AHISKA / ABAKAN TÜRKLERİ

AHISKA –ABAKAN TÜRKLERİ

————————————

Ahıska – Abakan  Türkleri, Gürcistan’ın güneybatı ucunda, merkezi Ahıska olan Mesheti bölgesinde yaşayan İslam  nüfusa 20. yüzyılın ikinci yarısında verilen addır.

Türkiye: 40.000

Azerbaycan: 90.000-110.000

Gürcistan: 600-1.000

Rusya: 3.257-70.000-90.000

Özbekistan: 15.000

Kazakistan: 150.000

Toplamda : 400 bin .

————————-

Rusların bu bölgeye verdiği coğrafi isim, Meshetya’dır. Bundan dolayı Meshet Türkleri olarak da adlandırılırlar.

Ahıska Türkleri’nin anadili Türkçe’dir.

Konuşma şivesi Mesheti bölgesine komşu olan Ardahan ve Artvin illerindeki ağızın bir kısmına ve Azerbaycan Türkçesine  çok benzer.

Ahıska Türkçesi Ardahan, Olur, Oltu Şenkaya ve Göle’de konuşulan ağzın aynısıdır.

Tortum ve İspir ağzına ise çok benzer. Posof, Artvin, Şavşat, Ardanuç, Yusufeli ağzına biraz daha uzaktır. Eğitimlerini çoğunlukla Rusça aldıklarından dolayı, çoğu birincil dil olarak Rusça’yı kullanmaktadırlar. Gürcüce konuşan Ahıska Türkleri’nin sayısı oldukça azdır ve günümüzde Gürcistan’da yaşamaktadırlar.

—-

Ahıska Türkleri’nde edebiyat dili oluşmamıştır ve halk edebiyatı türleri başlıca edebiyat anlayışlarını ortaya koyar.

Dede Korkut  Hikayeleri’nde Ak Saka olarak anılan Ahıska’dan, Evliya Çelebi’nin

seyahatname  eserinde de söz edilmektedir.

Mesket, Mesheti ve Ahıskalı tanımlamaları coğrafyasal bir adlandırmadır. Bu toplumun dilinde Gürcü unsurları az sayıdadır. Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t Türk adlı eserindeki bazı sözcüklerin aynı anlamda ve neredeyse aynı biçimde bugün de Ahıska söz varlığında yer alması onların etnik kimliğine tutulan aynadır.

Bunu şu örneklerde görebiliriz:

 Divanü Lugati-t —  Türk Ahıska Ağzı

 Boguz / Boğuz

 Bürçek  / Bürçek

 Çiçalag / Çeçala

 Egsük / Egsük

 Etmek / Etmek

 Anda(orada) / Anda(orada)

 Munda(burada) / Munda(burada)

 Baqırsuq / Boğarsuq  gibi .

—-

Aile ve geleneklere bağlılık ;

Diğer Türk toplumlarında olduğu gibi, Ahıska aile kültüründe de geçmişten günümüze süregelen gelenekler; bir başka deyişle yazılmayan kurallar vardır.

Bu kuralları toplum kendi belirlemiş ve kuşaktan kuşağa aktarmıştır.

Ahıska ailesi ataerkil yapıya sahiptir.

Kadına da söz hakkı tanınır, fakat son sözü ailenin reisi erkek söyler.

Kalabalık ailelerde yaşça büyük olan erkeğin sözü geçerlidir. Onun izni olmadan veya ona danışılmadan hiçbir iş yapılmaz, hiçbir şeye karar verilmez.

Oğul torun sahibi olmuş olsa bile evde babasının koyduğu kurallar geçerlidir.Aile içerisinde yaşa ve cinsiyete göre iş dağılımı yapılır. Kimi zaman yaşlı, genç; bayan veya erkek farkı gözetmeden ortaklaşa yapılan işler de vardır.

Ahıska ailesinde büyüklere karşı saygılı olmak çok önemlidir.

Bu anlayış da farklıdır:

Oğul evlendikten sonra anne ve babasıyla aynı evi paylaşıyorsa (genellikle böyledir) onlar uyumadan uyumaz.

Büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atılmaz, sigara veya içki içilmez.

Onlar içeriye girdikleri zaman ayağa kalkılır.

Masanın baş köşesinde erkek oturur, ilk önce ona yemek çıkarılır.

O, yemeğe başlamadan kimse elini sofraya uzatmaz.

Aynı hiyerarşi kadınlar için de geçerlidir:

Evde hangi yemeğin pişeceğine kayınvalide karar verir.

Uygulamayı ise ‘’ el kızı ‘’ olarak da söylenen  gelin yapar.

Çok yaygın olmasa da bazı ailelerde gelin kaynatasının ayaklarını yıkar. Azerbaycan’da , özellikle kırsal kesimlerde yaşayan bazı toplumlarda aynı gelenek sürdürülmektedir.

—–

Ahıska halk şiirinde ağırlıklı olarak Vatan hasreti ve yurt özlemi

konuları işlenmiştir.

 Kız gelin bir yandan bağlar bohçayi,

 Bir nesil terk edeyir baği bahçeyi,

 Bizim kaderde var ayruluh payi

 Meded Allah, meded, sennen bir imdad.

 Vagonlar geliyer ardı görinmez,

 Nere gedecevuh hele bilinmez,

 Bu kara yazimiz heç vahit silinmez

 Meded Allah, meded, sennen bir imdad.

 Kırdel’in tağında bir tiken biter,

 Tikenin dalında bayguşlar öter,

 Yağının elinnen misliman yiter

 Meded Allah, meded, sennen bir imdad.

 Elimnen yurdumnan oldum derbeder,

 Hani benim memleketim elim yar?

 Bir terefden atam anam cebr eyler

 Bir terefden sen bükersin belim yar.

 Vatan senin şad haberin

 Gürbet elde kimnen alem?

 Ben bülbülem o güllerin

 Hesretini kimnen alem?

 Çoh gezdim çoh gördüm gurbet elleri,

 Sene benzer vatan görmedim vallah.

 Çoh eşittim ben yabançi dilleri,

 Sözimi yadlara vermedim, vallah.

 Yazan yazdı bize bu kara yazi

 Düşdü yüregmize eylenmez sızi

 Vurdiler, kırdiler, sürdiler bizi

 Gelen yoh giden yoh,yollar ağlasin.

 Hayal meyal olmiş garşuki tağlar

 Bu kara günnerde kim kime ağlar

 Sandım yüregümde düzildi tağlar

 Gözlerimden ahan seller ağlasin

Ahıska Türkleri, 1944 yılında Stalin tarafından iki saat içinde tren vagonlarına doldurularak, gidecekleri yere kadar aşağı dahi inmemek koşulu ile kapalı tren vagonlarında Orta Asya’ya sürülerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirildi.

Bu sürgünün Stalin’in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkmıştır.

Aynı kaderi paylaşan Kırım Tatarları ve Ahıska Türklerinin bu hazin sürgününde binlerce insan yolda öldü.

Sovyetler Birliği’nin son yıllarında, Özbekistan’ın Fergana vadisinde yaşayan Meshet ya da Ahıska Türkleri, 1989 yılında, etnik bir gerilim sonrasında büyük bir şiddete uğradı. Bu trajedinin ardından bölgedeki nüfus tamamen göç etmek zorunda kaldı.

Azerbaycan, 1989 yılında Özbekistan’ın Fergana vadisindeki şiddetden kaçan Ahıska Türklerinin bir kısmını kabul etti ve topraklarına yerleştirdi.

Fakat Ermenistan ve Dağlık Karabağ’dan kaçan ve kovulan büyük Azeri nüfusla ilgili sorunları yüzünden bu göçü 1993 yılında durdurdu.

Gürcistan, 1990’larda etnik olarak Gürcü kökenli Meshileri nüfusu ülkeye yerleştireceğini duyurdu. Bu karar, Samtshe-Cavaheti bölgesinde yaşayan Ermeni nüfus arasında tepkiye yol açtı.

Türkiye, Ahıska Türklerinin kendi topraklarına yerleştirilmesini istemektedir. Türkiye, az sayıdaki Ahıska Türk nüfusunu ülkenin doğusuna yerleştirdi.

Rusya Federasyonu’nun Krasnodar bölgesine yerleştirilen Ahıska Türkleri, Rus Kazakların Türk karşıtı tepkileriyle yüz yüzedir. Rusya’daki Ahıska Türklerinden 15.000 kadarı ABD’nin çeşitli kentlerine yerleştirilmiştir.

1999 yılında Gürcistan, Avrupa Konseyi’ne üye olurken Ahıska Türklerinin geri dönüşleriyle ilgili yükümlülük üstlenmiştir. Buna göre Gürcistan, 1999’dan başlayarak  üç yıl içinde Ahıskalıların dönüşlerini başlatacak ve 12 yıl içinde yani 2011 yılında dönüş işlemini bitirecektir.

Eğer Gürcistan süre sonunda yükümlülüğünü yerine getirmezse Ahıska Türkleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açabilecek ve bu yolla vatanlarına dönmeyi talep edebileceklerdir. Ama üste beliritilen sorunlar ve engeller yüzünden herhangi bir geri dönüş gerçekleşmedi.

Gürcistan Ahıska Türklerinin geri dönüşüne şartlı izin vermiştir. Şartlardan birincisi, geleceklerin sadece Ahıska bölgesine değil tüm Gürcistan topraklarına yerleşmeleridir.

Tiflis bu şartı, Ahıskalıların bölgeden 91 bin kişi çıkmasına karşın bugün dönecek olan rakamın çok olması ve bölgenin bunu kaldıramayacağı savına bağlamaktadır.

İkinci şart, Türklere verilecek kimliklerde Türk ve Müslüman yazmayıp Gürcü ve Hıristiyan yazacaktır. Gürcistan’ın bu şartının altında ise bölge halkının aslında Türk olmayıp, Meshi denen Gürcüler olduğu, zamanla ve zorla Osmanlılar tarafından Müslüman yapılarak Türkleştirildikleri savı yatmaktadır.

Beş ilçe ve 200 köyden meydana gelen Mesheti bölgesinde şu an daha çok Gürcüler ve Ermeniler yaşamaktadır. 100’e yakın köy ise Türklerin sürgününden günümüze hala boştur.

Haziran 2002’de Krasnodar’da bulunan Ahıska Türkleri seslerini duyurabilmek için açlık grevi yapmışlardır.

Krasnodar’da yaşayan 12 bin Ahıska Türkü, ‘’ yasa dışı mülteciler ‘’ sığınmacılar  olarak adlandırılmakta ve yeni bir sürgüne gönderilmeleri istenmektedir

Gürcistan parlamentosu uzun bir çalışma sonrasında 2007 yılında Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönmelerini ön gören bir yasayı kabul etti.

Ancak çalışmalar yeterli olmamakta, yerlerinden zorla sürülen bu insanların mal ve mülkleri derhal asıl sahiplerine iade edilmesi gerekirken Gürcistan hükümeti, onların malları ve mülkleri yerel Ermeni ve Gürcü halkın eline geçtiği gibi, ekonomik gerekçeler göstererek engeller çıkarmaktadır.

Herhangi bir geri dönüş gerçekleşmediği gibi, malları ve mülkleri elinde bulunduran yerel Gürcü ve Ermeni halkı karşı çıkmaktadır.

Kaynak

———

Haber7.com

Ahıska Türkleri wikipedia

——————————————–

AHISKA  TÜRKLERİ  ve SÜRGÜN

( 14.11.1944 )

——————————————-

Ahıska Türkleri, Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden gelen Türk kökenli Müslüman nüfusuna verilen addır. Rusların bu bölgeye verdiği coğrafî isim, Meshetya’dır. Bundan dolayı Meshet Türkleri olarak da adlandırılırlar.

—–

14 Kasım 1944 gecesi evlerinden toplandılar.

Belki iki, belki dört saat içinde kamyonlara doldurulup demiryoluna götürüldüler.

100-120 bin civarında Ahıska Türkü hayvan ve yük vagonlarına bindirilip, yüreklerden de hafızalardan da silinmeyecek bir yolculuğa çıkarıldı.

Bir buçuk aylık bir zulüm yolculuğu…

Tuvalet yok, su yok.

Dışarısı -15 ya da -20 derece…

Kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden açlıkla, soğukla, hastalıkla, ölümle mücadele ettiler.

Tren kapıları günde bir defa açılıyordu. Hastalıktan, soğuktan, açlıktan ölenler vardı. Bazı kadınlar o sefalette doğum bile yaptı.

—–

AMAÇ KARADENİZ ÇEVRESİNİ TÜRKLERDEN TEMİZLEMEKTİ

Stalin yönetimi, sürgünün gerekçesini, “Tüm erkekleri Ruslarla cephede olan Ahıskalı Türklerin, 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerle iş birliği yapması” olarak açıkladı.

Ancak SSCB’nin dağılmasıyla, gerçek amaç ortaya çıktı. Sovyet kayıtlarına göre, Kırım ve Ahıskalı Türklerin sürgünü, Karadeniz çevresini Türklerden temizlemek amacıyla yapıldığı anlaşıldı.

Kaynak ; Yeniçağ

—–

Bir Ahıskalı’nın sözlerini hatırlarım…

“Biri öldü mü, trenden atıverirlerdi.

Mecalimiz de kalmamıştı ama en azından gömmemize izin verin, bir yerlerde bari mezarları olsun derdik. Yerlerini bilelim isterdik. Ona bile müsaade etmezlerdi.

Ölülerimizi saklardık, belli etmemeye çalışırdık. 15 gün boyunca hasırlara sararak sakladığımız ölülerimiz vardı.

Tuvalet olmadığından, ihtiyacımızı vagonda giderirdik. Kadınlarımız en çok bundan utanırdı…”

——-

Aşık Üzeyir Fakiri’nin ağıdı, Posoflu İbrahim Dede’nin yürek sızısı, Dede Korkut hikayeleriyle büyüyen çocukların vatanı, Osmanlı’nın öz evladı Ahıska…

1829’da başlayan, 1944’te Stalin’in zulmüyle katmerleşen, bir türlü bitmek bilmez bir sürgünün çocukları…

Sürgün edildikleri yerlerde bile toplu olarak yaşamalarına izin verilmeyen Ahıska Türkleri’nin unutulmayacak çilesi…

Ne onlar ne de biz unuturuz o kara tarihi…

————————

TANRIKUT  DİRİLİŞ

TEŞKİLATI / OLUŞUMU

—————————–

SSCB döneminin liderlerinden “Stalin” adlı kızıl yılanın, güvenliği tehdit ettikleri gerekçesiyle AHISKA TÜRKLERİni ÖLÜM TRENLERİne doldurtup sürgüne zorladığı tarihtir 14.11.1944 …..

Günümüzde dahi çile ve ızdırapları yatışmamış, Kanada’dan Özbekistan’a dek dünyanın dört yanına dağıtılmış, sürgün ve sonrasında ise aklın kaldıramayacağı kıyımlara uğratılmış bulunan Ahıska Türklerinin, boğduruldukları zulmün yıl dönümünü, dinmeyen bir acı ve yasla anıyoruz.

—–

Türk Diriliş Hareketi’nin, Tanrıkut Diriliş Teşkilatı’nın adanmışları olarak; Türkçülüğün derin hafızasında / belleğinde barınan her bir yangınımızın öcünü, elbet birgün alacağımızı biliyor ve bildiriyor, bu duygu, düşünce ve iradeyle ant içiyoruz!

Varlığımız, Türk Varlığı’na armağan ve feda olsun.

Ne mutlu Türk Irkı’ndan türeyene !

İlteriş Mert Han GECE

TDT Genel Başkanı