OĞUZ – KIPÇAK DESTAN KARŞILAŞTIRMASI

OĞUZ – KIPÇAK DESTAN KARŞILAŞTIRMASI

ER TÖŞTÜK VE DEDE KORKUT DESTANLARI

—————————–

Yazımıza sonuç  bölümünden başlamayı  uygun buldum . ( İdris Kulaçoğlu )

Sonuç ;

———

Manas, Dede Korkut, Er  Töştük  gibi Türk boyları arasında çok yaygın destanlardaki  olumlu veya olumsuz  tiplere ,destanlarda kullanılan dil , özgü anlatış – deyiş   ile  biçimsel  yapılara baktığımızda Türklerin tarihi çok eskilere dayanan ortak bir destancılık  geleneği olduğu hemen göze çarpmaktadır.

Tarihi tabakalara göre yeni  olaylarla  ve tiplerle zenginleşen, farklılaşan bu geleneğin doğru olarak saptanabilmesi , Türk kültürünün iyi anlaşılması ile mümkündür.

Bu amaçla ve Türk kültür dairesinden hareketle, Türk dünyası destan metinlerinin çok iyi okunması, anlaşılması ve bu metinler arasında çeşitli yönden karşılaştırmalar yapılması en önemli sorun olarak karşımızda durmaktadır.

———

Türk boyları, İslam dini ile tanışmadan ve batıya doğru göçmeden evvel  hayatın bütün sahalarında benzerlikler arz ederken; İslam’ın kabulü ile Türk boyları arasında yaşam biçimi, yaşamı algılama ve anlamlandırma bakımından farklılaşmalar ortaya çıkmaya  başlamıştır.

Bu farklılaşma, edebi geleneklere, dil, kültür gibi öğelere de etki  etmiştir.

İslam dinini kabul eden ve batıya göç eden Oğuz boyları, mensubu oldukları yeni dinin kurallarına göre yaşamaya, geldikleri yeni yerlere  uyum sağlamaya başlamışlardır. İslam dini ile birlikte ideal insan tipi alp, yerini alperen tipine bırakmış;

yeni coğrafyada  Müslüman – Kafir / inanan – inanmayan çekişmesi  , edebi metinlerin, özellikle de destanların temel  öğretisini  oluşturan düşünceler bütünü / düşün yapısı  haline gelmiştir.

Böyle olmakla birlikte eski destancılık geleneği de tamamen silinmemiş, yeni  din ve coğrafya ile üstü boyanan eski gelenekler esas omurgasını daima / sürekli  korumuştur.

Bu çalışmada Kırgızların Er Töştük ve Oğuzların Dede Korkut Destanları üzerinden eski Oğuz – Kıpçak ortak destancılık geleneği ortaya konulacak, bu geleneğe ait unsurlar  saptanmaya  çalışılacaktır.

———–

GİRİŞ

———–

Türk boyları her ne kadar din ve coğrafya değiştirmiş, yeni kültür ve medeniyetlerle tanışmış olsalar da hiçbir zaman kültürel özlerini kaybetmemişler, bu öz etrafına yeni kozalar ve şekiller örmüşlerdir.

Bilim adamlarına ve özellikle de kültür ve edebiyat araştırmacılarına düşen görevlerden biri, Türk kültürünün özü üzerindeki sonradan örülmüş koza ve şekilleri saptayarak , bu özün ne olduğunu, yeni koza ve şekillerin bu öz üzerine neden ve nasıl örüldüğü üzerinde durmaktadır.

 Böylece Türk kültürünün geçirdiği aşamalar saptandıkça , bu aşamaların şekil alış nedenleri açıklığa kavuşturacaktır.

Bu açılardan destanlar, var olduğu toplumun değerler sistemini en iyi yansıtan eserler olarak hem o eski özü, hem de o öz üzerine bina edilen yeni şekilleri ve anlamları görme açısından en iyi verilerin elde edileceği  edebi  türlerdir. Dede Korkut ve Manas gibi Türk dünyasının en geniş sahasında yaşayan iki destancılık geleneğinin  kahramanların macerası, kompozisyon yapısı, motif ve olay  örgüsü bakımından birçok benzerlik taşıdığı görülmektedir.

Örnek olarak ;

Hem Dede Korkut’ta hem de Manas’ta çocuksuzluk ve çocuk sahibi olma aynı şekilde el alınır.

Hem Manas’ta hem de Dede Korkut’ta benzer cümlelerin olduğu görülür.

Dede Korkut’ta Dedem Korkut, Manas’ta Bakay aynı işlevi yerine getirir.

Bu durum Er Töştük  ve Deli Dumrul destanları için de böyledir.

Deli  Dumrul’un macerası, yeni dinin  temel  öğretisini  oluşturan düşünceler bütünü / düşün yapı  ve unsurları ile süslenirken;

Er Töştük, Şamanist evren ve Tanrı anlayışı  ile aynı maceraları yaşar.

Kırgız Destancılık Geleneğinde Dede Korkut  Türk Dünyası destancılık  geleneğini en çok etkileyen destanlardan bir Dede Korkut’tur.

Oğuznamecilik geleneği içinde önemli bir yer oluşturan Dede Korkut destanları, içeriği  gereği Türklerin mitolojik döneminden yakın çağına kadar olayları içine alarak genişlemiş ,Oğuz boylarının geçirdiği tarihi dönemlerin her birinden etkilenerek  yapısına aldığı  olay , motif ve  kişiliklerle  zenginleşmiştir.

Diğer Türk destanları gibi Dede Korkut destanlarını da üç tarihi tabakaya ayırmak mümkündür.

1 – MİTOLOJİK TABAKA   diyebileceğimiz ilk tabakada Türklerin mitolojik sisteminin varlığı göze çarpmaktadır.

2 – İkinci tabaka , Müslüman Oğuz boyları ile Kök Teñgri dinini devam ettiren ve çoğunlukla Kıpçaklar olduğunu öndeyişi Türk boyları arasındaki  uğraşlara dayanmaktadır.

3 – Son tabaka ise, Oğuzlar Anadolu’ya geldikten sonra destana eklenen tabakadır.

Bu tabakada Oğuz boyları ile Anadolu’nun daha çok kuzeyinde ve kuzeydoğusunda yaşayan İslam dışı  gruplar arasındaki çatışmalar yer almaktadır.

Dede Korkut destanları ile Kırgız destanları arasındaki benzerliklerin  daha çok mitolojik ve orta dönemle ilgili olduğu göze çarpmaktadır. Mitolojik dönemle ilgili ortaklıkların daha çok benzer inanç ve yaşam birliği ile ilgili olduğu, orta dönemde ise Oğuz – Kıpçak ilişkilerinin  ortak destancılık geleneğine alt  yapı  hazırladığı düşünülebilir.

Oğuz boyları için Dede Korkut destanları ne anlam ifade ediyorsa , Kırgızlar için de Manas Destanı aynı anlamı taşımaktadır. Dede Korkut ile Manas bu açıdan farklı Türk boyları için aynı işleve sahip ve ortak anlatı geleneklerimizi  bulabileceğimiz ender örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu bağlamda Dede Korku ile Manas arasında birçok bakımdan benzerlikler olduğu göze çarpmaktadır. Bu benzerliklerden ilki destanın daha giriş bölümünde kendini göstermektedir;

Hem Dede Korkut hem de Manas Destanı soy ağacı ile başlamaktadır.

Kabilecilik sisteminin güçlü olduğu Kırgızlar arasında destana soy geçmişimiz  ile başlamak katı geleneksel uygulama olarak göze çarparken Dede Korkut’ta bu geleneğinin kırıntılarının kaldığı görülmektedir.

Manas Destanı’nın ister düz yazı  isterse şiirsel olsun tüm değişgenlikte , destancılar Hz. Nuh’tan başlayarak Manas’ın atalarını saymakta, bu atalar arasında Oğuznamecilik geleneğine de açık olarak anılan  Kara Han ve Oğuz Kağan isimleri de geçmektedir.

Dede Korkut’ta ise Oğuz beylerinden Bayındır Han ile Dede Korkut’un bağlı olduğu boy anılarak soy geçmişimiz kısa bir şekilde tamamlanmaktadır.

( Destanın ön söz  bölümünde Dede Korkut ve Oğuz boyları ile ilgili

“  Resul Aleyhisselam zamanına yakın Bayat boyundan Korkut Ata dirler bir er kopdı. Oğuzun ol kişi tamam biliçisi idi. Ne dirse olur idi. Gayıbdan dürlü haber söyler idi.

Hak Teala anın köñlüne ilham ider idi. Korkut Ata ayttı:

Ahır zamanda hanlık girü Kayı’ya dege, kimesne ellerinden almaya, ahır zaman olup kıyamat kopınça. Bu didigi Osman neslidür, işde sürilüp gide yorur. Ve dahı niçe buña beñzer söz söyledi . ”

şeklindeki cümleler geçmektedir. / Nurullah Ergin, 1997: 73  )

————-

Dede Korkut  destanları  , Oğuznâmecilik geleneğinin içinde  anılan  ve bu geleneğinin en büyük parçasını oluşturan anlatılardır.

————-

Bu bakımından Oğuz boylarının etkinliklerine  dayalı bu destan, Oğuz Kağan’ın etrafındaki anlatıların zamanla farklılık kazanmasından  oluşmuştur.

Bu bakımından Manas Destanı’nda da en çok ismi geçen Türk büyüklerinden biri olarak Oğuz Kağan anılmaktadır.

Kırgız  soy ağacı geleneğinde de merkezi kahraman olarak yer alan Oğuz Kağan, Manas Destanı’nda ve Kırgız soy  ağacımızda  veli – ermiş  bir tip olarak ele alınmakta, Manas ise onun torunlarından biri olarak dile getirilmektedir.

Dede Korkut ile Manas Destanı arasında bir başka  ortaklığın  Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu’nda olduğu görülmektedir.

Çocuksuzluk  motifi olarak adlandırılan bu motifte Dirse Han ile Cakıp Han aynı hareketlerin  etkisinde   kaldıkları gibi kendileri de aynı şekilde davranış özellikleri göstermektedir.

Dede Korkut’ta Dirse Han, bir gün Bayındır Han’ın şölenine katılır. Dirse Han’ı Oğuz beyleri karşılar, onu kara bir çadıra oturturlar, altına kara keçe koyarlar, önüne kara koyun yahnisinden – yemeğinden  getirirler. Bu duruma çok üzülen Dirse Han kırk yoldaşını yanına alarak oradan ayrılır ve evine gelerek eşine kızar – öfkelenir. Dirse Han’ın  kızgınlığını  gören eşi ona;

“ Sen hiç fakir doyurdun mu, çıplak giydirdin mi, dervişlere adak  verdin  mi? ”

diyerek ona yapması gerekenleri hatırlatır. Manas Destanı’nda Cakıp, han olmanın ve  çocuksuzluğun  verdiği acı ile ağlayarak evine dönerken Meñdibay   adlı bir çocukla karşılaşır. Çocuk ona neden ağladığını sorduğunda bu soru onu daha da öfkelendirir  ve  eşi Çıyırdı’ya gelerek ona öfkesini gösterir.

 Destanda Cakıp Han ise eşi Çıyırdı’ya:

‘’  Akılsız, nasıl bir kadınsın

Vicdansız nasıl bir kâfirsin

Sabah akşam evde olduğumda

Sen hep evde boş boş yatıyorsun

Okşayıp seveceğin bir oğlun yok

Eğlendirip neşelendirecek kimse yok ”  diyerek yakınır.

 (Türkmen, Uraimova, 2007: 29).

—-

Radloff varyantında ise Cakıp Han:

—-

‘’  Şu Çıyırdı’yı alalı

Ben koklayıp bala öpmedim

Bu Çıyırdı dağılan saçlarını taramıyor

Hüdaya tövbe edip hiç bana bakmıyor Belini sağlam bağlamadı

Bu Çıyırdı erkek bala / çocuk  doğurmadı ”

diyerek aynı şekilde eşinden şikâyetlerini dile getirir.

 (Yıldız, 1995: 537)

—-

Dede Korkut ile Manas arasındaki bir başka benzerlik savaş, doğum, ölüm, evlenme gibi boyların bir araya geldiği ve kalabalıkların oluştuğu olaylarda beylerin isimlerinin tek tek anılması  ve her birinin kendine has sıfatlarının kullanılmasıdır.

Bu anlamda Dede Korkut’ta Bayındır Han, 24 Oğuz beyini yanına çağırır ve beyleri şöyle nitelendirir :

“  Evvel Demür Kapu  Dervendi’nde big olan, kargı sünü uçında er bögürden, garıma yetdüginde kimsin deyü sormayan Kıyan Selçük oglı Deli Tundar senün ile bile varsun didi.

Aygır gözler suyundan at yüzdüren, elli yedi kalanın kilidin alan Eylik Koca oglı Dülek Evren bile varsun didi. Koşa burcdan kayın oku eglenmeyen Yağrınçı oğlı İlalmış senün ile bile varsun didi.

Üç kere yağı görmese kan ağlayan Toğsun oğlı Rüstem bile varsun. Yirün bir uçundan bir uçına yetem diyen Soğan Saru bile varsun. Saymağ ile Oğuz erenleri dükense olmaz, Bayındır Han yigirmi dört bahadır sancak bigini Yigenege yoldaşlıga koşdı . ‘’

(Ergin, 1997: 201).

Bu durum Manas Destanı’nda ise şu şekilde verilir:

————

Badışa eken Cakıp dep,

 Koşomatın aytışıp,

 Kıtaydan kırk miñ kol keldi.

 Kıl cıloolu Oyrotton

 Tuuşan törö zor keldi.

Kalmaktan kança kol keldi.

 Kazak, Kırgız mol keldi.

 Türktön tümön kol keldi.

 Düynösü basıp mol keldi.

 Padişahmış Cakıp diye,

 Yalakalıklarını yaparak

 Çin’den kırk bin asker geldi.

 Kıl yularlı Oyrat’tan

 Beyleri Tuuşan  bey geldi.

Kalmuk’tan nice asker geldi.

Kazak, Kırgız bol geldi.

 Türk’ten on binlerce asker geldi.

Dünyayı kaplayarak çok geldi.

 (Musayev, v.d., I. Tom, 1995:158; Türkmen, Uraimova, 2007: 129)

Dede Korkut ile Manas arasında kutsal ağaç motifi bakımından da benzerlik olduğu göze çarpmaktadır.

Naciye Yıldız, “ Dede Korkut Hikayelerinde ve Manas Destanı’nda Ağaç ” başlıklı köşe yazısında bu benzerlikten  konu eder  ve konuya ait saptamalarını sıralar.

(Yıldız, 1998: 47-50)

Manas’ın devamı sayılan Semetey Destanı’nda Semetey’in annesi Kanıkey Oğlu Semetey’e üzülüp ağladığında onunla birlikte ağaçlar ve taşlar da ağlar.

 (Arvas, 2009: 505)

Tepegöz (Calgız Közdüü Döö) hikâyesine Manas Destanı’nda rastlanmaktadır. Destanda Calgız közdüü döölör (tepegöz) Manas’ın düşmanlarına yardım eden varlıklar olarak anılmaktadır .

Destana göre Calgız Közdüü Döö Madıkan, Kıtay sınırında yaşamaktadır. Onu yenip öldürmek olası değildir. Sırgak mızrak ile öldürmek istese de mızrak batmaz. Sırgak devi öldüremese de başındaki sihirli zırhı düşürmeyi başarır. Bu sırada Almambet kılıç ile başını keser.

 (Suvanbekov, 1974: 64)  

Sayakbay Karalayev  değişgenliğinde  ise Madıkan, Manas ile teke tek meydana çıkar. Manas, Madıkan’ı  bir türlü öldüremez, ancak onu bindiği Kök Buka’dan düşürdükten sonra Bakay onun başını keser.

 (Manas Entsiklopediya, I. Tom, 1995: 386)

Almambet ile babası arasında geçen vakalar, Dede Korkut destanlarının da oluştuğu gibi  Oğuz Kağan Destanı’na kadar götürülebilecek tarihi derinliğe sahiptir.

Oğuz Kağan Destanı’nın İslam sonrası değişgenliğinde , Oğuz Kağan İslam  olarak dünyaya gelir ve annesine de İslam  olması gerektiğini söyleyerek yoksa kendisini emmeyeceğini söyler .

( Bahaeddin Ögel, 1995: 10)

Oğluna duyduğu sevgi ile Oğuz’un annesioğlunun bu önerisini  kabul eder. Fakat hem anne hem de oğlu uzun yıllar İslam  olduklarını Han’ dan (Kara Han) gizlerler.

 ( Almambet hikâyesine benzer olay  Reşideddin’in Oğuz Kağan Destanı’nda da geçer.

Destana göre Oğuz Kağan doğduktan sonra üç gün geçmesine karşın annesini emmez.

Annesi bu duruma çok üzülür ve oğlu için kaygılanır. Bir gece rüyasında oğlunun kendisine bir şeyler söylediğini görür. Rüyasına oğlu annesine

“eğer sütünü emmemi istersen Tanrı’nın varlığını  açıkça söyle ” demektedir. Kadın bu rüyayı üç gece görür. Toplumu İslam  dininde olmadığı  için sorununu kocasına da anlatamaz. Kocasından gizli olarak Tanrı’ya iman eder. Oğuz, o anda anasının göğsüne yapışıp emmeye başlar.

Çocuk bir yıl sonra dile gelerek kendi kendine “ OGUR  ” ismini verir. Babası Kara Han Oğuz evlenme çağına gelince onu ilk önce kardeşi Küz Han’ın kızıyla, sonra da Kür Han’ın kızıyla evlendirir.

Oğuz bu kızlarlaTanrı’nın varlığını ve birliğini kabul etmedikleri için  sevgilisine kavuşmaz .

Oğuz, en küçük amcası Or Han’ın kızını dinine çağırır. Bu kız onun dinini kabul eder ve evlenirler. Fakat önceki iki hanımı, Oğuz’u babalarına  yakınırlar . Babası Kara Han, kurultayı toplayarak Oğuz’u öldürmeye karar verir. Küçük hanımı bu kararı bir başka kişi aracılığıyla Oğuz’a duyurur. Oğuz Han, bir avdan döndükten sonra babasını ve amcalarını kendisine karşı  akına geçmiş  olarak bulur. Onlarla savaşır ve onları yener. Tahta oturur .)

(Togan, 1982: 17-19)

Bu  olay , Ebul – Gazi Bahadır Han’ın  Şecere -i Terekeme / Türk’lerin soy ağacı adlı eserinden benzer şekilde anlatılır .

(Ergin, 1974: 25-29)

Kırgızlar arasında Kara Han’ın putperest, Oğuz Kağan’ın ise Kırgızların atası ve evliya / ermiş olarak anlatılması  ve kabul edilmesi .

(Cusupov, İmanaliyev, 2004: 294-295)

Oğuznamecilik geleneğinin Kırgızlar arasındaki etkilerini  görmek bakımından dikkate değer bilgiler sunmaktadır

(bk. Çeribaş, 2012: 61-78)

Manas Destanı’nın Almambet   değişik atağında , Almambet annesi ile  İslam-ı kabul etmiş destansı  kahraman olarak anılmaktadır .

İslam  olmayan babası Esenkan’ın zulmünden korkan annesi, Almambet’i başına bir sıkıntı – zorluk  gelmesin diye Manas’a, dolayısıyla Kırgız’ların arasına gönderir.

Kırgız’lar arasında ün – nam  bulan Almambet, Manas’ın yakın arkadaşı olarak İslam dinin yayılması ve Müslümanların Kıtay ve Kalmuklara karşı uğraşlarında onlara destek olur.

 (Manas Entsiklopediya, I. Tom, 1995: 80-83)

Söz konusu vaka bağlamında destanın Abdılda Döölöt Uulu değişgeninde ; Almambet’in İslam  olduktan sonra önce Kökçö’ye ardından da onun yardımıyla Manas’a gelişi  anlatılır.

(Aliyev, Kulmatov, 1995: 5’ten Çeribaş, 2012: 189)

Manas Destanı’nda Oğuz Kağan Destanı’nda önemli bir yer eden

 “ Gök Yeleli Kurt ” motifine de raslarız .

Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz’un önüne düşen, yürüse takip edilen, durduğunda  durulan kutsal kurt motifi, Manas Destanı’nda, Manas’ın kahramanlık maceralarına başlamadığı dönemlerde karşımıza çıkar.

Koyunlarını kurda kaptıran Manas, kurdun ardından kararlı bir şekilde gider, onu takip eder. Bir mağaraya gelen kurt, kırklardan biri olarak insan donuna girer. Manas’a kim olduklarını söyleyen kırklar, ona başı sıkıştığında yardım edeceklerine dair söz verirler

(Musayev, v.d., I. Tom, 1995: 177-188; Türkmen, Uraimova, 2007: 163, 165, 167; Arvas, 2009: 502).

Dede Korkut ile Manas Destanı arasındaki en yakın ilişkiyi Matisak Akbay Uulu değişgeninde de  görmekteyiz.

Akbay  değişgeni , bir taraftan  Oğuz Kağan Destanı diğer taraftan Dede Korkut’taki  Dirse  Han Oğlu Boğaç Han Boyu ile paralellikler gösterir. Akbay Uulu’ndan alınan destan Cakıp Han’ın zengin fakat çocuksuzluktan kaynaklanan üzüntü ve sıkıntısının detaylı anlatımı ile başlamaktadır.

Değişgene  göre bir gün Kalmuk Hanı Coloytoy verir ve Cakıp’ı da toyuna davet eder. Toyda çocuksuz  olanlar aşağılanır . Bu duruma Cakıp çok üzülür. Cakıp ve Çıyırdı çocuk sahibi olmak için çeşitli çarelere başvururlar, mezarlıklara giderler, adak adarlar.

(     Dirse Han Oğlu Boğaç Han hikâyesinde Kam Gan Oğlu Han Bayındır, yılda bir kez toy verip Oğuz beylerini konuk eder.

Yine toy verip attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kırdırır.

Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere de kara otağ kurdurur.

Kimin oğlu kızı yoksa kara otağa oturtun, önüne kara koyun yahnisinden getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin diye buyruk verir.

Toya, Dirse Han da yoldaşları ile katılırlar. Dirse Han’ı kara otağa oturturlar, altına kara keçe verirler, önüne kara koyun yahnisinden koyarlar.

Arkasından da Bayındır Han’dan buyruk böyledir, derler.

Bu duruma çok üzülen Dirse Han, Bayındır Han benim ne eksikliğimi gördü, kılıcımdan mı gördü, soframdan mı gördü de benden alçak kişilere ak otağa, kızıl otağa oturttu, diye sorar.

Bayındır Han’ın elçileri Dirse Han’a bu durum, çocuksuzluktandır şeklinde cevap verirler.

Kendisine yapılan davranışa  çok öfkelenen Dirse Han evine gelir ve hanıma durumu anlattıktan sonra, neden çocuk sahibi olamadıklarını sorar.

Dirse Han’ın  öfkesine  karşılık eşi ;

“ yerinden kalk, ala çadırını yeryüzüne dik, attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kırdır, aç görsen doyur, yalınçak görsen donat, borçluyu borcundan kurtar, depe gibi et yığdır, göl gibi kımız sağdır, ulu toy eyle, dilek  dile, ola ki bir ağzı dualının alkışı ile Tanrı bize bir çocuk vere” der. )

 (Ergin, 1997: 77-81)

—-

Bir süre sonra Çıyırdı bir düş görür. Düşünde bir kızıl bir de ak elma yer. Ancak destanda elmaların kim tarafından verildiğinden konu  açılmaz.

Çıyırdı elmaları yedikten sonra hamile kalır.

Destanda Çıyırdı bir kız bir de erkek çocuk doğurur.

Destanda Manas, birtakım mistik işaretlerle doğar. Doğduktan üç gün sonra ağaçtan ok yapıp ok atar. O, ok geçmez, kılıç kesmez bir şekilde doğar. Kendisine hemen bir ad verilmesini ister.

Kalabalıktan kimse ona ad veremez. Bu sırada Boz Atlı Hızır ortaya çıkıp

“ Bunun adı Caş Manas, Kalabalık Nogay’a baş Manas, kardeşi Karlıgaç ” diye ad verir ve gözden kaybolur .

(Aliyev, Kulmatov, 1995: 75-77; Manas Entsiklopediya, II. Tom, 1995: 97, 98’den Çeribaş, 2012: 190, 191)

Dede Korkut destanları ile Manas’ın devamı sayılan Semetey ve Seytek destanları arasında da benzerlikler görülmektedir. Dede Korkut’ta Deli Dumrul Boyu’nda, Azrail güvercin donuna girerek Deli Dumrul’un elinden kurtulmuş gibi yapar. Semetey ve Seytek destanlarında da Ayçürök kuğu donuna girerek kaybolur .

(Arvas, 2009: 501)

Alp uykusu da denilen bunun dışında “ küçük ölüm/ulu uyku/uzun uyku  ” olarak da adlandırılan motife hem Dede Korkut hem de Manas Destanı’nda rastlanmaktadır.

Şamanların şamanlığa geçiş sürecinde bir ormanda, ata mezarlarında, ıssız bir yerde uykuya dalmalarıyla açıklanan bu motif (Günay, 1993: 46), Türk destanlarında görülen ölüp dirilme motifinin yumuşamış halidir.

Bu motifi Dede Korkut ve Manas Destanı dışında Alıp Manaş (Ergun, 1998: 143), Yusuf Beg- Ahmet Beg (Özkan, 1987: 125), Köroğlu (Aça, 1998: 327) destanlarında da görülür.

Manas Destanı’nda Manas, Akkolpok’u giymediği zaman uykusunda düşman silahları ona etki etmektedir.

Sagımbay Orozbakov  değişgeninde ;

 Tal-Çoku’da uyuyup kalan Manas’ı uyandıramayan Çubak, Manas’ın Akkolpok’unu mızrağı ile deldikten sonra onu ancak uyandırır.

Seytek Destanı’nda Celmoguz oğlu Sarıbay bir uyuduğunda yedi günden az uyumaz.

Manas Destanı’nda Uşun Koca oğlu Segrek, kardeşi Egrek’i kurtarmak için yola çıkar, yolda düşmanlar rastlar, onlarla üç gün savaştıktan  sonra ulu uykuya dalar.

 (Ergin, 1997: 229)

Salur Kazan’ın tutsak olduğu boyda Salur Kazan, şahinle ava çıkar. Şahinin ardından dağ, tepe demeden dolaşır, Toman’ın kalesine yaklaştığında orada uykuya  dalar.

 (Ergin, 1997: 234)

Oğuz beylerine haber verir.

Dede Korkut ile Oğuz beyleri aslan yatağına gelirler.

Oğlanı yakalarlar, Aruz onu alıp evine gelir. Oğlan tekrar aslan yatağına kaçar. Bunun üzerine Dede Korkut ;

“oğlum sen insanoğlusun, hayvan ile dost olma, gel ata bin, yiğitler ile arkadaş ol ” der, ona BASAT  adını verir.

Oğuz bir gün yaylaya göçer. Aruz kocanın Koñur Koca Saru Çaban adlı bir çobanı vardır. Çoban Uzun Bıñar adlı bir yere gelir. Bu pınara periler konarmış. Çoban, koyunun ürktüğünü görünce pınara varır, pınarda peri kızlarını görür. Kepeneğini atarak kızlardan birini yakalar. Onunla çiftleşir.

Koyunlar kaçınca Çoban kızı bırakıp koyunun ardına düşer. Peri kızı Çoban’a gelerek ;

 “ Çoban yıl tamam olunca benden emanetin olacak, gel al, amma Oğuz’un başına  sorumluluk  getirdin” der.

—  

Çobanın içine korku düşer, benzi sararır. Zamanı gelince Oğuz yaylaya göçer, Çoban bu pınara gelir. Koyunlar ürker, Çoban ileri varır. Bakar ki bir yığınak var. Peri kızı gelir, koruyumunu  al, amma Oğuz’un başına sorumluluk – zorluk getirdin, diyerek kaybolur.

Çoban yığınağı sapan taşına tutar. Yığınak vurdukça büyür, vurdukça büyür. Çobanı seyreden Oğuz beyleri de yığınağa vurmaya başlar. Vurdukça yığınak büyür ve en sonunda yarılır.

İçinden tek gözlü bir oğlan çıkar. Oğuz beylerinden Aruz Koca bu oğlanı alıp evine getirir. Oğlan büyümeye başlayınca kiminin burnunu, kiminin kulağını yemeye başlar.

Aruz Koca en sonunda bu oğlanın yaptıklarına dayanamaz evden kovar. Tepegöz’ün peri anası gelerek Tepegöz’e bir yüzük verir.

Tenine ok batmasın, kılıç kesmesin, der.

Tepegöz Oğuz yurdundan ayrılarak bir dağı mesken tutar, yol keser, adam alır, harami – haydut  olur. Kimi gördüyse yakalar, yer hale gelir.

Oğuz’dan da adam yemeye başlar. Bunun üzerine Dede Korkut’u Tepegöz’e gönderirler. Dede Kokut ile Tepegöz, günde iki kişi ve beş yüz koyun vermek şartıyla anlaşırlar.

Tepegöz’e Yünlü Koca ile Yapağulu Koca da hizmetçi olarak verilir.

Oğuz beyleri içinde KAPAK  KAN denilen bir beyin iki oğlu vardır. Bu oğlanlardan ilkini Tepegöz’e verirler. Sıra yine aynı beye gelince anası oğlunu vermemek için haykırmaya  başlar.

Bu sırada Basat da savaştan gelmiştir. Bu kadıncağız Basat’a varıp getirdiği esirlerden alıp oğlunun yerine Tepegöz’e vermek istediğini söyledikten sonra Oğuz’un başına gelenleri bütün detayları ile Basat’a anlatır.

Basat bunun üzerine Tepegöz’ü öldürmeye karar verir. Oğuz beyleri buna karşı çıksa da Basat’ı vazgeçiremezler.

Basat Tepegöz’ün yaşadığı Salahana Kayası’na gelir. Tepegöz’e ok atar ok geçmez.

Tepegöz, Basat’ı görünce Oğuz’dan bize  ruha  kuzu gelmiş diye sevinir ve Basat’ı yakalayarak çizmesinin koçuna koyar.

Basat hançeri ile konçu yararak kaçar. Yünlü Koca ile Yapağulu Koca’ya Tepegöz’ü nasıl öldürebileceğini sorar. Onlar da ;

“et sadece gözünde vardır, başka yerinden et yoktur, oradan öldürmek gerek” derler.

Bunun üzerine Basat, mızrağını ateşte ısıtır. Muhammed’e salâvat

getirerek  mızrağı Tepegöz’ün gözüne saplar. Tepegöz öyle bir haykırır ki dağ taş yankılanır. Tepegöz’ü bu şekilde öldüren Basat, Yünlü Koca ile Yapağulu Koca’yı Oğuz’a müjdeci olarak gönderir. Oğuz beyleri Salahana Kayası’na gelirler. Dede Korkut gelir, şadlık çalar, gazi erenler başına ne geldiğini anlatır.

(Ergin, 1997: 206-215)

—————————

Er Töştük Destanı’nın

Olay Örgüsü

—————————

Eleman Han’ın sekiz oğlu vardır.

Eleman Han, ihtiyarlamış halinde Tanrı’ya yalvarır ve dokuzuncusunu ister. Rüyasında doksan yaşındaki Hızır gelir ve Eleman Han’a bir çocuğu olacağını , adını  TÖŞTÜK  koyması gerektiği müjdesini verir ve kaybolur.

Bu çocuğa törenle ER  TÖŞTÜK adı verilir.

Bir gün Er Töştük’e bir koca karı gelip kardeşlerinin kaybolduğu haberini verir, onları bulması  gerektiğini söyler.

Er Töştük Şıta Bulak, Taş – Bulak adlı yere gelir. Bu pınarları peri kızları ev – yurt tutmuştur.

Kızların arasından Aysalkın adlı peri Töştük’ün bahadır bir yiğit olduğunu bilir ve ona âşık olur.

Er Töştük de Aysalkın’a âşık olur. Âşıklar arasında kavuşurlar .

Peri kızı Er Töştük’e altın bir yüzük hediye eder. Aysalkın, Er Töştük’e Bokmurun adlı bir oğlu olacağını, onu Kökötöy’e vereceğini söyler ve peri dilince dua ederek kaybolur.

Bir yıl sonra peri kızı çocuğu doğurur ve oğlunu Kökötöy’e verir.

Peri kızıyla birlikte olduktan sonra alp uykusuna yatan Er Töştük, uykudan uyandıktan sonra kendisine Sargıl adlı atı seçerek alır. Eleman’ın Alañbay adlı komşusu Töştük’ün gelişine toy verip Eleman’ın oğulları için sünnet töreni yapar.

Er Töştük, babası Eleman’a dokuz oğluna hanım al diyerek baskı yapmaya başlar. Eleman oğullarına hanım aramak için yola çıkar. Sarıbay adlı beyin dokuz kızını görür, onları beğenerek kızların babası Sarıbay ile dünür olmak için sözleşir.

Er Töştük, Sarıbay’ın en küçük kızı Kenceke ile nişanlanır. Bunun üzerine peri kızı Aysalkın, Er Töştük için ;

 “ yeryüzünden ayrılıp yer altına düşsün, yer altında horlansın”, Kenceke için de “sen de arka saçını örmeden kal, yiğidini altı yıl bekleyip kal” diyerek beddua eder.

Töştük’ün babası Eleman bir gün bütün hayvanlarını otlakta otlatırken Celmoguz’a  raslar.

———————————————

Ortak  özellikleri Bakımından

Dede Korkut ve Er Töştük Destanları

———————————————-

Er Töştük Destanı’nın birçok  değişgeni olmasına karşın elimizdeki yayında Sayakbay Karalayev, Kalça Surançiyev, Köçpösbay, Mırzaalı Düyşembiyev, Cuma Camgırçı Uulu değişgenleri bulunmaktadır.

Er Töştük Destanı, Kırgızların ünlü destanı Manas’ın halkası içinde değerlendirilebilecek destanlardandır

Manas Destanı’nda Manas ile Töştük arkadaştırlar, ortak bazı karakterler hem Manas’ta hem de Töştük’te belirir.

Ancak Manas, Töştük’ün kahraman olduğu destanda hiçbir zaman görülmez. Dede Korkut Destanları ile Er Töştük Destanı arasındaki  ortaklıktan  ilk konu eden  Türk âlim Abdülkadir İnan’dır. İnan ;

“ Kitab-ı Dede Korkut Hakkında ” başlıklı çalışmasında “Er Töştük hikâyesinde Eleman’ın nehirde gördüğü akciğerden Calmaguz (Dev, canavar, Tepegöz) çıktığını tasvir eden bölüm, Tepegöz’ün doğumu olayı  ile benzerdir  ” demektedir.

( Abdülkadir İnan, I. C. 1998: 171-172)

Dede Korkut ile Er Töştük Destanı arasındaki saptadığımız  ilk benzerliğin  türün adını belirleyen sıfat  veya  isimlerde  ortaya çıktığı görülmektedir.

—————————————

Er Töştük Destanı’nda Er Töştük

şu şekilde  nitelendirilir :

—————————————

Tokuz uuldun kencesi,

Elemandın erkesi,

Nayzakerdin ıktuusu

Al kezektegi alptardın

Akıl tapkıç mıktısı

Atalgan alptın sırttanı

Elemandın balbanı.

Dokuz kardeşin en küçüğü,

Eleman’ın şımarığı,

Silahlanmış olanların en naziği,

O zamandaki yiğitlerin

Akıl yönünden en iyisi,

Ad almış kahramanların en cesuru,

Elaman’ın pehlivanı.

(Akmataliyev, v.d., 1996 )

Dede Korkut’ta Salur Kazan’ın Evinin Yağmalandığı Boy’da Bamsı Beyrek şöyle  nitelendirilir :

———-

Parasaruñ  Bayburd kalesinden  parlayıp uçan, apalaca gerdeğine karşu gelen, yidi kızıñ umudı ,kalın Oğuz imrençesi, Kazan bigün ınağı, boz aygırlı Beyrek çapar yetti. Çal kılıcıñ agam Kazan yetdüm didi. Bunuñ ardınça Han’ım görelim kimler yetti: Çaya baksa çalımlu, çal -kara kuş erdemlü kuşaklu, kulağı altun küpelü, kalın Oğuz biglerini bir bir atından yıkıçı Kazılık Koca Oğlı  Big Yigenek  çapar yetti.

(Ergin, 1997: 113)

Er Töştük Destanı’nın “ Töştük Perinin Kızı Aysalkınga Colukkanı (Töştük’ün Perinin Kızı Aysalkın’a Rastlaması) ” atak olayında  Er Töştük ile tanışan peri kızı Aysalkın, kendini eş olarak alması için Töştük’e yalvarır ve İslam dinine inandığını söyler.

Olay  destanda şöyle nakledilir:

—————————————

Urgaaçının uzu elem,

Berizattın kızı elem!

Islam dinde ıymanım,

Iras, calgız kudayım,

Sırttan Töştük baatırım,

Seni surap turamın,

Tögöröktün tört burçun,

Tört aylana çalgamın.

Kadınların en mahiri idim,

Perizat’ın kızı idim,

İslam dinde imanım,

Gerçek, Tek Allah’ım,

Sırtlan Töştük bahadırım,

Seni arayıp dururum,

Dünyanın dört köşesini

Dört dönüp aradım.

 (Akmataliyev, v.d., 1996:38 )

—-

Oğuz Kağan Destanı’nda da Oğuz, babası tarafından önce Küz Han adlı amcasının, ardından Kür Han adlı amcasının kızıyla evlenir fakat bu kızlarla karı -koca olmaz. Bunları Allah’a inanmaya davet eder. Kızlar Oğuz’un bu  önerisini kabul etmezler.

En küçük amcası Or Han’ın kızı Oğuz’un  önerisini kabul eder. Oğuz bu kızı çok sever ve eş olarak onu kabul eder .

Er Töştük ile Dede Korkut destanları arasındaki bir diğer benzerlik peri kızı Aysalkın’ın parmağındaki yüzüğü Er Töştük’e vermesidir.

— 

Destanda peri kızı Aysalkın, Er Töştük’e yüzüğü “ hediye olarak verdiğini, bu yüzük sayesinde yurduna esen varacağını, dokuz kızın en küçüğü Kenceke’yi kendine eş olarak seçmesini, sabah erken saatlerinde buluşmaları gerektiğini, kendisiyle beraber olduktan sonra kendisinden hamile kaldığını” söyler ve kaybolur.

 (Akmataliyev, v.d., 1996: 57, 58).

Dede Korkut’ta Tepegöz hikâyesinde ise Tepegöz, bir peri kızı ile çobanın kavuşmasından  doğmuştur.

Tepegöz, Oğuz yurdunda herkese zarar vermeye başlayınca Aruz Koca onu evden kovar. Bu sırada annesi olan peri kızı gelir ve ona bir yüzük vererek “ tenine ok batmasın, seni kılıç kesmesin ” diyerek kaybolur.

 (Ergin, 1997: 206 -215)

 Er Töştük Destanı’nın Celmoguz Kempirdin Elemanga Colukkanı bölümünün küçük farklılıklara rağmen Dede Korkut’taki Deli Dumrul ve Tepegöz hikâyeleriyle paralellikler gösterdiği  görülmektedir.

Bu bölümde Er Töştük’ün babası Eleman mallarını otlatmaya çıkar. Mallarını alarak bir su kenarına gelen Eleman, suyun üzerinde bir şeyin yüzerek kendisine doğru geldiğini görür. Bir anda her şeyi unutan Eleman, su üzerinde yüzen nesnenin bir ciğer olduğunu fark eder. Ciğeri gördükten sonra

 “ körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz”

— 

diyecek şekilde sevinen Eleman, bu ciğerin kendisine , düşmandan kazanılan mal –kazanç  olarak gönderildiğine inanır.

Hemen oradaki atlardan birini yakalayan Eleman, suda yüzen ciğere mızrağını batırmaya başlar. Mızrağını batırdıkça ciğer yarılmaya başlar.

Eleman hiç durmadan ciğere mızrağını batırır, batırdıkça ciğer farklılaşmaya başlar. Ciğer bir anda yedi başlı bir deve dönüşür.

Eleman, daha kaçmaya fırsat bulamadan dev onu yakalar ve göğsüne basar.

( Ak töşünö mingeni )

Eleman’ın göğsüne bastıktan sonra sakalını ve bıyığını yolar, ağzı burnu kanar. Tam canı vermek üzere iken yedi başlı dev, Eleman’a

“eğer ölmek istemiyorsan dediğimi yerine getir” der.

Eleman’dan canının yerine can ister. Eleman ise can bulamayacağını ama ne kadar mal isterse verebileceğini söyler. Bunun üzerine Celmoguz, senden mal istemiyorum, can istiyorum, der.

Eleman Yedi Başlı Dev’e önce canının yerine eşinin canını almasını ister, dev reddeder. Sonra dokuz oğlu olduğunu, onların canını alabileceğini söyler, dev onu da reddeder. Eleman en sonunda çok sevdiği küçük oğlu Töştük’ü verebileceğini söylediğinin de yedi başlı dev, bunu kabul eder.

Sözünö kulak salayıñ  kakbaş

(Sözüne kulak vereyim hilekâr)

Töştüktü bersen alayın kakbaş

(TÖştük’ü verirsen alayım kurnaz)

 Oñbogon kakbaş, oñboysuñ

(Onmayan hilekâr onmayasın)

Atagın atap koyboysuñ, kakbaş .

 (Sözünü unutmayasın kurnaz / hilekâr )

Azır Töştüktü berbeseñ, kakbaş .

(şimdi Töştük’ü vermesen kurnaz / hilekâr)

Öltüröt elem, özüñdü, kakbaş .

(Öldürürüm seni  kurnaz / hilekâr)

Çukuyt elem közüñdü, kakbaş.

 (Oyayım gözünü kurnaz / hilekâr)

Emi seni öltürüp neteyin kakbaş .

(Şimdi seni öldürüp ne yapayım kurnaz/hilekâr)

Töştüktü berseñ keteyin kakbaş

(Töştük’ü verirsen gideyim kurnaz/hilekâr)

Yedi başlı dev Eleman’dan Töştük’ü nasıl alacağını da söyler. Eleman’a Töştük’ün eşi Kenceke’nin sandığında saklı bir çelik eye olduğunu, Töştük’ün canının o eyede bulunduğunu, Töştük’ü alması için önce o çelik eyenin oradan alınması gerektiğini, söyler.

Bunu da sen yapacaksın diyerek Eleman’a gözdağı verir.. Eyeyi oradan alarak söylediğim yere bırak, Töştük onu almak için mutlaka gelecektir, o zaman hesabımı ben görürüm, der. Eleman yedi başlı devin bütün isteklerini kabul eder.

(Akmataliyev, v.d., 1996: 112-136)

Er Töştük Destanı ile Tepegöz hikayesinde olumlu ve olumsuz kahramanların uğraşları  aynı şekilde sona ermektedir.

Tepegöz hikâyesinde Basat, Tepegöz’ün yerini söylediği kılıç ile onu öldürür (Ergin, 1997: 215).

Er Töştük Destanı’nda Er Töştük, kendisinden bulmasını istediği kılıç ile Celmoguz’u öldürür (178-182)

Er Töştük Destanı ile Dede Korkut arasında ifade şekilleri bakımından da benzerlik olduğu görülmektedir.

Dede Korkut’ta sık sık tekrarlanan  biçimsellerden  olan;

 “ Tepe gibi et yığdı, göl gibi kımız sağdı ”

 ifadesine Er Töştük Destanı’nda raslanmaktadır.

Destanda bu ifade:

“Ala toodoy et kılgın, kakbaş,

Ala dağ gibi et yığ, kurnaz,

Ala köldöy çık kılgın, kakbaş”

Ala göl gibi et suyu hazırla, kurnaz”

 (Akmataliyev, v.d., 1996: 184).

——–

Sonuç

——–

Manas, Dede Korkut, Er Töştük gibi Türk boyları arasında çok yaygın destanlardaki  olaylara , olaylardaki olumlu veya olumsuz   tiplere, destanlarda kullanılan dil , yöntem  ile biçimsel  yapılara baktığımızda Türklerin tarihi çok eskilere dayanan ortak bir destancılık geleneği olduğu hemen göze çarpmaktadır.

Tarihi tabakalara göre yeni olaylarla ve tiplerle zenginleşen, farklılaşan bu geleneğin doğru olarak  saptanması , Türk kültürünün iyi anlaşılması ile mümkündür.

Bu amaçla ve Türk kültür dairesinden hareketle, Türk dünyası destan metinlerinin çok iyi okunması, anlaşılması ve bu metinler arasında çeşitli yönden karşılaştırmalar yapılması en önemli sorun olarak karşımızda durmaktadır.

—————

K AYNAKLAR

—————

Aça, Mehmet, Kozı Körpeş -Bayan Sulu Destanı Üzerine Mukayeseli Bir Araştırma,  Basılmamış Doktora Tezi, SÜ SBE, Konya, 1998.

Akmataliyev, A., R. Sarıpbekov, M. Mukasov, Er Töştük, El Adabiyatı Seriyası, 2. Tom, Bişkek, 1996. Aliyev, S, T. Kulmatov, Manasçılar cana İzildööçülör, Bişkek, 1995.

Arvas, Abdulselam, Dede Korkut Destanı ve Kıpçak Sahası Epik Destan Geleneği

Yayımlanmamış Doktora Tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Van, 2009.

Cusupov, K., K. İmanaliyev, Kırgızdar, I. Tom, Bişkek, 2004.

Çeribaş, Mehmet, “Kırgız Şecerecilik Geleneğinde Türk Boyları Meselesi ve Oğuz Kağan”,

Türk Kültürü, Y.50, C. V, S.1, Ank., 2012.

Çeribaş, Mehmet, Kırgız Türklerinde Manasçılık Geleneği ve Manasçılar, TKAE Yay., Ank., 2012.

Ebulgazi Bahadır Han, Şecere-i  Terakime (Türklerin Soy Kütüğü), (haz. Muharrem Ergin),

Tercüman 1001 Temel Eser, İst., 1974.

Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı I, TDK Yay., Ank., 1997. Ergun, Metin,

 Altay Türklerinin Kahramanlık Destanı Alıp Manaş, KB Yay., Ank., 1998.

Günay, Umay, Türkiye’de Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi, Akçağ Yay., Ank., 1993. İnan, Abdülkadir, Makaleler ve İncelemeler, I. Cilt, TTK Yay., Ank., 1998.

İnan, “Kitab-ı Dede Korkut Hakkında”, Makaleler ve İncelemeler, I. Cilt, TTK Yay., Ank., 1998.

Kırgız Destanları 6 (Manas Destanı), (haz. Samar Musayev, A. Akmataliyev, Akt: Fikret Türkmen, Şurubu Uraimova), TDK Yay., Ank., 2007.

 Manas Entsiklopediya, I. Tom, Bişkek, 1995.

Manas Entsiklopediya, II. Tom, Bişkek, 1995.

Moldobayev, İ. B., “Manas Destanı Materyallerine Göre Kırgızların ve Türkmenlerin Etno -Kültürel İlişkilerinin Kaynakları” (çev. Muvaffak Duranlı),

Belleten, 1992, AÜ Basımevi, Ank., 1995. Musayev, S., K. Kırbaşev, A., Caynakova, B. Sadıkov,

Manas: Kırgız Elinin Baatırdık Eposu, I. Kitep, Bişkek, 1995.

Özkan, İsa, Yusuf Beg –  Ahmet  Beg Destanı, Yayınlanmış Doktora Tezi, HÜ SBE, Ank., 1987.Soltonoyev, Belek, Kırgız Tarıhı, (haz. C. Capiyev), I. Kitep, Frunze, 1993. Togan, Zeki Velidi,  Oğuz Destanı (Reşideddin Oğuznamesi, Tercüme ve Tahlili), Enderun Kitabevi, İst., 1982. Yıldız, Naciye, Manas Destanı (W. Radloff) ve Kırgız Kültürü İle İlgili Tespit ve Tahliller, AKM Yay., Ank., 1995. Zakirov, Saparbek, Kırgız Sancırası, Bişkek, 1996.

—————–

SÖZÜN SONU

—————–

Türk Destanlarımız üzerine çalışan tüm insanlarımıza  sevgi ve saygılarım ile teşekkür ediyorum .

Çağımızın  yozlaştırmaya çalıştığı  çocuklarımızı   Türk Töre ve kültürü ile yetiştirebilmek için ;

Destanlarımız  mutlaka okutulmalı .

Çalışmayı  bütün ve parça olarak dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz .

İdris Kulaçoğlu . 19.1.2019 16:11 çalışma odam .