TÜRK TARİHİ 9

Ölen insanların ruhu;

ŞINGIL Ağacı                

—————————

Tamgalı Say’ın girişinde mö.3500 yıllarına ait mezarları geçtikten sonra, tepelere; kaya resimlerine doğru Aysev Turizm yetkilisi Murat Ayaydın ile yürürken yolun iki yanında çaput bağlanmış ağaçlar dikkatimizi çekiyor.

Rehberimiz, Şıngıl ağacının, burada ölen insanların ruhu olarak kabul edildiğini belirtti.
Büyük heyecan !
Turgay Tüfekçioğlu, Celil İnce, Doç. Dr Alexandır Goryachev, Oğuz Yıldırım ve Kazım Mirşan Tamgalı Say”da büyük bir heyecan içinde.


Hiçbir resmi ihmal etmedik / boşlamadık – savsaklamadık .
Tamgalı Say’da çektiğimiz bütün resimleri, Turgay Tüfekçioğlu’nda topladık ve hepsini çoğaltarak, bilimsel incelemelerine devam etmesi için 86 yaşındaki Kazım Mirşan’a ilettik. Birbirimizi de uyardık ki, herkes fotoğraf çeksin.
** Ne yapalım ki, Türkiye’de hiçbir üniversite, Mirşan’ın iddialarını incelemeye yanaşmıyor.
** Çünkü, ellerindeki Batıya ait veriler Kazım Mirşan’ın tespitleri / saptamaları  ile uyuşmuyor. Bilimsel bilgiyi üretmek yerine, BATI’DAN AYNEN KOPYALAMAYI tercih ediyorlar / seçiyorlar.

( Ben , Kazım Mirşan’ın tv deki tüm yayınlarını izledim . Kitaplarınından okudum .

Kazım Beyi kendine başlangıç noktası almış Haluk Tarcan’ın çalışmalarını okudum , inceledim .          

İsteği şu :

‘’ Benim ortaya koyduğum bilgileri araştırın – soruşturun  , hatalarım var ise bulgu ve belgeleri ile söyleyin !

Hatam yoksa kabul edin ve geliştirin !

Ben sağ iken , benimle konuşun !‘’

Daha ne desin ?

Çalışmalarını devletin ilgili kurumlarına göndermiş !

Bu çalışmalar bir batı milleti için olsa , o milletin kurumları ve bilim insanları vakit kaybetmeden alırlar , araştırırlar ve dünyaya yayınlarlardı !

Belgeseller , kısa ve uzun filmler yaparlar ve Kazım Beye Nobel ödülleri verirlerdi !

Bu gün 2021 ve yarınlarda   Kazım Mirşan’ın tüm bulgu , belge ve okumaları birer  birer ortaya çıkmaktadır – çıkacaktır.

Türk dil ve tarih kurumu , kültür bakanlığı , üniversitelerimizde görev yapan prof’ler, akademisyenler ne iş yaparlar ?

Lakin Türk tarih , dil ve kültürümüzün ortaya çıkmasını sağlayan Kazım Bey artık yaşamda  değil ! ( 2016 da aramızdan ayrıldı .)

İşte bu nedenle çok kızgınım !

İdris Kulaçoğlu . )


Moğolistanda da aynı yazıtlar var

Moğolistandan gelen tarih profesörü Bilcumar Kamalaşoğlu, beraberinde getirdiği dev bir haritayı açarak, Kazım Mirşan’a Moğolistan”daki yazıtların yerlerini gösterdi, kitaplar hediye etti ve Moğolistana davet etti.
Turgay Tüfekçioğlu ile göz göze geldik,

“Mirşan Hoca ile birlikte bize Moğolistan yılları görünüyor” dedi.

Kazım Mirşan, Kazakistan Bilimler Akademisinde bir tebliğ / bildiri sundu.

Kazım Mirşan’ı ,

Turgay Tüfekçioğlu tanıttı:

”1919 Kulca doğumlu. 1935 ten beri Türkiye’de.

Bütün Türk lehçelerini ve ağızlarını biliyor.

1935’de Türkiye’ye geliyor, liseyi bitiriyor. İTÜ 3.sınıfta okurken inşaat mühendisliği tahsiline devam etmek üzere Almanya”ya gidiyor.

Türk dili ve genel olarak dil üzerine yaptığı bilimsel araştırmalara, 1979 yılında başlıyor.
*Yenisey Ulukem, Baykal Lena , Altay Talas yazıtlarını okuyor.

(Talas yazıtlarını 1932’de Mason buldu.Mason”un bulduğu yazıtlar halen, Petersburg’daki Ermitaj müzesindedir. )

Mirşan, İskiteli, İtalya, Anadolu, Eskişehir’deki Yazılıkaya yazıtlarını, bütün RUNİK yazıları ve Etrüsk alfabesini çözmüş durumdadır ve Mirşan’ın tespitleri / saptamaları , insanlık tarihin altüst edecek kadar önem taşımaktadır.”
————
Mirşan’ın anlatımları, Tamgalı Say, Altın Elbiseli Adam ve Nur Muhammed”in duası, kurganlar…

Kafilede hemen herkes, grogi durumdaki boksör gibi…

Kazım Mirşan’ın bütün bilimsel tespitlerini daha önceden bildiğim halde, ben de onlardan farksızım..

Bir bilim adamı, Eskişehir YAZILIKAYA anıtı ile Hoca Ahmet Yesevi türbesindeki desenlerin aynı olduğuna işaret etti.

Bu arada, konferansı Moğolistan”dan gelen Moğol tarih profesörü Bilcumar Kamalaşoğlu da izledi ve beraberinde getirdiği dev bir haritayı açarak, Kazım Mirşan’a  Moğolistan’daki yazıtların yerlerini gösterdi, kitaplar hediye etti ve Moğolistan’a davet etti.

Ertesi sabah da Bişkek’e doğru otobüsle yola çıkacağız…
Kazak Müzik Aletleri Müzesi Müdürü bir Bozkurt!
Almatı’da, Kazakistan Halk çalgıları müzesini ziyaret ettik.

Müze müdürü Hasem Kerimcanoğlu Hoca Ahmed, Sovyet döneminde birkaç kez tutuklandığını ve cezaevinde yattığını söylüyor.

Şimdi de Bozkurt bayraklı “ Azat Partisi ”nin başkanı.

Bütün eski Türk müzik aletlerinin burada toplanacağını ve müzeyi “TÜRK HALKLARI MÜZİK MÜZESİ”ne dönüştürmeyi planladığını söylüyor.


KIMIZ , verem, mide, bağırsak ve kalp hastalıklarına iyi geliyor …
Aysev turizm şirketinin Almatı temsilcisi Süleyman Kelebek ile birlikte şehir dışında bulunan bir kımız çiftliğine gittik. Bizi çiftlik sahibinin 80 yaşındaki babası, Çerşebek Tıloğbay karşıladı.

Çerşebek, çarşamba demek.

1500 dönümlük bir arazide kurulu olan çiftliğin sahipleri, İstanbul’dan geldiğimizi, gazeteci olduğumuzu öğrenince, bizi evlerine davet ediyorlar, kımız, hamurdan ve baldan yapılan ve “ ÇAKÇAK ” denilen bir yiyecek ikram ediyorlar.

Testilerle ve büyük su şişeleriyle kımız satın aldık.

Daha yolumuz uzun.. Üstelik, kımız şişelerinden birini Kazım Mirşan”a hediye edeceğiz.

KIMIZ NASIL YAPILIR .     
—————————
Bahattin Ögel, kımızın nasıl yapıldığını şöyle anlatır:

”Kımızın özelliği, mayasından ileri gelir.

Bozkır halkı, Kırgızlar ile Başkırtlar, en iyi maya olarak eski kımızı kullanır. Sonbaharda mayalı kımız, ağzı iyice kapatılmış bir şişe içinde saklanırdı.

Yazın kımız çalma zamanı gelince, bu mayaya aynı oranda taze kısrak sütü katılır ve ılık bir yerde 24 saat bekletilirdi.

İkinci gün buna iki misli daha taze süt katılırdı.

Maya için kışa bırakılan kımız, kışın birkaç defa inek sütü ile ekşitilirdi.

Buna, KATIK adı verilirdi.
Yaz gelince bu maya bir veya iki misli kısrak sütü ile karıştırılarak çalkalanır ve

22-25 derecede ılık bir yere bırakılırdı.

Dört veya beş gün sonra, yani gaz haline gelinceye kadar bekletilir ve alınarak kullanılırdı…
Kımız, ” Veremle mücadele ”de en tesirli ilaçların başında geliyordu.

Yalnızca Başkırdistan’da 800 ve 540 yataklı iki sanatoryum vardır.

Kımız, mide ve bağırsak böbreklere, kalbe ve damar sistemlerine de tesirlidir. Kısrak sütü hem fizik ve hem de kimya bakımından inek sütünden çok ayrılır.

Kadın sütüne benzer…”

———

“ Dünyadaki bütün alfabeler Türk alfabesinden türemiştir. ”

———
 
Kazım Mirşan Manas Üniversitesindeki bilimsel toplantıda kısa bildirisini sundu. Salonda bulunan öğretim üyeleri ve öğrenciler de katkıda bulundular.

Kırgızistan’da Türk Uygarlığını Araştırma Enstitüsü var ve Türkoloji çalışmalarına önem  veriliyor.

Mirşan, konuşmasına, ON OYUL devletinin, Kırgızistan’da bulunan Talas’ta kurulduğunu anlatarak başladı,Talas’taki yazıtların 7 bin yıl öncesine ait olduğunu, sonra soğuk çağın başladığını, mö. 3500 yıllarında Türk uygarlığının yeniden parladığını belirttikten sonra sözü,”Büyük Türk tarihçisi ÖNRE BİNA BAŞI ”ya getirdi:

” Önre Bina Başı ”ya göre AT OY BİL devleti mö. 1715 ‘te Urallarda kuruluyor.

UÇUZ yazıtında :


” Halkımız kendi  At-il ‘ine yerleşmiş bulunuyor” ifadesi var.

ATİL ‘in bir sembolü var ve bu da muskada kullanılıyor. Atil muskası deniliyor ve ”kullananlara uğur getirir”deniliyor.Kurus’un  Messaget seferini kastederek Yuluğ Tigin şöyle diyor:

” TÜRK – BİL ‘ i kendi ilimiz kabul ederek bize olan bağlılığından dolayı… Davetiniz üzere sizin için savaştım…”
——-
Demek ki tarihte başka bir halk için savaşa giren bir halktır Türkler.

——-

Bu Türk anayasalarında yazar.

Dünyadaki bütün alfabeler Türk alfabesinden türemiştir.

Etrüsk pusulası da bunu gösterir.


(Kazım Mirşan’a göre ;

Etrüsk pusulası, dünyadaki bütün alfabelerin Türk alfabesinden türediğini ispatlıyor.

Etrüsk alfabesinin Latin alfabesinin temeli olduğu Batılı bilim adamları tarafından da istenmese de kabul ediliyor.

İtalyan Üniversiteleri, Etrüsklerin Türk olduğunu bildiriyor.

Bu durumda, Türkler, Atatürk ile birlikte Latin alfabesini kabul ederken, kendi mallarını geri almış oluyor.)


“Dünyadaki bütün alfabeler Türk alfabesinden türemiştir.”

————–

Göktürk diye okunan yazı, ” ÖK-ÜK Türk ” dür.
————–
” ÖK-ÜK Türk ” demek, ” Tanrı’nın Türkleri ” demektir.
————–
” Tanrı Türkleri uzaydan gönderdi ” anlamında.

Türk bu durumda, o zamanlar için dini bir kavram oluyor.

Örnek olarak  , o zaman Türgişlere Türk diye bakmıyorlar.

Çünkü Türkçe konuşuyorlar ama Türk dininden değiller.

” Türgişleri yendik, çünkü biz Tanrı ‘nın Türkleriyiz” diyor.

Orhun yazıtlarında söz konusu olan devlet Türk Bil / TÜRÜK BİL devletidir.
BİLGE Kağan demek yanlış, BİLİGLİ Kağan diye okumak gerekirdi.

Eski kelimeleri bugünkü söylenişiyle ifade etmek doğru bir yöntem değildir.


** BİL , bugünkü anlamda federasyon / BİRLİK  demek.


** İL , federasyona / birliğe dahil / katılan devlettir.

BİZ , bugün Orhun kitabelerinden kelimeler alıp diriltmeliyiz, onları yaşatmalıyız.

Zamanı Tanrı yaşar!

Türkler galaksi merkezinin çapını, güneşin tabakalarını, elementlerin adlarını biliyordu.

Bugünkü astronominin ulaşamadığı bilgilere vakıftılar.

ÇİLGİRİ yazıtlarında Türk kozmolojisini, Türk felsefesini bulabiliyoruz .

ISSIK  KÖL /  GÖLDE  HACI OLMAK ! 
———————————————
Balasagun’dan ayrılıp, Tanrı dağlarını sağ yanımıza alarak, gittikçe yükselen vadilerden, gürül  gürül akan ırmaklardan geçerek her dönemeçte karşımıza çıkan farklı manzaraları /  görünümleri  doya doya seyrederek Issık Göle ulaştık.
Sovyet döneminde yapılan ve nöbetçisi bile olmayan eski bir tatil köyüne girip, göl kıyısında piknik yaptık.

Burası yüksek olduğu için, yaz ortasına rağmen sıcaklık 10 derece…

Göl suyu da çok soğuk… İçimizden sadece Trabzonlu Zeki Saral, buz gibi suya girdi ve birkaç dakika yüzdü. Issık Göl’den ayrılırken,

“ İçinizde bir tek ben hacı oldum. ” dedi..

Kendisini karşılaştığı herkese sevdirmesini bilen ve otobüs yolculukları sırasında önde oturup mikrofonu eline alarak, “ General Önre Bina Başı konuşuyor ” diye söze başlayan Zeki Saral’a, Issık Göl’e tek başına girmesinden dolayı, ”General Önre Bina Başı” demeye başladık. Telefonumda da aynı adla kayıtlı.

———————————————–
Yazı Türk Damgalarından Türedi.

———————————————–

Kazım Mirşan, son konuşmamızda tarihe seslenir gibi sözler söyledi:


‘’ Zamanı Tanrı yaşar! ‘’


Bişkek Tarih Müzesini tatil günü ve akşam saatleri olmasına rağmen, Kazım Mirşan için açtılar..

Üniversiteden öğretim üyeleri ve müze görevlileri, bizi zemin kattaki depoya götürdü.

TALAS YAZITLARININ bulunduğu büyük taşlar burada.

3  büyük taş var.

Üzerlerindeki Runik Türk yazılarının kopyaları alınıyor.

Kazım Mirşan, fotoğrafları çok net çekmemizi rica etti.

Bu yazıları kendisi de çıplak gözle yeni görüyor. Yazıları tek tek fotoğraflardan inceleyip okumaya gayret edecek.
Ünlü Türk dilcisi ve tarihçisi Kazım Mirşan, Bişkek”teki son konuşmamızda tarihe seslenir gibi sözler söyledi ;

” Ben Kazım Mirşan;

Ulukem, Baykal Lena, Altay, Talas, Moğolistan, İskiteli, Val Camonica, Anadolu, İsviçre, Etrüsk, Yunanistan, Makedonya, Fransa, Portekiz, Pra Mısır ve İskandinavya yazıtlarını okumakla kalmadım, Türklerin takvimlerini de ortaya çıkararak  bolbolların tarihlerini de saptadım, elimden geldiğince erken Türk gramerini / dilbilgisinde yazdım. ‘’


**** Batılı bilginlerin bütün iddialarının karşıt bugün dünyada kullanılan alfabelerin hepsinin temeli Türkler tarafından 18 bin yıl öncelerinden beri geliştirilen tamgalara dayanıyor.

Latin, Yunan, Fenike ve Kril alfabelerinin Ön-Türkçe’den oluşmuştur.

Roma’nın küllerinden kurulduğu medeniyet olan Etrüskler Türk’tür.

(Etrüskçe yazıtlar ilk defa 1970 senesinde Kazım Mirşan tarafından çözümlenmiştir.)

Etrüskçe Ön Türkçe’dir

Skandinavya ve Avrupa’da 5000′den fazla Türkçe yazıt bulunmaktadır.

Mısır’da bulunan piramitlerden 2000 yıl daha eski ve iki kat daha büyük olan ve şu anda yasaklanmış bölgede bulunan piramitler Türkler tarafından yapılmıştır.


**** Türklerin alfabetik yazıyı geliştirdiği çağlardan daha geç çağlarda Sümerler, Hititler ve çok daha sonraları Çinliler tarafından geliştirilen hiyerogliflerden / resim yazılardan bir alfabetik yazı gelişmemiştir, çünkü bu çağlarda artık diller kendi karakterlerine kavuşmuş durumdaydı.


Türklerin Avrupa’daki ayak izleri Romanya’daki Attila hazinesi yazıtları, Proto / ön -Bulgar yazıtları, Yunanistan’daki Attika yazıtları, Sırbistan’daki  Vinça-Tartaria yazıtları, İtalya ve Avusturya’daki Etrüsk yazıtları, Fransa’daki Glozel yazıtları, Pra-Portekiz yazıtları ve İskandinavya yazıtları ile ben Türklerin Avrupa’da bıraktıkları ayak izlerini tanıtmış bulunuyorum. ‘’
———–
Bugünkü Avrupa medeniyetini kuranların yazı yazmasını bilen Türkler olduğu ispat edilmiş durumdadır.
———–
Batı bilginlerinin en büyük hatası Türklerin aşağılanmasına vesile / sebep  oluşturacak şekilde, Kül Tigin anıtının ms. 732 ‘de ve Qanım Kağan yazıtının 734’de dikildiğini kabul etmiş olmalarıdır.

Bizans tarihçisi Menander, Kül Tigin’in ölüm tarihini ms. 575 olarak veriyor.

Türük takvimine göre de aynı tarihi elde ediyoruz.

Çinli kaynaklardaki tarihler Çin saltanat takvimine göre yazılmıştır.

Bizim bugün kabul ettiğimiz takvime göre değil.
El Taberi, ” Resuller ve Hükümdarlar Üzerine Bilgiler ” kitabında şöyle diyor;


” Ali bin Muhammed ‘in bildirdiğine göre, Kuteybe, Nizek ile bir anlaşma yaptıktan sonra ms.705 yılında Baykent’e doğru yola çıktı. Arapların  ms. 707’de Buhara’yı, ms.711-712’de Semerkantı küçük çapta ordular ile aldıkları da biliniyor.”

Çin kaynakları Kül Tigin devrini anlatırken Kore denizinden Hazar denizine kadar uzanan coğrafyada Çin dışındaki bütün devletlerin Türk devletinin boyunduruğu altında bulunduğunu belirtiyor.

 
Nasıl olur da böyle büyük bir Hakandan, yani Çinlilerin Sse-kin dedikleri Kül Tigin’den Arapların haberi olmaz ve nasıl olur da bu büyük Türk devleti Arapların, kendi coğrafyasının tam ortasında giriştikleri katliamlara göz yumar?

Ki Türük Bil Hakanları hiçbir zaman katliamlara göz yummamıştır.
mö. 517 yılında yazılan yazıtta ilk Türk tarihçisi Önre Bina Başı;


” Bütün Türk Hakanlarının ülkesini gezdim ve buraya, Türk federasyonunun / birliliğinin kuruluşunun 1000.yılını kutlamak üzere geldim. ” diyor.

Ben bunu okudum , tarih nereye gitti ?

Mö. 1517 yılına gitti.

Oysa bize , ” Sizin tarihiniz Orhun Abideleri ile ve ms. 734 ‘te başlar.” derler.

Doğru değil bunlar. Bilimsel olarak doğru değil.

———

ŞÜKÜR
———
Bişkek”te son gece, işadamı Zafer Özsoy, evinde bize kendi elleriyle bir şiş kebap yaptı.

Birlikte bütün Orta Asya’yı, bütün Türk Dünyasını at sırtında gezme hayalleri kurduk.

O zaten her yeri gezmiş.

Yemekte Özer Revanoğlu ve Avukat Mümtaz Çoban ile yeniden beraber olduk ve gece yarısı  İstanbul’a uçmak için hava alanına hareket ettik.

İstanbul’a dönüş yolunda, uçakta Kazım Mirşan ile beraber oturduk.

Büyük bir mutluluk içindeydi.

Onunla birlikte, biz de Tanrı’nın Türklerinden kalan eserlerin bir kısmını dünya gözüyle görmüş, anlamlarını kendisinden dinlemiş ve kısa bir süre için de olsa Türkçe’nin ve Türk tarihinin zaman tüneline girmiştik.

Türk felsefesine / düşünce yapısına göre zamanı Tanrı yaşardı ama Tanrı, o zamandan bize de biraz bağışlamıştı..
Şükrettik…

————
Cengiz Aytmatov’un babası

bu fırında yakıldı.

————————————

Bişkek yakınlarında, Çantaş denilen yerde ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un babasının Sovyet döneminde yakıldığı fırınları gördük.
Ala Arça .
Gün batmadan, Tanrı Dağlarının eteklerinde, Ala-Arça’ya, çiçek resimleri çekmeye gittik.

Bitki örtüsü Karadeniz yaylaları gibi.

Yer yer bazı gür ağaçların dilek ağacı olarak değerlendirildiğini gördük.

Ancak belirli bir bölgeden sonra daha yükseklere doğru çıkmak yasak!

Zaten yolu da kapatmışlar. Yolun kesildiği yerde villalar ve eğlence mekanları var.


(Arslan BULUT – 2004)

Arslan Bulut beye teşekkürlerimi sunuyorum .
Gezisine bizde katılmış olduk .

Bundan sonrada okuyanlar katılacaklar .
İdris Kulaçoğlu .. 14.11.2018  02:11 çalışma odam .Bakırköy

——

Geziye katılan Rahmetli Servet Somuncuoğlu, geziyi Atlas dergisinde Kasım 2015 ve  Aralık 2017, İstanbul  yayınladı. Ve daha sonra kitaplaştırdı.

Servet beyin adında Türk tarihi , dili ve kültürümüz hakkında çalışma yapmış ve yapanlara saygım , gururm ve gönül borcumla teşekkür ediyorum .

Bende , bu çalışmaları paylaşarak Türk çocuklarımızda bir merak , isteklendirme oluşturma çabası içindeyim .

İdris  Kulaçoğlu . 29.1.2021 çalışma odam .