KAZIM MİRŞAN YAŞAMI

KAZIM MİRŞAN    

ÖNTÜRK TARİHİ

ARAŞTIRMACISI

————————

Söyleşide ki ifadeleri ;

“ Şimdi efendim, benim bütün söyleyeceklerim yazılı belgelere dayanıyor, hiçbir şeyin teorisini kurmuyorum. yazıları okuyorum, ve burada olan şeyleri bazen anlaşılır hale sokmak için ufak tefek  açıklamalarda  bulunuyorum. ‘’

—-

“ Şimdi, ‘Altaylar’da şehir yok’ diyorlar . Abakan Sarayı var . orada devlet kurmuş, Serence var .  Urkun boluk var.  Karabalsagun şehri var.

Dört şehri saydım mı o söylediği mıntıkada?

mö 8 . yüzyılda Avrupa’da bir tek isim saysın bana ! 

Bir şehir ismi ! Biz yerleşiktik. Avrupalılar göçebeydi ! ”

——————

Kazım Mirşan

——————

4.7.2019 ‘da , Doğu Türkistan’ın İli Nehri üzerindeki Gulca / Kulca kentinde                           Mir / Emir Abbas oğlu olarak dünyaya  geldi.

Xeygen’de Çince, İngilizce de öğretilen , Rusça eğitim yapan okulundan sonra 1935’te İstanbul’a gelir  ve öğrenimine İstanbul’da devam etti.

Boğaziçi Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1940’ta Yüksek Mühendis Mektebine girdi.

1942’de üçüncü sınıftayken Almanya’ya giderek Berlin’de “ Technische Schule  ”‘ de okudu.

1946 yılında Türkiye’ye döndüğünde tekrar başlatılan Irkçılık-Turancılık davasına tanık olarak çağırıldı.

1947 ‘de , İstanbul Teknik Üniversitesi olarak adı değiştirilmiş olan Yüksek Mühendis Mektebinde, inşaat yüksek mühendisliğini okumaya devam ederek  mezun oldu.

İnşaat mühendisi olarak Almanya, İsviçre ve Türkiye’de çalıştığı sırada hobi olarak eski Türk’leri araştırmaya başladı.

—-

Sayın Turgay Tüfekçi,Kazım beyin , 14’ün üzerinde dil bildiğini belirtmiştir. (Cevizoğlu, 2002, sf. 106)

 Almanca, Rusça, İngilizce ve Türk lehçeleri / Tatarca, Özbekçe, Başkurtça, Tarançıca, Kaşkarlıkça / Uygurca , Kazakça, Kırgızca, Azerice, Türkiye Türk’çesi ile kendi ana lehçesi olan, Tümen’likçe dışında Yunanca, Latince,Rusça , İtalyanca’yı  meslek araştırmalarına yarayacak kadar bilen Mirşan, yaşamını  Türk’lük araştırmalarına adadı. 

—-

Ortaya attığı Türk tarihi tezleri ile çığır açtı.

Yazıyı Türk’lerin bulduğunu bilimsel olarak ispatlayan Kazım Mirşan, alfabelerin kökeninin Türkçe olduğu teziyle de dikkatleri üzerinde topladı.

—-

Sosyal bilimler alanında dünyanın sayılı organizasyonları arasında yer alan ICANAS, bilim, kültür ve sanat alanında Türkiye’ye katkıda bulunanları unutmadı. Türk tarihi üzerine yaptığı bilimsel araştırmalar ile tanınan Kazım Mirşan’a onur ödülü verildi.

—-

Taşlardaki Ön – Türk yazıtlarını okudu ,  kitaplar  yazdı , görüntülü anlatımlara katıldı .

Kitaplarını Türk Tarih ve Dil kurumlarına incelenmesi için gönderdi . Kurumlarca hiçbir çalışma yapılmadı .

( Çırpındı ! Benim yanlışlarımı söyleyin veya doğruluğunu kabul edin  dedi ama ilgi görmedi ! Neden görmedi anlaşılır gibi değil !?

Kendisi ile tel da konuşma fırsatım oldu . )

—-

Tarih konusundaki

tezleri

———————–

Kazım Mirşan’ın savunduğu tezin, Mustafa Kemal Atatürk’ün isteklendirmesi ile 1930 yıllarında oluşturulan Güneş Dil Teorisi’ni ve Türk Tarih Tezi’ni destekleyen tarafları bulunmaktadır.

Tek vuruşlu musiki araştırması için Türkiye’ye gelen Haluk Tarcan Bey , araştırmalarının en büyük destekçisi oldu .

( Haluk Tarcan bey ile tel ‘da görüştüm . Kitaplarını istedim .

5 kitabını 2 gün içinde yolladı. )

—-

* Türkçe yazıtlar ;

Vinça – Tartaria yazıtları mö 5300 ,

Skandinavya yazıtları , Glozel yazıtları mö 5000 , Val Camonica yazıtları , İsviçre yazıtları , Etrüsk yazıtları , Proto Grek / Pelasgyazıtları , Yemen yazıtları bulundu.

Görülüyor ki , Proto Türk’lerin din anlayışı  , tabiatın yorumu anlamındadır .

Burada batıl / boş / yalan inanışlara yer yoktur .

Kişiler bu dünyada TURUM –ARA / yaşam ortamında yaşadıkları kadar , öbür dünyaya da TURUM ARA şartları içinde ulaşacaklardır .

Türk’ler yazı yazmaya başlamadan önce bile ,İSİG’lerini / inançlarını SİNTAŞ lar aracılığı ile belirtmiş bulunuyorlar .

Özellikle ABAKAN steplerinde toplanan QT-QZ / yakmayla ruhun kozmoza geçmesi sintaşlarına göre QT-QZ’lar öbür dünyaya inanmış bulunuyorlar .

Gördük ki , TÜRÜK’ler , bütün inançlarını astrofizik biliminin verilerine dayandırmış bulunuyorlar .

—-

* Oğuzlar Anadolu’ya geldiklerinde karşılarında aynı dili konuşan pek çok Türk grubu ile karşılaşmıştır.

* Türk Tarihi’nin M.Ö. 16.000’li yıllara dayandığını savunur.

* Yazı, M.Ö. 16.000 yılında Türk’ler tarafından icat edildi.

* Anadolu’da da Ön Türkçe yazıtlar bulunmaktadır.

* Roma’nın küllerinden kurulduğu medeniyet olan Etrüskler Türk’tür. (Etrüsk yazıtları ilk defa 1970 senesinde Kazım Mirşan tarafından okundu).

* Romalılardan önce İtalya Yarımadası’nda yaşayan Etrüsklerin konuştuğu dil olan  Etrüskçe ,Ön-Türkçe kökenlidir.

* M.Ö. 10.000 yıllarında ılıman iklim ve büyük göllerin olduğu anlaşılan Orta Asya’nın kuruması ve çölleşmesiyle Türk gruplarının çevre ülkelere yayıldığı ve diğer kültürlere etki yaptıkları ileri sürülmektedir. Bering Boğazı’ndan geçerek Kızılderili ve Güney Amerika kültürlerinin diplerinde de Türk etkileşimi olduğu ileri sürülmektedir.

* İskandinavya dahil, tüm Avrupa’da 5000’den fazla Ön-Türkçe yazıt bulunmaktadır.

* Tüm dünya alfabelerinin kökeni Türk alfabesidir.

* Latin, Yunan, Fenike ve Kril alfabelerinin Ön-Türkçe’den oluşmuştur.
*  Türk’lerin Çin’lilerden çok önce kağıt üzerine fırçayla yazı yazmışlardır .

* İlk Türk devleti Hun İmparatorluğu olmadığı, ilk Türk devletinin Bir Oy Bil olduğu görüşündedirler. Ardından At Oy Bil, Türükbil / Öküktürük ( Göktürk okuması yanlıştır ) gelir.

Öküktürük : Gökten gelen tür / Rab’bani cins .

* Türk tarihinin çok eskilere dayanması gerektiğini gösteren en büyük delil ise; Orhun Yazıtları’dır.

Çünkü Orhun Yazıtları’nda kullanılan dil ve noktalama işaretleri bu dilin en gelişmiş hali olduğu sonucuna götürmektedir.

Böyle bir dilin oluşabilmesi için en az 3000 yıl geriye gidilmesi gerekir. Kazakistan’da, Bu tezi destekleyen ve M.Ö 600’lere tarihlenen bazı yazıtlar bulunmuştur.

* Bugün Çin sınırları içerisinde 300 metre boyunda piramitler bulunduğu ve bu piramitlerin Mısır’dan çok önce inşa edildiği tespit edilmiştir. Mısır’ın dip kültüründe de Türkler olduğu iddia edilmektedir. Bknz.Çin Piramitleri.

* Norveç, İsveç, Portekiz ve Fransa’daki mağaralardaki yazıların Türk damgaları / ongunları – sembolleri  ile okunduğunda anlamlaştığı ileri sürülmektedir.

* İskitlerin /  Sakalar’ın Türk kökenli oldukları ileri sürülmektedir.

* Etrüskler, Truvalılar, Sümerler, Hititler ve Friglerin dip kültüründe Türk uygarlığı olduğu görüşü de ileri sürülmektedir.

* Japon ve Çin medeniyetinin de dip kültüründe M.Ö. 4000 yıllarında Orta Asya’dan Çin’e ve Japonya’ya göçen Türk’ler var.

* Türk’ler Anadolu’ya 1071’de değil, M.Ö. 7000’li yıllarda gelmişlerdir. Çevresi denizle çevrili Anadolu’yu sürekli besleyen Türk göçleri buraya sıkışmışlar ve Türk varlığını oluşturmuşlardır.

*  Yunanistan’ın Ön-Türkçe adının ‘’  İç-Üy-Ök  ‘’ olduğu ileri sürülmektedir. Aynı zamanda Yunan kitabelerindede Anadolu’dan gelen ve demiri çok iyi işleyen bir topluluk olduğu yazılmaktadır. Ancak bu toplumun mevsimlik geldiği bilinmektedir. Bu toplumun Ön-Türkler olabileceği ileri sürülmüştür.

* Kazım Mirşan , Mısır-Sina’da piramitlerdeki yazıtlarda Ön-Türkçe kartuşlar bulmuştur.

* Mısır’daki eşteşlerinden 2000 yıl daha eski ve iki kat daha büyük olan ve şu anda yasaklanmış bölgede bulunan piramitler Türk’ler tarafından yapılmıştır.

Bugün Çin sınırları içerisinde 300 metre boyunda piramitler bulunduğu ve bu piramitlerin Mısır’dan çok önce inşa edildiği tespit edilmiştir.

* Kazım Mirşan , Bizans’ın ilk kurulduğu dönemlerde Ön-Türkçe konuştuğunu ileri sürmektedir.

Kanıtı ise ; Trabzon’daki Rum Kilisesi’nde sadece Ön-Türkçe okunabilen yazılardır. Kazım Mirşan, daha sonraları başka kültürlerden etkilenerek Bizansın Ön-Türk dilini kullanmamaya başladığını ileri sürmektedir.

* Türk’lerle Alman’lar akrabadır.

* Türkler, devlet kurmada

en önemli medeniyetlerden

———————————

Araştırmacı – yazar Kazım Mirşan, Türk tarihinin seyrinin en önemli noktasının Türk’lerin devlet kurma ve idare etme özelliği olduğunu kaydetti.

Türk’lerin Anadolu’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada etkinliklerini sürdürdüklerini belirterek, şunları söyledi:

“ Türk’ler her zaman devlet kurmada ve idare etmede en önemli medeniyetlerden biri olmuşlardır.

Devlet kurma ve idare etmek bir sanattır.

Türk’ler de bunu en iyi yapan medeniyettir.

Türklerin tarihteki kaynaklarına baktığımızda çok geniş ve sağlam bir haberleşme ağının olduğunu görmekteyiz.

Türk hakanları, sınır boylarında olan her şeyden haberdar olmaktaydı. Bunun yanında sınır boylarında Türk hakanı adına karar verebilecek biri mutlaka olurdu.

Devlet yönetmenin en temel unsurlarından bir tanesinin haberleşme ağının sağlam olmasıdır ki tarihte bunu Türkler ortaya koymuştur.

” Türk’lerde yönetim sanatının deneyime dayandığını vurgulayan Mirşan, son kitabında özellikle bunu anlattığını  belirtmiştir.

Türk’lerin Çin’lilerden çok önce kağıt üzerine fırçayla yazı yazmışlardır . ve bunun örneğine çok rastlanmadığını anlatan Mirşan,

—-

“  Yazılanlardan şunları öğreniyoruz. Türk’ler Tanrı’ya çok değer veriyorlar. Örneğin bir gün yolda yürürken Tanrı’yla karşılaştığını yazmış ve bu ona saadet / mutluluk getirmiş. Diğer medeniyetlerde bunun örneği yoktur. Türk’ler Tanrı ile olan ilişkilerinde her zaman sevgi ve saygı çerçevesinde hareket ediyorlar ve bunu da dile getiriyorlar. ” dedi.

Türkçe yayınlar

  1. 1966: Türk Metriği
  2. 1970: Prototürkçe Yazıtlar
  3. 1978: Altı Yarıq Tigin (182)
  4. 1983: Prototürkçe’den Bugünkü Kürtçeye
  5. 1983: Urgun-Selene Yazıtları için Kabul Olunan Tarih Tespitlerinin Yeniden Gözden Geçirilmesi
  6. 1985: Anadolu Prototürkleri
  7. 1990: Prototürk Bilginlerine Göre Astrofizik
  8. 1991: Bolbollar
  9. 1993: Prototürkçe Yazıtlar Hakkında Konferans
  10. 1993: Yazı İşretleri
  11. 1993: Alfabetik Yazı Başlangıcı ve Glozel Yazıtları
  12. 1994: Alfabetik Yazı Başlangıcı
  13. 1992: Tatarcanın Türk Alfabesi İle Yazılması (12)
  14. 1995: Side Bitigtaşları
  15. 1995: Öztürkçe “-sal” eki
  16. 1996: Preportekiz Bitigtaşları
  17. 1996: Barış Yolunda Eğitim
  18. 1997: Bugünkü Avrupa Dillerinde Prototürkçe İzleri
  19. 1996: Fiillerin İsim Ve Mastar Halleri İle Sıfat-Fiil ve Zarf-Fiil Alanlarında Bugünkü Avrupa Dillerinde Etrüskçe İzleri
  20. 1998: Dinlerin Gelişimi, Erken Türk Dininden Doğan Dinler, Side, Pre-portegiz, Glozel, Pre-Mısır, Etrüsk, Protpgrek ve Hinduizm, Tevrat, İncil, İslam
  21. 1998: Etrüskler, Tarihleri, Yazıları ve Dilleri
  22. 1999: Türk Takvimi
  23. 1999: Erken Türk Devletleri ve Türük Bil
  24. 2000: Sölgentaş Mağarası
  25. 2000: Bilge Atun Uquq: Türük Bilge Qağan Nine Bitig
  26. 2000: Moğulstandaki Kısa Yazıtlar
  27. 2000: Hiyeroglifler
  28. 2000: Avrupa,Sibir ve Orta Asyadaki En Eski Yazıtlara Dayanılarak Deşifre Edilen Pra-Mısır Hiyeroglifleri
  29. 2001: Makaleler
  30. 2003: Erken Türklerin Skandinavya Yazıtları

İngilizce yayınlar

  1. 1986: Univerzum bir çerçeve gibi Statik bir sistemidir?
  2. 1992: Anadoludan Piktogrammlar, Petroglifler, ISUB-ÖG ve UW-ON yazıtları
  3. 1992: Prototürk Bilginlere göre Kozmik invariansların Manipülasyonu
  4. 1996: Fiillerin İsim ve Mastar Halleri ile Sıfat-Fiil ve Zarf-Fiil alanlarında Bugünkü Avrupa Dillerinde Etrüskçe İzleri
  5. 2000: Avrupa,Sibir ve Orta Asyadaki En Eski Yazıtlara Dayanılarak Deşifre Edilen Pra-Mısır eserleri
  6. 2002: Eski Türk Bilginlerine göre Fizik ve Astrofizik Bilimi [The Science of Physics and Astrophysics According Old Tukish Scholars]
  7. 2003: Erken Türklerin Skandinavya Yazıtları
  8. 2003: Erken Türklerin Anadolu Yazıtları

Almanca yayınlar

  1. 1968: Hiperstatik Sistemlerin Eşdeğer Yükler ile Hesabı
  2. 1973: Proto-Grekçe Yazıtların Deşifre Edilmesi
  3. 1993: Alfabetik Yazı Başlangıcı ve Glozel Yazıtları
  4. 1993: Prototürkçe Gramer
  5. 1996: Pro-Portekiz Yazıtları
  6. 1996: Türlü Dillerde Proto-Türkçe İzleri
  7. 1997: Etrüsk Yazıtları

KAYNAKLAR

—————–

* Kazım Mirşan Belgeseli : https://onturk.wordpress.com/2011/04/18/kazim-mirsan-belgeseli-4-bolumluk-izlengec/

* TARİH TÜRKLERLE BAŞLAR dan alıntı

* Çok bilgi . com

* Ceviz Kabuğu programları

———————————–

Rahmetli Kazım Mirşan’a ve bu günlerde 90 lı yaşlarını süren Haluk Tarcan ‘a kendim ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum ..

İdris Kulaçoğlu . 22.2.2019 02:08 çalışma odam .

————————————

EK BİLGİ :

————-

(Hulki Cevizoğlu “ Tarih Türklerde Başlar ” Ceviz Kabuğu 2002, Ankara)

Okurlarım yazılarımı bilirler, yazılarımı “ o yazıya özgü ” bir kurgu bağlamında geliştiririm.

Yazı çok çok değerli kişiliğin tanıtılması konusundaydı..

Öyleyse ne yapmalıydım !

Kişiyi, yaşam öyküsüyle değil salt düşünceleri, savları, birikimleri, edimleri, yapıtlarıyla tanıtmak… 1960’lı yıllardan bu yana kendisini, “ Türk Dili ”nin 17 000 yıllık yazıtlarını çözmeye, onları Türkçe olarak okuyabilmeye adamış, bu olanaksız işi de başarabilmiş, bunun ürünlerini en son bildiğim 48 kitapta kamuya duyurabilmeye girişmiş bir kişiden söz ediyordum.

Önce şunu düşünmüştüm : Böylesine önemli bir kişiliği, devlet / özel kesim her fırsatta duyurmuştur topluma-uygar bir ülkeye böylesi yakışır.

Örneğin, bir ansiklopedide de yeri vardır. İsteyen bakar oraya. Benim ayrıca yazmam gerekmez.

Tanıtacağım kişi, dünyanın en eski, üstelik yaşayan dili Türkçe’nin ” Runik ” (kazıma) yazısının bugüne değin hiç kimse tarafından okunamadığı için yalnızca 20. yy’da Orhun örneği, Yenisey örneği birtakım taşları okunabilmiş , bu binlerce yıl içinde unutulmuş olan Türkçe’nin o çağlardaki yapısını ilk kez çözüp yazıtları okumasıyla bir yeryüzü tanığı olan bu kişi

için devlet bir onur ödülü, sanı düşünmüş müydü?

Üniversiteler onursal (av. Fahri) profesör sanı vermişler miydi?

Okyanuslar ötesi üniversiteler profesörlük önerdiler.. O ” Türkbükü ” köyüne kapanıp yaşam boyu üretmeyi yeğledi.

Bu özgün kişilik , sayı ile belirlersek neler yapmıştı:

Avrasya’da toplam 430 olmak üzere, bugüne değin hiçbir dilde okunamamış 600 yazıtı Ön-Türkçe olarak okumuştu (Tarcan, 2003)

Asya’da 62 yazıt, Anadolu’da 25 yazıt.

Bunlara 182 Mısır yazıtı (Hiyeroglif), 67 İskandinavya yazıtını bir de geçen yıl yayımladığı 20 Yemen yazıtını katabiliriz. Özünde bu bilim kişisi okumalarını bugün 90 yaşında da sürdürmekte bu yüzden kesin sayı vermek güç.

Bu kadar değerli bir araştırmacı , dil bilimci insanımıza karşı her açıdan ilgisizlik , vurdumduymazlık en azından üzüntü veriyor .

Hulki Cevizoğlu .