TÜRK TARİHİ 8

2 ESKİ TÜRK TARİHİ

GEZİ NOTLARI

————————-

Ve Tamgalı Say tabelasını görünce otobüsten inip fotoğraf çektirdik…

Tamgalı Say tabelasını epey geçtikten sonra yoldan ayrılıp toprak bir yola girdik. Rehberimiz, “ geldik ” dedi ama önce hiçbir şey göremedik.. Biraz ileride, bulunduğumuz yerden 200-300 metre yükseklikte üç dört taşlık tepe vardı, o kadar…

Tepelere doğru yürümeye başladık.. Rehberimiz, önümüze çıkan üstü açık mezarları gösterdi ve anlatmaya başladı…

“ Bu mezarlar, bronz devrinden kalmadır. Cesetleri, ”ölmemiş” kabul ederek ve yeni doğan çocuk şeklinde bir pozisyon vererek, dik gömüyorlardı. Cesetlerin başı batıya dönük o zamanki anlayışa göre öbür dünyaya bakıyor…

Mezarlar talan edilmiş. Bu mezarlarda sadece bir altın küpe bulunmuş. mö. 3500 öncesine ait olduğunu söylüyor.. ‘’

Rehberimiz sıradan biri değil. O da Kazak Bilimler Akademisi üyesi ve bir doçent… Kemal Akışev’in talebesi .

Alman asıllı Doç. Dr. Aleksandır Goryachev Pavloviç”e göre burada 3 farklı mezar anlayışı var. Bunlardan şu sonuç çıkıyor ki burası bir mezarlık bölgesiydi. Kadın mezarlarında altın takılar var.

Erkeklerde minyatür silahlar var ama kadın mezarlarında her şey gerçek…

“ SISTA” denilen bir metre derinliğinde har tarafı düzgün taşlarla örülmüş mezarların üzerinde de taş kapaklar , bazı taşlarda resim ve işaretler var. Kazım Mirşan’a göre bunlar biraz ötedeki Tamgalı Say ‘ dan alınma ve mezarlar daha yakın bir tarihe ait..

Alman asıllı Alexandır Goryachev, kafileyi mezarların başında topluyor:

 “Burada gördüğünüz mezarlar, az ötedeki Tamgalı Say ‘da göreceklerinizin yanında daha hiçbir şey değil…

Tamgalı say, bir döneme yani bir nesle ait bir yer değil.

Burada bin yılların birikimi var. Biraz sonra insanoğlunun ilk defterlerine götüreceğim sizleri. KAYADAN  DEFTERLER …

 Bu defterler belki de binlerce yılda yazıldı.

Benim kanaatim mö. 3500 yıllarına dayanıyor ama kesin bilgi değil. Burası farklı bir yer. Sovyet döneminde tankların talim alanı olarak özellikle seçilen bir yer. Tankların sürekli burada talim yaptığını düşünürseniz, kayaların titreşimden ne kadar etkilendiğini ve nasıl döküldüklerini tahmin edebilirsiniz. Ayrıca bir de atışları eklerseniz Tamgalı Say”ın bugüne kadar ayakta kalmasının mucize olduğunu düşünmek gerekir. O kadar ağır  bozulmaya rağmen kayalar direnmiş.

İşte 35 bin yıllık kaya defterleri
—————————————
Tamgalı Say’a biraz daha yaklaştıkça kayalar üzerindeki resimler belirmeye başlıyor.

Küçük bir alan içinde, kayalardan oluşan tepecikler, TARİHİN RESİM SERGİSİ gibi…

Keçiler, atlar, sığırlar, kurtlar, av resimleri, eğlence resimleri ve TÜRK DAMGALARI …

Her santimetrekaresinde resimler bulunan kayalar, güneşin altında, kalıp kalıp dökülüyor… Belki de kayalar, kendi ömürlerinin sonuna gelmiş.. Bir şeyler yapmak, bu kaya resimlerini kurtarmak gerek… Bu tepecikleri güneş ışığından, yağmurdan ve kardan korumak gerek…

İLK YAZI RESİM VE TAMGALARLA BAŞLADI.

——————————————————-
Kazım Mirşan, üniversitedeki konferansta ve Tamgalı Say sohbetlerimizde, Türk tarihinin zaman tünelini şöyle anlattı:

” Benim tespit edebildiğim / saptadığım  kadarı ile, tarihin en eski yazısı burada, Kazakistan’ın Yedisu bölgesindeki, TAMGALI SAY ‘ daki resimlerdir.

İlk yazı bu şekilde başladı. Bu resimler arasında ilk Türk harfleri de var.
Taşlara çizilen resimlerin tarihini belirleme imkanı / olanağı yok.

Musabayev 10 bin yıl olarak tahmin ediyor. Bana göre ise bunlar en az 35 bin yıl öncesine ait !

Medeniyetimiz Tamgalı Say’ da başlamış. Bir Rus hanım araştırmacı; Maksimova 1954’te gitmiş kaya resimlerini görmüş, incelemiş, fotoğraflarını çekmiş ve kitap olarak bastırmış…

Daha Çingiz’in ismini taşıyan çok eski yazıtlar var, okunmamış çok yazıt var.
Portekiz’de, Fransa”da da var bu tür yazıtlar; hepsi Türkçe. Onların karbon testi yapılabilmiş. 28 bin yıllık oldukları tespit ediliyor/ olarak saptanıyor..
Tamgalı Say’daki resimlerle, ” ilk yazılar ” la benzerlikleri var ama dil bilimi açısından Tamgalı Say’dakilerin daha eski olduğu anlaşılıyor.

Buradaki kültürün, Fransa’ya kadar ulaşması için birkaç bin yıl gerekir, bu nedenle 35 bin yıl diyorum.
Mısır yazıtları da Türkçe”dir…
Altın elbiseli adamla birlikte bulunan taştaki yazı Türkçe’dir.
ŞÖLGENTAŞ Mağarası’nda 16 bin yıllık Türk damgaları var.
Bu tarih, karbon testi ile belirlendi ve kesindir.
PAZIRIK kurganında ortaya çıkan Türk halısı bir at sırtına örtülmek için örülmüş.

Bulanlar bunu bir türlü Türklere mal etmek istemedi ama sonunda başka bir çare bulamadılar. 4 bin yıllık bir halı…
İskandinavya’da da Türklerle aynı usulde dokumalar var. Türkler bu sanatı oraya da götürmüş…
86 yaşındaki Kazım Mirşan, bütün ömrü boyunca araştırdığı Türk dili tarihinin kaynağına geldiğini bildiği için, kayalar arasında inatla dolaşıyor ve tehlikeli bölgelere de tırmanıyordu… Onun yüreğinden nasıl ırmaklar aktığı, yüzünden belli oluyordu. Biz de tarih sarhoşu gibiydik…


Tamgalı Say’daki 35 bin yıllık kaya defterlerinde, bir insan başı üzerinde güneşle simgelenen motifin özel bir anlamı var. Çünkü bu motife, kaya resimleri arasında sık sık rastlıyorsunuz.
Ya bir insanın başında ya da bir dağ keçisinin başında aynı tamga var.
Türk tarihinin sırları bu resimlerde ve tamgalarda yatıyor.
Kazakistan Bilimler Akademisi üyesi asıllı Doç. Dr. Alexandır Goryachev, bu resmin uzaydan gelen adamı simgelediğini söylüyor.

Kazım Mirşan”a göre, yazıyı da Türkler buldu.
En belirgin örnekleri;
—————————
1-Tamgalı Say: Maksimova 1954’te buldu.

Buradaki resimler 35 bin yıl öncesine dayanıyor.
2-Talas-Açıktaş yazıtları, en az 7 bin yıllıktır.
3-Essik kurganı ve Altın Elbiseli Adam, biliyorsunuz 3 tane daha bulundu…
Kazım Mirşan’ın bu büyük iddiasına, gözümüzle görmesek, biz de inanamazdık!

“ Medeniyet, bütün dünyaya buradan gitti ! ”


* Bu resimlerde Türklerin sembollerini, davranış felsefesini görebiliyorsunuz. Resimlerdeki hayvanların davranış şekillerine göre yazıyı okuyorsunuz.

Erken Türkler’in yazıtları resim şeklindedir.

Aslında bunlar yazıdır, tümüne YAZIT diyoruz.

* Avrupalılar bu alanda çok hatalı davranmış.
Örnek olarak ;

Lazkio’deki yazıtları yorumlarken bizon postu giymiş bir adam ve ileride geyikler var.

Bu resmi, ” Şaman, hayvanları kovalıyor ” diye yorumlamışlar.

Halbuki, resmi çizen adam diyor ki,

” AV SIRASINDA BİZON POSTU GİYERSEN , GEYİKLER SENİN İNSAN OLDUĞUNU ANLAMAZ , SENDE RAHATLIKLA AVLARSIN ! ‘’

( Bu örnek , batı insanlarının kazı yazıtlarını ne kadar yanlış okuduklarını gösteriyor . İdris Kulaçoğlu )
Tamgalı Say’da akşama kadar, kaya resimlerini inceledik…

Mirşan zaman zaman bilgi verdi:

”Bana göre, Türklerin en eski izleri, Yedisu bölgesinden önce Afganistanda bulunuyor.

İNGİLİZ bilim adamları da bu kültürün izlerinin bütün Avrupada, İskandinavyada, İtalyada, Macaristanda bulunduğunu kabul ediyor.

Bunu taştan yapılmış aletlere dayanarak söylüyor ve KARAKAMAR mağarasını örnek gösteriyor ve 40 bin yıl öncesine kadar götürüyorlar.

Biz bu kültürün asıl mekanını / yerini – bölgesini  Tamgalı Say ‘da görüyoruz. Buraya da Afganistandan gelmiş olabilirler. Çünkü Karakamar mağarası o kadar eski değil.Tamgalı Say’ı nasıl 35 bin yıl öncesine götürüyorum ?
Ruslar, Şölgentaş Mağarasını 16 bin yıl öncesine götürüyor.
Fransada aynı tipte bir mağara var: LAZKİO Mağarası… Bunun tarihi 17 bin 500 yıl olarak tespit edilmiş / saptanmış..
Şölgentaş’ taki mağarada Lazkiö ‘daki detaylar var.

Hayvan başı detayları…

Şölgentaş ‘ta ise o kadar detay yok. Tabii / doğal  halde, hayvanı olduğu gibi çiziyorlar. Fransa”daki mağara ile karşılaştırıldığında Şölgentaş’takinin daha eski olduğu anlaşılıyor.
17 bin 500 yıl karbon testi ile ispatlanmış…

Şölgentaş bundan da eski olduğuna göre…

İngilizler resimleri, 32 bin yıla kadar götürüyor.
Eğer bunlar 32 bin yıllık ise ve kültür Tamgalı Say’dan gitmişse, Tamgalı Say’ı en az 35 bin yıla dayandırabiliriz. Bunu Lazkio mağarası için yapılan karbon testleri gösteriyor.


Bu mağara, toprak kayması sonucu kapalı kalmış, hava almamış.

Fransızlar keşfettiğinde içerde oksijen bulunmadığı için resimlerin bozulmadığını tespit ettiler. Fransızlar bu mağarada fotoğraf çektirmiyor. Ancak çekilmiş resimleri var.
Orada bulunan derin bir çukurda KÖMÜR vardı.

Kömürün 17 bin 500 yıllık olduğu tespit edildi / saptandı.

Tabii / doğal kömür sonraki bin yıllarda mağaraya konulmuş olabilir.

Şölgentaş ise açık bir mağara.

Oradan alınan kömürler daha erken mi geç mi bilemem ama 16 bin yıllık olduğu söylenebilir. Bu kömürler resimler çizildikten sonraki bin yıl içinde de bırakılmış olabilir.

İlk insanlar, yazıyı davranış şekillerine göre yazmıştır.
(Binlerce yıl önce bu resimleri çizenler, bugün onları yorumlayanlardan daha zekiydi bu duruma göre…)
Tamgalı Say”ı geride bırakıp giderken, kendimi sadece Türkçe’nin ve Türk tarihinin değil, bütün insanlık tarihinin ve dillerin zaman tüneline girmiş de oradan bugüne dönüyormuş gibi hissettim…

İdris Kulaçoğlu .

** KAYNAKÇA : Servet Somuncuoğlu- Taştaki Türkler **