ATİLLA DESTANI Oğuz destanları

—————————

b – ATİLLA DESTANI

—————————

Batı Hun / On – Ok Hükümdarı Attila’nın yaşamını ve kahramanlıklarını anlatan destandır.

Babası : Muncuk  Han .

Anası : Yula.

Amcası :  Rua .

Kardeşi : Bleda

Hun / On – Ok  hükümdarı Attila (395  / 453), Avrupa’nın tamamına yakınına hükmetmiş / egemen olmuş  ve devletinin sınırlarını Asya’ya taşımış, hükümdarlığı / egemenliği  boyunca ordusu ile batı ve doğu Roma İmparatorluklarına aman vermemiştir .

Çocukluğunda  Türk geleneğine  göre  Roma’ya rehin / tutu / güvence olarak verilmiştir . ( Oğlumu sana bırakıyorum . Bu sana saldırmayacağım güvencesidir anlamında ! )

Avrupalılar ‘’ Tanrının kırbaçı ‘’ adını takmışlar.

Attila’nın   savaşları ve kahramanlıkları Attila Destanı’nın konusunu oluşturur.

Hun / On – Ok  Hükümdarı Attila, Roma ordusunu yendikten bir yıl sonra yaklaşık olarak 50.000 askerle tekrar roma kapısına dayanmış ve Roma’nın ileri gelenleri tarafından Roma Prensesi ile evlendirilmek için ikna edilmiş. Evlendiği Roma Prensesi tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Mezarının  Tuna nehrinin yatağında olduğu bilinmektedir. Macarlar için de bir Ata sayılır.

Efsanelere, destanlara da konu olan Attila,  İzlanda sagalarında / destanlarında  ATLİ  adıyla yer alır.

ATİLLA  DESTANI

1. Bölüm

———————–

Kimse titretemedi Hunlar / On – Ok ‘lar kadar Roma’yı. Roma ki, Akdeniz’i bir iç göl yapmış, üç kıtaya  egemen  İleri karakolları, Tuna’dan Ren ve Fırat’a , oradan Sahra ve Lut havzasına ulaşan  yayılımcı . Hiçbir kuvvet korkutamadı Hunlar kadar Roma’yı.

Hunlarla  anlaşmayı kabul etmeyen  Gotları, Trakya – İtalya’ya /  Vizigotları, Güney Fransa’ya /  Vandalları, Kuzeybatı Afrika’ya sürdü.

Zenci köle ticaretini Roma’nın ekonomik öğesi yaparak Roma’ya boyun büktüler. Uranus  oğullarını Olympos’a gömmeyi başaran İsa, bu yabanıl toplumlarıda  kanatlarının altına almayı başaralı 200 yıl olmuştu.

Pagan / çok Tanrılı inanıştan olan Greko-Latin uygarlığı Hıristiyanlaşalı ve İsa asılıp “ Konsül Hıristiyanlığı ” resmi din ilan edileli beri Roma, İsa’yı asıp sosyal ve kültürel  görkemini  koruyacağını düşünmüştü. Oysa İsa’nın gölgesiyle çaresiz kalmıştı .

( Konsül : Roma’da her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri.)

Hunlarla Cermenler, aynı amaçla birleşince, Atilla’nın amcası Ruga / Rua , Kuzey Avrupa’da bir tehdit / gözdağı  odağı olmuştu Başbuğ Ruga / Rua , Orta Asya’dan getirdiği töre ve törenlere sadık / bağlı kalıp kendi kültüründen geri bir kültüre sahip Cermenleri etkisi altına aldı.

Hunların giyim-kuşamları, pusat / silah ve donanımları, at ve araba koşumları, Romalılardan ileri düzeydeydi . Örgüt yapıları da öyle. Hunların dinsel inançlarından da etkilenip Şaman tapınma törenleri birebir  Cermen kültürünün temelini oluşturdu.

Hunların / On – Ok ‘ların  etkisiyle ilkel Cermen toplulukları Greko- Latinlere kafa tutar konuma geldi. Ruga / Rua , Hunları ve Cermenleri aynı bayrak altında toplayıp görevi tamamlanınca, göğe uçtu. Atilla’nın eli, amcasının kanına bulaştı.

————

2. Bölüm

————

Atilla’nın babası Muncuk sağ olmasa da, Cermen anası  Yula, abisi Bleda’ya ve Atilla’ya analık görevini yapıp Hun törelerinde iyi bir bahadır / yiğit olarak yetiştirdi.

Bleda, çok genç ve gözü pekti. Batı Roma’ya akınlar düzenledi. Hun ve Cermen silahlı güçlerini yeniledi. Ardından geniş bir coğrafya üzerinde hiçbir muhalif / karşıt  odak bırakmadı.  Uyruğundaki / bağlı halklara dirlik ve düzenlik güvencesi verdi.

Hun ve Cermen ittifakı / anlaşması  , öç ve yağma üzerine kuruldu. Doğu ve Batı Roma, İmparatorluğun alternatifi / karşıtı oldu. Greko-Latin uygarlığı, step uygarlığının atları altında ezildi.

Atilla’nın karısı  Albız, boş durmadı. Atilla’nın içine şer / kötülük tohumları ekildi.

“ İki kılıç bir kına sığmaz! ” diye fısıldadı.

 Atilla, aldırmadı.

“ Dünya, iki başbuğa dardır. ” diye mırıldandı.

 Atilla, umursamadı.

“Senin akıbetini / sonunu Bleda tayin edecek / kararlaştıracak ! ” diye bağırdı.

“ Bleda mı? ” Olmazdı, Olamazdı.

Niçin olamasındı ?  Olur, olurdu elbet.

Atilla’nın kardeş sevgisiyle yanan kalbi, birden öfkeyle kabardı, hınçla bilendi. Sağ kolu Arpad’ı yanına çağırdı.

Bleda’nın kesilmiş saçı, iki hafta sonra Atilla’nın tolgasına / savaş başlığına sorguç  / başa takılan tuğ / süs  oldu.

Diriyken esirgediği kutluk değeri / uğurluluğu başının üstünde tuttu.

Kendisine katil gözüyle bakanlara “ Yeter! ” diyordu çığlık gibi yırtıcı sesiyle.

“ Saygısızlık etmeyin Bela da benim öz karındaşım ağabeyimdi. Alplik nedir, o öğretti bana. Kendisini öldürtmem gerektiğini de.”

( Alp : Yiğitlik . Yürekli  . Kahraman )

 Sonra sırtını bir ağaca dayayıp uzak bir sungura bakıyormuşçasına gözlerini kısıp ihanetini ve sebeplerini anlatıyordu ve sonucu şöyle bağlıyordu:

“ Ağabeyim Bleda’nın malum akıbeti / bilinen sonu , mevcut / var olan  koşulların ve doğa yasalarının bir gereğiydi.

Gerçekte, o ölmedi. ruhen benim içimde. Gücünü bana bahşetti / bağışladı – sundu. Ondan önce saftım, gözüm açıldı. Bleda’nın uçmağa varışından başlayarak  uslamlama  gücüm arttı”

( uslamlama : Mantık ilkelerine uygun biçimde düşünme ya da bu ilkelerden yararlanarak sorun çözme.)

————-

3. Bölüm

————-

Tolgasıyla / savaş başlığı ile , kılıcıyla , çıkık elmacık kemikleri, sakal bırakmış yüzü, kısa boyuyla bir at çobanına benziyordu.

Ne Bayındır Han kadar görkemli  ne Oğuz Kağan gibi bilge , yarı Cermen yarı Hun, sürekli tetikte / hazır , sürekli dikkatli. Bir at çobanı, kısık çekik gözleri bir step / bozkır  ejderi gibi kızıl diliyle tıslayarak gülüyordu:

“ Ben, Roma İmparatorluğu’nun baş belasıyım.  Mağdur / haksızlığa uğramış ve mazlum / boynu bükük  halkların öç mızrağı.”

Tepeden tırnağa insanı titreten bir sesi vardı.

Burhan  / Haldun Dağı’nın alnacında / yüze karşı gelen tarafında  ulayarak yedi düvele  / devletlere seyr-ü sefer eden / gidip gelen Cengiz Han’dan el aldı.

Seyr-ü sefer eyleyip köle ticaretinden büyük gelir sağlayan Burgondları kılıçtan geçirdi. Viking ve Saksonları hükümranlık alanlarından kovdu. Kuzey Avrupa’yı tümden ele geçirdi / dize getirdi. Kendini Kağan ilan edip Kaman / Şaman kahinlerinin elinden taç giydi.

( Kahin : Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme savında bulunan kimse. )

Atilla, Kağan olur olmaz step / bozkır  törelerini kesintisiz yürürlüğe koydu. Uyruğundaki halkların dinler mozaiğine saygılı davrandı. Balkanlara Hunlardan önce gelen Hıristiyanlaşan Türk toplumlarına Romalılarla Hunlar arasında ezilmesinler diye özel önlemler aldı. Kendisine bağlı karındaşlarına Talan / yağma  ganimetlerini eşit paylaştırdı.

Ne var ki Kağanlığına bağlı  kahinler Kurulu, yeterli bilgi ve bilgeliğe sahip değildi. Step törelerinin temelindeki  ADALET ANLAYIŞI , onların  elinde dehşet / ürküntü – yılgı  , kan ve gözyaşına döndü.

En büyük müttefiki / bağlaşığı Cermenler; akıl almaz, tüyler ürpertici cezalar aldı.

Tarihe acımasız bir hükümdar olarak geçti.

Oysa aşk ve adalet anlayışını bu ilkel insanlara aşıladığını sanıyor, kendi suretine bürünmüş korkunun kol gezdiğini fark etmiyordu.

O, büyük ideallerin / ülkülerin ve Tanrısal aşkların adamıydı .

Tek amacı, yeryüzünü bir Hun / On – Ok  cenneti yapmaktı .

Bu kutluk ideali / kutsal  ülküsü  uğruna kelleyi koltuğa almış, gerçek bir step bilgesiydi .

————–

4. Bölüm

————–

Atilla, bu idealle / ülkü durmuyor, yeni seyr-ü seferler / gidiş – gelişler düzenliyordu.

Doğu Romalılar;

“ Atilla Konstantinopolis’e / İstanbul’a geliyor! ”

diye Trakya Bölgesi’ni olduğu gibi step atlılarına terk ettiler ve Marmara Bölgesi’ne çekildiler.

Atilla, Konstantinopolis’e girmedi. Meriç Havzasında durdu.

Marianopolis’le  Serdice dahil / içinde , yetmişten fazla kent zapt edildi.

“ Şimdilik bu, yeter.” dedi.

Zamanın sarkacı gidip gelirken, öç duygusu Doğu Romalıların İmparator naibi / vekili Krysaphios’un Atilla’ya kininiyle birleşince,  Krysaphios, Kağanın başını Onun sağ kolu Edekon’dan istedi  ve  ona bir servet teklif etti / önerdi.

Edekon, Krysaphios’un teklifini / önerisini  kabul etti ve hemen yola koyuldu. Atilla’yı katletmek / öldürmek  şöyle dursun, Krysaphios’un girişimini Atilla’ya  kendi anlattı.

( Sarkaç : Düşey doğrultunun iki yanında salınacak biçimde asılmış salınabilen nesne.

Naib / p : Vekil . Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse. )

Atilla, Krysaphios’un başını istedi.

Krysaphios, Hunları hiç tanımamasının bedelini canıyla ödedi.

Çünkü elçi Edekon’un indinde / yanında  Atilla, Gök Tanrı’nın bir suretiydi / görünümüydü .

İstese de ona ihanet edemezdi / aldatamazdı .

Kaldı ki  Atilla’nın erkanı / ileri gelenleri , Atilla’dan daha iyi koşullarda yaşamaktaydı.

Atilla,  görkemini  bağlılarından  esirgemezdi de.

Rahip Jordanes ve tarihçi Priskos, bu tuhaf gerçekliğin tanıklarıydı.

Trakya’nın ilhakından  /  bağlanmasından ve suikast olayından sonra, Atilla, kuzeye çekildi. Doğu Roma ile Batı Roma birleşip Atilla’ya saldırdı.

Atilla, antlaşmalar yapıp bekle-gör politikası uyguladı Ta ki, Hororian’ın sesi, ta Tuna kıyılarında yankılanınca kendisine 25 yıl önce gönderilmiş yüzüğe dudak büken Atilla, Hororian’ı kurtarmak için ant içti.

İmparator Constantius’un kızı ve varisi / mirasçısı – kalıtçısı Hororian’u İmparator ölünce İmparatoriçe Plancdia, hapse attırıp oğlu Valentinianus’u imparator yapmıştı.

Atilla, Hororian’ın zindana kapatılmaması ve karısı olması için Batı Roma ‘ya dünürcüler gönderip İmparatorluğun yarısını drohoma olarak istedi.

( Drohoma : Hıristiyanlarda ve Musevilerde, bir evlenmede, gelinin damada  verdiği para ya da mal.)

İmparatorluk reddedince / kabul etmeyince , bu isteğini Orleans’da Roma ve ittifakı / anlaşmalısı  Got ordularıyla Batı Hun silahşorları göğüs göğse çarpıştı. Kan, su gibi aktı Gök Tanrı’nın kutluk alpleri, Şaman bahadırlarının ümit ve cesaretle yoğrulmuş step atlıları, Batı Roma ordusunu dağıttı Kuzey Galya, küçük krallıklar halinde parçalandı.

( Galya : Günümüzde başta Fransa olmak üzere Batı Avrupa’nın büyük bir bölümüne tarihte verilen isimdir.)

Britanya, Saksonlara –  Güney Galya ve İspanya, Vizgotlara – Jura ve Alp bölgesine Burgonlar yerleşti.

Step / bozkır  atlıları, vadilerden ağır ağır Po ovasına  aktılar. ( İtalya )

Po ovasında salgın , kasırga gibi Atilla’nın ordusuna çullanınca, o görkemli Hun ordusu, hızla eridi.

Apeninler, toynak / hayvanların tırnak sesleri yerine hasta askerlerin öksürüğüyle yankılandı Atilla, Hıristiyanların Tanrısı’nın hışmına /  kızgınlığına  – öfkesine uğradığını düşünüp geri döndü. İçindeki ateş, bir türlü sönmüyordu.

Hororian’ın da, Roma’nın da, Gök Tanrı belasını versindi , tekrar evlenmeye karar verdi.

Kendisine İlek, Dengizik ve İrmek adlı üç oğul veren Albız yoktu artık.

İldiko adlı bir peri kızını sevdi.

İldiko kimdi, nereliydi, kimse bilmiyordu.

Yedi gün şenlik ateşleri yakıldı. Davullar vuruldu. Yedinci gün, Atilla gerdeğe gencelip / gençleşip girdi.

Ecel, onu nice savaştan yara almadan kurtulmuş, stepleri bozkır kurdu İldiko’nun gök gözlerinde boğuldu, yok oldu. Atilla ölmüş, Atilla öldürülmüştü. Şaman kahinleri, bu kutluk ve bilge Hanı gömecek yer bulamadılar.

Tuna nehrinin kollarından birinin yatağını değiştirip üç günlük yuğ töreninden sonra kızıl otağın önünden Begümler saçlarını yoldu.

( Begüm : Güney Asya’da yerel yöneticilerin ailelerindeki kadınlara verilen unvan. Türkçedeki bey unvanından türetilmiş beğim sözcüğü. )

Alpler, sakalların yolup; beyler, hançerleriyle yüzlerini çizip; kızıl ateşlerin önünde, sinsin oynadılar. Bu nehir yatağına gömdüler ulu Hakanlarını.

Definle gömüyle  görevli  Yund kabilesi, töreleri gereği Batı Hun topraklarını terk edip atlarını bir daha dönmemek üzere Anadolu’ya doğru sürdüler. Atilla, göğe uçup gitti, ulu bir sungurun kanadına takılıp…

( Sinsin : Genellikle köy düğünlerinde geceleyin yakılan bir ateş etrafında, davul-zurna eşliğinde sadece erkekler tarafından oynanan yarışmalı bir oyundur.)

——————–

Bilgileri topladım ve sadeleştirdim .

İdris Kulaçoğlu .