ANNEANNEMİN EVİ

ANNEANNEMİN EVİ

—————————-

Canım anneannemin ( Naciye ) evi .

Ne güzel günlerdi ….

Sevgi ve güven ortamında büyüdük .

Eski insanlar yokluk – kıtlık yaşamışlar elde olanın değerini sonsuz boyutta yaşayarak algılamışlar.

Anadolu insanı , ATASINDAN gördüğü düzende kendisine yakışan SIMSICAK SEVGİ , BAĞLILIK KOKAN YUVA ‘larını oluşturmuş ….

Yuvanın en güzel yanlarından birisi de ÇİÇEKLERİ idi . Anneannem , çiçekleri sever , nazlandırırdı yoksa küseceklerini söylerdi …

Düşünebiliyor musunuz !?

Tabağımda kalan yemek için ;

‘’ Tabağını tertemiz yap, küçücük bir yemek bile kalmamalı .Yoksa kalan yemekler AĞLAR ! ”derdi İşte bundan dolayı , bu gün bile ben tabağımı yıkanmış gibi sıyırırım.

İşte bundan dolayı KISKANÇLIK nedir bilmedik BİZ !!

————–

Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrettiler bize.

Ne her gördüğümüzü isterdik, ne de her istediğimiz olurdu.Ama bunalımlara girip çıkmazdık.Ertesi gün unuturduk.

Bir giydiğini bir daha giymemek, önüne konan yemeği beğenmemek ne haddimize.Bunları sorgulayacak kadar zengin değildik.Hani bir kıyafetin miras gibi büyükten küçük kardeşe kaldığı günlerden bahsediyorum.Sökülenin atılmayıp dikildiği,yıprananların yamalarla saklandığı günler.—————-

Ben ağabeydim ya biraz şanslı idim ….

Kardeşim , benden küçülenleri giyerdi !!

Vefa lisesindeki tarih öğretmenim Meliha hanım ( lakabı teodora ) kardeşime ;

‘’ Seni tanımıyorum ama üstündeki ceketi çok iyi tanıyorum . İdris ‘in nesisin ? ‘’

—————–

İşte bu yüzden her anne iyi bir terzi ve her baba yenilerini alamadığı için içi biraz buruk olurdu.Ama modayı yine de takip ederdik biz.

Örneğin ; İpten kemerlerimiz, çoraplardan eldivenlerimiz vardı.

BU YÜZDEN ; EKMEK ve EMEK , bizim için NİMETTENDİR .

Kaybetmemek için sıkı sarılırız EKMEĞİMİZE de,SEVDİKLERİMİZE de..

—————————-

İdris Kulaçoğlu ……çalışma odam 4.2.2015 07:20 çarşamba .