GİRİŞ 2 – YAZI OLMADAN UYGARLIK OLMAZ

2  YAZI  OLMADAN  UYGARLIK  OLMAZ !
UYGARLIĞIN  TEMELİNDE  YAZI  VARDIR !
———-
Batılı  bilginlerin bütün iddialarının aksine bugün dünyada kullanılan alfabelerin hepsinin temeli Türkçe’dir.

Bütün alfabeler Türkler tarafından 18 bin yıl kadar önceden beri geliştirilen TAMGALARA / DAMGALARA  dayanıyor.
Türklerin alfabetik yazıyı geliştirdiği çağlardan daha  sonraki çağlarda Sümerler, Hititler ve çok daha sonraları Çinliler tarafından geliştirilen hiyerogliflerden bir alfabetik yazı gelişmemiştir.

———-
ALFABE ,  UYGARLIK  DEMEKTİR .
HİÇBİR  UYGARLIK  ALFABESİZ  KURULAMAZ .
———-
* Dünyada resimden alfabeye ilk geçiş Orta Asya’da Türkler tarafından başlatıldı.
* Türkler daha konuşmaya başladığında yazmaya başlayan bir halktır.
* TÜRK Alfabesinin / Abecesinin oluşması binlerce yıllık bir süreç içinde aşama aşama gerçekleşmiştir.
* Kanıtlar ortadadır.
* Dolayısıyla evrensel uygarlığın kökeninde Türkler vardır.
———-
Mirşan , mö. 10 bin yıllarında ılıman iklimin ve büyük göllerin ( 5 büyük iç deniz / göl ) var olduğu anlaşılan Orta Asya’nın kuruması ve çölleşmesiyle Türk gruplarının çevre ülkelere yayıldığını ve diğer kültürlere etki yaptıklarını ifade ediyor.
Bunlar ;
1 – UÇAĞIY KÖL
2 – OĞ-UR KÖL
3 – OBİL-UÇİ KÖL
4 – OM-OĞ KÖL
5 – UÇUĞILTIR KÖL
ve Uçuğıltır gölünü Karadenize bağlayan KARA KÖL ( Azak denizi ) dir .
————
Prof.Dr. Muazzez İlmiye Çığ ın ;

————

“ Türk kültürü kongresinde Türk devletlerinden gelen Türkologlar bana ,

Saka / İskit yazıları bütünüyle Türkçe ve Türk dilidir. ” dediler.

————

Bu bilgiyi Rus ilim adamları kabul etmiyorlar ama Rus Akademi Başkanı bir süre sonra Prof. Çığ’a şunu söyleyebilmiş ;

————

“Ben Sibirya’ya grup olarak gittim. 300’den fazla Türk yazıtı topladım, bunların Türk tarihine büyük katkıları olacaktır. Türklerde yazı çok yaygınmış.”

———–

Kazım Mirşan ,

* Sümerlerin Türk olduğunun daha 1936 Türk Dil Kurumu Kongresinde tartışıldığını ve ünlü Fransız Sümerolog Hiler Barentan ve diğer yabancı ilim adamlarının tezi doğruladıklarını belirtiyor.

* Dr. Selaki Diker, Sümerlerin Türk olduğunu ,  Atatürk döneminde Sümerlerin Türk olduğunun kabul gördüğünü ve  Sümerbank ve Etibank gibi bankaların kurulduğunu belirtiyor.

* Batılılar ise ; köklerinin Heretıc yani Sümerler olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar.

Prof. Muazzez İlmiye Çığ ;

“Azerbaycan’da doçent Atakişi Çelliklioğlu Kasım’ın kitabında, Sümerce bütünüyle Türkçedir.

18 Proto / Ön –  Türk tamgası , Sümer çivi yazısının harfleri içinde yer almaktadır.

Iduk-At (Orta Fırat) bölgesinde bulunan mö. 5500 yıllarına ait ve

“Tel Es Sawwan 3” seramikleri (Chefs d’oevr, Müsee Baghdat, Petit Palais, Paris, 1981) olarak bilinen arkeolojik eserler üzerindeki motifler,

———–

OK, UÇ, ONÇ, ED, ÖK, OĞ gibi Proto / Ön – Türk tamgaları taşır.

———–

Sümerler 5000 yıl önce yazıyı icat ettiler. Bir çivi yazısı şeklindeki yazıyı Batılılar söktüler. Sümer yazısını ilk söken Sir Henry Creswicke Rawlinson ;

———–

“ BU BİR TURANİ DİLDİR . ” demiştir.

———–

Sümerce’de 1000 kadar Türkçe, 20 kadar Arapça kelime vardır. Sümer yazısında farklı bir durum var. Adam balık resmi yapıyor, balık diye okuyor, okumaya bile gerek yok.

5000 yıl önce Türkçe Sümerce şeklinde oluşurken dil bir tip Proto / ÖN – TÜRKÇE’ dir, ilkel bir Türkçedir.

Türkçe Sümerce’den başlamış ve gelişmiş, zamanla Göktürkçe olmuştur. Mahmut Kaşgari’nin / Kaşgarlı Mahmut’un saptamasıyla kuvvet kazanıp bugüne kadar gelmiştir.

———–

İlk  yazı Sümerler tarafından kullanıldı diye bilinir.

Oysa Mirşan’a göre yazı ilk Türkler tarafından bulundu.

Tez ilmi olarak ispatlandı.

İlk yazılı Türk belgesi bilindiği gibi ms. 8. yüzyıla değil , mö. 10 bin yıl önceye dayanır.

Hiyeroglif / resim yazı , Etrüsk ve Sanskrit alfabesiyle yazılan yazıtlar bugüne dek yanlış okundu.

Belirtilen yazıtlar Orta Asya’nın antik / eski dönemlerinde kullanılan “tamga”lar kullanılarak arkaik / kullanımdan düşmüş / eskimiş Türkçe mantığına göre yazıldı. Arkaik Türkçe mantığına göre okunması gerekir.

————

Sadece İngilizce, Fransızca, Almanca bilmeye özen gösteren günümüzdeki tarihçilerimiz  genelde  Orta Asya Türkçesi  bilmedikleri için  Orta Asya kaynaklarını okuyamamışlar, ÇEVİRİLER ile tarih yazmak durumunda kalmışlardır.

Dolayısıyla kendi öz tarihimizi yabancı tarihçilerden  eksik veya yanlış öğrenmek zorunda kaldık.

Osmanlıca ve  bu gün  kullandığımız ve konuştuğumuz Anadolu lehçesi, kökünden uzak ve Arap, Acem etkisi altındadır.

Dolayısıyla Osmanlıca Türkçesi ile yapılan araştırmalarla sonuç almak çok zordur.

Asur devletinde dahi (mö. 2000) Subarca konuşuluyordu. Asur başkentinin adı ;

Proto Türkçe’de   Ant-Ub Uçuğ  yani “ yüce antlaşma liderliği ”dir.

Türkler tarih boyu toplu olarak  altı yerde bulundular:

1 – Issık Göl ve çevresi

2 – Ural Dağlarının güneyi, Sölengetaş Mağarasının dolayları

3 – Tavas ve civarı (Türklerin asıl ana yurdudur, Kazakistan)

4 – Sibirya Ulukent Havzası

5 – Doğu Anadolu’da Erzurum bölgesi

6 – Güneybatı Fransa

—————————-

* Türklerin tarih boyu toplu halde / konumda  yaşadıklarını yerleri kanıtlarıyla ve tarihte ilk kez Kazım Mirşan, okunan metinlerden elde ettiği belgelerle ortaya koydu. Anadolu’dan İtalya’ya göçen Etrüsklerin alfabeyi Yunanlılardan aldığı tezini yıktı.

( Etrüskler ve Troyanlar birlikte İtalya’ya gittiler. İ.Kulaçoğlu )
* Aksine Yunanlıların alfabeyi Etrüsklerden aldığını örnekleriyle kanıtladı.
* Avrupa’da ortaya çıkarılan birçok kitabelerin Yunan veya Latin dillerine göre okunduklarını dolayısıyla ortaya anlamsız ve saçma metinlerin çıktığını söylüyor.
* Oysa aynı kitabeler, ÖN TÜRKÇE kullanılarak ve Türk tamgalarına dayanılarak okunduğunda düğüm çözülüyor.

Norveç, İsveç, Portekiz ve Fransa’daki mağaralardaki yazılar Türk damgaları (harfleri) ile okunduğunda anlamlı olmaktadır.

Fakat gerçek Batı’nın işine gelmiyor.
———–
** ÇÜNKÜ , BU GÜNE KADAR DİLLENDİRDİKLERİ TARİH ÇÖKECEK ve TÜM TARİHİ YALANLARI  ORTAYA  ÇIKACAK !
———–
Haluk Tarcan diyor ki:
“Bugün İskandinav  ülkeleri İskandinav Runik yazılarının kökenini Dinyeper / arkadaki nehir  bölgesinde (eski Ön Türkçe’de adı Ozu Nehri – Ozu Ogız) aramaktadırlar.
Dinyeper bölgesinde Bir Oy Bil Devleti vardır.

( Tarih olarak mö 9000 – mö 1517 )

İskandinavların bir başka arama noktası  Val Camonica’da İtalyan Alpleridir. İtalyan Alplerinde Ön Türkçe yazılar bulunmuştur.”
İskandinavlar Runik yazıyı icat etmemişler, dışarıdan getirmişlerdir.

Runik yazısı nereden gelmiş olabilir? 

Bulgular Runik yazısının Ön Türkçeyle yakın benzerliğini vurguluyor.
————
Haluk  Tarcan, Ön-Türk yazıtlarının Batıda ortaya çıkardığı gerçekleri ve paralellerini aradı.
Ön Türkçe yazıyı görmeğe alıştığı ve alfabeleri bildiği için önce Fransa’daki mağaralardaki sonra Portekiz ve İspanya’daki yazıtları keşfetti.

Keşfettiği yazıtları Kazım Mirşan’a yolladı, hepsinin Ön-Türkçe olduğu meydana çıktı.
————
* Anadolu’da Sinop, Çatal-höyük, Side hamam yazıtlarını buldu.

Araştırmalar her gün biraz daha genişliyor. Ön-Türklerin konar – göçer  olarak çok geniş bir alana yayıldıklarını gösteriyor. Ön Türkçe damga ve yazıtların yanında ateş kültünü işaret eden kül kapları, ateş evleri ve aksak tartılı müzikler ön  Atalarımızın gittikleri yerlere kültürleriyle hakim / egemen  olduklarını, gittikleri yerlerin dip kültürünü oluşturduklarını açığa çıkarıyor.
————
* Doğu Anadolu’da  mö. 15.000’den itibaren / başlayarak  kaya resimleri, mö.7000’den itibaren /  başlayarak  yazıtlar görülür.

Antalya-Beldibi yazıtları mö.7000’e aittir.

İstanbul – Fikirtepe’de bulunan  mö.6000’e ait kaplardan ikisinin üzerinde OK ve OZ tamgaları vardır.
———–
* Avrupa dillerinin kökeni  Ön Türkçe’dir tezinin bugün karşılaştığı sahiplenilmeme olgusu, ülkemizde daha önce yaşanmıştı.

“Öz Türkçe” hareketi içinden çıkılamaz bir hal / durum alınca “Güneş-Dil Teorisi”ne dönüştürülmüştü.

Güneş-Dil Teorisi 1935’te H.F. Kvergic’in kitabından yola çıkılarak hazırlanmıştır. Türk dilinin taş ve maden devrinde kültür kelimelerini göç yoluyla dünya üzerindeki bütün dillere yayan eski ve büyük bir kültür dili olduğunu savunan teori, dönemin aydınları tarafından desteklenmiş ancak modern teorilere yenilerek terk edilmiştir.
————–

Alfabe üzerinde hiçbir çalışması olmayan Yunanlılardan Etrüskler , alfabeyi nasıl  kopya etmiş olabilir? 

İmkansız ! / olanaksız !
———-
YAZITLARDA AÇIK VE SEÇİK GÖRÜLÜYOR !

Etrüsk alfabesindeki harflerin karşısına Yunanlılar Etrüsk harfine benzeyen kendi harflerini koymuş ancak alfabenin prensiplerini / ilkelerini  değiştirmemişler. Avrupa’nın böylesine mantık dışı bir kabulü çok uzun yıllardır yapıyor olması oldukça düşündürücüdür.
* Üstelik doğru dürüst hiçbir yazıt okumadan, çözmeden!
* Okuduk dedikleri salt isim saymak.
* Okudukları manalı tek kelime yok.
———-
Roma’nın kökeninde Etrüskler var. Etrüsklerin kökeninde bulgulara göre Ön- Türkler var. Roma’nın küllerinden kurulduğu medeniyet olan Etrüskler TÜRK’tür.

Etrüsk yazıtlarını, yazısını dünyada ilk defa 1970 senesinde Kazım Mirşan okudu.
———–
Romalılardan önce İtalya Yarımadası’nda yaşayan Etrüsklerin konuştuğu dil olan Etrüskçe Ön Türkçe kökenlidir.

Etrüskçe Türkçe’dir.
———–
220 yıldır okunamayan Etrüsk yazısını çözen Kazım Mirşan, Etrüsklerin anavatanına Etrurika’ya (Floransa, Orta İtalya) gider. Prof. Comporeale ile görüşür, konuşur, fikir / düşünce  ve bulgularını aktarır, tartışır ancak pek olumlu cevap alamaz.
———–
Comporeale’ye ,  Orta Asya’da Türklerde 5 tane “ T ” harfi olduğunu bulgularıyla gösterir.
———–
İtalyan  inanmakta güçlük çeker, şaşırır.

Etrüskolojinin en ünlü, büyük profesörü Giovannangelo Camporeale, Etrüsk yazıtları konusunda Kazım Mirşan’ın ulaştığı bulguları inceler. Kendi yöntemlerinin eksik olduğunu, Etrüsklerin Türk kökenli olduklarını kabul eder.
———–
İtalyanlar kendi tarihlerine ilişkin araştırmalarda PERUGİA ‘ da bir taş bulurlar. Etrüsklere ait bir taş derler. Artık Avrupa’nın tarihi belli oldu diye düşünürler. Olay 1940-50’lerde geçer. İtalyanlar sevinçten uçaklardan halka bildiri atarlar.
———–
“GEÇMİŞİMİZİN BELGESİNİ BULDUK ‘’ sloganıyla ortalığı ayağa kaldırırlar.
———–
İtalyanların bir başka yanlışı Etrüsklerin Yunanlıların bölgeye çıkışından sonra 750 yıllarında bölgede yaşadıklarını kabul etmeleridir.
* Etrüsk yazıtları genelde dini kavramlar içerir. Etrüskçe sözlük neredeyse bütünüyle Türkçe sözlerle dolu, rahatça anlayabileceğimiz sözler.
* Etrüsklerin sembollerinden birçoğu ve Etrüsklerin Avusturya’da bıraktıkları eserler Kazakistan’da görülen sembollerin aynısıdır.
———–
Cambridge’ten C. Renfrew, Stanford (California) Üniversitesi’nden Cavalli ve Sforza, Floransa Etrüskoloji Ensititüsü’nden Camporeale ve öteki üniversite profesörlerinin tekrar tekrar yaptıkları DNA testi ile Etrüsklerin %97 Türk oldukları 2007’de ortaya çıkmıştı.

Bazı Batılı ilim adamları Etrüsklerin Türk olduklarını kabul ediyor.

———–
Ancak bulguyu genel Avrupa fikir / düşünce sistemine kabul ettirebilmiş değiller.

“Etrüskler” adlı eserin yazarı Taylor, “Delanguage Rusk” eserinin yazarı Bahon Carra ve Vuks, fikri savunan Avrupalılardan birkaçıdır.
———–
* Kazım Mirşan’a göre Bizans’ın ilk kurulduğu dönemlerde Ön Türkçe konuşulmaktaydı. Kanıtı, Trabzon’daki Rum Kilisesi’nde sadece Ön Türkçe okunabilen yazılardır.
* Kazım Mirşan, daha sonraları başka kültürlerden etkilenerek Bizansın Ön Türk dilini kullanmamaya başladığını ileri sürer.
* Tarihin başlangıcında biri Etrüskler diğeri Pelasklar iki Türk devleti vardır.
* Pelask ulusu Yunanistan’a Yunanlılardan bin yıl önce gelip yaşamıştır. Yunanistan’da Yunanlılardan önce bir Türk devleti kurulmuştur. Araştırmacı Adile Ayda Latin alfabesinin Pelasklarden geldiğini savunuyor.
 *1997 yılı mart veya nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi’nde Ahmet Taner Kışlalı’nın bir yazısı çıktı:
———-
“TARİH YENİDEN Mİ YAZILMALI ? ‘’ tezi bulgulara dayandırılır:
———-

* Fransa’daki bazı ilim adamlarının bulguları, kütüphanelerdeki bulgular Türklerin yaklaşık 2200 yıl önce İstanbul’a geldiklerini kanıtlıyor.

İstanbul’a  “ Astanbolik ” adını vermişler.
* Astan, Ön Türkçe’de “ gök ”, Zazaca’da “ gökyüzü ” anlamına geliyor. “Bolik”

 “ kent ” anlamındadır.

Astanbolik : Gök şehri  /  Gök kenti .

—-
* Mesela Hun devlet geleneğinde ordu karargahlarının olduğu yere özellikle Uygurlarda “ ORDUBOLİK ” deniyordu. Ayrıca Ordubolik “ başkent ” anlamına geliyordu.

 * Greklerden önce Yunanistan’a ilk adını veren Ön Türklerdir.

Yunanistan köken olarak Ön Türklere dayanır. Yunanistan’daki Yunanlıların bir kısmı doğrudan doğruya Ulukent’e Kızılcalık Vadisinden kalkıp Yunanistan’a gelen Ön Türklerdir.
* Yunanistan’a gelen Ön Türklerin adı “ ÖKRİK ”tir. “Gök” kelimesi  ökrikten gelir.
* Yunanistan’ın Ön Türkçe adı İç-Üy-Ök’tur.

Yunanistan’ın adı “İçiök”dür. İçiök krallık anlamındadır.

Ökerik ilk adlarıdır.

 
* Ökerik sıkışarak Grek haline gelmiştir.

Yunanlıların bir bölümü Grek adı altında üst Asya’dan gelmişlerdir. Yunan kitabelerinde Anadolu’dan gelen ve demiri çok iyi işleyen bir topluluk olduğu yazılmaktadır. Toplumun mevsimlik geldiği bilinmektedir. Gelen toplum Ön Türkler olabilir.
* Avrupa dillerinde çok sayıda Türkçe söz var. Bunların başında İngilizce geliyor.    * İskandinavya ve Avrupa’da 5000’den fazla Ön Türkçe yazıt bulunmaktadır.
* İlk alfabe Latin alfabesi değildir. Ön Türk kimliğinin 8500 yıl öncesi kurduğu ilk uygarlık ‘’ On Uyul  ‘’ dönemi yazıtlarındaki (5000 yıl öncesi) harflerin bir kısmı mesela C ve D Latin alfabesindeki harflerin aynıdır. Ön Türklerde başlayan kelimeler hem Latin alfabesinin hem diğer bütün dillerin temelini oluşturmaktadır.
————-
Haluk Tarcan şöyle diyor:
“ At oy bil ” devleti konfederasyonunun / birliğinin sona ermesiyle milattan önce 879 yılında ‘’ Türk bil ” (Göktürk) devleti ortaya çıktı.

Türük bil devletinde Türkçe konuşulur. Bolbollar devlette tarih yazanlara verilen addır. Bugün kelime balbal olarak geçer.
————–
* Latin alfabesinin temelinde Ön Türkçe vardır.
* Latin, Yunan, Fenike ve Kril alfabeleri Ön-Türkçe’den oluşmuştur.
* Avrupa dillerinin kökeni Ön Türkçe’dir.
* Bütün dünya alfabelerinin kökeni Türk alfabesidir.
————–
Bugün İslamiyet’i kabul etmeyen ve hala  yaşayan Çuvas, Karainler, Karaylar, Gagavuz, Yakut Türkleri var.
Macaristan’ı kuran 13 kabileden 9’u Türk boyudur.
Kuman ve Peçenek boyudur, 4’ü Pinegol boyudur.
Devlete hakim olan Pinegoller olduğu için devletin resmi dili Macarca olmuştur. 1000 yılında Kral Istvan’ın Hıristiyanlığı kabul etmesiyle Macaristan’da kullanılan Türk soylu yazı, Türk dini yasaklanmıştır. Yasaklanan törelerle birlikte bozulma ve Macarlaşma oluşmuştur.
Macarlar, Bulgarlar ve Finler Türk’tü, 300.000 nüfuslu Gagavuzlar hariç / dışında  İslamiyet’e girmedikleri için Türklüklerini kaybettiler.
————
Kazım Mirşan Orkun / Orhun Abideleri, Türükbil ve At-Oybil dilini okuyarak Batılıların uydurma Ön Türk tarihini tartışmaya açmıştır.
————

İsveçlilerin Orhun yazısının kökenini önce Asya’da Türklerde sonra İtalyan Alplerinde, Kamunlar vadisinde aramaları Orhun anıtlarının yazısının bugüne kadar RUNİK yazısı olduğu iddiasını yok etmiştir.

Kazım Mirşan’ın Gotland yazıtlarını Ön Türkçe okumasıyla ortaya çıkmış olan gerçeği kabul etmek gerekir.
———–
Evrensel uygarlıkların kökeninde ön Ata kültürümüz olduğu yazılarla görsel bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Batı uygarlığının kökeninde Yahudi-Hıristiyan kültürü değil yalnız Ön Türk kültürü vardır.
———–
BATILI , Kültür ve tarih çalışmaları için Latince, Sanskritçe, Grekçe yerine ÖN – TÜRKÇE ÖĞRENMEK ZORUNDADIR .
———–
Gerçeklerin belgeleri Kazım Mirşan’ın ve Haluk Tarrcan’nın yazdığı kitaplarda ve makalelerde / köşe yazılarında vardır.
———–
Türkler Doğu Anadolu’da Mısırlılardan önceki dönemde bulundu. Mısır yazısı Doğu Anadolu’dan Mısır’a gitti.
Gelişmiş bir uygarlık veya birbirlerinden etkilenmeyi başarabilen, birbirleri ile iletişim içinde olan birkaç uygarlık var. Ortak semboller ve mimari özellikler görülüyor. Ortaya konan tezlere göre Mısır piramitlerinde Türk tamgalarına dayanılarak yazılmış hiyeroglifler var.
———–
Türk tamgalarından yola çıkılarak okunamayan bazı Mısır hiyeroglifleri çözüldü.
———–
Mısır piramitlerinin inşasında Türklerin payı olabilir.

Erzurum’un Cunni Mağarasında bulunan ve Kazım Mirşan’ın okuduğu yazıtlara göre Mısır çivi yazısı dahi tam 7000 yıl önce Anadolu’dan gitmiştir.

Mısır yazıtları Türkçe’dir.
———–
Doğu’da Erzurum’daki Cunni Mağarasında bazı yazıtlar var.

Günümüzden 5000 yıl öncesine aitler.

Yazıtlardaki 18 harf Mısır hiyerogliflerinde aynen bulunuyor.

Bugüne dek hiçbir araştırmacı ilim adamı Mısır’a yazının nereden geldiğini bulamadı, bilmiyor.

Hiçbir yerde Mısır yazısının kökenini bulamadılar.

Erzurum Cunni Mağarasında bulunan hiyeroglifler, 18 harf, Mısır yazısının Anadolu’dan gittiğini gösteriyor.

———-

** Bugün Mısır yazıtlarının kökenini gösterecek hiç bir belge yok, tek kanıt Anadolu’dan Erzurum Cunni mağarasından çıkıyor. **

———-
Anadolu’dan Mısır’a yazı 5000 yılında gitti.

2000 yıl daha geri giderek Anadolu’daki Etrüsk yerleşimi başlangıcını düşünürsek toplam 7000 yıllık bir süreç ortaya çıkar.
———-
Atatürk belirli bulgulara dayanarak “ANADOLU 7000 YILLIK TÜRK BEŞİĞİDİR ! ‘’ demiştir.
————
Bugün Çin sınırları içerisinde 300 metre boyunda piramitler bulunmaktadır. Piramitlerin Mısır’dan çok önce inşa edildiği belirlenmiştir.

Kazım Mirşan Mısır- Sina’da piramitlerdeki yazıtlarda Ön Türkçe kartuşlar bulmuştur. Mısır’ın dip kültüründe Türkler vardır.
————
Tarımla uğraşan bir devletin yazısının olmaması düşünülemez.

Dolayısıyla  mö. 10 bin yıllarında Orta Asya’da yaşamış güçlü, çok gelişmiş bir medeniyet vardır.

Medeniyetin varlığı kanıtlarıyla saptanmıştı ancak ismi konulmamıştı. Orta Asya’daki medeniyet sadece bir noktadan yayılarak bütün dünyayı dolaştı, kendi kültürünü dünyaya yaydı. 10 binli tarihlerde dünyada gelişmiş ve büyük bir medeniyetin varlığını kanıtlayan delillerden birisi, Japon Denizinde bulunan ve yaşı karbon testiyle  mö. 10 bin yılı olarak hesaplanan taş bir tapınaktır. Bugün bile sular altında bütün ihtişamıyla / görkemiyle ayakta duruyor.
———-
Tapınakta Mısır piramitlerinde kullanılan bazı semboller var.

Aynı semboller, Latin Amerika’da yaşamış Mayalar tarafından yapılan piramitlerde bulunuyor.

Aynı sembolleri Hindistan’daki Luksor Tapınaklarında görmek mümkün.

Hemen hepsinin yapım tarihlerinin birbirlerine çok yakın olması, mö. 10 bin yılının önemini arttırıyor.

Pasifik Okyanusunda yer alan Paskalya Adalarında inşa edilen tanrı heykellerinin yaşı  mö. 10 bin yılını gösteriyor.

M.Ö. 10 bin tarihlerinde yaşamış bir medeniyetin varlığı apaçık ortadadır. Yapılar ya aynı medeniyetin farklı coğrafyalarda ortaya koyduğu yapılar veya farklı coğrafyalardaki medeniyetler adı geçen isimsiz uygarlıktan etkilenmişlerdir.


Her iki şekilde ad verilemeyen uygarlığın dünyayı dolaşmış bir uygarlık olması muhtemeldir / olasıdır..

M.Ö. 10 bin tarihlerinde dünyayı dolaşmanın en kolay yolu deniz ulaşımı olabilir.

Yani isimsiz medeniyet denizci bir toplum olmalı. mö. 10 bin yılında Orta Asya denizlerle çevrili idi.
———–
Belirtilen yapıların yerküre üzerindeki dağılımı ve inşa ediliş yönleri ilginçtir.
———–
İsimsiz yapılar, şimdiki ilim adamlarını bile uğraştıran çeşitli hesaplamalarla yıldız ve yıldız kümelerinin hareketlerine ve şekillerine göre inşa edilmişlerdir.

—-

 Anılan antik medeniyet, tarımı, denizciliği, mimariyi biliyor, astronomi ve matematiği çok iyi bir şekilde kullanabiliyordu.

Hayvanların erkek ve dişilerinin büyük bir kısmı ile inançlı insanları içine alabilecek büyüklükte bir geminin Nuh Tufanı dönemde inşa edilmesi büyük bir medeniyetin varlığını kanıtlar.

Nuh’un gemisinin inşası için mimari bilginin yanında matematik ve fizik bilgisi gerekir.
———–

Türkler’in en eski izleri, Yedisu bölgesinden önce Afganistan’da bulunuyor. İngiliz ilim adamları Türk kültürünün izlerinin bütün Avrupa’da İskandinavya’da İtalya’da Macaristan’da bulunduğunu taştan yapılmış aletlere dayanarak kabul ediyor.

Karakamar mağarasını örnek gösteriyorlar. 40 bin yıl öncesine kadar götürüyorlar.

———–

Türk kültürünün asıl mekanı / yeri – bölgesi TAMGALI SAY’dadır.

Tamgalı Say’a Afganistan’dan gelmiş olabilirler.

Karakamar mağarasındakiler Tamgalı Say’daki kadar eski değildir.

———-

**  Tarihin EN ESKİ  yazısı Kazakistan’n Yedisu bölgesindeki Tamgalı Say’daki resimlerdir.

———

İlk yazı resim şeklinde başladı. Erken Türkler’’in yazıtları resim şeklindedir. Resimlerdeki hayvanların davranış şekillerine göre yazı okunuyor. Resimler arasında ilk Türk harfleri var. Taşlara çizilen resimlerin tarihini belirleme imkanı yok. Musabayev 10 bin yıl olarak tahmin ediyor. Ama en az 35 bin yıl öncesine ait olmalı.

Medeniyetimiz Tamgalı Say’da başlamış. Bir Rus hanım araştırmacı Maksimova 1954’te gitmiş kaya resimlerini görmüş, incelemiş, fotoğraflarını çekmiş ve kitap olarak bastırmış. Daha ingiz’in ismini taşıyan çok eski yazıtlar var, okunmamış çok yazıt var.

———–

Portekiz’de ve Fransa’da da hepsi Türkçe belirtilen tür yazıtlar var. Karbon testi yapılmış. 28 bin yıllık oldukları tespit edilmiş / saptanmış .

Tamgalı Say’daki resimlerle yani ” ilk yazılar ”la benzerlikleri var ama dil bilimi açısından Tamgalı Say’dakilerin daha eski olduğu anlaşılıyor.

Kazakistandaki kültürün Fransa’ya kadar ulaşması için birkaç bin yıl gerektiğinden 35 bin yıl öncesine ait olmalı.

ŞÖLGENTAŞ  Mağarası’nda 16 bin yıllık Türk damgaları var.

Tarih, karbon testi ile belirlendi ve kesindir.

———–

1969’da dönemin Kazakistan SSC’nin Almaata şehrinin yakınlarında Isık Göl’e yakın Esik Çayı kıyısında Kazak arkeologları tarafından yapılan bir kurgan kazısında mö. 4. yüzyıldan kaldığı tahmin edilen mezarda ALTIN ELBİSELİ ADAM heykeli bulundu.

( TRT belgeselcisi Rahmetli Servet Somuncuoğlu tarafından belgeseli yapıldı.)İ.K

Altın elbiseli adamla birlikte bulunan taştaki yazı Türkçe’dir.

Elbisenin yanında yer alan gümüş tabaklarda Göktürk alfabesiyle ;

———–

‘‘ HAN’IN OĞLU 23 ‘ÜNDE ÖLDÜ . ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN . ‘’

———–

cümlesi yazılıdır. Yazı, Göktürk alfabesinin mö. 4. yüzyılda kullanıldığının en önemli kanıtıdır.

Ak İdil’in kenarında Kızılyar köyünde Açıkkala mevkiindeki açıkta Rusların karbon testine göre 27 bin yıllık resimler var.

Kazım Mirşan Orhon – Selene Yazıtları üzerinde incelemelerde bulundu.

* Kâğıdı Türkler buldu. Yazıyı Türkler buldu.

* Yazı, mö. 16.OOO yılında Türkler tarafından icat edildi. Yazıyı Türklerin bulduğunun en belirgin örnekleri şunlardır:

1- Tamgalı Say, Maksimova 1954’te buldu. Tamgalı Say’daki resimler 35 bin yıl öncesine dayanıyor.

2- Talas-Açıktaş yazıtları, en az 7 bin yıllıktır.

3- Essik kurganı ve Altın Elbiseli Adam, 3 tane daha bulundu.

( Saat : 05:01 18.2.2018 )

———————————

Şölgentaş Mağarasında Türkçe’nin 16.000 yıllık izleri var.
( Google’ye ‘’ şölgentaş / saymalı taş ‘’ yazın ve biraz inceleyin , hayretler içinde kalacaksınız .) İ.Kulaçoğlu .
———–
Mirşan, Türkçe yazının Şölengetaş Mağarasında yer alan kaynaklara dayanarak 16 bin yıl öncesine dayandığını belirtiyor.

Ruslar, Şölgentaş Mağarası”nı 16 bin yıl öncesine götürüyor.

Fransa’da aynı tipte bir mağara var:

Lazkio Mağarası. Lazkio Mağarasının tarihi 17 bin 500 yıl olarak belirlenmiş. Fransa’daki mağara ile karşılaştırıldığında Şölgentaş’takinin daha eski olduğu anlaşılıyor.
————
17 bin 500 yıl karbon testi ile ispatlanmış. İngilizler, resimleri 32 bin yıla kadar götürüyor.
————
Eğer 32 bin yıllık ise ve kültür Tamgalı Say’dan gitmişse Tamgalı Say en az 35 bin yıla dayandırılabilir. Lazkio Mağarası için yapılan karbon testleri 35 bin yılı gösteriyor.
————
Kazım Mirşan ve Haluk Tarcan’ın tezlerine göre günümüzden 12500 yıl önce Ön Türklerin kurduğu ilk devletin adı “BİR OY BİL”dir.

Bir Oy Bil devletinin sona ermesiyle “TÜRÜK BİL” devleti ortaya çıkmıştır, Türükbil devletinde Türkçe konuşulurdu.
————–
Türklerin Avrupa’daki ayak izleri ;

Romanya’daki Attila hazinesi yazıtları, Proto-Bulgar yazıtları, Yunanistan’daki Attika yazıtları, Sırbistan’daki Vinça-Tartaria yazıtları, İtalya ve Avusturya’daki Etrüsk yazıtları, Fransa’daki Glozel yazıtları, Pra- Portekiz yazıtları ve İskandinavya yazıtlarıdır.
————-
Bugünkü Avrupa medeniyetini kuranlar yazı yazmasını bilen Türklerdir.

Batı bilginlerinin en büyük hatası Türklerin aşağılanmasına vesile teşkil edecek / oluşturacak şekilde Kül Tigin anıtının M.S. 732’de ve Qanım Kağan yazıtının 734’de dikildiğini kabul etmiş olmalarıdır.

Bizans tarihçisi Menander, Kül Tigin’in ölüm tarihini M.S. 575 olarak veriyor. Türük takvimine göre aynı tarih elde ediliyor.
————
Çinli kaynaklardaki tarihler Çin saltanat takvimine göre yazılmıştır.
Türk tarihinin çok eskilere dayanması gerektiğini gösteren en büyük delil Orhun Kitabeleri’dir.

Çünkü Orhun Yazıtları’nda kullanılan dil ve noktalama işaretleri dilin en gelişmiş hali olduğu sonucuna götürmektedir.

Böyle bir dilin oluşabilmesi için en az 3000 yıl geriye gidilmesi gerekir. Kazakistan’da tezi destekleyen ve mö. 600’lere tarihlenen bazı yazıtlar bulunmuştur.
————
Bulguların belgelerine göre Költigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları Türklerin ilk yazıtları değildir.

Türk dili yazıtlara deyim, vecize, atasözü düzeyine ulaşabiliyor.

Alfabe tesadüfi / raslantısal  bir alfabe değil. Orhun’a gelinceye dek mükemmelleşmiş / gelişmiş – olgunlaşmış ve imla / dilbilgisi  kuralları şekillenmeye başlamıştır.
———–
Orhun Yazıtları bugüne kadar doğru okunmadı.

Orhun Yazıtlarının içinde Türkiye Türkçesi yok, ne Azeri ne Kazak ne Kırgız ne Tatar Türkçesine uyar. Ancak bütün Türk lehçeleri bilinirse yazıtlardaki gerçek kavramlar kolayca çıkarılabilir. Birçok yanlış okuma ve çözme var.
———–
Mesela / örneğin  Orhun Yazıtlarında geçen ‘’ Ötüken Yis ‘’ ifadesi “Ötüken Ormanları” şeklinde çevrilmiş oysa Ötüken “ GEÇERLİ ” demektir. “Yis” “ GEÇERLİ KANUN / YASA ” anlamındadır. “Yis” orman demek değildir.
———–
Kürtçe, Ön Türkçe’den kelimeler barındırır ve Ön Türkçe kelimeleri Arapça ve Farsça’ya taşımıştır.
Anadolu’da Ön Türkçe yazıtlar bulunmaktadır.
Türklerin Anadolu’daki geçmişi en azından 16 bin yıl, başka bir teoriye göre en azından 10 bin yıl geriye gidiyor.

Türkler Anadolu’ya 1071’de değil mö. 7000’li yıllarda gelmişlerdir.

Çevresi denizle çevrili Anadolu’yu sürekli besleyen Türk göçleri Anadolu’ya sıkışmışlar ve Türk varlığını oluşturmuşlardır.

Oğuzlar Anadolu’ya geldiklerinde karşılarında aynı dili konuşan pek çok Türk grubu ile karşılaşmışlardır.
Şamanlaştırmak için dinsiz Çinlilere pal (fal) yazısını Türkler öğretmiştir.

Çinliler, Türkçe diğer, dayı, teyze, tayfun kelimelerini kullanıyorlar.
Çin’de yazı C. Hopkins’e göre mö. 3000’lerde T. De Lacouperie göre mö. 2300’de bulunmuştur.

Son tespitlere göre mö.1700’lerdedir.

E. Ekrem, Hacettepe Üniversitesinde hazırladığı doktora tezinde “ Türk kavimlerinin mö. 2600 – ms. 318 tarihleri arasında Çin’de bulunduklarını ” yazar. Belirtilen bilgiler
——–
Çin alfabesinde neden 41 adet Proto / Ön Türkçe tamga bulunduğunu açıklamaktadır.

———

Türk tezleri şimdiye kadar niçin insanlara duyurulmadı, gerekli kurumlara bildirilmedi?

Mirşan’ın tezleri genel olarak ilim dünyasında kabul edilmemektedir.

Uzun yıllar Fransa’da yaşayan Tarcan, Mirşan’a dayanarak elde ettiği verileri Fransa’daki ilgili kurum ve kuruluşlara gönderdi, seminerler ve toplantılar düzenledi. Yoğun bir ilgiyle karşılaştı.

Oysa Türkiye’de aynı tezlere gülünüp geçildi hatta saçmalık dendi.

İlmi  özellik taşıyan tezler büyük bir ilgisizlik ve aşağılama ile karşılaştı.

——–

Mevcut / var olan  tarih bilgilerini temelden sarsan tatlı , şok iddialar sahiplenilmedi.

——–

Büyük bir şartlanmışlık, önyargı, cahillik tavrı sergilendi.

Bazılarınca tezler “ incelenmeye değmez ” sayıldı.

Çalınmadık kapı bırakılmadı.

Mirşan’ın araştırma ve bulgularını en azından ciddiye alarak araştırmak gerekiyor ancak bugüne dek başta üniversiteler olmak üzere ilgili kurumlar olayı geçiştirmeyi yeğlemişlerdir.

NEDEN ? İ.K

Gidilen her yerde Genel Kurmay Başkanlığı, Türk Dil Kurumu gibi devletin temel kuramlarında bile tezle alay edildi, dalga geçildi. Saçmalıktır denip gülündü ve inceleme girişiminde bile bulunulmadı.

NEDEN ?İ.K

* Yarım yamalak öğrendikleri, küçümsedikleri, utandıkları Anadolu Türkçesi’nin dışındaki öbür Türk dillerini, yazılarını bilmedikleri, asıl kaynakları, belgeleri okuyamadıkları ,  yalancı Batı kaynaklarına tutsak / ESİR – BAĞIMLI  kaldıkları için söylenenlere sürekli karşı çıkıyorlar.

* İlmi bilgiyi üretmek yerine Batı’dan aynen kopyalamayı tercih ediyorlar / seçiyorlar . İnanacaklar engellenmeye çalışılıyor. Hal, kör karşıtlık; ilim, Türklük ve insanlık adına üzücü, şaşkınlık vericidir .

NEDEN ? İ.K

( EVET !

Bende şaşkınlık içindeyim !

NEDEN ?

Bu tezler , en azından şunlardan dolayı değersizdir diye açıklama yapılmalıydı ! İ.Kulaçoğlu )

Kazım Mirşan’ın tezi doğruysa ne değişir?  Ki ; Her elde edilen kazı bulgu ve belgeleri ile doğruluğu saptanıyor / saptanacak !
———-
Çok şey değişir ./ Değişecek !! İ.Kulaçoğlu .
———-
Derin, çok ilginç tezler kesin olarak ispatlanırsa büyük yankılar uyandırır.
* Bilinen 6 bin yıllık siyasi ve kültürel tarihimizin çok daha eskiye, mö. 10 bin yılına uzandığını bilmek, milletimize güven sağlar.
* Günümüze dek süregelen tarih ilmi, baştan aşağı yenilenir.
* Özellikle Avrupa aynaya bakınca farklı şeyler görmeye başlar.
* Batı kaynaklı emperyalist / sömürücü tarih senaryoları ortadan kalkar.
* Dünya uygarlığının temelinde Yunanlılar, Yunan uygarlığı değil TÜRK UYGARLIĞI yatıyor denir. Uygarlığın temelinde TÜRK’ler olduğu anlaşılır.
* Latin Alfabesinin ve bugünkü Avrupa uygarlığının temelinde kökeninde Latinler değil Türkler olduğu, Avrupa uygarlığını Türklerin kurduğu gerçeği ortaya çıkar.
* Yunanlıların Klasik Çağ uygarlığını temsil etme ayrıcalığı sona erer.
* Türk toplumu için Batı nezdinde çok daha prestijli bir konum ortaya çıkar.
* Büyük evrensel değer Türk propagandasının sürekli kaynağı olabilir.
* Araştırmanın dünyaya kabul ettirilmesiyle birlikte Ermeni, Yunan ve Kürt sorunları ortadan kalkar.  
* Latin yani Etrüsk, Türk alfabesiyle yazdığını bilmeden “Uygarlığa hiçbir katkısı olmamış olan (!) bu Türkleri Anadolu’dan kovmalı” fikrini savunan Britanya Başbakanı Loyd Corc gibilerin sesi kesilir.

————-
***  Mirşan ve Tarcan gibi iki ilim adamının ortaya koyduğu çalışmalar araştırmaya, incelemeye değer kaynaklardır.

Eğer tezlerin doğruluğu delillerle ispatlanırsa Batı temelli dünya tarihi baştan aşağı yenilenecektir.

( Daha hangi kanıt gerekecek , bulgular apaçık ortada … İ.K )
————-

Kaynakça

————-

Haluk Tarcan kitapları. İ.Kulaçoğlu

Hasan Yazıcı 
Okutman, Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuarı, hyazici@sakarya.edu.tr
Motif Akademi Halkbilimi Dergisi /2013-2

(Temmuz-Aralık) (Kıbrıs Özel Sayısı-2), s.243-261

Avrupa Dillerinin Kökeni Ön Türkçe’dir/ H. YAZICI