AKKOYUNLU DEVLETİ

( BAYINDIRİYE  DEVLETİ )

1350 ler / 1502

1340 / 1514

——————–

AKKOYUNLU

HÜKÜMDARLARI

——————–

1 – Kara Yülük Osman (1378 – 1435)

2 – Celaleddin Ali (1435 – 1438)

3 – Hamza Bey (1435 – 1444)

4 – Cihangir (1444 – 1469)

5 – Uzun Hasan (1452 – 1478)

6 – Halil (1478)

7 – Yakup (1478 – 1490)

8 – Baysungur (1490 – 1493)

9 – Rüstem (1493 – 1497)

10 – Ahmet Gövde (1497)

11 – Murat (1497) Kum civarı

12 – Elvend (1498 – 1502) Azerbaycan ve Diyarbakır civarı

13 – Muhammed Mirza (1498 – 1500) Fars bölgesi

14 – Murat (1502 – 1508)

————–

Akkoyunlu oymağının Anadolu’ya geliş  tarihi hakkında en güvenilir bilgiyi, Akkoyunlu sülâlesinin tarihi olan Ebu Bekr-i Tihrani’nin eserinde bulmak olasıdır.

Bu esere göre, Akkoyunlu devletinin kurucusu Kara  Yülük / ilig Osman Bey , Oğuz Han’ın  52. nesilidir. Bayındır oymağına bağlıdır.

Egemenliği ( 1403 / 1435 ) .

Büyük babası Alaeddin Turali bey’dir.

Annesi Maria Komnini , babası Fakhr al – din Kutlu Bey ‘dir.

Çocuklar : Uzun Hasan, Celaleddin Ali Bey, Ali bin Qara Yoluq Osman

Torunlar : Uzun Hasan , Alemşah Halime Begüm , Yakub , Halil’dir.

———

Kurucusunun kökeni kaynak alınarak devlete Bayındıriyye Devleti de denmektedir.

———

Akkoyunlu Devleti , Doğu , Güney Doğu Anadolu , Irak ve Azerbaycan  bölgesinde kurulmuştur.

Akkoyunlu Devletinin Başkenti  Diyarbakır, Tebriz’dir.

Devleti kuran Kara Yülük Osman Bey’in ölümü sonrası taht kavgaları yaşansa da oğlu  Celaleddin Ali Bey’in oğlu Uzun Hasan zamanında devlet toparlanmış ve en güçlü dönemini yaşamıştır.

———

Akkoyunluların Anadolu topraklarına nereden göç ettikleri tam olarak bilinmemektedir.

Kara Yülük Osman Bey’in bağlı olduğu Bayındır Oymağı , 13. yy’lın  başlarında Doğu Anadolu’ya gelerek Diyarbakır ve çevresini Moğol istilasına karşı korumuştur. Devlet sistemi oturmadan önce Akkoyunlular, güneyde Urfa ve Mardin, kuzeyde ise Bayburt olmak üzere yazlık-kışlık olarak  konar – göçer  hayat biçimlerini devam ettirdiler.

———

Başlangıçta Bayındır, Döğer, Bayat, Çepni gibi Oğuz boylarının parçalarından kurulu iken, daha sonra İnallu, Bayramlu, Hacılu, Musullu vb. gibi grupları da içine alarak kuvvetlenmişler.

İlhanlılar 1336 yılında  yıkıldıktan sonra bölgeye egemen olan Celayir, Çoban ve Sotay  sülaleleriyle savaşan  Akkoyunlular daha sonra Musul ve Diyarbakır bölgelerinde hüküm süren Sotayoğulları’nın saflarına katıldılar. Sotayoğulları hakimiyet / egemenlik  alanlarını değiştirince  Artuklulara bağlandılar. Zaman ilerledikçe Akkoyunlular Diyarbakır çevresindeki kale ve şehirlerde egemenlik uğraşına  girişerek devlet olma yolunda emin adımlarla ilerlediler.

1340-1343 yıllarında, Tur Ali Bey Başbuğ’luğunda ayrı birlik olarak ortaya çıkmışlardı.

Kuzeye Trabzon Rum krallığı sahasına doğru baskı yapıyorlardı.

3. Aleksiyos, kızını Tur Ali Bey’in oğlu Kutlug ile evlendirerek (1352) Türkmen akınlarını durdurmak istemişti.

———-

Akkoyunlu devletinin gerçek kurucusu sayılan Kara Yülük / İlig Osman Bey de yine Rum prensesi ile evlenmişti.

Karakoyunlu saldırılarını, Sivas hükümdarı Kadı Burhâneddin’in desteği ile tesirsiz kılan Akkoyunlu  Kutlug Bey’in oğlu Ahmet Bey  ile arası açılan kardeşi Kara Yülük Osman Bey, Kadı Burhaneddin ile çatışarak (1398) onu ortadan kaldırdı ve Sivas’ı teslim aldı, para bastırdı.

Osmanlılar’a karşı da Mısır Çerkez Kölemen Sultanı Barkuk ile anlaşan ve ona bağlanan Osman Bey, o sırada Karabağ’da bulunan Timur’a da hizmet arz etti (1399) ve karşılığında Malatya’yı aldı.

Timur’un Suriye’ye doğru yürüyüşünde onun yanında idi.

1403’de Merkez Diyarbakır şehri olmak üzere, Diyarbekir-Malatya bölgesinin resmî hükümdarı olarak tanınmıştı.

En büyük rakibi kardeş Karakoyunlu devleti idi.

Fakat Urfa, Harput, Erzincan, Kemah, Erzurum ve dolaylarını kendine bağlamayı başarmış , Rum krallığı sınırlarına dayanmıştı.

Kara Koyunlu Kara Yusuf ve oğlu İskender ile giriştiği uzun uğraşlarda bu defa Horasan hükümdarı Şahruh ile sıkı ilgi kuruyor, onun Azerbaycan seferlerinde yardımcısı oluyordu.

Oğlu Ali Bey (Ölm. 1438) Karakoyunlular’dan kaçarak Osmanlı Padişahı II. Murad’a, sonra Mısır Sultanı Çakmak’a katıldı .

Bu sırada kardeşleri Mardin sahibi Hamza Bey ile, Erzincan sahibi Yâkub Bey birbirleri ile uğraşıyorlardı.

1453 de ,Devletin başına geçmeyi başaran Ali Bey’in oğlu Cihangir, Karakoyunlu Cihan-şah’la uğraşırken , küçük kardeşi Hasan Bey / Uzun Hasan   Diyarbakır’ı ele geçirdi.

———

( Bu tarihte Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmet , İstanbul’u ele geçirmekteydi . )İ.Kulaçoğlu.

———

1457 de Mardin savaşında Cihan-şah’ı mağlûbiyete uğrattı / yendi.

UZUN HASAN , aynı yıl da Hısn-ı Keyfa  / Hasankeyf ’deki son Eyyübi hükümetini ortadan kaldırdı.

Akkoyunlu Devleti’nin büyük hükümdarı oldu.

——–

1458’de Karamanoğlu’na yardım etti,

1459’da, Gürcistan’a bir sefer yaptı.

1460’da, Karakoyunlular’a geçmiş olan şehir ve kaleleri geri aldı.

1462’de, 2. Gürcistan seferini tertipledi.

1464’de , Karamanoğlu İshak Bey’i Karaman hükümetinin başına getirdi.

1465’de , Harput ve civarını aldı.

1466 / 1467 ‘de , Karakoyunlu Cihan Şah’ı yenerek Karakoyunlu devletine son verildi.

Başkenti  Tebriz’e taşıdı.

1469’da Timurlu Ebû Said’i yenilgiye uğratarak, Horasan’a Yadigâr Mirza’yı hükümdar yaptı.

Bağdat, Şiraz, Isfahan’ı aldı. Hazar’ın güney sahillerine hakim oldu.

Uzun Hasan artık Osmanlı Padişahlığı ile Mısır Sultanlığı’nı da ortadan kaldırmayı düşünüyor, bu sebeple ateşli silahlar sahip olmak  için Avrupalı devletleri ve Hıristiyan dünyası ile siyasi ilişkiler kuruyordu.

———

Trabzon İmparatoru 4. Yuhannes’un kızı Despina Hatun (Theodora Megale Komnena) ile evlendi. Osmanlı Devleti’ne karşı Trabzon Rum İmparatorluğu, Venedik ve Karamanoğullarıyla ittifak yaptı.

Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmed’e , Ağustos.1473 de ki Otlukbeli Savaşında yenilince , Uzun Hasan’ın bütün ümitlerini söndü. Uğradığı bu yenilgiden sonra bir daha doğrulamayan Uzun Hasan 1478 yılında ölünce , Akkoyunlu devleti yıkılmağa yüz tuttu.

Uzun  Hasan’ın altı oğlu birbirlerine düştüler.

———

Çeşitli  Türkmen gruplarının rastgele üyelerini hükümdar yapıyorlar, yer  yer vâliler ayaklanıyorlardı. 1501’de ikiye bölünen devlette bir sürü derebeyi türemişti.

Durumdan Şah İsmail faydalandı. Gerek Akkoyunlular’dan, gerek Karakoyunlular’dan dağınık Türkmen zümrelerini, propaganda ettiği dinî heyecanın katkısı ile bir araya getirerek oluşturduğu kuvvetlerle Tebriz’i zapt ederek , 1502  Safevi  Devleti’ni kurdu.

—————————

OLUŞUM / ÖRGÜTLENME  

VE KÜLTÜR

—————————

15. yy ’da siyasi bir birlik kurarak Doğu Anadolu, Irak ve İran’a egemen olan ve Uzun Hasan’ın hükümdarlığı zamanında en geniş sınırlarına  ulaşan Akkoyunlu Devleti , örgütlenme, yönetim, düşünce yapısı ve sosyal hayat bakımından Anadolu ve İran’da kurulmuş olan  Türk – İslam  devletlerinin etkisi altında kalmıştır.

—-

Bu devletin örgütlenmesi , temel olarak Karakoyunlu Devleti’nin , Celayirliler Devletinin ve  İlhanlı devletinin örgütlenmesine dayanır.

Hükümdarın seçilmesinde aile  ileri gelenleri ile ulusun liderleri söz sahibi idiler.

Hükümdar aynı zamanda ulusun da başıydı. Akkoyunlu hükümdarları seçimle başa gelirlerdi.

Hükümdarların simge olarak çetr / gece / siyah ve beyaz renkte sancakları vardı. Paralarında Sultan ünvanını kullanırlardı.

Şehzadeler, diğer Türk devletlerinde olduğu gibi, gençlik çağına geldikleri zaman bir vilâyetin idaresine atanırlar ve atabeyleri ile birlikte bu bölgeyi idare ederlerdi. Vilayetlerin idaresi validen sonra kadı ve subaşılara bırakılmıştı . Kadılar şer’i  işlere bakarlar ve kişiler arasındaki hukuki davaları hallederlerdi. Vilâyetin bütün askeri  işlerinden ise Subaşılar sorumlu idiler.

—-

Akkoyunlu Devleti’nin saray örgütü başlangıçta İlhanlılar ve Timurlularınkine benzemekle beraber daha sonraları Selçuklu ve Osmanlı yönteminde gelişmiştir.

Uzun Hasan, büyük fetihlerden sonra İstanbul’daki Osmanlı sarayı ölçülerinde bir saray yaptırmış ve çağdaşı olan Fatih Sultan Mehmed gibi bir oluşum kurmuştur.

—-

Akkoyunlu sarayındaki memuriyetler Anadolu beyliklerinde görülen rikabdar, teşrifatçı, çasnigir, mirahur, kuşçu, muhasip, hazinedar, nekkareci, Sarabdar, Ferras gibi ünvanlardan oluşmaktaydı.

————

( Rikabdar : Padişahların atla bir yere gidişleri sırasında özengiyi tutmak suretiyle ata binip inmelerine yardım eden kişi.

Teşrifatçı : Resmî günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin makam ve mevki sıralarına göre kabulü.

Çasnigir : Sultanin sofrasının hazırlanmasını gözleyen , yemekleri kontrol eden ve  sofraya konulan yemekleri Sultandan önce tatmak suretiyle yemeğe zehir katılma olasılığını ortadan kaldırmakla görevli idi .

Mirahur : Sarayda at işlerine bakan görevlidir .

Kuşçu : Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse.

Muhasip : Sayman . 1.Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli .

Hazinedar : Bir hazineyi bekleyen, yöneten görevli.

Nekkareci : Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir tür davulcu.

Sarabdar / Şarabdar : Hükümdarın meşrubatını hazırlayan ve koruyan, sofradaki tüm içeceklerden sorumlu olan kişiye verilen addır. kendisinin emrinde hademe ve sakiler / su taşıyıcıları çalışırdı.

Ferras / Ferraş : Hizmetçi . Temizleyip , döşeyen görevlidir.) İ.Kulaçoğlu.

————

Selçuklularda olduğu gibi Akkoyunlularda da yönetim işlerinin yürütüldüğü makam Büyük Divan idi.

Divan reisine Sahib-i Divan denilmekte olup bir mühre sahipti ve gereken belge ve  kararları  bununla mühürlerdi.

Bundan başka divanda ” sahib ” denilen vezirlerle, her biri bir nezarete / bakanlığa karşılık  gelen teftis, tugra, istifa (maliye), adl ve arizi  divanlarının nazırları / bakanları , kazasker ve pervaneci bulunurdu.

————–

( Divan : Yüksek düzeydeki devlet adamlarının bulunduğu  büyük meclistir.

Vezir : Sivil ve askeri yetkileri olan ve paşa sanına erişmiş bulunan en yüksek aşamalı görevlidir.

Teftiş : Denetim . İşlerin ilgili görevliler tarafından ele alınıp iyi ve tamam yapılmasına çalışan görevlidir .

Tuğra : Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan özel şekli olan işaret ya da damgadır.

İstifa : Maliye .

Adl : Doğruluk .

Arizi : Azarlayıcı .

Kazasker :  Kadıların başında bulunan, asker ile ilgili şeriat / İslam hukuku ve tüze / sivil hukuk sorunlarını çözüme bağlamakla sorumlu kişi . Belli bir aşamaya  kadar  kadıları ve müderrisleri / öğretmenleri  atamaya da yetkili, ilmiye rütbelerinin en yükseklerinden birini taşıyan ve padişah divanının üyesi olan görevlidir.

Kadı : Yargıç .Türklerde  şeriat / İslami hukuk  mahkemelerinin başında bulunan, aynı zamanda görev yeri ve çevresindeki düzenle ilgili yönetim ve denetim yetkileri bulunan görevlidir .

Pervaneci : Arazi defterlerine bakan görevlidir.) İ.Kulaçoğlu.

—————–

Bunlardan başka bazı büyük boy beyleri ile geniş ailelere bağlı  beyler de divanın doğal üyesi idiler. Bu beylerin en büyüğü olan Emir-i a’zam hükümdarın katılmadığı  seferlerde başkomutanlık görevi yapardı. Valilikler, büyük aile bağlılarına ve emirlere verilir. Bunlar da ellerinde bulunan toprağın gelirine göre asker beslerlerdi.

—-

Akkoyunlu Devleti’nde, ordunun temeli yaya ve atlı kuvvetlerden oluşuyordu. Süvari birlikleri, Bayındırlılar başta olmak üzere çeşitli boylardan seçilir ve sayıları  30.000 ‘ i bulurdu.

Uzun Hasan bu birliklere, Osmanlilar’da oldugu gibi kasaba ve köylerden alınan piyade azablarını da kattı. ÇERİK  adını  taşıyan ve eyalet valilerinin emrinde toprağa  bağlı  olan tımarlı  sipahiler de devletin kurulmasında ve yükselmesinde büyük yararlılıklar göstermiştir.

Bunlardan başka deveci, yamcı, ra’denbaz, bazbaz, kuşçu ve parscı gibi zümreler de Akkoyunlu ordusunda yer almaktaydı.

—————

( Deveci : Deve sahibi, deve kiralayan kimse.

Yamcı : Posta  istasyonlarına ” YAM ” diyorlardı .

Radenbaz / Radendaz : Gürleyen, gürleyici. Gök gürültüsü gibi gürleyen.

Baz  : Doğan. Yırtıcı kuş. Av kuşu.

Kuşçu : Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse.

Parsçı : Parslara bakan görevlidir.) İ.Kulaçoğlu.

Akkoyunlu devletinde, ordu emirlerinin ilan ve duyurulması, askerin çağrılması ve toplanma yerlerinin ilanını  “TAVACI ” adı verilen askeri memurlar yapardı. Bunun yanında tavacılar, bütün askerleri bir deftere kaydeder ve böylece asker sayısı  her zaman bilinirdi. Hassa askerleri maaşlarını  divandan alırlar, azablar ve çeriklere ise yalnizca harp zamanlarında maaş ödenirdi.

Uzun Hasan Bey’in toprak örgütü ve tımarlı sipahiler hakkındaki yasaları

” Hasan Padişah Kanunları ” olarak tanınmış olup, çiftçiden, esnaftan, sanatkârdan ve tüccardan alınan vergilerin adil bir şekilde tarh / çıkarma ve tahsil edilmesi / toplanması  için meydana getirilmisti.

—-

Tımar : Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak.Yıllık geliri yirmi bin akçeye kadar olan topraklardan alınan vergi.

( Sipahi : Tımar / toprak sahibi bir sınıf atlı asker. ) İ.Kulaçoğlu.

Türk askerlik örgütlenmesinde ” Tımar ” adıyla  öşür / onda bir  ve rüsumunu / vergilerini  aldıkları araziye karşılık , harp zamanlarında kendi hayvanları ve kanunen götürmeğe zorunlu oldukları silahlı askerlerle birlikte sefere katılan  bir sınıf süvari askeri.

Bunlar akıncılık, çapulculuk / yağmacılık  ve karakol görevlerini yerine getirirler ve düşman karşısında piyadelerin / yaya askerlerin korunmasını sağladıkları gibi, gerektiğinde hücum / saldırı işlerini de yaparlardı.

—-

Uzun Hasan Bey bütün örfi / geleneksel vergilerin kaldırılmasını  istemişse de mülki ve askeri idarecilerin karşı çıkışları sonucunda bunu gerçekleştirememiştir.

Hasan Bey’in kanunnamesi Osmanlılar , Safeviler tarafından da uzun müddet kullanılmıştır. Bu kanunname, Akkoyunlu Türkmen Devleti’nin İslam mali hukuk tarihine yaptığı  önemli bir hizmettir.

Akkoyunlular zamanında bilim ve fikir / düşünce hayatı da önemli ölçüde gelişmiş idi.

Özellikle Uzun Hasan Bey devrinde ilim ve fennin yayılmasına çok önem gösterilmiş, bu amaçla ülkenin her yanında medrese, imaret ve diğer hayır kurumları yaptırılmıştır.

( imaret : Aş evi ) İ.Kulaçoğlu.

Uzun Hasan ve oğulları Halil ve Yakub Beyler İran, Irak, Mavaraünnehir ve Türkistan’daki bilgin ve sanatkarları  saraylarına davet ederek onları korumuşlardır. 

Uzun Hasan’ın davet ettiği bilginlerin başında gelen ünlü matematikçi ve astronom Ali Kuşçu, hacca gitmek üzere Tebriz’den geçtiği sırada Uzun Hasan Bey’in rica / istek  ve ısrarı ile orada kalmıştı.

Uzun süre Akkoyunluların sarayında kalarak onlar adına kitap yazan bilgin ve şair Celaleddin Devvani, felsefe konularını  içeren Ahlâk-i Celali ile Uzun Hasan dönemindeki askeri durumu anlatan ARZNAME  adlı eserlerini Uzun Hasan’a sunmuştur / armağan etmiştir. Hasiye-i Kadime ve Risale-i  Adalet adlı eserlerini ise övgülerini gördüğü Halil ve Yakub Beyler adına yazmıştır.

Uzun Hasan Bey’in medreselerinde bu alimlerden başka Tahranlı Mevlana Ebû Bekir, yüksek riyaziyatçi / matematikçi olan Mahmud Can, alim ve edip Kadı Muslihiddin İsa ve sonradan Osmanlıların  hizmetine geçecek olan ve mühim / önemli  görevlerde bulunan İdris-i Bitlisi gibi alimler hizmet etmişlerdir.

—-

Akkoyunlu Devleti zamanında imar / geliştirme – şenlendirmeye de önem verilmiş, hanedan / büyük aile bağlıları ile diğer büyük beyler çok kısa süren zamanlarında gerek Anadolu’da ve gerekse İran’da cami, medrese, kervansaray, hastahane, türbe ve saray gibi pek çok eser meydana getirmişlerdir.

Ancak bu eserlerin çoğu günümüze ulaşmamıştır. Bunun sebebi ise yalnızca zamanın  bozması  değil, özellikle Safevilerin, Akkoyunlular’ın yaptırmış  olduğu toplumsal eserleri planlı  bir şekilde yıkmalarıdır.

Akkoyunlular zamanındaki bayındırlık / geliştirme – güzelleştirme  kurumları , özellikle Uzun Hasan ve onun oğulları  zamanında başta Tebriz olmak üzere ülkenin pek çok yerinde inşa edilmiştir.

Hükümet merkezinin Tebriz’e taşınmasından sonra Sahib-abad mahallesinde büyük bir saray, Uzun Hasan Camii, büyük bir hastahane ve Nasriye medresesi gibi eserler yapılmıştır.

Bunlardan başka Uzun Hasan’ın Mardin’de yaptırdığı hastahane, aşhane ve misafirhane , Tercan’daki cami ile Tebriz’deki Kayseriye Çarşısı , Bayındır Bey’in Ahlat’taki imaret / aşevi , medrese, cami ve hamamı gibi eserleri sayabiliriz.

Akkoyunluların ilk merkezi olan Diyarbakır’da da Hoca Ahmed’in 1489 yılında yaptırdığı  Ayni Minare Camii, Cihangir’in oğlu sultan Kasım’ın yaptırdığı Şeyh Matar Camii bulunmaktadır.

Mardin’de bulunan Sultan Kasım  / Kasimiye Medresesi de bu devrin önemli yapılarındandır.

Akkoyunlu hükümdarı Yakub Bey devrinde onun koruması ile minyatür sanatı da büyük bir gelişme göstermiştir. Akkoyunlulardaki bu minyatür geleneği Safevî devleti zamanındaki minyatürler üzerinde derin etkiler bırakmıştır.

————————–

AKKOYUNLU DEVLETİ

Dönem  dönem

İncelenmesi

————————–

1 – TUR  ALİ  BEY

(1340-1362)

Akkoyunlu Türkmenleri Diyarbakır bölgesine 1340 yıllarında geldiklerinde başlarında Tur Ali Bey bulunmaktadır.

Tur Ali Bey, 1340-1341 ve 1343 yıllarında Trabzon Rum topraklarına saldırarak başkente kadar ilerlemişlerdir. Saldırılardan sonuç alamayan Akkoyunlular, Bayburt ve Erzincan emirleriyle birleşerek 1348 yılında bir kez daha Trabzon’a saldırmasına rağmen muvaffak olamamıştır.

Tur Ali Bey İlhanlılar safında cenk / savaş ederken Suriye seferine çıkmış ve devlet katında övgüye şayan bir komutan olduğu anlatılır.

Akkoyunlu Türkmenleri Tur Ali Bey’in bu yükselişi sayesinde ünlenerek 30.000 kişilik bir grup çeriyle Suriye, Irak ve Anadolu topraklarında akınlar düzenlemişlerdir. Yaptığı akınlarla dört bir yana nam salan Türkmenlere Tur Alililer olarak adlandırılmışlardır.

Tur Ali Bey döneminde Trabzon Rum İmparatorluğu üzerine etkili saldırılar yapılmıştır. Yapılan saldırıların devleti yıpratması üzerine Rum Kralı 3. Aleksios devletin bekası için kız kardeşi olan Maria’yı Tur Ali Bey’in oğlu olan Kutlu Bey ile evlendirmiştir. 1352 yılında devletin Rumlarla kurduğu bu münasebet / ilişki sonucunda Akkoyunlu Devleti 1360 senesine kadar Trabzon Rum hükümdarlığına saldırmamıştır.

——————–

2 – KUTLU BEY

(1362-1388)

——————–

1363 yılında devletin başına geçen Kutlu Bey’in babası Tur Ali bey’dir.

Fakat Tur Ali bey’in devletin hükümdarlığını ne zaman bıraktığı konusunda kesin bilgi yoktur. Tahta geçer geçmez Kutlu Bey eşi ile birlikte Trabzon Rum İmparatoru olan Aleksios’u ziyarete gitmiştir (1362).

Kutlu Bey döneminde Anadolu siyasi olarak büyük değişikliklere uğramıştır. Karakoyunlular (Bayram Hoca) bu dönemde Musul’dan Erzurum’a kadar büyük ve güçlü bir devlet olmamışlardır.

Erzincan bu dönemde el geçirerek Pir Hüseyin’den Mutahharten’in eline geçmiştir (1378).

Eretna Devleti bu değişikliği içine sindiremeyerek Erzincan üzerine saldırır. Saldırılar karşısında Mutahharten, Akkoyunlu ve Dulkadiroğulları’ndan yardım istemiştir. Kutlu Bey, yardım isteği karşısında oğlu Ahmed Bey’i göndermiş, Eretna ile yapılan savaşta Ahmed Bey büyük bir galibiyet kazanmıştır.

1381 yılına gelindiğinde Kadı Burhaneddin Sivas’ta hükümdarlığını ilan etmiştir. Kutlu Bey, oğlu Ahmed Bey’in emrine bir miktar asker vererek müttefiki / anlaşmalısı olan Mutahharten ile birlikte Sivas üzerine gönderildi. Kuşatmayı Akkoyunlular kazansa bile Şehri savunan Emir Yusuf Çelebi kaybetmiş de Sivas ele geçirilemedi.

Akkoyunlu Devletinin saldırgan tutumu kendisine zarar verdiği için Kadı Burhaneddin (Sivas emiri) ile arası iyice açıldı. Fakat Akkoyunlular Kadı Burhaneddin Malatya yakınlarına geldiğinde Kutlu Bey, Ahmed Bey ve oğulları kendisine biat etmişlerdir. Ahmed Bey, Kkadı Burhaneddin’e olan bağlılığını bildirmek için kardeşi Karayülük Osman Bey’i ona teslim etmiştir. Kutlu Bey 1389 yılında vefat etmiştir.

——————-

3.AHMET  BEY

( 1389 / 1403 )

——————-

Kutlu Bey hayattayken oğullarından Ahmed Bey, kardeşleri olan Hüseyin, Pir Ali ve Karayülük’e göre daha ön plana çıkmıştı.

Katıldığı savaşlar ve verdiği kahramanca mücadele / uğraş  için babasının ardından tahta geçmiştir.

Daha önce Akkoyunluların müttefiki olan Erzincan emiri Mutahharten, Kutlu Bey öldükten sonra devletin topraklarına saldırmıştır. Saldırıların ardından Ahmet Bey Erzincan üzerine sefer düzenlemiştir. Savaş sonrasında Mutahharten savaş alanında aldığı yenilgiyle yaralı olarak Erzican’a çekilmek zorunda kalmıştır. Bu yenilgi Erzincan emiri Mutahharten’i, Karakoyunlu Beyi Nasireddin Kara  Mehmed Beyle müttefik olmaya itmiştir.

Mutahharten ve Karakoyunlu kuvvetleri Akkoyunlu kuvvetlerini büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Büyük bir yenilgi alan Ahmed Bey, geri çekilerek Kadı Burhaneddin’e sığınmıştır.

Ahmed Bey, başta sığındığı Kadı Burhaneddin’e biat etmesine / boyun eğmesine  rağmen ülkesine döndükten sonra onun aleyhine bir takım faaliyetlere / etkinliklere  başlamıştır.

Kadı Burhaneddin’in Malatya üzerine yaptığı sefere kardeşi Hüseyin Bey ile birlikte katılan Ahmed Bey, sefer sırasında birkaç kez isyan teşebbüsünde / girişiminde bulunmuş  fakat başarılı olmamıştır. İsyan teşebbüslerinden sonuç alamayan Ahmed Bey, Amasya emiri olan Ahmed ile Tokat üzerine saldırmıştır. Bu saldırıyı duyan Kadı Burhaneddin Tokat’ta bulunan Ahmed Bey’in birliklerini üzerine yürümüştür. Bir kez daha Kadı Burhannedin karşısında yenilen Akkoyunlu hükümdarı Ahmed Bey biat etmek zorunda kalmıştır.

Erzincan Emiri Mutahharten Karakoyunlu Kara Yusuf ile birlikte müttefik olarak Akkoyunluların üzerine saldırdı. Fakat Akkoyunlu kuvvetleri müttefik kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğratarak Kara Yusuf’u esir aldılar.

Alınan yenilginin ardından Erzincan Emiri Mutahharten müttefiki olan kara Yusuf için Akkoyunluların üzerine saldırdı. Mutahharten ikinci defa Akkoyunlu kuvvetlerine karşı yenilmiştir.

Tarihler 1394 yılını gösterdiğinde Kadı Burhaneddin Erzincan üzerine sefer düzenleyeceğini bildirdi. Ahmed Bey bu sefer esnasında kendisine yardım edeceğine dair teminat / güvence mektubu gönderdi.

İki müttefik / anlaşmalı Erzincan üzerine saldırdı ve ardından Sivas üzerine sefere çıktı. Seferin sonundan Erzincan-Bayburt arasında ele geçirilen bölgeler Ahmed Bey’e dirlik olarak verildi.

1395 yılında Erzincan üzerine ikinci sefer düzenlendiğinde Akkoyunlu Devleti iç karışıklıklarla savaşıyordu. Karayülük Osman Bey, Ahmed Bey ile saltanat mücadelesi yaparken, Osman Bey Kemah’a saldırdıktan sonra Kadı Burhaneddin’e sığındı. Bu ayrılıkçı durumun ardından Kadı Burhaneddin Karamanoğlu’na saldırdı. Fakat bu seferde Karayülük Osman Bey yardımda bulunurken Akkoyunlu Ahmed Bey hiçbir yardımda bulunamadı.

Kayseri Valisi olan Şeyh  Müeyyed üzerine yapılan bu seferde Müyyed öldürüldü. Fakat Karayülük Osman Bey, Kadı Burhaneddin’in söz vermesine rağmen Müeyyed’i öldürmesine çok kızdı ve Kadı Burhaneddin’i gafil avlayarak 1398 yılında öldürttü.

Kadı Burhaneddin hayatını kaybettikten sonra Karayülük Osman Bey, Sivas üzerine saldırdı. Bu sırada Kadı Burhaneddin’in yerine oğlu Alaaddin Ali Çelebi devletin başına geçirildi. Ancak Osman Bey şehri iyice yıpratmaya başladığında Ali Çelebi hemen Osmanlı İmparatoru Yıldırım Bayezid’den yardım istedi. Osmanlı Ordusu yardıma geldiğinde Karayülük Osman Bey mağlup edildi ve artık Kadı Burhanneddin’in kurduğu devlet Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştı. Karayülük Osman Bey, önce Mutahharten’e sığındıktan sonra Memlüklere sığındı. Fakat Memlükler Osmanlı Devleti tarafından ele geçirildikten sonra emrindeki kuvvetlerle Timur’un ordusuna katıldı. Karayülük Osman Bey, Timur 1400 yılında Anadolu’ya sefer düzenlediğinde Malatya verildi. Gösterdikleri kahramanca mücadele nedeniyle Osman Bey’in oğlu İbrahim Bey’e Diyarbakır (Amid) verildi.

Timur 1402 yılında Bayezid ile Ankara Savaşına tutuştuğunda Karayülük Osman Bey, Pir Ali ve Ahmed Bey yardım ettiler. Bütün kardeşlerini hapsettiren Osman Bey, 1403 yılında Akkoyunlu Devletinin hükümdarlığına gelmiştir.

———————————–

4.KARAYÖLÜK  OSMAN BEY

( 1403 / 1435 )

———————————–

Saltanatın ilk yıllarında bölgeyi kendisine teslim eden Timur’a bağlı kalmış

ancak daha sonra oğlu Sahruh’a tabi olmuştur / bağlanmıştır.

Osmanlı ile dostane ilişkiler yürüten devlet, Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf ile sürekli mücadele / uğraş  içinde olmuşlardır.

Karakoyunlu Devleti, Azerbaycan’ı ele geçirdikten sonra 1409 yılında Mardin’i, 1410 yılında Erzincan’ı ele geçirdiğinde Akkoyunlular çepeçevre sarılmıştı.

Buna karşılık Karayülük Osman Bey, Timur’un kumandanı olan Şemseddin’in elinde bulunan Kemah Kalesini ele geçirdi. Karakoyunlu Devleti topraklarını genişletince Çağatay hükümdarı olan Sahruh ve Memlük Sultanı Osman bey’i desteklemek zorunda kaldılar.

Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Osman Bey üzerine saldırarak 1417 yılında aldığı galibiyetle Akkoyunluların hakimiyetinde / egemenliğinde  bulunan Malatya çevresini yağmalamıştır.

Akkoyunlular ve Karakoyunlular arasındaki mücadele / uğraş Kara Yusuf’un ölümünden sonra 1420 yılında yerine geçen İskender Mirza döneminde de artarak devam etmiştir. Bu dönemde Erzincan’ı Akkoyunlu topraklarına katan Karayülük Osman Bey devletin topraklarını kuzeyde Trabzon Rum İmparatorluğu ve güneyde Urfa’ya kadar genişletmiştir.

Karayülük Osman Bey, İbrahim Mirza tarafından birçok kez yenilgiye uğratılmışsa da 1434 yılında Osman Bey, Karakoyunlu hakimiyetinde / egemenliğinde  bulunan Erzurum’u ele geçirmiştir.

Timur’un oğlu olan Sahruh’un Karakoyunlu üzerine sefer düzenleyeceğini öğrenen İbrahim Mirza, kuvvetleriyle birlikte Erzurum üzerine yürüyünce Karayülük Osman Bey ve Mirza’nın kuvvetleri arasında büyük bir savaş patlak verir.

Savaşı kaybeden Karayülük Osman Bey ve iki oğlu esir düştü.

1435 yılında esir düşen Akkoyunlu hükümdarı Osman Bey’in kesik başı müttefiki olan Memlük Sultanı Baybars’a gönderilmiştir. Karayülük Osman Bey 32 yıl kadar hüküm sürmüş ve öldüğünde seksen yaşını bulmuştur. Osman Bey’in hükümdarlığında devlet Erzincan, Harput, Kemah, Çemişkezek, Mardin, Erzurum, Bayburt çevresinde hakimiyet sürmüştür / egemen olmuştur.

——————

5.ALİ BEY

( 1435 / 1438 )

——————

Kara Yülük Osman Bey’in ölümünden sonra oğulları arasında iktidar mücadelesi yaşanmış fakat Sahruh ve Memlük hükümdarının onayını alan Ali Bey iktidarı ele geçirmiştir.

Kısa hilafet dönemi boyunca Ali Bey hem Karakoyunlularla hem de kardeşi Mardin valisi Hamza Bey ile mücadele etmiştir.

Bu dönemde Ali Bey, kız kardeşini Sahruh’u oğluna vererek devletler arasındaki bağları kuvvetlendirmiştir. Karakoyunlu saldırıları artınca Ali Bey, Osmanlı hükümdarı 2. Murat ve Memlük Sultanı olan Çakmak’tan yardım istemiştir. İlk başlarda Memlükler desteklerken ileriki dönemde bu destek yerini yalnızlığa bırakınca Ali Bey Suriye içlerine çekildi. Bu geri çekilmenin akabinde 1438 yılında Akkoyunlu Devletinin başına Hamza Bey geçmiştir.

———————

6 – HAMZA BEY

( 1438 / 1444  )

———————

Devletin sınırlarında bulunan Mardin’e hükmeden Hamza Bey, Karayülük Osman Bey’in oğullarından en yeteneklisidir.

1437 yılında Mardin’e saldıran Karakoyunlu Isfehan Mirzayı yenilgiye uğrattıktan sonra Mardin hakimiyetini iyice pekiştirmiştir.

Fakat Hamza Bey, Ali Bey’den devleti devraldığında saltanat savaşı başlamıştı. Memlükler tarafından tanınan Hamza Bey, 1439 yılında Yakup Bey’in elinde bulunan Erzincan’ı ele geçirmiştir. Bu sırada Hamza Bey, Ali Bey’in oğlu olan Cihangir Mirza’nın elinde bulunan Urfa’yı ele geçirmek istemiştir. Saltanat hayatı süresince ailesinden taht kavgaları ile mücadele eden Hamza Bey, 1444 yılında vefat etmiştir.

————————-

7.CİHANGİR  MİRZA

( 1444 /

————————-

Tahtta kaldığı süre içinde mücadele eden / uğraş veren  Hamza Bey’in ölümünden sonra Ali Bey’in oğlu Cihangir Mirza geçmiştir.

Urfa hakimiyeti esnasında savaş tecrübesi / deneyimi olan Cihangir Mirza, Akkoyunlu hükümdarı olduktan sonra Karakoyunlu Cihanşah üzerine sefere çıktı.

1447 yılında başlayan Akkoyunlu-Karakoyunlu mücadelesi / uğraşı 1453 yılındaki barışla sona ermiştir.

Fakat Akkoyunlu Devleti bu barışın ardından Karakoyunluların hakimiyetine girmiştir. Ayrıca Mirza saltanat sürerken Mahmud, Şeyh Hasan ve Kasım Beyler devleti ele geçirmek için kışkırtıcı faaliyetler sürdürmüşlerdir. Ayrılıkçı faaliyetlerle / çalışmalarla savaşan Cihangir Mirza, Karakoyunlu hakimiyetini kabul etmeyen kardeşi Uzun Hasan Bey ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Hatta devletin başında Cihangir Mirza bulunurken, Karakoyunlu Cihanşah Çağataylılarla mücadele ederken Uzun Hasan Erzincan üzerine saldırmıştır. Bu sırada Van Gölü çevresini yağmalayan Uzun Hasan, kardeşi Cihangir Mirza Diyarbakır’dan ayrıldıktan sonra şehre girerek tahta geçmiştir (1453).

———————–

8 – UZUN HASAN

( 1453 / 6.1.1478 )

————————

Diyarbakır’ı ele geçiren Uzun Hasan saltanatı süresince kardeşleri Cihangir ve Urfa hakimi olan Uveys ile savaşarak Urfa’yı ele geçirdi.

Mardin üzerine de bir kuşatma yapmasına rağmen kalın surlarla korunan şehri ele geçiremedi. Tahtı Uzun Hasan’a kaptıran Cihangir Mirza, Urfa hakimliğini Uzun Hasan’a kaptıran Uveys ile birçok kez birleşerek devlete saldırmasına rağmen defalarca bozguna uğramıştır.

En sonunda Akkoyunluların en büyük düşmanı olan Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah’tan yardım istemişlerdir. Fakat Cihanşah ve Cihangir’in kuvvetleri Diyarbakır yakınlarında Uzun Hasan tarafından büyük bir bozguna uğramışlardır. Bu büyük savaşta Karakoyunluların kuvvetlerinin çoğu hayatını kaybederken Cihangir hizmetinde bulunan bazı birlikler Uzun Hasan Bey’in saflarına geçmiştir.

Kuvvetlerinin kaybeden Cihangir Mirza oğlunu elçi olarak Uzun Hasan’a göndererek ona itaatini / bağlılığını  bildirmiştir.

1457 yılında Hısnıkeyfa’yı ele geçiren Uzun Hasan Eyyubi hükümdarlığına son vermiştir.

1458 yılında ise müttefiki olan Karamanoğlu’nun üzerine saldıran Dulkadiroğlu Arslan Bey’i geri püskürtmüştür.

1459 yılında Gürcistan sınırlarına giren Uzun Hasan, Selçuklu soyundan geldiklerine inanılan Egil beylerinin hakimiyetlerine son vermiştir.

Toprakları genişleyen Akkoyunlular bu dönemde Fatih Sultan Mehmed ile mücadeleye girişmişlerdir.

Karakoyunluların topraklarının çoğunu ele geçiren Uzun Hasan, Şebin Karahisar ve Koyulhisar’ı ele geçirerek Osmanlı topraklarına saldırmaya başladı.

Fatih Sultan Mehmed gibi büyük bir düşmana karşı Karamanoğulları, İsfendiyaroğulları, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Venediklilerle ittifak  kurmuştur / anlaşmıştır.

Rum İmparatoru 4. Yuannis’in kızı Katherina ile evlenerek Trabzon’u koruyacağına dair söz vermiştir. Verdiği sözlere rağmen Uzun Hasan, Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Rum İmparatorluğunu 1461 yılında ele geçirmiştir. 1464 yılından sonra Dulkadiroğulları topraklarını ele geçiren Uzun Hasan, devletin topraklarını İspir’den Urfa’ya, Şebin Karahisar’dan Siirt’e kadar genişletti.

1466 yılında Gürcistan seferini yapan Uzun Hasan, kendisine saldıran Karakoyunlu Cihanşah ve adamlarını öldürttü.

Karakoyunlu devletini yıkan Uzun Hasan, Irak ve İran’ı topraklarına kattı.

Şubat 1469 yılında Karakoyunlu halefi olan Hasan Ali’nin isteği üzerine Timurlulardan Ebu Said, Akkoyunluların üzerine saldırmış  fakat Uzun Hasan, Ebu Said kuvvetlerini Karabağ’da büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Karakoyunluların halefi olan Hasan Ali’yi 1469 Nisanında Uzun Hasan’ın oğlu Uğurlu Mehmed tarafından öldürüldü.

Azerbaycan ve İran ele geçirildikten sonra Akkoyunlu devletinin merkezi Tebriz’e taşındı.

Uzun Hasan Bey döneminde Akkoyunlu Devleti büyük bir imparatorluk olmuştur. Venedik ile ittifak kurmaya çalışan Uzun Hasan, Osmanlı Devletinin Mısır ve Osman topraklarını ele geçirmek için ittifaklar aramaya başladı. Venedikliler elçi olarak gönderilen Hacı Mehmed ile birlikte bazı ateşli silahları Akkoyunlulara hizmet için gönderdi.

1472 tarihinde Gürcü prensleri itaate / boyun eğmeye  zorlayan Uzun Hasan, Suriye üzerine yaptığı seferde başarısızlığa uğradı. Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu yükselişini engellemek ve ittifaka çabalarını boşa çıkarmak için Venedik’e işbirliği çağrısında bulunmasına rağmen Venedik Eğriboz’u isteyince müzakereler / görüşmeler sekteye uğradı.

1473 yılında İstanbul’dan yola çıkan Osmanlı ordusu, Fatih’in şehzadeleri olan Mustafa ve Bayezid’in katılımıyla 100.000 kişiyi buldu.

Fatih Erzincan yakınlarına geldiğinde Uzun Hasan 70.000 kişilik bir kuvvetle yola çıktı. İki ordunun öncü kuvvetler Tercan yakınlarında savaşa tutuştuklarında Akkoyunluların üstünlüğü açıkça görülüyordu.

Hatta bu saldırılar esnasında Uzun Hasan’ın oğlu Uğurlu Mehmed Bey, Osmanlının Rumeli Beylerbeyi Has Murat Paşayı pusuya düşürerek askerleriyle birlikte kılıçtan geçirmiştir.

İlk yenilginin ardından Bayburt’a doğru çekilen Osmanlı Ordusu Tercan’da / OTLUKBELİ de  Uzun Hasan’ın merkez birlikleri ile büyük bir savaşa tutuştular.

1473 tarihinde çarpışan iki ordudan Osmanlı Devleti kullandığı ateşli silahların etkisiyle Akkoyunlu ordusunu kırmayı başardı.

Akkoyunlu ordusunun büyük bir kısmı imha edilirken bazı askerler esir edildi ve Uzun Hasan kaçarak kendini kurtardı. Otlukbeli yenilgisinin ardından Gürcü prensler isyan etmeye başlayınca Gürcistan üzerine sefer düzenleyen Uzun Hasan isyanı bastırdıktan sonra dönüş yolunda hastalanarak 6. Ocak 1.478 yılında Tebriz’de hayatını kaybetmiştir.

Yaptığı seferlerin yanı sıra Akkoyunlu Devleti Uzun Hasan döneminde kül ve sanat yönünde de büyük ilerleme kaydetmiş, ulema ve medreselileri koruma altına almıştır. Hatta Uzun Hasan döneminde Osmanlı Devleti örnek alınarak hazırlattığı ve Doğu Anadolu’da uygulanan kanunlara “ Hasan Padişah Kanunları” adı verilmiştir.

——————

9 – HALİL BEY  

( 1478 / 1480 )

—————–

Uzun Hasan’ın ölümünden sonra yerine oğlu Halil Bey geçmiştir.

Validesi Selçuk-Şah Begüm’ün çabalarıyla başa geçen Halil Bey, saltanat gayesi olmayan kardeşi Maksud Bey’i öldürtünce halkın tepkisini çekmiştir.

Bu hareketin ardından kardeşler ve ahali / toplum – halk Halil Bey aleyhine / karşıt çalışmalar başlattı. Amcası Cihangir Mirza’nın çocukları olan Murad ve İbrahim ile savaşan Halil Bey, Diyarbakır valisi olan kardeşi Yakup Bey’e yenilerek hayatını kaybetmiştir.

———————

10 – YAKUP  BEY

( 1480 / 1492 )

———————

 Halil Bey’i öldürdükten sonra yerine geçen Yakub Bey, saltanatın ilk yıllarında Ahmed Bey’in oğlu Elvend Bey ile mücadele etmiştir.

1480 yılında ise ülkedeki isyanlardan faydalanmak isteyen Memlükler (Kayıtbay) Emir Yasbey komutasında birliklerle Diyarbakır’a saldırmıştır.

Bayındır Bey, Sufi Halil Bey ve Biçenoğlu Süleyman Şah komutasındaki Akkoyunlu orduları şehri ele geçirmek üzere olan Memlük ordularını büyük bir bozguna uğrattı.

Bu başarısının ardından Yakub Bey’i tahtından indirmek isteyen Bayındır Bey, isyan etmiş  fakat yakalanarak öldürülmüştür.

Yakub Bey, 1482 tarihinde Gürcistan üzerine sefere çıktıktan sonra daha çok ülkenin teşkilat / oluşum  ve kültür hayatıyla uğraşmıştır.

Türkçe ve Farsça şiirler yazan Sultan Yakub, ilim adamları ve sanatkarları korumuştur.

Akkoyunlu saltanatının ikinci büyük adamı olan Yakub Bey’in hayatı, 1490 yılındaki bir veba salgınıyla hüsrana / zarara  uğradı. Önce Sultanın annesi Selçuk-Şah Begüm sonra varislerden / mirasçılarından  Yusuf Mirza ve sonunda Sultan Yakub hayatını kaybetti. 12 yıllık saltanatın ardından genç yaşta hayatını kaybeden Yakub Bey, Akkoyunlu devletinin en parlak dönemini yaşatmasına rağmen çocukları küçük yaşta olduğu için devlet bir duraklama dönemine girmiştir.

—————————–

11 – BAYSUNGUR BEY

( 1492 / 1492 )

—————————–

Yakub Bey hayatını kaybettiğinde oğulları çok küçük olmasına rağmen oğullardan Baysungur devletin ileri gelenleri tarafından devletin başına geçirildi. Fakat devletin başka bölgelerinde başka veliahtlar hükümdar gösteriliyordu. Devletteki bu çok başlı yönetim Baysungur taraftarları tarafından bastırıldı.

Bu dönemde Sultanın atabeyi olan Sufi Halil bütün veliahtlar arasında rakiplerini öldürerek sivrildi ve devletin tahtına göz dikti.

Fakat Diyarbakır valisi olan Süleyman Biçen, Baysungur Bey’e tabi / bağlı olduğu için ilk çarpışmada Sufi Halil’i yakalatarak öldürdü ve Sultanın bir numaralı adamı (Atabey) oldu.

Fakat devletin ileri gelenlerinin çoğu hükümdarlık tahtına geçmişte devletin büyük yöneticilerinden biri olan Uzun Hasan’ın torunu olan Rüstem Bey’i sundular.

Atabey Süleyman Bey, Rüstem’in üzerine saldırmışsa da başarısız olarak Diyarbakır’a çekilmek zorunda kalmıştır. Rüstem Bey’den kaçan Sultan Baysungur 1492 yılında dedesi olan Sirvan Şah’ı Yesar’a sığındı. Diyarbakır’a sığınan Süleyman Biçen ise yakalanarak öldürüldü.

———————-

12 – Rüstem Bey

( 1492 / 1496 )

———————-

Baysungur’un Sirvan şahına sığınmasının ardında Rüstem Bey devletin başına geçti.

4 yıllık saltanatı boyunca iç karışıklıklarla boğuştu.

Devletin önündeki en büyük engel Baysungur’du.

Fakat kardeşi Hasan Bey ile birlikte isyan eden Baysungur Bey yakalanarak öldürüldü.

Daha sonra İsfehan valisi Gilan isyan girişiminde bulunduysa da başarı olamadı. İç isyanları bastıran Rüstem Bey dış düşmanlarla savaşmaya başladı.

Safeviler Ali Haydar komutasında toplanarak yıkılan Karakoyunluların artçı birliklerinin de desteği almışlardır. İsyan ve saldırılar düzenleyen Ali Haydar, Akkoyunlu ordusu tarafından büyük bir yenilgiye uğratılarak 1493 yılında öldürülmüştür.

Rüstem Bey hükümdarlığı boyunca saltanat kavgalarıyla uğraştı. Son rakibi devletin tahtında büyük hak sahibiydi. Uğurlu Mehmed’in oğlu ve Fatih Sultan Mehmed’in kızından torunu olan Ahmed Bey, dayısı olan 2. Bayezid’in yardımıyla Akkoyunlu tahtına saldırmıştır. Fakat Ahmed Bey, Rüstem Bey komutasındaki askerlerin ihaneti nedeniyle kısa sürede tahtı ele geçirerek 1496 tarihinde Rüstem Bey’i öldürtmüştür.

——————————–

13 – AHMET  BEY / GÖDE

( 1496 / ?  )

——————————–

Ahmed Bey tahta çıktıktan sonra tüm desteklere rağmen iç karışıklıklarla uğraşmak zorunda kalmıştı.

Kısa boylu ve bacakları kısa olduğu için “ Göde ” lakabıyla anılırdı.

Ahmed Bey, isyancıları öldürerek dikkatleri üzerine çekmiştir. İsfehan’daki bir isyana müdahale ederken / karışırken  hayatını kaybetmiştir.

Bir yıl kadar saltanat süren Ahmed Bey’in ölümü Akkoyunlu Devletini parçalanma sürecine soktu.

Ahmed Bey’in ölümünden sonra emirler ayrı ayrı bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Bu karışıklık içinde birçok veliaht öldürüldükten sonra Yezid’de tahta geçirilen Mehmed Mirza tahta çıkarılmasına rağmen öldürülmüştür.

—————————

Akkoyunlu Devleti’nin

Yıkılışı

—————————

Ahmed Bey’in ölümünün ardından ülke büyük bir karışıklığa sürüklenmiştir. Devletin başına daha önce hükümdarlık yapan Yakub Bey’in oğulları Murad ve Elvend Bey arasında bölüştürülmüştür.

Akkoyunlu Devleti böylesine parçalanmışken Azerbaycan’da Safeviler giderek güçlendiler.

Safevilerin başın geçen Şah İsmail, Akkoyunluların karışıklıklarından faydalanarak Erzincan’da iç karışıklıklar çıkarmaya çalışıyordu.2. Bayezid, Modon ve Koron ile uğraştığı için Osmanlıdan, Karakoyunlu ve Dulkadiroğlu’ndan bir kısım müritlerin /  bağlıların  İsmail’in saflarına geçmiş ve Safeviler giderek güçlenmişlerdir.

1501 de Safeviler (Şah İsmail) İsmail komutasında toplanarak Sirvan Şahı Yesar’ın üzerine saldırmış ve Şah’ı öldürmüştür. Bu saldırının ardından Safevi kuvvetleri Akkoyunlulara saldırmaya başlamışlardır. Çıkan savaşta Akkoyunlu kuvvetleri güçlü olmasına rağmen Elvend Mirza Bey büyük bir yenilgi almıştır. Bu galibiyetin ardından Azerbaycan Safevilerin eline geçmiş ve Tebriz merkezli Safevi Devleti resmen kurulmuştur (1501).

Akkoyunlu hükümdarı olan Elvend Mirza Bey bu yenilginin ardından Erzincan yakınlarında toparlanmaya çalıştı. Fakat Akkoyunlu tehlikesinin devamı Şah İsmail’in dikkatini çekti. Çünkü Şah İsmail, dört bir yandan kendisini desteklemek için gelen birliklerin yollarının kapatılmasını istemiyordu.

Elvend Mirza Akkoyunlu Devletini ayağa kaldırmaya çalıştıysa da Şah İsmail’in kuvvetlerine direnemedi ve sadece Diyarbakır’ın hükümdarlığını yaparak 1504 yılında hayatını kaybetti.

1503 yılında ise Şah İsmail Akkoyunlu Sultan Murad Bey’i yenilgiye uğratarak bütün Akkoyunlu topraklarını ele geçirdi. Sultan Murad Han, daha sonra Yavuz Sultan Selim emrinde Çaldıran Savaşına katılmış ve ardından Diyarbakır üzerine sefer düzenlemiştir. Yapılan savaşta Sultan Murad’ın başı kesilerek 1514 (Akkoyunluların yıkılışı) tarihinde Şah İsmail’e gönderilmiştir.

Bütün Akkoyunlu topraklarını ele geçiren Şah İsmail, sadece devlet kurmakla kalmamış Akkoyunlu devletine bağlı olan bütün boy veya birlikleri de kılıçtan geçirmişlerdir. Akkoyunlu boylarının bazıları Memlüklere, Osmanlıya ve Dulkadiroğullarına sığınmış ve canlarını kurtarmışlardır.

———–

Kaynak:

Türkiye kültür portalı

Tarih portalı

Tarihte Türk Devletleri, C.I, Ankara Üniversitesi, Ankara 1987, s. X + 422.

Tarihte Türk Devletleri, C. II, Ankara Üniversitesi, Ankara 1987, s. VI + (423-816) + 16 Harita.

http://www.enfal.de/starih49.htm

http://www.kulturportali.gov.tr/portal/akkoyunlu-devleti

 http://turktarihi.blogcu.com/akkoyunlu-devleti/13052552

Tarihi olaylar.com .

————

İdris Kulaçoğlu . 24.2.2019  00:30 çalışma odam .