TÜRK TARİHİ VE KÜLTÜRÜNE GİRİŞ 2

TÜRK TİPİ  İNSAN

Ön bilgi :

Kafatası endeksi / dizini – göstergesi , kafanın azami / en yüksek – en çok olan   genişliğinin azami uzunluğuna bölümünün 100 ile çarpılmasıyla hesaplanır. (yatay düzlemde veya önden arkaya doğru).

* Bu değer 75’den küçük ise kafatası, üstten bakıldığında uzun ve düz demektir. Bu tip kafatasları DOLİKOSEFAL  olarak adlandırılır ve tipik Avustralya yerlileri Aborjinler ve Güney Afrika yerlileri bu sınıfa girer.

* Bu değer 75 ile 80 arasında ise kafatası neredeyse ovaldir (yuvarlak). Bu tip kafataslarına MEZOSEFAL   denir ve tipik Avrupalı ve Çinlilerde görülür.

* 80 ve üzerine  sahip kafatasları geniş ve kısadır ve BRAKİSEFAL  olarak adlandırılır. Bu sınıftaki kafatasları daha çok Türkler, Moğollar ve Andaman ve Nikobar adaları yerlilerinde görülür.

Kafatası eni ve boyunun oranına dayanan kafatası indeksi yöntemi yerine modern tıpta kapsamlı yüz ve kafa iskeleti yapısı ölçümüne dayanan ve paleoantropolojide / insan evrimini çoklu-disiplin bağlamında incelenmesinde       , fiziksel antropolojide / doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olanda   kullanılan ve adli tıpın başvurduğu kafatası ölçüm bilimi olan antropometri  / insan bedeninin belirli kısımlarının ölçüldüğü antropoloji alanı kabul gören bir tekniktir.

Kafatası antropometrisinde, kafatası bulunan ölülerin ve hatta fosillerin plastik yöntemler ile yüzlerinin yaşamdaki  görünüşlerinin yeniden oluşturulmasında yararlanılmıştır.

( Ord.prof.dr.Reha Oğuz Türkkan )

1932’deki Türk Tarih Kongresinde ‘’ Bilim adamı ‘’ sıfatıyla konuşanların varmaya çalıştıkları bir hedef, birkaç yıl sonra ‘’ Güneş-Dil Teorisi ‘’  adını alan görüşe uygun olarak, dünyada kurulmuş bütün medeniyetleri, deniz kuruduğu için Orta Asya’yı terk eden Türklerin kurmuş olduğunu ispatlamaktır.

Hasan Cemil Bey anlatır:

” Mesela / örnek olarak  Ege medeniyeti, Küçükasiyada yerleşen ve inkişaf eden / gelişen  Eti medeniyeti, Tuna ‘dan  Atalarımızla akıp gelen İskit medeniyeti, Mezopotamya’da  kaynak  oluşturan  Sümer medeniyeti ve Delta’da başlayarak, Nil’in çağlayanlarına yükseldikten sonra Akdeniz sahillerini aşan Mısır medeniyeti  birbirine bağlıdır.

Zincirin iki ucu ise halkalarının dövüldüğü Altay’ın demir ocaklarındadır.

İnanılması gereken doğru teoriyi bildirmek üzere orada bulunan ve ‘’ Andımız ‘’ yazarı  Dr. Reşit Galip ‘’ ALPEN ‘’  olduğumuza karar vermiştir:

” Boy olarak  Alplı tip ortadan yukarıdır. Gözlerde Mongoloit çekikliği yoktur.’’

Antropoloji hocası Şevket Aziz Kansu ;

‘’ Kafatasını anlatır ve tereddütsüz / kararsızlık  göstermeden –  kesin olarak cevabını anında  verelim ki brakisefal Avrupa bize bağlıdır. “

Sonra, Atatürk’e  dönerek  konuşmasını bitirir:

“Şimdi, kahraman irade ve büyük adam!  sana hitap ediyorum / sesleniyorum !  Sen bu uzviyet / organizma  ve ırk tipini yaşamak iradesile yıkanacağı bir denize, manevi bir denize götürecek muazzam yolları hazırladın ve hazırlıyorsun… Seni Türk ilmi, Türk mütefekkiri / düşünürü  namına – adına  şuurla ve samimiyetle / içtenlikle  selamlıyorum.’’ ( Murat Belge )

———————————

Kafatası  yapısına göre ;

———————————

Türk toplumlarının ortak özelliği Alpen Brakisefal  / geniş ve kısa  kafa yapısına sahip olmalarıdır.

Kafatası göstergesine göre , 80 ve üzeri değere sahiptirler.

‘’ Alpen / Alpli tip ‘’ / boy olarak ortadan uzun  olma  özelliğini   bilgi notunda yazdığım gibi , Dr. Reşit Galip Bey oluşturmuştur.

Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan Hanım 1937 de , manevi  babasının büyük destek, yardım ve  önerileriyle İsviçre’de  doktora tezi hazırlamıştır.

İsviçre’den ölçüm aletleri getirtildi, Sıhhat Vekaleti memurları ve İstatistik Umum Müdürlüğü seferber edildi. Tam 64 bin Anadolu’lunun kafataslarını ölçtürdü, biçtirdi, inceledi.  Ve bu devasa / büyük ve geniş  çalışma istenilen sonucu verdi.

Batılılar tarafından kendi çıkarları için bilinçli olarak o güne kadar Türklere atfedilen / yüklenen ” sarı ırk” ve ” mongoloid ” özelliklerin yanlış olduğu kanıtlandı.

“Antropolojik / İnsan biliminin  verileri ışığında, fizyolojik / vücut ile ilgili – doğal işlemesi açısından Anadolu insanı ‘’ ileri ‘’ ırktır.

——————-

Saçlarına göre ;

——————-

Uzun Saçlıdır.

Saçların siyaha dönüşmesi evrim nedeniyledir.

Muhacir / göçmen dediğimiz (Konya ve Tokat yöresinden Balkanlara giden )  Yörüklerde saçlar sarıdır.

Tarih Boyunca Türk Ordusuna Ait Tasvirler / betimlemeler, (Türk Kültürü, sayı 22, s. 81) Türk kumandanlarının uzun saçlı olduğu görülür.

Doğu Türkistan, Turfan, Hoço, bezekli / süsülendirilmiş  minyatür ve heykellerindeki kadın saçları ise, örgüden daha çok  omuzlar üzerine bırakılmıştır.

———————–

Göz şekline göre ;

———————–

Türk tipinin gözü ne çok çekik, ne de pek iri olan, orta bir biçimdedir.

Bir dereceye kada küçük ve dar olan göz yarığı vardır.

Realist / gerçekçi  Türk fresk / duvar resmi ve resimleri, heykeller ( örneğin ; Kültiğin heykeli) bu tasvirin / betimlemenin doğruluğunu ortaya koymaktadırlar.

Bu göz şekli, Dede Korkut hikayelerinde “kıyma göz” olarak geçer.

(Prof.dr Muharrem  Ergin, Dede Korkut Kitabı, s. 17)

 —

” Burunla dudak arasındaki çizik derindir. Çene ufak ve kuvvetli, kulak küçük ve yapışıktır. “

Minyatürlerde sakal unsuruna pek rastlanmıyor.

Dede Korkut’un kahramanlarından Kara Göne ise “ bıyığını ensesinde yedi yerde” düğümlemektedir. Eski heykellerde sakal ve bıyığa rastlanmıyor.

———————————–

Destanlarımızda  Türk tipi ;

———————————–

Destanlar ne kadar  sözlü anlatı ürünü  olurlarsa olsunlar, onlarda dile gelen eski Türk tipidir.

Dede Korkut hikayeleri  bu tiplerin resmi geçidi gibidir.

Oğuz Kağan destanında, Oğuz’un vücud yapısı hakkında:

 “  Ayakları öküz ayağı, beli kurt beli, omuzları samur omuzu, göğsü ayı göğsü gibi idi. ”

Hayvan benzetmelerinin yer aldığı bu tasvirde / betimlemede bize eski Oğuz tipinin vücud yapısı hakkında sağlam bir fikir / düşünce verilmiştir.

Bu tariften / anlatıdan  eski Türk tipinin geniş göğüslü (D. Korkut’ta “gin göğüs” terimi ), çevik bacaklı, ince belli olduğunu anlıyoruz.

Yine Dede Korkut’ta Oğuz kadınları anlatılırken  “ Kaza benzer kadın, kız ” benzetmesi  geçiyor. Bu gün yadırgadığımız bu benzetmenin beyaz tenli, uzun boyunlu, iki tarafa salınarak yürüyen bir kadını pek güzel bir şekilde canlandırdığı görülmektedir.

Bamsı Beyrek hikayesinde (s. 40);

Kızkardeşi Beyrek’i  “apul apul yörüyüşünden, aslan gibi turuşından, kanrıluban bakışından ”  tanır.

Bu bakışla ilgili  gözler kısılınca aldığı şekil Oğuz Türkleri genel olarak geniş gözlü geniş alınlı elmacık kemikleri çıkıktır.

Bu  olağanüstü  anlatı sayesinde eski Türk “alp” ının davranışlarını çok müşahhas /  somut – cinsi anlaşılmış bir şekilde canlandırabiliriz .

Sonuç  olarak ;

——————

 Antropolji, tarih ve sanat eserlerinin ışığı altında, eski Türk tipinin;

uzuna kaçan orta boylu, beyaz tenli, hafif çekik ,  boylara  ve  yaşadıkları bölgelere göre mavi, ela veya kahverengi gözlü , ılımlı burunlu, uzun saçlı ve sağlam vücutlu olduğunu söylemek olasıdır.

Kaşgarlı  Mahmud’un örnek olarak Divan’ına kattığı eski şiir parçaları içinde İslamiyet’ten ve belki de milattan evvelki Türk tipinin özelliklerine ait şöyle bir beyit vardır (C, 1  , s. 346)

 “Ardı seni kız bodhu  anın tal,”

“Yaylır anın artucu burnu takı kıval”

Günümüz Türkçesi :

————————-

“ O fidan boylu kız seni harap etti. ( Yıkkınlaştırdı  – bitkinleştirdi )

Onun ardıç gibi boyu narinliğinden eğilir,( ince yapısından )

Burnunun biçimi de düz ve çekmedir. ”

( Ardıç : Servigillerden , kışın yapraklarını dökmeyen ağaç .)

—————————————-

Çin vesikalarına göre Türk Tipi ;

—————————————-

Göz rengi  : Yeşil ,Mavi.

Yüz rengi  : Beyaz.

Saç rengi  :  Sarı ,kumral.

Kaş rengi  : Kumral .

Boy  : Uzun.

M.Ö ve ilk yıllarında Asya’da (Vusun) (Ting-Ling) ve (kian-kuen)isimleri verilen  sarışın ve kumral bir takım boy ve budunlar / toplumlar vardı.

Çin kaynaklarına göre bunların menşeleri / kökleri , kaynağı Çin’in kuzeyindeydi. Beyaz tenli , sarışın ve kumral budunların konuştukları dil de Türkçe idi.

Türklerin Beyaz olarak nitelendirdiğimiz (Beyaz ve Buğday tenli tipi) Moğol ve Çinlilerin Sarı ırk özellikleri ile ayrılıklarını gösterir.

( Türkler ve Kökeni -Kazım Mirşan Araştırmaları 12 Bölüm )

1937-39’da yabancı uzmanların eşliğinde  onbinlerce  denek üzerinde antropolojik / insan bilimi açısından araştırma yapıldı %95 Alpen Brakisefal / ortadan uzun boylu ve geniş kafataslı Türk çıktı.

Türkiyede 1937-39 yıllarında binlerce denek üzerinde yapılan incelemede çıkan sonuç halkın %95’inin Alpen Brakisefal Beyaz olduğu %5 kısmında aykırı özellik yerine çok az farklılık gösterdiği otaya çıkmıştır.

1937-1939 yılları arasında yapılan araştırma sonuçları Belleten’de / Türk dili araştırma yıllığında yayınlanmıştır.

—-

Batılı uzmanların yaptığı bu araştırma ile ilgili kaynak :

Dr. Afet Uzmay İnan -Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri Büyük Anket ve Umumi Neticeleri- Belleten 1940 Cilt:IV Sayı: 13 Sayfa:51

Prof. Dr. İsmail Hami Danişmend, Antropoloji ve Lengoistik Vesikalarına Göre, Türkler C1, 1935, S. 282

Ayla Doğan, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Mart 1965, Eski Türk Tipi Hakkında, Cilt: III Sayı: 29 Sayfa: 301

—-

Bu kadar büyük bir coğrafyada hakimiyet /  egemenlik oluşturmamıza rağmen tipimizi korumuşuz .

—-

İklim ve bir çok etki  esmerleşmeye yol açmaktadır. Türkler buna rağmen aşırı koyulaşmamıştır.

Örneğin Ruslar ;  çok az miktarda değişik unsurların bulunduğu Türklerin üzerine bina edilmiş bir millettir ve tipleri soğuk mevsim nedeniyledir.

——————–

Türk tipi konusunda  detaylı  bilgileri bir araya getirdim.

Sadeleştirmeleri  yaptım , o günlerdeki doğru olmayan bilgileri çıkarttım ve günümüzdeki bilgileri ekledim.

Konuya ilgi duyanlar , yazıyı diledikleri gibi kullanabilirler.

İdris Kulaçoğlu . 10.2.2021. öalışma odam. 15:34

KAYNAKÇA : Görsel : Hayat ansiklopedisinde alıntıdır.