile çalınır.

—-

Tar’ın farklı türleride vardır .

————

MUĞAM

————

Muğam, Azerbaycan halk müziğidir.

Muğam sözü , Arapça‘daki makam sözünden türemiştir.

Klasik doğu muğam’ı aslen 12 tür ve 6 koldan oluşmaktadır.

Aslı Muğam’lar

——————

Uşşak,Neva,Buselik,Rast,Irak,İsfahan,Zirefkand,Büzürk,Zengüle,Rehavi,Hüseyni .

Hicaz;kolları

—————

Şahnaz,Selmek,Maya,Nevruz,Kerdaniye ve Güvaşt’tan oluşmaktadır.

Azerbaycan’da 7 asıl 3 yan muğam türü vardır.

Esas Muğam’lar

——————- 

* Rast

* Şur

* Segah

* Çahargah

* Beyat-ı Şiraz

* Şüşter

* Hümayun

Yan Muğam’lar

—————

* Şahnaz

* Seranç

* Çahargah / 2.tür.

2003 yılında UNESCO Azerbaycan Muğam’ını  koruma altına almış ve tüm dünyaya duyurmuştur.

———————-

AZERİ

MOZAİK SANATI

———————-

Aynı ve ya değişik malzemelerden yapılan betimleme – canlandırmadır.

Anıtsal dekoratif sanatın esas türlerinden biridir. Mozaikten genelde dekoratif  / süsleyici uygulamalı  sanatta, bazı durumlarda ise tezgah sanatında kullanılır.

Mozaik şablon şekilde kesilmiş sade ve karmaşık geometrik biçimli küçük materyal kırıntılarından toplanır ve kireç, çimento, mastika veya mum tabakasına oturtulur.

MOZAİK

2 YÖNTEMLE YAPILIR

—————————-

1 – Mozaik malzemesi duvar, revak vs. yüzeyine çekilmiş tabakaya (çimento veya mastika tabakası) doğrudan monte edilir / kurulur.

2 – Taş veya renkli cam kırıkları karton, ayrıca parça üzerine çekilmiş resme ön taraftan  veya tersine yapıştırılır. Arka tarafına monte edici malzeme dökülür. Geçici temel götürüldükten sonra şekillenmiş blok duvara veya tavana monte edilir.

Kadim / eski  Şark / doğu  ülkelerinde mozaik numuneleri / örnekleri  yapılmıştır. Antik dönemde taştan ve renkli cam kırıntılarından öyküsel veya dekoratif mozaik sanatı yüksek düzeyde olmuştur.

AZERBAYCAN’DA

MOZAİĞİN TARİHİ

————————-

Orta Çağda Azerbaycan’da yapılarda mineli çiniden ilginç dekoratif mozaikler yapılmıştır.

Nahçivan’da 18. yüzyılda inşa edilmiş Zaviye camisi adlandırılan binanın giriş kapısı ve pencereleri renkli mozaikle süslenmiştir.

Ünlü Şeki Han Sarayında da mozaik kullanılmıştır.

Binanın baş ön cephesi dünyada benzeri olmayan en ufak, geometrik figürlere / varlıkların biçimi – oyuncunun hareketi ayrılmış, ağaç parçalarının aralarına değişik renkli camlar giydirilmiş şebeke pencere ve kapılardan ibarettir.

Uygar Azerbaycan ressamlarından O.Şıheliyev, A.Recebov’un işledikleri mozaik numuneleri / örneklerini Bakü Klima Fabrikası, “Azerbaycan” Neşriyatının / yayınının  girişini süslemektedir.

Bakü metrosunun Nizami istasyonunda M.Abdullayev’in, Neftçiler istasyonunda A.Ağamalov ve M.Gafarov’un mozaik kompozisyonları Azerbaycan mozaik sanatının en güzel örneklerindendir.

———————————-

TEKELDUZ

( Azerbaycan halk sanatı )

———————————-

Kendine özgü dekoratif sanatlardan biri de tekelduzdur.

19. yüzyılda tekelduz sanatının merkezi Azerbaycan’ın kadim / eski diyarı Şeki şehri olmuştur.

Tekelduz sanatında esas materyal olarak yerli ve ya yurtdışında üretilmiş kırmızı, siyah ve koyu mavi renkli kadife ve mahut kullanılıyordu.

—-

Kelime anlamında TEK ELLE DİZ  anlamına gelen bu sanat önceleri bir erkek mesleği olarak kabul görmüştür.

—-

Uzak seyahate çıkanlar veya cezaevlerinde bulunanlar evlerine mektup yazamayınca tekelduz kullanmışlardır.

Bu dikiş türünde her bezek / süs  bir ifadeyi simgelediğinden, bir kaç işaretle uzun cümleleri ailelerine yazarak gönderebilmişlerdir.

Eski el sanatı olan tekelduz siyah kadife ve yün kumaş üzerinde yalnız bir elle dokunmaktadır ama goblen üslubunda olan dikmeler keten üzerine işlenmektedir.

Tekelduz incelik ve zaman gerektiren bir sanat türüdür.

Bazen bir çalışmanın süresi 3-4 ay sürebilmektedir.

İşlemelerde ipek ipler kullanılır.

Genelde takkeler, çantalar, yastık yüzleri ve sofra örtüleri hazırlanır.

———————————-

AZERBAYCAN SİNEMASI TARİHİ

—————————————–

Aleksandr Mişon’un çektiği “ Bibiheybet’te Petrol Yangını ” filminin fragmanları Fransa’da dünya sinemacılığının yüzyıllığına katılmıştır.

20. yüzyılın başlarında “ Pate ”, “ Pirone ”, “ Filma ” gibi yabancı film şirketleri Bakü’de şubelerini açarak burada film sektörüne girdiler.

———–

İlk film ;

1916’da Azerbaycan’da ilk film yazar İBRAHİM  BEY  MUSABEYOV ’un aynı isimli öyküsü esas alınarak çekilen “ PETROL  ve MİLYONLAR  DİYARI ” filmidir.

Azerbaycan’da ilk sessiz filmdir ve Azerbaycan, Rus dillerinde altyazıları ile sunulmuştur.

—-

İlk komedi filmi ;

1917’de Üzeyir Hacıbeyov’un aynı isimli opereti esasında ilk Azerbaycan komedi filmi “ ARŞIN  MAL  ALAN ” gösterime girdi.

Bu film daha sonra 1945 ve 1965’ta yeniden canlandırıldı.

—-

Azerbaycan’da 28 .Mayıs .1918’de Halk Cumhuriyeti kurulduktan sonra Azerbaycan’ın bağımsızlığının yıl dönümüne ilişkin olarak ,

1919’da “ TENTENE / TÖREN ”  filmi çekilerek gösterime girdi.

—-

1920 ‘ de Bakü’de ilk film stüdyosu , Hükümet  binasının arkasında kuruldu, bugün aynı stüdyo  yok .

—-

1922 ‘ de , Azerbaycan’da Sovyet hükümetinin kurulmasından sonra Azerbaycan Foto Sinema İdaresi oluşturuldu, ardından 28. Nisan .1923’te Birinci Devlet Sinema Fabrikası açıldı.

Orada çekimi yapılan ilk film, halk efsanelerinden oluşan “ KIZ  KALESİ ” filmi idi.

—-

1923-1926 yılları arasında Birinci Devlet Sinema Fabrikası ile Azerbaycan Foto Sinema İdaresi birleşti ve ;

“ Azdövletkino / Azdevletsinema ”

“ Azersinema / Azerkino ”

“ Azerfilm  / Azdövletkinosenaye  / Azdevletfilmsanayi ”

“ Azerfilm ”

“Bakı Kinostudiyası / Bakü Film stüdyosu ”

“ Azerbaycanfilm ” isimleriyle isimlendirildi.

—-

1960’dan başlayarak  ünlü yazar  CAFER  CABBARLI ‘nın adını taşıyan Azerbaycan filmin’de bugüne kadar değişik konuları ele alan ve çeşitli türlerde iki binden / 2000  den  fazla film çekimi yapılmıştır.

————————————

DOĞU-BATI ULUSLARARASI

BAKÜ FİLM FESTİVALİ

————————————

1991’de Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra film endüstrisinde birtakım yenilikler yapmaya başladı.

Şark – Garb  / Doğu-Batı  Uluslararası Bakü Film Festivali 1991’de Bakü’de oluşturuldu.

Bu film festivali yurt dışından gelen sinemacıların katılımıyla her yıl düzenli olarak gerçekleşmektedir.

ULUSLARARASI FİLM FESTİVALLERİNDE

KAZANILAN ÖDÜLLER

—————————–

Azerbaycan filmleri uluslararası festivallere de katılarak ödüllerle vatana geri dönüyorlar.

2014-2017 yılları içerisinde 26 Azerbaycan filmi , 48 ülkede yapılan , 128 festivale 219 defa katılarak 49 ödül kazanmıştır.

—-

1994’te RÜSTEM  İBRAHİMBEYOV ’un Rus yönetmen Nikita Mihalkov’la birlikte çekdikleri  ” GÜNEŞ  YANIĞI ” filmi , Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin ünlü ” Oscar ” ödülünü kazanmıştır.

—-

1996 ’da HÜSEYİN   MEHDİZADE ’nin  “ ÖZGE  VAHT  / BAŞKA  ZAMAN ” filmi Uluslararası Madrid Film Festivali’nde ;

“ En İyi Yönetmen ”

“ En İyi Genç Oyuncu ” ödüllerini kazandı.

Ardından ;

“OVSUNÇU   /  Büyücü ”

“ SARI  GELİN ”

“GİROV / REHİN  ” filmleri çeşitli uluslararası festivallerde ödüller aldı.

—-

2015 ‘ de ;

*  ” AKINLA  AŞAĞI ” filmi , Nisan-Mayıs aylarında ABD’nin Los Angeles şehrinde gerçekleşen ” SEEfest ” Festivali’nde ” EN İYİ FİLM  ” ödülünü,

* ” YOL  ” filmi İran’da yapılan 9. ” Ruyesh ” Uluslararası Kısa Film Festivali’nin BİRİNCİLİK  ödülünü kazanmıştır.

* “ ÇÖLCÜ  ” filmi 2015’in Şubat ayında Hindistan’daki II. Noida Uluslararası Festivali’nde ;

“ En İyi Yönetmen ”,

Temmuz ayında ise Endonezya’daki ” World Films Awards ” Festivali’nde

” Golen World Awards 2015 ” ödülüne layık görüldü.

* “ LAHİC ” belgesel filmi ise 2015’in Mayıs ayında Polonya’daki 10. FilmAT Film, Sanat ve Turizm Festivali’nde “ EN  İYİ  BELGESEL  FİLMİ  ” ödülünü aldı.

———————————

Azerbaycan değerlerimiz

———————————

Ahmet Cevat ( şair )

Aşık Şemşir ( şair )

Bahtiyar Vahapzade ( şair )

Celil Mehmet Kulizade ( yazar – bilim )

Emine Dilbazi ( şair – aşık )

İslam Rzayev ( sanat yönetmeni )

Farman Salmanov

Fuzuli ( şair )

Hüseyin Cahit Rasizade

Latif Kermov ( ressam )

Mehmet Emin Resulzade ( Kurucu Cumhurbaşkanı , önder, düşünür ,yazar )

Mehseti Gencevi ( şair)

Mirza Alekber Sabir ( şair )

Nasreddin Tusi ( Astronom – matematikçi )

Nergis Paşayeva ( bilim )

Nesimi ( şair)

Nigar  Şıxlinkaya ( Bilge . Kızılay kurucusu )

Nizami Gencevi ( Bilgin , tıp , felsefe )

Nuri Killigil

Raid Ahmedov Kahraman

Samet Vurgun ( şair )

Sara Hatun ( diplomat )

Süreyya Ağaoğlu ( hukukçu )

Şehriyar ( şair )

Tahir Tahirova ( ilk kadın bakan )

Ulviyya Hamzayeva ( ressam )

Üzeyir Hacıbeyov ( Besteci )

Gibi .

( Türk değerlerimiz bölümünde geniş bilgi var . )

———————————-

KARABAĞ’IN KURTARILIŞI

———————————-

AZERBAYCAN’DA ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜNE DENK GELEN

10 KASIM  ‘’ ZAFER GÜNÜ ‘’  8 KASIM’A ALINDI.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Ermenistan’ın yenilgisini kabul eden bildiriye imza attığı ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından ” ZAFER  GÜNÜ  ” ilan edilen 10 Kasım tarihinin, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk dünyası tarihine adı altın harflerle kazınmış büyük şahsiyet Atatürk’ü anma günü olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, Azerbaycan’ı tüm kalbiyle seven ve “Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederimiz kederimizdir” diyen Atatürk’ün her bir Azerbaycanlının kalbinde yer edindiği ve büyük saygıyla anıldığı vurgulandı.

—-

Cumhurbaşkanı Aliyev’in, 10 Kasım tarihinin Atatürk’ü anma günü olduğunu dikkate alarak “Zafer Günü”nün tarihinin değiştirilmesi yönünde karar aldığı kaydedildi.

Her bir Azerbaycanlı için değerli bir şehir olan, Karabağ’ın incisi Şuşa’nın kurtuluşunun savaşın kaderinde belirleyici bir rol oynadığı, Ermenistan’ın yenilgiye uğramasına ve askeri operasyonların durmasına yol açtığı hatırlatılan açıklamada, Zafer Günü’nün, Şuşa’nın kurtuluş günü olan 8 Kasım’a çekildiği bildirildi.

( Bu tarihi zaferi dakika dakika  takip ettim. Türk’lüğüm ile gurur duydum .

Ermeni başbakanı Paşinyan , durumun çok kötüye gittiğini görünce acilen barış çağrısında bulundu . Ve savaşı kaybettiğini ve Karabağ’dan çekildiğini açıkladı. Ermenistan’da halk , başbakanlığı bastı . ) İ.Kulaçoğlu .

————–

Kaynakça

————–

https://www.turktoyu.com/azerbaycan-in-kisa-tarihi

www.sendeazerbaycanigor.com

Şahin Yazar ‘dan alıntıdır.

( Azerbaycan kültür temsilciliği Türkiye gurubu )

Azerbaycan ile ilgili bilgileri toplamaya çalıştım.

Emeği geçenlere Türk milleti adına teşekkürlerimi sunuyorum.

İdris Kulaçoğlu . 16.4.2019 20:00 çalışma odam.