KOZİN ERKAŞ -MAADAY – MALÇI MERGEN altay destanları 3

KOZIN  ERKEŞ  DESTANI

ve MAADAY  KARA  DESTANI

ve MALÇI  MERGEN  DESTANI

——————————————

Kozın Erkeş destanında, Karatı Kağan’ın kızı Bayım Sur’u alıp kendine eş yapmak için obasından ayrılmaya karar veren Kozın Erkeş, halkının rızasını / onayını almasına rağmen, ihtiyar annesinin rızasını alamaz.

İhtiyar kadın, oğluna giderse Karatı Kağan’ın kendisini öldüreceğini anlatmaya çalışır.

İhtiyar kadın, kılık değiştirerek defalarca oğlunu yolundan çevirmeye çalışsa da başarılı olamaz.

Kozın Erkeş, her defasında ihtiyar annesini obaya bırakıp yolculuğuna devam eder. ( Mustafa Aça 1998: 554-557)

Destanın ilerleyen bölümlerinde Bayım Sur’un babası Karatı Kağan’ın ve isteklileri  Cedi Sapar kardeşlerin elinden alıp kaçan  Kozın  Erkeş, obasına dönmek üzere yola koyulur.

Karatı Kağan kaçakların peşinden adamlarını göndererek zorla alıp gelmelerini, beceremezlerse tatlı dille kandırmalarını uyarısında  bulunur.

Karatı Kaan’ın altı müzisyeni ile altı şarkıcı kızı Kozın Erkeş’le Bayım Sur’u bulduktan sonra güzel sözlerle Kozın Erkeş’i kandırıp Karatı Kaan’ın yanına dönmeye ikna ederler / inandırırlar.

Babasının kötü niyetini sezen Bayım Sur, Kozın Erkeş’in gitmesini engellemeye çalışır ancak başarılı olamaz. Son çare olarak babasının hazırladığı tuzağın ayrıntılarını ve bu tuzaktan nasıl kurtulacağını anlatır. (Aça 1998: 570-575)

Ömrünün sonunda bir erkek evlat sahibi olan Ak Bökö, oğlunun doğumundan duyduğu mutlulukla ava çıkar. Av sonrasında yurduna dönmek için yola koyulan Ak Bökö, yedi dallı kutsal ağacın altına gelir. Burada et kızartıp, topşuurunu çalıp yurdunu ve yedi dallı ağacı överken ağaçtan bir damla topşuurun kılına düşer. Yukarıya bakan Ak Bökö kayın ağacının sözleri karşısında dayanamayıp ağladığını görür. Bunun üzerine ölümünün yaklaştığını sezer ve uykusuz bir gecenin ardından hızla obasına döner. Ak boz atı, at direği yanına yıkılan Ak Bökö, oğluna Kozın Erkeş adını koyduktan kısa bir süre sonra ölür. (Aça 1998: 551).

Karatı Kağan ve Cedi Sabar kardeşlerin kendisine hazırladıkları tuzaktan karısı Bayım Sur’un yardımıyla kurtulan ve kaçıp giden Kozın Erkeş, bir süre sonra kutsal ağacın altında atını bağlayıp uykuya dalar.

Bu sırada Kozın Erkeş’i bulamayan Bayım Sur, kocasının dostu Kodur Uul’dan yardım ister. Baştan beri Bayım Sur’da gözü olan Kodur Uul, Kozın Erkeş’i arar ve onun kutsal ağaç altında uyuduğunu gördükten sonra durumu Karatı Kağan’a bildirir. Kodur Uul, Karatı Kaan’ın askerleri ile birlikte kutsal ağacın yakınlarına geldiği zaman Kozın Erkeş’in kızıl konur atı kötülüğü sezer ve sahibini uyandırmak için tırnağıyla kutsal ağacın kenarını oyar ancak sahibini uyandıramaz.

Kızıl konur atın gözyaşı dökmesi de çare etmez. Kodur Uul ve beraberindeki askerler önce Kozın Erkeş’e ok yağdırırlar. Sonrasında ise Kodur Uul kemeriyle Kozın Erkeş’in etini parçalar. Kendisine gelen Kozın Erkeş bu yapılanlardan ancak küçük yaralar almıştır. (Aça 1998: 580-583)

Kozın Erkeş destanında karısı Bayım Sur’un uyarılarını  tutmayıp Karatı Kağan’ın meclisinde kendisine sunulan zehirli içkiyi içen Kozın Erkeş, bir süre sonra şuurunu yitirir.

Karatı Kağan ve Cedi Sabar kardeşler onu bir demir kafese hapsederek kafesi ateşe verirler. Kafes alev almak üzere iken boz sıçan olup yer altından gelen Bayım Sur, ağzındaki suyu Kozın Erkeş’in suratına püskürtür ve kendine gelmesini sağlar. ( Mustafa Aça 1998: 577-578)

Ölüm biçimi ile ilgili başka bir unsur da Kozın Erkeş destanından tespit edilmiştir.

Yakın dostu Kodur Uul’un karısı Bayım Sur’un kendisini öldürtmek istediği şeklindeki yalanına inanan Kozın Erkeş, bu utançla yaşamaktansa ölmenin daha iyi olacağını söyler.

Kodur Uul’un işini tamamlamasını yani kendisini öldürmesini söyler.

Kodur Uul kılıcını Kozın Erkeş’in boynuna vurur ancak kılıç parçalara ayrılır. Bunun üzerine sarı saplı elmas kılıcını vererek bununla kendisini öldürmesini söyler.

Kozın Erkeş yere uzanır ve Kodur Uul’a kendisini nasıl öldürmesi gerektiğini tarif eder. Tarifi uygulayan Kodur Uul, Kozın Erkeş’i öldürür.

(Mustafa Aça 1998: 584-585)

————————————

MAADAY  KARA  DESTANI

————————————

Yaşlı  Maaday Kara derin bir uykuya dalmış uyumaktayken karısı Altın-Targa, Maaday Kara’yı uyandırır. Çünkü Maaday Kara’nın halkı yurtlarından göçüp gitmiş, sürüler de otlakları terk ederek kayıplara karışmıştır.

Durumu gören Maaday Kara, savaş silahlarını kuşanır ve halkıyla hayvanları geri almak için yola koyulur.

Oba halkının göçü ve hayvanların kaybolup gitmesi, obada bir felaketin yaşanacağı, yaşlı bahadırın ya tutsak edileceği, ya da öldürüleceği anlamına gelmektedir.

Çok geçmeden Maaday Kara’nın obası Kara Kula Kağan’ın saldırısına uğrar. Destanın kimi varyantlarında yaşlı Maaday Kara, düşmanı tarafından esir edilip götürülürken, kimi varyantlarda öldürülmektedir.

Emine Gürsoy Naskali tarafından yayımlanan varyantta (krş., Bekki 2007) oğulları Kögüdey Mergen tarafından düşman elinden kurtarılan yaşlı Maaday Kara ile karısının ölümünden önce altın yapraklı bereketli kavağın batı yönüne eğildiği görülmektedir. Bu durum yaşlı ana babanın yakında öleceğine yorulmaktadır. Çok geçmeden yaşlı ana baba ölmektedir. (Naskali 1999: 21)

————————————–

MALÇI  MERGEN  DESTANI

————————————–

Malçı Mergen destanında Arslan Kağan, küçük damadı  Malçı Mergen’i  doğrudan öldürmek yerine eskiden yaşadığı gök denizin kıyısında bıraktığı gök tosunu almaya gönderir.

Malçı Mergen, görevi yerine getirmek için yurdundan ayrılmadan önce karısı Ak Şankı’dan, getirmeye niyetlendiği tosunun gök denizin iyesi olduğunu, dolayısıyla da kayınpederinin niyetinin kötü olduğunu öğrenir.

Ak Şankı’dan boğayı nasıl alt edeceğini öğrenen Malçı Mergen, bu tehlikeli görevi yerine getirmeyi başarır.

Malçı Mergen başka tuzaklarla da karşılaşır ve  hepsinden de karısı Ak Şankı’nın yardımları ve  önerileriyle kurtulur. ( İbrahim Dilek 2002: 240-250)

Kayınpederi Arslan Kağan’ın kendisine hazırladığı tuzağı karısı Ak Şankı yardımıyla öğrenen Malçı Mergen, düzenlenen ziyafette kendisine verilen zehirli içkiyi içmek üzere iken atının uyarısıyla kurtulur ve bu içkiyi Arslan Kağan’a ve diğer altı damadına içirir. (İbrahim Dilek 2002: 245-250)

——————————

Altay destanlarımızı paylaştım .

İdris Kulaçoğlu. 11.2.2021 çalışma odam.11:32