KIRGIZ DESTANLARI giriş ve örnekler 1

KIRGIZ  DESTANLARI

( Genel bilgi )

—————————-

Türk Dil Kurumu tarafından yürütülen Türk Dünyası Destanlarının  saptanması , Türkiye Türkçesine aktarılması ve yayımlanması tasarımı 1997-2005 yılları arasında gerçekleştirilmek üzere hazırlanmış bir tasarımdır.

Bu  tasarım  ile yüzlerce ciltlik büyük bir külliyat / bütünlük  oluşturabilecek seviyedeki Türk dünyası destanlarını saptamak ve günümüz Türkiye Türkçesine kazandırmak amaçlanmıştır.

Bu amaçla Türk dünyasının bütün destan ve halk hikayeleri tasarım  kapsamına alınmıştır.

Türk dünyasında, Balkan Türklerinden Sibirya’ya kadar bütün Türk boylarında dünyaya ait  canlandırmalar  , inançlar, örf ve adetler , tarihi derinliklerden günümüze kadar devam eden ortak  ögeleri olarak destanlarda yaşatılmıştır. Destanlarda yaşatılan ve yansıtılan bu kültürel  ögeler, Anadolu Türk kültürünün de zeminini  /  temelini  oluşturmaktadır. Ayrıca Türk destan ve halk hikayeleri üzerinde yapılmış önemli bilimsel çalışmaların çevirileri de tasarım kapsamı içinde değerlendirilmiştir.

Dünyanın en uzun ve hacimli destanına, Manas Destanı’na sahip olan Kırgızların

sözlü  kültür ürünlerini saklama ve aktarmada gösterdiği olağanüstü başarının da gözden kaçırılmaması gerektiği özellikle vurgulanması gereken bir konudur.

Tarihte iki bin yıllık bir geçmişe sahip olan Kırgızların edebi mirası / sonsuz kalıtı sayılan Manas ve diğer destanları 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarına rastlayan zamanlarda derlenmeye ve yazıya geçirilmeye başlanmıştır.

Kırgız destanlarını içerik ve şekil bakımından birçok gruba ayırmak olasıdır.    

* Başlangıçta büyüklük ölçüsüne dayanarak bir sınıflandırma yapılmış , buna göre bakıldığında Kırgız destanları iki gruba ayrılmıştır.

1. Büyük destanlar (Çor opostor):

“Manas, Semetey, Seytek” destanlarına bu grupta yer verilmiştir.

2. Küçük destanlar (Kence opostor):

Manas, Semetey ve Seytek destanlarının dışında kalan destanlar bu gruba katılmıştır.

Genellikle Kırgız destanları diğer Türk boyları ve başka toplumların destanlarından biçim ve içerik bakımından farklılık göstermektedir.

Buna bağlı olarak  biçim ve içerik açısından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak yapılmış sınıflandırmalar da vardır:

1 –  Arkaik Kahramanlık Destanları ( Klasik çağ öncesi . Eskimiş )

2 –  Tarihi Kahramanlık Destanları

3 –  Tarihi Destanlar

4 –  Lirik-Romantik Destanlar ( Coşkulu – duygusal )

5 –  Dini – Sosyal / Toplumsal  Konulu Destanlar.

1 – Arkaik Kahramanlık Destanları : Klasik çağ öncesi – eskimiş .

Kırgız destan anlatma geleneğinde insanlık tarihinin eski, mitolojik dönemini yansıtan destanların özel bir yeri vardır.

Arkaik Kahramanlık Destanları  / Arkaik  Baatırdık Comoktor  biçiminde adlandırılan bu gruptaki epik / destansı  eserlerde, milli  ve devlet sorunlarından daha çok aile veya oymak hayatı çerçevesindeki sorunlar işlenir.

Bu tür destanlarda anlatılan dünya, kozmik alem, gerçeklere uymaz.

Bu gruba :

Er-Töştük, Kococaş, Karaç-Kökül Destanı, Boston, Coodarbeşim vb. destanlar girmektedir.

2 – Tarihi  Kahramanlık  Destanları :

Kırgız destanlarının bir kısmı, biçim ve içerik bakımından yukarıdakilerden farklıdır.

Söz konusu destan türünün temel konusunu, milleti, vatanı koruma teması oluşturur.

Arkaik / eskimiş  ve mitolojik ögeler bu destanlarda esas düşünceyi yansıtmak için kullanılan bir araçtır.

Bu tür destanlar, Manas üçlüsünün başında bulunduğu, temel kahramanların ismiyle

adlandırılan ;

Canış – Bayış,

Kurmanbek,

Er Tabıldı,

Seyitbek,

Toltoy,

Bagış vb. destanlar girer.

Bu destanlarda, arkaik / eskimiş unsurlara nazaran tarihi unsurlar  ön planda olduğu için Tarihi Kahramanlık Destanları  (Tarihiy-Baatırdık Comoktor) denilmektedir.

(Örnek ;  ulus, millet, devlet, düşman vb.)

3. Tarihi  Destanlar :  

Kırgız destanlarının birçoğunda ana tema tarihi  gerçekliktir.

Bu destanlarda tarihi olayların seyrini bozmadan tasvir etme / betimleme , dinleyenlere aktarma çabası görülür.

Kahramanlık ve lirik  /  coşkulu destan özellikleri de bu tür destanlarda önemli bir yer tutmaktadır.

Tarihi Destanlar (Tarihiy Comoktor) olarak adlandırılan bu grupta ;

Mendirman,

Narikbay,

Şırdakbek,

Canıl – Mırza gibi destanlar bulunmaktadır.

Destanın bu türünde özellikle yakın zamanlarda gerçekleşip, henüz unutulmamış, destansı motifler ile iç içe geçmiş olaylar anlatılır.

4 –  Lirik / coşkulu  – Romantik  Destanlar :

Kırgız destanlarının başka bir türü de, Lirik-Romantik Destanlar (LiroRomantikalık Comoktor)dır.

Ana teması aşk olan bu destanlarda gerçeklik ön plandadır.

Destanlarda yaşanmış hikayeler anlatılır.

Kırgız lirik – romantik destanlarında başka Türk toplumlarında görülen, özellikle doğu toplumlarının epik  /  destansı  geleneğinden gelen destan motiflerine rastlanmaz.

Bu gruptaki destanlarda tamamen Kırgızların kendi hayatlarından alınan olaylar anlatılır.

Olcobay menen Kişimcan,

Sarinci – Bököy,

Gülgaakı,

Közölşaa,

Zıypırım Suluu,

Ak Möör vb. destanlar bu destan türüne girerler.

5 –  Kırgız sözlü geleneğinde Dini  ve sosyal konulu destanlar :

(Diniy, SotsyaldıkTurmuştuk Comoktor) da bulunmaktadır.

Kız Darıyka,

Kedeykan,

Munduk,

Zarlık gibi destanlar bu grupta değerlendirilebilir.

Bu üç destanın  doğu  halklarının sözlü geleneğinden giren motiflerin etkisiyle meydana geldiği söylenebilir.

Canıl Mırza (Abdıbalık Çorobayecv Varyantı / bakış yolu ), (Hzl. Aynek Caynakova, Türkiye Türkçesine Aktaran: Mehmet Aça), Ankara 2004, 196 s., TDK yayınları: 839.

Türk Dünyası destanlarının saptaması , Türkiye Türkçesine aktarılması ve yayımlanması  projesi  yayınları :

————————————

CANIL  MIRZA  DESTANI  :

————————————

Kırgız kahramanlık destanlarındandır.

Destanın başkahramanı Canıl bir kız olduğu için adına Mırza sıfatı eklenmiştir. Kırgız Türklerinin sözlü edebiyatında kadın karakterlere çok yer verilmiş olmasına karşın destanın birçok varyantında / bakış yolunda bir kadının başkahramanlığa yükseltilmiş olması sıkça görülen bir durum değildir. (Canıl Mırza, Ank. 2004) Destan, Ibirayim Abdırrakmanov tarafından derlenmiştir.

( Varyant : Bakış yolu . Bir metnin ya da yapıtın biçim ve içerik yönünden birtakım ayrılıklar taşıyan nüshalarından / tıpkı basımlarından  her biri.) İ.K

Ibirayim Abdırrakmanov, başta Manas Destanı olmak üzere Kırgız halk edebiyatı ürünlerini, özellikle sözlü edebiyat ürünlerini halktan varyantlarıyla birlikte derleyerek her hikayeyi yerli yerine oturtup asıl destan metinlerinin oluşturulmasında büyük emeği geçen kişidir.

Abdırrakmanov halk arasından Canıl Mırza hakkındaki hikayeleri derleyip ünlü manasçılar (okuyucular) Sagınbay Orozbakov, Togolok Moldo, Bagış Sazanov, gibi.

Aksakallardan soruşturarak onlardan işittiklerini kendisi terennüm etmiş /  şarkı olarak  söylemiş ve “ Manas ” biçiminde manzum / şiirsel  metne dönüştürmüştür. Abdırrakmanov, Canıl Mırza’nın sadece bir destan kahramanı, hayal ürünü bir kahraman olmadığını, belirli bir dönemde yaşamış gerçek bir insan  prototipi  / ilk örneği  olduğuna inanmak ve inandırmak istemiştir. Abdırrakmanov, 1967 yılında, bahadır / yiğit , kahraman Canıl Mırza’nın gerçekçi görüntüsünü, o görüntüde gelecekteki nesle aktarmayı amaçlayan 2651 mısralık destanı yayımlamıştır. (Carıl Mırza, Ank. 2004).

Metnin konusunu ;

Canıl Mırza’nın eli, Canıl Mırza’nın işleri, Altı – Şaar’ın Canıl tarafından öldürülüşü , Üçükö , Tülkü , Üçükö ile Tülkü’nün Canıl tarafından öldürülüşü, Kazakla Kırgız’ın müzakeresi / iletişimi , Akkoçkor’un keşfe / bulguya gidişi, Canıl’ın ele geçmesi, Canıl’ı Kalmatay’ın alması, Canıl’ın kaplan yakalaması, Canıl’ın Kalmatay’dan soğuması, Canıl’ın gidişi, Canıl’ın sonraki hayatı oluşturmaktadır.

Togolok Moldo’nun Canıl Mırza anlatması 1960 yılında külliyatına / bütünlüğüne  eklenerek yayımlanır.

1957 ve 1966 yıllarında Çorobayev varyantı / bakış yolu yayımlanır,

1983 yılında da M. Musulmankulov varyantı seçme eserlerin bulunduğu bir seçki / antoloji  içinde yayımlanır.

Bu seçki içinde hacmi uygun olmadığı için A. Çorobayev varyantı yer almamıştır. Çorobayev varyantı, Çorobayev tarafından yazılmış ve gözden geçirilmiştir. Tasarım kapsamında yayımlanan bu eser Abdıbalık Çorabayev varyantının Türkiye Türkçesine aktarmasıdır.

( Kırgız Destanları 2, (Hzl. A. Akmataliyev-M. Mukasoy-Gülbara Orozova, Türkiye Türkçesine Aktaran: Castekin Turgunbayer), Ankara 2007, 311 s., TDK yayınları: 891. )

Türk Dünyası Destanlarının saptaması , Türkiye Türkçesine aktarılması ve yayımlanması  tasarımı  yayınları:

11 Türk Dünyası Destanlarının  saptanması , Türkiye Türkçesine aktarılması ve yayımlanması  tasarımı  kapsamında çıkan Kırgız Destanları serisinin ikinci kitabında “ Er Eşim ”, “ Kozuke ve Bayan ”, “  Munduk ve Zarlık ” ve

“ Şırdakbek ” destanları yer almaktadır.

—————————–

ER  EŞİM  DESTANI  :

—————————–

Er Eşim Destanı Kırgızların ünlü ozanı Togolok  Moldo tarafından 1941 yılında meydana getirilmiş ve onun bazı eserleri dizininde yayımlanmıştır.

Destanda Kırgız halkıyla Kalmukların uğraşları anlatılır.

Er Eşim, Kalmuklarla yapılan mücadelelerde  / uğraşlarda Kırgız kahramanları Kurmanbek , Canış , Bayış , Er Tabildi , Canıl Mırza gibi kendi yurdunu düşmanlardan koruyan bir kahramandır.

Destan derecesine yükselmese de bu eserdeki kahramanların bütün yaptığı işler destandaki ana düşünceye uygundur.

Destanı destan yapan geleneksel motifler bu destanda kullanılmamıştır.

Küçük hikayelerin üzerinden Kırgızların hayatının yansıtıldığı eser destansı bir büyük hikayedir.

Eserin sonunda kahramanlık ruhu zayıflayarak hayatın sıradan olaylar anlatır.

Er Eşim iç ve dış düşmanları yendikten sonra hayatının geri kalanında halk arasında  Kırgız Destanları oluşturulan, halk edebiyatı derleme ve araştırma heyeti tarafından halktan derlenerek el yazmaları bölümüne devredilmiştir.

(Neclâ YALÇINER T 114 Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 26. Sayı )

Tasarım  kapsamında çıkan bu eser Barpı Alıkulov anlatmasından Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

Destanın bütün varyantlarının içeriği ve özü aynıdır.

Varyantlardaki kahraman adlarında da değişiklik yoktur.

Destan konularında da ortaklık vardır.

Türk topluluklarının destanlarında rastlanan çocuk bekleme ve çocuksuzluk motifi başta gelen ortak konulardandır.

——————————————–

MUNDUK  ve  ZARLIK  DESTANI  :

Bu destandaki  olaylar da bu konular etrafında gelişir.

Nogay  halkından  Çançarkan adındaki  Han altmış eş alır ama aldığı bu altmış eşten de bir çocuk sahibi olamaz.

Üzüntüsünden bir tür inziva / yalnız  hayatı yaşarken bir çukurda uyur uyanıklık arasında olduğu bir halde / durumda  bir yaşlı derviş görünür ve altmış eşin üstüne kendi yurdundan bir kız almasını öğütler.

Bunun üzerine Çançarkan bir kız alır. Ondan da çocuğu olmaz. Bir yıl daha geçer Çançarkan Han’ın gönlüne vesvese / kuruntu düşer. Kaygılar ve bu durumdayken de ülke yönetimiyle ilgilenemez.

Muradına ulaşamayan Çançarkan ölüme bile razı olur / kabul eder. Kırk gün sonra sabahın erken saatlerinde Çançarkan Han’a Hızır Aleyhisselam görünür:

“Kendini zorlayarak ağlayıp yatıyorsun, evine geri dönersen, halkını toplarsan, sayısızca hayvan keserek sofraya şeker koyarsan ve bir tane eş alırsan, biri oğlan biri kız çocukların olacak.” der.

Çançarkan çok sevinir ve Hızır Aleyhisselamın dediklerini yapar. Sonunda da muradına erer.

——————————

ŞIRDAKBEK  DESTANI 

——————————

Kalmuklar zamanında geçen tarihi  olayları yansıtan, tarihi kahramanlık destanlarından biridir.

Destanın başkahramanı olan Şırdakbek, tarihte yaşamış bir kişi olarak kabul edilmektedir.

Şırdakbek’in tarihte yaşamış bir şahsiyet  / kişilik  olarak kabul edilmesinin Kırgız tarihi açısından yararlı olacağı düşünülmüştür.

Şırakbek  17. yüzyıl sonunda yaşamış, Kıpçak halkının kahraman ve bilge yöneticisi olup, büyük üne sahiptir.

Destanın içinde de Şırdakbek’in yaşadığı yer hakkında bilgi verilir.

Bu bilgiye göre Şıradakbek, Anciyan’ın Paytuk bölgesindendir.

Daha sonraları Narın’ın Kurkta adlı bölgesinde de yaşamıştır.

Şırdakbek Destanı’nın iki varyantı olan İbirayim Abdırrakmanov ile Togolok Moldo’nun yazıp bıraktığı metinler Tarih ve Arşiv Enstitüsü El Yazmaları Bölümünde korunmaktadır.

Togolok Moldo’nun söylediği varyant 1937 yılında “ Eldik Poemalar ” serisinde yayımlanmıştır.

Kırgız yurdu Kalmukların elindeyken Şırdakbek doğar.

Destanda, Şırdakbek’in doğumu, ergenlik çağına ermesi, bahadırlığı, evlenmesi, rüya görüp Boz Corgo (atı) henüz bir tay iken ondan haberdar olması, bahadırlık ünü, Han oluşu ile devam eder.

Zenginliğe ve iktidara ulaştıktan sonra karısının ahlakının bozulması ve karısının ölümü sonrasında Şırdakbek’in yeniden evlenmesi ile hikaye biter.

Şırdakbek’in karakteri olayların başlangıcında ve oluş sırasında genel epik / destansı  destanların geleneği çerçevesinde gerçekçi olarak anlatılır.

Necla  YALÇINER Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 26. Sayı 115 Kırgız Destanları 3 Kocacaş Destanı, (Hzl. Prof. Dr. Abdıldacan AkmataliyevProf. Dr. Keneş Kırbaşev, Türkiye Türkçesine Aktaran: Prof. Dr. Fikret TürkmenDr. Gülsine Uzun- Baki Bora Hança), Ankara 2007, 302 s., TDK yayınları: 894. Türk Dünyası Destanlarının Tespiti, Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayımlanması Projesi Yayınları: 12

——————————

KOCACAŞ  DESTANI  :

——————————

Destanı’ndaki hikayeler Kırgız halkının o dönemdeki ortak yaşam biçiminin edebi ve sanatsal bir sunumu olarak kabul edilmiştir.

Destanın konusunu :

Hayatın ve tabiatın zorlu şartlarının yanında doğaüstü güçlerin meydana getirdiği her türlü olumsuzluklara karşı verilen mücadeleler/ uğraşlar  oluşturmaktadır.

Bu türlü zorlu şartlar toplumun birlikte hareket etmesine zemin hazırlamıştır. Bu anlamıyla Kocacaş Destanı olay – kompozisyon kurgusu ile eski çağı sürdüren bir  boy’un  yaşamının anlatısıdır.  

Destan’da geçen efsane ve söylentilerin konusu av hayvanlarını avlayarak halkı açlıktan ve kıtlıktan kurtaran Kocacaş’ın, halkın içinden çıkan söz ustalarınca şarkı veya şiirlerle hikaye edilmesidir.

Bu anlatmalar zaman içinde destanı oluşturmuştur.

Kırgız sözlü edebi eserlerini ilk yazıya geçirenlerden biri Kayum Mitfakov’dur. Mitfakov öğretmenlik mesleğinin yanı sıra halktan sözlü anlatıları derlemiştir. 1923 yılında da Kocacaş Destanı’nı yazıya geçirmiştir.

Destanı şair Süleyman’ın anlatmasından Arap harfli olarak yazmıştır.

Bu varyant, hacim olarak küçük olmasına karşın olay kurgusu olarak oldukça farklı bir yapıda olup özel bir yere sahiptir.

Diğer varyantını 1949 yılında Isık – Göllü şair Tölömüş Ceentaev’in anlatmasından filoloji doktoru Z. C. Mamıtbekov yazıya geçirilmiştir.

Diğer varyant Alımkul Üsönbaev anlatması olan varyanttır.

Ancak, Alımkul Üsönbaev varyantının el yazması olmadığından tasarım kapsamında çıkan bu eserde M. Esenbaev tarafından hazırlanan 1938 tarihli orijinal baskı esas alınmıştır.

Destanın konusunu :

 İki kahramanından biri Kocacaş ile diğeri Sur keçinin arasında geçen mücadele / uğraş  oluşturur.

Kocacaş Karıpbay’ın oğludur. Kıtay soyundan gelmektedir.

“ Yiğit Avcı ” adını alan Kocacaş, yirmi kadar Kıtay ailesiyle birlikte göç ederek avcılıkla hayatlarını sürdürmeye çalışırlar.

Halk inancına göre Sur Keçi  Kayberenlerin  reisidir ve insan gibi konuşur.

Sur Keçi, Alabaş’ın biricik canına kıymaması için Kocacaş’a yalvarır.

Avcılığa kendisini kaptıran Kocacaş, Sur Keçi’nin yalvarmalarına aldırış etmez. Acımadan Sur Keçi’nın bütün soyunu kırar geçirir.

Sur Keçi’nin mistik /  gizemli  bir yanının olması Kocacaş’ın hırsına engel olmaz ve aralarında geçen mücadele / uğraş  bir trajedi / ağlatı ile sonuçlanır.

Kocacaş kendisini uçurumdan aşağıya bırakmaya mecbur / zorunlu kalır. Kocacaş ile Sur Keçi arasındaki  uğraş Kocacaş’ın ölümüyle sonuçlanır.

( Kırgız Destanları 4 Mendirman, (Hzl. Prof. Dr. Abdıldacan AkmataliyevAynek Caynakova, Türkiye Türkçesine Aktaran: Dr. Ali Özgün Öztürk), Ankara )

Kayberen :

Kırgızların iyiliksever ruhlar arasına kattıkları ve “ kayıp eren ” adıyla andıkları ruhlardır, dağlarda yaşarlar ve geviş getiren hayvanları korurlar.

Kırgızların inancına göre bu ruhlar, hayvanların artıp çoğalmasını sağlarlar. Ancak kızdıkları zaman da hayvanları telef edebilirler / öldürebilirler.

Bu nedenle de ava çıkmadan önce uğurlu geçmesi için “ kayberen ”den yardım istenir.

(116 Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 26. Sayı Kırgız Destanları 2009, 82 s., TDK yayınları: 950. Türk Dünyası Destanlarının Tespiti, Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayımlanması Projesi Yayınları: 29 )

———————————-

MENDİRMEN  DESTANI :

———————————-

Kırgız destan geleneği içinde kendine özgü bir yere sahiptir.

Mendirmen Destanı Kırgız boylarının iç ve dış ilişkilerini sosyal hayat tarzını içeren destansı şiir sayılabilir.

Mendirmen, destan geleneğine uygun olarak, başkahramanın adını taşır.

Eserde nesir / düz  yazı ve nazım / şiir karışıktır.

Mendirmen Destanı birçok ustanın elinden geçerek saklanmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Destanın iki nüshası bulunmaktadır.

1 – Birinci nüsha; 1939 yılında Manasçı  Şapak Irismendeyev anlatmasından araştırmacı Esenbayev Keldibek tarafından yazıya geçirilen hacimli bir eserdir.   2 – İkinci nüsha ; 1941 yılında halk bilimi araştırmacısı

İbirayim  Abdırrakmanov’un  Kaydu adında bir ihtiyardan yazıya geçirdiği bir miktar malzemeye dayanmaktadır.

Bu destana ait halk nüshası, aslında Kırgız halk yazarı Kasımalı Cantöşöv tarafından üzerinde çalışılıp yayımlanmıştır.

Abdırrakmanov ‘un eserinde belirttiğine göre ;

Mendirman Destanı Bokkötön adlı büyük kopuzcunun ezgisinden söylenmiştir. Şapak Irismendeyev nüshası baştan sona kadar aynı el yazısı ile Latin harfleri ile yazılmıştır.

Bu nüsha çok hacimli olup olayların düzenliliği ve anlatım biçimiyle dikkat çekmektedir. Bu nedenle bu nüsha, eksiksiz nüsha olarak bilinmektedir.

Destanın, Halk Edebiyatı Serisi’nin 7. kitabı olarak çıkan Bağış – Mendirman kitabının, Mendirman bölümü Aynek Caynakova tarafından hazırlanmıştır. Kitabın ilk bölümünde Şapak Irismendeyev varyantı ,

ikinci bölümde ise Kaydu’nun varyantı yer almaktadır.

Kırgız destan geleneğinde genellikle destanın kahramanı bir anne babanın tek çocuğudur.

Babanın diğer eşlerinden olan çocukları birden fazladır.

Diğer annelerden olan kardeşler kahramana karşı düşmanlıkta birleşirler.

Fakat diğer kardeşlerden birisi mutlaka, yalnız olan kahramana yardım eder. Mendirman Destanı’nda da durum böyledir.

Mendirman, Adik Han’ın bir anneden olan tek çocuğudur.

Diğer kardeşler ona karşı birleşmiştir. Fakat, onun karşısında bulunan kardeşlerinden en büyüğü ASIL , Mendirman’ın tarafına geçer ve Mendirman’a yardım eder.

Adik Han’ın dokuz oğlu vardır.

Mendirman’ı diğer kardeşleri çekemezler ve onu öldürmeye karar verirler.

En büyük kardeş Asıl diğer kardeşlere katılmaz.

Mendirman’a durumu haber vererek onu ölümden kurtarır.

Bu olaydan sonra eşi Kanış’ı da yanına alan Mendirman yurdunu terk eder. Yurdunu terk eden Mendirmen, Adıl Han’ın ülkesine gider ve Adıl Han’ın huzuruna çıkar. Adıl Han’a ona hizmet etmek istediğini söyler. Adıl Han onun isteğini kabul eder.

Bunun üzerine Mendirmen, Adıl Han’ın himayesine  /  korumasına  girerek ona hizmet etmeye başlar. Mendirman’ın gelişinden sonra ülkede refah ve huzur artar. Mendirmen halkın sevgisini kazanır.

Bir büyücü kadın Adıl Han’a Mendirmen’in karısı Kanış’ın güzelliğini över ve Adıl Han’ı kandırarak Kanış’la evlenmesini söyler.

Büyücüye kanan Adıl Han Kanış’la görüşür, Kanış da Adıl Han’ı sevdiğini söyleyince onunla evlenir. Fakat yine de Adıl Han, Mendirman’ı öldürtmeye kıyamaz ve onu ejderhaların olduğu zorlu bir yolculuğa gönderir.

(Neclâ YALÇINER Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 26. Sayı 117)

Mendirman Adıl Han’ın niyetini anladığı için onunla uzun bir konuşma yaparak serzenişte / sitemde – başa kakmada bulunur.

Bunun üzerine Adıl Han yaptıklarına pişman olur ve büyücü kadını öldürtür. Gönlünün Adıl Han’da olduğunu söyleyerek Mendirman’a ihanet eden Kanış’ı da öldürtür. Tek kızını Mendirman’la evlendirir ve tahtını da ona bırakır. ( Kırgızların Manas başta olmak üzere kahramanlık 118 Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 26. Sayı )

————————–

MANAS  DESTANI :

————————–

Manas’ın babası Yakup Han’dır. Annesinin adı Çığrıcı’dır. Yakup Han ile Çığrıcı Hanım evlendikten on dört sene sonra Manas doğmuştur. Doğumu üzerine civardan gelen elçiler, onun bir kahraman olacağını hemen anlamışlardır. On yaşına gelince tam bir kahraman olur. Düşmanlarının üzerine saldırarak perişan eder. Atlarına at erişemez, zırhına ok işlemez.

Yakup Han, oğlunun atılganlıklarını, kahramanlıklarını görünce, onu korumak, onunla arkadaşlık etmek üzere, Bakay adında bir kişiyi onun yanına koymuştur. Manas, Nogayboyundan gelmektedir. Kalmuk baskınlarına karşı Kırgız halkının birliğini, bütünlüğünü korur ve bir kahramanlık ve özgürlük sembolü haline gelir.

Kırgız Destanlarının   dünyadaki en hacimli / geniş manzum / şiir eseri olan Manas Destanı bir kahramanlık destanıdır.

Ancak bu destanda sadece kahramanlık öyküleri değil Kırgız Türklerinin eski zamanlardan beri yaşadığı tarihi olayları, diğer toplumlarla ilişkilerini, dünya görüşlerini, hayat biçimlerini, gelenek ve göreneklerini de görmek olasıdır. Manas Destanı’nın çok sayıda varyantı / bakış  yolu  bulunmaktadır.

Manas üçlüsünün seksen altı varyantı 7 bakış  yolu olduğu bilinmektedir.

1930-1940 yıllarında Sayakbay’ın anlatmasından Manas üçlüsü “Manas”, “Semetey”, “Seytek” destanları 500533 satır olarak derlenmiştir.

Kırgız İlimler Akademisi El yazmaları fon’unda destanın araştırılmış birkaç milyonluk metni bulunmaktadır.

Ünlü manas anlatıcıları olayları ve kahramanların özelliklerini verirken kendilerinden önceki manasçıların anlattıklarından farklı anlatabilirler.

Farklı manasçıların anlatmalarında sadece satır sayısı değil olayların gelişme seyri ve sıralaması da değişebilmektedir.

Manasçıların anlatmalarındaki farklılık adeta yeni varyant / bakış yolu oluşturabilecek nitelikte olabilmektedir.

Bazı araştırmacı bilim insanları Manas için Kırgız Türklerinin hayatının edebi anlatımı olduğundan hareketle destana “YAŞAM ANSİKLOPEDİSİ ” adını vermişlerdir.

Manas Destanı hakkında 15. yüzyıl ortalarından  başlayarak bilgiler edinilmeye başlanmıştır.

Ancak, Manas Destanı 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yazıya geçirilerek kitap halinde yayımlanmıştır.

Bu dönemde destanın başka dillere çevirileri de yapılınca bilim Destan alemince tanınmıştır.

Kazak bilim insanı Çokan Valihanov ve Rus bilim insanı V. Radloff’un bu tanınmada önemli yeri vardır.

Bugün Manas Destanı birçok yabancı dile; İngiliz, Çin, Hint, Alman, Rus, Japon dillerine çevrilmiş ve bu dillerde destanın kısaltılmış baskıları yapılmıştır.

Tasarım  kapsamında yayımlanan bu eser, ünlü Manasçı Sagınbay Orozbakoğlu’nun anlatmasından Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

Sagınbay’ın halk arasında anlatılan varyantı / bakış yolu  ilk defa 1922-1926 yılları arasında yazıya geçirilmiştir.

Bu varyantı yazıya geçiren Koyum Miftakov’dur.

Miftakov Başkurt Türklerindendir.

Miftakov halk sözlü ürünlerini toplamış ve Başkurt, Tatar daha sonra da Kazak halk edebiyatının sözlü anlatmalarını yazıya geçirmiştir.

1919 yılında öğretmenlik için Kırgızistan’a gelen Miftakov öğretmenlik yaptığı süre içinde de Kırgız sözlü edebiyat ürünlerini derleyerek yazıya geçirmiştir.

1922 yılında öğrencisi Saparbay Sooronbayev ile birlikte Manas Destanı’nın Sagınbay varyantını yazıya geçirir.

Sagınbay varyantını baştan sonuna kadar yazıya geçirenlerden biri de İbirayim Abdırrakmanov’dur.

Abdırrakmanov, Sagınbay varyantından başka diğer varyantları da derleyerek yazıya geçirmiştir.

Sagınbay varyantındaki  / bakış yolundaki anlamın derin, kapsadığı çevrenin geniş, aktarılan bilgilerin ve kültür ögelerinin zengin oluşu, karşılaştırmalarının etkili ve şiirsel yönünün edebi niteliği Manas araştırmacılarının da bu varyantı en nitelikli varyant olarak kabul etmelerine neden olmuştur.

Manas anlatıcılarının çokluğu Sagınbay anlatmasının değerini daha da açık bir biçimde ortaya koymuştur.

Bu açıdan yapılan kıyaslamalar Sagınbay’ın anlatım tarzı ve yeteneğinin üstünlüğünü göstermiştir.

Söz sanatı ve şairliğindeki ustalık her okuyucu tarafından fark edilebilecek üstünlüktedir.

( Neclâ YALÇINER Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 26. Sayı 119 )

Ünlü Kırgız şairi Alıkul Osmanov “ Büyük şair Sagınbay’ın her kelimesi bir at gibidir.” diyerek Sagınbay anlatmasındaki edebi zenginliğe vurgu yapmıştır.

Sagınbay varyantının / bakış yolunun  iki nüshası vardır ve birinci kitabında manasçının 1922 yılında yazıya geçirilmiş olan metni esas alınarak basılmıştır. Varyantın yazıya geçirilmesi elle yapıldığı için çok sayıda defterden oluşmaktadır ve yazısı Arap harfleriyledir.

Birinci defterdeki el yazıları, 1-3 sayfalarının K. Miftakov,

diğer 4-305 sayfalarının da Abdırrakmonov tarafından yazıldığını göstermektedir.

Sagınbay anlatmasını, iki ayrı kişi aynı anda yazıya geçirdiği için iki nüshası bulunmaktadır.

Bu nedenle her iki nüsha da asıl kaynak sayılmaktadır.

İkinci nüsha Saparbay Sooronbayev tarafından yazıya geçirilmiştir.

Bu iki asıl nüsha Manas Araştırmaları ve Edebi Medeniyet Milli  Merkezi El Yazmaları Fonunda bulunmaktadır.

———————————————-

Bu çalışması için Necla Yalçıner hanımefendiye  teşekkürlerimi sunuyorum .

Çalışmada sadeleştirme ve bilgi eklemeleri yaptım .

Manas Destanını içerik olarak ayrı hazırlayacağım .

İdris Kulaçoğlu . 4.2.2021 . çalışma odam . 15:20